SUYUN SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİNDE KADINLARINLARIN ETKİNLİĞİNİN ARTIRILMASI

SUYUN SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİNDE KADINLARINLARIN ETKİNLİĞİNİN ARTIRILMASI:

TÜRKİYE ÖRNEĞİ

Melek ÖZGÜLER 1

Bülent ÖZEKİCİ 2

Müge K. DAVRAN 3

Ziraat Mühendisi.

Prof. Dr

Yrd. Doç. Dr

1 DSİ V. Bölge Müdürlüğü, Planlama Şube Müdürlüğü, ANKARA, Tel: 312-287 93 20-4176; melekozguler@yahoo.com

2 Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü, ADANA, ozekici@cu.edu.tr

3 Yrd. Doç. Dr., Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölümü, ADANA, mkantar@cu.edu.tr

ÖZET

Su, soluduğumuz hava gibi, yeryüzündeki hayatın bütünü için temel gereksinimdir. Enerji üretimi; tarım, evsel ve endüstriyel kullanım; ekonomik ve sosyal gelişme alanlarında vazgeçilmez bir kaynak olarak yaşadığımız çevrenin en önemli ve temel bileşenidir.. Su ve kadın, tarih boyunca bir çok uygarlıklar tarafından yaşam kaynağı olarak birlikte değerlendirilmiş olmasına rağmen,son derece kısıtlı olan bu kaynağın idaresinde kadınların rolü bugüne kadar anlaşılmamıştır.

Gelişmekte olan ülkelerde, kadın yaşamının niteliği özellikle suyun varlığı ile doğrudan ilgilidir. İnsan topluluğunun yarısının kadınlar olduğu düşünülürse, su yönetiminde (tarımsal ve tarımdışı) kadınların bugünkünden daha fazla bir katılıma sahip olmaları gerektiği daha iyi anlaşılır. Su kıtlığı ve kirliliğinden etkilenme bakımından erkeklerden daha çok zahmet çeken kadınlar şehirlerde daha çok yemek pişirme, yıkama, evsel ve sıhhi temizlik gibi alanlarda suyun esas kullanıcılarıdır. Kırsal alanlarda ise, su kaynaklarının esas yöneticisi durumundaki kadınlar, suyun nasıl ve nereden sağlanacağına ve ne miktarda ve nasıl kullanılacağına esas üretici olarak karar verici durumdadırlar. Diğer bir ifadeyle, tarım dışı su yönetimi ve kullanımı tamamen kadınların kontrolündedir. Diğer taraftan kadınların, tarımsal etkinliklerinin en önemli bir bileşeni olan sulamadaki rolü, diğer tarımsal faaliyetlerle karşılaştırıldığında, kültürel sebeplerle çok az veya çok sınırlıdır. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarında sulama yönetiminde söz sahibi olabilecek eğitime sahip kadın mühendisler bulunmakla birlikte, sulama ile ilgili plan, program ve politikaların hazırlanmasına katılımları çok sınırlıdır.

Diğer yandan, iyi bilinen bir gerçektir ki, bir ülkenin gelişmişliği, o ülkede yaşayan kadınların durumu ve gelişme düzeyiyle doğrudan bağlantılı olan bir husustur. Ülkemizdeki durum açısından ele alındığında kadınlar, Türkiye’nin günlük ekonomik yaşamında önemli rol oynarlar. Ülkemizde kadınlar, kırsal alanlarda tarımsal üretimin her aşamasında önemli katkılarda bulunurlar. Ne yazık ki, kadınların su yönetimindeki etkinlikleri olması gereken düzeyin çok altında kalmıştır.

Bu gerçek, günümüzde uluslararası toplantılarda giderek daha fazla gündeme getirilirken; ülkemizde de bu paralelde bilimsel ve uygulamalı çalışmalar

241

yoğunlaşmaktadır. Sonuç olarak, genel olarak suyun asıl kullanıcısı kadınlar olduğuna göre, korunmasında da kadınlar daha etkin rol almalıdırlar. Bu gerekçelerle, günümüzde kadınların su kaynaklarının sürdürülebilir olarak korunmasına ve yönetilmesine daha çok katkıda bulunmaları dünya genelinde teşvik edilmekte; kadın beklentileri erkeklerin ki ile birlikte ele alınmaktadır.

Bu bildiride, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi açısından kadınların etkinliğinin artırılmasına ilişkin olarak dünyada sağlanan gelişmeler ışığında ülkemizdeki mevcut durum ve bu alanda yararlanılabilecek iyileştirme önerileri ele alınacak; sürdürülebilir su yönetiminde kadınların rolü ile ilgili farkındalık oluşturmak için öneriler yapılacaktır.

Anahtar kelimeler: Su Yönetimi, Toplumsal Cinsiyet, Kadınların Rolü, Türkiye

IMPROVING WOMEN EFFICIENCY IN SUSTAINABLE WATER MANAGEMENT

A CASE STUDY FROM TURKEY

ABSTRACT

Water is a basic requirement for sustainment of life, just as air is. It is the most important and basic component for energy production, agricultural, domestic and industrial use in the environment which we live in. However, the role of women in management of this limited resource has not been fully understood despite the fact that water and women were thought to be the resource of life for many civilizations in the past.

In developing countries, life quality of women is directly related to presence of water. It is would be easier to understand that women should participate more in the decision making process in water management (agricultural and other) if one considers that half of the population consists of women. In case of water shortages and pollution women who suffer more than men are the true users of water in the cities and towns by their cooking, cleaning and hygiene activities. In rural areas, women who are the true managers of water, decide how and where the water is supplied from, and how and how much it is allocated. In other words, non-agricultural water use (drinking and domestic) and management is fully controlled by women. On the other side, women’s role in irrigation, one of the most important agricultural activities, is very limited due to cultural and gender related reasons.

It is a well known fact that development level of any country is directly proportional to the status and advancement of women. Turkish women play important roles in Turkey’s daily life and economy, and they also contribute significantly in every step of the agricultural production. However their role in water management is way lower than expected.

This fact is more pronounced louder in meetings and in the international arena, and in parallel to that progressively more scientific and applied studies are undertaken in

242

Turkey. Since women are the true users of water they should play more active roles in the protection of this resource. With these arguments in mind, women are encouraged to contribute more in the preservation and sustainable management of water resources, and their expectations are taken in par with that of men.

