Kapat

MEKİKLİ DOKUMADA DESEN


1. ÖRGÜ RAPORU
1.1. Tarihçe
İlk insanlar, vücutlarını dış etkenlerden korumak için önceleri hayvan derilerini
kullanmışlardır. Sonraları bitki saplarından hasır örme yaparak bazı bitkilerin liflerini
kullanarak dokuma yapmışlar ve dokumacılığı bulmuşlardır.
Dokumacılık, insanların üzerinde çalıştıkları en eski işlerden birisidir. Bitkisel veya
hayvansal liflerin iplik yapılması, istenilen uzunlukta dokumalar yapma olanağı vermesi
bakımından önemli bir buluş olmuştur.
1.2. Mekikli Dokumaya Giriş
Günümüzde giysiden, ev tekstiline, yer döşemeliklerine ve endüstriyel keçe ve bezlere
kadar çok geniş alanlara yayılmış olan tekstil endüstrisinde, bu amaçlar için hazırlanan
kumaşlar üretim yöntemlerine göre;
Ø Dokusuz kumaşlar
Ø Örme kumaşlar
Ø Dokuma kumaşlar
olarak üç ana grupta toplanarak incelenebilir.
Dokusuz kumaşlar keçeleştirme, iğneleme ya da yapıştırma gibi işlemlerle tekstil
liflerinin bir doku oluşturması sonucu elde edilirler.
Örme kumaşlar ise; yün, ipek, pamuk vb. ipliklerin iğne, tığ, şiş ve mekik gibi örgü
elemanlarınca oluşturulan ilmeklerin birbiriyle bağlanmasıyla oluşturulurlar.
1.3. Dokuma Kumaşlar
Atkı ve çözgü adı verilen paralel ipliklerden oluşan iplik dizisinin, birbirlerine dik
yönde kesişirken bir doku oluşturacak biçimde bağlanmalarıyla elde edilen bir tekstil
yapısıdır. Gerek çeşitlilik yönünden, gerekse kullanım alanı ve toplam kumaş üretimindeki
payı açısından en geniş kumaş sınıfını oluşturan dokuma kumaşlar sınıfına, giysilik,
perdelik, döşemelik kumaşlar gibi normal dokunmuş kumaşlarla; havlu, kadife, halı gibi
ilmekli yapılar, ayrıca tahrik kayışları, çuval, çadır bezi gibi endüstriyel kumaşlar girmektedir.
1.3.1. Çözgü ve Atkı
Dokuma iki iplik grubunun doksan derecelik bir açıyla örgü çeşidine göre bağlantı
yapmasıdır. Dokuma boyunca uzanan iplik grubuna çözgü; dokumanın eni boyunca uzanan
iplik grubuna ise atkı denir. Dokumanın en önemli kısmını çözgü oluşturur. Çünkü
oluşturulmak istenen kumaşın temel özelliklerini üzerinde barındırır.
1.3.2. Kumaşta Aranan Temel Özellikler
Endüstri devriminde, tekstil sanayi çok daha büyük bir endüstriye dönüşmüştür;
Bunun sonucunda da tekstil mühendisliği ile ilgili araştırmalar büyüyen tekstil sanayinin
doğal bir ihtiyacı olmuştur. Modern tekstil teknolojisi iki büyük konuyu kapsamaktadır. Biri
üretim teknolojisi, diğeri ise ürün tasarımıdır. Ürün tasarımının amacı tekstil performansının
mühendislikle üretiminin başarılmasıdır. Ürünün performansını sağlamak için nasıl bir
kumaş tasarımına ve kumaş mekanik özelliğine sahip olması gerektiği bilinmelidir.
Bu nedenlerden ötürü bir kumaşın tasarımı da, pazar isteklerinin belirgin etkisi altında
lif, teknoloji, makine parkı nitelikleri ve üretim metodları vb. olanaklarının “desinatör”
olarak adlandırılan bu işi yürüten kişilerinin teknik bilgilerinin, deneyimlerinin, kişisel
yetenek ve zevklerinin sınırladığı çerçeve içinde oluşmaktadır.
Kumaş yapısının kullanım amacına göre, o amacın gerektirdiği niteliklerde ve o amaca
en uygun lif harmanı ile, sunulan pazarın ve mevsimin şartlarına, beğeni ölçülerine uygun
güzellikte olması diğer yandan da kumaşı üreten işletme için en yüksek kârlılığı
getirebilecek ekonomik değerlerde hazırlanması gereklidir.
Kumaş özellikleri ölçüm yöntemleri, tekstillerin fiziksel olarak test edilmeleri ve
kalite kontrolü için yaygın olarak kullanılmaktadır. Uzama, eğilme, kesme, basılma, ve
kumaş mekaniği çalışmalarındaki yüzey düzgünlüğü, tutum, ısı geçirgenliği, konfor ve
dikilebilirlik gibi kumaşın düşük gerilmelerdeki mekanik ve yüzey özelliklerinin sürekli
görünmesi, bu özelliklerin kumaş kalitesi ve performansının belirlenmesi, tahmin edilmesi
ve kontrolün de önemli olduğunu göstermektedir.
Kumaştan beklenen talepler, dolayısıyla kumaşın sahip olması gereken özellikleri,
kumaşın kullanılacağı son ürünün yapımı ve kullanımı esnasında sorunsuz davranış gerekleri
tarafından belirlenir. Belli gerekler tüm kumaşlar için geçerlidir, örneğin yeterli mukavemet
ve uzun ömürlülük, öte yandan su geçirmezlik veya asit veya alkaliler gibi maddelere
dayanıklılık özel amaçlar için kullanılacak kumaşlarda istenir. Kumaşların kullanımı son
derece geniş ve çeşitlidir ve önemli özellikleri de aynı şekilde çeşitlidir. Bir malzemenin
kontrolünde tüm yöntemlerin kullanılması zorunlu değildir. Yapılacak kontroller, üretilmesi
planlanan üründen beklenen nitelikler doğrultusunda, malzemede olması gereken özelliklere
göre belirlenmektedir.
Kumaşların kullanım yerlerine göre değişmekle birlikte, taşıması gereken genel
özelliklere aşağıda değinilmiştir.
1.3.2.1. Sağlamlık-Dayanıklılık
Hangi amaca hizmet ederse etsin (giyimden ev tekstiline, dekoratif amaçlı
kullanımdan endüstriyel bezlere kadar) her kumaş kullanım sırasında belirli zorlamalar,
gerilimler, sürtünmeler ve dış doğanın etkileri ile karşı karşıyadır. Her kumaşın kendisi için
tasarlanan ya da öngörülen bir ömür süresi içinde bu etkilere dayanabilecek, onlardan
kendini koruyabilecek yeterlilikte bir dayanma gücüne sağlamlığa sahip olması şüphesiz
aranan niteliklerin en başında gelenidir.
İplik sıklığı, iplik kalınlığı göz önüne alınarak bir dokumanın sağlamlığını karakterize
eder. İplik sıklığı genelde iplik bağlantılarının sağlamlığını yükseltir ve buna bağlı olarak da
kumaşın kuvveti ve dayanıklılığı artar.
Ayrıca kirlenme ya da kir tutmada her kumaşta aranan ve bu başlık altında
incelenmesi gerekli olan bir niteliktir. Ancak her kumaşın kullanım sırasında kesinlikle belli
bir ölçüde kirleneceği doğal olarak önceden kabul edilmelidir. Kirlerin gitmesi yıkama ya da
kuru temizleme yoluyla sağlandığından kumaşın bu işlemlere karşı dayanıklı olması
gerekmektedir. Kumaş; muhtemel temizleme işlemlerini, ışığa ve diğer etkenlere maruz
kalmayı içeren çeşitli koşullar altında kullanıldığında kumaşın performansı yavaş yavaş
azalacaktır . Bu yüzden performanstaki düşüşe rağmen malzemenin hâlâ giysi ve diğer tekstil
ürünlerinin ömürleri boyunca makul tatmin sağlaması için uygun bir mukavemet seviyesinin
hedeflenmesi ve kazanılması önemlidir .
1.3.2.2. Tuşe ( Yumuşaklık + Döküm )
Bu nitelik daha çok giysilik kumaşlar için önem taşımaktadır. El yoklamasıyla ve
kişilerin algılama yeteneklerinin elverdiği ölçüde hissedilebilen yumuşaklık ya da sertlik
ayrıca kumaşın hareketliliği ile de çok yakından ilgili, hatta iç içedir.
Genel olarak kumaşların yumuşak ama dolgun, dökümlü (hareketli - kaygan) ve diri
olmaları istenir.
Kumaşların tuşesi, başta kullanılan lif harmanı olmak üzere kullanılan örgü, iplik
cinsi, ipliğin bükümü ile dokuma sırasındaki çözgü ve atkı sıklıkları kadar, hatta daha çok
apre işlemlerine bağlı olarak oluşturulur. Burada en önemli nokta, lif harmanını istenilen
kullanım amacına hazırlayacak en uygun apre işlemlerinin seçilip uygulanabilmesidir.
1.3.2.3. Esneklik ve Formunu Koruyabilme
Kullanım sırasında kumaşlar uğradıkları gerilim ve zorlanmaların doğal sonucu olarak
esnerler. Yani enine ya da boyuna hangi yönde kuvvetle karşılaşırlarsa, o yönde bir ölçüde
uzarlar. Bu nedenle boyutları değişir fakat karşılaştıkları kuvvetin etkisi ortadan kalkınca
tekrar eski boyutlarına dönmelidirler. Bu daha çok kullanılan lif harmanının niteliklerine
bağlı olarak belli ölçüde gerçekleşir.
İşte boyutlardaki bu uzayıp kısalmaya esneklik (elastikiyet) denir.
Kumaşların bu özelliği mukavemetle de çok yakından ilgilidir. Zira bir kumaşta
esneklik ne denli fazla ise o kumaşın karşılaştığı kuvvetlerin etkisiyle yırtılma ve kopması da
o denli güç olduğundan mukavemeti de aynı ölçüde yüksek demektir. Bu nedenle
kumaşlarda aranan önemli niteliklerden biri de şüphesiz esnekliktir.
Kumaşların zorunlu olarak uzamaları ve tekrar eski boyutlarına dönmeleri nasıl aranan
bir nitelikse, aynı şekilde gerek kullanım sırasında gerekse yıkama ya da kuru temizleme
işlemlerinde başlangıçtaki boyutlarını koruyabilmeleri, o ölçülerin altına düşüp
kısalmamaları (çekmemeleri) da aynı şekilde aranan bir niteliktir. Tekstil yüzeylerindeki
ölçü değişiklikleri kısalma, çekme, büzülme veya enine ve boyuna uzama şeklinde olur.
Özellikle giyim kumaşları için önemli olan ütü tutma niteliği de bu bölümde
incelenmesi gereken konudur.
Ütü tutma özelliği olarak istenilen; hem giysinin kolayca ütülenmesi, hem de ütüleme
ile kazandırılan formun bozulmamasıdır.
Tekstil yüzeylerde görülen katlara, baskı uygulandığında buruşukluklar meydana
gelmektedir (örn. oturma esnasında). Eğer kumaş iyi bir esneme özelliğine sahipse (yün
gibi), kırışıklıklar genellikle kendiliğinden kaybolmaktadır. Bu durumda iyi bir buruşmazlık
özelliğinden söz edilebilir. Günümüzde uygun bir terbiye sayesinde çok fazla buruşan
materyaller bile buruşmazlık özelliğine kavuşturabilmektedir (örn. pamuk, keten, viskoz). Bu
sebepten selülozik menşeli kumaşlara buruşmazlık apresi uygulanması adet hâline gelmiştir.
1.3.2.4. Koruyuculuk
Hangi amaçla kullanılırsa kullanılsınlar tüm kumaşlar genel anlamda daha çok bir
örtme işlevi görürler. İşte bu yüzden kumaşların içine aldıkları şeyleri dış etkilerden
korumaları ve bu etkileri olabildiğince önlemeleri beklenir.
Özellikle giyim kumaşlarında insan vücudunun doğal sıcaklığını korumak ve tüm dış
etkileri önlemek aranan en önemli niteliklerden biridir.
İplik yoğunluğunun yüksekliği, yani dokumanın sık oluşu, dayanıklılık, sağlamlık ve
iplik niteliğine göre dokumanın sıcak tutma özelliğini oluşturur.
Kumaşların bu özelliği de öncelikle kullanılan lif harmanı olmak üzere, iplik türü,
bükümü, uygulanan örgü çeşitleri ve apre işlemleri ile yakından ilgilidir. Örneğin gerek
doğal gerekse yapay liflerden yapılan kumaşlara uygulanan su geçirmezlik veya su kaydırma
apreleri yağmura karşı kesin bir koruyucudur.
1.3.2.5. Geçirgenlik
Daha çok giyimlik kumaşların dış etkilerden özellikle soğuk ve sıcağı geçirmemeleri
fakat buna karşılık vücuttaki ter vb. rutubeti emerek bünyesinde buharlaştırıp dışa atmaları
istenir. Örneğin yün, vücut ile dış havanın sıcaklık farkından doğan rutubeti bünyesine
alırken, oluşan fiziksel reaksiyon sonucu soğuk havalarda vücudu ısıtır, sıcak havalarda
vücudu serinletir. Şöyle ki soğuk havalarda dıştaki rutubeti toplarken oluşan ısı vücudu
ısıtırken, sıcak havalarda vücuttan yayılan terin yarattığı nemi bünyesine emerken ısısını da
birlikte aldığından vücudu serinletir.
Genellikle doğal liflerden yapılan kumaşlar bünyelerinde bulundurdukları hava ve
buna bağlı olarak nem çekme niteliklerinden ötürü vücudu kışın sıcak, yazın da serin tutarlar.
İlerleyen teknoloji ve tekstil sektöründe yapılan buluşlarla yapay liflere de geçirgenlik
özelliği kazandırılmaktadır.
1.3.2.6. Görünüm
Başta ilk madde olmak üzere iplik özellikleri, apre işlemleri, dokuma efekti, renk ve
ilave yardımcı süsleme elemanlarının meydana getirdiği kumaşın en önemli özelliği
görünümdür. “DESEN” olarak da adlandırabileceğimiz bu nitelik; kumaşın sunulacağı pazar
ortamı, mevsim, moda eğilimi ve bakış açısının etkisiyle belirli değişiklikler gösterir.
Hiç şüphesiz desenin mi modayı; yoksa modanın mı deseni yarattığı her zaman
tartışılmıştır ve bu tartışma hiç bitmeyecektir.
Ancak; özgün, dinamik ve çağdaş desenlerin modanın yaratılmasında üstlendikleri rol
önemli boyutlardadır. Biliyoruz ki; her ne kadar moda deseni renkler, motifler ve genel
görünüm olarak etkilenmekte ve desenin çağdaş olabilmek için modanın öngördüğü
koşullara dayanmak zorunluluğu varsa da, aynı şekilde modanın da kumaş üretiminde
kullanılan ilk madde, örgü ve teknolojik gelişmelerden (hem ilk madde hem üretim metotları
ve hem de üretim araçları olarak) etkilendiği ve bunlardan küçümsenmeyecek derecede
yararlandığı da bir gerçektir.
Bu yüzden desen ve modanın birbirlerini oluşturan ve birbirlerine sıkı sıkıya bağlı iki
kavram olarak kabul edilmesi en tutarlı yaklaşım olacaktır.
Ayrıca kullanılan ipliklerin, renklendirme yöntemlerinin ve uygulanan dokuma
raporunun görünüme yaptıkları etkinin de burada belirtilmesi yararlı olacaktır.
Çözgü ve atkı ipliklerinin farklı renklerde olması ve aralarındaki renk kontrastının
artması ile dokuma raporu da aynı ölçüde önemini arttırarak en belirgin şeklini alır.
