Kapat

SÜT, OYUN, OKUL VE ERGENLİK DÖNEMİNDE BESLENME

1. SÜT ÇOCUĞUNUN BESLENMESİ
Fotoğraf 1.1: Bebek, beslenmek için anneye bağımlıdır
SESLENİŞ
“Süt kokar bedenim,
Annemin ak sütüdür emdiğim.
Zamanla ek besine geçerim,
Meyve, sebze, yemek yerim.
Bir yaşına kadar anneciğim,
Sana bağlı bebeğin,
Sadece süt değil verdiğin,
Sevginle de besleneceğim.
Güvenle gelişip büyüyeceğim…
Fatma SAPTAŞ
1.1. Süt Çocukluğunda Beslenmenin Önemi
Beslenmenin ilk amacı, yaşamı devam ettirmektir. Yaşamın normal ve arzu edilen
düzeyde olabilmesi için beslenmenin, büyümeyi ve gelişmeyi de sağlayacak özellikte olması
gerekir. Yeni doğan bebek yaşamını sürdürmek için ihtiyaçlarının karşılanmasında anneye
bağımlıdır. Bebek kendi ihtiyacını karşılayamaz. Bebeğin sağlıklı bir şekilde büyüyüp
gelişebilmesi, ancak anne ile bebek arasında karşılıklı ilgiye dayanan başarılı bir beslenme
ile sağlanır.
Süt çocukluğu çağı, yaşamın ilk yılını kapsar. Bu yıl, diğer yıllara oranla hızlı büyüme
ve gelişme yılıdır. Sağlıklı bir bebek; doğduğunda yaklaşık 3-3.5 kg ağırlığında,48-50 cm
boyundadır. İlk 15 günde su kaybı nedeni ile doğum ağırlığının %10’ unu kaybeder. Ancak 6
ayda doğum ağırlığının iki katına 12 ayda üç katına çıkar.Boy 0-3 ay içinde ortalama 2-4 cm,
4-12 aylık dönemde ayda 1,5-3 cm uzar . Süt dişleri, sağlıklı bebeklerde 5-9 aylarda çıkmaya
başlar. Bir yaşında çocuğun 6-8 dişi vardır. Bebeğin, doğduğunda baş çevresi 34-35 cm’ dir.
Bir yaşında 46-47 santimetreye ulaşır. Yine bir yaşında baş ve göğüs çevresi eşitlenir . Süt
çocuğunun bu gelişim özelliklerinin bilinmesi, beslenme ihtiyaçlarının karşılanması için
önemlidir.
Bebeğin iyi beslendiğinin göstergesi, standartlara uygun büyüme ve gelişmesidir. O
hâlde çocuğun sağlık ve beslenme durumunu anlamanın en iyi yolu onun büyümesini
ölçmektir. İlk aylardan itibaren bebeğin ağırlığının ve boyunun ölçülmesi gerekir.
Büyüme ve gelişimi izlemede doğru ölçüm önemlidir. Düzenli aralıklarla bebek
tartılmalı (kantar veya tartı ile) ve boy uzunluğu mezru ile ölçülmelidir. Büyüme grafiğine
işaretlenmelidir.
Yetersiz ve dengesiz beslenen çocuklarda, büyüme geriliği ve çeşitli hastalıklar
görülür. Ayrıca Sağlıklı beslenemeyen çocuk huzursuz, mutsuz ve mızmız olur.
Sağlıklı beslenen bebekler; canlı, hareketli ve neşelidir. Boy ve kiloları normal,
görünüşleri sağlıklıdır. İyi beslenme, zihinsel gelişim açısından da önemlidir.İlk yıllarda
beyin hücreleri hızlı gelişir. Sağlıklı beslenemeyen çocuklarda öğrenme güçlüğü ve zihinsel
yetersizlikler görülebilir. Bebeğin beslenme alışkanlığı iyi bir dengeye oturtulursa duygusal
gelişimi de olumlu yönde etkilenir. Özellikle emme sırasında anne ve çocuk arasında kurulan
duygusal bağ temel güven duygusunu geliştirir.
1.2. Süt Çocuğunun Beslenmesinde Temel İlkeler
Süt çocuklarında 3 şekilde beslenme gözlenir:
Doğal beslenme: Anne sütü ile beslenmedir. Bebeğin beslenmesinde en doğal yol,
anne sütünün verilmesidir. Altıncı aya kadar anne sütü verilmesi en iyi beslenmedir.
Fotoğraf 1.2: Doğal beslenme . Altıncı aya kadar bebek emzirilmelidir
Yapay beslenme (suni beslenme ) : Anne sütü olmadan diğer sütler ya da mamalarla
yapılan beslenme şeklidir. Bebek beslenirken biberon ve bebeğe uygun kaşık kullanılır.
Fotoğra 1.3: Yapay beslenme
Karışık beslenme: Anne sütünün yetmemesi durumunda veya belli bir aydan sonra
anne sütü ile birlikte diğer sütlerin ve ek besinlerin verilmesi şeklindeki beslenmeye “ karışık
beslenme “ denir.
Doğal, yapay, karışık olarak hangi şekilde beslenirse beslensin çocukların
gösterdikleri “ yetersiz beslenme “ belirtileri ortaktır. Süt çocuklarının beslenmesinde
aşağıdaki temel ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır:
Ø Beslenme, sağlıklı ve düzenli olmalıdır.
Ø Her çocuğun doğumdan itibaren besin öğelerinden yeterli ve dengeli olarak
alması gerekir.
Ø Bebeğin beslenmesi, durumuna ve yaşına uygun olmalıdır.
Ø Doğumdan sonraki ilk günlerde salgılanan anne sütü ( kolostrum ) bebeğe
mutlaka verilmelidir. Koyu kıvamlı, limon sarısı rengindeki kolostrum halk
arasında ağız olarak adlandırılır.
Ø Bebek iyi emiyor, büyüme gelişmesi düzgün gidiyorsa altıncı aya kadar anne
sütü yeterlidir. Bebeğin beslenmesinde anne sütü tercih edilmelidir.
Ø İlk 1- 1.5 ay bebek, her ağladığında emzirilmelidir. Daha sonra 3- 4 saat ara ile
5- 6 öğün beslenmelidir.
Ø Emziklilikte meme bakımına ve temizliğe önem verilmelidir.
Ø Bebek, anne sütü aldığı sürece ek besinler kaşıkla verilmelidir. Çünkü çocuk
biberona alışırsa anne memesini emmeyi bırakabilir. Anne sütünün devamı için
de önemlidir. Ancak yapay beslenmede yiyecekler sadece kaşıkla değil ara sıra
biberonla da verilmelidir, biberon kullanılmazsa daha sonra parmak emme olayı
ortaya çıkabilir.
Ø Ek besinlere az miktarda ve teker teker başlanmalı, miktar her gün biraz daha
artırılmalıdır.
Ø Ek besinlerin seçiminde ailenin ekonomik gücü ve yemek alışkanlıkları dikkate
alınmalıdır.
Ø Çocuğu beslerken anne sevgi ve şefkat , göstermelidir.
Ø 6- 12 aylık çocukların beslenmesinde meyve suyu ve püresi, sebze çorbası ve
yoğurtlu çorbalar ilk başlanacak ek besinlerdir.
Fotoğraf 1.4 : Baba da bebeğin temel ihtiyaçlarını karşılamada yer almalıdır
1.3. Süt Çocuğunun Enerji ve Besin ihtiyacı
Çocukların besin ve enerji ihtiyacı, yetişkinlere göre farklılık gösterir. Süt
çocuklarının vücutlarında yeni dokuların yapılması nedeni ile protein, mineral ve vitaminlere
gereksinim fazladır. Büyüme sürecinde önemli miktarda enerji gereklidir. Çocuklar henüz
kendi kendilerine yemeyi öğrenmediklerinden beslenmeleri için hazırlanacak diyetler çocuğa
uygun olmalı ve belirli besin öğelerini içermelidir.
Süt çocuğunun enerji ihtiyacı
Süt çocuğunda enerji ihtiyacı:
1-3 ay arasında kilogram başına 120 kalori
4-9 ay arasında kg başına 110 kalori
10-12 ay arasında ise kg başına 105 kalori şeklindedir.
Kalorinin büyük bir kısmı, yağlar ve karbonhidratlardan sağlanır. Anne sütündeki
karbonhidrat (laktoz) ve yağlar kolay emilir.6-12: aylar arasında enerji (kalori ) ihtiyacını
katı ve sıvı yağlar, pekmez, bal, reçel (günlük ortalama 10 gr. ) ve şekerler (günlük ortalama
20 gr ) karşılar.
Bebeğin protein ihtiyacı oldukça yüksektir. Vücut dokularının büyümesi, devamlı
protein sentezini gerektirdiğinden kaliteli ve yeterli protein alınması şarttır. Anne sütü, yeni
doğan için örnek protein niteliğindedir. Örnek proteinin sindirim oranı %95 kadardır.
Vitamin ve mineraller:
Süt çocuğunun bazı vitaminlere ve minerallere günlük ortalama ihtiyacı:
Vitamin A: 1500 I.U. Kalsiyum : 500mg
Vitamin D: 400 I.U. Demir : 5-10mg (6. aydan sonra )
Vitamin C: 20- 30 mg İyot : 50 mcg
Vitamin B 6: 0.3-0.6 mg Fosfor : 400 mg
Vitamin B12: 1- 2 mcg Çinko : 5-10 mg
Folik asit : 40- 60 mcg Potasyum: 4- 8 mg şeklindedir.
Bebeklere günde ortalama kilogram başına 150- 175 mililitre sıvı verilebilir.
Süt çocuğunun vitamin ve mineral ihtiyacını normal durumlarda anne sütü, 4-6. aya
kadar karşılayabilir. Daha sonra ek besinlerle ihtiyaç karşılanmalıdır.
1.4. Anne Sütü ile Beslenme
Bir bebek için en iyi besin anne sütüdür. İçerik ve kalite açısından hiçbir gıda ile
kıyaslanamaz. Bebeğin beslenmesinde en doğal yoldur. Anne sütünün salgılanması,
doğumdan hemen sonra başlar. Anne, doğum sonrası kendine gelir gelmez emzirmeye
başlamalıdır. Ağız sütü ( kolostrum ) bebeğe mutlaka verilmelidir. Bebek ilk bir ay her
ağladığında, daha sonraki aylarda 2- 4 saat aralıklarla beslenmelidir. Bebek büyüdükçe
acıkma zamanı uzar.
“ En ideal besin, anne sütüdür.”
Pek çok faktör anne sütünün salgılanmasında etkilidir. Bebeğin emme refleksi,
annenin beslenme durumu, anne baba arasındaki ilişki, annenin psikolojik durumu ve süt
verme arzusu bu faktörler arasında yer almaktadır. Annenin göğüslerinin düzenli aralıklarla
boşaltılması gerekir. Çünkü bu, sütün salgılanmasını sağlayan en önemli uyarımdır. Bu
nedenle emmesi zayıf olan bebeklerin boşaltamadığı göğüsler pompa ile boşaltılmalıdır.
“Sık sık emzirme, arzuyla emzirme , meme bezlerini uyararak süt yapımını
artırır.”
Anne mümkün olduğu kadar bebeğini emzirmelidir. Anne sütünün 6. aya kadar
çocuğa yeteceğini unutmamalıdır. Anne sütünün yeterliği en kolay yoldan çocuğun ağırlık
kazanmasıyla anlaşılır. Sağlıklı bir bebek, anne sütü de yeterli ise altıncı ayına kadar her ay
ortalama 800 gr. ağırlık kazanır.
1.5. Anne Sütünün Yararları
Anne sütü ile beslenmenin sayısız yararları vardır. Bebek açısından yararları şöyle
sıralanabilir:
Ø Bebek için en uygun besindir. Anne sütünde yer alan besin ögeleri, bebeğin
normal büyüyüp gelişmesini sağlar.
Ø Anne sütü, en doğal ve en taze besindir. Her zaman taze olan anne sütü hiç
mikrop bulaşmadan doğrudan bebeğe ulaşır.
Ø Anne sütü her zaman temiz ve mikropsuzdur. Verilmesi biberon gibi bir araç
gerektirmediğinden ağız yoluyla bulaşan enfeksiyonlar görülmez. Bebeği
enfeksiyonlardan da koruyucu maddeler içerdiği için hastalıklara karşı korur.
Ø Anne sütü, tamamıyla ve kolaylıkla sindirilir. Böylece çocuk, çeşitli sindirim
bozukluklarından (ishal, kabızlık, gaz ) korunur. Demirin emilim oranı yüksek
olduğu için ilk 6 ayda anemi (kansızlık) olasılığı azdır.
Ø Anne sütü, bebekte alerji yapmaz.
Ø Anne-çocuk ilişkisini güçlendirir. Bebeğin duygusal doyumunu sağlar. Temel
güven duygusunu geliştirir.
Anne sütü ile beslenmenin anne açısından önemini ise şu şekilde sıralayabiliriz:
Ø Anne sütü ile beslenme ekonomik, kolay ve güvenlidir. Emziren anne, bebeğin
besinini hazırlamak zorunda olmadığından daha az yorulur.
Ø Annenin gebelik olasılığını azaltır.
Ø Annede göğüs kanseri, over (yumurtalık ) kanseri, idrar yolu enfeksiyonları
daha az görülür.
Ø Anne ve bebek arasında duygusal bağ gelişir.
Fotoğraf 1.5: Anne sütü ile beslenme, anne bebek arasındaki duygusal bağı geliştirir
1.6. Emzirme Tekniği
Emzirmede temizliğe dikkat etmek çok önemlidir. Bebeği emzirmeye başlamadan önce:
Ø Anne, sabunlu su ile ellerini yıkamalı.
Ø Meme başlarını temizlemeli.
Ø Bebeğini rahat ve huzurlu ortamda emzirmek ve iyi bir emme pozisyonu için
sırtını dayayabileceği şekilde rahat oturmalıdır.
Emzirme sırasında;
Ø Bebeğin yüzü ve gövdesi anne memesine dönük olmalı.
Ø Bebeğin başı ve gövdesi aynı doğrultuda, düz bir hat üzerinde olmalı.
Ø Anne işaret parmağı ile memeyi alttan desteklemeli, baş parmak memenin
üstünde olmalı, meme ucu bebeğin dudaklarına değmeli.
Ø Meme ucu ile etrafındaki kahverengi halka ( areola ) tamamen bebeğin ağzında
olmalı ve damağına dokunmalı.
Ø Bebeğin altı temiz olmalı.
Ø Bebeğin çenesinin okşanmasının emmeyi hızlandıracağı unutulmamalıdır.
1.7. Biberonla Besleme
Anne yokluğunda veya herhangi bir nedenle annenin bebeğine süt veremediği
durumlarda hayvan sütlerinden yararlanılır. Bulunması kolay olduğu için en çok inek sütü
kullanılır. İnek sütü ile anne sütü içeriğinde farklılık gösterir. Bebeğe inek sütünün
verilmesinin bazı sakıncaları vardır. Bunlar :
Ø İnek sütü alerjiktir.
Ø İçerdiği demirin emilim oranı düşüktür. Çocukta anemiye yol açar.
Ø İnek sütündeki protein oranı yüksek, ancak kalitesi düşüktür.
Ø Yağ oranı, anne sütüyle hemen hemen aynı olmasına karşı sindirimi zordur.
Ø Şeker yönünden yetersizdir.
Ø Hayvan sütü ile beslenmede sütün temizliğine özen gösterilmeli; süt, kaynatma
ve sterilize etme yöntemleri ile mikroplardan arındırılmalıdır.
Anne sütü yerine kullanılacak hayvan sütü, çocuğa uygun hâle getirilmelidir. Bunun
en pratik yolu sütün sulandırılmasıdır. Hayvan sütleri sulandırılınca protein ve mineraller
açısından anne sütüne yaklaştırılır. Ancak zaten hayvan sütünde anne sütüne nazaran daha az
olan şeker ve aynı miktarda olan yağ sulandırma ile daha da azalır. Sulandırılmış süte şeker
ve yağ eklenerek bu eksiklik giderilir. Sulandırma bebek büyüdükçe azaltılır. Ancak son
yıllarda yapılan araştırmalar inek sütünün ilk 12 ayda çocuk beslenmesinde yer almaması
gerektiğini belirtmektedir.
Çağımızda bugün tıbbın bebek beslenmesinin ilk 6 ayında öngördüğü gıda tartışmasız
anne sütüdür. Anne sütü bebeğin besinsel ihtiyaçlarını tamamen karşılayabilecek miktarlarda
olmayabilir. Anne sütünün gelmediği ya da yetersiz miktarlarda geldiği durumlarda bebeğin
beslenmesinde anne sütüne yakınlaştırılmış hazır bir biberon maması kullanılabilir. Hazır
biberon mamaları anne sütüne yakınlaştırılmış mamalardır ve anne sütü yoksa ya da
verilemiyorsa tek başına, anne sütü yetersizse anne sütü ile birlikte kullanılabilirler. Bu
mamaları ilk bir ay ortalama 3 saatte bir (günde 6-8 kez) olacak şekilde ve her öğünde 120-
150 ml arasında verilebilir. Bebeğin kilosu arttıkça miktarı da artırılabilir.
Anne sütüyle beslenen süt çocuklarında ek besinlere 6. aydan itibaren başlanır. Anne
sütü herhangi bir nedenle olmadığında sulandırılan hayvan sütü ile beslenen 3-4. aylarda ek
besinler verilir. Ek besinler: meyve suyu ve püreleri, sebze püreleri, çorbalar, muhallebi,
yoğurt, yumurta, etler, sakatatlar, kuru baklagillerdir. Yedinci ayda çocuk, belirli öğünlerde
değişik besin gruplarında yer alan besinlerden hazırlanmış yiyeceklerle beslenir.
Ek besine alıştırılırken :
*İlk önce az miktarla başlanır. Çocuğun tepkisine göre miktar artırılır.
*Ek besinlere teker teker başlanır. Bebek bir besin türüne alışınca, diğerine başlanır.
*Ek besinler iyice ezilerek sıvı hale getirilir. Katı ve sert besinlerden kaçınılmalıdır.
*Tüm besinler kaşıkla verilmelidir.
*Bebek almadığı besinler için zorlanmamalı, bir süre sonra tekrar denenmelidir.
*Bebeğe verilecek besinler doğal ve taze olmalıdır. Konserve, dondurulmuş
yiyecekler, katkı maddeli hazır besinler bebeğe verilmemelidir. Hazırlanan besinler uzun
süre oda ısısında bekletilmemelidir.
*Bebeğe verilecek besinlerin hijyenine dikkat edilmelidir
7- 12 ay arası çocuğu için menü örneği:
Sabah: Yarım dilim ekmek, 1adet katı pişmiş yumurta sarısı, yarım bardak süte
karıştırılarak verilir. Üzerine 2 çorba kaşığı taze meyve suyu içirilir.
Öğle: Bir kepçe kıymalı veya mercimekli sebze çorbası, 2 kaşık yoğurtla birlikte verilir.
İkindi: 2 kaşık meyve püresi
Akşam: Yoğurtlu veya sütlü çorbadan bir kepçe verilir. Çorba, sulu olursa içine biraz
ekmek ufalanır. 2 kaşık taze meyve suyu içirilir.
Gece ve sabah çocuk, acıkma belirtisi gösterirse emzirilir veya süt içirilir. Zamanla
verilen yiyeceklerin miktarı artırılır. Kıvamları koyulaştırılır. Dişleri çıkmaya başladığı için
yıkanmış ve soyulmuş meyve eline verilir. Çocuk; sağlıklı bir ortamda bilinçli şekilde
beslenirse iştahsızlık, aşırı yemek yeme ( şişmanlık ), alerji, besin zehirlenmesi gibi
sorunlarla karşılaşılmaz. Beslenme, karın doyurmak değildir. “Yesin de ne yerse yesin
“düşüncesiyle hareket edilmemelidir.
Etkinlik : Doğaçlama
Materyal: Araştırma sonucu oluşturulan anne sütünün yararları ile ilgili broşür.
