TÜRKİYE’DE KÖYDEN-KENTE GÖÇ İLE SULAMA YAPAN TARIMSAL İŞLETMELERİN SAYISI VE SULANAN ARAZİ MİKTARI ARASINDAKİ İLİŞKİ

TÜRKİYE’DE KÖYDEN-KENTE GÖÇ İLE SULAMA YAPAN TARIMSAL İŞLETMELERİN SAYISI VE SULANAN ARAZİ MİKTARI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Ertuğrul Güreşci

Öğr.Gör.Dr.

Atatürk Üniv. İspir Hamza Polat MYO 25900 İspir-ERZURUM

ÖZET

Bu çalışmada; Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi olan köyden-kente göç ile Sulama Yapan Tarımsal İşletme Sayısı(SYİ) ve Sulanan Arazi Miktarı(SYA) arasındaki ilişki tespit edilmiştir. Çalışmada; Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), iç göç ve Net Göç Hızı (NGH) negatif olan bu illerde bulunan tarımsal işletme ve arazilere ait veriler kullanılmıştır. Tarımsal işletme ve arazilerin büyük bir bölümünün bulunduğu köyler, kırsal bölgeler olup, bu bölgelerdeki göç ile (SİS) ve (SYA) arasında önemli bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuçta, köyden-kente göçün önlenmesi için, sulama imkânların bu bölgelerde arttırılması gerektiği ortaya konmuştur.

Anahtar Kelimeler: Köyden-kente göç, Sulama, Tarımsal işletme

THE RELATIONSHIP BETWEN THE MIGRATION TO RURAL FROM URBAN IN TURKEY AND ITS NUMBER OF HOLDING USING AND IRRIGATED

ABSTRACT

In this study, the relationship between the migration from urban to rural that is one of the most important problems of Turkey and its Number of Holding Using (HUN) and Irrigated Area (IA) was be defined. In study, the include migration data of TUIK and (HUN) and (IA) of cuties where is Rate of Net Migration (NMR) negative was be used. The relationship between the migration in the villages that has agricultural holding and agricultural land are rural areas and it’s (HUN) and (IA) was be defined. As a results, for prevent to the migration from urban to rural must been supplied to irrigate in this settlement.

1. GİRİŞ

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, köyden-kente göç olgusu ciddi sosyo-ekonomik sorunlara neden olmaktadır.

Köylerin genel ekonomik yapısı büyük ölçüde tarıma dayalı olup, bu bölgelerden büyük kentlere olan göç, kırsal göç olarak nitelendirilmektedir. Kırsal göç, sanayileşme sürecine bağlı olarak tarımsal dönüşümün (ilkel tarımdan modern tarıma) en genel sonuçlarından birisi olarak ileri sürülmektedir (Gounder, 2005).

191

Köyden kente olan göçler, beraberinde yeni sorunları da getirmektedir. Ancak genel olarak, sanayileşmeye sağladığı işgücü ve tarımsal nüfus yoğunluğunun azalması ısından bu tür bir nüfus hareketi, bu ülkelerde olumlu karşılanmaktadır (Ayyıldız, 1992).

Türkiye’de köyden-kente göçler, 1950’li yıllarda başlamış ve toplumsal dönüşümün temel belirleyicisi olmuştur. Bu tür göçlerin ilk sonucu, nüfusun miktarı ve bileşeninde kendisini göstermektedir. Köyden-kente göçler sonucu, kentsel nüfus oranı giderek artmakta iken köylerin nüfus oranı azalmaktadır. 1927 yılında Türkiye’nin toplam nüfusunun %24,22’si kentsel alanda yaşıyor iken bu oran 2000 yılında %64,90’a yükselmiştir. 1980 yılında yerleşim yerleri arasında göç eden nüfusun toplam nüfusa oranı %9,34 olarak tespit edilmiş, 2000 yılında bu oran %11,20’ye yükselmiştir (TÜİK, 2000a).

Bu veriler, Türkiye nüfusunun bir hareketlilik içerisinde olduğu ve ülkenin bazı bölgelerinde nüfus yoğunluğunun arttığını göstermektedir.

İK günümüze kadar 14 genel nüfus sayımı yapmış ve bunların son dördünde göç istatistiklerine yer vermiştir. Bu istatistiklerde, Türkiye’deki iç göçler; köyden-kente, kentten-köye, köyden-köye ve kentten-kente şeklinde tasnif edilmiştir. Bunlar arasında köyden-kente göçler, Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısını tespit etmesi açısından oldukça önemlidir. 1995-2000 yılları arasında göç edenlerin toplam %17,46’sının köyden-kente göç ettiği belirlenmiştir (TÜİK, 2000b).

Köyden-kente göçlerin temel nedeni, köy-kent farklılaşmasından ileri gelmektedir. Bu farklılıkların ekonomik ve sosyal yönü olup her geçen gün kentler lehine gelişmekte ve göçü yeniden tetiklemektedir.

Köyden-kente olan göçler köylerdeki nüfus baskısı ve sonuçta tarıma dayalı olan gelirin bölüşüm sonucu azalmasından meydana gelen bir ekonomik yapıdan kaynaklanmaktadır. Ancak, Schoumaker and Beauchemin (2005) köyden-kente göçlerin tarımsal faaliyetlerle birlikte tarım dışı faktörlerden de (altyapı-ulaşım, sağlık vs) kaynaklandığını ileri sürmüşlerdir.

Köyden-kente göçlerin tarımsal faktörlerden kaynaklanması doğal bir durumdur. Çünkü köylerin tarımsal yapısı, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yapısının da temel belirleyicisidir. Bu konuda yapılan birçok bilimsel çalışma olup, kırsal göçün nedeni olarak tarımsal faktörler göç modellerine konulmuş ve önemli sonuçlar elde edilmiştir.

Güreşci (2007) kırsal göç çalışmasında, göçe etki eden faktörler arasında tarımsal faktörlerin önemli olduğunu tespit etmiştir. Benzer şekilde Yavuz vd (2004) arazi varlığı ve işletmelerin yapısal durumlarını göç modeline koymuşlardır.

192

Köyden-kente göçün nedenlerini ortaya koymak üretilebilecek çözümler için doğru bir seçim olmaktadır. Geçimini büyük ölçüde tarımdan sağlayan köylerin, göç sorununun tespiti ve alınması gereken önlemlerin tarımsal yönlü olması önem arz etmektedir.

Tarımsal üretimde verimlilik ve kalitenin arttırılması, dolayısıyla tarımsal gelirde bir refah sağlanması, kullanılan girdilere bağlıdır. Tarımsal üretim büyük ölçüde doğal faktörlere bağlı olup biyolojik bir üretimdir. Bu yüzden canlı biyolojisinin temelinde olan su faktörü, yaşamın devamlılığı ve üretimi sağlamaktadır. Özellikle bitkisel üretimde su kaynaklarının varlığı ve doğru kullanımı tarımsal üretim periyodunu belirlemektedir. Köylerin (SİS) ve (SYA)’larının fazla olması, doğrudan tarımsal üretim miktarını ve kalitesini belirlemektedir. Bu yüzden köyden-kente göç, bu bölgelerde yaşayanların gelir ve dolayısıyla üretimleri ile yakından akaladır.

Türkiye’de günümüze değin hazırlanan bir çok lokal veya bölgesel plan ve projelerde, köylerin kalkındırılması ve bunun yolunun sulama imkanlarının yaygınlaştırılmasından geçtiği üzerinde durulmaktadır. Örneğin GAP Projesi temelde, bölgedeki sulama imkânlarının arttırılması ve köylerin yaşam standartlarının gelir yolu ile arttırılmasına dayandırılmaktadır. Akış ve Akkuş (2007) GAP Projesi ile köylerin sulama imkânlarına kavuşturulması ve bölgedeki köyden-kente göçlerin azaldığını hatta tersine dahi göçe neden olduğunu ifade etmişlerdir.

Bu çalışmada köyden-kente göçün nedenlerini tespit etmek için, (SİS) ve (SYA) ile köyden-kente göç arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu yüzden Net Göç Hızı (NGH) negatif olan toplam 58 ile ait köyden-kente göç edenlerin sayısı ile (SİS) ve (SYA) arasındaki istatistikî ilişki kurulmaya çalışılmıştır.

2. MATERYAL

Çalışmada TÜİK’in yapmış olduğu illere ait iç göç istatistikleri, (SİS) ve (SYA) verileri kullanılarak elde edilen birincil veriler kullanılmıştır.

