SULAMA BİRLİKLERİ VE HARRAN OVASINDA POTANSİYET GÜÇLERİ

287 SULAMA BİRLİKLERİ VE HARRAN OVASINDA POTANSİYEL GÜÇLERİ

Mehmet ŞİMŞEK1 Yaşar AKTAŞ2 Uğur BÜYÜKHATİPOĞLU3 Sezgin ARSLAN4

1 Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü, Şanlıurfa

2 Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü, Şanlıurfa

3 DSİ XV. Bölge Müdürlüğü Şanlıurfa

4 Tarım İl Müdürlüğü Şanlıurfa

1. GİRİŞ

Ülkemizin geniş alanlarında uygulanan sulama şebekeleri, açık kanal ve 24 saat akış rejimine göre plan-projeleri hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Hedef kitle sayılan çiftçinin her zaman arazisinin başında sürekli olarak sulama suyunu bulması ve/veya bir su dağıtım planlaması çerçevesinde suyunu alması amaçlanmıştır. Bu işlemlerin sürdürülmesinde, sulama yatırımlarını gerçekleştiren DSİ görev ve sorumluluğuna bırakılmıştır. Fakat, personel istihdamı ve sulama ücretinin tahsilatında yaşanan çıkmazlar bu hizmetin sunulmasındaki ciddi endişeler sonucu, 1993’lü yıllardan sonra yapılanmaya başlayan sulama birlikleri, öncelikli olarak Aşağı Seyhan Ovasında şekillenmeye başlamıştır. Daha sonra ülke genelinde hızla yaygınlaşmış, DSİ tarafından sulamaya açılan tüm alanlar Sulama Birliklerine devredilmiştir. Bu nedenle anılan birlikler, ülke genelinde ekonomik, toplumsal ve siyasal anlamda potansiyel bir güç oluşturduğu gözlenmiştir. Birlikler hakkında detaylı çalışmalar yapıldığında açıkça görülecektir ki, yapısal özelliğinden, bağlı olduğu yasa ve tüzükten dolayı, çalışmalar teknik düzeyde gereğince yürütülmemektedir. Çünkü birliklerin yönetim organları, teknik donanıma sahip alt yapısı kuvvetli olmayı zorunlu kılmamakta, bu nedenle bu organlar güçlerini teknikten, su ve toprak gücünden almamakta, güç tamamen kişinin kendi erkinden ve sahiplendiği toprak büyüklüğünden kaynaklanmaktadır. Otorite, tarımsal üretimi gerçekleştiren insanların halkın kendi iradesinden ziyade sınırlı güç odakları tarafından ortaya konmaktadır.

DSİ sulamalarının sulama birliklerine devir oranı (ülke genelinde) :%92

Sulama birliği sayısı (ülke genelinde) :352

Ş.Urfa ili sulama alanlarında sulama birliği sayısı :23

Ş.Urfa’da toplam sulanan alan :200,000 ha

288

2. TÜRKİYE’NİN TOPRAK VE SU KAYNAKLARI

2.1. Su kaynakları

Yıllık yağış ortalaması :653 mm (min:200 mm, max:2000 mm)

Yıllık ortalama düşen yağış :510 km3

Yıllık ortalama yerüstü su potansiyeli :186 km3

Yıllık kullanılabilir yerüstü su potansiyeli :95 km3

Yıllık ortalama yeraltı su potansiyeli :10 km3

Yıllık toplam su potansiyeli : 105 km3

2.2. Toprak kaynakları

Yüz ölçümü :77.9 Mha

Tarım arazisi :27.7 Mha

Sulanabilir tarım arazisi :25.3 Mha

Ekonomik olarak sulanabilir tarım arazisi :8.5 Mha

Sulamaya açılan toplam tarım arazisi :≈5.1 Mha

*Mha:milyon hektar

Bu sonuçlara göre Türkiye su zengini bir ülke değildir. Ciddi oranda, çok daha fazla sulamaya açılacak alan bulunmaktadır. 2008 yılında GAP’ta yaşanan kuraklıktan dolayı, baklagil ve hububat ürünlerinde talebin karşılanması oldukça zor görülmektedir. Elde edilen bulgular, bundan 35-40 yıl önce yaşanan kuraklığın bir benzeridir.

2.3. Sulama Birliklerinin oluşum nedenleri ve varlık sebepleri

Su doğal nitelikli bir kaynak olup yaşamsal öneme sahiptir. İçilebilir ve kullanılabilir amaçlı tüketilir, gerek sanayi ve gerekse tarımsal sektörlerde kullanılır, ulaşım amaçlı hedeflerin gerçekleşmesinde, izlenecek ekonomik ve sınır aşan suların rotasının belirlenmesinde önemli bir araçtır. Askeri amaçlı, kültürel odaklı başarılarda önemli rolü bulunur. Bu gün için 273 milyon ha alanın sulandığı bilinmektedir.

Sulama, bitkinin gelişmesi için gerekli olan ancak doğal yollarla (yağışla) karşılanamayan suyun toprağa, bitkiye, çevreye ve/veya atmosfere zarar vermeden bitki kök bölgesine uygulanma tekniğidir.

289

2.4. Su

  1. 􀂾 Yaşamın ve tarımsal üretimin temel yapı taşıdır.

  2. 􀂾 Uygarlıkların doğması ve/veya çökmesine neden olan en önemli sebeptir.

  3. 􀂾 Canlı organizmaların biyolojik, fizyolojik ve kimyasal aktivitelerinin oluşmasında temel faktördür.

  4. 􀂾 Siyasal ve sosyal sebeplerin vazgeçilmez taraftarıdır.

  5. 􀂾 İçme-kullanma, sağlık, endüstri, taşıma ve bitki su gereksiniminin karşılanmasında v.b. yerlerde kullanılan renksiz, kokusuz ve tatsız bir sıvıdır.

 

Ülkemizde kişi başına 1,500 m3 su düşerken ABD, Kanada ve Batı Avrupa’da 10,000 m3 su düşmektedir. Bu nedenle kısıtlı sayılan suyun mutlak şekilde optimizasyonun yapılması zorunludur. Su eski çağlardan beri zararlarından korunmak, faydasından yararlanmak için caba sarf edilmiştir. Su ile medeniyetler kurulmuş zararları ile de uygarlıklar yıkılmıştır. Gelişen ve değişen toplumlarda su sürekli ön plana çıkmıştır.

3. Sulama Birliklerinin bağlı kanunları ve yönetsel yapıları

Sulama birliği; 1580 saylı Belediye Kanun’un 47. ve 48. maddeleri, 5442 sayılı İl İdaresi Kanun’unun 56. maddesi gereğince İç İşleri Bakanlığı’nın çıkardığı tip birlik tüzüğüne göre kurulan, daha sonra 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu dikkate alınarak amacı ve kapsamı saptanan usullere göre işleyen sulama amaçlı örgütlerdir. Bugün için DSİ tarafından inşaa edilen sulama tesislerinin %92’si ülke genelinde kurulan 352 adet sulama birliğine devredilmiştir. Ancak, ver kurtul mantığı ile devredilen sulamalarda, yeni kamusal yararların oluştuğu fırsatlar şekline dönüşştür. Çünkü tesislerin mülkiyetleri DSİ’ye ait olduğundan sahiplenme ve koruma duygusu gelişememiştir. DSİ elinde mevcut kamu otoritesini, seçimle belirlenen ve doğrudan kullanıcı örgüt sayılan sulama birliklerine devretmiştir. Böylece kamusal yararların sulama birliği marifeti ile özelleştirilmesi ve oluşacak özel zararların kamulaştırılması gerçekleştirilmiştir. Sulama şebekelerindeki işletme ve bakım hizmetlerinin birliklere devrindeki birincil amaç; özdenetim ve/veya yerinde denetimdir. Yürütülecek hizmetlerde yüksek düzeyde katılım, küçük ve dağınık olan işletme ve bakımın hedef-kitleye ve odak noktaya seri şekilde hizmetin sunulmasıdır. Oysa suyun varlığı ve yönetimi kamu mülkiyetindedir. Su kaynaklarımız üzerinde kurulacak her türlü tesisin yapımı için etüt, plan, proje uygulamaları DSİ’ye ve diğer kamu kuruluşlarına ve paydaşlarına bağlı olduğu bilinmekte, hizmet sektörü işletme ve bakımı aynı kuruluşlar tarafından sürdürülmektedir. Sürdürülen hizmet yıllardır başarılı bir şekilde yürütülmüştür. Yürütülmesi de zorunludur.

