GAP BÖLGESİNDE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ve MODERN SULAMA SİSTEMLERİNİN KULLANIMININ ETKİLERİ

GAP BÖLGESİNDE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ve MODERN SULAMA SİSTEMLERİNİN KULLANIMININ ETKİLERİ

Öner ÇETİN1

Mustafa EYLEN2

A. Suat NACAR3

Neşe ÜZEN4

Doç. Dr..

Yrd. Doç. Dr.

Ziraat Yük. Müh.

Araştırma Görevlisi

1 Dicle Üni.Zir. Fak., Tar. Yap. ve Sulama Böl., Diyarbakır, oner_cetin@yahoo.com

2 Dicle Üni. Zir. Fak., Tar. Yap. ve Sulama Böl.,Diyarbakır, meylen@dicle.edu.tr

3 GAP Toprak-Su ve Tarımsal Araş. Enst. Şanlıurfa, asnacar@hotmail.com

4 Dicle Üni.Zir. Fak., Tar. Yap. ve Sulama Böl., Diyarbakır, nuzen@dicle.edu.tr

ÖZET

Global ısınma ve iklim değişikliği de göz önüne alındığında, tarımda sulama suyunu etkin kullanan sistemlerin uygulanması kaçınılmaz olmuştur. GAP Bölgesi ise hem sulamaya açılan hem de açılacak arazilerin toplam alanı dikkate alındığında, tüm dikkatlerin bu bölgeye çekilmesine neden olmaktadır. Yapılan araştırmalarda, GAP Bölgesi’nde yüzey sulama ile 1 kg kütlü pamuk üretmek için 2800-3500 L, 1 kg mısır için 943-1284 L, 1 kg karpuz için 83 L, 1 kg kuru yonca otu için 1200 L ve 1 kg buğday için 846 L sulama suyu gerekirken, pamukta damla sulama ile aynı üretimi sağlamak için yalnız 1500 L, mısır için 474 L, karpuz için ise 68 L sulama suyu gerekmektedir. Pamukta LEPA uygulaması ile aynı üretim için 1391 L, yoncada hareketli yağmurlama ile 535 L ve buğdayda sabit yağmurlama ile de 433 L sulama suyu gerekmektedir. Modern basınçlı sulama sistemleri etkin sulama suyu kullanımı yanında, önemli düzeyde verim artışı ve su tasarrufu sağlayarak çok önemli düzeyde ekonomik gelirde artış sağlama etkisi olduğu da tespit edilmiştir. Tüm bu sonuçlar hem kaynakların etkin kullanımı hem de tarımsal sulamanın çevresel olumsuz etkilerini azaltmada (tuzluluk, drenaj, erozyon, yüzey akış, çoraklaşma v.b.) önemli olacağını göstermektedir. Ayrıca, pamuk, yüzey sulama ile sulandığında iyi kalitede bir sulama suyu kabul edilen Fırat Suyu ile toprağa yılda yaklaşık 2.5 t/ha tuz ilave edilirken, damla sulama ile bu miktar ancak 1.5 t/ha’dır. Bunun yanında, özellikle yüzey ve yüzey altı damla sulamada gaz emisyonları (salınım) ile ilgili olan süreçlerin ve toprak mikroorganizmaların aktiviteleri nispi olarak azalmaktadır.

Anahtar Kelimeler: GAP, iklim değişikliği, sulama, modern sulama sistemleri, su kullanım etkinliği

1 Sorumlu yazar, E-mail: oner_cetin@yahoo.com, Tel: 0 412 248 85 09, Fax: 0 412 248 81,

Cep tel: 0 536 463 26 43

101

ABSTRACT

EFFECTS OF CLIMATE CHANGE and MODERN IRRIGATION SYSTEMS IN THE GAP REGION

Considering global warming and climate change, the use of the irrigation methods which are provided water saving is unavoidable for sustainable agriculture. The irrigation water of 2800-3500 L, 943-1284 L, 83 L, 1200 L and 846 L in order to produce 1 kg of seed-cotton, corn, water melon, alfalfa (hay) and wheat were necessary under the surface irrigation methods, respectively. However, the irrigation water of 1500 L, 474 L and 68 was sufficient to produce the same amount of crop yield for cotton, corn and water melon under the drip irrigation, respectively. Similarly, the irrigation water amount of 1391 L, 535 L and 433 L for cotton, alfalfa and wheat was required under the LEPA, moving sprinkler and fixed sprinkler, respectively. The modern pressurized irrigation systems used both less the water and provided more yields compared to the surface irrigation methods. These results showed that the modern pressurized irrigation systems could be decreased the negative impacts of the surface irrigation (salinization, runoff, soil erosion, alkalinization etc.). While salt amount of 2.5 t/ha is added into the soil by surface irrigation, this salt amount was 1.5 t/ha under the drip irrigation per irrigation season. In addition gas emission was less under the drip irrigation than the surface irrigation since bacteria activities were restricted in dry area of the field.