3. METOD

Çalışmada (NGH) negatif olan illerin köyden-kente göç edenlerinin sayısı ile bu (SİS) ve (SYA)arasındaki ilişkinin tespiti için regresyon ve korelasyon analizi yapılmıştır. Analizde; bağımlı değişken olarak illerin köyden-kente göç edenlerinin sayısı (KGS), bağımsız değişken olarak bu illerin sahip oldukları (SİS) ve (SYA) verileri kullanılmıştır. Regresyon analizinde, bu iki bağımsız değişken ile bağımlı değişkenler arasındaki ilişki, birlikte ve ayrı ayrı olarak değerlendirilmiştir. Bu işlemde; (NGH) negatif olan illerin tamamı, köyden-kente göç edenlerin sayısı 5000-1000; 10000-15000 ve 15000-30000 arasında olan iller birbirinden bağımsız olarak analiz edilmiştir.

4. ARAŞTIRMA BULGULARI

İK verilerine göre (NGH) negatif olan illerdeki (KGS) 5000-10000 arsında olan illerdeki köyden-kente göç ile (SİS) ve (SYA) arasındaki ilişki Şekil 1’de verilmiştir.

193

Şekil 1. (KGS) 5000 ile 10000 arasında olan illerdeki (KGS) ile (SİS) ve (SYA) arasındaki ilişki

Şekil 1’de görüleceği üzere göç veren illerde (KGS) 5000 -10000 kişi arasında değişen illerde; KGS’nin hem (SİS) hem de (SYA) ile ters orantılı bir ilişkisi vardır. Bu ilişki (KGS) ile (SİS) ve (SYA) ile alakalı olduğunu göstermektedir. Ancak yapılan regresyon analizinde (KGS) ile (SİS) arasında istatistikî açıdan önemli (p< 0,005) bir ilişki olduğu, (SYA) ile önemsiz bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p>0,005).

Yine aynı veriler kullanılarak bu illerin (KGS) 10000-15000 kişi arasında değişen illerdeki köyden-kente göç ile (SİS) ve (SYA) arasındaki ilişki Şekil 2’deki gibi verilmiştir.

Şekil 2. (KGS) 10000 ile 15000 arasında olan illerdeki (KGS) ile (SİS) ve (SYA) arasındaki ilişki y = -0,226x + 9024,9R2= 0,330556789102 46810121416Göçeden kişi sayısı(x 1000)Sulanabilir işletme sayısı(x 1000)a)y = -0,0037x + 7902R2= 0,1116567891050100150200250300350400450b)Sulama yapılan alan (ha)Göçeden kişi sayısı(x 1000) y = -0,1814x + 13594R2 = 0,65211011121314155101520y = -0,0072x + 13414R2= 0,6187100200300400500600101112131415Göçeden kişi sayısı(x 1000)Sulanabilir işletme sayısı(x 1000)a)b)Sulama yapılan alan (ha)Göçeden kişi sayısı(x 1000)

194

Şekil 2’de bu illerdeki köyden-kente göç ile (SİS) ve (SYA) arasında ters bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Söz konusu bu ilişkinin regresyon analizi sonucunda; (KGS) ile (SİS) ve (SYA) arasında istatistiki açıdan önemli (p< 0,005) bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.

(KGS) sayısı 15000 ile 30000 arasındaki değişen illerin (KGS) ile (SİS) ve (SYA) arasındaki ilişki Şekil 3’deki gibi verilmiştir.

Şekil 3. (KGS) 15000 ile 30000 arasında olan illerdeki (KGS) ile (SİS) ve (SYA) arasındaki ilişki

Şekil 3’de görüleceği gibi bu illerin (KGS) ile (SİS) ve (SYA) arasındaki ilişkinin negatif yönlü olduğu görülmektedir. Böylece bu illerde de köyden-kente göç ile bu illerin (SİS) ve (SYA) arasında ters yönlü bir ilişki ortaya çıkmıştır. Yapılan regresyon analizinde (KGS) ile (SİS) arasında istatistikî açıdan önemli (p< 0,005), (SYA) arasında ise önemsiz bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p>0,005).

(NGH) negatif olan toplam 58 ildeki (KGS) sayısı ile (SİS) ve (SYA) arasındaki ilişki, birlikte regresyon modeline konulmuş ve istatistikî açıdan önemli bir ilişkinin olduğu ancak ilişkinin yönünün her ilişkinde de pozitif çıktığı tespit edilmiştir. Bu iller arasında yağış oranı çok yüksek illerin oluşu ve bu illerin (KGS) arasında büyük bir rakamsal uçurumların olması söz konusu bağımlı değişken ile bağımlı değişkenler arasında pozitif yönlü bir ilişkinin kurulmasına neden olmuş olabilir. Zaten bu illerin gruplandırılarak yeni analizler yapılmasına gerekçe olarak bu durum gösterilmiş ve yapılan analizlerde köyden-kente göç ile bu gruplandırmadaki illerin (SİS) ve (SYA) arasında negatif bir ilişki tespit edilmiştir. y = -0,2441x + 27172R2= 0,2504152025305101520253035y = -0,0007x + 22871R2= 0,01445001 0001 5002 0002 5003 00015202530Göçeden kişi sayısı(x 1000)Sulanabilir işletme sayısı(x 1000)a)b)Sulama yapılan alan (ha)Göçeden kişi sayısı(x 1000)

195

5. SONUÇ

Köyden-kente göç sorunu, Türkiye’nin 1950’li yıllardan beri devam eden ve çözüm bekleyen en önemli sorunlarından birisidir. Söz konusu bu sorun; sanayileşmeye sağladığı iş gücünden dolayı birçok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi, ilk zamanlarda Türkiye’de de desteklenmiştir (Yavuz vd, 2004).

Köylerin ekonomik ve sosyal yapısını oluşturan tarım, bu yerleşim yerlerindeki nüfus hareketinin de temel belirleyicisidir. Tarımsal yapı, üretim, gelir ve bu gelirin bölüşüm sorunu çözülmeden, bu tür bir hareketliliğin önüne geçilemez.

Tarımsal üretim faktörlerinden olan arazinin, hem üretimde kullanılması hem de işletmelerin temel unsuru olması ısından çok önemlidir. Sayıları yüz binleri bulan köylerin, sahip oldukları arazilerin üretim kabiliyetlerinin arttırılması, bu arazilerde en doğal kullanılacak girdi olan sulama imkânlarına kavuşturulmasına büyük ölçüde bağlıdır. Çünkü arazideki üretim miktarı ve verimlilik, tarımsal geliri de doğrudan etkileyecek bunun doğal sonucu nüfus hareketliliğinin de sınırları tespit edilecektir.

Bu çalışmada; köyden-kente göç sorunu ile bu köylerin sahip oldukları (SİS) ve (SYA) arasında ters yönlü bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Tarımsal arazilerin sulanabilirliği ve göç arasındaki ilişki, daha önceden yapılan iç göç çalışmalarında da kullanılmıştır (Güreşci, 2007; Akış ve Akkuş, 2007). Söz konusu bu ilişki; köyden-kente göçün önlenmesi için Türkiye’de tarımsal arazilerin sulanabilirliğinin ve sonuçta sosyal refahın arttırılmasına bağlı olduğunu göstermektedir.

TEŞEKKÜR

Çalışma sürecinde yardımı esirgemeyen; Atatürk Üniv. İspir Hamza Polat MYO Öğretim Üyelerinden Sayın Yrd.Doç.Dr. Murat ARSLAN’a teşekkürü bir borç bilir.

6. KAYNAKLAR

  1. 1. Akış, A. & Akkuş, A., 2007. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin (GAP) Şanlıurfa’dakigöçeetkisi. http://www.sosyalbil.selcuk.edu.tr/sos_mak/makalele (03.05.2007).

  2. 2. Ayyıldız, T. (1992). Tarım Politikası Genel Politikalar ve Türkiye’de Durum. Erzurum. Atatürk Üniversitesi Yayınları No: 620, 283s.

  3. 3. Beauchemin, C. and Schoumaker, B (2005). Migration to cities in Burkina Faso : Does the level of development in sending areas matter?. World Development Vol. 33 (7), 1129–1152.

  4. 4. Gounder, N., 2005. Rural urban migration in Fiji : Causes and Consequences. USPEC Working Paper. No: 2005/12.

  5. 5. Güreşci, E. (2007). Kırsal Göçün Nedenleri ve Tarıma Etkileri Üzerine Bir Araştırma: Erzurum İli İspir İlçesi Kırık Bucağı Örneği. (Doktora Tezi). Erzurum. Atatürk Üniv. Fen Bilimleri Enst. 94s.

  6. 6. İK. (2000a). 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı Sonuçları. Ankara.

  7. 7. İK. (2000b). 2000 Yılı Göç İstatisitikleri, Ankara.

  8. 8. Yavuz, F. Aksoy, A. Topçu, Y. & Erem, T. (2004). Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi’nde kırsal alandan göç etme eğilimini etkileyen faktörlerin analizi. Tokat. Türkiye VI. Tarım Ekonomisi Kongresi.

196

Döküman Arama

Başlık :

Kapat