In this study, present situation of Turkish women is studied and measures to increase their power and role in the sustainable management of water resources is suggested. Suggestions are also presented for increasing women’s awareness in sustainable water management.

Key Words: Water Management, Gender, Women’s Role, Turkey

GİRİŞ

Su, insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir. Su, yaşamın ve insan uygarlığının kaynağıdır. Dünyadaki yaşamı sürdürebilmek için hayati bir öneme sahiptir. Ekolojik yaşam, içme-kullanma, tarım, enerji ve sanayi için gerekli, sosyal ve ekonomik gelişme için vazgeçilmez bir değerdir.

Su ve kadınlar tarih boyunca birçok uygarlıklar tarafından yaşam kaynağı olarak değerlendirilmelerine ve özel olarak öyle birbirleriyle bağlantılı olmalarına rağmen “Niçin cinsiyet ve su meseleleri çözülmez?” şeklinde çok önemli bir soru ortaya çıkmaktadır. İnsanlığın yarısını oluşturan ve büyük bir sorumluluk sahibi olan kadınlar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde su kıtlığından, su kirliliğinden erkeklerden daha çok zahmet çekmektedirler (UNESCO, 2004).

Türkiye’de tarımsal faaliyetlere yoğun olarak katılan kırsal kadınlar, tarımsal faaliyetlerdeki rolleri ve statüleri açısından ikinci plandadırlar. Emek yoğun işlerde ve geçimlik ekonomilerde kadın büyük sorumluluk üstlenirken, erkekler pazara dönük üretimde kontrolü ele almakta ve tüm karar mekanizmalarını kendileri yönlendirmektedirler. Özellikle sulama yönetimi, sosyolojik olarak erkek işi görüldüğü için kadınlar bu faaliyetlere sadece geçimlik ekonomilerde katılmakta ve yardımcı işgücü olarak görülmektedirler. Pazara dönük üretimde, gerek çiftçiler gerekse sulama birlikleri tarafından yapılan sulamalara kadın çiftçilerin doğrudan katılımı bulunmamaktadır. Diğer taraftan, kamu kurum ve kuruluşlarında sulama yönetiminde söz sahibi olabilecek eğitime sahip kadın mühendisler bulunmakla birlikte, sulama ile ilgili plan, program ve politikaların hazırlanmasına katılımları çok sınırlıdır (Davran, 2005).

Gelişmekte olan ülkelerde, kadınların yaşamı özellikle suyun mevcudiyeti ile ilgilidir ve aile içi koşullar endüstriyel koşullardan çok farklıdır. Aile çalışması genellikle bir kadının çalışma gününün üçte biri veya yarısını kapsamaktadır. Kadınlar, pişirme, yıkama, aile içi temizlik ve sağlık gibi durumlarda suyun esas kullanıcılarıdır. Kadınlar, iç su kaynaklarının yöneticileri olarak sayısız kuşakların tecrübesini kazanmalarına rağmen, bu durum hala politikacılar ve hala genellikle erkek mühendisler tarafından küçümsenmekte ve basit olarak ihmal edilmektedir

243

(Baden, 1993). Kırsal alanlarda ise, suyun esas yöneticisi de olan kadınlar, suyun nasıl ve nereden temin edileceğine ve ne miktarda ve nasıl kullanılacağına asıl üretici olarak karar verirler (UNESCO, 2004).

Sağlıklı suya erişim temel kalkınmışlık göstergelerinden biridir. Kırsal alanlarda kadınlar için en önemli sorunların başında içme ve kullanma suyuna erişim gelmektedir. Köylerin birçoğunda hane içinde kullanma ve içme suyu olmadığı için kadınların ve kız çocuklarının yapmak zorunda oldukları rutin işlerin başında su taşıma gelmektedir. Su, köyün ortak kullanımında olan kaynaklardan ya da dere ve çeşmelerden taşınmaktadır. Özellikle su kaynağının uzaklığına bağlı olarak su taşıma işi oldukça fazla çaba ve zaman gerektirmektedir. Kadınlar, maksimum 3-4 saatlerini su taşımaya ayırmaktadırlar.

Yeniden üretim ile ilgili olan`,yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik, çocuk bakımı gibi işler kadınlar tarafından yapılmaktadır. Üretimle ilgili işlerin paylaşımı, köylerin temel geçim kaynağını bitkisel üretim, hayvancılık ve mevsimlik göç oluşturduğundan kırsal alanda genellikle homojen bir yapı sergilemektedir. Tarımsal üretimin sınırlı olduğu köylerde hane tüketimine yönelik olarak yapılan sebzecilik ve bağcılıkta erkekler; bahçe hazırlığı, toplama, sulama, çapada çalışmaktadır. Temel geçim kaynağı bitkisel üretim olan hanelerde ise kadının iş yükü daha fazla üretimin satış hariç her aşamasında yer almaktadır. Hayvancılık faaliyetlerinde yine erkekler hayvanların otlatılması, besleme, kırkım, ahır temizliği gibi işler yapmakta, kadınlar ise sağım, süt ürünlerinin değerlendirilmesi ve ot toplama işlerini üstlenmektedir. Ayrıca, hayvansal ürünlerden yağ, yoğurt ve peynir üretimini kadınlar günlük tüketimleri için üretmektedirler.

Aşağıda Çizelge-1’de de görülebileceği gibi, genellikle erkeklerin yaptıkları işler toplumsal olarak daha prestijli ve/veya karşılığında daha fazla gelir getiren işlerdir. Kadınların yaptıkları işler daha çok ev eksenli emeğe dayanan mevsimlik, yarı zamanlı, ücretsiz türü işler olmaktadır. Bunlara bağlı olarak kadınların yaptıkları işlerden elde edilen ürünler -yiyecek, giyecek- çoğunlukla hemen tüketildikleri için ekonomik olarak bir değer ifade etmemektedir. Bunun bir sonucu olarak kadın emeği değersiz ve görünmez kılınmaktadır. Bu çerçeveden bakıldığında "erkek işi" ve "kadın işi" tanımlamalarda birincisi daha değerli, ikincisi daha az değerli olduğu yolunda yargılar toplumda kabul görmektedir. Bununla birlikte, Çizelge-1’de erkek işi olarak görülen sulama, ekim, otlatma, süt ve hayvan satışı, gibi konular geçimlik ekonomide yine kadının sorumluluğundadır. Sonuç olarak, kadınlar ve erkekler farklı cinsiyet rollerini yerine getirmekte, farklı işler yapmakta, hizmetlere ve kaynaklara erişim dereceleri farklı ve kendi toplumsal kimlikleri ve rollerine bağlı olarak da farklı ihtiyaçlara ve çıkarlara sahiptirler.

244

Çizelge-1: Cinsiyete Göre Üretim Faaliyetlerinin Aylara Dağılımı ve İşbölümü

FAALİYETLER

A Y L A R

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

BİTKİSEL ÜRETİM - (K:Kadınlar E:Erkekler)

Tarla/Bahçe Hazırlığı

E

E

Ekim

E

Sulama

E

Çapa

E/K

E/K

E/K

Hasat

E/K

E/K

E/K

E/K

E/K

Ürün Değerlendirme

K

K

K

K

K

Ürün Satışı

E

E

E

E

E

E

HAYVANSAL ÜRETİM

Bakım/Besleme

E

E

E

Otlatma

E

E

E

E

E

E

E

E

E

Sağım

K

K

K

K

K

K

K

Süt Değerlendirme

K

K

K

K

K

K

Ürün Satışı

E

E

E

E

E

E

Kırkım

E

Yün Yıkama/Eğirme

K

Kuzu Satışı

E

Tezek Yapımı

K

K

K

K

K

Ahır/Ağıl Temizliği

E

E

 

Kaynak: Aygül FAZLIOĞLU, 18-20 Eylül, 2002/ERZURUM, Kadının Kırsal Kalkınmadaki Yeri : GAP Örneği

2. TÜRKİYE’DE KIRSAL KESİMDEKİ KADINLARIN ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİ

Türkiye’de kadınlar, diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi günlük ekonomik yaşamda hayati bir rol oynarlar. Kırsal alanlarda, kadınlar, ev işlerine (temizlik, yemek pişirme, yıkama vs.) ilave olarak endüstri ve hizmet sektörü gibi tarım-dışı faaliyetlerde de katkıda bulunmaktadırlar.

Türkiye’de kırsal alanda tarım sektöründe çalışan 8.5 milyon nüfusun % 51’ni kadınlar oluşturmakta ve bu kadınların %88’i ücretsiz aile işçisi konumundadır (Hablemitoğlu, 2001). GAP Bölgesinde ise kadınların yaklaşık %60’ı kırsal alanda tarım sektöründe çalışmaktadır. Kırsal alanda kadının yaptığı işler ve yüklendiği sorumluluk itibariyle ağır iş yüküne sahip "ağır işçi" olmasına karşın, dünyanın neredeyse her yerinde olduğu gibi, yaptıkları takdir edilmemekte ve üretimde

245

"görünmez" faktör olarak kalmaktadır. Arazisi olmayan ailelerde, mevsimsel işçilerin çoğu kadınlardır. Bu nedenle kadınların herhangi bir sosyal güvencesi yoktur. Kırsal kesimlerde, okuma bilmeyen erkeklerin oranı, % 9.75 iken, okuma bilmeyen kadınların oranı % 31.20’dir. Kırsal kesimlerde, kadınların, karar verme işlemlerine katılımı (ekonomik karar vermede % 6.32 ve sosyal karar vermede % 2.36) çok düşüktür (DPT,1993). Türkiye’de kırsal kesimlerde ortalama hane halkı sayısı 5.39 (DPT,1993) dur.

Sonuç olarak, Kırsal kesimdeki kadınlar, genel olarak toplumda ikinci seviyede olsalar da omuzlarında birçok yükleri vardır. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yapılan bazı araştırmalara göre, kadınların günlük çalışma saati, 9 ila 14 saat arasında değişmektedir (Sarptürk,1990; Ozçatalbaş, 2000; Abay ve ark., 1996; Ordu,1995; Kantar,1996; Oğuz ve ark.,1998). Bununla birlikte, kadınlar, aktif katılımcılar ya da çiftçiler olarak görülmezler. Evin ekonomisi için yapılan iş hariç, süreli (diğer) işlerin çoğunu erkekler idare etmekte ve tarımsal gelişme projelerinin çoğu son yıllar hariç tek başına erkekler tarafından yapılmaktadır. Böyle olmasının sebebi, geleneksel ataerkil yapı ve kadınların düşük eğitim seviyesidir. Ayrıca, kadınlar, başka erkeklerin yanında konuşmamayı tercih etmektedirler.

3. TÜRKİYE’DE SU YÖNETİMİNDE KADINLAR

Tüm dünyada su için talep çok hızlı artarken, su temini, uygun olmayan ve etkisiz su kullanımı, kirlilik ve nüfus artışı vs. sebeplerle her geçen gün azalmaktadır. Bu nedenle sürdürülebilir tarım ve sağlıklı nesiller ve su kaynaklarını korumak için, sürdürülebilir su yönetimi konularına daha çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Bunları gerçekleştirmek için, tarımsal üretim ve toplum yaşamında üretici, annelik ve sosyal roller gibi önemli rolleri sebebiyle kadınlar, su yönetimiyle ilgili karar mekanizmalarında erkeklerle eşit haklara sahip olmalıdırlar. Kadınlar, ev için ve tarımda ürünleri sulamak için suyu toplayıcı, kullanıcı ve idare edici rollerindedirler. Aynı zamanda, kadınlar su kullanımı hakkında kabul edilebilir bilgi birikimine sahiptirler.

Kadınlar, hemen hemen tüm gelişme projelerinde aktif bir katılımcı olarak göz önüne alınmazlar. Ancak onlar, anne, çiftçi, yönetici ve organizatör gibi kırsal yaşamın gizli kahramanlarıdır. Kadınlar, özellikle su yönetiminde önemli rol oynarlar. Onlar suyun, ev halkı, hane içi temizlik, yemek pişirme, yıkama için olduğu gibi kolay paraya çevrilen ürünler hariç sulu tarım içinde toplayıcı, kullanıcı ve yöneticileridirler. Sosyal yaşamda kültürel sınırlamalar ve sulamada, teknik koşullar sebebiyle ilgili projelerin dışında kalmaktadır. Gerçek şu ki, kadınlar, eşleri çalışmak için göç ettikleri veya öldükleri zaman su yönetimi de dahil tüm tarımsal faaliyetlerde çok başarılıdırlar. Bu nedenle, kadınlar su yönetimi ve sulamayla ilgili projelerde önemli bir bileşen olmalıdırlar. Kırsal alanlarda kadınların ilerlemesi, bir bütün olarak toplumda ve tarımsal faaliyetlerde kadınların durumlarındaki ilerlemeler ile mümkündür.

246

4. SU YÖNETİMİNDE KIRSAL KESİMDEKİ KADINLARIN ROLÜ VE ONLARIN HARİÇ TUTULMASI

Sulama gibi su yönetimi meselelerinde kadınların rolü diğer tarımsal faaliyetlerle karşılaştırıldığında kültürel sebepler, geleneksel roller, gelenek ve görenekler nedeniyle sınırlıdır. Çok ağır bir iş olarak göz önüne alınan sulama işi, özellikle kolay paraya çevrilen ürünlerde kadınlar için uygun bir iş olarak göz önüne alınmaz. Kırsal kesimlerdeki kadınlar, genellikle sulama veya kendi aile bahçelerinin sulanması ve hane içi kullanım için su ile uğraşırlar. Kadınlar, geçinmek (geçimlik ekonomi) ve ev tüketimi için üretim yaparken su yönetiminde aktif olarak rol oynamaktadır. Bu koşullarda, kadınlar, su yönetiminde görülmez idarecilerdir. Bu durum, karar mercileri tarafından bilinmesine rağmen, su yönetiminde etkili olan kurumlar kadınları da kapsayan herhangi bir programlar ortaya koymamışlardır.

Kadınlarla ilgili diğer önemli bir husus, resmi(devlet) dairelerinde ziraat mühendisi olarak çalışan birçok eğitilmiş kadın olduğudur. Resmi ve resmi olmayan kuruluşlarda sulama ve drenajla uğraşan, birçok kadın ziraat mühendisleri, sulama uzmanları ve sosyal çalışmacılar vardır. Ancak, kararlara katılım seviyeleri arzu edilen seviyeden çok azdır. Dünya’da su yönetimi ve kadınlar üzerine birçok mükemmel ve başarılı örnekler vardır. Böylesi başarılı örneklerin ülkemizde neden olmadığı merak konusudur. Sebeplerden biri, kadınlar özellikle teknik fikir ( kavram) ve sulama projeleri/faaliyetleriyle ilgili projelerden genellikle ataerkil aile, erkek çocuğun önemi, toplumdaki yerinin ikinci sıra kabul edilmesi vs. gibi kültürel sınırlamalar sebebiyle çıkarılırlar veya hariç tutulurlar. Gelişme planlayıcıları veya karar vericiler, genellikle kadınların doğum yapmalarına diğer bir değişle evsel rollerine odaklanmaktadırlar. Onlar, kadınların tarımda, su yönetiminde, pazarlamada vs. işlerde üretici rollerini göz önünde bulundurmazlar. Çizelge-2, kadınların, üretim için su idaresindeki önemi ve doğum yapma rollerini göstermektedir. Gerçekte, kadınlara, ekonomide ve karar vermede fırsatlar verilirse çok başarılı olduklarını gösterebilirler.

247

Çizelge-2 Kadın/Erkek Rolleri ve Kadınların Üretim, Yeniden Üretim ve Sosyalizasyon Rollerine Bağlı Olarak Su Yönetiminde Kadınların, Erkeklerin ve Enstitülerin Rolleri

adın/Erkeklerin üretici rolleri

Kadınlar /erkeklerin yeniden üretici rolleri

Toplumsal roller

KKadınlar

Erkekler

Enstitüler.

Kadınlar

Erkekler

Enstitüler

Kadınlar

Erkekler

1.Tarımsal Faaliyetler

(Geçimlik ekonomi

de sulama)

2.Tarımsal Faaliyetler

(Pazar ekonomisi için sulama)

3.Tarımsal Faaliyetler

(hedef bir grubu göz önüne alır)

3.Tarımsal Faaliyet

ler

(Ahır temizliği, kışlık sebze.

hazırlığı, su kıtlığında yağmur suyu toplama)

-

1.Tarımsal Faaliyetler

Sütçülük ve kış hazırlığı ile ilgili ev ekonomisi kursları

1.Çocuklarla

ilgilenme

Suyun etkili kullanımı, su toplama, sağlık)

2.Doğum yapmak

2.Aile Planlaması Hizmetleri

2. Günlük işler

(ev temizliği, banyo, içme suyu toplama, giysileri ve bulaşıkları yıkama

2.Günlük çalışmalar

(dikiş ve halı dokumayla ilgili ev ekonomisi kursları

2.Gelecek kuşaklara ve diğer kadınlara bilgi transferi

Kaynak: (Özekici, Kantar ve Kıymaz)

Çizelge-2’e göre, kadınlar, kırsal kesimlerde önemli bir yere sahiptirler. Erkekler, Pazar koşulları oluştuğu zaman üretim işleri ile uğraşırlar. Kadınlar bu rollerini onların çevrelerinden, özellikle de ailede daha büyük kadınlardan öğrenirler. Bu sebeple, kadınlar, onların resmi ve resmi olmayan eksik eğitimleri sebebiyle su kaynaklarına zarar da verebilirler. Ayrıca, resmi kuruluşların faaliyetleri kadınlar için arzu edilebilir seviyede değildir. Genellikle, dikiş kurslarının bekar genç kızlar tarafından tercih edilmesi istenir. Evli kadınların genellikle, iş yüklerinin ağır olması ve doğum yapma rolleri sebebiyle zamanları yoktur.

