Gül kırmızı ve aşk sızı

Gül kırmızı ve aşk sızı Gül kırmızı ve aşk sızı   Sen gittin, hazan düştü bahçemizeSen gittin, tarumar oldu her şeySen gittin, geriyedoyumsuz bir aşk bıraktın bize.Sevgili!önce kum deryalarına düştük sonra serâbabugüne kadar umutlardı bizi ayakta tutansevdandı kimsesiz çöllerde yürekleri bir tutan,yalnızlığa açılır bütün kapılar sensiz sen yoksun diye, sicim sicim karanlık yeşerdi içimizdedalga dalga hasretindi kalbimizde alevlenengönlümüze batan dikenler ne kibüyüttüğümüz güller sadece sen kokmak içindi.Sevgilien haşin haliyle girdaba düştüksensizliğe sürgün edildik ilkinsonra mağara arkadaşın bırakıp gitti bizisonra kılıçların efendisiardından cennet gençlerinin efendilerive diğerleri birer birer bırakıp gittiler bizidilimiz lâl, âmâ kaldı gözlerimizsen olmasaydın kalpler sevmeyi öğrenebilir miydi!ey, ihsanda nisan bulutunu geçen Sevgili.örümcek, gözlerde hâlâ en kalın perdedirsırların sırrı kisranın sarayındaondört burcunun düştüğü yerdedir.en büyük mucizen Kur’an’dı, sonra Sen’din güneşi sağ eline, ayı da sol eline alsaydınyine de çözülmezdi ebterlerin kalbindeki kir!ey ay yüzlü güzel!bütün kelamları yazan kalemin emriydi gidişinoysa ne kadar çok beklemişti gelişini Hirane kadar da çok yolunu gözlemişti Râhip Bahirabir tek Bilâl değil, cihan alışmıştı sanahüzündü ardında biriktirdiğimizyokluğunun vadilerinde yuvarlanırkenyaralı kalbimizin fısıltısınagünâha battık ama konuşan gözlerimizin hıçkırığına“tebessüm sadakadır” fermânınlabir damla bengisu ver n’olurn’olur nûrunu gönder yoksul umutlarımıza.asırlardır yetimliğe açılır gözlerimizbir pazartesi ilk defa, aşk gibi aşk yaşamıştı dünyailk defa karşı karşıya gelince Bedir’de, baba ve oğul çoğalmıştı dillerdeki keşkeler,haberler uçuran bir güvercinin kanatları altındaeleverir bizi ahir zaman.Sen gittin, hazan düştü bahçemizeSen gittin, tarumar oldu her şeySen gittin, geriye doyumsuz bir aşk bıraktın bize.hicretimiz var kervan kervan yurdunabizi de coşkuyla karşılar mı Medineli kadınlarkardeş kabul eder mi ensar bizi deondört asırdır takvimlerde kalınca baharadı Muhammed olmayan güller dövünür.omuzlarımızda taşıyamadığımız en ağır yükbestelenmemiş gidişindi, sevdandıhasretindi her taşa desen desen nakşettiğimiz!ey gecemizi gündüze çeviren sevgilikardeşin “Yusuf’u görüpellerini kesen kadınlarseni görselerdi kalplerini keserlerdi”nisanı unuttu yokluğunda dünyanisyan sardı bütün cihanı sen olmayıncaher hayat bir ırmaktır sana akanyolu sana kavuşamayanındaim zehirdir damarlarında dolaşan.yüzünü göster ağustos gülü oluversin ateş, çöller vahasen olmayınca gökler bir damla rahmet indirir mihasretinden çatlamış dudaklarımıza!Necâşi’nin Zeylâ’sından davet var yine!gel ki nisanı nisan gibi, baharı bahar gibiaşkı aşk gibi yaşalım bir daha!müjdelediğin gibi altı asırdırezanlar hala dalgalanır Konstantin burçlarında.heybemizde senin özlemindünya saltanatına bedel kaç insanhizmetkarın olmayı istemişti.şimdi bahtsız bir kıtada iz süreriz sana kavuşmak içinşimdi resimlerle tarifsiz uçurum kenarında dünyagül iklimini çoktan yitirdik sevgilihicran mevsimine düştük, masallarla büyütüldükoysa adın anılınca susuyor bütün masallarkırmızı kokuyor özlemin, gül kırmızısıne çok yakışırsınız birbirinizeSen ve kırmızı!Sen gittin, hazan düştü bahçemizeSen gittin, tarumar oldu her şeySen gittin, geriye doyumsuz bir aşk bıraktın bize.kirli yağmurlarla ıslanıyor dünyagüneş, ışığını suçlu indiriyor yeryüzüneyokluğunda geceler kavuşur mu gündüze!gel, yıldızlar dökülsün yollarınamüjdelesinler tek tek Muhammed Mustafa’yıgel, yorgunluk çöreklendi yokluğunda omuzlarımızagel, gülü koparmadan sevmeyi öğret bizeseni yaşayınca gülistan oluyor dünyaseni yaşayınca gül kokuyor insan.geldin! bin dört yüz seneler geçtirüzgarlara kapıldık firakınla, izini kaybettik sen sevmeyi, sevilmeyi öğretirken bizeanne karnında kurşun sesleriyle tanıştı bebeklersen sevgi ekerken, biz ölüm, biz zulümbiz sevgisizlik koklamaya başladıkey nebi! senin getirdiğin nurla yeniden dirileceğizdüştüğümüz yerden, kaybolduğumuz yerden kalkacağız yenideney gelişiyle karanlıkları aydınlığa çeviren sevgili!bugün gibi, yine bir pazartesiydi gidişinyüz yirmi beş bin değil şimdi milyonlar diyor ki ey Resûl:"Allah"ın elçiliğini ifa ettinvazifeni hakkıyla yerine getirdinbize vasiyet ve nasihatte bulundun!""Şâhid ol yâ Rab! şâhid ol yâ Rab! şâhid ol yâ Rab!"

Döküman Arama

Başlık :

Kapat