Uygulama: “Aynur Hanım yeni doğum yapmıştır. Kendisi çalışan bir bayan olup
mankenlik yapmaktadır. Doğum sonrası çocuğunu emzirmenin bedeninin bozulmasına yol
açacağını ve işini etkileyeceğini düşünmektedir. Bu yüzden bebeğini emzirmek istemez.”
Şeklinde hikâye girişi yapılarak öğrencilerin hazırladıkları broşürden de yararlanarak bir
doğaçlama yapmaları istenir.
2. OYUN ÇOCUĞUNUN BESLENMESİ
Fotoğraf 2.1: Beslenme, oyun değildir
SESLENİŞ
Önce emekledim, sonra yürüdüm,
Etkilendiğim sözler değil, gördüğüm.
Oyundur benim en önemli işim,
Ama sofrada oynarsak, anneciğim
Bunu hep isteyeceğim.
İştahım yok diye zorlama,
Yemekte pazarlık yapma,
Beni başkasıyla kıyaslama,
Asla bunu unutma, anneciğim,
Çünkü ben biriciğim.
İsterim sağlıklı büyümek
İhtiyacım meyve, sebze, et,
Biraz da tatlı ilave et,
Yaptıklarıma sabret,
Bana sofra kurallarını öğret
Az yediğimi düşünme,
Bunun için kendini üzme,
Bak kilomun, boyumun ölçüsüne
Enerjime, hareketime
Ben iyi gelişiyorum anne….
Fatma SAPTAŞ
2.1. Oyun Çocuğunun Beslenme Özellikleri
Çocuk gelişimi dönemleri içerisinde 1-6 yaş, oyun dönemi olarak adlandırılmaktadır.
Süt çocuğuna oranla bu dönem çocuklarında büyüme hızı daha yavaştır. Dik durma ve
yürüme becerileri geliştiği için hareket fazladır. Bilindiği gibi çocuklarda beyin gelişiminin
1/3'ü anne karnında, geriye kalanı 5 yaşına kadar tamamlanır. Beyin hücreleri yapıldıktan
sonra yenilenmediği için gelişme döneminde yeterli besin sağlanmazsa meydana gelen
bozukluklar ömür boyu devam eder.
Sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimin hızlı olduğu bu dönem üzerinde yeterli, dengeli
ve düzenli beslenmenin etkisi büyüktür. Oyun çocuklarında belirgin bir gelişim eksikliği
görülmese de, klinik bulgular 1-6 yaş çocuklarında beslenme bozukluğu bulgularına çok
sık rastlandığını göstermektedir. Çocuk beslenmesi ile ilgili olarak yapılan birçok
araştırmada yeni beslenme alışkanlıklarının kazanıldığı, yeni besinlerle tanışıldığı bu
dönemin beslenme bozukluğu riski en yüksek grup olarak değerlendirilmektedir.
Fotoğraf 2.2.: Oyun dönemi yeni beslenme alışkanlıklarının kazanıldığı dönemdir
0yun çocuğu beslenmesinde temel ilke; büyüme ve gelişme özelliklerine uygun çeşit,
miktar ve kıvamındaki besinleri seçerek karşılamak; iyi beslenme alışkanlıkları
kazandırmaktır. Bu bakımdan çocukların yemek yeme alışkanlığını kazanmasında ailedeki
büyüklerin özellikle de annenin tutumunun çok önemli bir yeri vardır. Çocuk büyüklerin
tutumundan etkilenir. Sofrada çocuğun yanında yemeklerin hep iyi olduğu söylenmeli,
huzursuzluk çıkarmamalıdır. Çocuğun şiddetle yemek istemediği yiyecekleri vermekte ısrar
etmek doğru değildir. Yemek yeme konusunda çocuk ile büyükler arasında meydana gelen
anlaşmazlıklar; annelerin belli saatlerde ve fazla miktarda yiyecek yedirme isteklerinden
kaynaklanır. Anneler çocuklarını başka çocuklarla kıyaslarlar. Çocuklar arasında bireysel
farklılıklar olduğu unutulmamalıdır. Yemek sofrası pazarlık ve savaş meydanı olmamalıdır.
Çocuğun yeterli ve dengeli beslenmesinde ekonomik olanaksızlıklar bazı kısıntıları
zorunlu kılabilir. Bu durumda kısıntı besin değeri az olan yiyeceklerde yapılmalıdır. Gazoz, şeker,
sakız, çikolata vb. yiyeceklerin hem besin değeri yoktur, hem de sağlığa zararlıdır. Bunlara
verilecek para yumurta, süt, yoğurt gibi yiyeceklere ayrılabilir. Ayrıca hamur işleri ve yağlardan
da kısıntı yapılabilir.
Ailenin geliri düştükçe, bitkisel kaynaklı besinlerle beslenme oranı arttıkça, demir
eksikliği anemisi yaygın olarak görülmektedir. Uzun süreli görülen demir eksikliği anemisi
okul öncesi çocuklarda yaygındır. Bu tip çocukların mental ve motor gelişim
fonksiyonlarının yavaşladığı dikkati çekmektedir. Demir içeren gıdaların diyete ilave
edilmesi ile hemoglobin düzeyi tekrar yükseltilebilir.
Çocuğun önüne daima yaşına uygun gıdalar verilmelidir. Reddedilen gıdalar azar azar
verilerek alıştırılmalıdır. Ailenin sofra düzeni, yeme alışkanlığı çocuğu etkiler. Her cins
gıdaya sofrada yer verilmelidir.
Bu dönemde beslenmede en önemli sorunlar çocukların yanlış beslenme alışkanlığı
kazanmalarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum özellikle malnütrisyon dediğimiz
yetersiz ve dengesiz beslenmeye yol açmaktadır.
Anneler, çocuklarının günlük besin ihtiyaçlarını bilmediklerinden ve beslenmeyi
karın doyurma olarak düşündüklerinden çocuğu genellikle tek tip besinlerle beslemekte veya
besin değeri düşük olan besinleri vererek ihtiyacını karşılamasına engel olmaktadır. Bunun
sonucu çocukta büyüme ve gelişme yavaşlamakta ve durmaktadır. Hatta bazen kazandığı
ağırlığı bile kaybedilmektedir. Bu yaşlardaki yetersiz ve dengesiz beslenme durumunda
fiziksel gelişimin yanı sıra zekâ gelişimi ve öğrenme yeteneklerinin de olumsuz yönde
etkilendiği görülmektedir. Daha sonraki yaşlarda çocukların fiziksel gelişimleri beslenme
durumlarının iyileştirilmesi ile biraz da olsa düzelebildiği halde mental gelişimlerindeki
bozukluğun yeterli ve dengeli beslenen çocukların düzeyine erişemediği görülmekte ve bu
durum okul çağında da kendisini göstermektedir.
2.2. Oyun Çocuğunun Enerji ve Besin Öğelerine İhtiyacı
Çocukların enerji gereksinimi hesaplanırken dinlenme metabolik hızı, fiziksel
aktivite ve büyüme hızı göz önüne alınır. Bu yaşlarda enerji gereksinimi hesaplarken
cinsiyet ayrımı yapılmaz. Ancak 6 yaştan sonra cinsiyet ayrımına gidilir. Bebeklik
döneminden sonra enerji harcaması azalır. Bu dönemde her 1 gr doku kazanımı için 5
kal. enerji gereksinimi vardır.
Yaş Enerji - Kal/kg Protein gr/kg iyi kalite
(et, süt, yumurta)
3 -9 aylarda 100 - 95 1. 86- 1.48
1 -2 yaşlar arası 100 - 105 1.26- 1.13
2-3 yaşlar arası 100 1.26- 1.13
3 -5 yaşlar arası 95 1.09- 1.09
5 -7 yaşlar arası 85 - 90 1.02- 1.01
Şekil 2.1: Oyun çocuğu günlük enerji gereksinimi (Akyıldız. N. Çocuk Beslenmesi )
Protein gereksinimi bu dönemde; yeni dokuların sentezlenmesi, vücut bileşimindeki
değişiklikler ve bu dokuların devamlılığı için daha fazladır. 1- 6 yaş arasında ortalama
protein gereksinimi kg başına 1-4 gr’ dır. Bu nedenle bu yaş grubundaki protein gereksinimi,
iyi kaliteli proteinlerden karşılanmalıdır. Bir günde 25-30 gr iyi kaynaklı protein
verilmelidir. Çocuğun günlük enerjisinin en az %15’i proteinlerden sağlanmalıdır.
Mineraller, yeni doğanın vücudunda, yetişkininkinden az miktarda bulunur. İnsan
beslenmesinde esas olan minerallere büyüme çağında daha çok gereksinim vardır. Yeni
doğanın intrauterin (anne karnında) dönemde vücudunda depoladığı demir ilk 4 ay onun
gereksinimini karşılar.
Besin grupları ve bunlardan bir günde alınması gereken miktarlar bilinir ve besin
seçimi ona göre yapılırsa oyun çocuğunun besin öğesi gereksinimleri sağlıklı karşılanabilir.
Yeterli ve dengeli beslenme için çocukların günlük diyetinde her besin grubundan yeterli
miktarda bulundurmak gerekir.
Oyun çocuğunun günlük diyetinde bulundurulması gereken yiyecek türleri
özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
Ø Süt ve Türevleri
Bu grup yiyeceklerin içinde süt, yoğurt, peynir, çökelek, sütlü tatlılar yer alır. Bu grup
yiyecekler kalsiyum ve fosfor yönünden zengindir. Kalsiyum ve fosfor, diş ve kemik
gelişiminde önemli rol oynar. Çocuğun menüsünde bu grup yiyeceklerden günde ortalama
2,5 porsiyon yer almalıdır. Bunun için 2 su bardağı süt, 1 kibrit kutusu peynir verilir. Sütün yarısı
değişik şekillerde verilebilir. Oyun çocuğunun günlük gereksinimi ortalama 400-500 ml (2 su
bardağı)’dir. Bu orandan fazla süt vermeye gerek yoktur. Yoksa kalsiyum diğer minerallerin
vücuttaki emilimini olumsuz etkiler.
