Kapat

Günlük hayatımızda karşılaştığımız bazı kimyasal olaylar

Antifriz nedir?

Radyatörde bulunan sıvının soğuk günlerde donmasını ve sıcak günlerde kaynamasını önleyen su ve etilen glikol karışımıdır.Etilen glikol (HO CH2CH2OH) çok zehirli bir maddedir. Bu madde radyatörde bulunan sıvını donma derecesini düşürür , kaynama derecesini yükseltir.En düşük donma derecesi yaklaşık -53 derecedir.

Sabun nasıl elde edilir?

 

Karboksilli asitlerin sodyum tuzlarına sabun denir. 2.5 mL 5 N sodyum hidroksit (NaOH) ve 2.5 mL su bir beher içerisinde ısıtılır. Köpürmeleri göz önüne alarak büyükçe bir beher seçilmelidir. Üzerine 45 g zeytinyağı, ayçiçeği yağı veya benzeri bir yağ eklenir. Düşük ısıda ısıtılır. 1 saat sonra 4 mL 5 N sodyum hidroksit daha eklenerek karıştırılır.1saat daha ısıtıldıktan sonra 5 mL su ve 5 mL 5 N sodyum hidroksit çözeltisi eklenir. Hafif kaynayıncaya ısıtılır. 14 mL 5 N sodyum hidroksit daha eklenir ve gerekirse buharlaşan suyu telafi etmek için bir miktar daha su eklenir. Homojen bir pasta elde edilinceye kadar kaynatmaya devam edilir. Bundan sonra hızla karıştırılarak 125 mL sıcak su eklenir. Böylelikle macun kıvamında bir çözelti elde edilir. Son olarak kaynama sıcaklığında yaklaşık 5 g Sodyum klorür (NaCl) eklenir. Soğumaya bırakılır. Katılaşan sabun kütlesi kaldırılır ve altına yapışan bazik kalıntılar yıkanır ve kurutulur.

Asit yağmuru nedir?

 

Petrol ve kömür ürünlerinin yanması sonucunda havaya karışan kükürt dioksitin atmosferde bulunan nemle birleşerek sülfürik asit oluşturarak yağmur veya kar ile birlikte yağması olayı asit yağmurudur. Ayrıca otomobil motorlarından çıkan azotdioksit gazı da asit yağmuru için bir kaynaktır. Azotdioksit havanın nemi ile birleşerek nitrik asidi oluşturur.

Gıda katkı maddeleri nelerdir?E ile başlayan bu maddeler zararlı ise neden kullanılmaktadır?

Kendi basına gıda olarak tüketilmeyen, gıdanın üretilmesi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması ve depolanması aşamalarında beklenen teknolojik amaca yönelik olarak ürün veya bileşenlerine doğrudan veya dolaylı yollardan katılan maddelere gıda katkı maddeleri denir. Bu maddeler gıdalara mikrobiyolojik bozulmayı önleme ve dayanıklılığı arttırma, besleyici değeri koruma, teknolojik işlemlere yardımcı olma, renk, görünüş, lezzet, doku gibi duyusal özellikleri düzeltme gibi pek çok amaçla katılır.

 

Peki  bu maddelerin başında yer alan  E-kodu ne anlama gelmektedir. Bu simge Avrupa Birliği tarafında her gıda katkı maddesine verilen özel tanıma kodudur.

 

Son zamanlarda ortalarda gıda katkı maddelerinin ne kadar zararlı olduğuna dair yazılar dolaşmaktadır. Bu yazıların bu konu ile ilgisi olmayan kişiler tarafından hazırlandığı çok açıktır. Çünkü dikkat edilirse özellikle ürün adı verilerek yani örneğin A markalı keççaptaki E 180 katkı maddesi zararlıdır diye belirtilmiştir. Oysa eğer bu katkı maddesi gerçekten zararlı ise sadece A marka keççapta değil diğer bütün keççaplarda zararlıdır.  Bu konuda bilinmesi gereken en önemli sey bir katkı maddesinin belirlenen gıda maddesi dışında, başka bir gıdaya katılması veya belirlenen miktardan fazla katılması suçtur. İşte tehlike bu belirlenen kriterlerin dışına çıkıldığı zaman başlıyor.

 

Kısacası azı karar çoğu zarar. C vitaminin bile fazlasının vücuda zararlı olduğu, böbrek taşına neden olduğu hiç aklınıza gelmiş miydi?

Göz yaşartıcı bomba nedir?

Üç çeşit göz yaşartıcı gaz bulunmaktadır: CS (Klorobenzilidenemalononitril), CN (kloroasetofenon) ve biber spreyi (mısır yağı ile karıştırılmış acı kırmızı biber)

Göz yaşartıcı gaz ya el bombası biçiminde ya da ayresol tenekeleri içinde depolanmıştır. Gözlerdeki burundaki, ağızdaki ve ciğerlerdeki mukus zarını tahriş ederek yaşlanma, hapşırma, ve öksürmeye yol açarlar. Biber spreyi ise gözlerde, burunda ve ağızda yanma ve kızarıklığa neden olur.

Kar yağdığında yollara neden tuz serpilir?

Bir maddeye, donma noktası daha düşük olan başka bir madde eklersek, karışımın donma noktası ilk maddeninkinden küçük, ikinci maddeninkinden yüksek olur. Buzlu yollara atılan tuz, buzun erime noktasını düşürür. Böylece buz, normalde katı olması gereken sıcaklıkta erimeye başlar. Eğer donmamışsa da, normalde donması gereken sıcaklıkta donmaz.

Mısır patlayınca niçin rengi beyaz oluyor?

Mısırın patlaması, içeriğindeki suyun ısı nedeniyle yaptığı basıncın bir sonucu. Öz halindeki mısır taneciği ısıtıldığında, içeriğindeki su da buhar haline dönüşüp basınç yaratıyor ve bu basınç taneciğin kabuğunu zorlamaya başladığında da mısırı patlatıyor. Bu gerçekleştiğinde dışarı çıkan kabarık beyazlık ise tane içeriğindeki nişastadır.

Oksitleyici yakıcı maddeler nelerdir?

Kendileri yanıcı olmadıkları halde bünyelerinde yanma için gerekli olan oksijeni bulundurduklarından yanabilen maddelerle temas edince reaksiyon veren maddelere yakıcı maddeler denir.  Hidrojen peroksit, perklorik asit, sodyum-potasyum metalinin nitratları, peroksitleri, permanganatları, kloratlar, perkloratları, kalsiyum karbonat, kromik asit ve  amonyum nitrat oksitleyici (yakıcı) maddelerdir

 

Suyun pH sı gerçekten 7 midir?

Teorikte evet. Yani beklenen saf sudaki [H+] ve [OH-] derişimlerinin birbirine eşit olmasıdır (1x10-7). Bu nedenle de pH 7 olmalıdır. Fakat Saf suyun pH sı içerisinde çözünmüş olan CO2 gazının H2CO3 (karbonik aside) dönüşmesi nedeniyle asidiktir. Saf su kaynatıldığında pH 7 değerine yaklaşır.

 

Sera etkisi nedir ve nasıl gerçekleşir?

 

Kömür, doğalgaz ve fuel gibi fosil yakıtlar, yüksek basınç altında oluşmuş ve karbondioksit içeriği bakımından çok zengin organik maddelerdir. Bu yakıtların kullanımı sonucunda açığa çıkan CO2 gazı, atmosfere karışır. Normalde karbon döngüsünün bir parçası olan bu olay, fosil yakıtların kullanımının artması ile atmosferdeki CO2 miktarının normalden yüksek seviyelere çıkmasına neden olur.

Havanın başlıca iki bileşeni olan oksijen ve azot gazları, güneşin gözle görülebilen dalga boylu ışınlarını yansıtır ve morötesi ışımaların bir kısmını da absorblar (soğurur). Dünya yüzeyine ulaşabilen güneş ışınları, yeryüzü tarafından soğurularak ısıya dönüştürülür. Bu ısı, yeryüzündeki atomların titreşimine ve kızılötesi ışıma yapmalarına neden olur. Bu kızılötesi ışımalar, oksijen veya azot gazı tarafından soğurulmaz. Ancak havada bulunan CO2 ve CFC (kloroflorokarbon) gazları, kızılötesi ışımaların bir kısmını soğurarak, atmosferden dışarı çıkmalarını engeller. Bu soğurma olayı, atmosferin ısınmasına yol açar. Bunun sonucunda dünya, güneşin altına park edilmiş bir arabanın içi gibi ısınır. İşte bu etkiye, “sera etkisi” adı verilir.

Sera etkisi dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığını değiştireceği için, uzun vadede iklimlerde değişiklikler, buzulların erimesi, mevsimlerin kayması ve tarım alanlarının verimsizleşmesi gibi çok ciddi sorunlara neden olabilir.

Soğan doğrarken gözlerimiz neden yaşarır?

 

Kesilen soğanın dokusu alinaz enzimi salgılar. Bu enzim sülfoksitleri sülfenik aside çevirir. Bu asitler kendiliğinden yeniden şekillenir ve gözyaşlarının oluşmasını sağlayan sin-propanetiyal-S-oksit meydana gelir. Bu, yaklaşık otuz saniye sürer ve kimyasal etkisini beş dakika içinde kaybeder.

Gözün ön tabakasında yer alan kornea, dışarıdan gelecek fiziksel ve kimyasal etkilere karşı gözü korur. Bu amaçla kornea üzerinde yüksek duyarlılıkta sinirler bulunur. Korneada ayrıca, gözyaşı bezlerini harekete geçirecek algılayıcılar da vardır. Serbest sinir uçları sin-propanetiyal-S-oksiti algıladıklarında, sinir sistemi harekete geçer ve gözyaşı bezinden salgılanan sıvı ile zararlı madde korneadan temizlenir. Soğanın bu etkisini ortadan kaldırmak için, soymadan önce soğanı ısıtabilir ve enzim aktivitesini bozarak gözlerimizin yaşarmasını engelleyebiliriz.

Sert su nedir ve nasıl yumuşatılır?

Suyun içerisinde bir takım iyonlar vardır. Kalsiyum ve magnezyum iyonları ise suda sertliğe neden olan iyonlardır. Bu iyonları sudan uzaklaştırmak yoluyla suyu yumuşatmış oluruz. Evlerde kullanılan ve musluk suyunu yumuşatan cihazların çalışma prensibi, kalsiyum ve magnezyum iyonlarını sudan uzaklaştırmaya yöneliktir. Bu cihazlarda, suda çözülmeyen dev moleküllerden oluşan ve sodyum ile dengelenmiş negatif yüklü iyonlar vardır. Bu dev moleküllü yapılara “rezin”denir. Su cihazdan geçerken, bu rezinlerdeki negatif iyonlar sodyum yerine kalsiyumu tutarlar. Başka bir deyişle, sodyum ve kalsiyum iyonları yer değiştirirler. Böylece sudaki kalsiyum miktarı azalır ve su yumuşamış olur.

Tekrar şarj edilebilen pillerin çalışma prensibi nedir?

Bir pilin yeniden şarj edilebilir olması için gerekli koşullardan biri, şarjı bitmiş pile ters yönde potansiyel uygulandığında yeterli derecede ters tepkime verebilmesidir.
 

Örneğin nikel-kadmiyum (Ni-Cd) pillerde, pil harcanırken Cd(OH)2 ve Ni(OH)2 oluşur. Ancak pil tekrar şarj edildiğinde bunlar başlangıçtaki hallerine (Cd ve NiOH) geri dönerler. Alkalin piller ters tepkime verebilirler ancak, şarj edilmeleri uygun değildir. Çünkü yeniden yük kazanımları efektif değildir ve çok çabuk tükenirler. Ayrıca yeniden şarj sırasında açığa çıkardıkları hidrojen gazı, patlamalara yol açacak boyutlara varabilir.

Pilin içinde anot ve katot elektrotları vardır. Pil enerji verirken, anotta yükseltgenme, katotta ise indirgenme tepkimeleri gerçekleşir. Yeniden şarj edilme aşamasında ise ters tepkime olur. Anotta indirgenme ve katotta yükseltgenme meydana gelir. Normal pillerde, elektrotlardan en az biri ters tepkime yapamaz. Ni-Cd pilde iki önemli nokta vardır. Birincisi, kadmiyumda hidrojen oluşma hızı çok düşüktür. İkincisi ise, kadmiyumun sıvı elektrolit çözeltideki çözünürlüğü oldukça azdır. Bu, kadmiyumun elektrolit içinde çözünüp katoda gitmesini veya dağılmasını engellerken, kadmiyum parçacıkları yeniden şarjı kolaylaştırır

 

Döküman Arama

Başlık :