1.3.2.7. Ekonomiklik
Buraya kadar tanımlanmaya çalışılan niteliklerin tümü olmasa da kullanım amacına
göre en gerekli olanlarını bünyesinde toplayarak, bir kumaşın sahip olduğu bütün niteliklerin
toplamından da önemli olarak, göz önüne alınması gereken bir faktör daha vardır ki; o da
tüketici açısından rahatlıkla satın alınabilecek, üretici açısından ise yüksek kar getirebilecek
en uygun değerde olmasıdır.
Bu nitelik desinatör denilen, kumaşı tüm boyutlarıyla hazırlayan tasarımcının
hammadde seçiminden başlayarak, iplik türü, dokuma raporu, apre işlemleri vb. teknolojik
olanakları amaca en uygun şekilde değerlendirmesiyle sağlanabilmektedir. Bu nedenle
desinatör bu denli bir sentezi gerçekleştirebilecek mesleki bilgiye sahip olmanın yanı sıra
pazar şartlarını tanıyacak, teknolojik olanaklarla bu amaca yönelik en ekonomik ölçülerde
bağdaştırabilecek yetenekte olmalıdır.
Buraya kadar yapılan tanımlardan sonra konuyu tamamlayabilmek için bir önemli
noktayı daha belirtmek gereklidir.
Ekonomik gücü, zevk ve kültürü hangi düzeyde olursa olsun pazara sunulan kumaşı
alacak olan hemen herkesin ortak davranışı; önce bakıp – görüp beğenmek, sonra yakından
inceleyip elle yoklamak, hissetmek ve en sonunda da fiyatını sormak şeklinde
gözlenmektedir. İlk etki görünümle başlamakta, tuşe (yumuşaklık – döküm) ile gelişmekte
ve ekonomiklikle kesin sonuca bağlanmaktadır. Bu nedenle yukarıda sıralanan bu üç nitelik
en önemliler olarak kabul edilmelidir.
Ancak, görünüm ve tuşe kişilerin biyolojik yapılarının elverdiği algılama
yeteneklerine, bilgi, kültür ve zevk düzeylerine göre doğal olarak büyük farklılıklar
gösterebilecektir. Tuşede elle dokunup yoklamakla biyolojik bir algılama sonucu yumuşaklık
ve dökümlülük hakkında bir değerlendirmeye varılmaktadır. Görünümde ise en önemli rolü
kişinin zevk ve kültür düzeyi oynar. İşte bu yüzden görünüm ve tuşe faktörleri
ekonomiklikten ayrı tutularak subjektif faktörler olarak değerlendirilmelidir.
1.3.2.8. Dikime Uygunluk ( Dikilebilirlik )
Bilindiği gibi kumaşlar üretim sonunda, istenilen çeşitli nitelikleri kazanıp
kazanmadıkları açısından değişik alet ve yöntemlerle birçok testten geçirip
değerlendirilmektedir. Kumaş üreticilerince ortaya konan, zaman zaman konfeksiyoncularla
da tekrarlanıp kontrol edilen bu sonuçlar, dikim yani konfeksiyon sırasındaki performans
açısından kumaşların fiziksel ve mekanik özellikleri yanında şüphesiz daha önemli olarak
tuşe, yüzey görünümü ve giyimdeki son görünüm gibi estetik özelliklerin bir arada ve tam
olarak değerlendirilmesine yetmiyordu.
Ancak seksenli yıllarda, süregelen araştırma ve çalışmalar sonuca kumaşın kalınlık ve
ağırlık gibi fiziksel; boyutsal stabilite, eğilme ve kesme gibi mekanik; tuşe ve yüzey
görünümü gibi estetik özelliklerini bir arada değerlendirebilen test metotları ve ekipmanları
geliştirilmiş ve bunlardan sağlanan verilerle kumaşın dikime uygunluğunun “konfeksiyon
performansı ” değerlendirilmesinde fikir birliği oluşmuştur.
Kumaşlarda dikim öncesi bilinmesi gereken ve standardı olmayan özelliklerden en
önemlileri aşağıda verilmiştir:
Ø Mamul için uygun kumaş eni
Ø Kumaşlarda kenar-orta veya baş-son farkı
Ø Atkı eğriliği veya çizgi kaymaları
Ø Buharlamada veya pratikteki ütülemede boyut değişimi
Ø Konfeksiyonda kesim, dikim kolaylığı ve dikiş zararları açısından kumaşın incelenmesi
Ø Kumaşların sararmaya karşı davranışlarının incelenmesi
1.4. Mekikli Dokumada Kullanılan Ana Örgüler
Dokuma kumaş yapıları içinde, temel dokular olarak bilinen ve birbirinden bütünüyle
farklı kesişme düzenleriyle elde edilen üç örgü yapısı bulunmaktadır. Tüm diğer örgülerin
temelini oluşturan bu yapılar,
Ø Bezayağı örgüsü
Ø Dimi örgüsü
Ø Saten (atlas) örgüleridir.
Bu temel örgülerden türetilen örgülere türev örgüler denir. Bu üç temel örgünün her
biri değişik doku özellikleri ve yüzey görünümü verdikleri gibi, bunlardan türetilen türev
örgülerde temel örgünün ana özelliklerini yansıtırlar. Bu bakımdan temel örgülerin belirgin
özelliklerinin iyi bilinmesi gerekir.
1.4.1. Bezayağı Örgüler
En basit örgü olan bezayağı, atkı ve çözgü ipliklerinin bir altından, bir üstünden
geçtikleri bir kesişme düzeni elde edilir. Şekil 1.1’de, bezayağı örgünün hem kareli desen
kağıdı üzerinde gösterişi, hem de kumaşın atkı ve çözgü yönünde kumaş yüzeyine dik
kesitleri verilmiştir. Karmaşık yapılı kumaşlarda olduğu gibi, bazı durumlarda örgünün
yalnızca kareli kağıt üzerinde gösterilmesi, kumaş yapısı hakkında yeterli fikir vermez. O
zaman kumaş kesiminin de verilmesi faydalı olmaktadır.
Şekil 1.1: Bezayağı örgü raporu ve kumaş kesitleri
Bezayağı, özellikle pamuklu kumaşlarda kullanılan en yaygın örgü olduğu gibi, atkı
ve çözgü ipliklerinin tam bağlandıkları, sağlam yapılı ve ince kumaşlarının dokunmasına
uygun bir örgüdür.
1.4.2. Dimi Örgüler
Bezayağı dışındaki örgülerde, ipliklerin bazıları, dik yönde kesiştikleri ipliklerin
birden çoğu üzerinden geçtikten sonra alta geçerek bağlanma yaparlar. Bir ipliğin kendisine
dik gelen iplikler üzerinde kalan bölümüne atlama denir. Bir atlamanın altında kalan iplik
sayısına göre de atlamalar, tekli atlama, ikili atlama, üçlü atlama vb. olarak
nitelendirilirler. Dimi örgü kumaşlarda atkı ve çözgü atlamaları, Şekil 1.2’de görüldüğü gibi,
kumaş yüzeyinde atkı ve çözgülere çapraz yönde ve yan yana sıralanarak çapraz ya da
diyagonal çizgiler oluştururlar.
Dimi örgülerle daha ağır gramajlı kumaşlar yapılabilir, çünkü iplikleri birbirine daha
fazla yaklaştırarak daha sık bir kumaş dokumak mümkündür. Diğer yandan dimi örgülü
kumaşlarda atlamalar birbirleri arasından kayma yapabildiklerinden, bu kumaşlar atlamaların
yan yana dizildikleri dimi çizgileri yönünde esneklik gösterirler. Bu esneklik kumaşın ani
gerilmelere karşı direncini artırdığından, özellikle dış giyimde kullanılacak kumaşlar için
uygun yapı elde edilmiş olmaktadır
Bütün dimi örgülerde, yan yana bulunan ipliklerin meydana getirdikleri atlamalar,
birbirine göre aynı ölçüde düşey ve yatay yönde kaymış durumdadırlar. Şekil 1.2’de
gösterilen basit dimilerde adım terimiyle tanımlanan bu kayma, bir atkı ya da çözgü
ipliğinin kalınlığına eşittir. Desen kâğıdı üzerinde örgüyü işlerken, bir adım, ikinci ipliğin
yaptığı kesişmenin bir kare üstten başlatılması anlamına gelir. Eğer atkı ve çözgü iplikleri
aynı kalınlıkta ve aynı sıklıkta iseler, bu tür dimi kumaşlarda dimi çizgisi atkı yönüne göre
45ºlik bir dimi açısı yapacaktır
Atlama uzunluklarına göre çeşitlenen dimi kumaşları isimlendirmek ve bunları kareli
desen kağıdı üzerinde göstermeden tanımlamak için, örgüyü çözgü ve atlama uzunluklarını
belirtmek biçiminde, rakamlarla gösterme yöntemi de bulunmaktadır. Buna basit dimiler,
çözgü atlama uzunluğu üstte, atkı atlama uzunluğu altta olmak üzere iki uzunluğu bir
çizgiyle ayırarak, şekil 1.2’de görüldüğü gibi 2/1, 1/2, 2/2, 3/3, 4/4, olarak gösterilirler.
Şekil1.2’de bu örgülerle birlikte ayrıca 6X6 kare büyüklükte elde edilebilecek dimilerin tam
ters seriside verilmiştir.
Bu dimilerde dimi çizgileri, kumaşta soldan sağa doğru gitmektedir. Ancak, kumaş
ters çevrilirse, dimi çizgilerinin sağdan sola doğru dizildikleri görülecektir. Diğer yandan
örgü, dimi çizgileri sağdan sola doğru uzanacak biçimde de düzenlenebilir. Dimi çizgilerinin
yönüne göre dimi örgüler, sağ yollu dimi ve sol yollu dimi olarak adlandırılırlar. Genellikle
dimi örgülü kumaşlar, dimi çizgilerinin sağdan sola doğru uzandığı sağ yollu dimi olarak
dokunurlar. Şekil 1.3’te 3/2 diminin sağ ve sol yollu çeşitleri gösterilmektedir.
Şekil 1.3. Sağ Ve Sol Yollu Dimi Örgüleri
Dimi örgülerin birçok türleri bulunmaktadır. Basit dimilerin örgü birimi büyük
olanlarına diyagonal örgüler denilir. Bunlara örnek olarak 8X8 örgü büyüklüğündeki dimi
örgüleri verebiliriz. Diğer yandan, atkı ve çözgü ipliklerinin yaptıkları atlamalar değişik
boyutlarda, bir diğer deyimle dimi çizgileri tekli, ikili, üçlü, dörtlü vb. atlamaların
bileşiminden oluşuyorsa, bu tür dimilere fantezi dimi, bu tür kesişmelere fantezi kesişmeler
denir. Bunlarda rakamla gösterilebilir. Şekil 1. 4’te verilen örnek D 3 2 biçiminde gösterilir.
Yazı tekniğine uygun bir başka yazma yöntemi ise, çözgü ve atkı atlama
uzunluklarının sırayla ve bir diğerinin izleyecek biçimde yazılmasıdır. Buna göre
Şekil.1.4’teki örgü D 3-3-2-2 olarak da yazılır.
Bu tür örgüleri desen kâğıdına en kolay yazma ve işleme tekniği, atlamalardan ilkini
diyagonal yönde, örgünün sol alt noktasından başlayıp sonuna kadar yazarak, sağ alt
bölümünde de tamamladıktan sonra, ikinci ve diğer çözgü atlamalarını da aynı biçimde
yazarak örgüyü tamamlamaktadır. Şekil 1.4’te ayrıca, bu yazma yöntemini, bazı işaretlerin
de yardımıyla göstermektedir.
1.4.2.1. Adım Nedir?
Bazı dimi örgülerde sıklıklar aynı olduğu halde dimi açısı 45ºden farklı olabilmekte,
dimi açısına göre dimi çizgisi daha dik ya da daha yatık elde edilmektedir. Örgüde bu
durumu sağlamak için, çözgü veya atkı kesişmeleri, bir çözgü ya da atkı ipliğinden yanındaki
bir diğer ipliğe geçerken bir yerine daha çok iplik atlayarak düzenlenir. Örgünün yazılışı
sırasında bu işlem, ikinci kesişmenin işaretlenmesine bir kare yerine iki ya da daha çok kare
üstten başlamak biçiminde gerçekleştirilir. Atlamaların, dimi çizgisi doğrultusunda dizilirken
birbirlerine göre yaptıkları bu kaymanın, iplik ya da kare sayısı olarak ölçüsüne adım denir.
Böylece düzenlenen örgülerde örgü birimi, kare yerine dikdörtgen biçimli olacak, örgünün
bir yöndeki genişliği diğer yönde uygulanan adımla orantılı olarak küçülecektir. Örneğin 3
adımlı 3/3 dimi örgü, 3X6 büyüklüğünde bir dik dimi ya da 6X3 büyüklüğünde bir yatık
dimi olarak gösterilebilir. Şekil 1.5’te bu iki değişik düzenleme gösterilmiştir.
1.4.3. Saten Örgüler
Bezayağı ve dimilerden sonra üçüncü ana örgü grubu olan satenin en önemli niteliği
bir grup ipliğin hemen tüm olarak kumaşın arzulanan yüzüne toplanması ve böylece çok
düzgün ve parlak yüzeyler meydana getirmeye olanak sağlamasıdır. Zaten saten örgüleri
hemen yalnızca bu amaçla kullanılır.
En küçük raporu beş çözgü beş atkı ipliğinden meydana gelir. En büyüğü ise kumaşın
kullanılma amacına ve koşullarına göre yirmi – yirmidört ipliğe kadar olabilir. Satenlerde
çözgü ve atkı raporları birbirine eşit olduğundan raporu beş çözgü ve beş atkı ya da sekiz
çözgü, sekiz atkı denilmez kısaca beşli saten, sekizli saten olarak tanımlanır. (Şekil 1. 6 A,
B’ de) beşli çözgü ve atkı satenleri gösterilmiştir.
Şekil 1.6 A-B Beşli Çözgü ve Atkı Sateni
Çözgü ve atkı dimilerinde olduğu gibi satende de bağlantı noktaları her atkı ve çözgü
de bir kezdir. Ancak sateninkiler belirli bir sistemle düzgün atlamalarla dağıtılmış ve uzun
bağlantılar arasına yerleştirilerek gizlenmiştir. İşte bu yüzdendir ki dimide olduğu gibi
bağlantı noktaları bir yol meydana getirmezler ve aynı nedenle saten, bir grup ipliği tüm
olarak kumaşın yüzünde toplayarak o yüzün çok düzgün ve parlak görünmesine sağlar.
Saten örgüyle dokunan kumaş bezayağı ve dimiye göre daha gevşek ve
mukavemetsizdir. Bunun nedeni satende bağlantı noktalarının diğerlerinden daha az
olmasıdır. Bilindiği gibi bir örgüde bağlantı noktaları ne kadar fazla olursa, o örgüyle
dokunan kumaşın mukavemeti ve sıklığı da ( tokluğu, dolgunluğu ) o kadar fazla olur. Ancak
burada bir noktayı hatırlatmak gereklidir: Bağlantı noktaları, birim ölçüdeki iplik adediyle
ters orantılıdır. Bağlantı noktası fazla olan bir örgüde iplikler birbirinin altından ve üstünden
çok sayıda geçeceginden atkılar çözgülerin, aynı şekilde çözgüler de atkıların birbirlerine
yaklaşmasına engel olurlar. Oysa bağlantı noktaları az olan örgülerde uzun atlamalar
arasında kalan çözgü veya atkı iplikleri birbirlerine sokulma olanağına sahiptirler. Bu durum
1.4.3.1. Saten Örgünün Desen Kağıdına Geçirilmesi
Saten örgüler desen kağıdına geçirilirken her örgüde olduğu gibi önce örgü raporu
işaretlenir. Birinci çözgüyle atkının karşılaştığı kare (raporun sol alt köşesindedir.) ilk
bağlantı noktası olarak seçilir. Buradan başlanarak diğer bağlantı noktaları sağa-yukarı ya da
yukarı-sağa atlama sayısı kadar atlatılarak işaretlenir. Satenlerin desen kağıdına geçirilişinde
de dimilerde olduğu gibi örgüyü ve atlama sayısını belirten bir formül kullanılır.
Ø Birinci atkı ile birinci çözgünün karşılaştığı sol alt köşedeki kare ilk bağlantı
noktası olarak işaretlenir.
Ø Buradan sağa doğru iki kare gidilerek bunun bir üzerindeki (ikinci atkıyla
üçüncü çözgünün karşılaştığı) kare ikinci bağlantı noktasıdır.
Ø Elde edilen yeni bağlantı noktasından hareket edilerek gene iki kare sağa gidilir.
Bu kez üçüncü atkı ile beşinci çözgü bağlantı yapar.
Ø Dördüncü atkının bağlantısı için gene aynı işlem tekrarlanır. Ancak şekilde
görüldüğü gibi buradan sağa gidilince altıncı ve yedinci çözgülere
gelinmektedir. Oysa raporda yalnız beş çözgü vardır. Bunlar ikinci raporun
birinci ve ikinci çözgüleri olduğuna göre işleme birinci rapordaki aynı
çözgülerden devam edilerek dördüncü atkıda bağlanır ve buradan da aynı
şekilde devam edilerek raporun son ipliği dördüncü çözgüyle bağlanarak örgü
tamamlanmış olur.
1.4.3.1.2. Bağlantı Noktalarının Yukarı-Sağa Atlatılması
Burada diğerinin aksine olarak ( Şekil 1.8 B) atlama sayıları yukarı doğru sayılır ve
sağdaki kare bir sonraki bağlantı noktası olur.
1.4.3.1.3. Atlama Sayılarının Belirlenmesi
Satende her çözgü ve her atkı yalnız bir kez bağlantı yaptığına ve bu bağlantı noktaları
da atlama sayılarıyla ayarlandığına göre atlama sayılarının bir kuralı olması gerekir. Bu
kural; tüm yönleri ile ancak sekizli saten örnek alınarak saptanabilir.
Şekil 10’da birden yediye kadar tüm sayılar denenip bağlantı noktası sağa-yukarı
atlatılmıştır. Bu şekilde ortaya çıkan tüm olasılıklar değerlendirildiğinde görülüyor ki;
Ø Atlama sayısı 1 ve 7 olduğunda örgü dimi olmaktadır.
Ø 2 ve 6 ile 4 atlama sayılarında ipliklerin bazıları bağlantı yapmakta bazıları
bağlantı yapmamaktadır.
Ø 3 ve 5 kullanıldığı zaman ipliklerin tümü bağlantı yapmakta ve saten oluşmaktadır.
Bu incelemeden yararlanarak satenlerin atlama sayıları aşağıdaki şekilde genel bir
kurala bağlanabilir.
Ø Atlama sayılarında 1 bulunamaz.
Ø Eşit iki sayı olamaz.
Ø Birbirlerini bölen sayılar olamaz.
1.4.3.1.4. Saten Çeşitleri
Satenler tek dokuma yüzü gösterirler. Dolayısıyla kumaşın bir yüzünü çözgü iplikleri
kaplıyorsa diğerini atkılar kapsar. Bu bakımdan satenler;
Ø Çözgü satenleri
Ø Atkı satenleri
olarak iki çeşide ayrılırlar.
1.4.3.1.4.1. Atkı Satenleri
Kumaşın yüzünde atkı ipliklerinin hâkim olduğu satenlerdir. Atkı satenlerinde her
çözgü rapor içinde yalnızca bir kez atkının üstünde bulunur. Demek oluyor ki her atkıda
yalnızca bir çerçeve kalkmaktadır. Bu yüzden atkı satenleri dokuma tezgâhında büyük
kolaylık sağlarlar. (Şekil 1.11 A-B, Şekil 1.12 A-B, Şekil 1.13, Şekil 1.14, Şekil 1. 15 A-BC)
1.4.3.1.4.2. Çözgü Satenleri
Adından da anlaşılacağı gibi bu satenlerde kumaşın yüzü çözgülerle kaplıdır. Çözgü
satenlerinde atkı satenlerinin tersi olarak rapor içinde her çözgü yalnızca bir kez atkının
altındadır.
Çözgü satenleri dokunurken her atkı atılışında bir çerçeve aşağıda kalıp diğerleri
yukarı kalkacağından dokuma sırasında büyük güçlük gösterirler. Çünkü bu şekilde hem
dokuma tezgâhına yüklenmiş, hem de çözgü iplikleri sürekli olarak yukarı kalktıklarından
aşırı gerilip yıpranmış olurlar. Bu sakıncayı gidermek için genellikle bunlar atkı sateni olarak
dokunurlar ve kumaşın yüzü dokuma sırasında altta kalan yüzey olur. (Şekil 1.16, Şekil 1.17
1.4.3.1.5. Saten Örgülerin Kullanım Alanları
Satenler erkek ve kadın üst giyim kumaşlarında, pijamalıklarda, sofra takımlarında ve
ev tekstilinde kullanım alanları bulurlar. En çok beşli ve sekizli satenler kullanılır. Büyük
raporlu satenler genellikle tek başlarına kullanılmazlar. Ancak bazı örgülerde süsleme veya
bağlantıları kuvvetlendirme amacıyla faydalanılır.

2. RENK
2.1. Rengin Tanımı
Bilindiği gibi genel fizik kuralı olarak bütün cisimler üzerine gelen “ IŞIK IŞINLARI”
nın kendi yüzey ve yapısal özelliklerine göre tümünü veya bir bölümünü yansıttıkları gibi,
gene bir bölümünü ya da tümünü emerler ve hiç yansıtmazlar. Bir cisim üzerine düşen ışık
ışınları eğer;
Ø Hiç birini emmez, tümünü yansıtırsa BEYAZ,
Ø Tümünü emer hiç yansıtmazsa SİYAH,
Ø Kırmızı ve yeşil ışık ışınlarını yansıtıp mavileri emerse SARI,
Ø Kırmızı ve morları yansıtıp yeşili emerse TURUNCU,
Ø Mor ve yeşili yansıtıp kırmızıyı emerse MAVİ olarak görülür ve algılanır.
Bir ışık kaynağından çıkan ışınların ve kendi ışık kaynağı olmayan nesnelerle
etkileşiminden sonra algılanan bir ışığın gözde oluşturduğu etkiye RENK adı verilmektedir.
Işık kaynağının güçlerine ve cisimlerin üzerlerine geliş açılarına ve cisimlerin yüzey
özelliklerine göre değişik yansımalar olacağından aynı cisim için algılamada renkler doğal
olarak farklılıklar gösterecektir. Renk oluşumunun bu karakteristiği nedeniyle bugüne kadar
hiç kimse cisimlerin neden görüldüğü (algılandığı) renkte veya başka bir renkte olup da o
renkte görülmediklerindeki sırrı çözememişlerdir.
2.1.1. Işık Renkleri
Doğada zaman zaman görülen güneş ışınlarının yağmur damlalarına gelmesiyle oluşan
GÖKKUŞAĞI’ ndaki renkleri ilk olarak İngiliz fizikçi Isaac Newton, deney odasında güneş
ışınlarını üçgen şeklindeki cam prizmadan geçirerek SPECTRUM (Tayf) renkleri olarak
adlandırılan ayrı renklere ve aynı sırada ayrıştırmayı başardı. Bunlar aynı gökkuşağındaki
gibi KIRMIZI, TURUNCU, SARI, YEŞİL, MAVİ VE MOR olarak sıralanmaktadır.
Bazı kaynaklarda spektrumun 7 renkten oluştuğu varsayılarak ( MOR KIRMIZI)
kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor arasına eklenmektedir. Ancak genelde hemen her
türlü renk gruplama ve birleştirilmelerinde burada esas aldığımız 6 renk dizilmektedir.