290

3.1. Sulama Birliklerinin bütçeleri harcama kalemleri ve harcama yetkileri

Birliklerin bütçeleri, sundukları mal ve hizmetlerin bedelinden oluşur. Mal ve hizmetin bedeli, sulanan tarım alanlarında dekar (da) başına uygulanan ücreti ifade eder. Yürürlükteki ücret tarifesi birliğin sunduğu hizmetin bedelinin karşılanmasını amaçlar. Dünya Bankası projesi sayılan sulama birliğindeki temel felsefe; katılımcılık ve yerinde özdenetimcilik düşüncesini amaçlar. Ancak bu mantığa aykırı şekilde yapılanan birlikler iş istihdamı ve bunun için daha fazla ücret tarifesi uygulama politikası öngörmektedir. Birliklerin bütçeleri sırasıyla işletme, bakım ve personel giderlerinden oluşmakta ve yaklaşık bu giderlerin her biri oranından oluşmaktadır. Bu sonuçlarda kamu gücünün doğrudan, kamu eliyle çıkar sahiplerine aktarıldığını göstermektedir. Kamu yetkilileri, bireysel olarak sulama birliklerini başarılı bulduklarını söylemeleri mümkün değildir. Çünkü yaşanan olaylar ve sorunlara yaklaşım bunu göstermektedir. Ver kurtul mantığı tersine işlemekte, bu kez al kurtul şekline dönüşmektedir. Bu nedenle kendi yapımıza uygun hizmet sunma modeli önceden oluşturmalı ve al kurtul yaklaşımı tereddütsüz sergilenmelidir. Sulama birliklerine alternatif yaklaşım, detaylı bir şekilde farklı oturumlarda ve toplantılarda tartışılmalıdır. Model bize ait olmalı bizi yansıtmalıdır. Çünkü olay sosyal-toplumsal içerikli bir konudur. Bize göre kalkınmış veya daha geri kalmış ülke modeli yerine suyun etkinliğini artıran, adil ve makul olan gerçek ücret tarifesi ile tahakkuk ve tahsilat yapılmalı, gecikme faizleri, geç ödemelerin önüne geçilecek şekilde amme alacakları usulüne yakın oranlarda tasarlanmalıdır. Tahakkuk ve tahsilat için her türlü caydıcı önlemler bulunabilir/hazırlanabilir. Böylece çözüm kolay, içerik zengin olabilir. Elde edilecek tüm çıktılar tüm kesimleri kucaklayabilir. Örneğin, suyu hacimsel veya alansal olarak şirketlere toplu satabilir. Hizmetin bedeli kamu marifeti, uzman bir ekip/akademisyen tarafından saptanabilir. Hangi koşulda olursa olsun, yönetim üst kurulu ve teknisyenler kadrosu tamamen teknik ekip tarafından oluşturulabilir.

2007-2008 yılında yürütülen bir çalışmada sulama birliklerinin çatısı, yapısı, tarımsal faaliyetlere yaklaşımı ve harcama kalemlerinin dağılımı irdelenmiş genel olarak aşağıda saptanan sonuçlara ulaşılmıştır (yayınlanmamış proje).

3.2. Sulama Birlikleri

  1. 􀂾 Yasalarının kendilerine sağladığı erki sonuna kadar kullanmakta, böylece tahsilat/tahakkuk oranı yüksek gerçekleşmektedir.

  2. 􀂾 Sulanan alanlar tam olarak saptanmamakta, işletme giderleri tam karşılanmamaktadır.

  3. 􀂾 Su dağıtım bilonçolarında, seviye ölçümleri için eşel tercih edilmekte, geleneksel olarak eşel seviye okumalarından debi ölçümleri tahmin edilmektedir. Oysa eşel ölçü tesisi değil ölçü tesisinde bir araçtır. Ölçümlerin sağlıklı yürütülmesi, mevcut ölçü tesislerinin kullanılmasına ve idare tarafından sunulan abakların

291

  1. kullanılmasına bağlıdır. Birliklerin bu konularda doğru yaptıklarını söylemek oldukça zordur.

  2. 􀂾 Tesislerin mülkiyeti kamuya ait olması nedeniyle sahiplenme duygusu zayıftır. Örgüt yapısı ve yönetim şekli sorunlu doğmuştur. Mevcut binek ve iş makineleri kimi birlikler için fantezi sayılabilir. Birliklerdeki kiralık araçların kiralanmasında ve kullanılmasında amaca uygun tercih yapılmamış olabilir.

  3. 􀂾 Personel gideri ciddi giderler kalemini oluşturmakta, ülkemizdeki kimi birlikler, iş kapısı olarak görülmektedir.

  4. 􀂾 Bu konuda teknik ve ekonomik ciddi denetimlerin yapıldığı söylenemez. Bölgenin gerek coğrafi konumu ve gerekse feodal yapısı bölge için ayrıcalık yaratmaktadır. Birlikler kendi doğrularını kendileri yaratmakta, sevk ve idareler çoğu kez keyfiliğe kaçmaktadır. Özellikle erkin kullanımı disiplinsiz kalmaktadır. Gücün bu denli toplandığı odaklarda, siyasiler kendileri için oldukça kolay ve ulaşılabilir bir mecraa olduğunu bilmekte ve böyle birliklerden nemalan maktadır.

 

Sulama yöntemlerinin şekillenmesinde geleneksel yöntemler karık-tava yerine, basınçlı (damla-yağmurlama) sulama yöntemleri için birliklerin yaptırım uygulama şansları ve geleneksel sulamaların etkinliğini azaltıcı teknik, yapısal ve yönetsel donanımları bulunmamaktadır. Oysa suyun etkinliğini artırıcı temel yaklaşım, basınçlı sulama yöntemlerine bağlı olduğu bilinmektedir. Basınçlı sulama ile sadece randımanlı sulama yapılmaz, bununla birlikte gübrenin de fertigasyonla uygulanması etkili gübreleme programlarının yapılmasına yardımcı olur. Aşırı sulamalar, taban suyunun yükselmesine, toprakların tuzlanmasına ve çoraklaşmanın hızla artmasına neden olmaktadır.

Sulama sistemlerinin kullanıcılara devrinde hükümetlerin temel felsefesi, işletme bakım hizmetlerinin ve yönetim giderlerinin azaltılması, kaynakların etkili kullanımının sağlanması, sistemlerin kullanımında sürdürülebilirliğinin ön plana çıkartılmasıdır. Bu amaçla 1993 yılında Dünya Bankası’nın desteği ile DSİ tarafından işletilen tesislerin örgütlere devri başlamıştır. Birçok çok ülkede olduğu gibi, devir işlemleri ülkemizde de yürütülmüş ve büyük oranda tamamlandığı bildirilmiştir (Çakmak ve ark. 1995)

Nalbantoğlu ve Çakmak (2007), bir sulama birliğinde sulama performanslarını karşılaştırmalı değerlendirmişlerdir. Su temin oranı 1.55-1.98, yatırımın geri dönüşüm oranı %56-172, bakım masrafının gelire oranı %2.51-10.82 ve birim alana düşen toplam işletme-bakım ve yönetim gideri 108.61 $/ha, su ücreti toplama performansı %70-93, birim alana düşen personel sayısı 0.007-0.012 kişi/ha, birim sulama alanına karşılık elde edilen gelir 364.81-557.81 $/ha ve şebekeye alınan birim sulama suyuna karşılık elde edilen gelir; 0.106-0.196 $/m3 şeklinde verilmiştir.

292

Kaynaklarımızın varlığı incelendiğinde, 26 akarsu havzasının toplam su potansiyeli 186 km3’ tür.

Verimlilik, bir üretim yada hizmet sektörünün ürettiği çıktı ile bu çıktı için kullanılan girdi arasındaki ilişki şeklinde ifade edilebilir. Sulama birliklerinde üretilen ve sunulan hizmetin büyüklüğü ve kapsamı, kalitesi ve sürdürülebilirliği, yönetsel ve eylemsel yaklaşımları verimlilik mantığı çerçevesinde tartışılmalıdır. Çünkü su ve toprak kaynakları ayrılmaz iki olgu olup, içeriği ve kapsamı çok büyük anlam taşır. Küresel anlamda birliklerin yapısı, kendi bölgesel ve sosyal yapımız dikkate alınarak şekillenmesinin yararlı olacağı şünülebilir. Bunun için sosyal veri paylaşımı ön plana çıkabilir. Bu verilerden eylemsel senaryolar yazılabilir. Bu bağlamda faydalananlarla katılımcı model üretilebilir. Sonuç olarak ülkemiz için yönetsel içeriği oldukça zengin, idari ve mali özerkliği bulunan, su-toprak kaynaklarımızın korunmasına yönelik yeni bir model üretilebilir. Bu modelde kaynakların kullanımı sadece kullanıcıya terk edilemez. Katılım ortak olabilir yada hizmet satın alınabilir. Ülkemizin sulama ihtiyacının bulunduğu bölgeler kurak veya yarı-kurak zonda yer almaktadır. Bu nedenle bitki türü ile hava sıcaklığı, nisbi nem, yağış, güneş ışınım şiddeti arasında oldukça önemli ilişki bulunmakta, bu sonuçlar verime doğrudan etki yapmaktadır. Düşüncelerin paylaşımında, kaynakların rasyonel kullanımında, odak; insan olduğundan insanın eğitimi ve sunulacak hizmetin belirlenen ve uygulanacak olan teknolojinin mutlak şekilde yayımı gerektirmektedir. Yayım hizmeti gönüllü esasından ziyade yaptırımı olan yada ödülü bulunan yöntemler uygulanmalı, aksi takdirde sonuç alınmasının zor olduğu bilinmelidir. Örneğin bu konuda bir kursa katılmayan üreticiye destek primleri verilmeyebilir. Düşünsel olan bu yaklaşım için politikalar geliştirilerek kıt kaynaklarımızdan daha fazla verim ne şekilde alınabilir sonucuna götürmelidir. Bu kaynaklar nasıl sürdürülebilir, haksız ve yersiz sulamalarla toprakların kirlenmesine nasıl dur denilebilir. Politikaları geliştirilebilir. Konu hakkında, eylem planı kısa sürede hazırlanabilir ve tartışılabilir. Görüldüğü gibi çok geniş bir yaklaşımı olan bu görüş için, sulama birliği modeli oldukça dar kapsamlı gelmektedir.

Dünya nüfusunun 2000 yılına göre 2025 yılında 8.5 milyara ulaşacağı kestirilmektedir. Artan nüfusun gıda güvenliği için sabit olan su-toprak kaynaklarından yeni teknolojiler geliştirerek, artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması için etkili ve yetkin önlemlerin alınması ve verimliliğin artırılmasını zorunlu kılmaktadır.

Ülkemizde gereğinden fazla su tüketilmektedir. DSİ’ce işletilen sulamalarda net sulama suyu ihtiyacı 3,412 m3/ha olmasına karşın, bu rakam 13,413 m3/ha’dır. Bu nedenle birincil önceliğimiz suyu tasarruflu kullanmaktır. Bu önlemler için fiziksel ve yönetsel yaklaşımlar önerilmiştir. Bu yaklaşımda su kayıplarını minimize edecek açık kanal yerine, borulu şebeke ve tarla sulama sistemlerinde basınçlı sulamaların kullanımı verilmiştir (Çakmak ve Aküzüm, 2006).