Ø Et, Yumurta ve Kuru Baklagiller
Bu grupta bulunan besinler et, tavuk, balık, sakatatlar (böbrek, yürek, karaciğer vb.),
yumurta ve kuru baklagillerdir. Bu yiyecekler, protein ve madensel maddeler yönünden
zengindir. Böylece çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişmesine yardımcı olur. Her gün ya da
gün aşırı bir yumurta yedirilmelidir. Yumurta verilmediğinde et ya da kuru baklagil miktarı
artırılmalıdır. Oyun dönemi çocuklarına haftada bir kez sakatat yedirilmesi yararlıdır. Etler:
köfte yapılarak, haşlanarak, sebze yemekleri ya da çorbalara katılarak yedirilebilir. Haftalık
menüde en az bir kez balık yer almalıdır.
Fotoğraf 2.3: Etler köfte yapılarak yedirilebilir
Ø Sebze ve Meyveler
Bu grupta yer alan yiyecekler, mevsimine göre değişiklik gösterir. Sebze ve meyveler,
vitaminler açısından zengindir. Vitaminler çocuğun hastalıklara karşı direncini artırır,
büyümeye yardım eder, sinir ve sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olur. Çocuğun
menüsünde bu gruptan ortalama olarak 2 porsiyon yer almalıdır, Her gün en az üç kez sebze ve
meyve vermeye özen gösterilmelidir. Bunlardan biri çiğ tüketilecek türde, ikincisi yeşil yapraklı
sebzelerden seçilmelidir. Üçüncü öğün ise karışık olabileceği gibi meyve suyu, ezme şeklinde
olabilir. Çocuklara verilecek sebze, meyvelerin mevsimlik ve taze olmasına, çok iyi
temizlenmesine dikkat edilmelidir.
Fotoğraf 2.4: Çocuklara her gün meyve verilmelidir
Ø Tahıl ve Türevleri
Buğday, pirinç, mısır, arpa, yulaf ve bunlardan yapılan ekmek, bulgur, şehriye, irmik,
nişasta, kuskus bu yiyecek grubuna girer. Bu grup yiyecekler, karbonhidrat açısından
zengindir. Karbonhidratlar vücuda enerji sağlar. ilk yaşlarda günde 2-3 ince dilim ekmek, 1
servis kaşığı makarna, pilav vb. verilebilir. 5-6 yaşlarında verilen miktar artırılır.
Fotoğraf 2. 5: İlk yaşlarda bir servis kaşığı makarna verilebilir
Ø Şekerler ve Yağlar
Bu gruptan alınacak yiyeceklerin miktarı çocuğun enerji gereksinimine göre değişir.
Çocuğun tatlı gereksiniminin pekmez, tahin helvası, sütlü tatlılarla karşılanması daha
uygundur. Günlük alınacak yağın yarısı bitkisel sıvı yağ olmalıdır. Çocuğun alacağı günlük
şeker ve tatlı miktarı ortalama 2-4 yemek kaşığı, yağ miktarı ise 1 yemek kaşığı olmalıdır.
Yağlar yemeklere yakılmadan eklenmelidir.
Oyun Çocuğunun Besin Grubu Gereksinim Miktarları
Besin Grupları 1-3 Yaş Grubu 4-6 Yaş Grubu
1- Süt ve ürünleri, süt - yoğurt 2.5 su bardağı 2 su bardağı
Peynir - çökelek 2/3 kibrit kutusu 1 kibrit kutusu
2- Et. yumurta, kuru baklagil
Et, tavuk, balık 1 köfte kadar 1 köfte
Yumurta 1 adet 1 adet
Kuru baklagil 2/3 porsiyon 2/3 porsiyon
3- Sebze ve meyve yeşil, sarı 1/2 porsiyon 1/2 porsiyon
Diğerleri 2/3 porsiyon 1 parsiyon
4- Tahıllar, ekmek 1-2 orta dilim 2 orta dilim
Bisküvi 2-3 adet 4-5 adet
Pirinç, bulgur 2/3 porsiyon 1 porsiyon
5- Yağ ve şekerler. Yağ (yemeklerin içine giren) 1. 5 yemek kaşığı 2 yemek kaşığı
Şeker (Tatlıların içine giren miktar) 5 yemek kaşığı 5 yemek kaşığı
Şekil 2. 2: Oyun çocuğunun besin grubu gereksinim miktarı (Akyıldız.N Çocuk Beslenmesi)
Etkinlik: Yaratıcı drama
Materyal: Oyun çocuğunun ihtiyacı olan besin ögelerinin yer aldığı resimli kartlar.
Sınıfa getirilebilecek değişik meyve ve sebzeler.
Uygulama: Öğrenciler yavaş, hızlı, tempolu şekilde liderin yönergelerine uygun
ısınma çalışmaları yapar. Kaynaştırma amaçlı “Bu gün yemekte ne yiyelim? “ oyunu
oynatılır. Daire olunarak herkes bir yemek düşünür. Bir öğrenci seçilerek dairenin dışında
dolaşır. İki arkadaşının arasında durarak “Bu gün ne yiyelim? ” sorusunu sorar. Aldığı
cevaplardan birisini seçer ve dairenin etrafında koşmaya başlarlar. Boş kalan yer kapılmaya
çalışılır. Yeri kapamayanla oyun devam eder. Daha sonra sınıfa getirilen besin maddeleri
öğrencilerin görebileceği şekilde yerleştirilir. Öğrencilerden biri seçilerek gözleri kapatılır ve
dokunarak yiyecekleri tanıması istenir. Bu konsantrasyon çalışmasından sonra esas
çalışmada öğrenciler gruplara ayrılır ve her grubun “süt çocuğunun enerji ve besin öğelerine
ihtiyacı” konusunda doğaçlama yapmaları istenir.
2.3. Oyun Çocuğunun Beslenme Alışkanlıkları
Oyun çocuğunun beslenme alışkanlıkları ileride karşılaşılabilecek sağlık sorunlarını
önlemek, en aza indirmek için çok önemlidir. Bu dönemde eğer iyi beslenme alışkanlıkları
kazandırılırsa çocuğun büyüme ve gelişmesi istenilen düzeyde ilerler. Beslenme
alışkanlıkları ve sağlık problemleri arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur. Çocuk ne
kadar yeterli ve dengeli beslenir ve bunu alışkanlık haline getirirse o kadar az sağlık
problemi ile karşılaşır.
Okul öncesi dönemde çocuğun tükettiği besin miktarı kadar yeni gıdalara alışması da
önemlidir. Okul öncesi dönem gıda alışkanlıklarının kazanıldığı hoşlanılan ve hoşlanılmayan
gıdaların belirlendiği dönemdir. Bu dönemde iyi beslenme alışkanlıklarının kazandırılması ile
çocuk yaşamı boyunca doğru ve dengeli beslenebilir.
Fotoğraf 2.6 :Beslenme alışkanlığı ancak iyi bir eğitimle yerleştirilebilir
Özellikle oyun çocuklarının yiyecek tercihleri, ailelerinin yiyecek tercihine bağlıdır.
Okul çağından sonra çevrenin etkisi görülmeye başlanır. Okul öncesi dönemde kazanılan
davranışlar çocuğun gelecekteki yaşamını etkileyeceğinden ebeveynlerin iyi örnek olmaları
gerekir. Çocuklarda oluşan beslenme alışkanlıklarını etkileyen pek çok etmen vardır. Ailenin
sosyoekonomik durumu, eğitim, alışkanlıklar, gelenek ve görenekler, çevre koşulları, dinsel
inançlar vb. daha bir çok etmen sayılabilir.
Çocuklara kazandırılacak beslenme alışkanlıkları, ancak iyi bir eğitimle
yerleştirilebilir. Davranışlar sabırla tekrar tekrar gösterilmeli, uyarılar sakin bir şekilde
yapılmalıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmada dikkat edilmesi gereken ilkeler
şöyle sıralanabilir:
Ø Oyun dönemi çocuklarına sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırırken kişisel
temizlik alışkanlıkları da kazandırılmalıdır. Yemekten önce ve sonra elleri
yıkama, dişleri fırçalama, çiğ yiyecekleri yıkamadan yememe gibi alışkanlıklar
kazandırılırken, yetişkinler de bu konularda çocuklara örnek olmalıdırlar.
Fotoğraf 2.7 :Yemek öncesi ve sonrası kişisel temizlik öğretilmelidir
Ø Bazı çocuklar yemek yerken tuvalet ihtiyacı nedeniyle sofradan kalkmak ister,
bunu alışkanlık haline getirmeden çocukların yemekten önce tuvalete gitmeleri ve
ellerini iyice temizledikten sonra yemeğe oturması istenmelidir.
Ø Yemek yerken çocuğun rahat olması gereklidir. Kolları masanın üzerine
dayanacak yükseklikte oturmalı, çatalı, kaşığı onun eline ve ağzına uygun olarak
seçilmelidir. Masaya boyu yetmiyorsa sandalyesi yükseltilmeli yemeği
görebilmesi sağlanmalıdır.
Ø Yemeğe oturmadan önce çocuğun sakin olmasına özen göstermelidir. Çocuklar
şefkat dolu, neşeli bir ortamda iştahla yemek yer ve mutlu olurlar.
Ø Çocuğun yemekleri zevkli biçimde hazırlanmalıdır. Yemeğin besleyici olması
kadar görünüşü de çocuğu yemeğe yöneltir.
Ø Çocuklara yemekten önce iştah kapayıcı yiyecekler (şeker, çikolata, gazoz vb.)
verilmemelidir.
Ø Çocuğun yediği miktar, diğer çocuklarla kıyaslanmamalı, çocuk az yedi
endişesiyle zorlanmamalıdır. Az miktarda yemek vermeli, istediğinde daha
alabileceği belirtilmelidir.
Ø Eğer ailenin yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni varsa çocukta buna alışmalı
onun için özel yemek hazırlanmamalıdır. Ancak çocuğun süt dişleri
tamamlanmadığı için çiğnemede problemleri olabilir. Bu nedenle yardıma
gereksinim duyabilir. Bu da yemeklerin yumuşak hale sokulması, etlerin önceden
küçük parçalara bölünmesi, balıkların ayıklanması vb. ile halledilebilir.
Ø Çocuk yemeği kendi yemeğe alıştırılmalı ve yerken de yetişkinler kadar becerikli
olması beklenmemelidir. Etrafa üstüne başına dökebilir önlem olarak koruyucu
önlük vb. konulmalıdır.
Ø Çocuğun yemek yeme kurallarını öğrenebilmesi için olumlu bir hava
yaratılmalıdır. Olaylar büyütülmemeli, çocuk azarlanmamalı, doğru takdir
edilmelidir.
Ø Bazı çocuklar gelen misafir çocuklarının yanında daha çok yemek yer ya da hiç
yemezler. Bazen de diğer çocukların yediklerini isterler. Bu davranışların gelişmemesi
için onların paylaşmayı öğrenmeleri sağlanmalıdır.
Oyun dönemi çocuklarına beslenme alışkanlıkları kazandırılırken yapılan bazı hatalı
davranışlar ise şöyle sıralanabilir:
Ø Yemeğini bitirmeme, etrafını kirletme, yavaş yeme gibi nedenlerle çocuğu
cezalandırmak, korkutmak yada zorla yedirmeye çalışmak çocuğun ruh sağlığını
olumsuz etkilediği gibi sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmada da engel
oluşturur.
Ø Çocuğun tüm isteklerine boyun eğerek, hoşgörü göstermek de doğru değildir. Bu
şekilde davranılan çocuklar dengeli bir kişilik geliştiremezler.
Ø Yemek yedirmek için çocuğun peşinden koşmak, televizyon izlettirmek, ilgisini
başka yöne çekmek de doğru değildir.
Ø Yemek yerken çocuk acele ettirilmemeli ya da oyalanmasına göz
yumulmamalıdır.
Ø Yemesi için çocuğa yalvarma, istediği bir şeyi almayı pazarlık konusu yapma
yada yemeğini bitirdiği taktirde ödüllendirme sözü vermek hatalıdır. Yemeği
pazarlık konusu yapan çocuk üzerinde disiplin oluşturmak güçleşir.
2.4. Oyun Çocuğunun Beslenme Problemleri
Çocukların beslenme sorunlarının başında ve annelerin en çok şikâyet ettikleri konu
iştahsızlık problemidir. Bazı anneler çocuğun gelişme grafiğinde yaşına göre boyu ve kilosu
arasında uyumlu bir gelişme olsa bile çocuğum iştahsız diye şikâyet ederler. Bazı çocuklar
da sevdikleri yemek dışındaki yiyecekleri yemek istemezler.
Bir başka problem de çocuğun aşırı yemesi ve şişman olmasıdır. Aileler bundan
şikâyet etmez hatta çocuğun şişman olması, onların çevreye karşı çocuğumuza iyi bakıyoruz
diyerek övünme nedeni olabilir. Ama bu durum ülkemizde eğitim düzeyi arttıkça azalmakta,
bu seferde annelerin bilinçsizce çocuklarını kilolu oldukları için rejime soktukları
görülmektedir. Bunun yanı sıra dikkatsizlikler gıda boğulmaları da bu yaşlarda sık görülen
bir durumdur.
Ø İştahsızlık
Sıkıntı, yorgunluk ya da hastalık başlangıcı, çocuğun iştahını engelleyebilir. Bunların
dışında yetişkinlerin çocuğa karşı olan davranışları da iştahsızlık nedeni olabilir. Çocuğu
zorlayarak, baskı altına alarak beslemeye uğraşmak çocukta bazı yiyeceklere karşı tiksinti
oluşturabilir. Yedirme konusunda aşırı ısrarlı annelerin çocuklarında kusma ve çıkarma yoluyla
anneye karşı koyma tepkileri gözlenebilir.
İştahsızlığın nedeni duygusal etmenlerden de kaynaklanabilir. Çocuğun kardeşinin
doğması, aile içi huzursuzluklar iştahsızlığa yol açabilir. Böyle durumlarda yemesi için ısrar
edildiğinde iştahsızlık artar ve iştahsızlık nedeni olan durum ortadan kalktığında bile çocuğun
iştahsızlığı sürebilir.
Yemek yememek için direnen, saçıp savuran çocuğa zorla yedirilmemelidir. Çocuk,
yemek yemenin oyun olmadığını anlamalıdır. Bu durumda anne, çocuğun açlık belirtileri
göstermesini beklemelidir.
Fotoğraf 2.8: Çocuğa zorla yemek yedirilmemelidir
Yemekler her gün yaklaşık olarak aynı saatte yenmelidir. Bu tutarlılık çocuğa hem
güven duygusu aşılar, hem de kendini belli bir saatte yemeğe hazırlaması konusunda
koşullandırır. Alıştığı saatte beslenmeyen çocuk, bir süre sonra yemeği unutur ve iştahı kaçar
Çocuğun yiyeceği miktarlar konusunda gerçekçi olunmalı, iştahı kaçan çocuğun yemesi
için tabağı doldurulmamalıdır. Besinlerin renk, koku, kıvam ve şekil yönünden çocuğun hoşuna
gidecek nitelikte hazırlanması iştahsız çocukların yemesini kolaylaştırır. Yiyeceği yemeklerden
ve tadından söz etmek çocuğun iştahını artırır.
İştahsızlığın çözümünde aile bireylerinin rahat ve olumlu tavırları yeme işini
kolaylaştırır. Çocuklar şefkat dolu, neşeli bir ortamda iştahla yemek yer ve mutlu olurlar.
Çocuğun kişiliğine önem verildiğini anlaması, kendine olan güveni artar. Bu da iştahlı
olmasını sağlar. Sofrayı kurarken, serviste ondan yardım istemek, ona sorumluluklar vermek
çocuğun kendine güvenini arttırır.
İştahsızlık tüm annelerin sorunudur. İştahsızlık gerçek (hastalık nedeniyle) veya
gerçek dışı olabilir (ilgi - şımarıklık vb.). Eğer çocuğun gelişme grafiği (boyu, kilosu)
normalse çocuk; kendi haline bırakılmalı, elinde tabakla peşinde dolaşılmamalı, bir öğün
yemezse diğer öğünde yiyeceği düşünülmeli,
Öğün aralarında kola, gazoz, bisküvi, çikolata vb. verilmemelidir. Böylece çocuklar
yeniden iştahlı olarak yemek yiyebilirler.
Ancak çocuklarda iştahsızlığın yanında; halsizlik, soluk bir yüz (kül rengi), toprak ve
kil yeme isteği gözlenirse çocukta anemi olabilir düşüncesi ile bir hekim tarafından kontrol
edilmelidir.
Zamanında ek besinlere başlamamış çocukların, bu dönemde istenilen gıdaları yeteri
kadar almalarında sorunlar çıkabilir. Bu çocuklar genellikle malnütrüsyonludur.
İştahsız çocukların neden yemek yemediğini ifade edebileceği faaliyetler yapması
istenir. Bu faaliyetler; resim yapmak, boyama yapmak, taklit, evcilik vb.
Ø Yemek Seçme
Oyun dönemindeki çocuklar beslenmede yemek seçmeye başlayabilir. Çocuk. sadece
birkaç yemeği yemek istemiyorsa sorun değildir. Ancak çocuk birkaç çeşit yemek dışında
başka bir şey yemek istemiyorsa beslenmede sorun yaşanıyor demektir. Yetişkinler de
yemekler arasında ayrım yapmamalı, bu konuda çocuklara kötü örnek olmaktan
kaçınmalıdırlar.
Yemek seçen çocuklara yiyecekler değişik şekillerde hazırlanarak yedirilebilir. Ayrıca
çocuğa yemeği değişik biçimlerde sunarken, seçme şansı da tanınabilir. Örneğin ıspanağı
börek olarak mı, yumurtalı mı ya da yoğurtlu mu yemek istediği sorulabilir.
Yemek seçen çocuk yemediği yemekler karşısında zorlanmamalı, çocuğa aynı besin
değerini taşıyan değişik seçenekler sunulmalıdır. Çocuğa yemek seçmeden, düzenli beslenme
alışkanlığı kazandırmak çocuğu ek besinlere alıştırırken benimsenen tutumla yakından
ilgilidir. Çocuğun yemek seçmesini önlemek için erken dönemde (0-1 yaş) değişik kıvam ve
tatlardaki ek besinlere alıştırılmalıdır. Çeşitli yemeklere azar azar ve yavaş yavaş alıştırılmaları
gerekir.
Resim 2.9: Yemek seçen çocuk, yemediği yemekler için zorlanmamalıdır
Çocuğun iyi davranışlarda bulunduğu zamanlarda şeker, çikolata ve benzeri şeylerle
ödüllendirilmesi bazı besinleri reddetmesine neden olacak ve hep aynı şeyleri aynı yöntemle
yemek isteyecektir.
Bu çağdaki çocuklara çeşitli besinlerin ne kadar gerekli olduğu onun büyüme ve
gelişmesini, sağlayacağı, yemezse büyüyemeyeceği her fırsatta anlatılmaya çalışılmalı ancak
onun benimseyeceği bir öğretim şekli kullanılmalıdır.
Çocuk süt içmek istemezse, “içmezsen içme” deyip bırakmak yerine yoğurt, muhallebi
ve sütlaç yaparak verilebilir. Çocuk et yemiyorsa kuru baklagillerden hazırlanan bir diyetle
protein gereksinimi karşılanabilir.
Ø Aşırı Yemek Yeme (Şişmanlık)
Oyun döneminde aşırı yemek yemeye yol açan nedenlerin başında hatalı beslenme
gelir. Günlük menüde şekerli ve unlu gıdaların çok yer alması ya da çocuğun bu tür gıdalarla
tek yönlü beslenmesi şişmanlığa yol açar. Ayrıca gebelikte aşırı beslenme ileride bebeğin de
şişmanlamasını kolaylaştırabilir. Çocuğun tabağına gereğinden çok yemek konulması ve
yemesi için zorlanması da aşırı yeme alışkanlığı geliştirebilir.