Key word: GAP, climate change, irrigation, modern irrigation systems, IWUE

1. GİRİŞ

Türkiye’de son yapılan çalışmalara göre, uzun dönemde yıllık ortalama sıcaklıkların 2.5-4 oC arasında artacağı tahmin edilmektedir. Yağış ısından önemli değişikliklerin yaşanacağı, özellikle kış aylarında ülkemizin Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde % 20-50 arasında azalacağı tahmin edilmiştir (Kadıoğlu, 2008). Bölgede yapılan araştırma sonuçları global sıcaklık artışına bağlı olarak günlük ortalama ve maksimum sıcaklıkların arttığını göstermektedir (Şen ve Ark., 2006). İklimdeki global değişim beraberinde sıklıkla daha yüksek sıcaklıklar ve yağış değişimlerini beraberinde getirecektir (IPCC, 1990). Dünya’da ve ülkemizde kürsel ısınma konusunda yapılan çalışmalar, iklim değişikliğinin bulunduğumuz bölgenin su kaynaklarını kısıtlayıcı bir rol oynayacağını göstermektedir (Fıstıkoğlu, 2008).

Tarım sektörü artık sulama suyunun daha etkin kullanımı için hem dünyada hem de Türkiye’de büyük bir baskı altındadır. Çünkü tarımda kullanılan su miktarının düzeyi, toplam su kullanım içindeki payı % 70’in üzerindedir. Ayrıca, sulu tarımda ülkemizde etkin olmayan bir su kullanımı, bunun sonucunda da sulamanın arazi bozulmasına (su erozyonu ile toprak verimli üst kısmının taşınması, yüzey akış, drenaj, tuzluluk v.b.) neden olduğu bir gerçektir. Azalan su kaynakları, global ısınma ve iklim değişikliği de göz önüne alındığında, tarımda sulama suyunu etkin

102

kullanan yöntemlerin uygulanması kaçınılmaz olmuştur. Ayrıca tarım sektörü ile diğer sektörler (Belediyeler, sanayi, doğal koruma v.b.) arasında su kullanımı yönünden önemli bir rekabet vardır. Ayrıca sulu tarımda artık bitkilerin sulama gereksinimlerinin optimizasyonu konusundaki araştırma çalışmaları ön plana çıkmıştır. Ancak, sulu tarım besin ve lif üretiminin de bir güvencesi durumundadır. Geleneksel yüzey sulama yöntemlerinde “sulama etkinliği” yaklaşık % 40 civarındadır. Halbuki modern sulama teknolojilerinin kullanımı ile yağmurlamada bu oran % 70, damla sulamada ise % 90 ‘a çıkarılabilmektedir (Wolff ve Stein, 1999). Geleneksel sulamalarda (ağırlıklı olarak yüzey sulama) topraktan olan buharlaşma kayıplarının tamamen önlenmesi zordur. Halbuki, buharlaşma kayıpları yüzey damla sulama ile önemli ölçüde, yüzeyaltı damla sulama ile de tamamen önlemek mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, yüzey sulamalarda suyun büyük bir bölümü (neredeyse 2/3) doğrudan bitki tarafından kullanılmadan buharlaşma, yüzey akış veya derine sızma yoluyla kaybolmaktadır.

2. MEVCUT SULAMA UYGULAMALARI

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ilk sulamalardan birisi Harran Ovası’nın güneyinde Suriye sınırında olan ve 1977 yılında hizmete giren Akçakale sulamasıdır. Derin kuyulardan sağlanan sulama suyu ile 15 000 ha alanın sulanması hedeflenmiştir. Bu proje sahasında pamuk % 35 planlanmışken 1989 ve 1990 yıllarında pamuk ekim oranı sırası ile % 84 ve % 87 oranında gerçekleşmiştir (Özyurt ve Çetin, 1991). Sonraki yıllarda da pamuk ekim oranı benzer olmuştur. Bu durum planlanan bitki desenini aksine ve pamuk gibi sulama suyu gereksinimi yüksek bitkilerin yoğunlukta olması aynı mevsim içinde aşırı su kullanımına neden olmuştur.

Mevcut sulama uygulamaları bakımından ise, çiftçiler yıllarca kendi eski alışkanlıklarına göre sulama yapmışlardır. Buna örnek olarak, sıra bitkisi olan pamukta, 3x3, 4x4 m genişliğinde tavalar yaparak sulama yapmışlardır. Bu bölgede ilk sulama yıllarında pamukta 13-14 kez sulama yapıldığı görülmüştür. Ayrıca belirtilen tava uygulaması ile de aşırı su kullanımı devam etmiştir. Bu ise kısa bir süre sonra (yaklaşık 10-15 yıl) yüksek taban suyu, tuzluluk ve çoraklaşma olarak kendini göstermiştir. Sonradan bu alışkanlıklarından ve uygulamalarından vazgeçerek karık sulama uygulamasına başlanılmış olsa da, özellikle düz olan Suriye Sınırı’na yakın bölgelerde tuzlanma, çoraklaşma ve drenaj sorunu kendini göstermiştir.

Bölge’de sulama amacıyla kaynaktan saptırılan su miktarı yaklaşık 11 000 m3/ha civarındadır. Bunun yaklaşık % 40’nın doğrudan bitki tarafından kullanıldığı göz önüne alınırsa, mevcut su kaynaklarının etkin kullanılmadığının bir göstergesidir.

Bölgenin arazi eğiminin fazla ve ondüleli alanlarında bile yüzey sulama yöntemlerinin uygulanması devam etmektedir. Genel olarak yüzey sulamalarda arazi eğimi en fazla % 2-3’e kadar izin verilebilirken, uygulamada eğimi % 15 gibi çok yüksek arazilerde bile karık sulama yapılmaktadır. Üstelik de sulama eğimi tesviye

103

eğrilerine paralel olması gerekirken aksine eğim yönünde yapılmaktadır. Bu durum ne yazık ki bu şekilde sulanan arazilerin üst verimli toprağını taşıyarak bazen sulama ana kanallarına ve genellikle de Dicle Nehri’ne doğrudan akmaktadır. Bu nedenledir ki, yaz aylarında Dicle Nehri koyu kahverengi veya kırmızımsı akmaktadır. Bu durum mevcut sulama uygulamalarının ilkel bir şekilde yapıldığını, buna bağlı olarak da erozyon nedeniyle kaybolan topraklar yanında aşırı su kullanılmasına da neden olmaktadır.

Bölge’de yanlış ve aşırı su kullanımı nedeniyle arazilerin tuzlulaşmasını ıklayan ve halk arasında yaygın olarak söylenen “Yanan toprağıma su kattım, kattığım su da yandı” ifadesi tüm bu yaşananları ıklamaktadır.

3. MODERN SULAMA SİSTEMLERİNİN BİTKİLERİN VERİM ve SU

KULLANIMINA ETKİSİ

GAP Bölgesi Harran Ovası’nda, öncelikle yüzey sulamaları esas alan çok sayıda, araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda, bölgede yaygın olarak yetiştirilen pamukta karık sulama yöntemi için sulama suyu gereksinimini Karata (1985) 1148 mm, Kanber ve ark. (1991) 1113 mm ve Bilgel (1994) 1130 mm olarak tespit etmişlerdir. Buna göre pamuk sulama suyu gereksinimi ve su tüketimi çok yüksek bitkilerden birisidir. Hem dünyada hem de ülkemizde kullanılan suyun yaklaşık % 70-75’i tarımda kullanılmaktadır. Ayrıca yüzey sulama yöntemlerinin uygulanması, hem yüzey sulama yöntemlerinin doğası gereği hem de bu yöntemin uygulanmasında tarla içi geliştirme hizmetlerinin (tesviye, toplulaştırma v.d.) yeterince yapılmamış olması, uygulamada sulama suyunun yöntemin gerektirdiği uygun koşullarda yapılmaması nedeniyle aşırı su kullanıldığı bir gerçektir.

Öte yandan, Özyurt and Edebali (1993) Harran Ovası’nda yüzey sulama ile yoncanın sulama suyu gereksinimi 2448 mm, su tüketimi ise 2883 mm olarak tespit etmişlerdir. Her sulamada ortalama 173 mm sulama suyu verilmesi gerektiğini bildirmişlerdir. Bu sulama programına göre ortalama 20.4 t/ha yonca kuru ot verimi elde edilmiştir.

Karpuzda yapılan bir sulama denemesinde 480 mm sulama suyu uygulamasına karşılık 58 t/ha pazarlanabilir karpuz verimi elde edilmiştir (Gündüz ve Kara, 1995).

Çetin (1996) mısırda karık sulama yöntemi uygulayarak yaptığı araştırmada, en yüksek mısır dane verimini 1303 mm sulama suyuna karşılık 10150 kg/ha olarak tespit etmiştir. Değirmenci ve ark. (1998) aynı bölgede karık sulama ile mısırda yaptıkları araştırmada ise 873 mm sulama suyuna karşılık 9260 kg/ha mısır dane verimi elde etmiştir.

Yazar ve ark. (1996) Harran Ovası’nda yağmurlama sulama ile buğdayda yaptıkları araştırma sonucuna göre, uygulanan 300-393 mm sulama suyuna karşılık 693 ile 803 kg/da buğday dane verimi elde etmişlerdir. Aynı bölgede Karaata (1987) ve Çetin

104

(1993) yüzey sulama ile buğdayda yaptıkları araştırma sonucuna göre, 430 ve 459 mm sulama suyuna karşılık sırası ile 5080 ve 3920 kg/ha dane verimi elde etmişlerdir. Buna göre, buğdayda yağmurlama sulama yüzey sulamaya göre yaklaşık % 22 su tasarrufu sağlamışken % 65 gibi yüksek bir oranda da verim artışı sağlanmıştır. Bu durum çeşit ve diğer tarım tekniklerindeki gelişmelerin de etkisi olsa da, farklı sulama sistemlerinin etkisinin ne kadar önemli ve belirgin olduğunu göstermektedir.

Çetin ve Nacar (1996) Harran Ovası’nda alttan sızdırma (porous pipes) sulama sistemi kullanarak karpuzda yaptıkları araştırmada, 440 mm sulama suyuna karşılık 65 t/ha, 563 mm sulama suyuna karşılık ise 83 t/ha pazarlanabilir verimi elde etmişlerdir. Alttan sızdırma (yüzeyaltı delikli boru), yüzey sulamaya göre (Gündüz ve Kara, 1995) % 8 daha az sulama suyuna karşılık % 12 daha fazla pazarlanabilir karpuz üretimi sağlamıştır.

Öte yandan, aynı bölgede, Bilgel ve ark. (2001) tek başlıklı hareketli yağmurlama sulama sistemi kullanarak yaptıkları çalışmada ise, 1760 mm sulama suyuna karşılık 32,9 t/ha yonca kuru ot verimi elde etmişlerdir. Bu sonuçlara göre, hareketli yağmurlama sulama sistemi yüzey sulamaya göre % 28 oranında daha az sulama suyu kullanılmış iken, buna karşın verim ise % 74 oranında daha fazla olmuştur. Burada önemli farkın nedenleri, yüzey sulamada toprağın 120 cm derinliğinin esas alınması sulama suyu ve su tüketimin bu denli fazla olmasını sonuçlamıştır. Hareketli yağmurlama sulamada ise açık su yüzeyi buharlaşma esas alınmıştır. Buna göre, yonca gibi sık yetişen bitkilerde hareketli yağmurlama sistemlerinin kullanımı hem su tasarrufu hem de verim artışı dikkate alındığında uygun projeleme ve kullanımı ile önerilebilir.

Pamukla ilgili yapılan araştırmada ise, Çetin ve Bilgel (2002), GAP Bölgesi Harran Ovası’nda optimum verim koşullarında, damla sulamada verim, yağmurlamadan % 30, karık sulamadan ise % 21 daha yüksek olmuştur. Bu koşullarda sulama suyu kullanım etkinliği (IWUE), 0,49 kg/m3 ile en yüksek damla sulamada gerçekleşmiştir. IWUE karık sulamada 0,39, yağmurlamada sulamada ise 0,24 kg/m3 olarak gerçekleşmiştir. Elde edilen bu sonuçlara göre, aynı sulama suyu düzeyinde kütlü pamuk verimi damla sulamada karık sulamaya göre oldukça yüksektir. Sulama suyu verim ilişkisine göre, damla sulamada 3493 kg/ha verim elde etmek için 500 mm sulama suyu yeterli olurken, aynı miktardaki kütlü pamuk verimi elde etmek için karık sulama ise 962 mm sulama suyu gereklidir (Şekil 3.1, Çizelge 3.1). Bu sonuçlara göre, Harran Ovası’nda pamukta damla sulama ile önemli düzeyde su tasarrufu sağlanırken aynı zamanda verim artışı da sağlanmış ve bu önemli bulunmuştur. Pamukta farklı sulama sistemleri konusundaki diğer bir bulgu ise, yağmurlama sulama hem damla hem de karık sulamaya göre kütlü pamuk verimi daha düşük olmuştur. Buna neden ise, bölgenin çok sıcak olması buharlaşma kayıplarını artırmış, ve pamukta silkme oranının da artması nedeniyle verim daha düşük gerçekleşmiştir.

