Allah Benim Yargıcımdır

Allah Benim Yargıcımdır * Allah Benim Yargıcımdır *  

Danyâl Peygamberin bereketiyle türlü türlü nimetlere kavuşan Çukurova, sefâhate atılınca o nimetler de bereketliliğini yitirmiştir. Yine de mümbit topraklara sâhiptir; narenciyesinden muzuna, pamuğundan mısırına, karpuzundan üzümüne kadar semeredar…

Bir şehir düşünün… Orta yerinde koca bir Peygamber bulunsun. Kentin merkezinde olsun da orada yaşayanlar tanımasınlar O’nu. Hem de bir bereket Peygamberi olsun.Evet, bahsettiğim Peygamber, Danyâl Aleyhisselâmdır ve Tarsus’un göbeğinde; haritanın en altının tam ortasında saklı durur!

İnsanlar düşünün, bu Peygamberin kabrini görmek için uzaklardan, çok uzaklardan, ülkenin dört bir cenâhından sağanak sağanak kente akın etsinler de o şehrin sâkinleri bu mübârek zâtın varlığından bile habersiz olsun. İstedim ki bu yüce Peygamberi biraz tanıyalım.Hz. Ömer’in hilâfeti hengâmında fethedilen Tarsus, insanlık tarihinin ilk kurulan şehirleri arasındadır. Danyâl Peygamberin kabri de Halife Ömer’in devrinde burada ortaya çıkarılmıştır. Şöyle ki:İslâm ordusu bu memleketi fethettikten sonra şehrin ortasından geçen Tarsus çayının içinde irice bir mezar görürler. Fakat kim olduğu hakkında bilgi sâhibi olmadıkları için durumu halîfeye arz ederler. Hz. Ömer (ra) da, “ilmin kapısı” İmâm-ı Ali (ra)’a sorar. Hz. Ali (ra), mezarın Danyâl Peygambere ait olduğunu söyler. Zira bütün emâreler ona işaret etmektedir. Dikkat edilecek bir husus var ki; Hz. Ali (ra) bunları söylerken mezarı görmeden binlerce kilometre mesafe uzaklıktan kim olduğunu bilmiştir.Danyâl (as)’ın meşhur bir yüzüğü vardır; iki aslanın ortasında bir çocuk resmi mevcuttur. Bu yüzük, Danyâl Peygamberin küçüklüğünde iki dişi aslan tarafından emzirilip büyütüldüğünü simgelemektedir.O tarihe kadar çürümeyen ve çürümeyecek olan bedeniyle Danyâl Peygamber, halîfenin emriyle çok değerli ve korunaklı bir sandukaya konulur ve Tarsus çayının kabrin etrafından dolanıp akması sağlanır. O târihlerde oldukça büyük olan Tarsus çayı zamanla küçülmüş ve maalesef çok yakın târihte tamâmen kapatılmıştır.İnsanlar düşünün, elleri bomboşken Allah’a nasıl yakardıklarını, yalvardıklarını… Ve elleri nimetlerle dolunca, Allah’ı nasıl da unuttuklarını…Danyâl Peygamberin bereketiyle türlü türlü nimetlere kavuşan Çukurova, sefâhate atılınca o nimetler de bereketliliğini yitirmiştir. Yine de mümbit topraklara sâhiptir; narenciyesinden muzuna, pamuğundan mısırına, karpuzundan üzümüne kadar semeredar…Geçmiş zamanda, nice sultanlar Danyâl Peygamberi ülkelerine bereket getirmesi için davet etmiştir. Hatta mervîdir ki Şam bölgesinin ileri gelenleri, bölge kıtlık içerisindeyken Danyâl (as)’ı davet ederler. O sıralarda Tarsus’ta yaşayan Peygamber Şam’a gider ve bölge hiç görülmeyen nimetlere, bereketlere gark olur. Tekrar Tarsus’a dönen Danyâl Peygamber bir daha bu şehirden ayrılmaz.Danyâl aleyhisselamın vefatından yıllar sonra tekrar kıtlığa dûçar olan Şam şehri, Danyâl Peygamberi getirtmek istemişlerse de Tarsus’lular buna mâni’ olmuştur.Tarsus’lular bu mübârek zâtın sürekli şehirlerinde kalması ve bereketin devâm etmesi için vefâtından sonra O’nu Tarsus çayının içine defnederler ki sâir şehir ve ülkelerden gelen insânlar kabrini bulup kaçırmasınlar. Çünkü birçok defa kaçırma teşebbüsünde bulunan kişiler olmuşsa da, sû-i emellerine muvaffak olamamışlardır.Bir şehir düşünün ki içinde hem koca bir bereket Peygamberi olsun, hem de ellerinde ne varsa bereketsiz olsun. Tarsus şimdi memleketin her yeri gibi eskiye nispetle sefâhatte… Ama yine de mübârek bir şehir…Kur’ân-ı Kerîm’in tam ortasında geçen Kehf Sûresi’ndeki hâdiselerin burada yaşandığı ve Cenâb-ı Hakk’ın koca bir sûreye ad olarak vermesi elbette Tarsus’un mübârekliğine kuvvetli bir delildir. Tıpkı ülkemizdeki aziz şehirlerden olan Urfa gibi, Konya gibi, İstanbul gibi…Lokman Aleyhisselam’ın, Şit Peygamber’in, Efendimiz’in (sav) müezzini Habeşli Bilâl (ra)’in burada soluklanmaları ve Îsa (as)’ın havarilerinden Saint Paul’un doğduğu şehir olması ve özellikle Ashâb-ı Kehf’in burada olması ne kutsî güzelliktir.Dakyanus’un şerrinden kurtulmak için mağaraya sığınıp kurtulan Yedi’ler gibi, Allah bizi de zamanın sığınaklarında, asrın Dakyanus’larının şerrinden muhafaza etsin inşâAllah.* Danyal (as), İbrani’ce “Allah benim yargıcımdır” manasına gelmektedir.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat