Ah, Nerde O Eski Koyunlar

Ah, Nerde O Eski Koyunlar! Ah, Nerde O Eski Koyunlar!  

Ve eylül geldi…

Edebî dergilerin hemen her sayfasında ve bir çok gazetenin kültür-sanat sayfalarında aşağıdaki sözler paralelinde yazılar göreceksiniz bu ay; ve eylül geldi… Sırtını toprağa verdi sarı yapraklar… Şimdi her şey hüznün sarılığıyla boyalı. Ve yine eylül... En çok, bu “ay” dokunur adama… Her insân, eylüle benzer biraz… Ah, eylül…

Evet eylül geldi. Adamı şâir kıldığı doğrudur. Şâir, bu ayda kalemi kırar!

İşte böyle efsûnkâr bir şey bu eylül ayı. Eylül gelince, eli kalem tutan (yeteneği olan) kim varsa bir şeyler karalamaya başlar. Bazen bir şiir, bazen bir deneme, bazen de bir hikâye… Ama hepsinde hüzün vardır mutlaka.   Şu var ki, kim bir şeyi nasıl görmek isterse onu öyle görür. Biz de, eylülde hazanı değil, bahârı okumaya çalışacağız. Ne bahârı demeyin, çünkü az öteden ramazan ayı gülümsüyor bize. Hüzünlenmenin vakti değil şimdi, hadi gülümseyin, gülümseyelim beraber…  Bu yıl bahârı, kıştan evvel yaşayacağız. Bu yıl kıştan evvel huzur soluklayacağız. Bu yıl huzuru, gece yarısı uykumuzu bozmakta, sabâh ezânı okunmadan ayakta olmakta bulacağız. Bu yıl nisanı, eylülde yaşamaya başlayacağız. Bu yıl belki de ilk defa geçmiş ramazanları aramayacağız!  Çoğumuzun ortak kanaati, hiçbir şeyin geçmişteki olduğu gibi olmadığıdır. Yeri gelir “nerde o eski ramazanlar, nerde o eski bayramlar” diye sayıklar, bazen de “ben genç olsaydım…” minvâlinde hayıflanmalar. Böyle düşünceler ne kadar doğru bilinmez ama, o eski ramazanlarda biz küçüktük daha, çocuktuk. Herkesten evvel uyanıp sahur yemeğimizi hazırlayan annelerimiz vardı. Uyandığımızda çayımız, çorbamız, hoşafımız ..vb sofrada kuruluydu. Hangi insâna sorarsanız sorun çocukluğundaki ramazanların, bayramların yerinin ayrı olduğu cevabını alırsınız. Bu ramazanların, bayramların değiştiğinden dolayı değildir. Biraz yaşımızın büyümesi, biraz da yaşlanmayı kabullenemeyişimizin göstergesi. Bu hâli açıkça ortaya koyan bir amcanın “nerde o eski koyunlar” dediğini duymuştum. Eski ramazanları arayan bir toplumda eski koyunları arayanları hiç de yadırgamamak lazım belki de!   Ramazan ayı gelince hatırlıyoruz pek çok şeyi. Ama on bir ayın sultanı ramazan gelince mi hatırlayacağız sokak çocuklarını, yetimleri, kimsesizleri, hor gördüğümüz delileri, mahâllemizin unutulmuş yaşlılarını. Ramazan gelince mi anlayacağız fakirin hâlini. Ramazan gelince mi aklımızı başımızı devşirip insân olduğumuzu hatırlayıp sadece yeme-içme eylemini gerçekleştirmek için dünyâya gelmediğimizi anlayacağız. Şeytandan uzaklaştığımız kadar yakınlaşacağız Allâh’a…   Teknoloji her eve girdiği hâlde hâlâ o eski adetlerimiz güzel bir surette devâm etmekte. Ramazanda hâlâ davullar çalınır sokak aralarında. Konya’nın Alâaddin Tepesinde, Tarsus’un Gözlü Kulesinde, Kahramanmaraş’ın Maraş Kalesinde, İstanbul’un Çamlıca’sında, Kanlıca’sında, Şanlıurfa’nın Urfa Kalesinde toplar patlatılır imsak ve iftar vaktinde. Babalar çocuklarının ellerinden tutarak terâvih namazını kılmak için câmi yolunu tutarlar. Ateşle terbiye edilmeyen nefsin, oruçla terbiye edilebildiği görülür bu ay. Oruçla bir nev’ melek hâline gelirken, orucun faziletini bilmeden tutarız belki de.   Efendimiz (s.a.v):  "Orucun sevabı Allâh"tan başka kimsenin takdir edemeyeceği kadar büyüktür." (bk. el-Heytemî", ez-Zevâcir, 1/156.)  "Oruçlunun, acıkmaktan doğan ağız kokusu Allâh için miskten daha güzeldir." (Mûslim, savm 161.)  "Oruç, ateşten koruyan bir kalkandır." (Müslim, savm 162-163.)  "Oruçlu, duâsı geri çevrilmeyen üç gruptan biridir." (Beyhakî, Sünen NI/345, Tecrid NI/253. )   "Ramazan orucunu, -dünyâ ile ilgili faydalardan ötürü değil de- sadece Allâh için tutanın geçmiş günahları bağışlanır." (Nesai, Siyam 39; Tirmizî, savm 1.)  Oruç, bize sabrı öğretir. On bir ay duraksamadan bir makine misâli çalışan vücûdumuzu dinlendirir, sıhhatimizi artırır, psikoloji ve sinirlerimizi düzeltir. Bizim, sadece midemizi doyurmak için yaratılmadığımızı hatırlatır.  Orucun bu kadar maddi-manevi faydaları varken, tutmamanın vebalini saymamıza gerek yok sanırım. İnsânoğluna, kaybetmekten daha çok, neleri kazanma fırsatını kaçırdığını anlatmak dâima daha güzel ders olur.  Ramazan ayından tat almak bizim elimizde. Eğer böyle bir niyetiniz varsa ne o eski koyunları arar ne de o eski hâlimizi.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat