TOPRAK TUZLULUĞUNUN KÜLTÜR BİTKİLERİNE ETKİLERİ

TOPRAK TUZLULUĞUNUN KÜLTÜR BİTKİLERİNE ETKİLERİ

ve

ALINABİLECEK SOMUT ÖNLEMLER

Veysel SARUHAN1

Neşe ÜZEN2

Mustafa EYLEN3

Öner ÇETİN4

Yrd. Doç. Dr,

Araştırma Görevlisi

Yrd. Doç. Dr

Doç. Dr

1 Dicle Üniversitesi Ziraat. Fak. Tarla Bitkileri Bölümü, Diyarbakır, (vsaruhan@dicle.edu.tr)

2 Dicle Üniversitesi Ziraat. Fak. Tar. Yap. ve Sul. Bölümü, Diyarbakır, (nuzen@dicle.edu.tr)

3 Dicle Üniversitesi Ziraat. Fak. Tar. Yap. ve Sul. Bölümü, Diyarbakır, (meylen@dicle.edu.tr)

4 Dicle Üniversitesi Ziraat. Fak. Tar. Yap. ve Sul. Bölümü, Diyarbakır, (oner_cetin@yahoo.com)

ÖZET

Tuzluk ülkemiz topraklarında ve dünya topraklarında oldukça önemli bir sorundur. Sulamada kullanılan yerüstü yer altı sularının tamamı bünyelerinde erimiş olarak tuzları bulundurur. Bitkilerde tuz stresi, üretimi etkileyen önemli kısıtlayıcı bir çevresel faktördür. Ekonomik öneme sahip bitkilerin pek çoğu tuzluluğa karşı duyarlıdır. Bu bitkilerin tuzlu koşullarda yaşamaları oldukça kısıtlıdır ve verimde önemli düşüşlerle karşılaşılmaktadır. Tuzluluğun zararlı etkisini azaltmak için bazı rehabilitasyonlar gerçekleştirilmelidir. Bu bildiride özellikle tuzluluğun sorun olduğu ve olması muhtemel alanlarda yetiştirilen bitkilerin tuzluluktan etkilenme şekilleri ve bu etkilere karşı geliştirilebilecek somut çözümler ve yetiştirilebilecek tuzcul bitkiler ile ilgili bilgiler verilmiştir.

ABSTRACT

Salinity is one of the most important problems of the Turkey and world lands. Both of the aboveground and underground irrigation waters contains molten salt. Salinity stress in plants is a restrictive environmental factor that effects production. Most of the important plants which are high economic value, are sensitive to salinity. This plants have limited life in salinity conditions and important decrease in the yield occurs. To prevent harmfull effects, some rehabilitations should be made. In this article, the response type of the plants in saline lands, solutions for this effects and the knowledge about halophytes plants are given.

1.GİRİŞ:

İnsanların gıda ihtiyacı, dünya nüfusuna paralel olarak artış göstermekte ve tüm dünya ülkelerini ilgilendiren bir sorun olarak güncelliğini korumaktadır. Gıda üretimi ve tüketimi arasındaki denge ancak tarımsal üretimin arttırılması ile sağlanabilecektir.

319

Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun hızlı bir şekilde artması tarımsal üretimin de aynı oranda artırılmasını zorunlu kılmaktadır. Dünya nüfusunun önemli bir kısmının yaşadığı kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde bitkisel üretimi artırmak için diğer girdiler yanında sulama da gereklidir. Nemli iklim bölgelerinde ise sulama belirli mevsimlerde kurak dönemlerde destekleyici olarak yapılmaktadır (Uygan ve ark., 2006).

Ülkemizde 1950’li yılların başında 0.5 milyon hektar olan sulanan alanlar 2004 yılı itibariyle 4.85 milyon hektara ulaşmıştır. Sulanan alanlar bu şekilde artarken sulama suyu kaynakları aynı kalmakta hatta son yıllarda çevre kirliliği ve doğal dengenin bozulması sonucu, dünya ısısında yükselme ve bazı bölgelerde, özellikle Akdeniz ülkelerinde, düşük yağışlar nedeniyle su kaynaklarında azalma gözlenmektedir (Çakmak ve ark., 2005). Doğal kaynakların her geçen gün biraz daha azalması, su ve toprak kaynaklarının en ekonomik ve en verimli bir şekilde kullanılmasını zorunlu kılmıştır.

Bir taraftan dünya nüfusunun artması ve sulanan alanların genişlemesi, diğer taraftan giderek dünyanın ısınması ve temiz su kaynaklarının azalması iyi nitelikli olmayan bazı bölgelerde sulamada kullanılmasını zorunlu kılmaktadır (Şener, 1993). Drenaj sularının sulama amacıyla kullanılmaları iki gereksinimden dolayı söz konusu olabilir: Birincisi, havzanın drenaj çıkış ağzının olmaması ve aynı zamanda mevcut sulama suyunun yetersiz olması, ikincisi ise, sulama planlamasındaki ana amaç olan drene edilecek su hacminin azaltılmasıdır (Yurtsever, 1993).

Sulama amacıyla yerüstü ve yeraltı kaynaklarından sağlanan sular, mutlaka belirli oranda erimiş katı madde (tuz) içerirler. Kurak ve yarı kurak bölgelerde yetersiz yağıştan dolayı çözünebilir tuzlar uzaklara taşınamamakta, özellikle sıcak ve yağışsız olan dönemlerde, tuzlu taban suları kılcal yükselme ile toprak yüzeyine kadar ulaşabilmektedir. Evaporasyonun yüksek oluşu nedeni ile sular, toprak yüzeyinden kaybolurken beraberinde taşıdıkları tuzları toprak yüzeyinde veya yüzeye yakın kısımlarda bırakmaktadır. Diğer bir deyişle, bu bölgelerdeki tuzlulaşmanın temel nedeni yağışların yetersiz, buna karşılık evaporasyonun yüksek olmasıdır (Richards, 1954). Tarımsal yönden suların kalitelerinin değerlendirilmesinde toprak, bitki ve iklim koşullarının karşılıklı etkilenmelerinin yanında sulama ve drenaj koşulları ile çiftçinin bu konudaki bilgi ve becerisi önem taşımaktadır.

Yarı kurak iklim koşullarında sulama yapılan alanlarda önemli bir sorun olan tuzluluğun potansiyel etkisi, sadece ürün verimi üzerine değil, aynı zamanda arazilerin tuzlulaşması, toprağın ve suyun bozulması ve yer altı sularına tuzun karışarak kalitelerinin bozulmasına neden olmaktadır (Feng ve ark., 2003). Aynı zamanda tuzluluğun neden olduğu arazi bozunması sonucu gıda üretimi olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Kurak ve yarı kurak alanlarda biriken tuzlu taban sularının uzaklaştırma şansı olmadığında ciddi bir problem oluşturmakta ve farklı kullanımlar için ihtiyaç duyulan kaliteli suya olan talebi artırmaktadır (Sharma ve ark., 1993 ve 1994).

320

Dünyada sulanan alanların yaklaşık yarısı taban suyu, tuzluluk ve alkalilik etkisi altındadır (Szabolics, 1985). Ülkemiz topraklarının tuzluluk durumu ise Çizelge 1’de verilmiştir.

Çizelge 1. Türkiye’de Sorunlu Toprakların Dağılımı (Sönmez, 2004)

Sorunun Niteliği

Alan (ha)

Sorunlu Alanlara Göre %

Hafif Tuzlu

614617

41.0

Tuzlu

505603

33.0

Alkali

8641

0.5

Hafif Tuzlu-Alkali

125863

8.0

Tuzlu-Alkali

264958

17.5

Toplam

1518722

100.0

2. TOPRAKLARDA TUZLULUĞUN OLUŞMASI:

Topraklarda ve suda tuzların birikmesinin nedeni; suda çözünebilir tuzların yeraltında, toprakta ve suda birikmesidir. Tuzların kimyasal yapılarının farklı olmasına bağlı olarak, değişik çevresel koşullarda değişik tuzlu topraklar oluşur. Bütün iklim koşullarında oluşabilen tuzluluk ve alkalilik, kurak koşullarda daha fazla ve çabuk bir şekilde ortaya çıkar. Bu nedenle tuzlu ve alkali topraklar kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde yaygın olarak bulunurlar.

Bitki kök bölgesinde depolanan suyun bir kısmı bitki tarafından kullanılırken bir kısmı da toprak yüzeyinden buharlaşarak ve derine sızarak kaybolur. Yıkama yapılmıyorsa tuzların küçük bir kısmı topraktan uzaklaşır, kalan kısmı ise zamanla bitki kök bölgesinde birikir. Ülkemizin kurak ve yarı kurak bölgelerinde drenaj koşullarının iyi olmadığı topraklarda sulama suları ile gelen tuzlar, yağışlar ve sulama suları ile yeterli bir yıkama sağlanamıyorsa, zamanla toprakların tuzlulaşmasına neden olabilir (Uygan ve ark., 2006).

Türkiye’deki tüm mevcut veriler çoraklığın oluşmasında

  1. • iklim,

  2. • drenaj,

  3. • tuz içeriği yüksek sular,

  4. • ana materyal,

  5. • topografya,

  6. • kapalı havzalar,

  7. • tarımsal işlemler ve

  8. • toprak karekteristiklerinin etkili olduğunu, bu faktörlerin etkilerini birbirinden ayrı olarak değerlendirmenin çok zor olduğunu ortaya koymaktadır.

321

Toprak tuzlulaşması iklim öğelerinden özellikle sıcaklık ve nemliliğin etkisi altındadır. Hava sıcaklığı ve hava nemi, gerek toprak yüzeyinden olan buharlaşmayı ve gerekse bitki yapraklarından olan terlemeyi kontrol edici bir etkiye sahiptir. Buharlaşma ve terlemenin artmasıyla kök bölgesi içerisinde ve toprak yüzeyindeki suyun eksilmesi hız kazanır (Yurtseven, 1999; Kanber ve ark., 1992).

Türkiye'de kurak ve yarı kurak iklim koşullarının etkisiyle beraber, kuru tarımdan sulu tarıma geçildiği ilk dönemlerdeki yüksek ürün artışına aldanarak, birçok sulama projesi tarla içi hizmetleri tamamlanmadan, çiftçilere sulama konusunda gerekli bilgiler aktarılmadan ve önlemler alınmadan hayata geçirilmiş, bunun sonucunda da verimli topraklar da çoraklaşma başlamıştır. Böylece doğal olarak var olanlara, yeni çorak topraklar eklenmiştir. Bu süreç sonunda, alt yapı olmadan sulanan alanlarda sürekli bir üretim artışı sağlamanın söz konusu olamayacağı, sulama yatırımlarının toprak ve su kaynakları ısından entegre bir proje olmasının gerekliliği açık bir şekilde anlaşılmıştır. Çoraklığın genellikle ovalarda ve kapalı havzalarda, sulamaya elverişli derin topraklarda oluşumu aslında verim potansiyeli yüksek olması gereken bu toprakları hemen hemen istifade edilemez duruma getirmiştir (Sönmez, 2003).

3. BİTKİLERİN TUZLULUĞA DAYANIM SINIFLARI:

Bazı bitkiler tuzluluğa karşı daha hassas iken, bazı bitkiler daha dayanıklıdır. Dayanıklı bitkiler, tuzlu topraklarda su gereksinimlerini karşılamak amacıyla ozmotik etkiye karşı daha fazla güç geliştirebilen bitkilerdir. Bitkinin tuza dayanımlarının incelenmesi, özellikle toprak tuzluluğunun belirli bir düzeyin altına düşürülemediği alanlarda, ekonomik düzeyde ürün verebilecek bitkilerin seçilerek yetiştirilmesi amacıyla önemlidir (Kotuby ve ark., 1997).

Bitkilerin tuza dayanımları, iklim koşulları, toprağın nem durumu, tuz çeşidi ve ortamdaki diğer tuzlara göre oldukça farklılık göstermektedir. Bitkilerin tuza olan toleranslarının göstergesi kök bölgesindeki eriyebilir tuzların belli seviyesi için tahmin edilen verim azalmasıdır. Bu verim tuzsuz koşullar altında elde edilen verimle kıyaslanır. Böylece oransal verimler elde edilir.

Bitkilerde tuza dayanıklılık, ya protoplazmada ulaşılan aşırı tuz miktarının düzenlenmesi ile yani tuz regülasyonu yolu ile tuzdan kaçınma ya da artan iyon konsantrasyonu ile bir araya gelen toksik ve osmotik etkileri tolore etme yeteneği ile sağlanabilmektedir.

Örneğin tahıllar kendi tuz içeriklerini birkaç yolla düzenleyerek tuzdan kaçınmaya çalışırlar.

3.1.Tuzu bünyeye almama: Bu mekanizma kök ve sürgünlerdeki tuz taşımının engellenmesi söz konusudur. Örneğin köklerdeki taşınım bariyerleri tarafından oluşturulan ultrafiltrasyon, iletim sisteminde su tuzluluğunun çok yüksek hale gelmesini önlemektedir.