(Resim 2. 1)
Resim 2.1: Spectrum (Tayf)
Her ne kadar ışık için, gözle görünür bir enerji biçimidir denilse de normal insan gözü
X-RAY’ le başlayıp MORALTI (ultra viyole ) ve ~750 nm’den sonra ( NANOMETRE: ışık
dalga boyunun ölçü birimidir.) KIZILÜSTÜ ( enfraruj ) ve giderek radyo dalgaları hâline
dönüşen bir enerjinin ancak mor altından kızıl ötesine kadar olan ( ~380 nm ile 750 nm
arasındaki ) bölümünü görebilmektedir (Şekil 2.1), (Tablo 2.1).
Şekil 2.1
Yukarıda şematik olarak verilen bu oluşum aşağıdaki gibi daha dar sınırlar içine de toplanabilir.
Renk Dalga Boyu(Nm ) Frekans ( Hertz )
Mor 380-430 760 – 800 Milyar
Mavi 450 – 480 650 – 760 Milyar
Yeşil 490 – 530 590 – 650 Milyar
Sarı 550 – 580 520 – 590 Milyar
Turuncu 590 – 640 470 – 520 Milyar
Kırmızı 650 –800 400 – 470 Milyar
Tablo 2.1
Ünlü fizikçi Young, Newton’un beyaz kabul edilen güneş ışığı ışınlarını üçgen
prizmadan geçirerek tayf renklerine ayrıştırmasının tersini gerçekleştirerek spektrumdaki
renkleri teker teker bir perdede birbirlerinin üstüne düşürüp BEYAZ oluşturmuştur.. Bununla
yetinmeyip daha da ileri giderek yaptığı sayısız deneyler sonunda bu renkleri hiçbir ışık
ışının birleştirilmesiyle oluşturulamayan ve “BİRİNCİL RENKLER” olarak kabul edilen
KIRMIZI, MAVİ VE YEŞİL olarak 3 “ ANA” renge indirgemiştir. Sonra da bunların her
üçünün eşit oranlarda birleşiminden tekrar beyazın, ikişer ikişer birleşimiyle de “İKİNCİL
RENKLER” denilen TURUNCU, SARI VE MOR olarak “ARA” renklerin elde edileceğini
kanıtlamıştır.
2.1.1.1. Birincil (Ana) Renkler
Bunlar yukarıda oluşumu açıklanan ve spektrumdaki hiçbir ışık ışınının
birleştirilmesiyle elde edilemeyen, kendileri olarak varolan KIRMIZI, YEŞİL VE MAVİ’dir.
2.1.1.2. İkincil (Ara) Renkler
Ana renklerin aşağıdaki gibi birleşiminden;
Ø Kırmızı ile yeşilden SARI
Ø Mavi ile kırmızıdan TURUNCU
Ø Yeşil ile maviden oluşan MOR da ikincil renkler elde edilir.
Bu tanımlamaya göre bu ana ve ara renklerin :
Ø MAVİ + SARI
Ø YEŞİL + TURUNCU
Ø KIRMIZI + MOR birleşimlerinden de doğal olarak BEYAZ oluşacaktır. (resim
2.2) Rengi ve görünümünü daha anlaşılır kılmak için onun yapısal oluşumunu
betimleyen 3 ana terime de burada yer vermek gereği vardır.
RENK KÖKENİ (HUE): Rengi tanımlar, dalga boyu veya frekans olarak rengin esasını belirtir.
RENK DEĞERİ (VALUE): Rengin açıklık-koyuluk ve parlaklık-matlık özelliklerini gösterir.
RENK DOYGUNLUĞU (CHROMA): Bu terimde de; rengin doygunluk ve gri ile
kıyaslama derecesinin ölçüsüdür.
2.1.2. Boyarmadde ( Pigment ) Renkleri
Endüstride renklendirme için doğal ve sentetik boyarmaddeler ile renkli pigmentler
kullanılmaktadır. Bunların birleşiminden çıkarılan sonuçlar ışık renklerinin birleşim
sonuçlarıyla karşılaştırılınca bazı paralellikler kurulabilmektedir. Bu renk grubunda da hiçbir
karışımla oluşturulamayan KIRMIZI, MAVİ ve SARI olarak Ana “ BİRİNCİL RENKLER”
ve bunların ikişer ikişer karışımından kırmızı ve sarıdan TURUNCU, mavi ve sarıdan
YEŞİL, kırmızı ve maviden MOR oluşmakta ve bunlarda ara “İKİNCİL RENKLER” olarak
ışık renklerindeki düzende sınıflandırılmaktadır.
Bu gruptaki renk birleşimlerinde renkli pigmentler bazı ışık renklerini emer, yutar,
bazılarını yansıtır. Bu nedenle literatürde çoğu kez pigment renk birleşimlerine
“ÇIKARMALI BİRLEŞİM” (SENTEZ) denilmektedir. Işık renklerinin birleşimi birbiri
üzerine ekleme şeklinde olduğundan aynı mantık doğrultusunda “EKLEMELİ BİRLEŞİM”
(SENTEZ) olarak adlandırılmaktadır.
Resim 2.2 de görüldüğü gibi ışık renk birleşimlerinde mavi ve kırmızı kendilerinden
daha açık olan turuncuyu, kırmızı ve yeşil gene daha açık olan sarıyı her üçünün birleşimi
beyazı oluştururken bu birleşimlerde ışık renkleri hep birbiri üzerine eklenmektedir. Oysa
pigment renklerinde Mavi ve Sarının birleşiminde Mavi renkli pigment Kırmızı ışığı, Sarı
renkli pigment Mavi ışığı emer. Yeşil ışığı her ikisi de ememedikleri ve yansıttıkları için bu
birleşim Yeşil oluşturur. Görüldüğü gibi Kırmızı ve Mavi birleşim dışı kalıp çıkarılmaktadır.
Bu nedenle ışık renklerinde ana renklerin birleşimi Beyaz oluştururken pigment ana
renklerinin birleşimi Siyah renk verir. (Resim 2.3)
Resim 2.3
Bu demektir ki Yeşil + Kırmızı , Turuncu + Mavi , Mor + Sarı’nın birleşimleri de
Siyah oluşturacaktır.
Pigment renklerinin ışık renklerine kıyasla daha koyu ve mat oluşları bu iki grup
arasındaki diğer önemli bir farktır.
2.1.2.1. Renklerin Sınıflandırılması
Renkli pigmentlerin karıştırılması olayını açıklayan Brewster teorisi pratik olarak
boyacılıkta kullanılmaktadır. Bu teoriye göre ana renkler Kırmızı, Sarı ve Mavidir. İki ana
rengin karıştırılmasıyla elde edilen renklere İkincil renkler, bunların ikişer ikişer
karıştırılmasıyla elde edilen renklere de Üçüncül renkler denir. Aşağıdaki tablo da ana
renklerden elde edilen ikincil ve üçüncül renklerin bileşimleri verilmiştir.(Tablo 2.2)
ANA RENKLER İKİNCİL RENKLER ÜÇÜNCÜL RENKLER
Kırmızı Kırmızı + Sarı = Turuncu Mor + Turuncu = Kiremit rengi
Sarı Kırmızı + Mavi = Mor Yeşil + Mor = Limon rengi
Mavi Sarı + Mavi = Yeşil Yeşil + Mor = Oliv
Tablo : 2
2.2. Renk Kullanımı
Her konuda olduğu gibi rengin kullanımı için onun ölçü birimleriyle ölçülüp
değerlendirilmesi ve anlatımı için yıllar boyu sanatçılar başta olmak üzere bilim adamları ve
çeşitli endüstri kurumları sayısız araştırmalar yapmışlar ve kendilerine göre belirli ölçülere
dayalı düzenlemeler ve renk örnekleri içeren “RENK DİZELERİ” oluşturmuşlardır.
Günümüzde bunların en önde gelenleri MUNSEL ve CIE (Uluslar arası Aydınlatma
Komitesi)’inin renk dizeleridir.
2.2.1. Munsel Dizeleri
Albert H. Munsel tarafından halen kullanılan en kapsamlı ve tutarlı,rengin tüm yönleri
ile ele alınmış renk ağacını oluşturmuştur.. Munsel de renkleri değerlendirirken (tanım
bölümünde belirtilen) köken, değer ve doygunluk olarak üç ana bileşene ayırıp bu esaslara
göre bu daire üzerinde, önce kırmızı,sarı, mavi, yeşil ve mor olarak eşit aralıklı 5 bölüme,
sonra bunların birleşimlerini gene eşit aralıklı 10 bölüme, son olarak da bunların her birini
10’ar 10’ar 100 bölüme yerleştirerek, ölçümü ondalık sisteme bağlamıştır. Tür için yaptığı
ondalık düzeni değer için de en açıktan en koyuya doğru gene 10 basamakta sıralamıştır.
Buna göre en açık renk olarak (10) Beyaz, en koyu renk olarak (1) da Siyah için seçilmiş,
aradaki değerler de koyuluk ve açıklıklarına göre diğer renkler için ayrılmıştır. (Resim 2.4)
Resim 2.4: Munsel Renk Dizesi
CİE dizelerinde ise, insanların renk algılamaları esas alınıp sayısal verilerle anlatımı
olarak kısaca tanımlanabilir. Günümüze kadar geçirdiği değişik aşamalardan sonra, insan
gözünün üç ayrı renk duyarlılığının ölçülebilen değerlerine göre üç ayrı ve her biri kesin
fiziksel ve matematiksel ölçümlere dayalı RBG, XYZ vb. çeşitli dizeler oluşturulmuştur.
Bunlar dışında yaklaşık olarak beş renkli DIN ATLASI ( DIN 6164 ), OSTWALD
DİZESİ, İSVEÇ RENK ATLASI (~1400 Renk), ICE RENK ATLASI (~1400 Renk),
AMERİKAN RENK BİRLİĞİ’ nin her yıl değişip yenilenen atlası gibi daha yirmiye yakın
renk atlası bulunmaktadır (Resim 2.5).
Resim 2.5: Ostwald Dizesi
Resim 2.6
2.2.2. Karşıtlık (Kontrast)
Çeşitli renk bileşimlerinde kullanılan renkler arasında bir uyum sağlamak için, önce
iki renk bir araya geldiğinde nasıl bir etki oluşacağını bilmek gerekir. Renk çiftleri bu
açıdan, benzer renkler, karşıt renkler olarak nitelenirler. Karşıtlık yan yana gelen iki rengin
birbirlerine zıt yönde etkilemelerini ve gözde ters etki yapmalarıdır. Benzerlik ise bu iki
rengin birbirlerine yakın olmalarıdır (Resim 2.6).
Resim 2.7
2.2.2.1. Renk Karşıtı
Kırmızı ve yeşil, mavi ve sarı, mavi ve kırmızı, mor ve turuncu gibi renkler yan yana
geldiklerinde ters etki yaptıklarından renk ya da nüans karşıtları olarak nitelenirler. Bunlar
genellikle tamamlayıcı renkler ya da kromatik dairede birbirinden uzak konumda bulunan
renklerdir. Benzer renkler ise, kırmızı ve turuncu, yeşil ve sarı gibi kromatik dairede
birbirine yakın olan renklerdir (Resim 2.6).
2.2.2.2. Ton Karşıtı
Renkler yalnız renk değeri ya da nüans bakımından değil, aynı zamanda ton
bakımından da karşıt olabilirler. Örneğin bir koyu mavi ve açık mavi, kırmızı ve açık pembe
yan yana geldiklerinde “Ton karşıtı renkler” olarak nitelendirilirler (Resim 2.7.).
2.2.2.3. Renk Armonisi
Renklerin göze hoş gelen bileşimlerinde renk armonisi olduğu söylenir. Bazı renk
bileşimlerinde renkler birbiriyle uyumlu göründüğü bazı renk bileşimleri göze hoş gelmez.
Ancak, katı olmamakla birlikte, renk armonisinin bazı kuralları da vardır (Resim 2.7.).
2.2.2.3.1. Renk Armonisinin Temel Kuralları
Renk armonisi elde etmek için çeşitli renkleri bir arada kullanırken,
Ø Bir rengin diğeri üzerindeki etkisini dikkate alarak renklerin birbirlerini
körleştirmekten çok zenginleştirmelerini sağlamak,
Ø Renkleri, her ögesi belirli bir renk serisinin tamamlanmasına yardım edecek
biçimde seçmek,
Gözetilmesi gereken temel bir kuraldır. Aynı rengin büyük farklar göstermeyen
tonlarını ya da birbirlerine yakın renkleri bir araya getirerek elde edilen armonilere
benzerlik armonisi, aynı rengin karşıt tonlarını ya da karşıt renkleri bir araya getirerek elde
edilen armonilere karşıtlık armonisi denir. Tamamlayıcı renkler her zaman armoni
oluştururlar, ancak saf olarak şiddetli karşıtlık oluşturdukları için, renk armonisi düzenlerken
bu renkler siyah, beyaz ya da gri ile karıştırılırlar. Benzerlik armonisi elde ederken ise,
kromatik dairede birbirlerine 20-30º uzaklıkta olan renklerin seçilmesi uygun olur.
2.3. Uygulamada Renklendirme İlkeleri
Renklerin tekstil liflerine uygulanması değişik biçimlerde olduğu gibi, kumaş
yüzeyinde renk etkilerinin elde edilmesi için uygulanan yöntemler de farklıdır. Uygulamada
renklendirme tekniklerini,
Ø Çeşitli renklerde boyanmış lifleri karıştırıp işlemek,
Ø Çeşitli renklerde boyanmış iplikleri katlayıp bükmek,
Ø Çeşitli renklerde boyanmış iplikleri dokumak,
olmak üzere üç bölümde ele alınacaktır.
2.3.1. Çeşitli Renklerde Boyanmış Lifleri Karıştırıp İşlemek
Kamgarn ve ştrayhgarn yünlü iplik üretim sistemlerinde, liflerin çeşitli renklere
boyandıktan sonra, iplik üretim işleminin belirli bir aşamasında birbirleriyle karıştırılarak,
melanj terimiyle bilinen bir karışım renk elde edildiği görülür. Renkli lifleri karıştırarak elde
edilen melanj renkler, aynı renge boyanmış liflerle elde edilen üni renklerden çok farklıdır.
Melanj renkler daha parlak göründükleri hâlde, liflerin aynı rengi veren tek bir renge
boyanmasıyla elde edilen renk aynı parlaklıkta ve canlılıkta olmaz.
Ştrahgarn sisteminde renkli lifler harmanda karıştırılır ve renkli harmanlar tarak
makinesine verilerek renkli fitiller elde edilir. Kamgarn sisteminde ise, tarakta değişik
renklere boyanmış renkli liflerin karıştırılmasıyla hazırlanan renkli harmanların işlendiği
görülse de, daha yaygın olarak uygulanan yöntem, liflerin beyaz olarak tops bandı hâline
getirildikten sonra değişik renklere boyanan topsların bant hâlinde karıştırılarak melanj
rengin elde edilmesidir.
Bu yöntemlerle elde edilen karışım ( melanj ) renkleri şöyle bir listede verebiliriz:
Ø Beyaz ve siyah renklerin karışımıyla elde edilen griler,
Ø Bir rengin beyaz ya da siyahla karışımı sonucu elde edilen çeşitli tonları,
Ø Aynı rengin değişik tonlarının karışımı,
Ø İki ya da daha çok rengin bileşiminden oluşan karışım renkler,
Ø İki ya da daha çok rengin beyaz veya siyahla karışımı,
Ø Siyah ve beyazın karışımından oluşan grilerin bir başka renkle karıştırılması
sonucu elde edilen renkli lifler.
2.3.2. Çeşitli Renklerde Boyanmış İplikleri Katlayıp Bükerek Kullanmak
Değişik renklerde tek katlı ipliklerin katlanıp bükülmesiyle elde edilen muline
ipliklerde iki renk ayrı ayrı görülür. Ancak kumaş üzerinde göz uzaktan baktığında iki rengin
ışık karışımını görecektir. Bu yöntem çok kuvvetli renklerin, saflığını azaltmadan,
yumuşatılması amacıyla kullanılır. Bu tür iplikler paltoluklarda ve kadın giysiliklerinde çok
kullanılırlar. Bu ipliklerin bir grubu da nopeli, bukleli gibi terimlerle adlandırılan fantezi
ipliklerdir.
2.3.3. Çeşitli Renklerde Boyanmış İplikleri Bir Arada Dokumak
Kumaşın hem çözgüsünde hem de atkısında çeşitli renklerde olan iplikler kullanarak,
dokuma yoluyla renkli desenli bir kumaşın oluşturulması en yaygın renklendirme tekniğidir.
Bu teknikle kumaş yüzeyinde elde edilen renk etkilerine renk-doku efekti denilir. Bu
yöntemle elde edilen renk etkilerinin biçimsel tasarım olanakları sağlamaları şu şekillerde olmaktadır:
2.3.3.1. Yollu Desenler
Çözgüde ya da atkıda değişik renklerde iplikler kullanarak yollu desenler elde
edilebilir. Bu yöntem uygulanarak yollu desenlerin tasarlanmasında şu üç noktaya dikkat edilmelidir:
Ø Birbirleriyle armoni oluşturan renklerle bu armoniye yardım eden renkler seçilmelidir.
Ø Her renk için uygun bir alan ya da genişlik bulunmalıdır.
Ø Renkli çizgilerin, örgünün etkisiyle değişik biçimlerde oluşacakları ve bir
ölçüde kesintili olarak elde edileceği göz önünde bulundurularak, renkler ve
renklere ayrılan alanlar uygun biçimde seçilmelidir.
2.3.3.2. Ekoseler
Yollu desenlerde uygulanan aynı yöntem, hem çözgüde hem de atkıda renkli iplikler
kullanarak uygulandığında ekose desenler elde edilir. Bu uygulamada da yukarıda belirtilen
noktalara dikkat edilmelidir. Diğer yandan, yollu desenlerde uygun olan çözgü hâkim bir
örgünün ekose desenlerde kullanılamayacağı gibi etkenler dikkate alınacaktır. Ekoselerde
kullanılmak için en uygun örgüler atkı ve çözgü atlamalarının eşit uzunlukta olduğu
örgülerdir. Ayrıca çözgü ve atkıda aynı renk düzeninin uygulanması da kolaylık sağlayacaktır.
2.3.3.3. Basit Düzenli Renk Planları
Ekose ve yollu desenlerin elde edilmesi için çözgü ve atkıda uygulanan renk
düzenlerine renk planları denilmektedir. Bunların düzenli olanlarında biri koyu biri açık
olan iki renk, 4 koyu – 4 açık, 8 koyu – 8 açık, 16 koyu – 16 açık gibi düzenlerde
kullanılabilir. Üç renkten oluşan bir planına örnek, 6 birinci renk – 6 ikinci renk 6 üçüncü
renk düzeni olabilir. Düzenli renk planları küçük desen birimleri (raporları) hâlinde
uygulandığında ilginç sonuçlar vermektedir. Özellikle büyük ekoseler elde edilmek
istendiğinde değişik renk planları uygulanır.
2.3.3.4. Basit Düzensiz Renk Planları
Düzensiz renk planları, çeşitli etkiler elde etmek için daha geniş olanaklar sağlarlar.
Bunlardan iki renge uygulanabilecek iki örnek, 6 Koyu – 2 Açık ve 16 Koyu – 8 Açık
düzenlerindeki renk planlarıdır. Üç renk kullanılıyorsa 12 Koyu renk – 8 Orta renk – 4 Açık
renk düzeni uygulanabilir.
2.3.3.5. Karışık Renk Planları
İki ya da daha çok renk planı bir araya getirilerek karışık renk planları elde edilebilir.
Bu yapılırken, kullanılacak olan örgünün renk uygulamasıyla ilgili özellikleri de dikkate
alınacaktır. Tablo 2.3’de karışık bir renk planına örnek verilmiştir.
2.4. Basit Renk- Doku Efektleri
Renk-doku efekti, renk ve örgünün birlikte etkisiyle, kumaş yüzeyinde iki ya da daha
çok renkte elde edilen biçimsel etkilere ya da desenlere verilen genel addır.
Görünüm olarak renk-doku efekti, örgünü ya da renk düzeninin tek başına oluşturduğu
görünümlerden oldukça farklıdır. Bunun nedenleri şunlardır.
Ø Örgü, renkli atkı ve çözgü ipliklerinin görünüşlerindeki sürekliliği bozmaktadır.
Ø Kumaşa uygulanan renkler, kumaş yüzeyinde yer alan iplik atlamaları üzerinde
ve onlar aracılığıyla görülür duruma gelirler. Eğer birbirleriyle birleşen bir
çözgü atlaması ile bir atkı atlaması aynı renkteki ipliklerce oluşturuluyorsa, o
zaman kumaş yüzeyinde yeni bir biçim ya da motif oluşacaktır. Bu biçimler
önceden araştırılarak ve planlanarak çeşitli renkli desenler oluşturulabilir.
2.4.1. Renk- Doku Efektlerinin Desen Kâğıdı Üzerinde Gösterilmesi
Belirli bir örgüde dokunan kumaşa, çözgü ve atkıda uygulanan renk düzenlemeleriyle
elde edilecek sonucu, önceden, kareli desen kâğıdı üzerinde araştırma olanağı
bulunmaktadır. Bunun için, eğer basit renk düzenlemeleri uygulanıyorsa, renk planının tekrar
ettiği birimin genellikle iki katı büyüklüğünde bir desen birimi seçilir. Eğer karışık bir
düzenleme yapılacaksa, deseni bir renk raporuna eşdeğer büyüklükte elde etmekle yetinilir.
Daha sonra, desen birimi içine örgü kesişmeleri, ince çizgilerle ya da küçük noktalar koyarak
işlenir. Bu yapılırsa, hem örgü boyamadan sonra kaybolmayacak, hem de kesişme işaretleri
renk etkisini belirsizleştirmeyecektir. Çözgü ve atkıda uygulanacak olan renk düzenlemeleri
Şekil 2.2’ de gösterildiği gibi, atkı ve çözgü ipliklerinin geçtiği karelerin hemen altına ya da
karşısına renkleri belirten harflerin, renk düzenlemesindeki sıraya göre dizilmeleriyle
gösterilebilir.
Başka bir gösterme biçimi de desen biriminin atkı ve çözgü yönündeki alt ve yan
kenarlarından bir sıra kareyi boş bırakıp, bir alt ya da sonraki sıradaki kareleri renk düzenine
göre boyamaktır. Renklerden açık olanı için A harfi, koyu olanı için K harfi kullanılabilir, ya
da açık renkli ipliklerin geçtikleri kareler boş bırakılıp koyu renkli ipliklerin geçtikleri
kareler doldurulur.
Rengin yukarıda açıklanan biçimde hazırlanmış olan desen birimi içinde örgüye
uygulanması için, önce çözgü yönündeki ipliklerin kesişme durumları aşağıdan yukarı doğru
teker teker incelenirler ve çözgü atlamaları ya da işaretli kareler izlenen ipliğin rengine
boyanır. Bu işlem soldan sağa doğru sürdürülüp tamamlandıktan sonra atkılara geçirilir.
Atkıların kesişme durumları incelenip atkı atlamaları ya da, bu kez çözgülerin tersine, işaret
bulunmayan boş kareler atkı rengine boyanırlar. Eğer iki renkle çalışılacaksa, renklerden
yalnızca koyu olanı için boyama yapmakla yetinilebilir. Böylece desen daha kolay biçimde elde edilmiş olacaktır.

KAYNAK:www.megep.meb.gov.tr

Döküman Arama

Başlık :