Kapat

TIBBİ TERMİNOLOJİ (TEDAVİ HİZMETLERİ)

1. TIP TERMİNOLOJİSİ
Terimleşen sözcük, tek anlamlıdır; anlamları kişiden kişiye değişmez. Karşıladığı
kavramın sınırları çizilmiştir. Terimlerle uğraşan bilim dalına terminoloji bilim dalı denir.
Tıp alanına giren bilimlerin de kendine özgü terimleri vardır. Bunlara tıp terimleri ya da tıbbi
terimler denir. Tıbbi terminoloji bilim alanı tıp terimlerini kendine konu alır.
Anatomi, diğer tıp bilim dalları için temel bilim dalıdır. Bu nedenle, tıp bilimleri
içinde terimlerini ilk belirleyen bilim dalı, anatomi olmuştur. Tıp terimleri Latince ya da
Grekçe’dir. Bu iki dilden köken alan terimler, farklı dillerde bazı değişiklikler gösterebilirler.
Bu değişiklikler kullanılan dildeki söyleyiş biçimine göre olmaktadır. Ses ve harf düşmeleri
ile eklenmeleri görülür. Bu tür geçişlere transkripsiyon denir.
1.1. Temel Tanım ve Terimler
1.1.1. İnsanın Yapısına İlişkin Temel Tanım ve Terimler
Vücut, yer ve komşuluk tanımlamaları için bölgelere ayrılmıştır. Bu bölgeler
önemlidir. Bunların bilinmesi bir hastalığın, bir organın ve bir oluşumun ya da bir yerin
anlatımında önemlidir. Bu bölgeler şunlardır:
Regio capitis: Baş bölgesi
Regio facialis: Yüz bölgesi
Regio pectoralis: Pektoral bölge, göğüs ön yüz bölgesi.
Regio abdominalis: Karın bölgesi, daha çok karın ön duvar bölgesi anlaşılır.
Regio epigastrica: Epigastrik bölge, karın boşluğunun en üst kısmı. Göğüs kemiğinin alt kısmı.
Regio hypogastrica: Hipogastrik bölge, göbeğin alt kısmı.
Regio hypochondriaca: Hipokondrik bölge, karının sağ ve sol yanlarındaki kısım.
Regio umbilicalis: Umblikal bölge, göbek bölgesi
Regio pubica: Pubik bölge, çatı kemiğinin üstündeki kısım.
Regio inguinalis: İnguinal bölge, kasık bölgesi
Regio perinealis: Perinal bölge
Regio dorsalis: Karın ve göğüs boşluklarının arka duvar bölgesi. Üst kısımlarına sırt denir.
Regio glutealis: Gluteal bölge, kalça bölgesi
Regio deltoidea: Omuz bölgesi
Canalis inguinalis: Kasık kanalı, inguinal kanal
Thorax: Göğüs boşluğu
Abdomen: Karın boşluğu
Axilla: Koltuk altı çukurluğu
Brachium: Kol
Antebrachium: Ön kol.
Cubitus: Dirsek.
Olecranon, ancon: Dirsek.
Fossa cubiti: Dirsek ekleminin önündeki sığ çukurluk.
Manus: El
Carpus: El bileği.
Metacarpus: El taraği.
Digitus: Parmak
Dactylus: Parmak
Pelvis: İki kalça kemiği ile sağrı arasındaki boşluk. Karın boşluğunun devamıdır.
Femur: Uyluk. Femoral bölge, kalça ile diz arasındaki kısım.
Genus: Diz.
Fossa poplitea: Diz ardı çukurluğu.
Crus: Bacak.
Pes, pedis: Ayak.
Podos: Ayak.
Tarsus: Ayak bileği.
Metatarsus: Ayak tarağı.
1.1.2. Hastalıklara İlişkin Genel Bilgiler ve Sınıflandırılması
Sınıflandırma, açık veya kapalı sıralama prensipleriyle bir alandaki nesnelerin
sıralanmış şeklidir. Burada karşımıza çıkan sınıflar belirlenen amaca bağlı olarak tasarlanır.
Sınıflandırma önceki bilgiye dayandırılır ve böylece bilginin yayılımı için bir anahtar
oluşturur.
Sınıflandırmada soyağacı prensibine göre sıralama yapılır. Yani “A, B’nin bir
çeşididir” şeklinde ifade edilebilir. Örneğin; pnemoni bir akciğer hastalığı çeşididir, baska
bir ifade ile de pnemoni geniş kapsamlı akciğer hastalıkları kavramının içindedir.
Sınıflandırma, aynı zamanda elde ettiğimiz verilerimizdir. Böylece bir sınıflandırmayı
başka bir alandan toplanan verilerle karşılaştırma imkanımız vardır. Örneğin; bir hastanede
yaşa göre dağılımı yapmak istersek, aşağıdakine benzer bir gruplandırma yapabiliriz.
 Bebekler: 0-3
 Çocuklar: 4-12
 Gençler: 13-18
 Yetişkinler:19-64
 Yaşlılar: 65-+
Yukarıdaki örnekte tek kriter yaştı. Bazı sınıflandırmalarda birden fazla sınıflandırma
kriterleri kullanılır, bu durum daha da karmaşık yapıya sahiptir. Örneğin; hastalık
sınıflandırması için:
 Anatomik yerleşimi
 Etiyolojisi
 Morfolojisi
 Disfonksiyonu
Bu maddelerin herbiri farklı sınıflandırma yapmak için kullanılır. Bu sıralamalar
yapılan sınıflandırmanın eksenini oluşturur ve farklı sınıflandırmalarda kullanabilme imkanı
sağlar. ICPC’ye (International Classification of Primary Care) göre teşhisler organ sistemleri
ve bulgu kodlarına göre olmak üzere iki eksen doğrultusunda yapılır.
Sınıflandırmada ortak dil problemi nasıl aşılır?
Tıptaki temel problemlerden biri, aynı kayıdın bile ortak dille ifadesinin güçlüğüdür.
Bu problem sınıflandırmada bariz ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar bizler kendi aramızda
latince tıpta ortak dili sağlıyor desek de; iş kayda geldiğinde bu durum farklılaşmaktadır. Eş
anlamlılar sözlüğü (thesaurus) ve kavramların kombinasyonlarıyla (konsept) çözümler
bulunmuştur. Sınırlama yapılmadan her iki kaynak da sistem içinde çalıştırılır.
1933’te Newyork Academy of Medicine, tıbbi terimlerin “Standart Classified
Nomenclature of Diseases” başlığıyla database’ini oluşturdu. 1961’de bu görevi The
American Medical Association üstlendi, 1965’ten itibaren ise American College of
Pathologist “Systematic Nomenclature of Pathology” (SNOP) adını vererek bayrağı devraldı.
SNOP geliştirilerek “Systematized Nomenclature of Human and Veterinary Medicine”
(SNOMED) adını aldı.
Sınıflandırma ve Kodlama Problemleri
Sınıflandırma ve kodlama problemleri ayrı değerlendirilir. Çünkü sınıflandırma
problemleri kavramların yazılması ile ilgilidir. Kodlama problemleri ise teknik destekle
ilişiktir. Bu destek özel durumlarda kodlamayı yapan personele yardım sağlamak için kullanılır.
Kodlar
Birçok sınıflandırmada sınıflar kodlar yardımıyla oluşturulur. Kodlar sayısal, alfabetik
veya her ikisi birden olabilir.
Sayısal kodlar: Sayısal kodları sayı dizileri oluşturur. Yeni bir unsur ilave edileceği
zaman bir sonraki sayının kodu verilir. Bu, büyük kolaylıktır.
Sayıların yerleştirilmesindeki esneklik ile hastaya özel bilgilerin saklı kodlarla
oluşturulması mümkündür.
Bazı sınıflar için belli diziler ayırarak, farklı sınıflandırmalar bir araya getirerek
“sınıflar kümesi” oluşturulabilir.
Akrostiş kodlar: Akrostişler (hani şu lisede yazdığımız şiirlerde ilk harflerin alt alta
okunması) bölümlerin adlarını hatırlatan bir veya birkaç karakter ile oluşturulur. Fakat tüm
maddeler için bu kodu üretmek çok uzun ve yorucu bir iş olacaktır. Bu nedenle bu kodlar
sınırlı sayıda bölümler için kullanılır. Örneğin; hastane departmanı belirtirken KBB (Kulak Burun Boğaz) gibi...
Hiyerarşik kodlar: Hiyerarşik kodlar, sınıflandırmadaki herangi bir detaya inildikçe
(dallandıkça) sınıfın kendi koduna yeni karakterlerin eklenmesiyle oluşan kodlamadır.
Böylece yakın sınıfların birbiriyle olan hiyerarşik ilişkisini kodlardan anlayabilme imkanı doğacaktır.
Yan yana kodlar: Bu kodlar parçalardan oluşan birleşik kodlardır. Herbir parça
sınıftaki başka bir bölümü temsil eder. Örneğin; ICPC’de teşhissel kod ona ait bir
karakterle temsil edilir. “N” ile başlayan her bölüm sinir sistemi ile ilgilidir gibi...
Kombinasyon kodlar: 100 anatomik yapının 20 farklı görevle, 10 farklı araçla, 5 ayrı
amacı gerçekleştirecek bir sınıflandırma yaptığımızda 100.000 sınıf ve koda ulaşırız.
Anlaşılacağı üzere yapı, görev, araç ve amaç gibi unsurların sınıflandırmasına dayanan kodlardır.
Kuvvetlerin toplanmasıyla oluşan kodlar: Bu sınıflandırmada başlık ve sınıflar için
sadece 2’nin kuvvetleri toplanır.
2 0 : 1 Sigara içen / 0 içmeyen
21 : 2 aşırı kiloda / 0 normal kiloda
2 2 : 4 artan kollestrol / 0 normal kollestrol
3 risk faktörü sıralandığında 7 tane bileşen elde edebiliyoruz. Sigara içen, şişman fakat
kollestrolü düşük bir kişi 3 koduyla temsil edilirken; sigara içmeyen, aşırı kilolu ve
kollestrolü yüksek kişi ise 6 kodu ile ifade edilir.
Taksonomi
Bu terim ortaöğrenim öğrencilerine hiç de yabancı değildir. Bizlere canlıların
sınıflandırılması taksonomi olarak öğretilmiştir. Yaratıcısı Linnaeus’tur. Taksonomi
sınıflandırmanın teorik kısmıdır. Sınıflandırma bilimi olarak ifade ettiğimizde son halini
almış bir sınıflandırma şemasına da taksonomi deriz yani yaptığımız işin bilimsel adıdır.
Nosoloji
Hastalıkların sınıflandırılması bilimidir. Bunun yanında semptom, sendrom, bozukluk
ve yaralanmaları da içerdiği için teşhissel terimlerin sınıflandırıldığı bilim kavramı içine de dahil edilebilir.
Nosoloji, hastalıkları açıklayan Nosografi’den ayrılır. Hastalığın açıklanması ve
tanımı arasındaki fark şudur: Hastalığın tanımı, sadece hastalığın gerekli özelliklerini içerir
oysa açıklaması, birbiri arasında ilişkide bulunan karakteri de verir. Bu yüzden Romatoid
Artrit’in ARA’ya (American Rheumatism Association) göre sınıflandırma kriteri aşağıdaki 7
maddeden en az dördünün yerine getirilmesi ile sağlanır:
 Sabah sertliği
 Mafsallarda 3 veya daha fazla bağlantı
 Artritlerde el bağlantısı
 Simetrik artritler
 Romatoid noduller
 Serum romatoid faktörü
 Tipik radyografik değişiklikler
Bu maddeler kesin olmayan açıklamalardır. Ancak belli şartlarda hastalığa ait bir
şüphenin işareti olabilirler. Bu tür tanımlamalar polythetic tanımlama olarak adlandırılır.
Açıkçası ARA tıp biliminin yabancısı olduğu bir sınıflandırmaya geçmiştir. Ancak bu
sınıflandırmaya ICD, SNOMED ve DSM (Diagnostic and Statistical Manual for Mental
Disorders) gibi sınıflandırıcı alanlarda ilgi duymakta olduğu belirtilmiştir.
Sınıflandırma Sistemleri
ICD Uluslararası Hastalık Sınıflandırması
Daha önceki bölümlerde de ifade ettiğimiz gibi ICD (International Classification of
Diseases) hasta kayıtları ve sınıflandırma denince ilk akla gelendir. İlk kez 1900 yıllarında
basılan bu sistem, her 10 yılda bir güncellenmiş, yenilenmiştir. En yeni baskısı ise 1992’de
hazırlanan ICD-10’dur. Bu işin sorumluluğu dünya sağlık teşkilatındadır (WHO)Bununla
birlikte şu an kullanılmakta olan çoğu kayıt sistemi halen ICD-9’a yada onun
modifikasyonuna dayanır. Bu modifikasyon daha ayrıntılı kodları içeren ICD-9-CM’dir. ICD
üç basamaklı kodların core sınıflamasını içerir. İsteğe bağlı olarak bir basamak daha ilavesi
ile bir seviye ileri kod oluşur. Her seviyede 0-7 arasındaki sayılar detayı belirler, 8 ise diğer
durumlar için kullanılır, 9 da tanınmayan kodları temsil eder.
Bir Orjinal ICD-9 Örneği
Temel olarak ICD’nin kullanım amacı teşhissel terimlerin oluşturulması içindir; fakat
ICD-9 ve ICD-10 tıbbi terimlerin daha geniş bir küme içerisinde incelenmesini sağlar.
Örneğin ICD-9’ da “V” ile başlayan kodlar kişinin sağlık durumu ile ilgili karşılaşabileceği
riskleri veya diğer faktörleri ifade eder. “E” ile başlayan kodlar ise ölümün external
nedenlerini kodlamak için kullanılır.
ICD-9 ve ICD-10’ da hastalıklar gruplara ayrılarak kodlanmıştır. Örneğin ICD-9 ‘da
001-139’a kadar olan kodlar, enfeksiyoz ve paraziter hastalık kodlarıdır. ICD-10’ da kodlar
yeniden numaralandırılır ve A ya da B harfleri ile başlayan kodlar olarak genişletilir. Mesela
tüberküloz ICD-9’ da 010-018 arası kodlarda yer alırken ICD-10 da A16-A19 arasında yer
almaktadır.
ICPC Uluslararası Temel Sağlık Hizmetleri Sınıflandırması
WONCA (The World Organization of National Colleges, Academies and Academic
Associations of General Practioners / Family Physicians), Dünya Ulusal Akademiler ve
Pratisyenler Birliği ICD-9’u kabul etmemiş ve kendi sınıflandırma sistemini ortaya
çıkarmıştır. Bu sınıflandırmanın kod sayısı daha küçüktür. Ama sadece teşhisleri kodlama
için kullanmaz, tedavi, terapi, laboratuvar testleri içinde kodlar içerir. Böylelikle elle kod
girmeden sistemin ilaç, reçete modunu otomatik olarak jenerik koda depolar.
ICPC (International Classification of Primary Care)’de WONCA doğrultusunda
oluşturulmuş bir sınıflandırmadır. İki eksenden oluşur. Birincisi vücut sistemleridir. Bu bir
harf ile kodlanır. Diğeri ise bileşenler adıyla iki basamakta kodlanır. Örneğin, teşhissel
pnemoni R81 ile ifade bulur (R: Respiratory tract, 81: Diagnostic component).
DSM Zihinsel Rahatsızlıklar için Tanısal ve İstatistiksel Rehber
Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından oluşturulan DSM (Diagnostic and Statistical
Manual for Mental Disorders), uzman bir koddur. 1952’de ilk kez DSM-I oluşturuldu. DSMII’nin
gelişiminde ICD-8’e dayanak oluşturuldu. Her iki sistem 1968 yılında etkin ve verimli
hale getirildi. DSM-IV, ICD-10 nun gelişimi ile koordine edildi.
DSM aynı ICD serisi gibi zamanla geliştirilmiştir. Burada sınıflandırma yapılırken
temel kriter olarak psikiyatri öngörülmüştür. ICD-10 ile birlikte hazırlansa da etiyolojik ve
patopsikolojik süreçler sadece ruhsal rahatsızlıklar için vardır.
DSM sınıflandırma sisteminde yer alan 5 eksen şu şekildedir:
 Klinik sendromlar
 Kişiliğe ilişkin rahatsızlıklar ve özel gelişim bozuklukları
 İlgili fiziksel ortam
 Psişik baskı şiddeti
 Tüm psikolojik süreç, fonksiyonlar
SNOMED (Tıp ve Veteriner Hekimlikte Sistematik Terminoloji)
SNOMED (Systematized Nomenclature of Human and Veterinary Medicine) bir
hastalığın birçok durumunun kodlanmasına izin verir. İlk kez 1975’te yayımlandı ve 1979da
gözden geçirildi. Şu anki versiyonun adı SNOMED International’dır. SNOMED çok eksenli
bir sistemdir. SNOMED-II 7 eksene sahipken SNOMED International, 11 eksene sahiptir.
Bu eksenlerin her biri bütün hiyerarşik sınıflama sistemini düzenler.
Örneğin hastalık kodu D-13510 olan bir teşhis (Pneumoccal pnumonia) aşağıdakilerin
kombinasyonuyla eşdeğerdir:
T- 28000 (Topografi: Akciğer)
M-40000 (Morfoloji: Şişlik, kızarıklık)
L- 25116 (Canlı organizma: Streptococcus pneumoniae)
Mesela tüberküloz (D-14800), akciğer (T-28000) + granulom (M-44000) +
Mycobacterium tuberculasis (L-21801) + ateş (F-03003) olarak adlandırılabilir. Bununla
birlikte bu karışıklığa yol açabilir, bilindiği üzere tüberküloz sadece akciğerde
bulunmayabilir.
Herhangi bir SNOMED terimi başka bir SNOMED terimi ile birleştirilebilir. Bu, aynı
bilginin birkaç yolla aktarılması anlamına gelir. Bu geçerli bir birleşme olsa dahi her oluşan
kombinasyonun anlamlı olduğu söylenemez. Bu serbestlik birçok anlamsız kodun doğmasına
neden olmuştur. Ne yazık ki bu kodların doğruluğunun bilgisayar yardımıyla kontrolü
mümkün değildir.
SNOMED International’da yer alan 11 eksen
ICD-O (Onkolojik ICD)
1976 yılında Dünya Sağlık Teşkilatı ICD-O ( International Classification of Diseases
for Oncology)’nun ilk baskısını yayımladı. Bu yayından öne geniş bir alan taraması ve testi
uygulandı, tüm bunlar da ICD-9’a dayandırıldı. 1990’da ise ICD-10 genişletilerek kullanıldı
ve bir morfoloji ile 4 haneli kod oluşturuldu. Böylelikle SNOMED ve SNOMED
International’da yer alan eksenler adapte edildi. ICD-O kanser kayıtlarında yaygın olarak
kullanılmaktadır.
CPT (Güncel Prosedürel Terminoloji)
CPT (Current Procedural Terminology) Amerika’da kullanılan başka bir sınıflandırma
sistemidir. Teşhis ve tedavi süresince maliyetle ilgili prosedürleri tanımlayarak kodlama
şeması içerir.
ICPM Tıbbi Prosedürlerin Uluslararası Sınıflaması
ICPM (International Classification of Procedures in Medicine) 1976’da Dünya Sağlık
Teşkilatınca deneme amacıyla hazırlanmıştır. Tanısal, laboratuar, koruyucu tedavi, cerrahi,
diğer tedavi ve yardımcı prosedürlerdeki bölümleri içine alır. WHO, kullanıcıların
katkılarıyla, radyoloji ve ilaçları da içine alan bir genişlemeyi hedeflediyse de bu
gerçekleşemedi. Yine de bu çalışma ICD-9-CM ve CCP’de yer alan prosedürlerin kaynağını
oluşturdu. Güncelleştirilmiş ICPM Almanya ve Hollanda’da parasal ve idari işlemlerde
zorunlu olarak kullanılmaktadır.
RCC (Read Klinik Sınıflandırması)
RCC (Read Clinical Classification) 1980’lerin başında James Read tarafından
geliştirildi ve NHS tarafından benimsendi. RCC özellikle bilgisayar destekli hasta kayıdı için
oluşturulmuştur. Bu nedenle hasta kayıdı ile ilgili tüm terimlere ulaşabilmeyi hedefler.
Sınıflandırma hiyerarşik bir yapıya ve 5 basamaklı kodlamaya sahiptir. Böylelikle 650
milyondan fazla alfanumeric olası core elde edilebilir. RCC yaygın olarak kullanılan ICD-9,
ICD-9-CM, OPCS-4, CPT-4 ve DRGs (Diagnosis-Related Groups) ile aynı doğrultuda yer alır.
ATC (Anatomik Terapik Kimyasal Kod)
ATC (Anatomic Therapeutic Chemical Code) ilaçların sistematik ve hiyerarşik
sınıflaması için geliştirilmiştir. 1970’lerde Norveç İlaç Deposu üç aşamalı anatomik ve
terapik sınıflandırma sistemi geliştirmiş ve daha sonra iki kimyasal aşama daha eklenmiştir.
Daha sonra WHO’nun ilaç kullanımı araştırma grubu bunu standart olarak kabul etmiş ve
geliştirilmesi sorumluluğunu almıştır.
Hiçbir kodlama ve sınıflandırma sistemi, kullanıcının tüm ihtiyaçlarına karşılık
verememektedir. ATC için ifade edilen avantajlar şu şekildedir:
 Üretilen bir ilacın etken madddesini, etkileşimini ve uygun dozunu açıklar.
 Pek çok sistemin içermediği terapatik ve kimyasal açıdan olaya yaklaşır.
 Hiyerarşik yapısı mantıksal bir gruplamayı gözetir.
 WHO tarafından kabul görmüştür.
Sayılabilecek dezavantajları ise bileşik ürünleri, dermatolojik preparatları ve lokal
hazırlanan uygulamaları içermemesidir.
Bazı ülkelerin ulusal ilaç veritabanları her ilaç ürünü için genellikle ATC kodunu içine
alır. Bu da eczane enformasyon sisteminde alternatif ilaç seçimine yardımcı olur. Karar
destek sistemleri, ilaç etkileşimleri ve dozaj kontrolu imkanını da enformasyon sisteminde bulundurur.
MeSH (Medikal Konu Başlıkları)
MeSH (Medical Subject Headings) Amerikan Ulusal Tıp Kütüphanesi (NLM)
tarafından geliştirildi. Tıp literatürünün indexlenmesi amacıyla kullanılmaktadır. MeSH’ de
aynı kavramı geniş açıdan ve dar açıdan izleyebilmek mümkündür. Mesela pnemoni, hem
akciğer hastalığı olarak hem de solunum sistemi hastalığı olarak adlandırılmıştır.
DRG (Teşhisle İlişkili Gruplar)
DRG (Diagnosis Related Groups) ICD-9-CM kodlarına ve ICD-9’da yer almayan
diğer faktörleri içerir. ICD kodlarını; gruplara, tedavinin maliyetine ve hastanede kalış
süresine dayandırır. DRG de bakımın, hizmetin götürülmesi ile ilgili faktörleri içerir. Bu
nedenle bütçelemede DRG söz sahibidir.
1.2. Tıbbi Terimleri Meydana Getiren Öğeler
1.2.1. Kökler
Kök bir sözcüğün anlamı ve yapısı bozulmadan, daha küçük parçalara ayrılmayan,
türememiş ancak kendisinden yeni sözcükler türetilebilen türetme eki almamış sözcükler
olarak tanımlanır. Kök, terimin kaynağıdır. Bir terimde birden çok kök kelime olabilir.
Örnek: Gastric teriminin kökü gastr kelimesi Türkçe mide anlamına gelir.
1.2.2. Sonekler
Terimlerin sonuna eklenir. O nedenle her terimde bir tane olmaktadır. Örneğin;
gastr/itis: Mide iltihabı. Buradaki –itis soneki “iltihap” anlamını verir. Gastr/ic: Mideyle
ilgili, -ic soneki ise “ilgili, ait” anlamındadır.
1.2.3. Önekler
Terimin başında bulunur. Bir tane olur. Örnek: Epi/gastr/ic: Burada önek-epi’dir. Üst,
yukarı anlamındaki bu önek, kök sözcüğe –ic sonekiyle “midenin üst ya da yukarı bölgesiyle
ilgili” anlamını kazandırır.
1.2.4. Kaynaştırma Ünlüsü
Genelde kaynaştırma ünlüsü (o) harfidir. Ancak (e), (a), (i) gibi ünlü (sesli ) harfler de
kaynaştırma ünlüsü olarak kullanılabilmektedir. Kaynaştırma ünlüsü; kök sözcüğü, soneke
ya da iki kök sözcüğü birbirine bağlar. Örnek: Cardi/o/gram. Burada cardi kök sözcüktür. (o)
kaynaştırma ünlüsüdür. –gram ise sonektir. Burada (o) kaynaştırma ünlüsü kök sözcüğü
soneke bağlamıştır. Electr/o/cardi/o/gram terimdeki ilk kaynaştırma ünlüsü iki kök sözcüğü
birbirine bağlamıştır. Sonekin baş harfi bir ünlü harf ise bu (o) sesli harfi kalkar.
Çok seyrek de olsa (e) kaynaştırma ünlüsü olur. Örnek: Subcutan/e/ous.
1.2.5.Birleşik Kök
Bir kök sözcüğün kaynaştırma ünlüsüyle birlikte olan şekline birleşik kök denir.
Örnek: Cardi/o/gram. Burada cardio birleşik formdur; çünkü, /cardi/ köküyle /o/ kaynaştırma
ünlüsü birleşmiştir.
Tıbbi terminolojide terimleri öğrenirken üç ana noktaya dikkat edilmelidir.
 Terimlerin yapısal ayrışımı: Burada amaç, karmaşık görülen terimleri basite
indirgeyerek ayrıştırmak ve anlamaktır. Bunun için bazı yöntemler kullanılır.
Terimler basit parçalara ayrılır. Bu yolla çok uzun ve karmaşık terimler anlaşılır hale gelir.
Örnek:
Gastroenterologia(gy) gastr/o/enter/o/logia(gy)
Gaster: Kök= Mide.
O: Kaynaştırma Ünlüsü.
Enter: Kök= Bağırsak.
Logia(gy): Sonek= Bilim.
Buna göre gastroenterologia terimi, “mide ve bağırsakları inceleyen bilim dalı”
anlamını taşır, gastroenteroloji olarak okunur ve söylenir.
Genelde (o) kaynaştırma ünlüsü kökle sonek arasında olur. Ancak bazen, sonek ünlü
harfle başlarsa buradaki kaynaştırma ünlüsü düşer, Hepatic teriminde böyle olmuştur. Sonek
olan (ic)’in başında (i) ünlüsü olduğu için (o) kaynaştırma ünlüsü düşmüştür. Öte yandan
bazı birleşik terimlerde (o) kaynaştırma ünlüsü iki kök arasında korunur.
Özetle söylemek gerekirse, tıp dilindeki terimler ayrıştırılırken üç önemli kural uygulanır:
 Sonekten geriye gidilerek terimdeki köklerin anlamları öğrenilir.
 Sonek sesli harfle başlıyorsa, sonekten önceki (o) kaynaştırma ünlüsü düşürülür.
Örneğin, Gastroic değil gastric olarak yazılır ve okunur. Mideye ait, mide ile ilgili anlamındadır.
 Kaynaştırma ünlüsü olan (o) harfi iki kök arasında ise yukarıdaki kural
uygulanmaz ve (o) kaynaştırma ünlü harfi kullanılır.
 İnsan vücuduna ait olan anatomi, fizyoloji ve klinik bilimlerle ilgili terimler
birbiriyle ilişkilidir. Anlamları araştırılırken bu ilişkilendirmeye başvurulur.
Örneğin, hemat/o/logia terimi “kan bilimi” olarak Türkçe’ye çevrilir. Kan ve
hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Burada, terimdeki parçaların anlamından
çok, terimin bütünsel anlamı önemlidir. Artık yeni bir terim ortaya çıkmıştır.
 Terimleri doğru yazma ve söylemenin önemi bilinmelidir. Doğru söyleme ve
yazma olmazsa sorunlar çıkabilir; çünkü çoğu terimin söylenişi birbirine
benzerse de yazımları ve anlamları tümüyle farklıdır.
Örnek: Ileum: İnce bağırsağın bir parçasının adıdır. Ilium: Kalça kemiğinin bir
parçasıdır. Bunların söylenişleri benzer, anlamları ise çok farklıdır.
Yanlış yazılan bir terim bazen yanlış ve ilgisiz bir anlam verebilir. Örnek: Hepat/oma:
Karaciğer hücrelerinin anormal büyümesiyle gelişen, karaciğer tümörüdür. Hemat/oma: Deri
altında kan birikmesiyle oluşan bir tümördür. Burada /p/ ve /m/ harfleri anlamı belirleyicidir.
Bazen de doğru yazılır ve yanlış söylenirse yanlış anlama olur. Örneğin,
urethra(uretra) ile ureter(ureter) terimlerinde bu durum olabilir. Uretra, böbrek ile idrar
kesesi arası; ureter, idrar kesesi ile idrarın vücuttan dışarı atıldığı dış delik arası idrar
yoludur. Burada söyleyiş önemlidir.
1.3. Sinir Sistemi ve Psikiyatrik Hastalıklar
Sinir sistemi işlevsel ve yapısal yönden karmaşık bir yapıya sahiptir. Vücudun bütün
sistemleriyle ilgilidir. Onları işlevsel yönden denetler, çalışmalarını normal düzeyde tutar.
İçeriden ve çevreden aldıkları uyartıları cevaplandırır.
Sinir sistemi iki bölümdür: 1. Merkezi sinir sistemi. 2. Periferik sinir sistemi. Merkezi
sinir sistemini beyin, beyincik ve omurilik: periferik sinir sistemini çevresel sinirler ve
ganglionlar (sinir düğümü) oluşturur.
Sinir sisteminin dokuları kendine özgüdür. Burada hücreler arasındaki doku, bağ doku
değildir. Bağ doku yerine nöroglia denilen özel doku vardır. Bağ doku, çevresel sinir sistemi
organlarında bulunur.
1.3.1. Anatomik Terimler
1.3.1.1. Genel Terimler
Neuron: (Sinir hücresi) Beyin, beyincik, omurilik ve ganglionlarda bulunur.
Neuroglia: Merkezi sinir organlarında nöronlar arasını dolduran ve sinir dokuya özgü bağ doku.
Substantia grisea:(Gri katman) Boz katman Omurilikte dışta, beyin ve beyincikte içte
bulunur. Sinir hücreleri bu katmanda olur.
Substantia alba: (Ak katman) Omurilikte dışta, beyin ve beyincikte içte bulunur.
Burada glia hücreleri ve sinir hücrelerinin uzantıları görülür.
Dendritum: Sinir hücresinde hücreye ağaç görünümü veren kısa kalın uzantılar.
Bunların sayıları birden çok olur ve dallanır.
Synapsis: Uyartıların; bir sinir hücresinden bir sinir hücresine ya da sinir hücresinden
bir vücut hücresine geçirilmesini sağlayan bağlantılardır.
1.3.1.2. Merkezi Sinir Sistemi
Şekil 1: Beyin
Cerebrum: Beyin
Cerebellum: Beyincik.
Encephalon: Beyin ve beyincik. İkisine birden verilen isim. Tüm beyin.
Cortex: Beyin ve beyincikte dış katman. Sinir hücreleri bu katmanda bulunur.
Medulla: Beyin ve beyinciğin iç katmanı.
Meninx: Beyin, beyincik ve omuriliğin çevresini saran, koruma amaçlı üç zara verilen isim.
Dura mater: Beyin, beyincik ve omuriliği saran zarlardan en dışta olanıdır. Serttir.
Beyin ve beyincikte kafatası kemiklerine yapışık, omurilikte omurlara yapışık değildir.
Arachnoidea: (Örümcek zar) Beyin, beyincik ve omuriliği saran zarlardan ortada bulunan zardır.
Piamater: Beyin, beyincik ve omurilik dokularını saran en iç zardır. Oldukça yumuşaktır.
Medulla spinalis: (Omurilik) Merkezi sinir sisteminin omurga kanalı içindeki bölümü.
Myelon: Omurilik.
Canalis centralis: Omuriliğin ortasında, boyuna uzanan kanal. İçinde beyin omurilik sıvısı bulunur.
Medulla oblangata, bulbus: (Omurilik soğanı) Beyinin omurilikten önceki soğan şeklinde bölümü.
Pons: Omurilik soğanı ile beyin gövdesi arasında kalan bölüm.
Ventriculus: (Karıncık) Beyinde bulunan boşluklar. Dört tanedir. İçlerinde BOS bulunur.
Hemispherium: Beyin yarım küresi.
1.3.1.3. Periferik Sinir Sistemi.
Nervus. Sinir.
Epineurium: Bir sinirde epinöryumdan içeriye doğru sokulan ve siniri sinir teli
demetlerine ayıran bağ dokudan bölmeler.
Endoneurium: Bir sinirde her sinir teli çevresini saran çok ince bağ dokudan kılıf.
Neurofibra: (Sinir teli) Sinir hücresine ait akson ve bunu saran kılıflardan oluşur.
Sinir telleri bir araya gelerek sinirleri yaparlar.
Ganglion: Merkezi sinir sistemi organları dışında sinir hücresi içeren düğüm
şeklindeki oluşumlar. Vücudun belli bölgelerinde bulunur. Sinir hücresi içerir. Sinir hücreleri
arasında nöroglia değil doku bulunur.
1.3.2. Semptom Terimleri
Cephalgia: Baş ağrısı.
Vertigo: Baş dönmesi.
Aphasia: Fiziksel yeteneğin olmasına ve kişinin istemesine rağmen, öğrenilmiş amaçlı
motor eylemleri yapamama. Merkezi konuşamama hali.
Syncope: Kısa süreli bilinç kaybı, bayılma.
Stupor: Hastanın, ancak şiddetli uyaranlarla kısa bir süre için uyanık duruma
getirilebildiği tepkisizlik durumu.
Coma: Uyandırılmanın mümkün olmadığı tepkisizlik durumu.
Confusion: Bilinç kaybı ile seyreden nöbet.
Convulsion: Anormal beyin uyartıları sebebiyle kasların istem dışı kasılmaları.
İllusion: (Yanılsama) Çevreden gelen uyarımların yanlış algılanması sonucu oluşan
psikotik ve organik ruhsal rahatsızlıklarda görülen belirti.
Hallucination: Olmayan bir çevre uyarımının sanki varmış gibi yaşanması, örneğin
kulağa gerçekte olmayan sesler gelmesi gibi, psikotik bir belirti (varsan).
Delirium: İrritabilite, korku, görsel hallusinasyonlar ve bazen de çevreyle ilişkilerin
tam anlamıyla kopması gibi özellikler gösteren bir rahatsızlık.
Anksiyete nevrozu: Birdenbire ortaya çıkan, zaman zaman yineleyen, çoğunlukla
bedensel, fizyolojik belirtilerle birlikte olan aşırı kaygı durumudur.
Fobik nevroz: Anlamsızlığı, gereksizliği, mantıksızlığı, yersizliği hasta tarafından
kabul edilen; ancak denetlenemeyen, engellenemeyen bir korku durumudur.
1.3.3. Tanı Terimleri
Dementia: (Bunama) Yapısal nöropatolojik değişiklikler nedeniyle oluşan ve
kendisini yetenek kaybıyla belli eden, ilerleyici, düzelmesi olanaksız beyin fonksiyon
bozukluğu sendromudur.
Alzheimer hastalığı: Demansa yol açan dejeneratif bir hastalık.
Creutzfield-jakob hastalığı: Bir virüsün neden olduğu demansa giden hastalık.
Paralysis agitans: (Parkinson hastalığı) Orta yaşta gelişen ilerleyici bir sinir sistemi
hastalığı. Bu hastalığın klinik bulguları arasında monoton ses, ellerin titremesi, yüzün
anlamını yitirmesi gibi bulgular yer alır.
Hydrocephalus: Beyin ventriküllerinde normalin üzerinde sıvı toplanması.
Microcephalus: Başın normalden küçük olması.
Amnesia: Hafıza kaybı, unutkanlık.
Obsesif-kompülsif: Nevroz Düşünce ve mantık düzeyinde ortaya çıkan, anlamsızlığı,
gereksizliği, yersizliği, hasta tarafından kabul edilen, hastanın irade ve isteği dışında inatçı
biçimde sürekli olarak yineleyen takıntılı düşünce ve davranışlar.
Hysteria. Genellikle benliği olgunlaşmamış olanlarda, çatışmalardan kaynaklanan,
bastırılmış, denetlenmiş, engellenmiş, ertelenmiş duygu ve düşüncelerin bedensel ya da
ruhsal belirtilerle açığa çıkan bir nevrozudur.
Hypochondriasis (Hastalık hastalığı). Kişinin sürekli bir biçimde sağlığı hakkında
aşırı kaygılanması, kendinde gerçekle olmayan hastalıklar görmesi ile belirgin ağır bir
psikonevroz türüdür.
Conversion: Kişinin iç dünyasındaki bir çatışmayı simgesel bir biçimde dışa
vurmasına yol açan, bedeninde ortaya çıkan duygusal veya hareketsel işlevlerinde bozulmadır.
Depression: (Ruhsal çöküntü) Üzüntü ve enerji azalması, yorgunluk ve umutsuzluk
belirtilerinin yanı sıra kişinin benlik saygısının azalması ve suçluluk duygularının görüldüğü,
ileri şekilde psikotik düşünce bozukluklarının ve intiharların tabloya eklendiği bir duygu durum bozukluğudur.
Mania: Aşırı neşelenme, hareketlerde ve enerjide artış, gerçeği değerlendirme
yetisinde bozulma gibi, belirtilerle seyreden depresyonun karşıtı bir duygu durumu bozukluğudur.
Schizophrenia: Ruhsal işlevlerin hemen tamamının büyük ölçüde hasara uğradığı,
kesin nedeni ve tedavisi henüz bulunamamış olan ağır bir psikotik hastalık.
Psychosis: Hastanın gerçeği değerlendirmesinde, düşünce içeriğinde, duygulanım,
algılama ve davranışlarında ileri derecede bozulmalar yapan ağır ruhsal hastalıklara verilen genel addır.
Psychoneurosis: Hastaların gerçeği değerlendirmesinin ileri derecede bozulmadığı,
yaşama sınırlı da olsa uyum gösterebildiği anksiyete, obsesif-kompulsif bozukluk ve fobik
bozukluk gibi psikiyatrik rahatsızlıklara verilen genel addır.
Epilepsia: (Sara) Beyin fonksiyonunun kısa süren krizler şeklindeki, tekrarlayan
hastalığı. Birdenbire ortaya çıkan ve kısa süren kriz sırasında bilinç değişiklikleri, aşırı
hareketlilik, duyusal olaylar ve uygunsuz davranışlar görülür.
İnsomnia. Uykusuzluk.
Narcolepsy: Tekrarlayan uyku nöbetleri. Uyku hastalığı.
Hypertensive encephalopathy: Şiddetli hipertansiyonlu hastalarda kendini baş ağrısı,
konfüzyon veya stupor ve konvülsiyonla belli eden akut veya subakut durum.
İntracerebral hemorrhage: Beyin dokusu içine kanama.
Meningitis: Beyin ve omurilik zarlarının iltihabı.
Myelitis: Omurilik iltihabı.
Poliomyelitis: (Çocuk felci) omurilik gri maddesinin iltihabı, daha çok çocuklarda
görülen ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı, kusma ile aniden başlayıp ağır şekillerde
kaslarda atrofi ve felce uzanan virutik hastalık.
Polioencephalitis: Beyin gri maddesinin iltihabı.
Poliomyelencephalitis: Beyin ve omurilik gri maddelerinin iltihabı, poliomiyelit ve
polioensefalitin birlikte oluşu.
Encephalitis: Beyin iltihabı.
Encephalomyelitis: Beyin ve omuriliğin iltihabı.
Cerebral abscessus: Beyin absesi, beyin dokusu içerisinde kapsüllü bir irin birikimi.
Neuritis: Sinir İltihabı.
Encephalopathy:Beyin dokusunda dejeneratif değişikliklerle belirgin herhangi bir hastalık.
Disc hernia: Bel fıtığı.
Şekil 2: Bel fıtığı disk hernisi
Multiple sclerosis: Beyinde ve omurilikte yaygın demiyelinizasyon plaklarının
bulunmasıyla özellik kazanan ve yavaş yavaş ilerleyen bir merkezi sinir sistemi hastalığı.
Tremor: (İstem dışı titreme) Vücudun bir veya birkaç bölümünde görülen ve
fonksiyonları birbirinin karşıtı olan kasların sırayla ve ardı ardına kasılmaları nedeniyle
meydana gelen istem dışı hareketler.
Cerebral parsy: Beyin felci.
Plegia: Felç.
Monoplegia: Bir ekstremitenin felç olması.
Hemiplegia: Vücudun bir yarısını etkileyen felç.
Paraplegia: İki bacağı tutan felç.
Quadriplegia: Dört ekstremitede görülen felç.
Syringomyelia: Omurilik veya beyin sapında içi sıvı dolu bir nöroglia boşluğunun bulunması.
Tabes dorsalis: Omuriliğin arka kordonunun ve buradaki duyu yollarının yavaş fakat
ilerleyici dejenerasyonu.
Trigeminal neuralgia: Nervus trigeminusun dağıldığı alanlarda birdenbire ortaya
çıkan kısa süreli, çok şiddetli, batma tarzında ağrı.
Bell’s paralysis: Birdenbire ortaya çıkan tek yanlı, idiopatik yüz felci.
Peripheric neuropathy: Çevresel sinirlerde fonksiyon bozukluğu yapan patolojiler.
Muscular dystrophy: Sinir dokularının bozulmasına ait herhangi bir kanıt olmaksızın
yalnızca kas liflerinin ilerleyici bir şekilde dejenerasyonu ve dermansızlıkla özellik kazanan
bir grup kalıtsal hastalık.
Myasthenia gravis: Daha çok, sinirlerini kafa çiftlerinden alan kaslarda görülen kas
yorgunluğu ve güçsüzlüğü ile özellik kazanan sinir-kas kavşağı hastalığı.
1.3.4. Ameliyat Terimleri
Craniotomy: Kafatasının açılması.
Ganlionectomy: Ganlionun ameliyatla alınması.
Neurectomy: Sinirin ameliyatla alınması.
Neurotomy: Sinirin kesilmesi.
Neurorrhaphy: Kesik sinirin dikilmesi.
Neurolysis: Travma ya da iltihabi nedenle çevre dokulara yapışan bir sinirin cerrahi
girişimle serbest duruma getirilmesi.
Neuroanastomosis: Sinir lifleri arasında cerrahi olarak birleşme sağlama.
Cerrahi dekompresyon: Sinire baskı yapan oluşumun çıkarılması veya
uzaklaştırılması.
1.4. Endokrin Sistem Terimleri
Endokrin sistem, içsalgı yapan organlar topluluğudur. Bu organların bir kısmı birbirini
etkileyerek çalışırırır; diğerleri de bağımsız işlev yaparlar. Bağımsız çalışanlara örnek olarak
pankreas içindeki Langerhans adacıkları gösterilebilir. Etkileşim içinde olanlar, hipofizden
etkilenenlerdir. Bunlar tiroit, böbrek üstü bezi vb. dir.
Endokrin sistem organlarının salgılarına hormon denir. Hormonlar, doğrudan kana
verilir. Hormon, çevredeki kapillerler içindeki kana geçirilir. Dış salgı bezlerinden farkları,
kanallarının olmayışıdır. Vücutta bazı iç salgı yapan hücreler toplulaşarak organ
yapmamışlar. Bu hücreler vücutta yaygın şekilde bulunur. Bunlara DNES (diffuz
nöroendokrin sistem) hücreleri denir. Bu hücreler mide, bağırsaklar ve solunum yollarında
çok görülür. Salgıladıkları hormona “doku hormonu” denir. Doku hormonu, çevredeki doku
sıvısı içine verilir ve çevre hücreleri etkiler. Bu tür etkilemeye parakrin etki denir.
Kana verilen hormon, uzak bir yerdeki bir organ ya da hücreyi etkiler. Buna endokrin
etki, etkilediği organ ya da hücreye de hedef organ (target organ) denir.
1.4.1. Anatomik Terimler
Gl. Throidea: (Tiroit bezi) Boyunda, soluk borusuna yapışık olarak bulunan bez.
Kalkana benzediği için kalkan bezi de denir.
Capsula fibrosa: Fibröz kapsül. Tiroiti saran bağ dokudan kapsül.
Stroma: Tiroit bezi dokusu içindeki bağ doku kısmı.
Parenchyma: Tiroit bezinde salgı yapan hücrelerin oluşturduğu bölüm. Bezin işlevsel kısmı.
Gll. Parathyroidea: (Paratiroit bezleri) Tiroit bezinin arkasında bulunan dört küçük bez.
Hypophysis: Kafatası içinde beynin alt yüzünde, hipotalamusa bağlı bez.
Adenohypophysis: Hipofiz bezinin arka lobu.
Follikülleri stimule eden (uyaran) hormon: Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanır.
Ovaryumda follikül hücrelerini etkileyen hormon. Erkekte testisteki spermiyum ana hücrelerini etkiler.
Lüteinleştirici hormon: Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanır. Kadında
ovaryumdaki korpus luteum hücrelerini etkiler ve progesteron hormonu salgılamalarını
sağlar. Erkekte testis bağ dokusu içindeki Leydig hücrelerini etkiler ve testosteron hormonu
salgılamasını sağlar.
Adrenokortikotrop hormon: Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanır. Böbrek üstü
bezinin korteks katmanı hücrelerini etkiler.
Laktojenink hormon: Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanır. Süt salgılamasını hızlandırır.
Oksitosin: Hipofiz bezinin arka lobundan salgılanır. Uterusun düz kas hücrelerini etkiler.
Antidiüretik hormon: Vaspressin. Hipofiz bezinin arka lobundan salgılanır. Kan
damarlarındaki düz kas hücrelerini etkileyerek kan basıncını yükseltir.
Epiphysis: Korpus pinealis. Beyinde arka tarafta küçük kabartı hâlinde bulunan bezdir.
Melanositleri stimule eden hormon: Memelilerde etkili olmayan bir hormondur.
Gl. Suprarenalis: Böbrek üstü bezi. Adrenal bez. Suprarenal bez.
Kalsitonin: Tiroit bezinde parafolliküller hücrelerin salgıladığı hormon. Kalsiyum düzeyini ayarlar.
Tiroksin: Tiroit bezinde folliküller hücrelerin salgıladığı hormon. Bazal
metabolizmaya etki eder. İyottan zengindir.
İnsula pancreaticae: Langerhans adacığı. Pankreas bezi içinde iç salgı yapan hücre topluluğudur.
Testosteron: Testisle Leydig hücrelerinin salgıladığı hormon. İkincil erkek karakterini belirler.
1.4.2. Semptom Terimleri
Galactorrhea: Gebelik ve emzirme durumu olmaksızın süt salgısının olmasıdır.
Exophtalmia, exophtalmos: Gözün öne itilmesi, göz küresinin dışarı doğru çıkması.
Hypernatremia: Kanda sodyum oranının artması.
Hyperglicemia: Kandaki şeker oranının yükselmesi.
Hypoglicemia: Kandaki şeker oranının düşmesi.
Tetania: Paratiroit bezlerinin az çalışması ve kalsiyum yetersizliğine bağlı olarak
kaslarda gelişen spazm (kasılma).
Virilism: Androjen yükselmesine bağlı erkek tipi kıllanma, klitoris büyümesi, kas
kütlesinin artması ile belirlenen bozukluk. Kadında erkeklik özelliklerinin oluşması.
Hirsutism: Özellikle kadınlarda derideki kılların normalin üstünde çoğalması, aşırı
kıllılık. Gynecomastia: Erkeklerde göğüslerin büyümesi ile karakterize bir semptom.
1.4.3. Tanı Terimleri
Hypopituitarism: Hipofizin yetersiz hormon salgılaması durumu.
Hypothyroidism: Tiroid bezinin yetersiz salgı yapması durumu.
Addison hastalığı: Primer adrenal yetmezliği.
Hipofizer cücelik: Hipofizin yeterli büyüme hormonu salgılamamasına bağlı gelişen
cücelik. Acromegalia: Yetişkinlerde büyüme hormonu fazlalığına bağlı olarak gelişen bir hastalık.
Gigantism: Çocuklarda büyüme hormonu fazlalığına bağlı olarak gelişen bir hastalık.
Congenitale adrenal hyperplasia: Bir enzim defekti nedeniyle adrenal korteksin aşırı
fonksiyonu ile açığa çıkan tablodur.
Adrenogenital syndrome: Aşırı miktarda adrenal androgenlerin salgılaması
nedeniyle virilizasyona yol açan doğuştan ya da sonradan oluşan herhangi bir sendrom.
Cushing’s syndrome: Aşırı miktarda hidrokortizon veya ilgili kortikosteroidlerin
uzun zaman etkisinde kalma sonucunda gelişen klinik anomaliler grubu.
Hyperaldosteronism: Aldosteron fazlalığına bağlı olarak gelişen tablodur.
Feokromositoma: Genellikle adrenal medulladan kaynaklanan adrenalin veya
noradrenalin salgılayarak hipertansiyona neden olan bir tümör.
Graves hastalığı: Hipertiroidizm, guatr, eksoftalmi ve pretibial miksödem görülen hastalık tablosu.
Thyroiditis: Tiroit bezinin iltihabı.
Hashimoto tiroiditi: Kronik lenfositer tiroidittir. Otoimmun bir hastalıktır.
Şekil 3: Guatrlı hastalar
Goiter: Tiroit bezinin büyümesi.
Endemik guatr: Tiroit bezinin, tiroid hormonu yapımının azalması nedeniyle klinik
olarak hipotiroidizm görülmeksizin büyümesi.
Papiller karsinom: Tiroidin en sık görülen kötü huylu tümörü.
Anaplastic carcinoma: En kötü huylu tiroid tümörüdür. Tanıdan sonraki bir yıl
içerisinde bütün hastalar ölür.
Medullar tiroid karsinom: Parafolliküler C hücrelerinden kaynaklanan bir tiroid tümörüdür.
Parathyroid adenoma: Paratiroid bezinin benign tümörü.
Diabetes insipidus: Hipofiz arka lobu hormonu olan antidiüretik hormon
yetersizliğine bağlı gelişen bir hastalık, “şekersiz şeker hastalığı” da denir.
Diabetes mellitus: Şeker hastalığı.
1.4.4. Ameliyat Terimleri
Hypophysectomy: Hipofiz bezinin ameliyatla alınması.
Trans-sfenoidal rezeksiyon: Bir hipofizektomi yöntemi.
Thyroidectomy: Tiroit bezinin ameliyatla alınması.
Subtotale thyroidectomy: Tiroit bezinin çok az bir kısmının bırakıldığı tiroidektomidir.
Adrenalectomy: Adrenal bezlerinin ameliyatla alınması.
Parathyroidecomy: Paratiroid bezinin ameliyatla alınması.
1.5. Hareket Sistemi Terimleri
Hareket sistemi, insanın hareketini sağlayan yapılar birliğidir. Bu yapılar kemikler,
eklemler ve kaslardır. Bu üç yapı, kendilerine destek olan yapılarla birlikte insanı hareket
ettirir. Destek yapıların başında; bağ doku, damarlar ve sinirler gelir.
Kemikler, eklemler aracılığı ile birleşerek iskeleti oluşrur. İskelet; vücudun biçimini
belirler, organları korur, hareketi sağlar; başta kalsiyum ve fosfor bileşikleri olmak üzere,
bazı mineral maddeleri depo eder; içerdiği kemik iliği ile kan hücrelerini yapar.
Eklemler kemikler arasında oluşur. Kemiklerin eklenme yerleridir, iskelete hareket
sağlar. Bunlar; oynar, yarı oynar ve oynamaz eklemler olarak ayrılır. Eklem hastalıkları
genelde oynar eklemlerde görülürler. Hastalık, eklemi yapan yapılarda oluşur.
1.5.1. Anatomik Terimler
1.5.1.1. Kemik Terimleri
Periosteum: Kemiklerin dış yüzlerini sıkıca saran ve sıkı bağ dokudan yapılmış
zardır. Kemiği korur ve kemik kırıklarında onarımı sağlar.
Endosteum: Kemik içindeki boşluklarda yüzeyi örten bağ dokudan zardır. Kemiğe
sıkıca yapışmıştır. Kemik iliği ile komşudur.
Substantia copmacta: “Sıkı” olarak adlandırılan kemik yapısıdır. Bu kemik sıkı bir
yapı gösterir. İçerisinde boşluk ya da kovuk yoktur. Kemiğin beslenmesini sağlayan
kanalcıklar içerir. Dıştan peryosteumla içten endosteumla sarılıdır. Sıkı kemik uzun
kemiklerin gövdelerinde görülür.
Substantia spongiosa: Spongyos kemik. Kemiğin içinde süngerlerde görüldüğü gibi
küçük ya da büyük boşluklar bulunur. Spongyos kemik (süngersi kemik) denmesinin nedeni
budur. Bu tür kemik yapısı uzun kemiklerin uçları ile, kısa ve küçük kemiklerde görülürler.
Bu kemiklerin dış yüzleri kompakt (sıkı) kemik yapısıyla örtülüdür. Bunun da dışında
peryosteum bulunur.
Os longum: Uzun kemik. Femur, humerus vb.
Os breve: Kısa kemik. El bileği ve ayak bileği kemikleri.
Os planum: Yassı kemik. Kafada bulunan yassı kemikler.
Os irregulare: Düzensiz kemik. Belli bir şekli olmayan kemik. Sakrum, koksa ve
mandibula bu gruba girer.
Facies articularis: Uzun kemiklerde ,iki uçta, kemiğin ekleme katılan yüzüdür.
Eklem yüzü. Artikular yüz.
Cavitas medullaris: Kemiklerin ortasında bulunan boşluk. İlik boşluğu anlamına
gelir. İçinde sarı ya da kırmızı kemik iliği bulunur. Kısaca medulla olarak da söylenir.
Medulla ossium flava: Sarı kemik iliği. Medulla boşluğunda yağ doku bakımından
zengin kemik iliği. Erişkin kemiklerinde görülür.
Medulla ossium rubra: Kırmızı kemik iliği. Medullada ve spongiyos boşluklarda bulunan kemik iliği.
Foramen nutriens: Kemiklerin yüzeyinde görülen ince delikler. Beslenme deliği
anlamındadır. Damar ve sinirler bu deliklerden içeriye girer.
Osteoblastocytus: Kemik yapan hücrelerdir. Kemik yapımı sırasında ortaya çıkar.
Osteocytus: Kemik hücresidir. Kemik içindeki lakuna denen boşluklarda yerleşiktir.
Osteoclastocytus: Kemik yiyen hücre. Kemik onarımı sırasında ortaya çıkarlar. Çok
çekirdekli büyük hücrelerdir.
Vücuttaki Önemli Kemikler
Parietale: Kafanın iki yan duvarını yapar. İki kemiktir. Yan kafa kemiği.
Os occipitale: Kafanın en arkasında bulunan ve birinci vertebra ile eklem yapan
kemik. Art kafa kemiği.
Os frontale: Kafanın önünde, göz boşluklarının olduğu kemik. İçinde iki sinus frontalis bulunur. Alın kemiği.
Os temporale: Kafanın yan-alt kısmında bulunur. Kulak deliği buradadır. Şakak
kemiği.Os sphenoidale: Kafanın orta-taban bölümünde bulunur. Cisim kısmının içinde sinüs
stenoidalis denilen paranazal boşluk vardır. Hipofiz bezi bu kemiğin çukurluğuna
yerleşmiştir. Temel ya da taban kemik.
Os nasale: Üst çene kemiği. İki tanedir. Ortasında sinüs maksillarus bulunur. Alt
kenarında üst dişler dizilidir.
Os mandibula: Alt çene kemiği. Temporal kemikle çene eklemini yapar. Başın
hareketli olan tek eklemidir.
Calivaria: Kafa tavanı.
Cavitas nasi: Burun boşluğu.
Cavitas oris: Ağız boşluğu.
Orbita: Gözlerin bulunduğu boşluk.
Fonticulus: Bıngıldak. Fontanella.
Paranazal sinüsler: Maksilla, etmoid, sfenoid ve frontal kemiklerin içindeki
boşluklar. İçlerinde hava bulunur. Duvarlarını döşeyen bağ dokusunun iltihabına sinüzit denir.
Colomna vertebralis: Omurga.
Rachis: Omurga.
Cervical vertebra: Boyun omuru. C olarak kısaltılır.
Thoracal vertebra: Göğüs omuru. T olarak kısaltılır.
Lumbal vertebra: Bel omuru. L olarak kısaltılır.
Sacral vertebra: Sağrı omuru. S olarak kısaltılır.
Humerus: Kol kemiği.
Radius: Ön kolda döner kemik.
Ulna: Ön kolda dirsek kemiği.
Coxa: Kalça.
Pelvis: İki kaça kemiği ile sakrumun ortasında oluşan vücut boşluğu.
Femur: Uyluk kemiği.
Crus: Bacak.
Pes, pedis: Ayak.
Podos: Ayak.
Fibula: İki bacak kemiğinden arka dış yanda, ince olanı. Kamış kemik.
Tibia: İki bacak kemiğinden kalın olanı. Kaval kemiği.
Tarsus: Aşık kemiği.
Calcaneus: Topuk kemiği.
Metatarsus: Ayak tarağı kemikleri.
Phalanx: Parmak kemiği.
Costa: Kaburga.
Sternum: Göğüs kemiği.
Clavicula: Köprücük kemiği.
Spacula: Kürek kemiği.
Carpus: El bileği kemiklerinin genel adı.
Metacarpus: El tarağı kemikleri.
Patella: Diz kapağı kemiği.
Digitus: Parmak.
Dactylus: Parmak.
1.5.1.2. Eklem Terimleri
Articulatio: Eklem. Çoğulu “articulationes”dir.
Arthon: Eklem.
Arthrologia: Eklem bilim. Eklemleri konu alan bilim dalı.
Ligamentum: Ekleme katılan kemikler arasında uzanan bağlardır. Eklemin içinde ve
dışında bulunabilirler. Bağ dokudan yapılmışlardır. “Lig” olarak kısaltılır. Çoğulu
“Ligamenta, Ligg” şeklinde yazılır.
Sutura: Kısa kemiklerde ekleme katılan yüzdeki testere benzeri dişli kısım.
Gomphosis: Dişlerle çene kemiklerindeki alveol kemik duvarları arasında meydana gelen eklem.
Cartilago articularis: Eklem kıkırdağı. Oynar eklemlerde ekleme katılan kemiklerin
eklem yüzlerini örten kıkırdaktır.
Capsula articularis: Eklem kapsülü. Ekleme katılan kemiğin eklemleşen uçlarını
içine alan bağ dokudan kapsül. Eklem bölgesini kucaklar.
Cavitas articularis: Eklem boşluğu. Oynar eklemde ekleme katılan uçlar ile kapsül arasında kalan boşluk.
Synovia: Eklem sıvısı. Eklem boşluğunda bulunan sıvı. Koyu ve yapışkandır.
Kayganlık sağlayarak sürtünmeyi önler.
Articulatio synovialis: Sinovyal eklem. Oynar eklem.
Discus intervertebralis: Vertebraların gövde kısımları arasında bulunan disk
şeklindeki oluşumlar. Vertebralar arasında eklemleşmeyi sağlar.
Önemli Eklemler: (Eklem, “art.” biçiminde kısaltılarak yazılabilir).
Art. Humeri: Omuz eklemi. Skapula ile humerus arasında oluşur.
Art. Cubiti: Dirsek eklemi. Humerus, radius ve ulna arasında oluşur.
Art. Genus: Diz eklemi. Femur, tibia ve patella kemikleri arasındadır.
Art. Temporamandibularis: Mandibula ile temporal kemik arasındadır.
Art. Radiocarpea: El bileği eklemi.
Art. Talocruralis: Tibia, fibula ve talus arasında oluşan ayak bileği eklemi.
1.5.1.3. Kas Terimleri
Hareket sistemi kasları, çizgili kaslardır. Kasları yapan kas hücrelerinde enine çizgiler
görülür. O nedenle bu kas hücrelerine “çizgili iskelet kasları” denir. Bu tür kaslar, istemli
çalışırlar. Kas hücrelerinin çalışmaları kasılma gevşeme şeklinde olur. Bu işlev kas
hücrelerine gelen sinirlerle sağlanır. Beyinden gelen uyartıyla kaslar kasılırlar ve gevşerler.
Musculus: Kas. Anatomide kas sözcüğü çok geçer. Daha çok kısaltılmış şekliyle
yazılır. Kısaltması “M, m”dir. Çoğulu “musculi” şeklinde yazılır ve kısaltması “Mm, mm”dir.
Fascia: Kaslar arasında, kasları birbirinden ayıran ince saydam zara faysa denir. Sıkı
bağ dokudan yapılmıştır.
Myocytus: Kas hücresi.
Sarcoplasma: Kas hücresi sitoplâzması.
Fibramuscularis: Kas teli, kas hücresi.
Myofibrilla: Kas hücresi sarkoplâzması içinde uzanan ince iplikçikler. 1-3 mikron
kalınlığında olan bu miyofibriller kasılma işlevini yaparlar.
Discus intercalatus: İnterkalt diskus. Kalp kası hücreleri arasındaki bağlantı yerleridir.
1.5.2. Semptom Terimleri
Arthralgia: Eklem ağrısı.
Myalgia: Kas ağrısı.
Siyatalji: N. İschiadicus’un (siyatik sinir) inverve ettiği alanda duyulan ağrı. Bacağa yayılan ağrı.
Metatarsalgia: Ayak tarağında hissedilen ağrı.
Contracture: Kasın devamlı kasılma hâlinde olması.
Pes ekino varus deformitesi: Çarpık ayak.
Pes cavus: Çukur ayak.
Kas atrofisi: Kas kitlesinin küçülmesi.
Crepitation: Kırık kemiğin uçlarının birbirine sürtünmesinden çıkan ses.
Fracture: Kırık. Bir kemiğin kırılarak bütünlüğünün bozulması olgusu.
Dislocation: Çıkık. Ekleme katılan kemiklerdeki eklem yüzlerinin konumlarının değişmesi.
Subluxation: Eklem yüzlerinin birbirinden kısmen uzaklaşması. Tam olmayan çıkık.
Hematoma: Damarlarda görülen lezyonlar sonucu bir bölgede kan birikmesi.
Hemartrosis: Eklem boşluğuna kanama, eklem boşluğunda kan toplanması.
1.5.3. Tanı Terimleri
Lumbago: Sırt ağrısı.
Lumber disk lezyonu: Bel bölgesi omurları arasındaki disklerde görülen lezyon.
Spondylosis: İnvertebral disklerde görülen bozukluklar.
Lordosis: Öne doğru kamburluk.
Kyphosis: Arkaya doğru kamburluk.
Şekil 4:İlk resimde normal omurga görünürken ikinci resimde kifozlu omurga yer almaktadır
Scoliosis: Omurganın yanlara doğru çarpıklığı.
Juvenile kyphosis: Genç ve adolesan yaşlarda görülen vücut duruş bozukluğu.
Osteitis: Kemiklerde görülen enfeksiyon. Kemik iltihabı.
Osteomyelitis: Kemik iliği iltihabı.
Infective arthritis: Eklemlerde görülen enfeksiyon. Eklem iltihabı.
Periarthritis: Eklem çevresindeki dokuların iltihabı.
Osteoarthritis: Eklemi oluşturan kemik yüzlerinde ve eklem kıkırdağında dejeneratif
değişikliklerle belirgin eklemde ağrı, hareket azalması ve şekil bozukluğuna sebep olan eklem hastalığı.
Gout hastalığı: Kanda ürik asit düzeyinin yükselmesi, sodyum biurat kristallerinin
bağ dokularda ve özellikle küçük eklemlerin, en çok ayak başparmağının metatatso-falangeal
eklem çevresinde birikmesi olgusu.
Spondylitis: Omurların iltihabı.
Osteoma: Kemik doku tümörü.
Chondroma: Kemiğin, kıkırdak hücrelerinden oluşan iyicil tümörü.
Osteogenic sarcoma: Kemik hücrelerinden köken alan kötücül kemik tümörü. En yaygın görülenidir.
Congenital torticollis: Sternokleidomastoid kasında doğum travmasına bağlı olarak
hematom, sonra da fibrozis oluşumunun sorumlu olduğu olgu. Büyüme evresinde kas kısa
kalır, baş bir tarafa doğru yatar ve yüzde asimetri ortaya çıkar.
Doğuştan kalça çıkığı: Femur başının asetabulum dışına doğumsal olarak çıkmış olması olgusu.
Cervical strain: Boyunda zorlanma sonucu oluşan incinme.
Osteosclerosis: Yerel kemik kalınlaşması.
Osteomalacia: Kalsifikasyon yetersizliğine bağlı kemiklerin yumuşaması.
Osteoporosis: Kemik dokusunda atrofi gelişmesi ile belirgin durum.
Distortion: Eklem kapsülü yırtılması.
Pes Planus: Doğumsal kökenli düz tabanlık.
Pes valgus: Dışa bükük ayak.
Claudication: Topallık, topallama.
Achondroplasia: Ekstremitelerin kısalığı sonucu cücelik.
1.5.4. Ameliyat Terimleri
Arhrodesis: Cerrahî girişimle eklemin hareketsiz duruma getirilmesi.
Arthrolysis: Cerrahî girişimle eklem içi yapışıklıklarını çözülerek ekleme yeniden
hareket kazandırılması.
Arthrorisis: Cerrahî girişimle eklemin hareket açsının küçültülmesi.
Arhrotomy: Eklemin cerrahî girişimle açılması.
Amputation: Ekstremitelerin bir düzeyden kesilmesi.
Bone grafting: Kemiğin bir yerden alınıp vücudun başka bir yerinde kullanılması.
Osteotomy: Cerrahî girişimle kemik kesilmesi.
Tenotomy: Cerrahî girişimle tendon kesilmesi.
Tenorrhaphy: Kesik tendonun dikilmesi.
Tenolysis: Tendon yapışıklıklarının cerrahî yolla giderilmesi.
Arthroscopy: Eklem içini incelemek için yapılan girişim.
1.6. Kan ve Kan Yapıcı Organlara İlişkin Terimler
Kan, vücudun sıvı olan dokusudur. Kanı yapan organlara “hemopoyetik ve
lenfopoyetik organlar” denir. Bu organlara ve organlara ait terimlere “kan terimleri” denir.
Hemopoyetik olanlar kırmızı kanı, lenfopoyetikler ak kanı (lenf) yaparlar. Bu iki kan ayrı
yerlerde yapılsalar da bildiğiniz kırmızı kan içinde toplanır. Kan dendiğinde kırmızı kan anlaşılır.
Kan hücrelerini yapan doku, kırmızı kemik iliği dokusudur. Sarı kemik iliği aktif
değildir. Bu ilik gerekli durumlarda kırmızı kemik iliğine dönüşür ve aktif olur. Lenfositler
timus, dalak ve lenf düğümlerinde yapılır. Hücreler, genel adıyla kan hücreleri olarak anılır.
Kan, kalp ve damar sistemini yapan kapalı boşluklar (dolaşım sistemi) içinde bulunur.
Kanın bu sistemin dışına çıkması patolojik olgudur. Lenf, doku sıvısının lenf kapillerine
geçmesi ve içine lenfopoyetik organlardan lenfositlerin karışmasıyla oluşur. Bu kan, ana lenf
damarlarıyla kana karışır.
1.6.1. Anatomik Terimler
Haema : Kan.
Sanguis : Kan.
Plasma : Kan hücrelerini barındıran sıvı kısım.
Eryhrocytus : Alyuvar. Hücre çekirdeği olmayan ve en çok bulunan kan hücresidir.
Kana kırmızı rengi verirler.
Şekil 5: Eritrosit (alyuvarlar)
Leukocytus : Akyuvar.
Şekil 6: Lökosit, eritrosit ve trobasitlerin görünümü
Agranulocytus : Sitoplazmalarında granül içermeyen akyuvar.
Iymphocytus : 6-18 mikron arası büyüklüktedir.
Monocytus : Kanda en iri hücrelerdir.
Granulocytus : Sitoplazmalarında granül olan lökositlerdir.
Neutrophil : Büyüklüğü 12-15 mikron boyutunda granüllü bir lökosit türüdür.
Eosinophil : Büyüklükleri 12-15 mikron boyutunda granüllü bir lökosit türüdür.
Basophil : %1 oranında görülür; o yüzden görülmeleri zordur.
Thrombocytus : Kan pulcuğu.
Myeloblastus : Granüllü lökositleri oluşturan ana hücre.
Megakaryocytus : Kırmızı kemik iliğinde bulunan iri, dev hücreler. Trombositleri oluştururlar.
Splen : Dalak.
Lien : Dalak.
Medulla ossea flava : Sarı kemik iliği.
Medulla ossea rubra : Kırmızı kemik iliği.
Iympha : Ak kan.
Iymphocapillare : Lenf damarlarının başlangıçtaki küçük ince damarlar.
Nodus ıymphaticus : Lenf düğümü.
Iymphonodus : Lenf düğümü.
Thymus : Timus bezi.
Tonsilla : Bademcik.
Mononüklear fagositik sistem : Çeşitli doku ve organlar içine yayılmış olarak
bulunan ve monositlerden köken alan hücreler topluluğu.
1.6.2. Semptom Terimleri
Helysis : Eritrositlerin parçalanması.
İterus : Sarılık.
Erythrocythemia : Kanda alyuvar sayısının artması.
Leukocytosis : Kanda lökositlerin artması.
Leukopenia : Lökosit azlığı.
Granulocytopenia : Gronülosit azlığı.
Thrombocytopenia : Trombosit azlığı.
Iymphocytopenia : Lenfosit azlığı.
Iymphocytosis : Lenfositlerin artması.
1.6.3. Tanı Terimleri
Septicemia : Bakteri veya bakteri toksinlerinin kana geçmesi sonucu oluşan ateş ve
titreme ile belirgin durum.
Leukemia : Kan yapan dokuların ve öncelikle lökosit serisinin öncül hücrelerinin
genel bir neoplastik hastalığıdır.
Thrombasthenia : Trombosit işlev bozukluğu.
Hemophilia : Pıhtılaşma faktörlerinin kalıtsal olarak eksik ya da kusurlu oluşları
nedeniyle oluşan kanama hastalıkları.
Thalassemia : Kusurlu hemoglobin sentezi nedeniyle ortaya çıkan ailevi anemik hastalık.
Hereditary elliptocytosis : Eritrosit zar bozukluğu nedeniyle gelişen doğumsal bir hastalıktır.
Anemia : Alyuvar sayısının ve homglobinin normalin altına düşme durumu.
Hypochromic microcytic anemia : Genellikle demir eksikliğine bağlı gelişen anemidir.
Megaloplastic anemia : B12 vitamini veya folikasit eksikliğine bağlı olarak oluşan anemidir.
Hemolytic anemia : Eritrositlerin yıkılması nedeniyle ortaya çıkan anemilerdir.
Orak hücreli anemi : Globulin sentezindeki bir defekte bağlı olarak gelişen kalıtsal bir hastalıktır.
Şekil 7: Orak hücreli anemi
Hemangioma : Kan damarları tümörü.
Hypersplenism : Dalağın fazla çalışmasına bağlı olarak ortaya çıkan hastalık tablosu
Splenitis : Dalak iltihabı.
Iymphangitis : Lenf damarları iltihabı.
Iymphoma : Lenfoid doku tümörü.
Iymph eudema : Lenf damarlarının tıkanmasına bağlı olarak lenf sıvısının deri altında birikmesidir.
1.6.4. Ameliyat Terimleri
Splenopexy : Dalağın karın duvarına tespiti.
Splenectomy : Dalağın çıkarılması.
Thymectomy : Timus bezinin çıkarılması.
Iymphadenectomy : Lenf düğümünün kesip çıkarılması.
Kemik iliği transplantasyonu : Hasta kemik iliğinin harap edilerek yerine sağlıklı bir kemik iliğinin verilmesi.
1.7. Kardiyovasküler Sisteme İlişkin Terimler
Kardiyovasküler (kalp-damar veya dolaşım) sistemi, kanı bütün vücuda dolaştıran
organlar topluluğunun işlevsel birliği yapar. Kan, kapalı boşluklar (kalp ve damar) sistemi
içinde vücudu dolaşır. Bütün hücrelere değin besin maddeleri ve oksijen götürür, karbon
dioksit ve artık ürünleri bunlardan alır. Kanın bu işleri yaparken dolaşmasına kan dolaşımı denir.
Dolaşım sisteminin ana organı kalptir. Kanı kalpten alıp vücutta dolaştıran organlara
damar denir. Kalp ve damarlar dışa açılmaz; o yüzden bunlara kapalı boşluklar sistemi de
denir. Dışa açılmaları hastalıktır. Açılan yerden kan akmasına kanama denir. Damarlar,
arterler ve venler olarak ikiye ayrılırlar. Arterlerde dolaşan kana anteryel kan, venlerde
dolaşan kana venöz kan denir. Ayrıca, lenfin (ak kan) dolaştığı lenf damarları vardır.
Oksijenden ve besin maddelerinden zengin kan anteryel kan, CO2’ten ve artık ürünlerden
zengin kan venöz kan adını alır. Arterler, kanı kalpten alıp bütün vücuda dağıtırlar.
Arterlerin en uç dallarına kapiller (kılcal damarlar) denir. Hücrelerle kan arasındaki alışveriş
burada olur. Kapillerin devamı venüldür. Venüller birleşerek, venleri yapar.
1.7.1. Anatomik Terimleri
Systema cardiovasculare : Kardiyovasküler sistem.
Anastomosis : İki içi boş organ arasındaki bağlantı.
Vas : Damar.
Angi : Damar.
Arteria : Atardamar.
Arteriola : Küçük arter.
Vena : Toplardamar.
Phlebos : Toplardamar.
Venula : Küçük çaplı venler.
Sinusoideum : Çapları genişlemiş kapiller ve venüller.
Rete capillare : Kapiller ağı.
Tunica intima : Damarın boşluk tarafında olan ilk katmanı.
Tunica media : Damarın orta katmanı.
Tunica externa : Damarın dış katmanı.
Valva : Kapak.
Capillare : Kılcal damar.
Cor : Yürek, kalp.
Cardia : Yürek, kalp.
Epicardium : Kalbin en dıştaki katmanı.
Pericardium : Kalbi çevreleyen zar.
Myocardium : Kalbin, kalp kası hücrelerinden yapılmış orta katmanı.
Endocardium : Kalbin en iç katmanı.
Atrium : Kulakçık, kalp boşluklarından ikisi.
Septum interatriale : Atriyumlar arasındaki bölme.
Valva tricuspidalis : Trikuspidal kapak.
Valva trunci pulmonalis : Pulmonal kapak.
Cuspis : Atriyoventrikuler deliklerdeki kapakçıkların her biri.
Ostium atrioventriculare dextrum : Sağ atriyum ile sağ ventrikül arasındaki delik.
Ostium atrioventriculare sinistrum : Sol atriyum ile sol vnetrikül arasında bulunan
ventrikül arasında bulunan delik.
Ventriculus : Karıncık, kalbin tepe bölümü tarafındaki iki boşluğa verilen isim.
Ostium aorta : Sol ventrikülden çıkan aortanın deliği.
Valva aorta :Ostiyum aortada bulunan kapakların her biri.
Systole : Kalbin kanı pompaladığı periyod, kasılma.
Diastole : Kanın kalbe dolduğu periyod, gevşeme.
1.7.2. Semptom Terimleri
Tachycardia: Kalp atım hızının normalden fazla olması.
Bradycardia: Kalp atım hızının normalden az olması.
Arhythmia: Kalbin normal ritminin bozulması.
Cyanosis: Morarma.
Acrocyanosis: Ellerde ve daha seyrek olarak ayaklar da görülen ve derideki küçük
damarların spazmı nedeniyle oluşan inatçı, ağrısız ve sistematik siyanozdur.
İschemia: Herhangi bir organa yeterince kanın gitmemesi.
1.7.3. Tanı Terimleri
Atherosclerosis : Atheroma adıyla bilinen lokalize lipid birikimlerine bağlı olarak
intima tabakasının kalınlaşmasıyla kendini gösteren bir arter lezyonudur.
Cardiomyopathy : Kalp kasının iltihabi olmayan patolojik lezyonlarıdır.
İschemic heart disease : Çoğunlukla koroner aterosklerozdan kaynaklanan ve kalp
kaslarına yeterince kan gelmesini engelleyen kalp hastalığı.
Hypertension : Arteriyel kan basıncının yükselmesi.
Essential hypertension : Tek bir nedene bağlanamayan hipertansiyon.
Orthostatic hypotension : Kişi dik duruma geçerken, kan basıncının aşırı miktarda düşmesidir.
Shock : Dakikadaki kalp atım sayısının yetersiz olması ya da periferik kan akımınının
kötü bir şekilde dağılması nedeniyle, periferik dokulara giden kan akımının, onların
canlılıklarını sürdürecek yeterlilikte olmaması durumu.
Cardiogenic shock : Ventrikül yetmezliği nedeniyle gelişen şok.
Hypovolemic shock : Damar içi sıvı hacminin az olması nedeniyle gelişen şok.
Septic shock : Bir enfeksiyon ajanının yol açtığı şoktur.
Atrial fibrillation : Elektriksel uyaranların karmakarışık olduğu ve kontraksiyona izin vermeyen bir aritmi.
Ventricular fibrillation : Impulsların ventrikül miyokardı içinde düzensiz dağıldığı
ve kasılmanın imkansızlaştığı aritmi.
Cardiac arrest : Kalp durması.
Angina pectoris : Kalp kası iskemisine bağlı olarak gelişen prekordial ağrı ve rahatsızlıktır.
Myocardial infarctus : Genellikle miyokardın bir bölümüne gelen koroner kan
akımının birdenbire azalması sonucu ortaya çıkan iskemik miyokard nekrozudur.
Mitral stenosis : Mitral kapağın daralmasıdır.
Mitral insufficiency : Mitral kapağının tam olarak kapanamaması nedeniyle
ventriküldeki kanın atriuma geri kaçmasıyla ortaya çıkan durumdur.
Aort stenosis : Aort kapaklarında herhangi bir nedenle darlık oluşmasıdır.
Tricuspid stenosis : Triküspit kapakların tam olarak kapanamamasıdır.
Tricuspid insufficiency : Triküspit kapaklarının tam olarak kapanamamasıdır.
Pulmoner darlık : Genellikle konjenital olan pulmoner kapak darlığıdır.
Pulmoner yetmezlik : Pulmoner kapağın kapanamamasıdır.
Endocarditis : Endokardın iltihabı.
Pericarditis : Perikard iltihabı.
Congestive heart failure : Konjestif kalp yetmezliği.
Şekil 8:Patent ductus arteriosus
Patent ductus arteriosus : Ducturs arteriosus’un açık kalmasıdır.
Ventricular septal defect : Ventriküller arası septumda açıklık olması.
Şekil 9: Atrial septal defect
Atrial septal defect : Atriumlar arası septumda açıklık olması.
Aort kuarktasyonu : Aortta daralan bir bölgenin olması.
Tetralogy of fallot : Pulmoner arter darlığı, ventriküller arası septumda delik, sağ
karıcıkta hifertrofi ve aorta dekstrapozisyonla belirgin bir konjenital bir kalp hastalığıdır.
Aneurysma : Damarın belli bir bölgesinin genişlemesinden oluşan şişkinlik.
Ventricular aneurysma : Enfarktüs sonrası sağlam kalan miyokard katmanının dışa
doğru torbalanması durumudur.
Aortic aneurysma : Aortta yerel genişleme.
Buerger Hastalığı : Orta ve küçük çaplı arter ve venlerde iltihabi değişikliklere yol
açan tıkayıcı bir hastalık.
Raynaud Hastalığı : Küçük arteriollerin özellikle parmaklarda ve bazen de burun, dil
gibi diğer uç kısımlarda spazmı nedeniyle renk solması ve siyanoz görülmesidir.
Varix : Özellikle alt ekstremitelerde görülen, ven kapaklarının bozulması nedeniyle
venlerin uzayıp genişleyerek kıvrım kıvrım olması durumudur.
Şekil 10: Varis Çeşitleri
Thrombophlebitis : Venlerde tromboz ve iltihabi reaksiyon olması durumudur.
Embolia : Dolaşımla sürüklenen pıhtı veya diğer bir yabancı madde ile damarın tıkanması.
Cladicatio intermittens : Yürütme sırasında bacaklarda ortaya çıkan şiddetli kas ağrısıdır.
1.7.4. Ameliyat Terimleri
Şekil 11: Bypass ameliyatı
By-pass ameliyatı : Tıkalı olan koroner arteri köprüleme ameliyatıdır.
Açık kalp ameliyatı : Bozuk kapakçıkları değiştirmek amacıyla yapılan ameliyattır.
Pericardiectomy : Perikardın çıkarılmasıdır.
Percutaneous transluminale angioplasty : Aterosklerozlu damarları genişletmek için
uygulanan bir yöntemdir.
Thromboendarterectomy : Damar içindeki trombüsün çıkarılmasıdır.
Cardiac transplantation : Kalp nakli.
Correction of atrial septal defect : Kulakçıklar arasındaki defektin onarılması.
Correction of ventricular septal defect : Karıncıklar arasındaki defektin onarılması.
1.8. Solunum Sistemine İlişkin Anatomik Terimler
Solunum sistemi, solunum işiyle ilgili organlar topluluğudur. Bu sistemi burun
boşluğu, gırtlak, soluk borusu ve akciğerler yapar. Akciğerleri ve göğüs boşluğu duvarını
saran plevra da solunum organı kabul edilir. Solunum sistemini yapan organlarda görülen
bozukluklara solunum sistemi hastalıkları denir.
Anatomik Terimler
Systema respiratorium : Solunum sistemi.
Nasus : Burun.
Rhin : Burun.
Cavitas nasi : Burun boşluğu.
Septum nasi : Burun boşluğunu dikey olarak ikiye bölen bölme.
Vestibulum nasi : Burun boşluğunun giriş bölümü.
Regio respiratoria : Burun boşluğunun solunumla ilgili bölümü.
Regio ohfactoria : Burun boşluğunun üst kısmı.
Sinus paranasalis : Burun boşluğu çevresindeki kemikler içindeki boşluklar.
Sinus maxillaris : Maksiller sinus.
Sinus sphenoidalis :Temel kemik gövdesi içindeki boşluk.
Sinus ethmoidalis : Kalbur kemik içindeki çok küçük boşluklar.
Larynx : Gırtlak.
Glottis : Gırtlak.
Epiglottis : Larinksin boşluğunu yutma sırasında kapatan kıkırdak.
Plica vocalis : Ses telleri.
Trachea : Soluk borusu.
Cartilago trachea : Trakeayı yapan at nalı şeklindeki kıkırdak.
Arbor bronchialis : Bronkus ağacı.
Şekil 12: Bronş
Bronchus : Bronş.
Bronchiolus : Bronşcuk.
Alveolus : Bronşcuktan sonra ve en uçtaki kesecikler.
Pleura : Akciğerlerin dış yüzeylerini ve göğüs duvarının iç yüzünü yapışarak örten ince zar.
Pulmo : Akciğer.
Thorax : Göğüs boşluğu.
Mediastinum : İki akciğer arasındaki boşluk.
Expiration : Soluk verme.
Inspiration : Soluk alma.
Ventilation : Havalanma.
Vital kapasite : Tam bir inspirasyondan sonra tam bir ekspirasyonla çıkarılan hava miktarıdır.
Fonksiyonel reziduel kapasite : Normal bir ekspirasyondan sonra akciğerde kalan hava miktarıdır.
1.9. Sindirim Sistemi Terimleri
Sindirim sistemi ağız boşluğu ile başlar anüs ile biter. Sindirim işleviyle ilgili organlar
topluluğu sindirim sistemini oluşturur. Büyük sindirim bezleri, sindirim borusuna açılan iki
büyük bezdir: Karaciğer ve pankreas. Ağız boşluğu çevresine yerleşmiş tükürük bezleri, ağız
boşluğuna açıldıkları için sindirim sistemine ait bezlerdir.
Sindirim sistemini yapan organlar: Ağız boşluğu, dudak, yanak, diş, dil, kulak altı
tükürük bezi, dil altı tükürük bezi, çene altı tükürük bezi, yutak, yemek borusu, onikiparmak
bağırsağı, kolonlar, düz bağırsak, anüs, karaciğer, pankreas, safra kesesi.
1.9.1. Anatomik Terimler
Cavitas oris : Ağız boşluğu.
Labium : Dudak.
Bucca : Yanak.
Palatum : Damak.
Gingiva : Diş eti.
Glandula : Salgı bezi.
Glandula salivaria : Tükürük bezi.
Gl. Parotidea : Kulak altı tükürük bezi.
Gl. Sublingualis : Dil altı tükürük bezi.
Gl. Submandibularis : Alt çene kemiğinin altında, iki yanda, deri ile kemik arasına yerleşik bezler.
Dens : Diş.
Dentes : Dişler.
Radix dentis : Kök.
Corona dentis : Kron, taç.
Cervix dentis : Boyun.
Mine : Dişin taç kısmında yüzeyi kaplayan en sert kısmı.
Dentes incisivi : İnsisiv dişler.
Dentes canini : Köpek dişleri.
Dentes premolaris : Ön azı dişleri.
Dentes molaris : Azı dişleri.
Dentes desidua : Süt dişleri.
Dentes permanentes : Kalıcı dişler.
Lingua : Dil.
Glossa : Dil.
Frenulum linguae : Dili ağız tabanına bağlayan mukoza kıvrımından oluşmuş bağ.
Uvula : Küçük dil.
Staphyle : Küçük dil.
Fauces : Boğaz.
Tonsilla pharyngealis : Yutak duvarında mukoza katmanında bulunan bademcikler.
Pharynx : Yutak.
Oesophagus : Yemek borusu.
Gaster : Mide.
Ventriculus : Mide.
Pars cardiaca : Midenin giriş bölümü.
Fundus : Midenin giriş bölümünden sonra gelen kubbe benzeri bölümü.
Corpus gastricum : Midenin gövde bölümü.
Pylorus : Midenin onikiparmak bağırsağına açıldığı yere yakın darlaşmış bölümü.
İntestinum tenue : İnce bağırsak.
Gl. İntestinalis : İntestinal bez.
Duodenum : İncebağırsağın ilk parçası.
Gl. Duodenalis : Duodenal bez.
Jejunum : İnce bağırsağın orta parçası.
İleum : İnce bağırsağın üçüncü ve son parçası.
İntestinum crassum : Kalın bağırsak.
Caecum : Kör bağırsak.
Appendix vermiformis : Kör bağırsak üzerindeki parmaksı uzantı.
Colon : Kolon.
Rectum : Düz bağırsak, kalın bağırsağın parçası.
Canalis analis : Anal kanal.
Anus : Sindirim borusunun en altta dışa açıldığı delik.
Büyük Sindirim Bezleri
Hepar : Karaciğer.
Hepatocytus : Karaciğer hücresi.
Stroma : Karaciğer lobulusları arasındaki bağ doku.
Parenchyma : Karaciğerin karaciğer hücrelerinden yapılmış işlevsel kısmı.
Cholecyst : Safra kesesi.
Ductus cysticus : Safra kesesinden çıkan ve duktus hepatikus kommunisle birleşen
safra kanalı.
Ductus choledochus : Koledok kanalı.
Pancreas : Karın boşluğunda yatay olarak uzanan, dış ve iç salgı salgılayan bez.
Endoktrin kısım : Seröz kısım içinde dağılmış küçük adacıklar.
Ductus pancreaticus : Pankreas kanalı.
1.9.2. Semptomlar
Meteorism : Gaz nedeniyle karın şişliği.
Aphagia : Yutamama.
Dysphagia : Yutma güçlüğü.
Dyspepsia : Sindirim bozukluğu, hazımsızlık.
Obesity : Vücutta aşırı yağ toplanması.
Anorexia : Yiyememe durumu.
Polyphagia : Çok yeme.
Polyipsia : Çok su içme.
Constipation : Kabızlık.
Diarrhea : İshal.
Pruritus ani : Anüsün kaşınması.
Prolapse of rectum : Rektumun anüse doğru sarkması.
Hyperperistalsis : Peristaltik hareketlerde artış.
Perforation : İçi boş bir organın yırtılması.
Penetration : İçi boş bir organın lümenin daralması.
Obstruction : İçi boş organlarda birdenbire nöbet tarzında gelen ağrılı kasılmalar.
Colic : İçi boş organlarda birdenbire nöbet tarzında gelen ağrılı kasılmalar.
Halitosis : Soluğun kötü kokması.
Reflux : Reflüks.
Regurgitation : Yiyeceklerin mideye inmeden geri çıkarılmasıdır.
Hematemesis : Mide kanaması sonucu kusulan kan.
Melena : Mide kanaması sonucu kanın dışkı ile çıkması.
Hematochezia : Kanlı dışkı.
1.9.3. Tanı Terimleri
Dental caries : Diş çürümesi.
Gingivitis : Diş eti iltihabı.
Stomatitis : Ağız boşluğunu çevreleyen mukozanın iltihabı.
Glossitis : Dil iltihabı.
Cheilitis : Dudak iltihabı.
Oesophagitis : Yemek borusu iltihabı.
Parotitis : Kabakulak.
Gastritis : Midenin iltihabı.
Enteritis : İnce bağırsak iltihabı.
Colitis : Kolon iltihabı.
Ülseratif kolit : Kalın bağırsakta ülserlerle ortaya çıkan inflamatuar bir hastalık.
Proctitis : Düz bağırsak iltihabı.
Pancreatitis : Pankreas iltihabı.
Cholecystitis : Safra kesesi iltihabı.
Cholecystitis : Safra kanallarının iltihabı.
İcterus : Sarılık.
Hepatitis : Karaciğer iltihabı.
Hepatic cirrhosis : Karaciğerde parankimal hücre yıkılması ve fibrozisle giden geri
dönüşsüz bir hastalık.
Hepatic abscess : Karaciğer absesi.
Hepatomegali : Karaciğer büyümesi.
Hepatocellular carcinoma : Karaciğer kanseri.
Achalasia : Gevşeme.
Özefagus divertikülleri : Özefagus duvarının bir yerinden dışarıya doğru torba gibi çıkıntı yapması.
Oesophageal atresia : Yemek borusunun doğuştan veya patolojik olarak kapanması.
Zenker divertikülleri : Farinksle özefagusun birleştiği yerde lateral duvarda oluşan divertiküller.
Peptic ulcus : Mide ve duodenumda asit-pepsin aktivitesinin artışı sonucu doku kaybı ile ortaya çıkan yara.
Şekil 13: Ülser
Peptic oesophagitis : Mide asidinin özofagusa geri kaçması sonucu oluşan özofagus iltihabıdır.
İntoxication : Zehirlenme.
İntestinal intoxication : Toksit nitelikteki metabolizma artıklarının bağırsaklardan
emilerek kan ve dokulara geçmesi sonucu gelişen zehirlenme.
Malabsorption : İnce bağırsak, pankreas ya da safra yolları hastalıklarına bağlı olarak
gelişen emilim bozukluğu.
Regional enterit : En sık terminal ileumu tutan, granülom ve ülserasyonlarla ortaya
çıkan inflamatuar bir hastalık.
Colon diverticulum : Kolon duvarında torbalanma.
Polyp : Bağırsak lümenine sarkan saplı ya da sapsız solid kitle.
Appendicitis : Appendiks vermiformisin tıkanması iltihabı.
Peritonitis : Periton denilen karın zarının iltihabı.
Plastron : Perfore appendikse omentumum yapışarak oluşturduğu yapıdır.
Hemorrhoids : Anal kanal duvarında bulunan venlerdeki venöz genişleme.
Anorectal abscess : Anal bezlerde başlayan enfeksiyonun yayılması ile oluşan apse.
Fistula : İçi boş bir organın başka bir içi boş organa ya da deriye ağızlaşması olgusu.
Anal fistula : Kriptoglandular enfeksiyon sonucu oluşan apselerin perianal bölgeye
açılması sonucu oluşan fistül.
Anal fissura : Anüste oluşan longittudinal yarıklar.
İleus : Bağırsak tıkanması.
Paralytic ileus : Bağırsak kaslarındaki felç nedeniyle, mekanik tıkanma olmamasına
rağmen, bağırsak içeriğinin ileriye doğru hareket edememesi.
Strangulatio : Dolaşımın bozulduğu bir ileus tipidir.
Volvulus : Proksimaldeki bağırsak halkasının distaldeki halkanın içine girmesi ile oluşan ileus tipi.
İnsulinoma : Pankreasta B hücrelerinden kaynaklanan bir adacık tümörü.
Umblical hernia : Göbek fıtığı.
İnguinal hernia : Kasık fıtığı.
Femoral hernia : Femoral üçgende gelişen fıtık.
Hiatus hernia : Karın boşluğundaki organlardan birinin diyaframayı zorlayarak
yemek borusu deliğinden yukarıya doğru çıkması.
İncisional hernia : Ameliyat sonrası kesi yerinde gelişen fıtık.
1.9.4. Ameliyat Terimleri
Cheiloplasty : Dudağın plastik ameliyatı.
Pneumatic dilatation : Özefagogastrik sfinkterin basınçlı hava ile dilate edilmesi.
Oesophagotomy : Özofagogastrik sfinkter kaslarına kesi yapılarak genişletme operasyonu.
Vagotomy : Kafa çifti sinirinin kesilmesi.
Sialadenectomy : Tükürük bezinin ameliyatla alınması.
Antrectomy : Antrumun çıkarılması.
Cholecystography : Röntgen ışınları aracılığıyla safra kesesi filminin alınması.
Cholecystectomy : Safra kesesinin ameliyatla çıkarılması.
Colectomy : Kalın bağırsağın kesilerek çıkarılması.
Gastrojejunostomy : Mide ile yeyunumun ağızlaştırılması.
Colostomy : Kalın bağırsağın karın duvarına ağızlaştırılması.
Şekil 14: Kalın bağırsakta oluşan tıkanıklık ve açılan kolostomi
Appendectomy : Appendiksin çıkarılması.
Gastrectomy : Midenin kısmen veya tamamen ameliyatla alınması.
Cystectomy : Kistlerin çıkarılması.
1.10. Ürüner Sisteme İlişkin Terimler
Üriner sistem; idrarın oluşması, taşınması, toplanması ve dışarıya atılmasında görev
alan organlardan oluşur. Bu organlar; böbrekler (renes), idrar boruları (ureter), idrar kesesi
(vesica urinaria) ve idrar yolu (urethra)’dur. İdrar, böbreklerde oluşur. Diğer organlar idrarı
taşıma, depolama ve dışarı atmada görevlidir.
1.10.1. Anatomik Terimler
Organa urinaria : Üriner organlar.
Ren : Böbrek.
Nephros : Böbrek.
Hilum renale : Böbreğin ortasında ve böbreğe giren çıkan oluşumların olduğu göbek
bölgesi. Cortex renalis : Korteks.
Medulla renalis : Böbreğin iki katmanından içte ve hiluma yakın olanı.
Glomerulus : Böbreğin korteks katmanında bulunur.
Corpusculum renalis : Böbrek cisimciği.
Tubulus renalis : Böbrek borucuğu.
Nephron : Böbrek cisimciği ile başlayan borucuklardan yapılan en küçük yapısal birim.
Pelvis renalis : Böbrekte boşaltma borularının açıldıkları geniş boşluk.
Ureter : Pelvis renalis ile idrar kesesi arasında uzanan ince boru.
Vesica urinaria : Mesane.
Cyst : İdrar kesesi.
Urethra masculina : Erkek uretrası.
Urethra feminina : Kadın uretrası.
1.10.2. Semptom Terimleri
Polyuria : Sık idrar yapma, idrar çokluğu.
Oliguria : Seyrek idrar yapma, idrar azalması.
Stranguria : Damla damla ve ağrılı idrar yapma.
Anuria : İdrar yapamama.
Nocturia : Geceleri idrara çıkma.
Dysuria : Ağrılı idrar yapma.
Üriner tenesmus : İdrarını yaptığı halde hala idrar yapma gereksinimini duyma.
Nocturnal enuresis : Uykuda idrar tutamama.
Enkontinens : İdrar kaçırma.
Pneumaturia : İdrarla gaz çıkartılması.
Hematuria : İdrarda kan bulunması.
Proteinuria : İdrarda protein bulunması.
Glycosuria : İdrarda şeker bulunması.
Retention of urine : İdrar retansiyonu.
Oedema : Hücreler arası aralıklarda aşırı sıvı toplanmasına bağlı olarak vücudun bir bölümünün şişmesi.
1.10.3. Tanı Terimleri
Kronik böbrek yetmezliği : Böbreğin filtrasyon ve düzenleme işlevlerinde bozulma
ve yetmezliğe yol açan çok sayıda patolojik duruma bağlı olarak ortaya çıkan tablo.
Akut böbrek yetmezliği : Kısa sürede oligüri ya da anüriye azoteminin eşlik ettiği tablo.
Dialysis : Bir çözeltinin içerisinde elementlerin yarı geçirgen bir membranın bir
yanından öbür yanına difüzyon yoluyla geçirilerek ayrılması.
Peritoneal dialysis : Toksik maddelerin periton yolu kullanılarak vücuttan uzaklaştırılması.
Hemodialysis : Toksik maddelerin hemodiyaliz aygıtları ve sıvıları aracılığı ile kandan uzaklaştırılması.
Glomerulonephritis : Glomerüllerin iltihabı.
Nephrotic syndrome : Ödem
Renal glucosuria : Kan glikoz düzeyi normal veya düşük olmasına rağmen idrara glikoz çıkarılması.
Nephrogenic : Böbrek tubuluslarının antidiüretik hormona (ADH) duyarsız olması.
Medullar sünger böbrek : Toplayıcı tubulusların doğuştan kistik genişlemesiyle
sonuçlanan tubulus ektazisi veya displazisi.
Atnalı böbrek : Her iki böbreğin normal konumlarını alamayarak alt uçlarından
birleşmeleri sonucu oluşan doğumsal bir anomalidir.
Acute tubulointerstitial nephritis : Çoğunlukla ilaçlara karşı aşırı duyarlılık
durumunun neden olduğu bir akut böbrek yetmezliği sendromu.
Chronic tubulointerstitial nephropathy : Tubulointerstisyel alandaki lezyonların ön
planda olduğu kronik böbrek hastalığı tablosu.
Toxic nephropathy : Böbrekte ilaç, yenilen içilen, absorbe edilen veya solunan
kimyasal ya da biyolojik bir madde tarafından oluşturulan morfolojik veya fonksiyonel değişiklik.
Pyelonephritis : Böbrek pelvis ve parankim dokusunun iltihabıdır.
Urethritis : Üretranın iltihabı.
Cystitis : İdrar kesesi iltihabı.
Fanconi syndrome : Glikozüri, fosfatürl, aminoasitüri ve bikarbonat kaybı ile
belirlenen çoğu zaman sistinozis ile birlikte olan kalıtsal ya da edinilen bir hastalık.
Hydronephrosis : Böbrek pelvisinin idrar birikmesinden dolayı genişlemesi.
Renal ectopia : Böbreğin normal yerinin dışında bir yerde olması.
Renal agenesis : Böbreğin oluşamaması.
Hypernephroma : Böbrek üstü korteksinden meydana gelen tümör.
Nephrolithiasis : Böbreklerde taş olması.
Vesicoureteral reflux : İdrar kesesindeki idrarın üretere geri kaçması.
İdrar kesesi ekstrofisi : İdrar kesesinin karın ön duvarına açıldığı ağır bir anomali.
İdrar kesesi divertikülü : İdrar kesesi duvarının dışa doğru ceplenmesidir.
İdrar kesesi çıkışının kontraktürü : İdrar kesesi çıkışında tıkanıklık olması.
Hypospadias : Üretranın penisin ventraline açılması.
Epispadias : Üretranın penisin dorsaline açılması.
1.10.4. Ameliyat Terimleri
Renal transplantation : Böbrek nakli, hasta böbreğin çıkarılarak yerine sağlıklı böbreğin nakledilmesi.
Nephrectomy : Böbreğin çıkarılması.
Nephrostomy : Böbreğin bir tüp aracılığıyla deriyle ağızlaştırılması.
Nephrotomy : Böbreğin açılarak operasyon yapılması, örneğin taşların çıkarılması.
Nephrolithotomy : Böbrekte bulunan taşların ameliyatla alınması.
Suprapubik kateterizasyon : Suprapubik bölgeden idrar kesesine bir kateter
yerleştirilerek idrar kesesinin boşaltılmasının sağlanması.
Cystolithotomy : İdrar kesesindeki taşların ameliyatla alınması.
Cystectomy : İdrar kesesinin çıkarılması.
Cystotomy : İdrar kesesinin açılarak içinden patolojik materyalin çıkarılması.
Cystoscopy : Fiberoptik bir aletle idrar kesesinin incelenmesi.
Cystography : Kontras bir madde ile doldurulan idrar kesesinin radyografisi.
1.11. Genital Sisteme İlişkin Terimler
Genital sistem, insanda üremeyle ilgili organların oluşturduğu sistemdir. Bu sistemi
yapan organlar cinsiyete göre ikiye ayrılır: 1. Kadın üreme organları. 2. Erkek üreme
organları. İki sistemde de organlar farklıdır. Ancak, görev yönüyle organlar arasında
benzerlikler görülür.
Üreme organlarından erkek üretrası aynı zamanda üriner sistemin organıdır. Bu organ
idrarı dışarı çıkarırken, üriner sistem, spermayı dışarı çıkarırken, genital sistem organı
görevini yapar. Üreme organlarından bazıları üremenin dışında cinsellik görevi de yaparlar.
1.11.1. Anatomik Terimler
1.11.1.1. Erkek Genital Organlarına İlişkin Terimler
Organa genitalia masculina : Erkek genital organları.
Testis : Erkek döl hücrelerinin yapıldığı organ.
Orchis, didymus : Er bezi.
Scrotum : Testisi içine alan torba.
Tubulus seminifer cntortus : Testis içindeki bölmecikler içinde bulunan ve
testosteron hormonu salgılayan hücreler.
Sertoli hücreleri : Tubuluslar içinde olan özgün işlevli hücreler.
Leyding hücreleri : Tubuluslar arasındaki bağ doku içinde bulunan ve testosteron
hormonu salgılayan hücreler.
Spermium : Sperm.
Sperma : Erkek döl hücreleri ile genital bezlerin salgılarının karışımından oluşan sıvı.
Epididymis. Her iki testisin arka kenarları üzerinde abanmış olarak bulunan organlar.
Ductus deferens : Epididimis ile uretra arasında uzanan boru.
Vesicula seminalis : Pelvis boşluğunda bulunan genital bezlerden ilki.
Prostata : Sidik kesesinin altında, kestane büyüklüğünde olan bez.
Glandula bulbourethralis : Üretra yolu üzerinde prostattan sonra gelen bez.
Penis : Erkeklerde idrar çıkarma ve çiftleşme organı.
Preputium : Sünnet derisi.
Glans penis : Penis başı.
1.11.1.2. Kadın Genital Organlarına İlişkin Terimler
Ovarium, over : Yumurtalık. Kadın döl hücresinin üretildiği organlar.
Oophoron : Yumurtalık.
Graafian follicle : Ovaryumdan atılmak üzere olan gelişmiş oositin çevre yapılarıyla birlikteki ismi.
Corpus luteum : Atılan graaf follikülünün yerine oluşan yapı.
Ovum, oocyte, ovocyte : Kadın döl hücresi.
Tuba uterina, oviduct : Uterus ile ovaryum arasında uzanan boru.
Salpinx : Tuba uterina.
Uterus : Döl yatağı, rahim.
Hystera, metra : Döl yatağı.
Tunica muscularis : Kas katı.
Cervix uteri : Uterusun vagina içine doğru sokulmuş bölümü.
Vagina : Döl yolu, kadın çiftleşme organı.
Colpos : Döl yolu.
Tunica mucosa : Vaginanın boşluğa bakan ilk katmanı.
Vulva : Kadında dıştan görülen genital organların hepsine verilen isim.
Labium majus : Büyük dudak.
Labium minus : Büyük dudakların örttüğü içteki iki dudak.
Vestibulum vaginae : Vulvada büyük dudaklar tarafından çevrilmiş, uretra ve
vaginanın açıldığı giriş bölümü.
Clitoris : Penis karşılığıdır.
Ostium vaginae : Vaginanın küçük dudaklar arasında vestibule açıldığı delik.
Hymen : Kızlık zarı.
1.11.2. Semptom Terimleri
1.11.2.1. Erkek Genital Sistemi
Hematospermia : Spermanın (meni) kanlı olması.
Aspermia : Sperma sıvısının olmaması.
Azospermia : Spermada spermiyumun olmaması.
Oligospermia : Spermada bulunan az spermiyum olması.
Necrospermia : Spermada bulunan spermiyumların hepsinin ölü olması.
1.11.2.2. Kadın Genital Sistemi
Menstruation : Adet görme.
Amenorrhea : Adet kanamasının olmaması.
Dysmenorrhea : Adet kanamasının ağrılı olması.
Hypermenorrhea, menorrhagia : Adet kanamasının aşırı olması ve uzun sürmesi.
Oligomenorrhea : Seyrek adet görme.
Polymenorrhea : Sık adet görme.
Metrorrhagia : Adet kanamalarının dışında kanama olması.
Pruritusvulvae : Vulvada şiddetli kaşıntı olması.
1.11.3. Tanı Terimleri
1.11.3.1. Erkek Genital Sistemi
Cryptorchism : Testislerin skrotuma inmemesi.
Retractile testis : Testisin bazen skrotuma inerken, bazen inguinal kanal geri döndüğü
durum. Testis torsiyonu : Testisin kendi kordonu çevresinde dönmesi.
Hydrocele : Tunika vaginalis içinde sıvı birikmesi.
Hematocele : Tunika vaginalis içinde kan birikmesi.
Varicocele : Skrotum venlerinin varisidir.
Benign prostat hipertrofisi : İyi huylu prostat hiperplazisi.
Seminoma : Bir testis tümörü.
Prostatitis : Prostat iltihabı.
Orchiditis : Testis iltihabı.
Epididymitis : Epididim iltihabı.
1.11.3.2. Kadın Genital Sistemi
Vulvitis : Vulva iltihabı.
Vaginitis : Vagina iltihabı.
Endocervicitis : Serviks iltihabı.
Salpingitis : Tuba uterinaların iltihabı.
Pyosalpinx : Bir veya iki tubu uterinanın irinle dolması.
Hydrosalpinx : Tuba uterinaların bir sıvı ile dolması.
Myoma : Uterusun benign tümörüdür.
Şekil 16: Myom çeşitleri
Endometriosis : Endometriumun uterus dışında başka bir lokalizasyonda bulunması.
Mole hydatiform : Dejenerasyona uğrayan bir gebeliği izler.
Polycystic : Hipotalamus-hipofiz-ovaryum eksenindeki bir hastalığa bağlı olarak
ovulasyon olmaması ve ovaryumların kistik hal alması durumudur.
Menopause : Kadında mensturasyon fonksiyonlarının durduğu dönem.
Premature menopause : Zamanından önce gelişen menapoz.
İatrogenic menopause : Overektomi sonrası gelişen menapozdur.
1.11.4. Ameliyat Terimleri
1.11.4.1. Erkek Genital Sistemi
Prostatectomy : Prostatın çıkarılması.
Orchiectomy : Testislerin çıkarılması.
Vasectomy : Sterilizasyon sağlamak amacıyla ductus deferenslerin kesilmesi.
1.11.4.2. Kadın Genital Sistemi
Mastectomy : Memenin çıkarılması.
Total abdominal histerektomi + bilateral salpingo ooferektomi : Uterus, tüpler ve
overlerin çıkarılması.
Hysterectomy : Uterusun ameliyatla çıkarılması.
Hysteroscopy : Döl yatağının endoskopik muayenesi.
Oophoropexy : Yumurtalıkların tespiti.
Colpectomy : Vaginanın ameliyatla çıkarılması.
Doğum Terimleri
Gravida : Gebe, yüklü.
Natus : Doğum.
Travay : Doğum eylemi.
Primipara : İlk doğum yapmış kadın, yalnız bir çocuk doğurmuş kadın.
Multipara : İki ya da daha fazla doğum yapmış kadın.
Abortus imminens : Düşük tehdidi.
Spontan abortus : Gebeliğin 20. haftadan önce kaybı.
Abortus incompetence : Uterus yetersizliğinden dolayı meydana gelen düşük.
Prematüre doğum : Gebeliğin 20 ile 38. haftaları arasında olan doğum.
Hyperemesis gravidarum : Gebe kadında görülen, dehidratasyon ve asidoz
gelişmesine yol açacak derecede bulantı ve kusma.
Preeclampsia : Gebeliğin 20. haftası ile doğumdan sonraki ilk hafta arasında
hipertansiyon, albüninüri ve ödem gelişmesi.
Eclampsia : Preeklampsiye ek olarak konvülsiyon veya koma gelişmesidir.
Abruptio placenta : Plasenta dekolmanı.
Placenta praevia : Plasentanın serviks iç ağzı üzerine veya yakınına implante olması.
Retention of placenta : Doğumdan sonra plasentanın bir bölümünün uterusta kalması.
Erythroblastosis fetalis : Genellikle anneyle fetusun kan gruplarındaki uyuşmazlık
nedeniyle anne kanında oluşan antikorların plasenta yoluyla fetusa geçmesi sonucu fetusta
veya yenidoğanda ortaya çıkan hemolitik anemi.
RİA : Rahim içi araç. Doğum kontrol amaçlıdır.
Sterilization : Kısırlaştırma.
Tüp ligasyonu : Tuba uterinaların bağlanması.
Ectopic pregnancy : Ektopik gebelik, dış gebelik.
Şekil 17:Dış gebelik
Episiotomy : Doğum sırasında perineye uygulanan kesi.
Caesarean : Karından girilip corpus uteriye cerrahi insizyon yapılarak gerçekleştirilen doğum.
1.12. Göze İlişkin Terimler
Göz, görme organıdır. Kafatasında orbita denilen iki boşluk içine yerleşmişlerdir.
Kendine özgü karmaşık yapıya sahiptir. Duyu organlarından biridir. Göz iki kısımda
incelenir: 1- Göz küresi 2- Gözün yardımcı oluşumları.
Göz kasları, göz kapakları, kirpikler ve gözyaşı bezi gözün yardımcı organlarını oluşturur.
1.12.1. Anatomik Terimler
Orbia : Frontal kemikte bulunan sağlı sollu, gözyuvarlarının yerleştikleri kemik boşluklarıdır.
Ophthalmos : Göz.
Oculus : Göz.
Nervus opticus : Optik sinir, görme siniri.
Bulbus oculi : Göz yuvarı, göz küresi.
Sclera : Göz akı.
Cornea : Dış katmanın 1/6 ön kısmıdır.
Choroidea : Göz yuvarının orta katmanın arka kısmı.
Corpus ciliare : Orta katmanın koroideanın önünde genişlemiş kısım.
İris : Korpus silyareden ortaya doğru uzanan yaprak şeklindeki uzantıdır.
Pupilla : İrisin ortasında bulunan delik.
Retina : Gözün en iç katmanı.
Lens : Mercek.
Camera : Göz yuvarının içindeki odalara verilen isim.
Palpebra : Göz kapağı.
Blepharon : Göz kapağı.
Gl. Tarsalis : Tarsal bezler.
Conjunctiva : Göz kapaklarının korneaya bakan yüzlerini kaplayan müköz katman.
Gl lacrimalis : Lakrimal bez.
Photo : Işık.
1.12.2. Semptom Terimleri
Epiphora : Aşırı gözyaşı gelişi.
Scotoma : Görme alanındaki kör nokta.
Photophobia : Işıktan rahatsız olma.
Strabismus : Şaşılık.
Şekil 18: Şaşı çocuk
Nystagmus : Gözlerin yatay, dikey ya da daire çizecek biçimde ritmik olarak titreşmesi.
Diplopia : Çift görme.
Amblyopia : Görme keskinliğinin azalması.
1.12.3. Tanı Terimleri
Ophtalmoplegia : Gözün en dış katmanında görülen felçler.
Cycloplegia : Kirpiksi kaslardaki felç.
Hypermetropia : Göze gelen paralel ışınların retinanın önünde odaklandığı kırma kusurudur.
Myopia : Göze gelen paralel ışınların retinanın önünde odaklandığı kırma kusurudur.
Astigmatism : Gözün kırma gücü göz küresinin farklı meridyenlerinde başka başkadır.
Presbyopia : İlerleyen yaşla birlikte yakın görmede ortaya çıkan bir çeşit hipermetropidir.
Pterygium : Göz kapaklarının birleştiği köşe ile kornea arasında, konjuktivanın bir
bölümünün kalınlaşmasıyla oluşan üçgen şeklinde zarımsı oluşum.
Dactriostenosis : Nazolakrimal kanalın ya doğuştan bir anormali ya da enfeksiyon
nedeniyle daralması.
Scleritis : Sklera dokularının derin, genellikle lokalize iltihaplanmasıdır.
Keratomalacia : Korneanın beslenme bozukluğu sonucu yumuşaması.
Keratoconus : Daha çok 10-20 yaş arasında başlayan, genellikle iki yanlı olan ve
yavaş yavaş ilerleyen bir kornea genişlemesidir.
İritis : İris iltihabı.
Dacryocystitis : Gözyaşı kesesinin iltihaplanması.
Blepharitis : Göz kapağı kenarlarının iltihaplanması.
Blepharoptosis : Göz kapaklarının düşüklüğü.
Arpacık : Bir veya birkaç zeis ya da moll bezinin veya meibomius bezlerinin akut,
lokalize piyojen iltihabı.
Şalazyon : Bir meibomius bezinin kronik, granülomatöz genişlemesi.
Entropion : Göz kapağının içe dönmesi.
Ectropion : Göz kapağının dışa dönmesi.
Conjunctivitis : Konjunktivanın iltihabı.
Keratoconjunctivitis sicca : Her iki gözde de konjunktiva ve korneanın kronik bir şekilde kuruması.
Cornea ulcere : Enfeksiyon nedeniyle kornea dokusunda oluşan yerel nekroz.
Xerophthalmia : A vitamini noksanlığı ve protein-enerji malnutrusyonuna eşlik eden
ve kendisini kuru çıplak bir kornea ile gösteren bir durum.
Glaucoma :Göz içi basıncının artmasıyla belirgin bir hastalıktır.
Catarac : Göz merceğinin opaklaşmasıdır
Şekil 19: Kataraklı göz
Uveitis : İris, corpus ciliare ve koroid iltihabı.
Sympathetic ophthalmia: Gözlerden birinin travmaya uğramasından sonra uvea
pigmentine karşı bir aşırı duyarlılık reaksiyonu olarak meydana gelen iki yanlı ağır bir
granülomatöz uveitis.
Panophthalmitis : Gözün her üç tabakasını da tutan ve genellikle tam tahribatla
sonuçlanan irinli bir iltihaplanma.
Endophthalmitis : Uvea, corpus vitreum ve retinada sınırlı kalan benzer bir iltihaplanma.
Vascular retinopathy : Gözdeki veya sistemik damar hastalıklarına bağlı olarak
oluşan retina kanaması, eksudasyonu, ödemi, iskemisi veya enfarktüsü.
Diabetic retinopathy : Diabet nedeniyle meydana gelen retina patolojisi.
Retina dekolmanı : Nöral retinanın, alttaki retina pigment epitelinden ayrılması.
Retrolental fibrodysplasia : Prematüre bebeklere yüksek konsantrasyonda oksijen
verilmesine bağlı olarak gelişen retina damarlarında anormallikle belirlenen bir hastalık.
Retinoblastoma : Retina nükleer tabakalarından gelişen doğuştan bir malign tümördür.
Retinitis pigmentoza : Kalıtsal, yavaş gelişen bir çeşit retina dejenerasyonudur.
1.12.4. Ameliyat Terimleri
Lens extraction : Lensin çıkarılması.
Cornea transplantation : İşevsel olan korneanın çıkarılarak başka bir insandan alının
korneanın implante edilmesi.
Keratocentesis : Korneanın delinmesi.
Kerectomy : Korneanın kısmen çıkarılması.
Tarsorrhaphy : Kapak kenarlarını karşılıklı dikerek göz kapağı aralığını daraltma
veya tamamen kapatma.
Blepharoplasty : Göz kapağı üzerinde herhangi bir şekil bozukluğunu düzeltmek
amacıyla yapılan estetik ameliyat.
Enucleation : Göz küresinin orbita içi yumuşak dokularla birlikte çıkarılması.
1.13. Kulağa İlişkin Terimler
Kulak, işitme ve denge organıdır. Temporal kemik içine yerleşik iki organdır. Dış
kulak, orta kulak ve iç kulak olarak üç bölümden yapılmıştır. Dış kulak, orta kulak ve iç
kulak olarak üç bölümden yapılmıştır. Dış kulak, kulak kepçesiyle topladığı ses dalgalarını
kulak zarı titreşimleriyle orta kulağa geçirir. Orta kulakta kulak kemikçikleri ve orta kulak
boşluğu bulunur. İşitme ve denge işlevleri iç kulak bölümünde gerçekleşir.
1.13.1. Anatomik Terimler
Auris : Kulak.
Şekil 20: Kulak
Oto, otikos : Kulak.
Auris externa : Dış kulak.
Auris media : Orta kulak.
Auris interna : İç kulak.
Auricula : Kulak kepçesi.
Gl. Seruminosa : Seruminos bez.
Membrana tympanica : Timpanik zar.
Myringa : Kulak zarı.
Ossicula auditoria : Kulak kemikçikleri.
Stapes : Üzengi kemiği.
İncus : Örs kemiği.
Malleus : Çekiç kemiği.
Cavum tympani : Orta kulak iltihabı.
Tuba auditiva : Orta kulak boşluğu ile yutak arasında uzanan boru.
Cartilago auricularis : Kulak kepçesi kıkırdağı.
Cochlea : İç kulakta işitme duyusunu alan kısım.
Vestibulum : İç kulakta dengeyle ilgili kısım.
1.13.2. Semptom Terimleri
Tinnitus : Kulak çınlaması.
Otalgia : Kulak ağrısı.
Otorrhea : Kulak akıntısı.
Otorrhagia : Kulak kanaması, kulaktan kan gelmesi.
1.13.3. Tanı Terimleri
Perichondritis : Kulak kepçesi kıkırdağının perikondrium iltihabı.
Otitis externa : Dış kulak iltihabı.
Otitis media : Akut orta kulak iltihabı.
Myringitis tympanitis : Kulak zarı iltihabı.
Otosclerosis : Üzengi kemiği (stapes) tabanının ankilozuna ve iletim tipi işitme
kaybına neden olan bir hastalık.
Sensorinöral işitme kaybı : İç kulak ve işitme sinirindeki bir nedene bağlı olarak
oluşan işitme kaybı.
Meniere hastalığı : Membranöz labirentteki yaygın bir dilatasyonun eşlik ettiği,
tekrarlayan şiddetli baş dönmeleri, sensorinöral işitme kaybı ve kulak çınlamasıyla giden bir
hastalık.
Vestibular neuritis : Önceleri devamlı, daha sonra nöbetler halinde gelen baş
dönmeleriyle ortaya çıkan iyi huylu bir hastalık.
Acoustic neuroma : Kafa sinirinin tümörü.
Presbyacusis : Normal yaşlanma olayının bir bölümü olarak oluşan sensorinöral işitme kaybı.
1.13.4. Ameliyat Terimleri
Myringotomy : Kulak zarında cerrahi olarak delik açılması.
Tympanostomy : Timpanik boşluğun bir tüp aracılığıyla dış kulağa açılması.
Tympanotomy : Kulak zarı ameliyatı.
Otoplasty : Dış kulağın plastik ameliyatı.
1.14. Deriye İlişkin Terimler
Deri, vücudu saran, en ağır ve en büyük organdır. Toplam vücut ağırlığının %16’sıdır.
Erişkinde yüzey alanı ortalama 1,2-1,3 m2 arasında değişir. Kalınlığı 1-4 mm arasındadır. En
ince olduğu yer göz kapakları, en kalın olduğu yer ayak tabanıdır. Deriyle ilgili hastalıkları
inceleyen bilim dalına dermatoloji denir.
Deri, insan için önemli bir organdır. Koruma, salgılama, ısıyı ayarlama ve duyu alma
gibi dört ayrı işlevi vardır. Tırnaklar ve kıllar deride ek yapılardır.
1.14.1. Anatomik Terimler
Cutis, tegument, pella : Deri.
Corium : Deri.
Dermis : Deri
Epidermis : Üst deri.
Dermis : Epidermisin altındaki sıkı bağ dokudan yapılmış kattır. Alt deri.
Hypdermis : Deri altı katı.
Pili : Kıllar.
Lanugo : Tüy gibi kıl.
Melanocytus : Epidermis katmanı hücreleri arasında melanin pigmenti içeren ve
derinin rengini veren hücreler.
Folliculus pili : Kıl kökü.
Vibrissae : Burun kılları.
Hicri : Koltuk altı kılları.
Barba : Sakal.
Pubes : Dış üreme organları çevresindeki kıllar.
Gl. Sebaccea : Deri yağ bezleri.
Gl. Sudorifer : Deri ter bezleri.
Unguis : Tırnak.
Onyx : Tırnak.
M. arrector pili : Errektör kıl kası.
Merkel hücreleri : El ve ayak ayalarındaki kalın deride epidermis hücreleri arasında
bulunan dokunma duyusunu alan hücreler.
1.14.2. Semptom Terimler
Pruritus : Kaşıntı.
Cicatrix : Yara iyileştikten sonra deride kalan izi.
Petechiae : Deri altında oluşan küçük kan lekeleri.
Macula : 10 mm’nin altında olmak üzere büyüklüğü ve biçimi değişik olabilen, deride
kabarıklık yapmayan renk değişikliği.
Papula : Çapı genellikle 10 mm’nin altında bulunan sert, kabarık lezyon.
Plak : Çapı 10 mm’den büyük çevresinden yüksek bir lezyon veya bir grup papül.
Nodule : Ele gelen deride kabarıklık yapabilen ya da yapmayan yuvarlak sert kitle.
Vesicule : Çapı 5 mm’den küçük, çevresi kesin belirli, içerisinde seröz sıvı bulunan lezyon.
Bulla : Çapı 5 mm’den büyük vezikül.
Pustula : İçerisinde irin bulunan yüzeysel, kabarık bir lezyon.
Telangiectasia : Yüzeysel kan damarlarının genişlemesi.
Ecchymosis : Kan damarlarının yırtılmasından dolayı deri altına kan toplanması ve bu
yüzden o kısımdaki deri renginin morarması.
Erosion : Epidermisin kısmen veya tamamen kaybı.
Ulcer : Epiermisin ve en azından dermisin bir kısmının kaybı.
Lichenification : Deri işaretlerinin belirginleşmesiyle birlikte görülen deri kalınlaşması.
Defigmentation : Deriye rengini veren maddenin kısmen veya tamamen kaybolması.
Hyperpigmentation : Deriye rengini veren maddenin fazla bulunması.
1.14.3. Tanı Terimleri
Psoriasis : Sedef hastalığı.
İmpetigo : Öncelikle çocuklarda görülen yüzeysel, vezikülopüstüler bir deri hastalığı.
Eczema : Çeşitli etkenler nedeniyle gelişen yer yer kabuklanma gösteren veziküller
oluşması ve akıntı ile belirgin kaşıntılı deri iltihabı.
Urticaria : Deri üzerinde şiddetli kaşıntı ve yanına hissinin eşlik ettiği pembemsi
kırmızı kabartılar oluşması ile belirgin alerjik durum.
Texic epidermal necrolysis : Deri ve bazen de mukoza epitelinin tabakalar halinde
soyularak geride geniş, çıplak sahalar bıraktığı, hayatı tehdit edecek derecede ağır bir deri hastalığı.
Dermatophyte infection : Deri ve eklerinin mantar enfeksiyonları.
Tinea corporis : Vücut mantarı.
Tinea pedis : Ayak mantarı.
Tinea unguium : Tırnak mantarı.
Tinea capitis : Baş mantarı.
Tinea barbae : Sakallı deri bölgesinin mantarı.
Cellulitis : Bağ dokusunun özellikle gevşek yapıdaki deri altı dokusunun yaygın iltihabi durumu.
Erysipelas : Yılancık.
Folliculitis : Kıl folliküllerinin yüzeysel veya derin bakteri enfeksiyonu.
Fronkül : Stafilokok enfeksiyonu nedeniyle akut olarak oluşan hassas perifolliküler iltihabi nodüller.
Carbunculus : Enfeksiyonun deri altına da yayıldığı bir grup çıban.
Dermatitis : Derinin yüzeysel yangısı.
Seborrheic dermatitis : Kafa derisinde, yüzde ve bazen de vücudun diğer
bölgelerinde görülen deri kalınlaşması.
Atopyc dermatitis : Derinin kronik, kaşıntılı, yüzeysel bir iltihabı.
Şekil 21: Atopik dermatit
Erythrasma : Corynebacterium minutissimum tarafından oluşturulan ve hemen her
erişkinlerde görülen yüzeysel bir deri enfeksiyonu.
Comedon : Yağ bezi kanallarının tıkanmasıyla oluşan siyah noktalar.
Acne : Sivilce.
Rosacea: Genellikle orta veya ileri yaşlarda başlayan, özellikle yüzün merkezi
kısımlarındaki telanjiektazi, eritem papül ve püstül gibi lezyonlarla belirlenen kronik iltihabi bir hastalık.
Erythema nodosum: Daha çok pretibial bölgede, bazen de kollarda ve diğer
bölgelerde hassas, kırmızı nodüllerin ortaya çıktığı iltihabi bir deri ve deri altı dokusu hastalığıdır.
Pemphigus : İntradermal büllerle seyreden etyolojisi bilinmeyen bir deri hastalığıdır.
Dermatitis herpetiformis : Şiddetle kaşınan veziküllerin, papüllerin ve ürtiker
benzeri lezyonların kümeler yaptığı kronik bir hastalık.
Pseudofolliculitis barbae : Kıl dönmesi.
Paronychia : Tırnak yatağı iltihabı.
Şekil 22:Paronişi örneği
Pitriasis rosea : Etkeni bilinmeyen, pul pul lezyonlarla ortaya çıkan hafif iltihabi bir deri hastalığı.
Lichen planus : Birbirleriyle birleşerek kaba, pullu plaklar halini alabilen, küçük ayrı
ayrı duran, köşeli papüllerin görüldüğü tekrarlayan, kaşıntılı, iltihabi bir hastalık.
İcthyosis : Deri yüzeyinde aşırı pullanma gösteren herediter bir grup hastalık.
Decubitus ulcer : Genellikle yatalak hastalarda basınç altında kalan yerlerinde oluşan
iskemik nekroz ve ülserlerdir.
Albinism : Melanositlerin melanin yapmadığı kalıtsal bir hastalıktır.
Vitiligo : Melonositlerin sonradan ortdan kalktığı bir hastalıktır.
Milliaria : İsilik.
Nevus : Ben.
Ephelides : Çil, benek.
Verrucae vulgaris : Siğil.
Alopesia : Kellik, saçların dökülmesi.
Scabiazis : Uyuz.
Keratoacanthoma : Merkezinde keratinöz madde içeren bir krater bulunan yuvarlak,
sert ve genellikle et renginde bir lezyon.
1.14.4. Ameliyat Terimleri
Dermatoplasty : Cildin bir yerini tamir için vücudun başka bir yerinden bir cilt
parçası kesip bu yere yapıştırma ameliyatı.
Excoriation : Cildin bir kısmının çıkarılması.
Dermatome : Greft olarak hazırlanmak üzere çeşitli kalınlıkta deri plakları kesebilen araç.
Curettage : Derideki yüzeysel lezyonların deri küretiyle (kazıyıcı alet) alınması.

2. SAĞLIK KURUMLARI TANIM VE ÇEŞİTLERİ
Sağlık hizmetleri bugünkü anlayışa göre koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici
hizmetler olmak üzere üç grupta ele alınmaktadır. Başka bir deyişle, sağlıkçılar öncelikle,
sağlıklı insanı hep sağlıklı olarak yaşatmak ister ve bunun gereklerini yerine getirmeye
çalışırlar. İnsan sağlığına gelebilecek zararları önceden bilmek ve bunu önlemeye çalışmak
için kullanılması gereken iki tür yaklaşım bulunmaktadır. Koruyucu hizmetler, kişiye
yönelik yani yalnızca bireyin sağlığına gelecek tehlikeleri önleme çabaları ya da çevreye
yönelik yani bir grup insanı ya da toplumun tamamını kapsayacak genişlikte önleme çabaları
şeklindedir. Tedavi edici hizmetler denince, sağlığı şu ya da bu şekilde zarara uğramış
insanları tekrar sağlıklı duruma getirmek için ortaya konan bütün çalışmalar anlaşılmaktadır.
Sağlık sistemi ile kastedilen, bir ülkede sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi
ve tıbbi bakım hizmetleri için var olan tüm kaynaklar, örgütler ve bunların aralarındaki
ilişkilerdir. Sağlık hizmetleri; hastalıkların teşhis, tedavi ve rehabilitasyonu yanında,
hastalıkların önlenmesi, toplum ve bireyin sağlık düzeyinin geliştirilmesi ile ilgili
faaliyetlerin bütünü anlamına gelmektedir. Sağlık hizmetleri sağlık kurumları tarafında
sunulmaktadır. Sağlık kurumları, ürettikleri temel sağlık hizmetleri ölçüt alınarak
sınıflandırılabilmektedir. Sağlık hizmetlerinin ve sağlık kurumlarının sınıflandırılması,
tabloda verilmiştir.
Tabloda sunulduğu gibi sağlık kurumları, ürettikleri sağlık hizmetinin türüne göre
farklılaşmaktadır. Bununla birlikte sağlık kurumlarının büyük bölümünün dört grupta
toplanan sağlık hizmetini değişik düzeylerde ürettikleri gözlenmektedir. Örneğin bir sağlık
ocağının temel işlevi koruyucu sağlık hizmeti sağlamak olmasına rağmen, teşhis ve tedavi
hizmetleri ile sağlığın geliştirilmesiyle ilişkili hizmetlerde sağlamaktadır. Hastaneler için de
aynı durumun geçerli olduğu söylenebilir. Hastaneler, temel işlevi olan yataklı tedavi
hizmetlerinin sunumu yanında; koruyucu sağlık hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri ve
sağlığın geliştirilmesi hizmetlerini de sağlamaktadır.
2.1. Koruyucu Sağlık Hizmetleri
Sağlığın korunması, hastalıkların önlenmesi için verilen hizmetler ile yapılan
düzenlemeler koruyucu sağlık hizmetleri grubuna girer. Sağlığı koruyucu önlemler başlıca
üç düzeyde ele alınmaktadır.
Primer Koruma: Kişisel ya da toplumsal düzeyde sağlığı geliştirmek amacıyla,
aşılanma, dengeli beslenme, çevrenin güvenli hale getirilmesi, fiziksel ve duygusal yönden
iyi durumda olmak için gereken önlemlerin alınmasıdır.
Sekonder Koruma: Sağlığın bozulma olasılığı karşısında erken tanı ve tedavi
önlemlerinin kişisel ve toplumsal düzeyde alınmasıdır.
Tersiyer Koruma: Hastalığa bağlı olarak gelişebilecek sakatlık ve kalıcı
bozuklukların en aza indirgenmesi, hastanın yeni duruma uyumunun sağlanarak yaşam
kalitesinin arttırılması için alınması gereken önlemlerdir. Bir anlamda rehabilite edici
hizmetlerin alanına girmektedir.
Koruyucu sağlık hizmetleri, çevreye ve kişiye yönelik hizmetler olarak ikiye ayrılır.
Çevreye yönelik hizmetlerin amacı; çevrede sağlığı olumsuz etkileyen biyolojik, fizyolojik
ve kimyasal etkenleri yok ederek veya bu etkenlerin kişileri etkilemelerini önleyerek, çevreyi
olumlu hale getirmektedir. Bu hizmetlere çevre sağlığı hizmetleri denir. Bu hizmetler, bu
konuda özel eğitim almış mühendis, kimyager, veteriner, biyolog, çevre sağlık teknisyeni vb.
meslek üyeleri tarafından sağlanır. Çevre sağlığı hizmetleri kapsamında yürütülen
hizmetlerin bir kısmı şu şekilde sıralanabilmektedir:
 Su kaynaklarının sağlanması ve denetimi
 Katı atıkların denetimi
 Zararlı canlılarla mücadele
 Besin sanitasyonu
 Hava kirliliğinin denetimi
 Gürültü kirliliğini denetimi
 Radyolojik zararların denetimi
 İş sağlığı
 Besin kontrolü ve güvenliği
 Konut sağlığı
Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri; hekim, hemşire gibi sağlık meslekleri
üyelerinin yürüttüğü hizmetlerdir. Bu hizmetler arasında; bağışıklama, beslenmeyi
düzenleme, hastalıkların erken tanı ve tedavisi, ana çocuk sağlığı hizmetleri, aşırı
doğurganlığın denetimi, ilaçla koruma, kişisel hijyen ve sağlık eğitimi bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen sağlık hizmetleri sunan kurumlara örnek olarak şunlar verilebilir:
 Sağlık Evi
 İşyeri Reviri
 Sağlık Ocağı
 Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezleri
 Dispanserler
 Laboratuvarlar
 Çevre Sağlık Birimleri
Türkiye’de asli görevi koruyucu sağlık hizmetleri üretmek olan sağlık kurumlarının
işlevleri şu şekilde sıralanmaktadır:
Sağlık Evi
Şekil 23: Sağlık evi binası
Kırsal bölgelerde coğrafya ve yol durumu göz önüne alınarak iki üç bin nüfus için bir
sağlık evi yapılmıştır. Sağlık evleri, sağlık ocağına bağlı olarak çok yönlü hizmet gören
kuruluşlardır. Sağlık evlerinde; ana çocuk sağlığı hizmetleri ile toplumsal, kişisel temizlik,
uygun ve ekenomik beslenme, kadınların analık ve ev kadınlığı konularında eğitilmeleri, aşı
uygulamaları, ölüm, doğum ve göçlerin saptanması, izlenmesi gibi hizmetler sunulmaktadır.
Sağlık evlerinde personel olarak yalnızca ebe ya da ebe hemşire görevledir; başka personel
bulunmaz. Sağlık evlerinde yerine getirilen başlıca görevler şunlardır:
 Ana çocuk sağlığı hizmetleri
 Sıtma eradikasyon hizmetleri
 Hasta takibi ve eğitimi
 Aşılama
 Aile planlaması hizmetleri
 Çevrenin düzenlenmesi ve korunması
 Sağlık eğitimi hizmetleri
 İlk yardım ve acil tedavi hizmetleri
 Sosyal yardım hizmetleri
 Diğer Hizmetler
Sağlık Ocağı
Şekil 24: Sağlık ocağı binası
Sağlık Ocağı, sağlık evlerine oranla çok daha geniş kapsamda hizmet vermektedir.
Sağlık ocaklarının başlıca görevleri şunlardır:
 Ana çocuk sağlığı hizmetleri
 Sıtma eradikasyon hizmetleri
 Verem, trahom, frengi ve lepra savaş hizmetleri
 Bulaşıcı hastalıklarla mücadele
 Aile planlaması hizmetleri
 Çevre sağlığı hizmetleri
 Bağışıklama
 Okul sağlığı hizmetleri
 Labaratuar hizmetleri
 Sağlık eğitimi hizmetleri
 Hasta bakım ve sevk hizmetleri
 İlk yardım ve acil tedavi hizmetleri
 Sağlık evi hizmetlerinin eş güdümü ve desteklenmesi
 Sosyal yardım hizmetleri
Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Hizmetleri (ACSAP)
06.02.1997 tarihli, 22900 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Ana Çocuk Sağlığı ve
Aile Planlaması Merkezleri Yönetmeliği’ne göre, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması
Merkezleri; sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaç bakımından toplumun en öncelikli kesimini
oluşturan kadın, anne ve çocuklarının sağlık düzeyini yükseltmek, üreme sağlığı hizmetleri
bütünü içerisinde aile planlaması hizmetleri ve diğer sağlık kuruluşlarıyla işbirliği içinde
diğer ana çocuk sağlığı hizmetlerinin sunumunu, koruyucu sağlık hizmetleri ilkelerine uygun
şekilde gerçekleştirmek üzerine kurulan sağlık kurumlarıdır.
Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezleri, ana çocuk sağlığı ve üreme sağlığı
hizmetleri yeterince verilemeyen ve birinci basamak sağlık kuruluşları eksik olan bölgelere
öncelikle verilerek, il merkezlerinde her 100.000 nüfusa bir adet olmak üzere kurulabilir.
Merkezi yerleşim nüfusu en az 30.000 olan ilçe merkezlerinde 1 adet merkez
kurulabilmektedir. Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezleri’nde verilen hizmetler
ücretsizdir. Ancak, özellik arz eden hizmetlerden Sağlık Bakanlığı’nın belirleyeceği kurallar
doğrultusunda gerektiğinde ücret alınabilir. Merkezlerde verilecek hizmetler şunlardır:
 Aile sağlığı hizmetleri
 Çocuk ve adölesan sağlığı hizmetleri
 Kadın ve erkek üreme sağlığı hizmetleri
 Ağız ve diş sağlığı hizmetleri
 Poliklinik hizmetleri
 Eğitim hizmetleri
 Hizmet içi eğitim hizmetleri
 Halk eğitimi hizmetleri
 Mezuniyet öncesi uygulamalı eğitim hizmetleri
 Erken teşhis hizmetleri
 Danışmanlık hizmetleri
 Kayıt bildirim ve değerlendirme hizmetleri
Sıralanan kurumların bir kısmı, ağırlıklı olarak bireye ve çevreye yönelik koruyucu
sağlık hizmetleri sağlamaları yanında sınırlı ölçüde teşhis ve tedavi hizmetleri de
sağlamaktadır.
2.2. Tedavi Hizmetleri
Tedavi hizmetleri, sağlık durumu bozulan kişilerin, eski sağlık düzeylerine
ulaşmalarını sağlamak üzere verilen sağlık hizmetleridir. Tedavi edici sağlık hizmetleri,
temel olarak hekim sorumluluğunda, diğer sağlık profesyonellerinin katkılarıyla
gerçekleştirilir. Tedavi edici sağlık hizmetlerini iki ana grupta toplamak mümkündür.
Bunlar: günü birlik tedavi hizmetleri ve yataklı tedavi hizmetleri. Ayaktan tedavi ve günü
birlik tedavi hizmetleri, hastane gibi yataklı tedavi kurumuna yatışı gerektirmeyen
hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgili hizmetleri içermektedir. Ayaktan bakım hizmetleri
çeşitli sağlık kurumları tarafından sağlanmaktadır.
Tedavi hizmetleri, hizmet kapsamı ve hizmet yoğunluğu kriteri esas alınarak da
sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflamaya göre tedavi hizmetleri üç ana gruba ayrılmaktadır:
 Birinci basamak tedavi hizmetleri,
 İkinci basamak tedavi hizmetleri,
 Üçüncü basamak tedavi hizmetleri,
Birinci basamak sağlık hizmetleri, daha çok ayaktan tedavi hizmetlerini içermektedir.
İkinci basamak tedavi hizmetleri, yoğun tıbbi bilgi ve teknoloji gerektirmeyen hastalıkların
tedavisiyle ilgili hizmetleri kapsamaktadır. Üçüncü basamak sağlık hizmetleri, üniversite
hastanesi gibi eğitim hastaneleri tarafından verilen, yoğun bilgi ve teknoloji gerektiren tedavi
hizmetleridir.
Özel Muayenehane: Hekim ve diş hekimi tarafından kurulan ve tanı ve tedavi
hizmetleri üreten kurumlardır.
Günü Birlik Cerrahi Merkezleri: Ayaktan cerrahi bakım merkezleri ve acil
merkezleri, günü birlik cerrahi hizmetler sağlayan kurumlardır.
Evde Bakım: Evde bakım, sağlık düzeyini iyileştirmek ve yükseltmek için hastalara,
ev ortamında sağlık hizmeti ve hizmet donanımının sağlanması olarak tanımlanmaktadır.
Hastane yatak kapasitelerinin azaltılması nedeniyle evde bakım hizmetleri popülerlik
kazanmış ve bütüncül sağlık hizmetlerinin önemli bir öğesi haline gelmiştir. Evde bakım
hizmetleri genellikle hemşirelik hizmetleri organizasyonları, ziyaretçi hemşireler, hastaneler,
evde bakım hizmet kurumları tarafından sağlanmaktadır. Evde bakım hizmetleri, yüksek
teknolojiye dayalı ve emek yoğun evde bakım hizmetleri olarak ikiye ayrılmaktadır.
Evde bakım hizmetleri ile ilgili olarak Mather tarafından yapılan bir araştırmada; kalp
krizi hastalığının evde ve hastanede yapılan tedavileri arasında, tıbbi sonuçlar bakımından
farklılık olmadığı ortaya konulmuştur.
Terminal Dönem Bakım Merkezleri
Terminal Dönem Hasta Bakım Kurumları, palyatif bakım kurumları olarak da
bilinmektedir. Yaşama şansı olmayan ve genellikle altı aydan daha az ömrü kalan hastaların
bakımıyla ilgilenen kurumlardır. Terminal Dönem Hasta Bakım Kurumları; ölümün, hayatın
doğal bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiği varsayımına dayanarak hizmet vermektedir.
Terminal Dönem Hasta Bakım Kurumları, hastalığın tedavisinden çok, hastalığın verdiği
ağrıların giderilmesi yoluyla hastanın rahatlatılmasını sağlamaktadır. Terminal Dönem Hasta
Bakım Kurumlarının temel amaçları şunlardır:
 Hastanın ağrı ve diğer rahatsız edici semptomlardan kurtulması,
 Hastanın psikolojik ve manevi yönden desteklenmesi
 Hastanın karşı karşıya kaldığı ölüm tehlikesine rağmen mümkün olduğunca aktif
bir yaşam biçimi sürdürmesi ve bunun için gerekli alt yapı hizmetlerinin sağlanması
 Hastanın yanı sıra aynı yazgıyı paylaşan hasta yakınlarının da desteklenmesi,
eğitilmesi ve hasta yitirildikten sonra onların yeniden sosyal yaşama uyumunun
sağlanabilmesi için destek olunması
Terminal Dönem Hasta Bakım Kurumları; büyük ölçüde kanserli hastaları kabul
etmekle birlikte AIDS, kas ve bağ dokusu, böbrek ve kalp hastalıkları terminal aşamada olan
hastalara da hizmet sağlamaktadır.
Hemşirelik Bakım Merkezleri
Amerika Birleşik Devletleri’nde oldukça yaygın olan Hemşirelik Bakım Merkezleri,
tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri içinde çok büyük bir yere sahiptir. Hemşirelik Bakım
Merkezleri, yaşlılara yönelik uzun dönemli hizmet veren kurumlar olarak görülmekle
birlikte, kısa dönemli tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini sağlamaktadırlar. Türkiye’de
yaygın olmamakla birlikte, Hemşirelik Bakım Merkezlerinin, özellikle Amerika Birleşik
Devletleri’nde uzun dönemli tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri sunumunda önemli bir payı bulunmaktadır.
Hemşirelik Bakım Merkezi, oldukça geniş bir kavramdır; yatak sayıları 3 ile 1200
arasında değişmektedir.
Hemşirelik Bakım Merkezleri, bağımsız bir kurum olarak çalışabildikleri gibi, bir
hastanenin bölümü veya bir emeklilik merkezine bağlı bir kurum da olabilmektedir.
Hemşirelik Bakım Merkezleri, ağırlıklı olarak yaşlı kişilere sağlık ve kişisel bakım
hizmetleri vermektedir. Hemşirelik Bakım Merkezlerinden yararlanan kişiler, hasta olarak
değil, konuk olarak kabul edilmektedir.
Konukların %82’lik bölümü, bir veya birkaç konuda işlevsel bağımlılığı olan, yani
günlük yaşam etkinliklerini gerçekleştirmede, diğer kişilerin yardımına gereksinim duyan
bireylerdir. Hemşirelik Bakım Merkezlerinde verilen hizmetler oldukça çeşitlilik
göstermektedir. Hizmet kapsamı içinde, günlük yaşam etkinliklerinde bireylere yardımcı
olmaktan, bilinç kaybı ve zihinsel özürlü kişilerin gözetimine ve gelişmiş teknoloji
gerektiren solunum ve yapay beslenmeye kadar değişik hizmetler bulunmaktadır.
2.3. Rehabilitasyon Hizmetleri
Rehabilitasyon hizmetleri; hastalık ve kazalara bağlı olarak gelişen kalıcı bozukluklar
ve sakatlıkların günlük hayatı etkilemesini engellemek ya da bu etkiyi en aza indirmek,
kişinin bedensel ve ruhsal yönden başkalarına bağımlı olmadan yaşamasını
sağlamakamacıyla düzenlenen sağlık hizmetleridir.
Rehabilitasyon hizmetleri, yataklı veya yataksız rehabilitasyon merkezleri tarafından
sağlanmaktadır. Yataklı tedavi kurumları İşletme Yönetmeliğinde, rehabilitasyon merkezleri;
organ, sinir, adale ve kemik sistemi hastalıkları ile kaza ve yaralanmalar veya cerrahi
tedaviler sonucu meydana gelen arıza ve sakatlıkların tıbbi rehabilitasyonunu uygulayan
yataklı kurum veya servisler olarak tanımlanmaktadır. Rehabilitasyon hizmetleri; tıbbi ve
sosyal rehabilitasyon olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Şekil 25: Rehabilitasyon Merkezi Binası
Tıbbi Rehabilitasyon: Bedensel kalıcı bozukluk ve sakatlıkların düzeltilmesi, yaşam
kalitesinin arttırılması amacıyla verilen hizmetlerdir.
Sosyal Rehabilitasyon: Sakatlığı veya özrü olan kişilerin günlük hayata aktif olarak
katılması, başkalarına bağımlı olmadan yaşayabilmesi amacıyla yapılan, işe uyum sağlama,
yeni iş bulma ya da öğretme çalışmalarını kapsamaktadır. Sağlık hizmetlerinin gelişimini ve
gelecekteki durumunu kestirebilmek için koruyucu sağlık hizmetleri kavramı ile tedavi edici
sağlık hizmetleri kavramı arasındaki farkın iyi vurgulanması gerekmektedir.
2.4. Sağlığın Geliştirilmesi Hizmetleri
Sağlığın geliştirilmesi hizmetleri, sağlıklı kişilerin sağlık durumlarını daha üst düzeye
yükseltmek için sağlanan hizmetlerdir. Sağlığın geliştirilmesi hizmetlerinde temel
sorumluluk, bireylere aittir. Sağlığın geliştirilmesi; bedensel ve zihinsel sağlık durumu,
yaşam kalitesi ve yaşam süresinin yükseltilmesini amaçlamaktadır. Bugün birçok hastalığın
bireylerin tarzlarından, alışkanlıklarından kaynaklandığı bilinmektedir.
Sağlığın geliştirilmesi hizmetleri, sağlık eğitiminden farklıdır. Sağlık eğitimi; halkın
sağlık konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesine yönelikken, sağlığın
geliştirilmesi; sağlık eğitimini de kapsayan daha geniş kapsamlı hizmetleri ifade etmektedir.
Sağlık eğitimi; bireyin sağlık ve hastalık, insan vücudu ve işleyişi, hastalıktan korunma ve
hastalıkla başa çıkma, sağlık sistemi ve işlevleri, sağlık sistemini kullanma ve sağlığı
etkileyen sosyal, politik ve çevresel faktörler hakkında bilgilendirilmesini içermektedir.
Sağlığın geliştirilmesi ise birey ve toplumun sağlık statüsünü yükseltmeye yönelik tüm
faaliyetleri kapsamaktadır.
Sağlık eğitimi, dar kapsamlıdır; birey ve grupları hedef alır. Sağlığın geliştirilmesi ise
daha kapsamlıdır; çevreyi, ulusal ve uluslar arası boyutta politik ve sosyal yapıyı
değiştirmeyi hedeflemektedir. Sağlığın geliştirilmesi görevi, yalnızca sağlık kurumlarının
sorumluluğunda değildir; ulusal ve uluslararası bağlamda tüm özel ve kamu kurum ve
kuruluşlarına sağlığın yükseltilmesi konusunda görevler düşmektedir.
Sağlık hizmetleri işlerinin diğer bir sınıflaması da şu şekilde yapılmaktadır.
Yataksız Sağlık İşletmeleri
 Sağlık Evleri
 Sağlık Ocakları
 Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezleri
 Dispanserler
 Bölge laboratuarları
 Enterobakteri laboratuarları
 Özel Muayenehane ve Laboratuarlar
 Eczaneler ve Medikal malzeme satan işletmeler
 Fitness Kulübü
Yataklı Sağlık İşletmeleri
 Sağlık Merkezleri
 Hastaneler
 Rehabilitasyon Merkezleri
Hastaneler Tanımı ve Türleri
Hastaneler hasta bakım sisteminin temel unsurlarından birisidir. Sağlık sisteminin bir
alt sistemi olan hastaneler, sağlık hizmetlerinin temel fonksiyonu olan tedavi hizmetlerinin
yürütüldüğü ekonomik, teknik ve hukuki özellikler taşıyan bir işletme türüdür. Hastaneler
birer hizmet işletmesi olmasına rağmen, genel işletmelerden bazı yönleriyle ayrılmaktadır.
Hastanelerde temel amaç, her türlü koruyucu önlemlere rağmen oluşabilecek hastalık
durumlarında erken teşhis, hızlı ve etkin tedavi ve hastanın kısa zamanda eski konumuna
getirilmesidir. Bu amacı gerçekleştirirken eldeki kaynakların etkin ve verimli bir şekilde
kullanılması hasta ve toplum tatmininin sağlanması gerekmektedir. Çünkü, tedavi edici
hizmetler sağlık bütçesinin %40’ları aşan bir bölümünü kullanmaktadır.
Hastanenin Tanımı
Şekil 26: Hastane Binası
Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’ne göre hastaneler;, hasta ve
yaralıların, hastalıktan şüphe edenlerin ve sağlık durumlarını kontrol ettirmek isteyenlerin
ayaktan veya yatarak gözlem, muayene, tanı, teşhis, tedavi ve rehabilite edildikleri, aynı
zamanda doğum yapılan, sıhhi ve fenni şartlara haiz yerlerdir.
Genel olarak hastaneler teşhis, tedavi ve rehabilitasyon ihtiyacı olan hasta, yaralı,
anormal ve hamile; iki veya daha çok kişiye aynı zamanda ve günün 24 saatinde hizmet
verebilen ve klinik laboratuvar hizmetleri, teşhise yardımcı, röntgen hizmeti ve tedavi
hizmetlerinden; cerrahi, doğum veya bir veya birden çok tıbbi tedavi ünitesi bulunan
kurumlardır.
Diğer bir tanımla hastaneler; her türlü sağlık hizmetlerinin ekonomik ve kesintisiz
olarak üretildiği eğitim, araştırma ve toplum sağlığı hizmetlerinin yürütüldüğü, kâr
gözetmeyen, sağlık endüstrisi pazarında çevreden etkilenen ve çevreyi etkileyen, çeşitli
girdileri işleyip yararlı çıktılar haline dönüştüren, karmaşık, pahalı ve kendine özgü
özellikler gösteren bir hizmet işletmesi türüdür.
Hastenelerin Türleri
Yataklı tedavi kurumları olarak da adlandırılan hastaneler, sundukları hizmetlerin
türlerine, hastaların hastanede ortalama kalış süreleri, hastenenin mülkiyetine ve yatak
adetlerine göre çeşitli şekilde sınıflandırıldığı görülmektedir.
Sundukları Hizmet Türlerine Göre Hasteneler
Sunulan hizmet türlerine göre hasteneler; genel hastaneler, özel dal hasteneleri ve
eğitim hastaneleri olarak çeşitlenmektedir.
Genel Hasteneler: Her türlü acil ve acil vaka ile yaş ve cins farkı gözetmeksizin,
bünyesinde mevcut uzmanlık dalları ile ilgili hastaların kabul edildiği ve ayaktan veya
yatarak hasta muayene ve tedavilerinin yapıldığı yataklı kurumlardır.
Özel Dal Hasteneleri: Belirli bir yaş ve cins grubu hastalar ile, belirli bir hastalığa
tutulanların, ya da bir organ veya organ grubu hastaların müşahade, muayene, teşhis ve
tedavi edildikleri yataklı kurumlardır.
Eğitim Hastaneleri: Öğretim, eğitim ve araştırma yapılan, uzman ve ileri dal
uzmanları yerleştirilen genel ve özel dal yataklı tedavi kurumları ile rehabilitasyon
merkezleridir.
Ortalama Kalış Süresine Göre Hastaneler
Kısa kalış süreli hastaneler, genellikle ortalama yatış süresi 30 günden az olan genel
veya özel dal hastaneleridir. Ortalama yatış süresinin 30 günden daha fazla olduğu genel
veya özel dal hastanelerine ise uzun kalış süreli hastanele adı verilmektedir.
Mülkiyetlerine Göre Hastaneler
Mülkiyetlerine göre diğer bir deyişle finansal kaynakların türüne göre sınıflandırılma,
başka bir sınıflandırılma türüdür. Burada hastanenin mülkiyetinin kurum ve kuruluşlara ait
olduğuna veya kurum ve kuruluşların niteliğine göre sınıflandırma yapılmaktadır. Bu
noktadan hareket edildiğinde Türkiyedeki hasteneler Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na,
Sosyal Sigortalar Kurumu’na, kamu iktisadi kuruluşlarına, tıp fakültelerine, belediyelere,
yabancılara, azınlıklara, derneklere, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı dışındaki
bakanlıklara ve özel kesime ait hasteneler olarak sınıflandırılabilmektedir:
Yatak Sayılarına Göre Hastaneler
Bu sınıflamada genellikle kadro, personel, finansman, malzeme dağıtımı ve istatistik
bir ölçüt olarak kullanılmaktadır. Yatak adetlerine göre yapılan sınıflama şu şekildedir.
 50 yataklı hastaneler
 100 yataklı hastaneler
 200 yataklı hastaneler
 400 yataklı hastaneler
 400 ve üzeri yataklı hastaneler.
Ülkemizde kullanılmayan bir diğer sınıflama türü ise hastanelerin akredite edilme
durumuna göre yapılan; akredite olmuş ve akredite olmamış hastane sınıflamasıdır. Başka
bir sınıflama ise hizmet kapsamına göre yapılan sınıflamadır. Birinci basamak sağlık
hizmetleri sunan hastaneler, ikinci basamak sağlık hizmetleri sunan hastaneler ve üçüncü
basamak sağlık hizmetleri sunan hastaneler olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır.

KAYNAK:www.megep.meb.gov.tr

Döküman Arama

Başlık :