Planlama ve programlardan kadınların hariç tutulmasının diğer bir sebebi, ev halkının başı (reisi) genellikle erkeklerdir. Erkek çiftlik ekonomik kaynaklarını ve işçileri kontrol ederler. Aynı zamanda, ev halkının gelir dağıtımı erkekler tarafından yapılır. Bu sebeple, çalışmalarda direkt olarak planlayıcılar olarak erkekler göz önüne alınırlar ve kadınlar, kocalarından izinsiz hiçbir iş yapamazlar ve hiçbir faaliyete katılamazlar. Bu noktada şöyle bir soru sorabiliriz “peki kadınlar, kocaları öldüğü zaman veya diğer bir şehre gittiği zaman veya yaşlandığı zaman nasıl her işi yapabilmektedirler?(ailede bir hakka sahip olmak için önemli bir kriterdir) Cevap çok basittir. Birincisi, gelenek-görenek ve ön yargılar, ikincisi kadınların ekonomik olarak bağımlı olmasıdır.

5. KADINLAR SU YÖNETİMİNE NASIL DAHİL OLMALIDIRLAR?

Cinsiyet analizlerinin hedefi, Güney Doğu Anadolu Projesi gibi su kaynaklarına bağlı olan özellikle büyük geliştirme (gelişme-kalkınma) projelerinde cinsiyet meselesini bütünleştirmektir. Su kaynakları geliştirme projelerinde en önemli hedefler, cinsiyet problemleri ve çözüm önerileri, bu projelerdeki potansiyel ve gerçek değişikliklerin analizleri, cinsiyet rollerinin analizleri, cinsiyet meselelerinin bütünleştirilmesini belirlemektir. Hedef grup; planlayıcılar, araştırıcılar,

248

politikacılar, teknokratlardan (merkezi, yerel, bölgesel, sivil toplum örgütleri, özel sektör) oluşur. Su yönetimi kuruluşlarında politikacılar, cinsiyet meselelerini anlamak için politikalar geliştirmek için teşvik edilmelidirler. Bu politikalar, su yönetimi için projenin planlanması ve yürütülmesinden sulama ve drenajın her adımında kadınları da kapsamalıdır.

Kırsal geliştirme projelerinde sıradan insanlar seviyesinde kapasite ve hassasiyet oluşturmak, cinsiyet farkındalığı oluşturmak için gereklidir. Esas amaçlar, geliştirmek, kadın çiftçi kimliğini kurmak, eğitimcilerin eğitilmesi için önemli bir araç ve değerli bir kaynak olarak suyun önemini sorgulamak ve açıklamak olmalıdır.

Bütün bu zayıflıkları yok etmek için tek yol, müteşebbis olmak için kadınlara yardım etmek ve cesaretlendirmektir. Özel eğitim programları hazırlamak, borçlanma ve kredi almanın daha kolay olması, üretimi artırmak için gerekli araçlar, onların ürünlerinin pazarlanmasını iyileştirmek, kadınların gelirlerini ortak olarak paylaşabilecekleri kadın birlikleri ve kooperatifler kurmak, yukarıda belirlenen amaçlara ulaşmak için gerekli olan kriterlerdir.

Hane içi su kullanımı, su koruma, tarımsal su kullanımı, kırsal içme suyu yönetimi gibi su ve cinsiyet meseleleri için problemler ve öncelikleri belirlemek ve aynı zamanda çözümler bulmak için kesin araştırmalara ihtiyaç vardır. Gelişme için önemli bir araç olan su kullanımı üzerine ve niçin su ve kadınların katkısı üzerine farkındalığı artırmak için politikalar gereklidir.

6. ULUSLARARASI, ULUSAL VE ÜNİVERSİTE SEVİYELERİNDE BAZI ÖNERİLER

6.1. Uluslararası Kuruluşlar (Enstitüler)

Uluslararası Enstitüler her ülkenin gelişim seviyesi ve ihtiyaçlarına göre projeler hazırlamalı ve hedef grup olarak kadınları ve erkekleri birlikte ele almalıdır. Her ülke, kendi özel koşullarına sahip olduğu gibi özel cinsiyet meselesi özelliklerine de sahiptir. FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) tarafından yürütülen Köylü Kadınlar Sulama Komitesi su yönetiminde kadınların birleşmesi için Tanzanya’da kuruldu(FAO,1996). Bu çeşit proje, ataerkil aile tipi ve erkek egemen Türkiye için uygun değildir. Bu nedenle Uluslararası Enstitüler, İlk olarak, kadınların güçlendirilmesi için eğitim faaliyetleri üzerine odaklanmalı ve araştırmalara kadınların katılımı teşvik edilmelidir. İkinci olarak, toplumda kadınların çoğu bir hakka sahip olmadıkları ve sağlık koşulları ve sulama tekniklerini bilmedikleri için kadınlar için eğitim projeleri organize etmelidirler. Genel olarak, su teminleri(su sağlama) hayvanlar, insanlar vs. tarafından kirletilmekte veya sulamada yanlış teknikler kullanılmaktadır.

6.2. Ulusal / Resmi Kuruluşlar(Enstitüler)

Genel olarak, ülke seviyesinde organizasyonu sağlamak için Ulusal (resmi) Kuruluşlar birbiriyle uyum içinde çalışmak zorundadırlar. Kadın ve erkekler, bu çeşit projeler için birlikte ele alınmalıdırlar. Bu basit olarak, planlamacılar için,

249

kadınların çiftçi ve aile bütçesine ekonomik rollerini ve ekonomik katkılarını kabul etmek anlamına gelmektedir. Bu nedenle, ilk olarak planlamacılar ve araştırmacılar eğitilmelidirler. Kadın ve erkeklerin var olan rol beklentileri, bu projelerin başarısı için çok önemli bir ölçüttür

Bu çeşit projeler özellikle;

  1. - İçme ve sulama suyuna kadınlar için kolaylıkla erişim,

  2. - Kadınların doğum yapmaları sırasında sağlık ve temizlik koşulları,

  3. - Doğal kaynak tahsisatıyla ilgili olarak ailede karar alıcı işlemlere kadınların katılımı,

  4. - Suyun aile sağlığı ve ekonomik kullanımı (suyun depolanması) üzerine odaklanmalıdırlar.

Kadınların güçlendirilmesi, cinsiyet farkındalığıyla ilgili eğitimsel faaliyetler kırsal kesim insanlarına verilmelidir. Eğitimsel faaliyetlerde hem kadın, hem erkekler birlikte göz önüne alınmalıdırlar. Bununla birlikte, kadınlar kocalarına bağlıdırlar. Böylece, ilk olarak tüm erkekler tarımsal yaşama kadınlarının aktif olarak katılımı için, özellikle ekonomik ve üretici rolleri üzerine ikna edilmelidirler. Üzerlerine yüklenen aşırı yükten kurtulmak için kadınların ihtiyaçları belirlenmelidir.

Tarım Bakanlığı, Türk tarımında aktif rolü sebebiyle en sorumlu kuruluştur. Bu kuruluş tarımsal alanlarda, kadınların güçlendirilmesi ve kırsal alanlarda resmi kurumların yaptıkları işler özel sektörün yaptığı işlerden daha çok kabul edilebilir olduğu için üst resmi kuruluş olarak öncü olmalıdır. Bu koşullarda, hepsinden önemlisi, Tarım Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Sulama Birlikleri ve Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü gibi kurumlar, kırsal alanlarda kadınların eğitimiyle ilgili daha fazla faaliyetlere yoğunlaşmalıdırlar. Tarım Bakanlığı, eğitimle ilgili sinevizyon gösterisi, broşür gibi materyaller hazırlamalı ve bütün ilgili ünitelere dağıtmalıdır. Su kirliliği, günlük kullanımda suyun sıhhiliği, yeraltı suyunun korunması, suyun kıt olduğu zamanlarda dağlık alanlarda su toplama (depolama) yöntemleri eğitimsel faaliyetlerle vurgulanmalıdır. Bu faaliyetler boyunca, ilköğretim öğrencilerine yönelik (gelecek kuşaklar), su kaynakları ve korunması hakkında seminerler organize edilmelidir. Aynı zamanda, kadınlar ve erkekler bağımsız bir ünite ve çiftçiler olarak göz önüne alınmalıdırlar. Süreli kadın işçilerin sayısı, kırsal toplumun koruyucu doğası sebebiyle kadınlara ulaşmak ve kocalarından kabul görmeleri için artırılmalıdır. Diğer taraftan, Tarım Bakanlığı’nda kurulan, Sulama Eğitim Merkezi, ilk olarak, kendi felsefelerini iyileştirmeli ve kurumlarında çalışan kadınların sayılarını artırmalıdırlar. Bu kurumların esas sorumluluğu, tarlalarda çalışacak sulama öğretmenlerini eğitmektir. Karar verici konumda olan kişiler, cinsiyet meselelerine karşı hassas olurlarsa, gelecekteki çalışmalarda su yönetiminde daha başarılı olabilirler.

Sulama birlikleri, su yönetiminde diğer önemli kuruluşlardır. Bu birlikler, kırsal alanlarda ve kırsal alanlara yakın yerlerde kurulmuşlardır. Onlar, kırsal kesimdeki insanlarla doğrudan bağlantı halindedirler. Sulanan tarlalara sahip çiftçiler bu birliklere üye olmak zorundadırlar. Bu birliklerde, kadın çiftçi üyeler de vardır.

250

Bununla birlikte, genellikle kocaları, erkek akrabaları ve yetişkin oğulları, kadınların özellikle kolay paraya çevrilen arazilerini kullandıkları için çoğu sembolik üyelerdir. Diğer bir deyişle, bütün önemli kararlar su yönetiminde erkekler tarafından alınmaktadır. Kadınlar, genellikle bu arazileri miras yoluyla kocalarından veya kendi ailelerinden elde etmişlerdir. Çoğu kadınlar, tarımla aktif olarak uğraşmayı ev kadınları olarak kendileri seçmektedirler. Ancak, onlar kendilerini çiftçiler ve karar vericiler olarak kabul etmezler. Bu nedenle bu enstitülerde çalışanlar, kadınları güçlendirmek için kırsal kesim için resmi olarak hazırlanan materyallere paralel olarak eğitim faaliyetleri de hazırlamalıdırlar. Diğer taraftan, kadın çalışanların sayısı artırılmalı ve var olan teknik ve sosyal açıdan yetkin olan kadın çalışanlar ofis yerine tarlalara veya kırsal alanlara yöneltilmelidirler. Su yönetiminde ve tüm rollerinde, kadınlara karşı bu kurumların olası olumsuz tavırları resmi organizasyonlar tarafından hazırlanacak eğitimsel faaliyetlerle değiştirilmelidir. Örneğin, tüm resmi kuruluşların hepsi, esas amacı, sulama ve hem aile hem toplumda ikinci bir yere sahip olan bölgede yaşayan kadınlara bağlı olan Güney Doğu Anadolu (GAP) Projesine özel önem vermek zorundadırlar.

6.3. Üniversiteler ve Sivil Toplum Örgütleri

Üniversiteler ve Sivil Toplum Örgütleri resmi kuruluşlardan daha esnek yapıya sahiptir. Bu nedenle bu enstitüler, kadınların güçlendirilmesi ile ilgili var olan merkezleri iyileştirmek veya araştırma merkezleri geliştirmede öncü olmalıdırlar. Diğer taraftan, Üniversiteler ve sivil Toplum Örgütleri, Ulusal ve Uluslararası kuruluşların plan ve programları ile uyum içinde çalışmak zorundadırlar.

Üniversiteler, kırsal alanlarda su yönetimi ile ilgili toplumun ihtiyaçlarını belirlemek için sosyolojik araştırmalara rehberlik etmek zorundadırlar. Su yönetimi için kadınlar nasıl bir araya getirilmeli?, Su yönetiminde kadınların karşılaştığı engeller nelerdir? gibi sorular cevaplandırılmalı ve daha güvenli çözüm önerileri teklif edilmeli, çalışmalara başlanmalı ve tamamlanmalıdır. Üniversiteler, ziraat fakülteleri ve kadın merkezleri tarafından yerel ve ulusal seviyelerde su yöntemi ve cinsiyet üzerine çalıştaylar, seminerler organize etmelidirler. Tarım Ekonomisi, Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümleri cinsiyet meseleleri ve su yönetimi ile ilgili kendi programları üzerine konferanslar da vermelidirler.

Sivil Toplum Örgütleri, özellikle kadınlarla ilgili olanlar, ilk olarak kırsal alandaki kadınlar üzerine odaklanmalıdırlar. Çoğu Sivil Toplum Örgütleri kadınları genel bir kategori içine koymaktadır. Ancak, kırsal kesimde yaşayan kadınların ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Çoğunlukla kırsal kesimde yürütülen çalışmalar, işsizlik problemlerine, aile planlamasına ve toplum içinde kadınların rolü gibi konulara yöneliktir. Bu çalışmalar, sulama, cinsiyet konuları (meseleleri), doğal kaynakların korunması gibi çalışmaların ilave edilmesiyle iyileştirilmelidir. Sivil Toplum Örgütleri, üniversitelerden daha az bürokratik engellere sahip oldukları için üniversitelerle işbirliği yaparak kırsal kesimde daha etkili çalışmalar yapabilirler. Sivil Toplum Örgütleri, üniversiteler ve resmi kuruluşlar ile birlikte kadınlar, genç kızlar ve erkekler için eğitimsel faaliyetler de organize etmelidirler.

251

7. SONUÇLAR VE ÖNERİLER

Kalkınma literatüründe kadın ve çocuklar toplumların en dezavantajlı, güçsüz ve kırılgan grupları olarak kabul edilmektedirler. Kadınlara karşı yapılan ve kadının yaptığı işin erkek tarafından yapılan işe nazaran daha az değerli ve daha az saygın kabul edilmesi, kayıtlarda daha az "kayda değer" bulunması; kadının üretici kaynaklara erkeğe oranla daha az erişimi, aile gelirinin kontrolünde kadının çok az söz hakkına sahip olması; kamusal alanda yönetim ve denetim rollerini daha az oranda üstlenebilmesi anlamını taşıyan negatif ayırımcılıktan dolayı, statüsü ve konumu ne olursa olsun kadın dezavantajlı duruma düşmektedir. Bunun yanı sıra kırsal alanda kadınlar üretim sürecine aktif olarak katılmakta birden fazla rol üstlenmekte ağır işlerde hatta erkeklerden daha fazla adeta çift vardiya çalışmaktadır. Türk kırsal kesim kadınları, sosyokültürel sebepler ve doğum yapma gibi rolleri sebebiyle yıllardır göz ardı edilmelerine rağmen tarım sektörlerine ve hizmet sektörlerine önemli katkıları gibi tarımsal üretimin her aşamasında, hayati roller oynarlar. Su yönetimi esas olarak erkek işi olarak görülür ve kadınlar bu işlerden uzak tutulurlar. Gerçekte kadınlar sadece tarımsal faaliyetler değil aynı zamanda hane içi temizlik, yıkama, çocuk bakımı vs. gibi günlük tüketim içinde su ile uğraşırlar. Resmi kurumlarda kadın ziraat mühendisleri olmasına rağmen, onlar, su yöneticisi, aktör ve ilgi grupları olarak ele alınmazlar. Bu problemleri çözmek veya su yönetimi eğitimine kadınları da dahil etmek su yönetimi ile ilgili tüm insanlar( karar merci) için en önemli öncelik olmalıdır.

Belirtilen öneriler, cinsiyete hassas su yönetimi için uygulamaya konulmak zorundadır.

  1. 1. Ulusal ve Bölgesel su kaynakları politikaları ve programları için planlayıcılar ve idareciler cinsiyet meselelerine daha hassas olmalıdırlar. Su politika yapıcıları cinsiyeti kapsayıcı usul içinde çalışmak için eğitilmelidir.

  2. 2. Üniversiteler, Resmi Kurumlar ve Sivil Toplum Örgütleri tarafında ortak çalışmalarla su yönetimde ihtiyaçları ve öncelikleri belirlemek için sağlam temeller üzerine kurulu cinsiyetle ilgili verileri toplanılmalıdır.

  3. 3. Tüm su geliştirme verileri, cinsiyet etki değerlendirme verilerini kapsamalıdır.

  4. 4. Su ve arazide kadın haklarını garanti altına alan kanunlar ve politikalar uygulamaya konmalıdır.

  5. 5. Tüm su yönetim organizasyonları ve resmi kuruluşlar, kadınların kapasite geliştirmesi için eğitimi ve etkili su kullanımını iyileştirmek için su ve ilgili mali kaynakları yönetmek için kadınların eğitimini artırmayı hedeflemelidirler. Hükümetler ve su yönetim organizasyonları, yiyecek üretimi için su kullanımı, arazinin verimliliğini artırmak için kadınlara kredi ve eğitim sağlamalıdır.

  6. 6. Su yönetim politikaları her iki cinsiyeti dikkate almalıdır ve bu politikalar katılımcı yaklaşıma bağlı olmalıdır. Kadın ve erkekler, sürdürülebilir su kaynaklarının kullanımı, yönetimine ve hakların paylaşımına eşit olarak

252

  1. dahil edilmelidir. Karar alma mekanizmalarında yer alan kadınların sayısını artırmaya yönelik uluslararası-ulusal işbirlikleri ve Sivil Toplum Örgütlerinin katkılarının artırılması için üst düzey karar mercileri için farkındalık yaratılmalıdır.

  2. 7. Kadınların geleneksel değerleri kırmalarına hizmet edecek alternatifler yaratmak için bilgi ve bilinç düzeyini yükseltecek teknik eğitim almalarını sağlamak, kadının statüsünün yükseltecek faaliyetleri pratik ihtiyaçların ötesine taşımak ve gündelik yaşamda kullanılabilir hale getirmek, kadının hane içi ve dışı iş yükünü azaltacak su, sanitasyon, çocuk bakımı, ev/tarla işleri ve diğer temel hizmetleri sağlamak için kamu ve sivil toplum, özel sektör desteğini almak, üretim temelinde eğitim vermek, kaynaklara ulaşabilirliklerini (bilgi, eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, girdi, kredi) artırmak, köy kadın grupları oluşturarak kadının varlığını görünür kılmak, kadınların yanı sıra genç kızları ve çocukları proje ve programlara dahil etmek ve kadının kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak sosyal güven ve sosyal güvenlik hizmetlerini sunmak, kadınların öz güven duygularını ve kendilerini ifade etmelerine ihtiyaç ve sorunlarını tanımlamalarına ortam sağlayacak Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) gibi örgütlenmeleri oluşturmak gereklidir.

