TABAN SUYU DERİNLİĞİNİN JEOİSTATİSTİKSEL YÖNTEMLERLE DEĞERLENDİRİLMESİ

TABAN SUYU DERİNLİĞİNİN JEOİSTATİSTİKSEL

YÖNTEMLERLE DEĞERLENDİRİLMESİ

Bekir S. KARATAŞ1

Erhan AKKUZU2

Gökhan ÇAMOĞLU3

Musa AVCI4

Zir.Yük.Müh.

Araştırma Görevlisi

Araştırma Görevlisi

Prof. Dr.

1 İl Özel İdaresi Alt Yapı İş.D.B. Tar. Hiz. Müd. İzmir,Türkiye (bekir.karatas@ege.edu.tr )

2 Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tar.Yap. ve Sul. Böl.İzmir,Türkiye (erhan.akkuzu@ege.edu.tr )

3 Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tar.Yap. ve Sul. Böl. İzmir,Türkiye (camoglu@comu.edu.tr)

4 Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tar.Yap. ve Sul. Böl. İzmir,Türkiye (musa.avci@ege.edu.tr)

ÖZET

Sulu tarımda rastlanan tuzluluk problemleri, genellikle sığ taban suyu ile ortaya çıkar. Sığ taban suyuna sahip alanlarda su, kapilarite ile aktif kök bölgesine yükselir. Eğer yükselen su, tuz içeriyorsa, su bitkiler tarafından kullanıldıkça veya toprak yüzeyinden buharlaştıkça kök bölgesinde sürekli bir tuz birikimi olur. Bu yüzden, tuzluluğun kontrolü ve sürdürülebilir sulu tarım için mevcut sığ su tablasının kontrol edilmesi ve izin verilebilir sınırlarda tutulması gereklidir. Bu çalışmada, Menemen Sağ Sahil Sulama sistemi arazilerinin 1995-2006 yıllarına ait taban suyu derinlikleri, coğrafi bilgi sistemi (CBS) ve jeoistatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Bu bağlamda; çalışma alanında, taban suyu derinliğinin hem yıllar arasındaki zamansal; hem de gözlem kuyuları arasındaki mekansal değişimi incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: CBS, jeoistatistik, sulama, taban suyu

EVALUATE OF EFFECT WATER TABLE DEPTH WITH GEOSTATISTICAL METHODS

ABSTRACT

Salinity problems encountered in irrigated agriculture are very frequently associated with a shallow water table. In most soils with a shallow water table, water rises into the active root zone by capillarity and, if the water table contains salts, it becomes a continual source of salts to the root zone as water is used by the crop or evaporates at the soil surface, so the available shallow water table should continuously be controlled and held tolerable limits for salinity control and sustainable irrigated agriculture. In this study, it was evaluated the depth of the groundwater in the command area of Menemen Right Bank Water User Association for 1995-2006 years, using geographic information system (GIS) and geostatistical methods. In this context, groundwater depths were studied between both years as temporal variation, and observation wells as spatial variation in the research area.

Keywords: GIS, geostatistic, irrigation, water table

23

GİRİŞ

Sürdürülebilir bir sulu tarım için taban suyu seviyesinin sürekli izlenmesi ve izin verilebilir sınırlarda tutulması gerekmektedir. Sulu tarımda rastlanan tuzluluk problemleri, genellikle toprak yüzeyinin 1-2 m derinliği içindeki kontrolsüz taban suyu ile ortaya çıkar. Kurak ve yarı kurak iklimlerde kötü drenaj koşullarında ortaya çıkan ya da düzeyi artan tuzluluk problemi, su tablası genellikle en az 2 m’lik emniyetli bir derinlikte tutulmadıkça yeterince kontrol edilemeyebilir. Sığ taban suyu tablasına sahip çoğu topraklarda su kapilarite ile aktif kök bölgesine yükselir. Eğer yükselen bu su, tuz içeriyorsa, su bitkiler tarafından kullanıldıkça veya toprak yüzeyinden buharlaştıkça kök bölgesine sürekli bir tuz birikimi olur. Bu yolla oluşan tuzlanma, ilerleyen dönemlerde, özellikle sıcak iklim koşullarında sulu tarım alanlarında daha da hızlanabilir. Bu yüzden, mevcut sığ su tablasının kontrol edilmesi, tuzluluğun kontrolü ve uzun dönemli sulu tarımın başarısı için gereklidir. Etkin tuzluluk kontrolü, su tablasını kontrol etmek ve kararlı halde tutmak için yeterli bir drenajı ve birikmiş olan tuzları azaltmak için yıkamayı içermelidir Yüksek tuzlu su, yıkama ihtiyacı için oldukça fazla su gerektirir. Bu ise drenaj sorununu artırır ve yeterli drenaj olmaksızın sürdürülebilir sulu tarımı neredeyse imkansızlaştırır (Ayers ve Westcot, 1994). Yüksek taban suyunun neden olduğu bir diğer temel sorun, özellikle drenajı bozuk alanlarda taban suyunun etkili bitki kök bölgesi derinliğine kadar yükselmesi ve buradaki hava-su dengesini, hava aleyhine bozmasıdır. Gözenekler suyla dolunca ıslak ve soğuk toprak koşulları oluşur, buna bağlı olarak ekim ve hasat işlemleri gecikir; kök hücrelerinin bölünerek çoğalması yavaşlar ve böylece kök gelişimi istenilen düzeye ulaşamaz. Ayrıca, organik maddeleri parçalayıp bitkilerin alabileceği şekle dönüştüren toprak mikroorganizmalarının faaliyetleri yavaşlar ve toprakta bitki besin maddelerinin alınmasını engelleyen zararlı bileşikler oluşur (Güngör ve diğ., 1996).

Taban suyu düzeyi değişimlerinin klasik istatistiksel yöntemlerle incelenmesi yeterli değildir. Çünkü klasik istatistikte herhangi bir değişkene ilişkin varyans ve standart sapmanın hesaplanmasında örnek noktalarının mekansal etkisi dikkate alınmaz. Bu sorunu aşmak için mekansal değişkenlik kuramı geliştirilmiş ve bu, jeoistatistik kavramı ile tanımlanmıştır (Gündoğdu, 2004).

Jeoistatistik, bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak çok daha az zaman, emek ve parayla,, parametreler arasındaki ilişkilerden yararlanılarak arazi özelliklerini genelleştirmeye olanak sağlayan bir tekniktir (Warrick ve diğ., 1986; Yates ve Warrick, 1987; Ditzler, 1994; Zhang ve diğ., 1995). Coğrafi bilgi sistemi (CBS) ise, dünya üzerinde varolan nesnelere ve meydana gelen olaylara ait bilgileri toplamaya, bunları saklamaya, güncelleştirmeye, haritalamaya ve analizlerini yapmaya yarayan yüksek performanslı, bilgisayar destekli bir sistemdir (Karakuyu, 2004).

CBS, bir çalışmadaki zaman alıcı veri toplama aşamasına son vermese de, mekansal değişiklikleri daha etkin ve hızlı değerlendirebilmektedir. Çünkü, CBS büyük veri setleri ile çalışabilir, çeşitli değişkenleri karar destek amaçlı olarak birleştirebilir ve

24

sorgulayabilir. Son yıllarda CBS yazılımlarındaki gelişmeler sayesinde, jeoistatistiksel analiz çalışmaları, CBS ile entegre edilebilir bir duruma gelmiştir (Wylie ve diğ., 1994; Pebesma, 1996).

Bu çalışmada, Menemen Sağ Sahil Sulama sistemi arazilerinin 1994-2006 su yıllarına ait taban suyu derinliği, CBS ve jeoistatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bu amaçla, taban suyu derinliğinin, hem çalışmanın yapıldığı yıllar arasındaki zamansal, hem de inceleme alanı boyunca mekansal değişimi irdelenmiştir.