322

3.2. Tuz eliminasyonu: Bir bitki, tuzları kök ve sürgün yüzleri ile ve özelleşmiş bezler ve tüylerle dışarı atarak, uçucu metil halidleri serbest bırakarak, tuz içeren bitki kısımlarını dökerek ve önemli miktardaki tuzu biriktiren yaşlı yaprakların absisyonuyla kendisini aşırı tuzdan koruyabilir

3.3. Tuzun seyreltilmesi: Levitt’e göre tuz konsantrasyon artışını önlemek, suyun yeterli miktarda absorbe edilmesi sonucu hücre öz suyunun seyreltilmesi ile mümkündür.

3.4. Tuzun protoplastlardaki bölmelerde biriktirilmesi: Halofitler ve tuzlu topraklarda yaşayan karasal bitkiler, hücre özsularında tuz biriktirerek osmotik potansiyellerini azaltırlar ve turgorlarını korumaya çalışırlar.

Çizelge 2. Toprak Tuz düzeylerine Göre(1:1 toprak: af su karışımı) Bitkilerin Duyarlılıkları. (Soil Quality Test Kit Quide, 1999)

Tuzluluk (Ece,dS/m)

Bitki Tepkisi

0-0,98 Çok az tuzlu

Tuzluluk etkisi çoğunlukla ihmal edilebilir

0.98-1.71 Az tuzlu

Çok duyarlı bitkilerin ürün verimleri düşebilir

1.71-3.16 Tuzlu

Birçok bitkinin ürün verimi düşer

3.16-6.07 Çok tuzlu

Tuza dayanıklı bitkiler normal ürün verebilir

> 6.07 Aşırı tuzlu

Tuza çok dayanıklı birkaç bitki ürün verebilir

4. TUZLULUĞUN BİTKİLER ÜZERİNE ETKİLERİ:

Çözünebilir tuzlar, bitkiler tarafından kolayca alınabilirler. Topraklarda bulunan veya sulama sonucu oluşan tuzların neden olduğu toprak tuzluluğu, bitkiler üzerinde iki şekilde etkili olmaktadır. Birincisi, bitkilerin toprak çözeltisinden su alımını engelleyen toplam tuz etkisi veya ozmotik etki, ikincisi ise bitkilerdeki bazı fizyolojik olayları etkileyen toksik iyon etkisidir. Topraklarda bulunan fazla miktarlardaki değişebilir sodyum ise su geçirgenliği ve havalanmanın azalması gibi sorunlara neden olduğu için, bitki gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir (Bresler ve ark.,1982; James ve ark., 1982). Toprak içerisinde yeterli miktarda su bulunmasına rağmen bazı koşullar altında bitkilerin solmaya başladıkları görülmüştür. Bu durum genellikle yüksek toprak tuzluluğunun yarattığı ‘’fizyolojik kuraklık’’ durumundan kaynaklanmaktadır. Fizyolojik kuraklık durumunda yüksek ozmotik basınç nedeniyle bitki kökleri topraktaki mevcut suyu alamamaktadırlar (Ayyıldız, 1990).

323

Ekonomik öneme sahip bitkilerin pek çoğu tuzluluğa karşı duyarlıdır. Bu bitkilerin tuzlu koşullarda yaşamaları oldukça kısıtlıdır ve verimde önemli düşüşlerle karşılaşılmaktadır. Bitkiler tuzlu koşullarda 3 yolla strese girmektedirler (Munns ve Termaat, 1986; Lauchli, 1986; Marchner, 1995); 1) kök çevresindeki düşük su potansiyeli, 2) toksik etkiye sahip olan iyonlar özellikle Na+ ve Cl- , 3) beslenmede ortaya çıkan dengesizlikler. Tuzluluk nedeniyle bitkisel üretimin ya da verimin düşmesinde bitkilerin, tuz düzeyi sürekli artan çevreye uyum göstermemeleri ana etmen olmaktadır(Kanber ve ark., 1992).

Uygulanacak bazı tarım şekilleri, değişik gelişme dönemlerindeki bitkilerin verimliliklerine etki edebilmektedir. Örneğin bitkiler zayıf olarak çimlenme ve ilk gelişme devresi geçirdiklerinde daha sonraki vejetatif gelişmelerini iyi sürdüremeyip, verimlerinde azalma oluşturabilmektedirler. Bu nedenle özellikle ilk gelişme dönemlerinde uygulanacak bazı kısa dönem kültürel önlemlerle bu olumsuz etki azaltılabilir (Ekmekçi ve ark., 2005).

Toprak tuzluluğu, bitkinin transpirasyonu ve solunumu yanında, su alımını ve kök gelişimini azaltmaktadır. Bunu sonucunda hormonal dengede yıkım meydana gelmekte, fotosentez azalmakta, nitrat alımı şmesi sonucunda protein sentezinde azalma görülmekte ve bitki boyu kısalmaktadır. Bu durum, bitkinin yaş ve kuru ağırlığını etkilediğinden çiçek sayısını azaltmakta ve verimin azalmasına neden olmaktadır (Sharma, 1980; Robinson ve ark., 1983; Çakırlar ve Topçuoğlu, 1985).

Tuzluluk toprak ortamında bitkinin suyu kolaylıkla almasını engelleyen durumlardan birisidir. Kök bölgesi çözelti ortamında tuz konsantrasyonunun artması ile bitkinin bu suyu alabilmek için harcamak zorunda kaldığı enerji miktarı da artar ve sonuçta tuzluluk arttıkça bitkinin su kullanımı azalır. Bitkinin su kullanımının zorlaşması ve su kullanımının azalması, bitki verimi ve kalitesini azaltıcı etkide bulunur (Yurtseven ve Bozkurt, 1997; Yurtseven, 2000; Yurtseven ve ark, 2001b; Kara ve Apan, 2000).

Tuzluluğun önemli etkilerinden birisi de toprak mikroorganizmaları üzerinedir. Yüksek düzeydeki tuzluluk, toprak mikroorganizmalarının faaliyetlerini ve çoğalmasını olumsuz yönde etkiler. Bunun sonucunda da, dolaylı olarak temel bitki besin maddelerinin dönüşümleri ve bitkiye olan yarayışlılıkları etkilenir (Sönmez, 2003).

Kök bölgesi içerisindeki tuzluluğun en önemli faktörü, sulama suyunun tuz konsantrasyonu ya da yüksek tuzluluktaki taban suyu olabilir. Belli bir konsantrasyonda toprağa iletilen sulama suyu, toprak içerisinde tutulduktan sonra, bitki kullanımı ve buharlaşma ile eksilmeye başlar. Bu sırada iletilen tuzların büyük bölümü toprak içerisinde kalmaktadır (Yurtseven, 1999).

Bitki yetişme ortamındaki fazla tuz bitkinin gelişmesini önemli ölçüde sınırlar. Tuzlar bitki büyümesine üç şekilde etki ederler;

324

  1. Fiziksel etki; Ozmotik basıncın yükselmesi sonucu bitkinin su alımı ve dolayısıyla beslenmesi yavaşlar veya tamamıyla durur. Bitki su alımında güçlük çeker. Buna ozmotik basınç etkisi de denir.

  1. • Kimyasal etki; Bir kısım tuzlar, bitki besin maddelerinin alımını zorlaştırıp, metabolizmayı bozarak bitkinin bünyesine zarar verirler. Buna özel iyonların toksisitesi de denir.

  1. • Dolaylı Etkiler; Tuzluluk veya sodyumluluğun toprak üzerinde meydana getirdiği değişiklikler, bitkilerin gelişmesine etki eder. Örneğin su alımının sağlanması için metabolik enerjinin kullanılması ve verimde düşme meydana gelmesi gibi (Ekmekçi ve ark., 2005).

Bitkiler büyüme mevsiminin değişik zamanlarında tuzluluktan farklı ölçüde etkilenirler. Kanber ve ark. (1992)’nın bildirdiğine göre Bernstein (1964)’in araştırma sonuçları göstermiştir ki, bitkilerin tuz drenci büyüme mevsiminin sonuna doğru artmaktadır. Genellikle hemen hemen tüm bitkiler ekim ve ilk gelişme dönemlerinde tuza karşı çok duyarlıdırlar.

Yapılan birçok sayıda araştırma tuzluluğun ve sodyum oranının artması ile bitkide verim azalışlarının arttığı gözlenmiştir.

Toprak suyu tuzluluğunun bitki gelişmesi üzerindeki zararlı etkileri şu şekilde özetlenebilir;

    1. • Yavaş ve yetersiz çimlenme,

    1. • Fizyolojik kuraklık, solma ve kuruma,

    1. • Bodurluk, küçük yapraklar, kısa gövde ve dallar,

    1. • Mavimsi yeşil yapraklar

    1. • Çiçeklenmenin gecikmesi, daha az çiçek açma ve tohumların daha küçük olması,

    1. • Tuza dayanıklı yabancı otların gelişmesidir.

5. SONUÇ:

5.1. Tuzluluğun Bitkiler Ve Toprak Üzerine Olan Zararlı Etkisini Azaltabilecek Rehabilitasyonlar

Tuzluluğun zararlı etkisini azaltmak için bazı rehabilitasyonlar gerçekleştirilmelidir. Bunlar tuzlu toprakların ıslah edilmesi, tuzlu sulama sularının iyileştirilmesi, yetiştiricilik sırasında bazı özel tekniklerin uygulanmasıdır. Ancak tuzluluğun zararlı etkisini azaltmaya yönelik bu uygulamalar oldukça pahalı ve sonuçta geçici

325

çözümler getiren uygulamalardır. Tuzlu koşullar altında normal bir gelişim ve büyüme göstererek, ekonomik bir ürün oluşturabilen, tuzluluğa dayanıklı bitki genotiplerinin seçilmesi ve üreticilere bunların önerilmesi ile ıslah yoluyla yeni genotiplerin geliştirilmesi kalıcı ve tamamlayıcı çözüm yolları olacaktır (Epstein ve ark., 1980; Foaland, 1996). Tuzcul bitkilerin ıslah çalışmaları ile verimi düşük ya da tarımsal üretimde kullanılmayan tuzlu toprakların kapladığı alanlar, artan dünya nüfusunun tarımsal gereksinimlerini karşılamada kullanılabileceğinden bu çalışmaların önemi ve gerekliliği açıkça görülmektedir.

  1. • Yetiştirilecek bitki çeşidi, tuzluluğun belli düzeylerin altına düşürülemediği alanlarda, ekonomik düzeyde ürün elde edebilmek açısından önemli olmaktadır.

  2. • Drenajın yeterliliği tuzluluğun kontrolünde mutlak sağlanması gereken konulardan birisidir. Profil tuzluluğunun kontrolünde gerçekleştirilecek yıkama, sulanan alanlarda tuzluluk yönetiminde en önemli uygulamadır. Yıkamada gereksinilen hacim, sulama suyuna eklenerek ya da sulama mevsimi içerisinde ya da sonunda olmak üzere uygulanabilir. Sorunlu toprakların iyileştirilmesi, kök bölgesindeki çözünebilir tuzların yıkanarak, bitkiler için zararlı olmayan düzeylere düşürülerek, topraktan uzaklaştırılması temeline dayanır. İşlem, çözünebilir tuz kapsamı, bitkilerin zararlanmayacağı düzeye indiğinde tamamlanır. Bunun için Türkiye’de saturasyon ekstraktı elektriksel iletkenliği (EC) 4 dS/m, sodyumluluk için ESP=10-15 olması gerekmektedir (Sönmez ve ark., 1996).

  3. • Tuzluluğun giderilemediği veya toprak ıslahının mümkün olmadığı durumlarda tuza dayanıklı bitkilerden yararlanılabilir.

  4. • Klasik ıslah yöntemleri ile birlikte gen transferi ile bitkilerde tuzluluğa tolerans arttırılmaya çalışılmalıdır.

  5. • Tuzluluğu önleyebilmek için tek şart suyun toprakta yukarıdan aşağıya hareketini sağlamaktır.

Tuzlu topraklara adapte olan bazı halofit bitkiler vardır. Örneğin;

  1. İç Anadolu Bölgesinde Aksaray Yenizengen Köyü güneydoğusunda Yenikent, Eskil, Kayseri Develi Çayırözü köyü, Yay Gölünün kuzeyi, Kırşehir Malya ve Karapınar-Eşmekaya Geran yaylada halk arasında “eşek kulağı”, “deve kulağı” gibi adlandırılan “Limonium” türleri (L.iconicum, L.anatolicum ve L.lilacinum)

  2. • Aksaray, Karaman ve Konya illeri civarında bol olarak yetişen halkın “ezgen” dediği “Camphorosma monspeliaca” küçük ve büyükbaş hayvanların severek yedikleri bir mera bitkisidir.

  3. • Konya-Kulu Düden Gölü ve Burdur Salda Gölü kıyılarında, 2.30 dS/m ile 3.27 dS/m arasında değişen tuzluluk değerine sahip topraklarda yetişen “Puccinellia koeieana”, Burdur gölü, Akviran Kurugöl, Tuz Gölü kıyıları, Burdur Yarışlıgölü, Kayseri Develi Soysallı köyü ve Konya Aslım bataklığında 12.60 dS/m ile 48.00 dS/m arasında değişen yüksek tuzluluk değerine sahip topraklarda da yetişmektedir.

326

  1. Tipik bir su seven halofit olan, halk arasında “deniz börülcesi” denilen “Salicornia europeae” Kırşehir Mucur, Akviran Kurugöl, Tuz gölü ve Burdur Acıgöl civarında 48 dS/m ile 120 dS/m tuzluluk içeren bataklıklarda ve taban suyu yüksek topraklarda yetişmektedir.

  2. İç Anadolu’ya özgü endemik türlerden olan “Onopardium davisii” Aksaray, Konya, Cihanbeyli, Karapınar, Ereğli ve Kayseri-İncesu civarında yetişmektedir. Halk arasında “eşek dikeni” denen bu bitki sodyum, kalsiyum ve magnezyum sülfat bulunan, kireç oranı yüksek (yaklaşık % 60), 19-20 dS/m elektriksel iletkenlik gösteren topraklarda yetişmektedir.

  3. • Cihanbeyli-Gölyazı, Karapınar-Geran yayla, Aksaray-Eskil, Polatlı-Hacıbeyli ve Kırşehir-Malya civarında tesbit edilen “Frankenia hirsuta” sodyum klorür ve sodyum sülfat tuzlarının yoğun olduğu, kireç değeri % 30’dan fazla ve yüksek tuz taşıyan (15-101 dS/m), siltli, killi ve tınlı toprakları tercih etmektedir.

  4. • . Konya- Karapınar, Niğde- Ulukışla civarında tesbit edilen “salsola crassa% 48-% 64 arasında kireç, 24-68 dS/m tuzluluk içeren, sodyum korür ve sodyum sülfat tuzlarının baskın olduğu genellikle siltli tınlı topraklarda yetişmektedir.

  5. • Bir başka tipik halofit “Halimione verrucifera” siltli tınlı, genellikle sodyum sülfatlı, 13-80 dS/m tuzluluk, % 20-35 kireç içeren topraklarda yetişmekte ve hayvanlar tarafından severek tüketilmektedir.

  6. Tuzlu bataklıklarda ve taban suyu yüksek topraklarda yetişen, toprağa çok sıkı tutunan, ekolojik dengenin devamı ısından önemli olan “Juncus” türleri geniş bir tuz aralığında, sülfatça zengin, yer yer klorür tuzlarının baskın olduğu % 50’den fazla kireç içeren toprakları sever. Halk arasında “kındıra, kofa ve hasır otu” olarak adlandırılırlar.

Yukarıda sayılan ve diğer tuza dayanıklı bitkilerden gen aktarımı ile ıslah çalışmaları yapılarak kültür bitkilerine de tuza dayanıklılık özellikleri kazandırılabilir

KAYNAKLAR:

Ayyıldız, M., 1990. Sulama Suyu Kalitesi ve Sulamada Tuzluluk Problemleri. Ank. Üni. Zir. Fak. Yay. No:1196, 282 s.

Çakmak, B., Aküzüm, T., Çiftçi, N., Zaimoğlı, Z., Acar, B., Şahin, M. ve Gökalp, Z. 2005. Su Kaynaklarının Geliştirme ve Kullanımı. TMMOB-ZMO VI. Teknik Kongresi, 3-7 Ocak 2005, Ankara, s191-211.

Çakırlar, H., Topçuoğlu, S. F., 1985. Stress Terminology. Çölleşen Dünya ve Türkiye Örneği. Atatürk Üniversitesi. Çevre Sorunları Araş. Merkezi.

Ekmekçi, E., Apan, M. ve Tekin, K. 2005. Tuzluluğun Bitki Gelişimine Etkisi, OMÜ Zir. Fak. Dergisi, 2005, 20(3):118-125

Epstein, E., Noryln, J. D., Rush, D. W., Kingsbury, R. W., Kelly, D. B., Gunningham, G. A., Wrona, A.F., 1980. Saline cultures of crops: A genetic approach, science,: 163, 695-703.

Feng, G. L. A. Meiri, J. Letey. 2003. Evaluation A Model For Irrigation Management Under Saline Conditions: II. Salt Distribution And Rooting Pattern Effects. Soil Science Soc. Am. Jour. Vol: 67, s. 77-80

327

Foaland, M. R., 1996. Genetic analysis of salt tolerance during vegetative growth in tomato, Lycopersiccon esculentum Mill, Plant Breeding 115: 245-250

Kanber, R., Kırda, C, Tekinel, O., 1992. Sulama Suyu niteliği ve Sulamada Tuzluluk Sorunları. Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Genel Yay. No. 21, Ders kitapları Yay. No. 6, Adana, 341 s.

Kara, T. Ve Apan, M. 2000. Tuzlu Taban Suyunun Sulamalarda Kullanımı İçin Bir Hesaplama Yöntemi, O.M.Ü. Ziraat Fakültesi Dergisi 15(3):62-67.

Kotuby, J., Koening, R. and Kitchen, B., 1997. Salinity and Plant Tolerance. Utah State University Extension. AG-SO-03., Utah.

Lauchli, A. 1986. Responses and adaptations of crops to salinity. Acta Horticulturae 190. pp.243-246.

Marchner 1995 .Mineral nutrition of higher plants, 2nd edition. Academic Press, UK.

Munns R, Termaat A.1986. Whole-plant responses to salinity. Australian Journal of Plant Physiology 13, 143–160.

Richards L.A. 1954. Diagnosis and Improvement of Saline and Alkali Soils . U.S. Dept. Agr. Handbook. 60 s.

Robinson, S.P., Downton, W, J, S., Mıllhouse, J. A., 1983. Photosynthesis and Ion Content of Leaves and Isolated Chloroplasts in Relation to Ionic Compartmentation in Leaves. Agric. Biochem. Biology. 228:197-206.

Sharma, D. P., 1980. Effect of Using Salinty Water to Supplement Canal Water Irrigation on The Crop Growth of Rice. Curr. Agr. 4, 79-82.

Sharma, D.P., Rao, K.V.G.K., Singh, K.N., Kumbhare, P.S., 1993. Management of subsurface saline drainage water. Indian Farming 43 15±19.

Sharma, D.P., Rao, K.V.G.K., Singh, K.N., Kumbhare, P.S., 1994. Conjunctive use of saline and non-saline irrigation waters in semi-arid regions. Irrig. Sci. 15 25±33.

Soil Quality Test Kit Quide, 1999. USDA. United States Department of Agriculture, Agricultural Research Service. http://soils.usda.gov./sqi/files/kitcover.pdf

Sönmez, B., Ağar, A., Bahçeci, İ., Mavi, A., 1996. Türkiye Çorak Islahı Rehberi. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü APK Dairesi Başkanlığı, Yayın No. 93, Ankara, 126 s.

Sönmez, B., 2004. Türkiye Çoraklık Kontrol Rehberi, Toprak ve gübre Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Teknik Yayın No: 33

Szabolics, I., 1985. Salt Affected Soils As World Problem. Proceeding of the International Symposium on The Reclamation of SaltAffected Soils.

Şener, S., Ege Bölgesinde Lizimetre Koşullarında değişik Kalitedeki Sulama Sularının Pamuk Verimine ve Toprak Tuz dengesine Etkileri. K. H. Menemen Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Yay. No:192, Menemen.

Uygan, D., Hakgören, F. ve Büyüktaş, D. 2006. Eskişehir Sulama Şebekesinde Drenaj Sularının Kirlenme Durumu ve Sulamada Kullanma Olanaklarının Belirlenmesi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 19(1), 47-58.

Yurtseven, E., Bozkurt, D. O., 1997. Sulama suyu kalitesi ve toprak nem düzeyinin marulda verim ve kaliteye etkisi. Ankara Üniv. Ziraat Fak. Tarım Bilimleri Dergisi. 3(2):44-51.

Yurtseven, E., 1999.Sürdürülebilir Tarım ve Tuzluluk Etkileşimi. VII. Kültürteknik Kongresi Bildirileri, 11-14 Kasım 1999, Kapadokya, 237-245.

Yurtseven, E. 2000, Patlıcanda (Solanum melongena L.) Su Tüketimine Tuzluluğun Etkisi. TOPRAKSU DERGİSİ, Sayı:2, Ankara.

Yurtseven, E., A. Ünlükara, K. Demir, G.D. Kesmez, 2001b. Sebze tarımında tuzlu suların kullanım olanakları. 1. Ulusal Sulama Kongresi Bildiriler Kitabı, 8-11 Kasım 2001, Antalya/Belek, s. 208-214.

Yurtsever, E., 1993. Drenaj Sularının Yeniden Kullanılması, Topraksu Dergisi, 1:12-14.

328

Döküman Arama

Başlık :

Kapat