293

3.3. Sulama işletmesinde temel sorunlar

Makul ve mantıklı, derinliği olan işletme-bakım masrafları karşılanabilir rasyonel hazırlanmış ücret tarifesi ile bu ücretin tahakkuk ve tahsilatında donanımlı kanunlarla ve caydırıcı gecikme faiz oranları ile düzenlenme yapılabilir. Bilim ve teknikten ödün vermeden taban suyu seviyeleri de kontrol altında tutularak ideal sulama yöntemleri uygulanabilir. Bu kapsamda eski ve yetersiz olan tesis yenilenebilir. İletim ve tarla içi su kayıpların düşürülmesi için teknik destek sağlanabilir.

3.4. Aşırı su kullanımı ve randımanların düşmesine neden olan faktörler

  1. 􀂾 Fazla su ile fazla ürün alınır yaklaşımı.

  2. 􀂾 Geleneksel sulamalarda uygun karık boylarında sulama yapılmaması.

  3. 􀂾 Su tahsislerinde çiftçilerin suyu ölçülü alması için yeterince ölçü tesisi yapılmaması. Yapılsa dahi bu tesislerin ilgililer tarafından kullanılmaması. Alışkanlıkların, ancak yaptırımlarla yerine getirileceği.

  4. 􀂾 Genel olarak gece sulamaların ya yapılmaması yada yapılsa da disiplinsiz kalması.

  5. 􀂾 Etkili bir sulama programı uygulanmamasından dolayı sulama randımanları, doğası gereği düşük gerçekleşmesi.

  6. 􀂾 Sulama ve fertigasyon konusunda yeterli yayım hizmetinin verilmemesi, verilse dahi izleme ve katılım oranının düşük olması, bu nedenle yayım hizmetini cazip kılacak uygulamaların devreye konulmalıdır. Örneğin, teşvik primlerinin sadece yayım hizmeti alan çiftçilere uygulanması.

  7. 􀂾 Basınçlı sulamaları teşvik edici projelerin ön plana çıkması. Devlet desteğinin sürekli kılınması. Basınçlı sulamada yağmurlama için %80, damla sulama için %90 sulama randımanı sağlanacağı, böylece ciddi su tasarrufunun elde edileceğinin bilinmesi.

 

Sulama tesisleri 1950 ve 442 sayılı yasayla kurulmuş, 2005 yılında 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri yasası kapsamına alınmıştır. Bu nedenle sulama birlikleri İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır. Sulama birliklerinin denetim ve yönetim erki DSİ’nin bulunduğu bakanlıkta olmaması yada her konuda DSİ’ye bağımlı bulunmaması yönetim zaaflarına neden olduğu bilinmektedir. Çünkü DSİ teknik donanımı, insan kaynakları ve bilgi birikimi yönüyle yönetsel erkini tamamlamış, yarım asırlık üstlendiği misyon gereği ülke kalkınmasına önemli destek sağlamıştır. Kırsalda yürütülen tarımın her aşaması ciddi yaklaşımlara, modern tekniklerin

294

kullanılmasına, zamanında karar verilmesine, uygun tohum ve gübreleme/sulama programlarının yapılmasına bağlıdır.

Kırsal kalkınma, kırsal alanda yaşayan ve geçimini tarım sektöründen karşılayan, bireylerin insanca onurlu yaşam koşullarına kavuşturulmasıdır. Bu amacın gerçekleşmesinde su ve toprak önemli bir faktördür.

3.5. Sulama birliklerine yönelik sorular

Sulama birlikleri

  1. 􀂾 Kimler için kuruldu?

  2. 􀂾 Kim için ne yaptı?

  3. 􀂾 Hangi kurumsal sorumluluk ve vizyon üstlendi?

  4. 􀂾 Geçtiğimiz son on yılda hangi başarı ölçüsünü yakaladı?

  5. 􀂾 Kimliğini kırsala borçlu olan birlik, kırsalda neyi değiştirdi yada kırsal için ne yapabildi? Niçin yapmadı.

  6. 􀂾 Demokratik yönetimi esas alan birlik yapısı, aslına uygun faaliyet gösterebildi mi?

  7. 􀂾 Faaliyetlerinde ehliyetsiz ve liyakat sahibi olmayan ancak feodal yapı gereği yönetim ve denetimlerde söz sahibi olmanın, bu denli teknik donanım gerektiren sulama yönetiminde, doğru ve rasyonel karar alma şansı bulabildi mi?

  8. 􀂾 Eş, dost-akraba ve ehliyetsiz kişiler için iş ve aş kapısı oldu mu?

  9. 􀂾 Yeterince teknik personel istihdamı yaratıldı mı?

  10. 􀂾 Personel eğitimi peryodik olarak güncelleştirildi mi?

  11. 􀂾 Bütçe giderleri, önceliklerine uygun harcama yapıldı mı?

  12. 􀂾 İş makineleri aslına ve amacına uygun çalıştı mı, yoksa ayrıcalıklar yaratıldı mı?

  13. 􀂾 Hizmetlerin paylaşımında ve su dağıtımında tarafsızlık ilkesi korundu mu?

 

Tüm bunların yanıtlarında kısmi de olsa tereddütler varsa, bugünkü sulama birliği seçimi doğru bir model sayılamaz. Çünkü bazı uygulamalar beslendiği kaynaktan ve zamanla elde edilen alışkanlıklardan dolayı terk edilemez yada kullanıcılarda

295

kazanılmış hak sayılacağından vazgeçilemez. Bu nedenle, bu konu yada bu kurulda yada başka bir oturumda detaylı tartışılabilir.

3.6. Sulama Birliklerinin tarımsal faaliyetlere doğrudan veya dolaylı katkıları

Mevcut sulama birlikleri tarımsal aktiviteye, toprakların kullanım biçimine, ekim deseni oluşmasına, tohumluk seçimine, gübre kullanımına v.b. faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde etkili olamadıkları görülmektedir. Çoğu sulama birliğinde ancak bir mühendis bulunmakta, mevcut teknik eleman arazinin sorunsuz su alması için çaba sarf ettiğinden, başka işlere bakma şansları kalmamaktadır. Oysa bu örgütlenmelerde sulama birliği yerine, birçok düşüncenin paylaşabileceği birden çok teknik kadro barındıran model uygulanmalıdır. Başta başkanın ve diğer teknik yöneticilerin yardımcıları ile birlikte teknik kadrodan oluşması zorunlu kılınmalıdır.

3.7. Sulama Birliklerinin siyasal platformda güç ve potansiyeli

Birlikler yapısal özelliklerinden dolayı birden fazla köyü, beldeyi ve ilçeyi bünyesinde barındırmakta, kırsalda çok büyük çiftçi ailesine hizmet sunmaktadır. Yoğun nüfusun yaşadığı bu bölgelerde çoğu kez bilgi toplumundan ziyade bireylerin kendi aralarında oluşturduğu feodal yapı ön plana çıkmaktadır. Öyleki 15,000-20,000 ha’da bir, yeni bir aşiret düzeni karşınıza çıkmaktadır. Bu yapı kendi iç dinamizmini ortaya koymaktadır. Özellikle birliklerin seçiminde bu dinamizm karşınıza çıkmakta, bu erk kendi idaresini seçmektedir. Sosyal açıdan işin doğasında herhangi bir çelişki bulunmamasına rağmen, geri dönüşümü mümkün olmayan kaynakların tasarrufu da bu organlara bırakılmaktadır. Asıl sorun bu noktada başlamaktadır. Teknik bilginin geçerli olmadığı, ancak temel gücün bölgeye ve aşirete bağlı kalması su-toprak kaynaklarımızın sürdürülebilir olmasını güçleştirmektedir. Bu seçimlerdeki tercihler, bilgiyi ön plana çıkarmadığından kaynakların rasyonel kullanımı, bilginin paylaşımı hedef kitlenin talebinin karşılanmasını olası kılmamaktadır. Bu yaklaşımların tersi durumlarda güç siyasallaşmaz, gücün beslendiği kaynak bilgi ve bilgiye ilgiden geçmiş olur. Böyle bir modelde sulama birliklerinin idari kadrosu ağırlıklı olarak ziraat ve diğer mühendisliklerden oluşur. Tesislerin ömrü uzun, kullanıcıların talepleri makul ölçüde tekniğine uygun karşılanır. Bu düşüncede erk bilgi, çıktı ise sorunların çözümüdür. Devletimiz minimum düzeyde sulama amaçlı 800$/ha yatırım yaptığını şündüğümüzde, bu yatırımların sürdürülebilir olması için bilgi toplumuna bağlı olduğunu söylemek için kahin olmak gerekmez. Suyun fayda ve zararını aşırı sulamaların kısa sürede 10-15 yılda yaptığı potansiyel kirliliğin boyutları ortadadır. Birliklerin bölgelerinde söz sahipleri oldukları da bilinmekte, ancak yaptırım için doğruların paylaşımı için yetkin ve etkili olmadıklarından sulama konusunda dahi her hangi bir yaptırım uygulamaları olası görülmemektedir. Sorunların çözümünde birliklerdeki teknik kadronun artırılması, bu kadroda bilgi paylaşımının peryodik yapılması doğru bir seçenek olabilir.