MATERYAL VE YÖNTEM

Materyal

Çalışma alanı olarak, Gediz Nehri deltasında Menemen sulama sistemi içerisinde yer alan Menemen Sağ Sahil Sulama alanı seçilmiştir. 1974 yılında hizmete açılan Menemen Sağ Sahil Sulama Sistemi, Bağarası ve Türkelli pompaj sulamalarının sırasıyla 1978 ve 1982 yıllarında hizmete girmesiyle 6365 ha alana ulaşmıştır. Sulama suyu Emiralem Regülatöründen temin edilen sistemde 38969 m ana kanal, 57344 m sekonder kanal ve 256707 m tersiyer kanal bulunmaktadır (DSİ, 2000). Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yürütülen sistemin işletimi, 1995 yılında Menemen Sol Sahil Sulama Birliğine devredilmiştir. Sistemdeki belli başlı bitkiler pamuk, bağ, meyve, sebze ve tahıldır (Akkuzu, 2001).

Menemen Sağ Sahil Sulama sisteminde, kimi kısımlarda yüzeye kadar çıkabilen taban suyu sorunu olduğundan, sulanan arazilere 1994 yılında drenaj sistemi kurulmuştur (Ertem, 1994). Bu arazilerdeki taban suyu seviyesi DSİ tarafından izlenmektedir. Bu çalışmada, inceleme alanı içerisinde yer alan ve aylık olarak ölçülen 102 adet taban suyu gözlem kuyusuna ait derinlik değerleri veri olarak kullanılmıştır. (DSİ, 2007). Veriler 1994-2006 su yılları arasında 12 yıllık dönemi kapsamaktadır.

Yöntem

Çalışmada, taban suyu derinlik değerleri ArcGIS 9.2 CBS yazılımının Geostatistical Analyst modülü ile ayrı ayrı enterpole edilerek haritalanmıştır. Kriging enterpolasyonundan önce veri seti yine aynı modül içinde yer alan ESDA (Exploratory Spatial Data Analysis) araçları ile incelenmiş ve veri setini temsil edecek en ideal enterpolasyonun ordinary kriging olduğuna karar verilmiştir. Ayrıca 12 yıllık taban suyu derinliğinin değerlendirilmesinde yine ESDA modülü kullanılmıştır.

Veri setinde, belli bir kuyunun bir su yılına ait minimum derinlik değeri, kritik değer kabul edildiğinden, o yıla ait derinlik verisi olarak dikkate almıştır. Bu değerlerin büyük bir kısmı temmuz ve ağustos aylarına aittir. Aynı zamanda bu aylar, sulamaların en yoğun olduğu, dolayısıyla taban suyu derinliği ve tuzluluk açısından en sorunlu olan dönemlerdir. Ayrıca her bir su yılına ait veri seti için üç derinlik

25

sınıfı kullanılmıştır. Buna göre, tuzluluğu teşvik ediciliği açısından taban suyunun yüzeyden itibaren derinliği; <1 m olduğunda “kötü”, 1-2 m ise “orta”, >2 m ise “iyi” kabul edilmiştir (Ayers ve Westcot, 1994). Gözlem kuyuları derinlik açısından tüm yıllar için birlikte sınıflandırılırken, her yıl için iyi sınıfta olan bölgelere “1”, orta sınıfta yer alan bölgelere “2” ve kötü sınıfta yer alan bölgelere ise “3” değeri verilmiştir. Böylece incelemenin yapıldığı 12 yıl boyunca derinlik açısından iyi sınıfta yer alan bir alanın (pikselin) minimum değeri 12, tamamı orta olan bir alanın değeri 24 ve tamamı kötü olan bir alanın maksimum değeri ise 36 kabul edilmiştir. Bu rakamlar arasındaki ortanca değerler (19 ve 31) ise sınıf sınır değeri kabul edilmiştir (Miran, 2002). Toplam değeri 19’un altında olan bir alan, derinlik sınıfı ısından iyi; 19-30 arası orta; 30’dan büyük olanlar ise “kötü” olarak değerlendirilmiştir.

BULGULAR

İnceleme alanı olan Menemen Sol Sahil Sulama alanına ait taban suyu gözlem kuyularının derinlik sınıflarının alansal değişimlerini gösteren haritalar CBS ve jeoistatistiksel yöntemler kullanılarak elde edilmiştir. 1994-2006 yılları arası her bir su yıllarına ait haritalar Şekil 1-6’da; tüm su yıllarına ait harita ise Şekil 7’de verilmiştir. Ayrıca, taban suyu seviyesini etkileyen toprak bünyesi haritaları CBS ortamında oluşturulmuş ve Şekil 8’de gösterilmiştir.

1994-1995 su yılı 1995-1996 su yılı

Şekil 1. 1994-95 ve 1995-96 Su yıllarına ait taban suyu derinliğinin mekansal değişim haritası

1996-1997 su yılı 1997-1998 su yılı

Şekil 2. 1996-97ve 1997-98 Su yıllarına ait taban suyu derinliğinin mekansal değişim haritası

26

1998-1999 su yılı 1999-2000 su yılı

Şekil 3. 1998-99 ve 1999-00 Su yıllarına ait taban suyu derinliğinin mekansal değişim haritası

2000-2001 su yılı 2001-2002 su yılı

Şekil 4. 2000-01ve 2001-02 Su yıllarına ait taban suyu derinliğinin mekansal değişim haritası

2002-2003 su yılı 2003-2004 su yılı

Şekil 5. 2002-03 ve 2003-04 Su yıllarına ait taban suyu derinliğinin mekansal değişim haritası

2004-2005 su yılı 2005-2006 su yılı

Şekil 6. 2004-05 ve 2005-06 Su yıllarına ait taban suyu derinliğinin mekansal değişim haritası

27

Şekil 7. Tüm su yıllarına ait ortalama taban suyu derinliğinin mekansal değişim haritası

Şekil 8. İnceleme alanının toprak bünyesi haritası

Her bir su yılı ve tüm su yılları için inceleme alanının oransal olarak ne kadarının hangi derinlik sınıfında olduğuna ilişkin sorgulamalar, CBS ortamında yapılmış ve sonuçlar Çizelge 1’de gösterilmiştir.

Çizelge 1. Su yıllarına göre derinlik sınıflarının alansal oranı (%)

Derinlik (m)

1994-95

1995-96

1996-97

1997-98

1998-99

1999-00

2000-01

2001-02

2002-03

2003-04

2004-05

2005-06

Tüm yıllar

< 1

0.0

0.0

0.0

0.0

0.0

0.0

0.0

0.0

52.1

0.0

0.0

0.0

0.0

1-2

83.9

75.6

87.9

90.2

83.5

54.3

63.7

94.1

47.9

100.0

100.0

100.0

90.8

>2

16.1

24.4

12.1

9.8

16.5

45.7

36.3

5.9

0.0

0.0

0.0

0.0

9.2

Toplam

100

100

100

100

100

100

100

100

100

100

100

100

100

Ayrıca taban suyu yükselmesine olası etkisini irdelemek açısından, regülatörden sulama sezonlarında ana kanala saptırılan ve birim alana verilen sulama suyu miktarları Çizelge 2’de verilmiştir (DSİ, 2007). Regülatörden ana kanala saptırılan suyun dışında, daha alt düzeydeki kanallara gerçekte ne kadar su verildiğine ilişkin ise herhangi bir kayıt tutulmamaktadır. Bu yüzden, kaynaktan ana kanala saptırılan suyun, tüm sulanan alana üniform dağıtıldığı varsayılmıştır.

28

Çizelge 2. Regülatörden Menemen sağ ana kanala saptırılan ve birim alana verilen sulama suyu miktarları

Yıllar

1995

1996

1997

1998

1999

2000

2001

2002

2003

2004

2005

2006

Kaynaktan saptırılan sulama suyu

hm3

28.0

29.5

27.1

38.6

41.8

35.8

24.6

47.3

43.9

38.1

34.2

41.3

m3/ha

5 145

4 853

4 814

6 931

7 648

6 464

4 855

8 557

8 876

6 490

5 857

6 412

Yıkama ve dolayısıyla tuzlulaşmayı azaltıcı etkisi açısından değerlendirebilmek için, su yıllarına göre toplam yağış miktarları Çizelge 3’te verilmiştir (Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 2006).

Çizelge 3. Su yıllarına göre inceleme alanı toplam yağış miktarları (mm)

Su yılı

1994-95

1995-96

1996-97

1997-98

1998-99

1999-00

2000-01

2001-02

2002-03

2003-04

2004-05

2005-06

Yağış (mm)

641.4

513.7

441.8

690.7

626.0

406.1

390.2

628.2

560.8

378.2

376.6

366.0

SONUÇ

Taban suyu derinliklerinin alansal dağılımı her bir su yılı için değerlendirildiğinde; genel olarak, 2002-03 su yılı hariç diğer yıllarda, taban suyu derinliğinin 1 m’nin altına düşmediği, yani; taban suyunun derinliği açısından “kötü” sınıfta yer alan herhangi bir alana rastlanmadığı görülmektedir. Bu da; inceleme alanında taban suyu derinliğinin hem zamansal hem de mekansal boyutta çok kritik değerlere ulaşmadığının; bir diğer deyişle 1994 yılında tamamlanan mevcut drenaj sisteminin (Ertem, 1994) yeterince çalıştığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. 2002-03 su yılında taban suyu derinliğinin inceleme alanının yaklaşık yarısında (% 52.1) 1 m’nin de altına düşecek şekilde yükselmesinde, bu dönemde verilen sulama suyunun etkili olduğu söylenebilir. Çünkü; incelemenin yapıldığı 12 yıllık dönemde birim alana en fazla su (8 876 m3/ha) bu yılda verilmiştir. 1986-2007 yılları arası 22 yıllık dönem için ortalama hektara verilen su miktarı 6 030 m3 olduğu (DSİ, 2007) dikkate alındığında; bu değerin çok üstünde bir su verildiği görülecektir. Bunun yanı sıra, bu dönemde yağışlar da, 1954-2000 yıllarına ait 47 yıllık uzun yıllar ortalama yağış miktarı olan 543.2 mm’den az da olsa yüksektir (560.8 mm) (Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 2001). Bu yüzden, bu yıldaki taban suyunun bu denli yükselmesinde, uzun yıllar ortalamasından çok az yüksek olan yağışın değil, uzun yıllar ortalamasına göre birim alana daha fazla miktarda (yaklaşık % 47) sulama suyu verilmesinin daha etkili olduğu söylenebilir. Bunun da tuzluluğu teşvik edeceği düşünülmektedir. Nitekim, Menemen Ovası’nda yapılan bir çalışmada; taban suyunun, sulamanın en yoğun olduğu temmuz ve ağustos aylarında en fazla yükseldiği tespit edilmiştir. Yine aynı çalışmada; tuzluluk sorunu yüksek olan bölgelerin taban suyu açısından da en sorunlu bölgeler olduğu belirlenmiştir (Çamoğlu ve ark., 2006).

29

Taban suyu derinliği 1-2 m arasında olan (“orta” sınıfta yer alan) alanların dağılımı, 1994-99 su yıllarına ait 5 yıllık dönemde birbirine yakın (% 75.6-90.2 arasında) bulunmuştur. Bu yılları takip eden iki su yılında bu oran, sırasıyla % 54.3 ve % 63.7 olarak gerçekleşmiştir. Bundan sonraki 2001-02 su yılında bu oran % 94.1’e yükselmiş; bir sonraki (2002-03) su yılında “orta” derinlik sınıfı oldukça azalarak, tüm inceleme döneminin en düşük oranına (% 47.9) düşştür. Buna karşın “kötü” derinlik sınıfına giren alanların payı artmıştır. Bu su yılında, taban suyu derinlik sınıflarının kötüleşmesinde, daha önce de bahsedildiği gibi sulama suyunun fazla uygulanması etkili olmuş olabilir. İncelemenin son üç yılında ise tüm alanın orta sınıfta yer aldığı görülmektedir (Çizelge 1).

Taban suyu derinliği açısından “iyi” sınıfta (>2 m) bulunan alanların oranının, incelemenin ilk beş yılında % 9.8-24.4 arasında olduğu gözlenmiştir. Bu oranlar, takip eden iki yılda açık bir şekilde artarken, bir sonraki yılda % 5.9’a kadar düşştür. Son dört yıl ise inceleme alanında taban suyu derinliğinin 2 m’nin üstünde olduğu herhangi bir alana rastlanmamıştır. Bu da “iyi” sınıfta bulunan alanın 1999-2000 su yılında en yüksek değere (% 45.7) ulaştığını, daha sonra gittikçe azalarak % 0’a inmiştir. Bu sonuç, drenaj sisteminin etkinliğinin giderek azaldığını akla getirmektedir. Bu dönemde, kritik kabul edilen “kötü” sınıfta yer alan bir arazi kalmamış olmasına karşın, “iyi” sınıfta yer alan bir arazinin de kalmamış olması; drenaj sistemi etkinliğinin daha önceki dönemlere göre kötüleştiği şeklinde yorumlanabilir.

İnceleme alanındaki taban suyu gözlem kuyuları, derinlik açısından incelemenin yapıldığı 12 yıl boyunca birlikte değerlendirildiğinde; “kötü” sınıfa giren hiçbir alan olmadığı; alanın büyük bir kısmının (% 90.8) “orta” sınıfta yer aldığı ve geriye kalan kısmın da “iyi” sınıfta bulunduğu görülecektir.

Çizelge 2 incelendiğinde; genellikle kaynaktan saptırılan sulama suyu miktarı arttıkça birim alana verilen sulama suyu miktarının da arttığı görülmektedir. Ancak, bazı yıllarda (1996 ve 2005 gibi) tersi bir durum söz konusu olmuştur. Yani, kaynaktan saptırılan sulama suyu miktarı artmasına rağmen birim alana verilen sulama suyu miktarı azalmış ya da kaynaktan saptırılan sulama suyu miktarı azalmasına rağmen birim alana verilen sulama suyu miktarı artmıştır. Bu da sulanan alan ya da sulama oranının her yıl aynı olmadığını, azalıp artabildiğini göstermektedir. Bu yüzden kaynaktan saptırılan ya da birim alana verilen sulama suyu miktarı ile taban suyu seviyesi arasında sürekli aynı ilişkiyi yakalamak mümkün olamamıştır.

İncelemede taban suyu derinliği, yağış ve verilen sulama suyu miktarları arasındaki ilişki birlikte değerlendirildiğinde; genellikle yağışın fazla olduğu dönemlerde alana saptırılan sulama suyu miktarının da yüksek olduğu, buna bağlı olarak da “iyi” sınıflı alanların daraldığı, “orta” sınıflı alanların arttığı görülecektir (Çizelge 1, 2, 3). Yörede sulama suyu kaynağı Demirköprü barajı ile Gölmarmara rezervuarlarıdır. Buralarda yıl boyunca düşen yağışın depolanan kısmı, sulama sezonunda sulamada kullanılmaktadır. Bu yüzden, genellikle yağışın yüksek olduğu yıl sulama suyu da

30

artmakta, bunun sonucunda ise özellikle sulamanın yoğun olduğu temmuz ve ağustos aylarında taban suyu seviyesi de yükselmektedir. Zaten, veriler incelendiğinde de en kritik değerlere bu aylarda rastlandığı görülür.

İnceleme alanındaki taban suyu derinlik sınıflarının dağılımına bakıldığında; genellikle “iyi” sınıfta bulunan alanların inceleme alanının en doğusunda ve menba kısmına yakın alanlar ile orta kısımda olduğu görülecektir. İnceleme alanının doğusunda ve kısmen orta kısmında kaba bünyeli toprakların hakim olduğu görülmektedir (Şekil 8). Bu özellikteki toprakların geçirgen oluşu taban suyunun yükselmemesinde etkili olmuş olabilir.

Tüm bu değerlendirmeler, taban suyu artışında sadece sulama ve yağışların doğrudan etkisinin değil, toprak özellikleri gibi dolaylı etkisi olabilen diğer faktörlerin de göz önüne alınmasının sağlıklı değerlendirme yapma açısından önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu karar verme sürecinin alt yapısını hazırlayabilmek için klasik değerlendirme yöntemleri yerine, jeoistatistik ve CBS gibi etkin, güvenilir ve hızlı değerlendirme ve karar verme destekçileri olan yöntemlerin kullanılmasının ne kadar yararlı olduğu da ortaya konulmuştur.

31

KAYNAKLAR

Akkuzu, E., Aşağı Gediz Havzasındaki Bazı Sulama Sistemlerinin Performanslarının Değerlendirilmesi Üzerine Bir Araştırma, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü. Doktora Tezi. İzmir, 2001.

Ayers, R.S. and Westcot, D.W., Water Quality for Agriculture. Irrigation and Drainage Paper 29 Rev.1. FAO, Rome, 1994, pp.174

Çamoğlu, G., Ölgen, M. K., Karataş, B.S. ve Aşık, Ş., “Menemen Sulama Sisteminde Taban Suyunun Zamana Ve Mekana Göre Değişiminin Jeoistatistiksel Yöntemlerle Değerlendirilmesi: Maltepe Ana Kanalı Örneği”, 4. Coğrafi Bilgi Sistemleri Bilişim Günleri, 13-16 Eylül, Fatih Üniversitesi, İstanbul, 2006, s.423-431.

Ditzler, C., Geostatistics: A Brief Look Its Application In Soil Survey. In: Factors of Soil Formation : A Fiftieth Anniversary Retrospective, Soil Science Society of American Journal, Spec. Publ. No: 33, ISBN 0-89118-804-5, 1994, p.69-73.

DSİ, Sulama Birlikleri Bülteni. DSİ II. Bölge Müdürlüğü, İzmir, 2000.

DSİ, Menemen Sulamasına Saptırılan Su Miktarları Kayıtları. 21. Şube Müdürlüğü Menemen İşletme ve Bakım Başmühendisliği, 2007.

Ertem, Z.H., Menemen Sulaması Taban Suyu Kontrol Raporu. DSİ II. Bölge Md. 21. Şube Md. Menemen İşl. ve Bkm. Müh., İzmir, 1994.

Gündoğdu, K.S., Sulama Proje Alanlarındaki Taban Suyu Derinliğinin Jeoistatistiksel Yöntemlerle Değerlendirilmesi, Uludağ. Üniv. Zir. Fak. Derg., 18 (2), s.85-95, 2004.

Güngör, Y., Erözel, A.Z., ve Yıldırım, O., Sulama, Ankara Üniv. Ziraat Fak Yayınları No: 1443, Ankara, 1996, 295 sayfa.

Karakuyu, M., Coğrafya ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Arasındaki İlişki, 3. CBS Bilişim Günleri Bildiriler Kitabı, 6-9 Ekim, Fatih Üniversitesi, İstanbul, 2004, s.341-346.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, İklim Verileri, Menemen Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Meteoroloji İstasyonu İklim Kayıtları, İzmir, 2001.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Menemen Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Meteoroloji İstasyonu İklim kayıtları, İzmir, 2006.

Miran, B., Temel İstatistik, Ege Üniversitesi Basımevi-İzmir, 2002, 288 sayfa.

Pebesma, E.J., Mapping Groundwater Quality in the Netherlands, PhD Disssertation, University of Utrecht, 1996.

Warrick, A.W., Myers, D.E. and Nielsen, D.R. Geostatistical Methods Applied to Soil Science. In : Methods of Soil Analysis, Part I, Physical and Mineralogical Methods. ASA and SSSA Agronomy Monograph no 9(2nded), Madison, 1986, pp: 53-82.

Wylie, B.K., Shafter, M.J., Brodahl, M.K., Dubois, D., Wagner, D.G., Predicting Spatial Distributions of Nitrate Leaching in Norteasthern Colorado. Journal of Soil and Water Conservation, 49, 1994, pp.288-293.

Yates, S.R., Warrick, A.W. Estimating Soil Water Content Using Cokriging. Soil Science Society of American Journal, 51, 1987, pp.23-30.

Zhang, R., Rahman, S., Vance, G.F., Munn, L.C. Geostatistical Analysis of Trace Elements In Soil and Plants. Soil Science, 159(6), 1995, pp. 383-390.

32

Döküman Arama

Başlık :

Kapat