Şişmanlık problemi olan çocukların mönüsünde şekerli, unlu ve yağlı gıdalar
olabildiğince azaltılmalıdır. Öğün aralarında şeker, tatlı, kuru yemiş gibi yiyecekler yerine
meyve, meyve suyu vb. verilebilir. Aşırı şişmanlık durumlarında doktora başvurulmalı,
doktor denetiminde diyet uygulanmalıdır.
Aşırı yemek yeme alışkanlığının nedenlerinden biri annelerin çocuklarının yedikleri
ve harcadıkları enerji hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmamalarıdır. Çocukları çok
hareketli diye durmadan yedirirler. Bu da şişmanlığa yol açar. Şişmanlayan çocukta hareket
kısıtlanır, ancak aşırı yeme alışkanlığı devam eder.
Bazı aileler beslenme alışkanlıkları nedeniyle fazla besin tüketmektedirler. Genellikle
ailenin yemeklerinin çok çeşitli ve zevkle, damak zevkini de etkileyecek şekilde
hazırlanması ve yemek saatlerinin hep birlikte neşe içinde geçirilen anlar olması yemek
tüketimini de etkilemektedir.
Bazen sıkıntı ve üzüntü ve güvensizlik içinde olma ve bu durumlarını unutma isteği
fazla yemeye neden olabilir. Psikolojik etkiler bazen fazla bazen de az yemenin nedeni
olabilir.
Ailelerin, çocuklarını fazla beslemeye zorlaması çocukların çok dolan midelerinin
çabuk boşalmasına neden olabilir. Özellikle aşırı tatlı besinleri alan çocuklarda kan şekerinin
yükselip birden düşmesi acıkma nedenidir. Dolayısıyla çocuk fazla besin alıp aşırı yemeye
alışacaktır.
Anneler ev işleriyle uğraşırken çocuğun beslenmesine fazla vakit ayıramazlar. Bir
taraftan giyinirken bir taraftan çocuğun ağzına bir şeyler sokuşturur ve çabuk yatmalarını
isterler. Yeterli sürede çiğnenmeyen ve hemen yutulan besinler beyindeki tokluk hissini
uyandırma zamanını geciktirir. Bu da kısa sürede çok besin almaya neden olur. Bu nedenle
kilo almamak için besinlerin her lokmasının 20- 25 kez çiğnenmesi önerilmektedir.
Ø Gıda Boğulmaları
1-3 yaşına kadar olan çocuklarda gıda boğulmalarından ölüm oranı oldukça fazladır.
Özellikle fındık, fıstık gibi çerezler, lokum, akide şekeri gibi şekerlemeler, üzüm, sosis,
kraker vb. gıda maddeleri bu yaş grubunda boğulmalara neden olabilmektedir.
Genellikle sert, büyük ve kaygan olmayan (sert şekerler, kraker, patlamış mısır vb)
boğazda tıkanmaya neden olup çocuğun nefes almasını engelleyebilir. Eğer tıkanma
meydana gelirse, öksürtülerek boğaza tıkanan cismin çıkarılmasına çalışılır. Sert ve
yapışkan gıdaların elle alınması (reçel, lokum, fındık ezmesi vb.) probleme neden olabilir.
Bu tip gıdaların tekrar dışarıya çıkarılmasına çalışılmamalı su verilerek yutkunma
sağlanmalıdır.
Gıda boğulmalarına engel olmak için dikkat edilmesi gereken ilkeler şunlardır:
Ø Çocukların oturarak yemek yemelerini sağlayın.
Ø Yiyecekleri yeterince çiğneme ve yutmaları için onlara fırsat verin.
Ø Çocuklarınız yemek yerken ne yediklerini izleyin.
Ø Üç yaş altı çocukların sert meyve, çerez, sosis, kraker, şekerleme, lokum, reçel vb.
gıda maddeleri tüketirken yanında oturun. Çünkü çocuklarda bu tip gıda
maddelerinden boğulma oranı çok yüksektir.
Ø İyi pişirilmiş gıdaların çiğnenmesi ve yutulması kolaydır. Bu nedenle gıdaları
iyi pişirmeye özen gösterilmeli.
Ø Araba içerisinde yemek yenilmesinden kaçınılmalı. Eğer yemek yemeğe
araba içinde başlanılmışsa arabayı güvenli bir yerde durdurduktan sonra,
çocuğun yemeğini bitirmesi beklenmeli.
Ø Diş çıkarma oyuncakları boğaz ve adale dokusunda uyuşmaya neden
olabileceğinden çiğneme ve yutkunma ile ilgili problemlere yol açabilir.
Özellikle yemek yerken bu tip oyuncaklarla oynamaya izin vermeyin. Bunun
yerine dişlerini kaşıması için eline elma, armut gibi gıdalar verilebilir.
Etkinlik: Münazara
Materyal: Öğrencilerin araştırma olarak çevrelerindeki oyun çocuğu ailelerine
uyguladıkları anketler değerlendirilerek elde edilen sonuç raporları.
Uygulama: Sınıfta grup oluşturularak ” oyun çocuğunun beslenme alışkanlığı
üzerinde aile mi çevre mi etkilidir? Konulu münazara yapılır.
2.5. Oyun Çocuğu İçin Günlük Menü Planlama
Bu yaş grubu çocuklar, genellikle üç öğün yemek yer. Yemek aralarında kuşluk vakti
meyve, ikindide ise süt ve meyve suyu, yatmadan önce de yine süt verilebilir. Yemek
aralarında, şekerlemeler, pasta, bisküvi veya kurabiye verilmesi doğru değildir. Bu besinler
çocuğu tok tutacağından, normal besin gereksinimini karşılamasını engeller. Ayrıca devamlı
şekerli gıda yemek diş çürüklerine de yol açar.
Genel olarak oyun çocuğuna yiyecek hazırlamada dikkat edilecek noktalar kıvam, tat,
renk, sıcaklık ve miktardır.
Tat: Küçük çocuklar güçlü tatları reddederler. Bu nedenle birçok çocuk, baharatlı
yemekle ve turşu vb. yemekleri sevmez. Keskin tadı olan baharat, biber, sirke vb. çocukların
yemeklerinde az kullanılmalıdır. Yemekler az tuzlu pişirilmelidir.
Çok ekşi meyveler çoğunlukla çocuklar tarafından reddedilebilir. Bu tip meyvelere
alıştırılırken sulandırılarak verilebilir veya portakal suyu, elma suyu vb karışımlar şeklinede
de hazırlanabilir.
Renk: Çocuklar, gıdaların rengine çok dikkat etmektedirler. Renkli gıdalardan
hazırlanmış yiyecekleri daha kolay kabullenebilmektedirler. Kek, kurabiye vb.
hazırlanmasında kuru meyve veya kuru yemişlerin (fındık, fıstık vb.) kullanılması ile daha
güzel bir görünüm, daha fazla kalori ve besin öğesi sağlanmış olur.
Meyve suları suni tatlandırılmış, renklendirilmiş, kokulandırılmış içeceklerden daha
fazla besin öğesi sağlar. Çocuklara doğal meyve suyu verilmesi ile birçok vitamin ve mineral
madde yanında su gereksiniminin bir kısmı karşılanmış olur.
Sıcaklık: Küçük çocuklar, gıdaların oda sıcaklığında servis edilmesinden hoşlanırlar.
Oyun çağı çocukları çok sıcak veya donmuş gıdaların görüntüsünden korkarlar. Bu tip
gıdaların oda sıcaklığına getirildikten sonra çocuğa sunulması gerekir.
Miktar: Çocuklara yiyebilecekleri miktardan fazla verilmemelidir. Çocuklara
verilecek gıdaların az miktarlarda verilmesi arzu edilirse ikinci kez verilmesinde yarar
vardır.
Kıvam: Bazı çocuklar gıdaları sadece kıvamına bakarak reddetmektedirler. Bu
nedenle bazı çocuklar sadece sıvı kıvamdaki yemekleri yemeği sürdürürler. Çocukların
değişik kıvamlara alışabilmesi için yiyecek hazırlamada çorba yanına, haşlanmış sebze
vb değişik kıvamlarda hazırlanmış yiyecekler konulmalıdır. Et dilimleri, küçük çocuklar
için sert gelir. 1-3 yaş çocukları kızarmış etleri çiğneyemezler. Bu nedenle yiyecek
maddeleri iyi pişirilmelidir.
3. OKUL ÇOCUĞUNUN BESLENMESİ
Fotoğraf 3.1: Okul çocuğunda yeterli ve dengeli beslenme önemlidir.
SESLENİŞ
Artık okula başladım ,
Aileme arkadaşlarımı kattım.
Değişti beslenme alışkanlığım
Önem kazandı kahvaltım.
Sağlıklı beslenirsem , başarılı olacağım…
İsterim ki boyum uzasın,
Çürümesin dişlerim,
Azalmasın enerjim,
Beslenme konusunda
Beni eğitsin büyüklerim..
Fatma SAPTAŞ
Okul çağı 7-12 yaş arasıdır. Bu dönem, adölesan(ergenlik) dönemine göre oldukça
sakin, sınırlı değişimlerin olduğu bir zamandır. Bu dönemdeki çocuklarda fiziksel büyüme
devamlı, ancak yavaştır. Okul çağında olan çocuk, bir yandan olgunlaşırken; diğer yandan
motor becerilerini kazanır. Bu sürecin sonuna doğru önce kızlar sonra erkekler ergenlik
dönemine ulaşırlar.
Büyüme süreci, önemli miktarda enerji ve yeni dokuların yapımı için daha fazla
miktarda proteini, mineralleri ve vitaminleri gerektirir. Tüm enerji ve besin öğelerinin yeterli
ve dengeli karşılanabilmesi için okul çocuklarının tüketmeleri gereken besinlerin iyi kaliteli
ve yeterli miktarlarda olması önem taşır.
3.1. Okul Çocuklarının Beslenme Özellikleri
Çocuklarda beslenme; çocuğun yaşına, cinsiyetine, vücut ağırlığına, fiziksel
aktivitesine göre düzenlenmelidir. Okul çağı, çocuğun toplum yaşamına ilk kez bilinçli
olarak girdiği bir dönemdir. Okul öncesi çağda çocuğun beslenme alışkanlıklarını aile
etkilerken, okul çağında arkadaşlar, reklâmlar gibi etkenler ön plana çıkar. Okulda beslenme
konusunda kontrolsüzlük, özellikle annenin çalıştığı durumlarda okuldan eve gelince, kendi
kendine yiyecek hazırlama sonucu çocuk yanlış beslenme alışkanlıklarına sahip olabilir. Bu
nedenle çocuğun yeterli ve dengeli beslenebilmesi için çocuğun, ailenin ve okul
yönetimindeki kişilerin ve öğretmenlerin beslenme konusunda eğitilmeleri önemlidir.
Çocuğun yaşına, cinsiyetine göre yeterli ve dengeli beslenmesinin en önemli göstergesi
çocuğun büyüme ve gelişmesidir. Büyümenin yeterliliği çocuklarda yaşına ve cinsiyetine göre
olması gereken vücut ağırlığı ve boy uzunluğunun saptanması ile anlaşılır.
Fotoğraf 3.2 : Çocuğun yeterli ve dengeli beslenmesinin göstergesi, onun büyüme ve gelişmesidir
Yemek Saatleri
Besinlerden günlük alınan enerji, protein, vitaminler ve minerallerin vücutta en
elverişli şekilde kullanılabilmesi için besin gruplarında yer alan besinlerin öğünlere dengeli
dağıtılması gerekir.
Okul çocuklarında yapılan araştırmalar çocukların büyük çoğunluğunun kahvaltı
etmeden okula gittiklerini göstermektedir. Çocuk; zamanını dinlenme, oyun oynama ve
çalışma faaliyetlerine uygun şekilde ayarlama alışkanlığını kazanamadığında, sabahları
zamanında kalkıp kahvaltı edememekte, ailenin özellikle annenin kahvaltı etme alışkanlığı
olmadığında çocuk da bu alışkanlığı kazanamamaktadır.
Yeni bir günün başlangıcında, bütün gece aç kalan vücudun, çalışma gücüne alışması
için sabah kahvaltısının önemi büyüktür. Uzun süren bir açlık sonucu kahvaltı edilmediğinde
kişi kendini güçsüz hisseder, başı döner, yeterli enerji oluşmadığı için zihinsel faaliyetler de
özellikle dikkat, çalışma ve öğrenme yeteneği azalır. Sağlıklı beslenme için üç öğün yemek
önemlidir. Büyüme çağında ara öğünlerde de süt, ayran, meyve suyu, peynirli ekmek vb.
besinlerin tüketilmesi uygundur.
Okul Beslenme Saatleri
Tüm gün öğretim yapan okullarda öğle yemeği genellikle tabldot olarak öğrencilere
okul yemekhanesinde verilmektedir. Bu öğünde çocuğa günlük ihtiyacının üçte birini
karşılayacak şekilde sunulan yemekler düzenlenmelidir. Bazen de çocuk evden, öğle yemeği
için yiyeceklerini getirmektedir. Yatılı okullarda ise genellikle beslenmeye yeterince önem
verilmemekte, besin artıkları olmakta, besinler tüketilmemektedir. Aç kalan çocuk ise okul
çevresinden besleyici değeri düşük ve sağlıksız yiyecek ve içeceklerle karın doyurmakta,
besinlerle geçen hastalık riski artmakta, beslenmenin maliyeti yükselmekte ve dengesiz
beslenme ile sonuçlanmaktadır.
Okullarda beslenme eğitimi ve rehberliğinin verilmesi okul yönetimin konuya önem
vermesi, yemek verilen okullarda beslenme uzmanı veya diyetisyenlerin görevlendirilmesi,
okul yönetiminin kantinlerde yeterli ve dengeli beslenmeye yönelik yiyecek ve içeceklerin
satılmasını sağlaması ve denetlemesi önem taşır.
Gelişmiş ülkelerde okul öğle yemeği, okul kahvaltısı, okul çocuklarına ücretsiz süt
sağlanması gibi uygulamalarla okul çocuklarının yeterli ve dengeli beslenmelerine yardımcı
olunmakta, sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılmaya çalışılmaktadır. Ülkemizde okul
çağı çocuklarında günlük süt ve ürünlerinin tüketimi çok yetersiz düzeydedir. Hâlbuki
kalsiyum, riboflavin ve proteinin en iyi kaynağı süt ürünleridir.
3.2. Okul Çocuğunun Enerji ve Besin İhtiyacı
Okul dönemi çocuğunun günlük enerji ve besin ögesi gereksinimi, oyun dönemine
göre artış gösterir. Çocuk, büyüdükçe boy ve kilo artışı doğrultusunda günlük alınması
gereken miktarlar da artar.
Okul dönemi çocuğunun bir günlük menüsünde, besin gruplarından aşağıdaki
miktarlarda yer alması gereklidir:
Süt ve türevleri : 2.5 porsiyon
Yumurta, et, kuru baklagil : 1.5-2 porsiyon
Sebze ve meyveler : 2-3 porsiyon
Tahıl ve türevleri : 4-5 porsiyon
Şeker, tatlı, yağ : Günlük yiyeceklerle alınan miktarlar yeterlidir.
Her besin grubundan seçilen besinler, çocuklara üç ana öğünde dengelenerek
verilmelidir.
Okul dönemi çocuğunun boy ve kilosu belirli aralıklarla ölçülerek ortalama ölçülerle
karşılaştırılmalıdır. Normal ölçüleri aşan, şişmanlamaya eğilimli çocukların diyetinde enerji
değeri yüksek besinler azaltılmalıdır. Zayıf olanların ise menüsündeki enerji değeri yüksek
besinler artırılmalıdır.
3.3. Okul Çocuğunun Beslenme Problemleri ve Alışkanlıkları
Çocuk, evde aile bireylerinin denetiminde bir beslenme sürdürürken, okulda ve okul
dışında tek başına kalmakta ve yanlış beslenme alışkanlıkları, kazanmaktadır. Sıkça rastlanan
bu alışkanlıklar çocuğun, yetersiz ve dengesiz beslenmesine neden olur.
Çocuğun ne miktarda ve hangi tür besinlere ihtiyacının olduğunun bilinmemesi,
düzensiz besin alımı, doğru olmayan besin seçimi, besinlerin sağlıksız hazırlanması,
pişirilmesi ve saklanmasında hatalı uygulamalar, okullarda verilen ve yenilen besinlerin uygun
olmayışı beslenme sorunlarına neden olmaktadır. Bu sorunların bazıları anemi (kansızlık),
şişmanlık veya zayıflık, vitamin yetersizlikleri, basit guatr ve diş çürümeleridir.
Okul çağı çocuklarının en önemli problemlerinden bir tanesi diş çürükleridir.
Ebeveynlerinde diş çürüğü fazla olan, çocukların da diş çürüğü olma olasılığı oldukça
fazladır. Uzun kemiklerde yıpranma gibi nedenlerle onarım ve yeniden yapılanma
olurken, diş dokusunda böyle bir oluşum görülmez. Bu nedenle dişlerde olan çürüme
kalıcıdır. Diş çürümelerinin önlenmesi ve kontrol edilmesinde en etkili faktör flordur. Flor
dişin şeker ve bakterilere karşı dayanıklılığını artırmaktadır. Özellikle büyüme çağında florlu
su kullanılması dişlerin korunması açısından yararlıdır.
Bu yaş çocuğunda karşılaşılan güçlükler de olabilir:
Ø Çocukların okula gidip gelme zamanları ayarlanmadığı için çocuğun, özellikle
sabah kahvaltısını düzenli yapması güçleşebilir. Bu nedenle, sabahları hiçbir şey
yemeden veya simitle okula giden çocuklar vardır.
Ø Bazı okullar tam gün eğitim uyguladıklarından ya da ek kurslar nedeniyle çocuklar
okulda uzun süre aç kalabilirler.
Ø Tam gün öğretim gören okullardaki çocuklar öğle yemeklerini ya evden
götürdükleri gelişigüzel besinlerle ya da okulun verdiği yemeklerle geçirebilirler.
Ø Bazı çocuklar evlerinde de yeterli bir beslenme olanağına sahip değildir, okul
beslenmesi de buna eklenince yetersiz beslenme belirtileri ortaya çıkar.
Ø Çocuk, daha önce düzenli bir beslenme alışkanlığı kazanmadığı için canının
istediği şeyi istediği zaman yer, yenilen gıdaların besin değeri yeterli olmayabilir.
Ø Çocuğun fiziksel aktivitesi çok az veya çok fazla olabilir. Okul çocuklarına
beslenme planlarken bu konular ele alınıp iyice incelenmeli ve ona göre diyet
hazırlanmalıdır.
Okul çocukları için hazırlanan beslenme programlarının iki amacı vardır:
Ø Öğrenme çağındaki çocuk, önce temel beslenme bilgilerini ve beslenme ile
sağlığın ilişkisini öğrenmelidir. Bu, önce annenin daha sonra eğitimcilerin
görevidir. Çocuk bunları öğrenince bu hedefler davranışa dönüştürülmeli ve
çocuğa yeterli dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalıdır. Kola, meşrubat gibi
içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu içme alışkanlığı kazandırılmalıdır.
Ø Eldeki olanaklar en uygun şekilde ve çocuğun uygulamasına uygun olarak
beslenme hazırlanmalıdır.
Fotoğraf 3.3: Kola ve meşrubat yerine süt ve ayran içirilmelidir
Okuldaki beslenme sorunlarının çözümlenmesinde yapılabilecekler:
Ø Okulda tam gün eğitim yapılıyor ve okulda kalma süresi uzunsa, ders aralarında
besin değeri yüksek ara kahvaltısı verilir.
Ø Öğle yemeği için evine gidemeyen çocuklar için ara kahvaltı biraz daha geç ve
miktarı fazlalaştırılarak öğle yemeği yerine verilebilir.
Ø Çocuklara yemeleri gerekli besinlerin sağladığı faydalar ve her yediği besinin
görevleri ve hatta miktarı hesaplattırılarak öğretilebilir. Bu açıklamalar sürekli
yapılırsa, çocuklarda zamanla doğru alışkanlıklar gelişebilir.
Okulda ara kahvaltısı ya da öğle yemeği verme pek çok sorunu da beraberinde getirir.
Ülkemizdeki okulların yapısı, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi için uygun değildir. Araç
gereç sağlamak da zordur. Bu nedenle çocuklara verilecek besinlerin pişirmeyi gerektirmeyen,
kolay hazırlanan nitelikte olmaları zorunludur. Bunun için sandviçler, poğaçalar, meyve suları,
ayran, süt vb. kolaylıkla hazırlanarak sınıfta yenilebilir.
Okullar, besin sağlama için kaynak bulmada zorlanmakta ve ihtiyaçlarını karşılamak
için devletten, özel idarelerden, okul aile birliklerinden yardım istemektedirler. O da olmazsa
çocuklar yiyeceklerini evlerinden getirmektedir. Ancak bunlar da bilinçli olarak
hazırlanmalıdır.
Etkinlik: Öğrenci araştırma sunusu
Materyal: konu ile ilgili kaynak kitaplar, bilgisayar,
Uygulama: Öğrencilerin okul çocuğu beslenmesi konusunda hazırlamış oldukları
konuları rapor haline getirerek, bilgisayarda yazarak (power point) sunu yapmaları sağlanır.
3.4. Okul Çocuğu İçin Günlük Menü Hazırlama
Okul dönemi çocuğu için hazırlanan bir günlük menüde çocuğun okul saatlerine göre
değişiklik yapılabilir. Örneğin; sabah okula giden ve kahvaltıda süt içmek istemeyen
çocuğun beslenmesine peynirli sandviç konulabilir. Öğleden sonra okula giden çocuğun
beslenmesine ise mevsim meyvesi, börek gibi yiyecekler eklenebilir.
4. ERGENLİK DÖNEMİNDE BESLENME
Fotoğraf 4.1: Ergenlikte benlik algısı hassastır
SESLENİŞ
Hep büyümeyi hayal ettim,
İşte artık değişti bedenim.
Her şey çok hızlı oluyor,
Duygularım birbirine karışıyor.
Akşama bekleme anneciğim,
Arkadaşla yemeğe gideceğim.
Fast-food beslenme tercihim
Ama kiloları nasıl vereceğim.
Emel TOKYAY.
4.1. Ergenlik Döneminde Beslenmenin Önemi
Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi ergenlik dönemi, olarak adlandırılır. Kızlarda
11-18, Erkeklerde 13-18 yaşlar arasını kapsar. Büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu bir
dönemdir. Ergenlik döneminde boy ve kilo hızla artar. En hızlı büyüme kızlarda 10-12 yaşta,
erkeklerde ise yaklaşık 11-14 yaşında başlar. Kızlarda vücut ağırlığı ve boy uzunluğunda artış
mensturasyondan (ilk adet kanaması) bir yıl öncedir. Vücut ağırlığındaki artış yaklaşık 20
yaşına kadar devam eder. Boy uzunluğunda artış ise kızlarda 17 yaştan sonra genellikle durur;
fakat erkeklerde yavaşta olsa devam eder Yaşam boyu sürebilecek davranışlar oluşmaya
başlar. Vücudun şeklinde cinsiyet hormonlarına bağlı olarak farklılaşma görülür.Vücudun
yağ dokusunda, kas ve kemik yapısında değişiklikler olur. Kız çocuklarında göğüs ve
kalçalar belirginleşir. Erkeklerde vücut adaleli bir görünüm alır.
Fotoğraf 4.2:Gençleri rahatsız eden ergenlik dönemi sivilceleri( Akneler )sağlıklı beslenme ile
azaltılabilir. Yağlı gıdalardan fazla tüketilmemeli ve sivilcelerle oynanmamalıdır
Fiziksel değişikliklerin yanı sıra, psikolojik değişiklikler de gözlenir. Büyümenin hızlı
oluşu ergenin hem duygularında hem de davranış ve tutumlarında belirgin farklılıklar
sergilenmesine neden olur.
Ergenlik dönemi duygusal oluşumların, zihinsel değişimlerin, fiziksel olgunluğun
gerçekleştiği bir süreçtir. Bu dönemde “ Ben kimim? Neye inanıp, neye değer
veriyorum?”gibi soruların cevabı aranır.
Ergenlik döneminde sık karşılaşılan heyecan biçimleri; korku, endişe, duygusal
kırgınlıklar, öfke ve ruhsal zorlanmalardır. Anne-babalar ergenliğin ilk yıllarında çocukları
hakkında asi ve hırçın, huysuz, alıngan, karamsar, ters, sıkılgan, durgun ve dalgın, kendi
başına buyruk ve sorumsuz , süse düşkün, çok geziyor,ders çalışmıyor bazen yalan söylüyor
gibi sözcükleri sıkça söylerler.
Yeterli ve dengeli beslenme ergenlik dönemi çocuklarının sağlığı, fiziksel büyüme,
duygusal, sosyal, zihinsel gelişme ve olgunlaşma açısından önemlidir. Diğer gelişim
dönemlerinde olduğu gibi yeterli, düzenli, ekonomik ve sağlıklı beslenme esastır.
Fotoğraf 4.3: Ergenlik dönemi duygusal oluşumların gerçekleştiği süreçtir
4.2. Ergenlik Döneminde Enerji ve Besin Öğesi İhtiyacı
Ergenlikte büyümenin hızlanmasıyla vücudun enerji ve besin öğelerine olan ihtiyacı
artar. Günlük enerji ihtiyacı fiziksel aktivite ile ilgilidir.Sporla uğraşıyor veya hareketli ise
enerji ihtiyacı da artar.Büyüme ve gelişme hızlı olduğu için günlük enerji ve protein ile
birlikte vitamin ve mineraller de verilmelidir. Enerji, protein eksikliği ile vitamin ve mineral
eksikliğinin oluşturduğu engelleme ile boy artım hızı gecikir ya da azalır. Karbonhidrat ve
yağdan zengin bir beslenme şişmanlığa yol açar.
Fotoğraf 4.4: Günlük enerji ihtiyacı fiziksel aktivite ile ilgilidir
Alınması gereken en az protein miktarı, kız-erkek 0,8 mg/kg/gün ( günde kilogram
başına 0,8 gr ) olarak kabul edilir. Bunun yarıdan çoğu süt,yumurta,et gibi biyolojik değeri
yüksek , örnek protein niteliğinde olmalıdır.Yeterli miktar enerji ,protein ve özellikle örnek
protein alınan beslenmede tüm besinsel öğelerin alındığı varsayılır. Ek olarak vitamin ve
minerallere de yer verilmelidir.
WHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) tarafından hazırlanan listede ergenlik döneminde
enerji gereksinimi aşağıdaki şekildedir.
ERKEK KIZ
Yaş kg kg/kcal kcal kg kg/kcal kcal
10 33.9 74 2500 33.8 68 2300
11 36.7 71 2600 37.7 62 2350
12 40.2 67 2700 42.4 57 2400
13 45.5 61 2800 47.0 52 2400
14 51.7 56 2900 50.3 50 2500
15 56.6 53 3000 52,3 48 2500
16 60.1 51 3050 53.6 45 2420
17 62.4 50 3100 54.2 43 2300
18 63.7 49 3100 54.6 42 2270
19 65.0 47 3020 55.0 40 2200
4.3. Ergenlik Döneminde Beslenme Problemleri ve Alışkanlıkları
Ergenlik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenme problemleri arasında şişmanlık
( obozite) ve daha çok kızlarda görülen anorexia nervosa( psikolojik kaynaklı yemek
yememe ) yer alır. Fast-food ( ayakta hızla yenilen hamburger, pizza, kola vb. tüketimi
şeklinde, ayaküstü beslenme ) beslenme bol kalorili olduğu için şişmanlığa yol açabilir. Bol
kalorili beslenmeyi sevmesine, tercih etmesine karşı; gençler zayıf kalmak isterler. Çünkü
beden algısı konusunda hassastırlar. Güzel ve yakışıklı olmanın zayıf olmak anlamına
geldiğini düşünerek magazin kültürünün de etkisi ile erken yaşta zayıflama diyeti yapmaya
başlayabilirler. Hiç yememe, idrar söktürücü, kusturucular kullanarak kilo vermeye çalışırlar.
Böyle davranılması enfeksiyonlara direnci azaltır. Boy artışının yavaşlamasına yol açabilir.
Fotoğraf 4.5 : Ergenlik döneminde bol kalorili yiyecekler sevilir ve tercih edilirken aynı
zamanda zayıf kalmak istenir
Ailede ve okulda beslenme eğitimi ve iyi alışkanlıklar ergenlik döneminde de
önemlidir. Bol kalorili beslenme alışkanlığı yerine proteinli yiyeceklere özendirilmelidir.
Güzel olmanın aşırı zayıf olmak anlamına gelmediği açıklanmalıdır. Ergenlik döneminde
gençlere beslenme, temizlik, bakım ve düzenli yaşamın dış görünüşü de iyileştirdiği
benimsetilmelidir. Örneğin cilt sağlığı ve güzelliğinde, iskelet ve dişlerin büyümesi ve
sağlığında, normal ağırlığın korunmasında, kas gelişiminde fiziksel ve zihinsel yönden güçlü
olmada besin öğelerinin etkileri ve önemi vurgulanmalıdır.
4.4. Ergenlik Dönemi İçin Günlük Menü Planlama
Ergenlik döneminde gencin günlük enerji ve besin öğesi ihtiyacı yaptığı etkinliklerin
derecesine ve süresine göre farklılık gösterir. Gençlerin cinsiyetlerine göre de beslenme
ihtiyaçları farklılaşır. O nedenle günlük menü planlarken bu durum dikkate alınmalıdır.
Ortalama olarak günlük menüde: 2.5 porsiyon süt ve türevleri; 2-2.5 porsiyon et yumurta,
kuru baklagil; 3-;4 porsiyon sebze ve meyveler; 6-8 porsiyon tahıl ve türevleri (Kızlarda
daha az olmalıdır.) yer almalıdır.

KAYNAK:www.megep.meb.gov.tr

Döküman Arama

Başlık :