  3. 8. Kadın ve erkekler arasındaki yetki paylaşımında eşitsizlik, çalışma biçimlerinin cinsler arasında eşitsiz dağılımı, kadın girişimcilere yeterli teknolojik ve mali destekler verilememesi, toprak, kredi ve istihdam başta olmak üzere sermayeye ulaşımı ve onun üzerindeki kontrol konusunda kadınlar ile erkekler arasında eşitsizliğin sürüyor olması, çağın gerisinde bulunan gelenek ve görenekler yüzünden kadının ekonomik kapasitesini gerçekleştirememesi gibi sorunların ortadan kaldırılması ve derinleşmemesi için toplumda farkındalık yaratmak gereklidir.

  4. 9. Ulusal Öncelikler arasında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ilk sıralarda yer alması, devlet yapılanmasında eşitlik konusuna daha çok dikkat edilmesi, otorite zafiyetinin kaldırılması ve Sivil Toplum Örgütleriyle güçlü bağların kurulması ulusal mekanizmaların güçlenmesini sağlayacaktır.

  5. 10. Kadınlarla ilgili problemlerin hepsini çözmek için Kadın Bakanlığı Kurulmak zorundadır ve/veya mevcut kurumlar yukarıda ele alınan konular ışığında geliştirilmelidir.

253

KAYNAKLAR

Abay. C. Saner and E. Atış, 1996. “İzmir’de Kırsal Kadına Yönelik Eğitimin İstihdama Etkisi” T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, Ankara.

Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (1998), “Cumhuriyetin 75. Yılında Türkiye’de Kadının Durumu”, Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü Yay., TAKAV Matbaacılık Yayıncılık A.Ş., Ankara

Davran, Müge K., 2005. “Gender Roles of Rural Women in Small District of Adana Province” Pakistan Journal of Social Science, Vol3., No.1, Grace Publications Network, Pakistan.

DİE (1993), “1990 GNS Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri-TÜRKİYE”, DİE Yay. No:1616, Ankara

DİE (2002), “2000 GNS Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri-Çanakkale”, DİE Yay. No:2545, Ankara

DİE (2003), “GNS Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri-TÜRKİYE”, DİE Yay. No:2759, Ankara

DPT, 1993. “Türk Aile Yapısı Araştırması”, Devlet Planlama Teşkilatı Sosyal Planlama Genel Müdürlüğü Yayınları, yayın no: DPT: 2313-SPGM:421, Ankara

Ertürk, Y.,1992. “Türkiye’de Sosyo-Ekonomik Gelişme ve Kırsal Kadının Konumu.Kadın ve Sosyo Ekonomik Gelişme Konferansı” 20-21 Mayıs 1991, Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü Yayını, Başbakanlık Basımevi, Ankara.

FAO, 1996. “Project for Women in Irrigation Development: Tanzania, Sustainable Development (SD) Dimesions, SD: People: Gender and Development” Rome, Italy.

Fazlıoğlu,A. 2002. “Kadının Kırsal Kalkınmadaki Yeri”: GAP Örneği, Erzurum

Hablemitoğlu, Ş. 2001. “Kırsal Alanda İşgücü Değeri ile Kadınlar: Bir Toplumsal Cinsiyet Analizi Örneği” TZOB, Ankara.

http://www.gap.gov.tr/Turkish/Gegitim/kkadin1.html

http://www.gap.gov.tr/Turkish/Sosprj/gapornek.html

http://www.la21turkey.net

Kantar, M., 1996 “Adana ve İçel İli Dağ Köylerinde Yaşayan Kırsal Kadınların Toplumsal Yaşamdaki Rolleri ve Bu Rollerle İlgili Geleceğe Yönelik Beklentileri” ÇÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Adana, s-135.

Oğuz, C., Mülayim, A.Ü.ve Kantar, M. 1998. “21. Yüzyıl Eşiğinde Tarımsal Üretimde Kalkınmada Kadının Yeri ve Önemi: Konya Örneği” Türkiye 3. Tarım Ekonomisi Kongresi, 7-9 Ekim 1998 Ankara.

Ordu, Ö. L., 1995. “Ankara İli Elmadağ İlçesi Köylerinde Yaşayan Kadınların Tarımsal Faaliyetlere Katılım Düzeyleri Üzerine Bir Araştırma” Basılmamış Yüksek lisans Tezi, Ankara

Ökçün, A. Gündüz ,1997. “Osmanlı Sanayii, 1913, 1915 Yılları Sanayi İstatistiki”, DİE Yay. No:2024, Ankara

Özçatalbaş,O. And B. Özkan. 2000. “Women in Agriculture in Turkey” The International Association for Feminist Economics Conference. Boğaziçi Üniversity, August 15-17, 2000. Istanbul, Turkey.

Özekici, B., Kantar, M., Kıymaz, S., 2004. “Measures For Integrating Gender Dimension in Water Management in TURKEY” Workshop on Training of Trainers in INGEDI Project, Oct.4-8, 2004, Cairo, Egypt.

Özekici, B., Tekinel O., Kıymaz, S, 2004. “Women in Agriculture and Irrigation- Turkish Case, Workshop on INGEDI” June3-5, 2004, Bari, Italy.

Özgüç, Nazmiye, 2006, “Türkiye Ziraatinde Kadın Gücünün Dağılışı:1955-2000”, İnsan ve Mekan, Çantay Kitapevi, İstanbul.

Sarptürk, İ., 1990. “Adana İli Kır Toplum Yapısı içinde Kadının Yeri” ÇÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Adana, s.50

UNESCO, 2004. “Series on Water and Ethics, Essay 4, Water and Ethics, Women and Water: An Ethical Issue” Paris, France.

YÖK (2005), “ÖSYM Yüksek Öğretim İstatistikleri (1994-2004)”, YÖK Yay., Ankara

YÖK (2006), “Türkiye Yükseköğretim Stratejisi”, YÖK Yay., (www.yok.gov.tr), Ankara

254

Döküman Arama

Başlık :

Kapat