105

GAP Bölgesi’nde hareketli sulama makinaları kullanılarak yapılan ilk denemeler GAP Toprak-Su ve Tarımsal Araştırma Enstitüsü (Mülga Köy Hizmetleri Araş. Enst) tarafından yapılmıştır (Çetin ve ark., 1999). Bu denemelerde hareketli ve tamburalı sulama makinaları ile, düşük enerjili hassas sulama uygulaması (Low Energy Precission Application-LEPA), hareketli yağmurlama ve hareketli damla sulama çalışması yapılmıştır. Tapılan bu test çalışmalarında belirtilen sistemlerin uygun kalibrasyon ve işletim koşullarında başarı ile çalışabileceği gösterilmiştir.

Çizelge 3.1. Pamukta farklı sulama yöntemlerinde sulama suyu- verim

ilişkisine göre uygulanan sulama suyuna karşılık elde

edilmesi beklenen verimler(Çetin ve Bilgel, 2002).

Sulama

Kütlü pamuk verimi (kg/ha)

suyu (mm)

Damla

Karık

Yağ.

400

2973

1673

2182

500

3493

2094

2402

600

3953

2473

2602

700

4353

2810

2782

800

4693

3105

2942

900

4973

3358

3082

1000

5193

3569

3202

1100

5353

3738

3302

1200

5453

3865

3382

1300

5493

3950

3442

Aynı bölge’de Yazar ve ark. (2002) pamukta LEPA ve damla sulama sistemlerinin uygulanabilirliğini araştırmışlardır. Damla sulamada, uygulanan 814 mm sulama suyuna karşılık 5870 kg/ha kütlü pamuk verimi elde edilmiştir. LEPA uygulamasında ise, damla sulamada olduğu gibi 814 mm sulama suyuna karşılık 01000200030004000500060000500100015002000Sulama suyu (mm)Kütlü pamuk verimi (kg/ha)DamlaKarıkYağmurlamaY=-431.1+6.1X-0.0021X2, R2=0.97** KarıkY=1102+3.1X-0.001X2, R2=0.99** YağmurlamaY=292.5+7.9X-0.003X2, R2=0.99** DamlaŞekil 3.1 Harran Ovası’nda farklı sulama yöntemlerine sulama suyu verim ilişkisi (Çetin ve Bilgel, 2002)

106

4750 kg/ha kütlü pamuk verimi elde edilmiştir. Sonuç olarak, bu bölge’de LEPA ve damla sulamanın yağmurlama ve yüzey sulamaya göre sulama suyundaki önemli kayıpları önleyebileceği vurgulanmıştır.

Aynı bölgedeki araştırma sonuçlarına göre, özellikle damla sulama uygulamalarının hem su tasarrufu hem de verim artışı yönünden Çetin ve Bilgel (2002) ve Yazar ve ark. (2002) benzer sonuçlara ulaşmışlardır. Ancak Yazar ve ark. (2002) araştırma sonucunda damla sulamada verim daha yüksek olması ve lateral aralığının 1.40 m alınarak sulama suyunun daha etkin kullanıldığı ve böylece birim sulama suyuna karşılık daha fazla kütlü pamuk verimi sağlandığı söylenebilir.

Yazar ve ark. (2002) Harran Ovası’nda mısırda damla sulama ile yaptıkları çalışmada ise 565 mm sulama suyuna karşılık 11 920 kg/ha mısır dane verimi elde etmişlerdir. Önceki yapılan yüzey sulama (karık) araştırma sonuçlarına göre elde edilen verim yaklaşık % 15-23 oranında daha fazla olmasına rağmen sulama suyu önemli düzeyde daha az uygulanmıştır.

Ayrıca Çizelge 3.2’de farklı sulama sistemlerine göre bitkilerin sulama suyu kullanım etkinliği (IWUE) değerleri verilmiştir. Basınçlı sulama sistemlerinde IWUE değerleri önemli derecede daha yüksek olarak tespit edilmiştir.

Çizelge 3.2. Farklı sulama sistemlerine göre bitkilerin sulama suyu kullanım etkinlikleri

Bitki

Sul. Suyu

Verim

IWUE

IWUE

Kaynaklar

(mm)

kg/ha

kg/ha/m3

L/Kg

Buğday (Yağ.)

300

6930

2,31

433

Yazar ve ark. (1996)

Buğday (Yüzey)

430

5080

1,18

846

Karaata (1987)

Karpuz (Yüzeyaltı damla)

440

64460

14,65

68

Çetin ve Nacar (1996)

Karpuz (Yüzey altı damla)

563

82820

14,71

68

Çetin ve Nacar (1996)

Karpuz ((Karık)

480

58000

12,08

83

Gündüz ve Kara (1995)

Yonca (Har. Yağ.)

1760

32900

1,87

535

Bilgel ve ark. (2001)

Yonca (Yüzey)

2448

20400

0,83

1200

Özyurt and Edebali (1993)

Mısır (Karık)

1303

10150

0,78

1284

Çetin (1996)

Mısır (Karık)

873

9260

1,06

943

Değirmenci ve ark. (1998)

Mısır (Damla)

565

11920

2,11

474

Yazar ve ark. (2002)

Pamuk (LEPA)

814

5870

0,72

1391

Yazar ve ark. (2002)

Pamuk (Karık)

1000

3570

0,36

2801

Çetin ve Bilgel (2002)

Pamuk (Damla)

600

3960

0,66

1515

Çetin ve Bilgel (2002)

Pamuk (Karık)

1148

3320

0,29

3458

Karata (1985)

107

4. SULAMA YÖNTEMLERİNİN DİĞER ETKİLERİ

Farklı sulama yöntemlerinin de toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilirliği üzerine etkileri de farklıdır. Yüzey sulamaların doğası gereği, hem teknik hem de uygulamadaki yetersiz önlemler nedeniyle yüzey akış, derine sızma ve buharlaşma kayıpları çok yüksek düzeylere ulaşabilmektedir. Genel olarak, uygun projeleme ve uygulama koşullarında basınçlı sulama sistemlerinde yüzey akış ve derine sızma meydana gelmez. Bu durum, tarımsal sulamanın hem olumsuz çevresel etkisinin (erozyon, tuzluluk, drenaj ve çoraklaşma gibi) azaltılması veya hiç olmaması hem de önemli su tasarrufu sağlaması bakımından önemlidir.

Ayrıca, yağmurlama sulamanın gündüz sıcak saatlerde yapılması buharlaşmayı artırmaktadır. Örneğin gündüz saatlerinde yapılan sulamada buharlaşma kayıpları % 15 iken, gece sulamasında ise % 5 düzeyine düşmektedir (Playan, 2002).

İyi kalitede bir sulama suyu sayılabilen Fırat suyu (0.4 dS/m) örneğin pamuk sulamasında yüzey sulama (karık) kullanıldığında, yaklaşık 1000 mm sulama suyu ile, eğer yeterli drenaj önlemleri alınmaz ve etkin yağış olmazsa (yıkanma için) 1 yılda 1 ha alana yaklaşık 2.56 t tuz gelmektedir. Ancak önceki bölümlerde açıklandığı üzere, örneğin karık sulama yerine Damla sulama tercih edilirse aynı alana belirtilen tuz miktarının yaklaşık yarısı bırakılacaktır. Bu da göstermektedir ki, damla sulama su tasarrufu ve verim artışı yanında, toprakların kısa sürede tuzlulaşmasını da engellemektedir.

Ayrıca, karık sulamadan yüzeyaltı damla sulaya geçişle birlikte gaz emisyonlarında da dolaylı bir azalış olacaktır. Çünkü, karık sulamada toprak neredeyse sature halde iken, yüzeyaltı damla sulamada ise çok az alan ıslatıldığı için, toprak mikroorganizmalarının aktiviteleri azalacağından gaz emisyonları da azalacaktır (Warnert, 2007).

108

5. SONUÇ ve ÖNERİLER

Bölgede yapılan tüm araştırma sonuçları göz önüne alındığında, başta damla sulama yöntemi olmak üzere, diğer basınçlı sulama yöntemlerinde geleneksel sulama yöntemlerine (yüzey) göre hem su tasarrufu sağlandığı hem de verim artışı elde edildiği görülmüştür. Bu sonuç GAP Bölgesi’nde sulamaya açılan ve açılacak alanların büyüklüğü (1.7 milyon ha) göz önüne alındığında çok önemli miktarda su tasarrufu sağlanarak olası kuraklık ve kaynak yetersizliğinde su kaynaklarının etkin kullanımı sağlanabilir. Bunun yanında verim ve üretim artışı da sağlanacaktır. Tüm bu sonuçlar hem kaynakların etkin kullanımı hem de tarımsal sulamanın çevresel olumsuz etkilerini azaltmada (tuzluluk, drenaj, erozyon, yüzey akış, çoraklaşma v.b.) önemli olacağını göstermektedir.

Ancak uygulamada tüm sulama sistemlerinin kendine özgü üstünlükleri ve kısıtları vardır. Önemli olan tüm faktörler (teknik, ekonomik, sosyal) göz önüne alınarak, en uygun sulama sistemini seçmek ve seçilen bu sistemin tüm teknik gereklerini yerine getirerek sulama uygulamasının yapılması zorunludur. Damla sulama sistemlerinin uygulanması tüm sulama sorunlarının çözümü anlamına gelmemelidir. Çünkü sistemler geliştikçe karmaşıklığı artmakta, buna göre daha hassas çalışmaların ve uygulamaların yanında pratikte bilgi ve tecrübeli kullanıcılar gerektirmektedir.

Sulama suyunu kullanıcılar tarafından, kullandığı oranda ücret ödenmediği sürece, sözü edilen temel sorunların (toprak ve su kaynaklarının bilinçsizce ve aşırı biçimde kullanılması, buna bağlı olarak da belirtilen doğal kaynakların kısa sürede elden çıkarak hem kullanılamaz hale gelmesi ve hızla tükenmesi) çözümü zor görünmektedir. Hangi sistem uygulanırsa uygulansın mutlaka sulama suyu miktarına göre bir ücretlendirme yapılması zorunlu olmalıdır.

Sonuç olarak, ülkemizde ve özellikle GAP Bölgesi’nde başta kamu araştırma kurumları ve üniversiteler sulama, sulama yöntemleri ve farklı sulama sistemlerinin uygulanabilirliliği konusunda yeterince araştırma ve çalışma yapmıştır. Önceki bölümlerde açıklandığı üzere, farklı sulama sistemlerinde su-verim ilişkileri tespit edilmiştir. Dolayısıyla, sorun karar mercilerin bir an evvel modern sulama sistemlerinin uygulanması konusunda gerekli sulama alt yapılarının buna göre planlanıp uygulanması ve sulama suyunun da kullanılan su miktarına göre ücretlendirilmesi konusunun hayata geçirilmesidir. Bu durum doğal bir kaynak olan suyun hem etkili kullanılmasını sağlayacak, en önemlisi de drenaj, tuzluluk ve çoraklaşma gibi geri kazanımı hemen hemen olanaksız olan arazilerin sürdürülebilirliği açısından önemli olacaktır.

109

6. KAYNAKLAR

Bilgel, L., 1994. Harran Ovası’nda Pamuğun İlk ve Son Sulama Zamanları. Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araş. Enst. Yayınları. Genel Yayın No: 88 Rapor Serisi: 61 ŞANLIURFA

Bilgel, L., Çetin, Ö., Nacar, A.S., 2001. Harraon Ovası KoşullarındaTekil Başlıklı Doğrusal Hareketli Yağmurlama Sulama Sistemiyle Yonca Sulama Olanbakları. Köy Hizmetleri Gen. Müd. APK Dairesi Başkanlığı, Toprak ve Su Kaynakları Araş. Şube Müd. Yayın No: 117, Ankara, 371-386

Çetin, Ö., 1993. Harran Ovası Koşullarında Farklı Su ve Azot Uygulamalarının Buğday Verimine Etkisi ve Su Tüketimi. Köy Hizmetleri Şanlıurfa Araş. Enst. Müd. Gen. Yayın No:80, Rapor Serisi No:54, Şanlıurfa

Çetin, Ö., 1996. Harran Ovası Koşullarında İkinci ürün Mısırın Sulama Suyu Gereksinimi. Köy Hizmetleri Şanlıurfa Araştırma Enstitüsü, Yayın No:90, Şanlıurfa.

Çetin, Ö., Bilgel, L., 2002. Effects of Different Irrigation Methods on Shedding and Yield of Cotton. Agric. Water Manage. 54, 1-15

Çetin, Ö., Bilgel, L., Değirmenci, V., 1999. The Effect of Different Moving Irrigaton Systems on Yield and Quality of Cotton in Southeastern Anatolia Region of Turkey. Proceedings of International Symposium on New Approaches in Irrigataion, Drainage and Flood Control Management, (ISBN 80-85755-05-X), Bratislava, SLOVAKIA

Çetin, Ö., Nacar, A.S., 1996. Harran Ovası’nda karpuzun alttan sızdırma (gözenekli borular) sulama sistemi ile sulama olanakları. GAP I. Sebze Tarımı Sempozyumu. 7-10 Mayıs, 1996, Şanlıurfa, 217-222

Değirmenci, V., Gündüz, M., Kara, C., 1998. GAp Bölgesi Harran Ovası koşullarında İkinci ürün Mısırın Su-Verim ilişkileri. Köy Hizmetleri Şanlıurfa Araştırma Enstitüsü, Yayın No: 102, Şanlıurfa.

Fıstıkoğlu, O., 2008. Küresel İklim Değişikliğinin Su Kaynaklarına Etkisi ve Uyum Önlemleri. Küresel İklim Değişimi ve Türkiye. TMMOB İklim Değişimi Sempozyumu, 13-14 Mart 2008, Ankara, 241-255

Gündüz, M., Kara, C., 1995. GAP Bölgesi Harran Ovası Koşullarında Açık Su Yüzeyi Buharlaşmasına Göre Karpuz Su tüketimi, Köy Hizmetleri Gen. Müd. Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Yıllığı, Ankara.

IPCC., 1990. Climate Change: Intergovernmental Panel on Climate Change. IPCC Scientific Assessment. J.T. Houghton, G.J. Jenkins, and J.J. Ephraums (eds.). World Meteorological Organization and United Nations Environmental Program. Cambridge University Press. Cambridge. 365 pp.

Kadıoğlu, M., 2008. Günümüzden 2100 Yılana Kadar İklim Değişimi. Küresel İklim Değişimi ve Türkiye. TMMOB İklim Değişimi Sempozyumu, 13-14 Mart 2008, Ankara, 27-46

Kanber, R., Tekinel, O., Baytorun, N., Kumova, Y., Alagöz, T., ve Ark., 1991. Harran Ovası Koşullarında Pamuk Sulama Aralığı ve Su Tüketiminin Belirlenmesinde Açık Su Yüzeyi Buharlaşmasından Yararlanma Olanaklarının Saptanması. T.C. Başbakanlık Güneydoğu Anadolu Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı Kesin Sonuç Raporu. GAP Yayınları No:44 ADANA

Karaata, H., 1985. Harran Ovası’nda Pamuk Su Tüketimi. Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araş. Enst. Yayınları Genel Yayın No: 24 Rapor Serisi No: 15 ŞANLIURFA

Karata, H., 1987. Harran Ovası’nda Buğdayın Su tüketimi. Köy Hizmetleri Şanlıurfa Araş. Enst. Müd. Gen. Yayın No: 42, Rapor Seri No:28, Şanlıurfa.

Ozyurt, E., Edebali, S., 1993. Harran Ovası’nda Yonca Su Tüketimi. Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araş. Enst. Yayın No: 81, araştırma Rapor No: 55, Şanlıurfa.

Özyurt, E., Çetin, Ö., 1991. GAP Bölgesi’nde mevcut ve Gelecekte Karşılaşılabilecek Sulama Sorunları. Toprak İlmi Derneği 12. Bilimsel Toplantısı, 23-28 Eylül, 1991, Şanlıurfa.

Playan, E., 2002. Sustainable Irrigated Agriculture: Water Management For Agricultural Production in Semiarid Zones. Course Presentation, Zaragoza, Spain.

Şen, B., Topçu, s., Şen, B., 2006. Impacts of irrigation projects on local climate in the Southeastern Anatolia Project (GAP) region in Turkey. International Symposium on Water and Land Management For Sustainable Irrigated Agriculture. April 4-8, 2006, Adana, Turkey

Warnert, J., 2007. Drip irrigation reduces greenhouse gas. www.universityofcalifornia.edu (10.04.2007)

Wolff, P., Stein, T.M., 1999. Efficient and economic use of water in agriculture-possibilities and limits. Faculty of Agriculture, International Rural Development and Environmental Protection, University of Kassel, Natural Resources and Development (ISSN 0340-2797)

Vol. 49/50, 151 – 159 Tuebingen: Institute Scientific Co-operation.

Yazar, A., Sezen, s.M., Gencel, B., 2002. Drip Irrigation of Corn in the Southeastern Anatolia Project (GAP) Area in Turkey. Irrig. and Drain. 51: 293-300

Yazar, A., Sezen, S.M., Kanber, R., Koç, M., Önder, S., Köksal, H., Ünlü, M., 1996. Harran Ovası Koşullarında Buğday Su-Verim İlişkilerinin Belirlenmesi. Güneydoğu Anadolu projesi, Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Kesin sonuç Raporu, Ç.Ü. Zir. Fak. Gen. Yay. No: 156, GAP Yayınları No: 97. Adana

Yazar, A., Sezen, S.M., Sesveren, S., 2002. LEPA and Trickle Irrigation of Cotton in the Southeast Anatolia Project (GAP) Area in Turkey. Agricultural Water Management, Vol. 54, Number 3, 189-203

110

Döküman Arama

Başlık :

Kapat