296

4. SONUÇ VE ÖNERİLER

Derlenen bilgiler ve yürütülen çalışmalarda, genel olarak sulama birliklerinin Türkiye genelinde başarılı oldukları anlaşılmaktadır. Ancak, sulama birliklerinin yönetsel, sosyal, çevresel ve ekonomik içerik açısından incelendiğinde pek te başarılı oldukları söylenemez. Çünkü sulama birlikleri suya dayalı, insan kaynaklı iş ortamlarının doğmasına neden olmuştur. Özellikle Güney Doğu’da aşiret düzeninin hakimiyeti suyun sevk ve idaresi, kendi mantığı ve doğruları içersinde yürümesini zorunlu kılmıştır. Modelin bu şekilde yürütülmesi, su ve toprak kaynaklarının sürdürülebilir politikalara uygun olmadığı söylenebilir. Bu nedenle ülkemiz su kaynaklarının, ülke dinamikleri dikkate alınarak yeni bir model tartışılarak geciktirilmeden hayata geçirilmesi, bilgiye ve suyun teknik ölçümlerine dayalı su tahsislerinin yapılmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır.

Metin içerisinde satırbaşları halinde değinilen model taslağı, burada kabaca bir arada eleştiriye sunulmuştur.

  1. 􀂾 Ver kurtul mantığı yerine al kurtul mantığı modelin önceliğidir. Detaylar yukarıda özetlenmeye çalışılmıştır.

  2. 􀂾 Suyun ölçüm tekniği yeni modelin teknik yaklaşımı ve hedefi olacaktır.

  3. 􀂾 Basınçlı sulamalar çeşitli ödül, teşvik yada zorunlu kılınacak sulama ücretlerinde cazip indirimlerle özendirici olmasına çalışılacaktır.

  4. 􀂾 Gerek teknik ve gerekse ekonomik yaklaşım dikkate alınarak denetimsiz ve disiplinsiz yapılanmaya son verilecektir.

  5. 􀂾 Tahakkuk/tahsilatın yapılmasında; hububat, soya, mısır ve pamuk gibi bitkilerde teşvik gelirlerinden doğrudan tahsil ile mümkün hale getirilecek. Sebze ve meyvelerde özel ve caydırıcı önlemlerle ürün döneminde tahsil edilecektir. Amaç, burada para tahsilatından çok hizmetin teknik sunulmasıdır. Özellikle taban suyu hareketlerinin izlenmesine yönelik çalışmaların sunulması da önceliklerden sayılacaktır.

    KAYNAKLAR

    1. 1. Çakmak, B., M. Beyribey, S. Kodal, A.Z. Erözel ve T. Aküzüm, 1995. Sulama Şebekelerinin Kullanıcıya Devri. 5. Ulusal Kültürteknik Kongresi Bildirileri. 30 Mart- 2 Nisan 1995. s.95-109, Kemer, Antalya.

    2. 2. Çakmak, B. ve Aküzüm, T. 2006. Türkiye’ de Tarımda Su Yönetimi, Sorunları ve Çözüm Önerileri. TMMOB Su Politikaları Kongresi.

    3. 3. Nalbantoğlu, G. ve Çakmak, B. 2007. Akıncı Sulama Birliğinde Sulama Performanslarının Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi. Tarım Bilimleri Dergisi. 13 (3) 213-223.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat