Kapat

GÜL YETİŞTİRİCİLİĞİ

ŞEKİL VE RESİMLERİ GÖREMİYORSANIZ www.megep.meb.gov.tr ADRESİNDEN İLGİLİ MODÜLÜ AÇARAK İNCELEYEBİLİRSİNİZ.

1. GÜL (ROSA) YETİŞTİRİCİLİĞİ
Genel olarak köklü fidan yetiştiriciliği tohum, çelik ve aşı ile yapılır. Sera gülcülüğü
için gerekli olan anaç üretimi tohumdan veya çelikten yapılmaktadır.
Resim 1.1: En çok bilinen kırmızı ve beyaz güller
1.1. Genel Özellikleri
Gül 1-2 metre arasında uzayabilen, uzun ömürlü bir bitkidir. Bol saçak köklüdür.
Gövde ve dalları dikenlidir. Çiçekleri 5 çanak yapraklıdır. Erkek organları sarı başlıdır.
Çok değişik çiçek rengine sahiptir. Çiçekler pembe, beyaz, kırmızı, sarı, portakal
renklerinde olabilir. Yabani gül olan kuşburnunun meyveleri C vitamini yönünden zengindir.
Güller üzerinde yapılan melezleme çalışmaları, yüzlerce yeni kültür formunun oluşmasını sağlamıştır.
Resim 1.2: Farklı gül çeşitleri
Kullanım Alanlarına Göre Gül Çeşitleri
. Dış mekânlarda kullanılanlar
Büyük çiçekli çit gülleri: İlk ekildikleri yıl dâhil soğuk aylara kadar sürekli bol
çiçek açar. Geniş hacim yaparlar, çok güzel formlanırlar ve çoğu zaman tek çiçeklidirler.
Sadedirler ve çok uzun ömürlüdürler. 60 -110 cm boy yaparlar.
Küçük çiçekli çit gülleri: Salkımlı çiçekleriyle yukarıdaki türden ayırt edilir. Bir
sap üzerinde birden çok küçük veya orta boylu çiçek bulunur. Bu özellik çok dekoratif bir
bitki olmalarını sağlar. Yıl boyu çiçeklenirler, bol bol ve rustik çiçek açarlar. Boyu 60 - 100 cm ulaşır.
Büyük çiçekli tırmanıcı güller: Tırmanıcı güllerdir, sürekli çiçek açarlar, genellikle
ekildikten sonra 2. yıla kadar çiçek açmazlar. Çiçekleri çit güllerinin çiçeklerine benzer.
Dayanıklıdırlar, bol çiçek açarlar ve geniş alanlara yayılırlar.
Küçük çiçekli tırmanıcı güller: Aşırı derecede dayanıklıdırlar ve geniş alanlara
yayılırlar. Çiçeklerinin salkım hâlinde olmasından ve bol olmasından dolayı göz kamaştırıcı
bir görünüm arz ederler. Sürekli çiçek açarlar.
Peyzaj gülleri: Boyları varyetelerine göre değişmekle birlikte sürekli çiçek açarlar,
çok dayanıklıdırlar, sadedirler ve bol çiçek açarlar. Varyetelerine göre geniş, orta ve küçük
çiçekli olabilirler. Geniş alanları kapatmakta, çit bitkisi olarak ve bir alanı ayırmak için kullanılabilirler
Resim 1.3: Peyzajda gül
Baston güller: Dikenlerinden arındırılmış bir bastonsu gövde üzerinde istenilen
yükseklikten aşılama yapılarak elde edilir. Aşılanan güller büyük tek çiçekli veya salkım
çiçekli olabilirler.
Resim 1.4: Baston güller
Sarılıcı güller: Bahçe düzenlemelerinde sıkça kullanılan güllerdir. Pergolalarda,
sütunlarda, yaşlı ağaçların gövdelerine sardırmada etkili olurlar. Göz alıcı renkleri vardır ve
hızlı gelişirler. Küçük ve bol sayıda açanları olduğu gibi, iri açanları da mevcuttur
Resim 1.5: Sarılıcı gül çeşitleri
Resim 1.6: İç mekân ve dış mekân minyatür gül
. İç mekânlarda kullanılanlar
Minyatür güller: Minyatür güller adeta bonzai gibi türünün kusursuz ama minik bir
modelidir. Bitki boyu 30-40 cm’ yi geçmez. Çiçekleri para büyüklüğündedir. Bahçede
olduğu kadar saksı bitkisi olarak rahatlıkla yetiştirilebilir. Küçük çiçekli bazı türler gerçek
minyatür olmamakla beraber bu kategoriye sokulabilir. Bunlar daha uzun boylu ve irice yapraklıdırlar.
Resim 1.7: Minyatür gül
. Kesme çiçek olarak kullanılanlar
Konu ile ilgili bilgiler aşağıda detaylı olarak verilmiştir.
1.2.Çöğür Üretimi
Ticari amaçla gül yetiştiriciliği yapılacaksa, kullanılacak anaç fidanlar tohumdan
üretilir. Ayrıca yeni gül çeşitleri elde edilecekse, bu araştırmalar tohumdan üretim ile yapılır.
Tohumla üretim için olgunlaşmış, renkleri yeşilden kırmızıya dönmüş güllerin tohumları
toplanarak temizlenir. Tohumları alınacak güllerin hastalıksız ve sağlam olması
gerekmektedir. Gül tohumlarının kabuğu geçirimsizdir. Toplanan tohumlar hemen ekilirse
çimlenmezler. Tohumların bir süre olgunlaşması gerekir. Bu amaçla tohumlar artı 40 C’de 4-
6 ay nemli yosun ortamında dinlendirilir. Ekim zamanı geldiğinde uygun harç ortamına ekim yapılır.
Resim 1.8: Tohuma bırakılmış gül parseli
Çimlenen tohumlar, kasalara veya tavalara 10 cm aralıklarla ekilir. Sık ekim
yapıldıysa, fidanların iyi gelişmesi için seyreltme yapılır. Yaklaşık 1,5 – 2 yıl sonra güller
topraktan çıkarılır, aşılama işlemine tabi tutulur.
1.3. Çelik Üretimi
Güllerin odunlaşmış dallarından alınan çeliklerin uygun ortamda
köklendirilmeleriyle yeni köklü fidanlar elde edilir. Bu yöntemle elde edilen gül bitkisinin
toprak altı ve toprak üstü kısımları aynı tür bitkiden oluşur. Çelikle üretilen fidanların ömrü 4
yıldır. 2-3 yıl sonra toprak yorgunluğu ortaya çıkar. Bu yöntemle elde edilen güller
diğerlerine göre daha az dayanıklı, zayıf ve hastalıklara duyarlıdır. Çelikle üretilen güllerin
çiçekleri de küçüktür.
Resim 1.9: Çelik alma Resim 1.10: Çeliklerin hormonla muamelesi
Çelik alınma zamanı eylül-mart ayları arasıdır. Çelikler çiçeksiz yıllık dallardan veya
odunlaşmış sürgünlerden alınabilir. Çelik uzunluğu 15-20 cm ve kalınlığı 5-6 mm çapında
olmalıdır. Çelikler 1 - 4 göz taşıyan, gözün 0,5 cm altından düz ve yine 0,5 cm’nin üstünden
eğimli bir şekilde kesilmiş bir dal parçasından ibarettir.
Yapraksız çeliklerde gövde uzaması erken, kök gelişmesi geç olur. Hazırlanan
çelikler içinde geçirgen, fakat sıkı yapıda 4/5 oranında dere kumu veya perlit, 1/5 oranında
iyi bahçe toprağı veya torf bulunan köklendirme yastıklarına 2 göz dışarıda kalacak şekilde
dikilir. Dikim aralıkları 6-7 cm olmalıdır. Dikimden sonra sulama yapılır. Çeliklerin toprak
altında kalan gözleri köklenmeyi teşvik eden hormonlar salgıladıkları için önemlidir.
Ilıman bölgelerde çelikler açıkta, üretim yastıklarında köklendirilir. Soğuk
bölgelerde ise 4-7 derece sıcaklıktaki depolarda havaların elverişli olması beklenmeli daha
sonra dikim yapılmalıdır. Çelikler dikim öncesi köklenmeyi teşvik edecek hormonlarla muamele edilebilir.
Resim 1.11: Çeliklerin araziye dikimi
1.4. Göz Aşısı
Ülkemizde en yaygın uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntemle bir yılda satılabilir gül
fidanı elde edilir. Göz aşıları, üzerinde bir göz bulunan kabuk parçasından ibarettir. Yapılma
zamanına göre ikiye ayrılır.
. Sürgün göz aşısı: Mayıs-temmuz arasında yapılır. Kış mevsiminin
ılıman geçtiği yerlerde uygulanır.
. Durgun göz aşısı: Temmuz-eylül arasında yapılır. Kış mevsiminin
sert geçtiği bölgelerde uygulanır.
Güllerinin yetiştiriciliğinde yörenin iklim ve toprak özellikleri dikkate alınarak
uygun anaç ve kültür formu kullanmak aşıda başarı şansını artıran nedenlerin arasında gelir.
Örneğin R. multiflora ve R. indica -20,-23°C derecelere kadar zor dayanırken R. canina -30-
37°C’ye kadar dayanabilmektedir. Hatta R. rugosanın -45°C’de bile etkilenmeden yaşadığı
tespit edilmiştir. Ancak kültür formları -20°C’den sonraki düşük sıcaklıklarda
etkilendiğinden kışın koruma altına alınması gerekir.
Yüksek aşılı güllerde (baston güllerinde) aşı yeri dondan zarar gördüğü için toprak
seviyesinden aşılanan bodur gelişme gösteren güller daha soğuk bölgelerde başarılı sonuçlar
verirler. Yüksek aşılı güllerin ise daha çok ılıman iklime sahip bölgelerde kullanılması
tavsiye edilir. Aksi durumlarda aşı yerinin korunması gerekir. Kış korunması için değişik
yöntemler uygulanır. Ancak kök bölgesinde yaklaşık 30 cm kadar topraktan bir siper
oluşturulması, her yöntemde uygulanmalıdır.
Göz aşısının yapılacağı tarih çok önemlidir. Aşılama sırasında kalem ve anacın bitki
besin özsuyuyla dolu olması gerekir. Böylece anaç ve kalemdeki kabuk kısmı kolaylıkla
odun kısmından ayrılır.
Göz aşısı 4 basamakta uygulanır:
. Gözün alınması
. Anacın hazırlanması
. Gözün takılması
. Bağlama
Göz aşısı yapmak için alınacak dal bir yıllık olmalıdır. Dalın sağlıklı bitkilerden alınması
ve gözün henüz sürmemiş olması gerekmektedir. Göz şu şekilde alınabilir:
1. Göz alınacak dal sol el ile ters olarak tutulur.
2. Keskin bir çakı ile gözün 15 mm altından kabuk kısmı odun tabakasına kadar çizilir.
3. Çakı ile gözün 15-20 mm üstünden odun kısmına fazla batırılmadan, gözün
altından odun ile kabuk arasına çakı kaydırılır.
4. Göz alt taraftaki daha önce çakıyla çizilmiş kısımdan kesilerek çıkarılır.
5. Gözün altında kalan kabuk tabakası gözün öz kısmı zedelenmeyecek şekilde yavaşça çıkarılır.
6. Göz anaca uygulanıncaya kadar su içinde bırakılır.
Gözün anaca uygulanması şu şekilde gerçekleştirilebilir:
1. Anacın kabuk kısmından T şeklinde bir iz açılır.
2. Kabuk tabakası çakı spatülü ile yavaşça kaldırılır.
3. Göz araya yerleştirilir.
4. Gözün dışarıda kalan kısımları çakı ile kesilerek gözün yarık içine oturması sağlanır.
5. Anacın kaldırılan kabukları, göz dışarıda kalacak şekilde kapatılır.
6. Rafya ile gözle anaç bağlanır. Bağlama aşağıdan yukarıya doğru fazla sıkı ve
gevşek olmamak şartıyla yapılır.
Şekil 1.1: Göz aşısının uygulanması
Aşı yapıldığı dönemde hava sıcaklığı fazla olmamalıdır. Parlak güneşle, ılık veya
hafif sıcak havalar ile, serin geceler aşı tutma oranını artırır.
1.5. Aşı Fidanlarının Bakımı
Göz aşısı yapıldıktan sonra anaç bitkinin düzenli olarak sulanması gerekir. Göz
aşısının tutup tutmadığı 15 günde belli olur. 15 gün sonra aşı noktası kontrol edilir. Rafyanın
sıkılması veya gevşetilmesi gerektiğine karar verilir. Tutmayan aşı gözü siyahlaşır ve kurur.
En ufak bir dokunmayla yere düşer. Tutmuş göz aşısı ise gelişimini sürdürür. Göz aşısı
yapılmış anacın tepesi bir ay sonra 1/3 oranında kesilerek aşı gözünün sürgün yapması teşvik
edilir. Anacın nefes almasına engel olan rafyalar bıçakla kesilir. Anaç bir süre sonra aşı
yapıldığı noktanın biraz üstünden tümüyle kesilir. Genç güller böylece gelişerek çiçeklenme
olgunluğuna erişirler.
Aşılar tarla koşullarında bütün yaz boyu uygun zaman ve aralıklarla sulama,
gübreleme, ot alma ve uç alma işlemlerine tabi tutularak genç bitkinin gelişmesi sağlanır.
Güllerin genellikle dipten itibaren birkaç kalın dal meydana getirmesi istenir. Bunun
içinde gözlerin sürmesinden sonra 2. veya 3. beş yaprakçıklı yaprağın hemen üstünden uçlar
alınarak sürgün ucundaki çiçeğin olgunlaşması önlenir. Böylece bitki bünyesinde
karbonhidrat birikimi sağlanır.
Güllerde yapılan budama ve uç almalar bitkiyi dallandırır, geliştirir ve dipten gelen
sürgünleri arttırır. Bu şekilde fidanın ana dallarını oluşturacak, kalın çaplı dallar ortaya çıkar.
1.6.Aşılı Fidanların Sökümü
Yetişmiş aşılı, köklü fidanlar kasım ayı içinde sökülür. Söküm el veya makinelerle
yapılabilir. Sökümden sonra ince dallar temizlenir. Köklerde budama yapılır. Daha sonra
çaplarına ve odun sertliğine göre boylanır.

2.KESME ÇİÇEK YETİŞTİRİCİLİĞİ
2.1. Toprak ve Gübre İsteği
Güller çok çeşitli topraklarda yetişebilir. Ancak en sevdiği toprak killi-tınlı ve
organik maddece zengin olanlardır. Gül toprağı havalı, drenajı iyi, bünyesinde yeterli oksijen
ve su depolayabilen bir yapıda olmalıdır. Gül bitkisi yetiştiriciliğinde ilk toprak hazırlığı çok
iyi olmalıdır. Hiç üretim yapılmamış topraklarda gül yetiştirilecekse toprak derin
işlenmelidir. Dikim öncesi toprağın gübrelenmesi için toprak analizlerinin yapılması yararlı
olur. Gül yetiştirilecek toprakta olması gereken besin maddeleri 100 gr kuru toprakta
miligram olarak şu şekildedir;
pH...............6-6.5
Tuz..............%0.2-0.3
N.................20-30 mg
P2O5............50-80 mg
K2O............80-150 mg
MgO..........15-25 mg
Mn.............150-200 ppm
Resim :2.1. Bahçede gül dikimi
İyi bir gül toprağında bir miktar bakır ve bor da olmalıdır. Gül üretiminde toprak pH’sı
6-6.5 arasında olmalıdır. Nötr ve alkali topraklarda yetiştirilen güllerde yapraklarda kloroz
meydana gelmektedir. Toprak pH’sının ayarlamak için bazı uygulamalar yapılabilir.
Gül bitkisi dikilmeden önce toprak hazırlığı yapılırken topraktaki bakteri ve
mantarların kontrolü için dezenfeksiyon yapılması da önemlidir.
2.2. Dikim Şekli ve Mesafesi
Kesme çiçek yetiştiriciliğinde güllerin dikimi çok önemlidir. Dikim için hazırlanan
toprakta derinliği 60, çapı 40 cm olan çukurlar açılır. Çukurların içine gübre ile karıştırılmış
toprak konur. Daha sonra güller dikime hazırlanır.
Resim 2.2: Gül fidanı dikimi
Bunun için kök budaması yapılır. Kök budamasının amacı, söküm esnasında zarar
görmüş kökleri temizlemektir. Ölü kök uçları kahverengidir. Bu uçlar bahçe makası ile
kesilir. Toprağa dikilen fidanların köklerinde oluşan yara dokusunun çevresinde çok sayıda
kökçük meydana gelir. Bu kökçükler fidanların toprağa sıkıca bağlanmasına neden olur.
Eğer güllerde dikimden önce kök budaması yapılır ve kökler killi toprak, taze gübre, sudan
yapılmış bulamaca batırılırsa kökleşme daha hızlanır. Ayrıca dal uçlarında da budama
yapılmalıdır. Fidanlar hazırlandıktan sonra açılan çukurlara kökler kıvrılmayacak şekilde ve
aşı noktası toprak üstünde kalacak durumda yerleştirilir. Gübreyle karıştırılmış toprak
köklerin arasına doldurulur. Çukur tamamen doldurulduktan sonra bolca sulanır.
Resim 2.3: Gül fidanı dikimi ve can suyu verme
Resim 2.4: Gül fidanlarının seraya dikimi
Gül fidanları seradaki dikim yastıkları üzerine 3 veya 4 sıralı olarak dikilir. Bu şekilde
dikim çiçek kesimi, budama ve ilaçlama işlemlerini kolaylaştırır. Dikim yastıklarına kırmızı
güller 30 cm arayla, pembe güller 40 cm arayla dikilmelidir. Sera güllerinin dikim derinliği 15 cm’yi geçmemelidir.

3. EKOLOJİK İSTEKLER
3.1. Sıcaklık
Sıcaklık, sera gülcülüğünde büyümeyi doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. Bir
çok gül çeşidi için 16–19 0C gece sıcaklığı uygundur. Bu sıcaklığın altında gül gonca kalitesi
iyi fakat ürün miktarı az olmaktadır.
Yüksek sıcaklık bitkilerde fizyolojik olayların hızını artırır. Fotosentez, solunum,
aminoasit ve protein yapımı hızlanır. Ancak sıcaklık 35 0C’nin üstüne çıkarsa fotosentez
durur. Bu nedenle sera içi sıcaklık gündüz 20-21 0C, güneşli günlerde ise 24 - 28 0C arasında
olmalıdır. Daha yüksek sıcaklıklarda güllerde gelişme süresi kısalmakta, verim artmakta,
ancak kalite düşmektedir.
Resim 3.1: Gül serası
Yeni dikilmiş güllerde sıcaklık kontrolü çok önemlidir. Güllerin tomurcuğu bezelye
büyüklüğünü alıncaya kadar geçen sürede sıcaklık 21 0C civarında olmalıdır. Bundan sonraki
dönemde ise sıcaklık 16 0C’ye düşürülmelidir. Bu sıcaklık güllerin kısa sürede
çiçeklenmesine neden olur.
3.2. Işık
Işık, güllerin gelişimini etkileyen önemli çevre faktörlerinden biridir. Sera içine giren
ışık gül yaprakları tarafından emilerek fotosentez yapımında kullanılır. Yaprakların
fotosentez yapabilmeleri için sağlıklı olmaları gerekir. Ayrıca bitkide bulunan fazla yaprak
fotosentezin çok olmasına neden olur. Bu da bitki gelişimini olumlu etkiler.
Genel olarak yaz aylarında ışık boldur. Çiçeklenme fazladır. Kış aylarında ise ışık
miktarı azalır. Sera üretimi yapan üreticiler bu durumu göz önüne alarak sulama, gübreleme,
çiçek kesimi ve uç alma işlemlerini de ayarlamak zorundadır.
Seralarda ışığı ayarlamak mümkündür. Yaz aylarında fazla ışık gölgeleme ile bitkinin
isteğine göre ayarlanabilir. Kış aylarında ise floresan lambalar ek ışıklandırma için kullanılabilir.
Güller bol ışıklı ve havadar yerleri severler. Ancak aşırı sıcaklara bütün gül çeşitleri
dayanıklı değildir. Örneğin kırmızı güller bu duruma örnek verilebilir. Açıkta gül
yetiştirilecekse sıcağa dayanıklı çeşitleri seçilmelidir. Özellikle sürünücü çeşitleri tercih edilmelidir.
3.3.Nem
Sera içi sıcaklığa bağlı olarak oransal nem, güllerin gelişmesi için uygun düzeyde
tutulmalıdır. Örneğin 24 0C’de % 60 bağıl nem uygun olur. Fazla nem sera içi hastalıklarını
artırır. Sera içindeki nemin azalması ise bitki gelişimini olumsuz yönde etkiler. Havadaki
nemin azalması bitkideki su kaybını artırır. Bu durumda sürgünler kısalır, gelişim durur.
Geceleri sera içi nemin düşük olması gerekir. Bunu sağlamak içinde ısıtma ve
havalandırma sistemi gerekir. Nem bakımından elverişli ortamda ürün kalitesi artmaktadır.
Seralarda sık yapılan yağmurlama sulama, külleme ve karaleke hastalığının
yayılmasına neden olur. Bunun için yağmurlama çok yapılmamalı, sulama damlama ile yapılmalıdır.
3.4. Havalandırma
Sera içi sıcaklığı ve nemi ayarlamak için havalandırma yapmak çok önemlidir. Sera içi
sıcaklık 21 0C’ye çıktığında havalandırma başlamalıdır. Havalandırma pencereleri ve fanlar
bu amaçla kullanılır. Bu işlem aynı zamanda bitkiler için gerekli olan CO2 ve O2’ inde sera
içine girmesini sağlar.
Seralarda ısıtma ve havalandırma sistemi birbirine uyumlu çalışmalıdır. Ilık havalarda
seralar kapatılmadan ısıtma sistemi çalıştırılmalıdır. Bu sistem sera içi havanın kurumasına
neden olur. Bu da bitki çevresinde hava hareketinin artmasını sağlar. Sonuçta bitki gelişmesi
hızlanır. Isı tasarrufu yapmak için havalandırma yapılmazsa çeşitli bitki hastalıkları ortaya çıkar.

4. KÜLTÜREL İŞLEMLER
4.1. Sulama
Gül bitkisinin yeşil aksamının % 70-90’ı sudur. Bu nedenle gül bitkisi dikimden
itibaren yeterli miktarda özenle sulanmalıdır. Sulama zamanı ve su miktarı çevre koşullarına
ve toprak yapısına göre değişir. Bitkinin gelişme durumuna bakarak özellikle sürgün verme
döneminde ve sıcak yaz aylarında daha fazla sulamak gerekir. Budamadan sonra ve çiçek
kesim dönemiyle kış aylarında su ihtiyacı azalır.
Düzenli sulanmayan gül seralarında ekonomik açıdan büyük zararlar meydana
gelebilir. Gül bitkisinin susuz kalması yaprakların uç ve kenar kısımlarının
kahverengileşmesine ve dökülmesine neden olur. Ayrıca çalının üst yaprakları küçük ve
zayıf kalır. Gül seralarında gübrelemeden sonra yetersiz sulama yapılırsa topraktaki nemin
azlığı tuz konsantrasyonunu arttırarak çoraklaşmaya neden olur. Gül bitkisi bol suyu sever.
Bu nedenle sera toprağı üretim boyunca yeterli nemlilikte tutulmalıdır.
Sulama suyu iyi kalitede olmalı fazla kireçli olmamalıdır. Sulama suyunun sıcaklığı
önemli değildir. Ancak ılık su ile sulamada verim artışı saptanmıştır. Su kuyulardan
sağlanıyorsa bir süre dinlendirilmeli, daha sonra sulamada kullanılmalıdır.
Resim 4.1: Güllerde sulama
Malçlama yapılmış dikim yastıklarında su tüketimi daha azdır. Güllerde damlama
yöntemiyle sulama daha uygundur. Seralar açık ve güneşli günlerde sulanmalıdır. Havanın
kapalı olduğu günlerde gül yaprakları ince ve kırılgan olacağından damlama yöntemi yerine
salma sulama yöntemi uygun olur.
4.2. Gübreleme
Bitkilerin iyi gelişmesi beslenmesine bağlıdır. Toprakta bulunan besin elementleri
bitkinin gelişmesine yetecek miktarda ise bitki hızlı bir şekilde büyür ve gelişir. Ancak
sürekli üretim yapılan topraklarda besin elementleri azalır. Azalan besin elementlerinin
toprağa yeniden verilerek üretimin devam etmesi sağlanmalıdır. Sera gülcülüğünde de
yapılacak gübreleme, bitkinin dikiminden başlayarak güllerin ekonomik ömrünü
tamamlayıncaya kadar çok önemlidir.
Seralarda gül fidanlarının ilk dikimlerinde bol miktarda iyi yanmış çiftlik gübresi
kullanılmalıdır. Çiftlik gübresi ileriki yıllarda verimliliğin sürekliliğini ve toprağın su tutma
kapasitesini arttıracaktır. Çiftlik gübresi yanında dekar başına 25 kg triple süper fosfat taban
gübresi olarak kullanılmalıdır. Seraların ilk kurulmasında kullanılacak gübrelerin hangisi
olduğunu anlamak amacıyla toprak analizi yaptırmak uygun olur.
Gül yetiştiriciliğinde bitki besin elementlerinin toprakta az ya da çok olması ürün
kalitesini önemli ölçüde etkiler. Gül serasında toprakta bulunan besin elementlerinin
birbirlerine oranı önemlidir. Sera topraklarında 40 - 60 ppm nitrat, 5 - 10 ppm fosfor ve 25 -
50 ppm arasında potasyum bulunmalıdır. Toprağın pH’ı da 6,5 olmalıdır.
Güllerde görülen besin maddesi noksanlığı şunlardır:
. Azot noksanlığında: Bitki gelişiminde yavaşlama, sürgünlerde şekil bozukluğu ve
sürgün sayısında azalma, yapraklarda küçülme, alt yapraklarda renk açılması, yaprak
dökülmeleri görülmektedir.
. Fosfor noksanlığında: Bitki gelişiminde yavaşlama, yaşlı yaprakların renk
değiştirmesi, yaprakların sararmadan dökülmesi ile karşılaşılmaktadır.
. Potasyum noksanlığında: Yaşlı yapraklarda uç ve kenarların noktalı sararmaları ve
bunların yaprak iç tarafına doğru ilerlemesi, sararmaların kahverengileşerek ilerlemesi,
yaprakların aşağı doğru kıvrılıp dökülmesi, sürgünlerin zayıf gelişmesi ve sürgün gözlerinde
gelişimin durması görülmektedir.
. Kalsiyum noksanlığında: Genç yapraklarda ve sürgün uçlarında şekil bozuklukları
ve kurumalar görülür. Gül bitkisinde bodurlaşma, dal ve sürgünlerde sertleşme görülür. Genç
yaprak kenarlarında kuruma ve kanca şeklinde sararmalar görülmektedir.
. Demir noksanlığında: Yaprakların damar araları sararır. İleri aşamada sararma
yaprakların tümünü sarar.
. Magnezyum noksanlığında: Yaprakların damar araları sararır. Yaprak kenarları
yukarı ve aşağı doğru kıvrılır.
Gülcülükte kimyasal gübreler granül hâlde veya suda eritilmiş olarak sulama suyuyla
birlikte verilebilir. Sera gülcülüğünde, suda eritilmiş gübreleme yapmak oldukça yaygındır.
Sera gülcülüğünde yapraktan gübreleme de uygulanır.
4.3.Hastalık ve Zararlılar
Seralarda gül yetiştirilirken en önemli kültürel çalışmaların arasında hastalık ve
zararlılarına karşı mücadele gelmektedir. Önem sırasına göre güllerdeki hastalık ve zararlar
şu şekilde sıralanabilir.
. Kırmızı örümcek (Tetranicus spp.): Dikkatli bakıldığında gözle görülebilen
küçük canlılardır. Dişi örümceğin ömrü bir aydır. Bu süre içinde yaklaşık 100 yumurta
yumurtlar. Gül yapraklarına bırakılan yumurtalardan 10 gün sonra yavrular çıkmaya başlar.
Yavru örümcekler beslendikleri yaprakları sarartarak yaprak dökülmesine neden olurlar.
Temmuz ve ağustos aylarında çok hızlı çoğalan kırmızı örümcekler gül yapraklarına çok
fazla zarar verirler. Yapraklar sarararak döküldüğünden, gül fidanının büyümesi durur.
Sürgün yapamaz ve bodurlaşır.
Bu dönemde, gül fidanları yağmurlama sistemiyle sulanırsa yapraklar örümceklerden
arındırılabilir. Kırmızı örümcekle mücadelede doğru ilaç seçimi çok önemlidir. İlaçlama
düzenli ve sık yapılmalıdır. Seralarda kullanılan ilaçların örümceklere bağışıklık
kazandıracağı düşünülerek aynı ilaç sürekli kullanılmamalıdır. Genellikle kükürt ve kükürtlü
ilaçlar bazen tek başına bazen de başka ilaçlarla karıştırılarak kullanılabilir.
. Afitler: Genç sürgün uçlarında ve küçük goncalar üzerinde yaşayan küçük fidan
bitleri olarak bilinir. Mayıs ve haziran aylarında çok görülür. Sürgünlerin bozuk büyümesine
neden olurlar. Organik fosforlu ilaçlar kullanarak mücadele edilir.
. Thripsler: Gül goncalarında önemli zararlar yapan canlıdır. Genellikle taç
yapraklara zarar verirler. Eğer mücadelede geç kalınırsa goncalar tamamen yok olabilir. Bu
canlıya karşı koruyucu ilaçlar kullanılmalıdır.
. Koşniller: Güllere önemli boyutlarda zarar veren canlılardan biridir. Beslendikleri
dal ve sürgünler üzerine tutunmuş olarak yaşarlar. Dişi koşnillerin, gül çalısının kabuğu
altına bıraktıkları yumurtadan nisan ve mayıs aylarında yavrular çıkmaya başlar. Yavrular
taze bitki dokusu içine soktukları iğnelerle gül çalısını zayıflatır ve kurutabilirler. Bu
zararlıya karşı mücadele ilkbahar aylarında yavrular yumurtadan çıktığı zaman yapılmalıdır.
İlkbahar aylarında organik fosforlu ilaçlar, haziranda ise yazlık beyaz yağlar mücadelede
kullanılabilir.
. Prodenya (Prodenia litura): Özellikle Çukurova’da yaz aylarında görülen bir
pamuk zararlısıdır. Ancak güllere de önemli ölçüde zarar verirler. Genç sürgün yaprak ve
tomurcukları yiyerek güllerde kayıplara yol açarlar. Gonca hâlindeki güllerde taç yaprak ve
erkek organları tahrip ederler. Prodenya tırtıl evresinde çok zarar verir. Bu canlıya karşı
fosforlu ilaçlar kullanılabilir.
. Nematodlar: Güllerin solgunluk, sararma ve bodurlaşma gibi zarara uğramasına
neden olan mikroskobik canlılardır. Güllerin köklerine zarar verirler. Nematotlarla savaşın
en etkili yolu dayanıklı anaç seçimidir. Seralara hastalıklı fidanlar sokulmamalıdır. Sera
toprağına, dikimden bir ay önce ilaçlama yapılmalı veya toprak sterilizasyonu yapılmalıdır.
Şekil 4.1: Gül hastalık ve zararlıları
. Gül küllemesi (Sphaerotheca pannosa var.rosae): Güllerde önemli hastalıklardan
biridir. Sürgün uçlarında genç yaprak ve tomurcuklarda kıvrılma ve küçülmelere neden
olurlar. Yaprakların üzerinde beyaz bir toz oluştururlar. Bu hastalık tomurcukların açmasını
engelleyebilir. Yaprakların renk ve şeklini bozduğu için goncaların ekonomik değerini
olumsuz etkilerler. Külleme mantarı çevre koşulları bozulduğunda genç sürgünler, dikenler
ve uyur gözler üzerinde yaşayarak çevre koşullarının düzelmesini beklerler. Uygun çevre
koşullarında ise hızla üreyerek güller üzerinde hastalık meydana getirmeye devam ederler.
Külleme mantarlarının sporları + 23 0C’de çimlenirler. Seralardaki nem ve sıcaklık mantar
sporlarının çimlenmesi için ideal bir ortam oluşturur.
Resim 4.2: Güllerde külleme
Seralarda külleme hastalığını en aza indirebilmek için;
. Akşam saatlerinde seralar havalandırılarak nemli ve sıcak havanın dışarıya atılması sağlanmalıdır.
. Sisleme ile sulama yapılmamalıdır.
. Hastalıklı dallar budanarak seradan uzaklaştırılmalıdır.
. Sera toprağı havalandırılarak topraktaki fazla nem dışarı atılmalıdır.
Külleme hastalığı ile mücadelede çevre koşullarının düzenlenmesi hastalığa karşı
alınan önlemlerin doğru ve zamanında uygulanması ilaçla mücadelenin başarısını artırır. Gül
fidanlarının budanması ile birlikte ilaçlama yapılmaya başlanır. İlaçlama 7-14 günde bir
yapılmalıdır. İlaçlama için sabah erken saatler uygundur. Ayrıca sera içi sıcaklığın normal
olduğu zamanlar ilaçlama yapılmalıdır. Mücadelede kükürtlü ilaçlardan faydalanılır.
. Karaleke (Diplocarbon rosae): Hemen her yerde görülebilen önemli bir hastalıktır.
Karaleke yapraklar üzerinde kahverengiden siyaha dönen düzensiz yuvarlak lekeler
şeklindedir. Bu lekeler çevresindeki dokuyu sarartarak yaprakların da sararmasına neden
olur. Zamanla 1-1.5 cm iriliğinde olan siyah lekeler yaprağın her tarafını sarabilir. Güllerde
yapraklar dökülmeye başlar. Gonca kalitesi ve iriliği azalır ve goncalar kurur. Zararlı
bitkinin bütününe yayılabilir ve bitki verimini düşürür. Hastalık aynı zamanda taç
yapraklarda kırmızı noktalar veya şekil bozukluğu da meydana getirebilir. Dallarda ve
dikenlerde de siyah lekeler hâlinde hastalık görülebilir. Karaleke sporları güllerin dinlenme
dönemlerinde dallar üzerinde ve toprakta bulunur. Uygun ortam şartlarında ise enfeksiyon
hastalığı meydana getirirler.
Resim 4.3: Gül yapraklarında kara leke
Karaleke hastalığı ile mücadelede şunlara dikkat edilmelidir:
. Güller sağlıklı beslenmeli, gübrelemeye dikkat edilmelidir.
. Hasta yapraklar budanmalı ve seradan uzaklaştırılarak yakılmalıdır.
. Sera nemi %60 dolayında tutulmalıdır.
. Sera sıcaklığı sabit tutulmalıdır.
. Gül fidanları sık dikilmemelidir.
. Karaleke hastalığına dayanıklı çeşitler dikilmelidir.
. Gül mildiyösü (Peronospara sparsa): Güllerde yaygın görülen bir hastalıktır. Genç
bitkilerde yaprak ve dallar üzerinde, çiçek sapında, gonca ve çanak yapraklarda görülür. Bu
hastalık yapraklarda koyu kırmızıdan siyaha kadar değişik renklerde görülebilir. Yapraklar
üzerinde şekilsiz lekeler oluşturur. Lekeler hızlı olarak yayılır. Yapraklar dökülür. Gül
mildiyösü nemli ortamları sever. Yaprak altlarında spor yığınları yapar. Kuru havalı
ortamlarda ise yayılma az olur.
Resim 4.4: Gül yapraklarının alt ve üst yüzeylerinde mildiyö
Resim 4.5: Gül goncasında mildiyö
Bu hastalıkla mücadele etmek için;
. Bitki dikiminden önce toprak buharla veya kimyasal maddelerle dezenfekte edilmelidir.
. Sera içi iyi havalandırılmalı ve fazla nemli olmamalıdır.
. Kimyasal mücadele için ilaç kullanılmalıdır.
. İlaçlama yapılırken yaprakların alt yüzü de ilaçlanmalıdır.
. Gül pası (Phragmodium mucronatum): En önemli gül hastalığıdır. Mücadele
zamanında yapılmazsa bitkiyi ilk yılda öldürebilir. İlkbahar aylarında yaprakların altlarında
pas renkli küçük benekler şeklinde görülür. Yaprakların üst kısmında ve dallarda ise dışı
pembe içi portakal rengi daireler şeklinde görülür. Gül pası mantar hastalığı olup, mantarlar
dallar üzerinde bir kaç yıl yaşayabilir. Mantar bulaşmış dallar bulaşma yerinden yarılarak dipten kuruyabilir.
Resim 4.6: Yapraklarda ve gövdede pas
Gül pası sporları yaz aylarında görülür ve portakal rengindedir. Yaprakların altında
kese oluşturur. Ağustos ayından itibaren ise siyah renkli sporlar oluşmaya başlar. Bu sporlar
kış soğuklarına dayanıklıdır. İlkbaharda çimlenirler.
Gül pası ile mücadele etmek için şunlara dikkat edilmelidir:
. Hastalık görüldüğünde hemen ilaçlama yapılmalıdır. Yaprağın her iki yüzü ilaçlanmalıdır.
. Hastalıklı dallar budanmalı ve hastalıklı yapraklarla ortamdan
uzaklaştırılmalıdır.
. Sera içi nem düşük olmalı ve iyi havalandırma sağlanmalıdır.
. Hastalıklı bahçelere girilmemelidir.
. Hastalıklı bitkilerden aşı gözü ve fidan alınmamalıdır.
. Kurşuni küf (Botrytis cinerea pers): Bitkiler bu hastalığa tomurcuk açmak üzere
iken yakalanır. Gül goncaları kahverengileşir, yumuşar ve çürüyerek dökülür. Bazen açılmış
çiçeklerde de hastalık görülebilir. Taç yapraklar kahverengileşir ve çürür. Bu hastalık gri
renkli tabaka oluşturarak diğer hastalıklardan ayrılır. Bu durumdaki mantar sporları en ufak
hareketle patlayarak çevreye yayılır.
Resim 4.7: Goncalarda ve dallarda kurşuni küf
Bu hastalıkla mücadele etmek için;
. Seralarda ışık miktarı iyi ayarlanmalıdır.
. Havalandırma iyi yapılmalıdır.
. Fidanlar sık dikilmemelidir.
. Sera içi fazla nemli olmamalıdır.
. Azotlu gübre kullanımında dikkatli olunmalıdır. Fazla azot hastalığın
yayılmasını kolaylaştırır.
. Sera içindeki hastalıklı yapraklar derhal uzaklaştırılmalıdır.
. Siyah küf (Chalariopsis thislavicides): Çelik ve aşı gözlerinde görülen bir
hastalıktır. Çeliklerin kesik yüzeylerine yerleşerek siyahlaştırır. Göz aşısında da görülür. Aşı
gözü siyahlaşır. Aşı yerinde gelişme görülmez. Hastalığın yeni bulaştığı kısımlar beyaz
grimsi bir misel tabakası ile kaplanır. Daha sonra renk koyulaşır ve kahverengine döner.
Siyah küf mantarı su yolu ile bulaşır. Toprakta da bir yıl yaşayabilir.
Siyah küf mücadelesinde şunlara dikkat edilmelidir:
. Dayanıklı anaç yetiştirilmelidir.
. Çelikler zaman kaybedilmeden köklendirme ortamına alınmalı veya toprağa dikilmelidir.
. Çelikler hemen dikilmeyecekse soğuk hava depolarında bekletilmelidir.
. Köklü bitki ve kalemler ise dikimden önce bir ölçü formaldehit ile 320 ölçü su
karışımı içinde 2 saat bekletilmelidir.
. Solgunluk hastalığı (Verticillium spp): Bitkilerde gelişim esnasında aniden solma
ve ölme görülebilir. Bu bitkiler incelendiğinde gövdenin odun dokusunda renk değişimi
meydana geldiği ve tahrip olduğu görülür. Bu hastalık bitkilerde aşağıdan yukarı doğru
ilerler. Önce alt yapraklar hastalanır. Bitki tüm alt yapraklarını dökebilir. Köklerin iletim
demetleri hastalanır ve tıkanır. Hastalık yaz ve sonbahar aylarında etkindir.
Hastalıkla mücadelede şunlara dikkat edilmelidir:
. Dikimden önce toprak sterilizasyonu yapılmalıdır.
. Hastalıklı yerlerden çelik ve diğer malzemeler alınmamalıdır.
. Hastalıklı bitkiler ortamdan derhal uzaklaştırılmalıdır.
. Hastalık görülen ortamlarda ilaçlama yapılmalıdır.
. Virüs hastalıkları: Seralarda önemli zararlara yol açabilirler. Aşı ve çeliklerle
yayılabilirler. Hastalık belirtisi virüs çeşidine bağlı olarak değişir. Yapraklarda sarı renkli
benekler oluşabildiği gibi yaprak kenarlarında kıvrılmalar meydana gelebilir. Virüsler
seralarda verimi ve kaliteyi düşürebilir.
Resim 4.8: Yapraklarda virüs
Virüslerle mücadelede şunlara dikkat edilmelidir:
. Hasta bitkiler seralardan uzaklaştırılmalıdır.
. Virüslere dayanıklı anaçlar tercih edilmelidir.
. Yabancı ot temizliğine önem verilmelidir.
. Yaprak bitleri gibi zararlılarla düzenli mücadele edilmelidir.
. Seralarda kullanılan araç ve gereçlerin sterilizasyonları yapılmalıdır.
4.4. Yabancı Ot Mücadelesi
Gül seralarında görülen yabancı otlarla, uygun mücadele yöntemi seçilip mücadele
edilmelidir. Bu kültürel mücadele ya da kimyasal mücadele olabilir.
4.5. Uç Alma
En önemli kültürel çalışmalardan biridir. Uç alma doğru ve zamanında yapılmazsa
önemli ekonomik kayıplar meydana gelebilir. Uç alma işlemi bir sürgünün gonca vermeden
önce tomurcuğun koparılmasıdır.
Uç alma doğru zamanda yapılmalıdır. Gül bitkisinde budamadan sonra gelişen
sürgünlere hiç bir müdahale yapılmazsa, bitki üzerinde çok sayıda çiçek ve sürgün oluşabilir.
Ancak bu çiçekler kaliteli değildir. Ekonomik değeri azdır.
Resim 4.9: Güllerde uç alma
Bitki türüne uygun olarak uç alma noktası iyi belirlenmelidir. Ticari amaçla gül
yetiştiriciliği yapılan seralarda budamadan sonra sürgünler oluşmaya başlar. Sürgünler
uçlarında tomurcuk olana kadar büyütülür. Bu durumda birinci beş yaprak ile ikinci beş
yaprak arasından sürgün ucu koparılır. Bu işleme yumuşak uç alma denir. Yumuşak uç alma
işleminde tomurcuk büyüklüğü nohut kadar olmalıdır. Eğer tomurcuk daha iri olursa ve uç
alma yapılırsa bu uç almaya da sert uç alma denir.
4.6. Budama
Güllerde budama bitkiyi gençleştirme, verimi artırma, kaliteyi artırma ve form vermek
için yapılır. Güller zamanla kartlaşarak kurumuş bir hâl alır. Bu durumda bitkiyi
gençleştirmek için aşı noktasının üstünden keskin bir aletle kesilir. Budama sayesinde yeni
oluşan sürgünler bitkinin gençleşmesini sağlar.
Budama form vermek için yapılıyorsa bitki V şeklinde budanır. Güllerde budama kış
sonu ile ilkbahar başlangıcında yapılmalıdır.
Güllerde budama üç şekilde yapılır.
I. Uzun budama (yumuşak budama): Bu tip budamada dipten itibaren 5-10 göz bırakılarak
yapılır. İyi gelişen, kuvvetli güllerde uygulanır.
II. Kısa budama (sert budama): Bu tip budamada dallar dipten itibaren 2-4 göz bırakılarak
yapılır. Gelişimi iyi olmayan, zayıf fidanlara uygulanır.
III. Karışık budama: Bu tip budamada dalların durumu göz önüne alınır. Bazı dallar kısa
bazı dallar uzun budama yapılır.
Güllerin cinsi nasıl olursa olsun karışık budama şu şekilde yapılmalıdır:
I. YIL…………2 göz üzerinden,
II. YIL………..3-4 göz üzerinden,
III. YIL………5-6 göz üzerinden,
IV. YIL………2-3 göz üzerinden yapılmalıdır.
Bu budama şekli ile güllerin hem ömürleri uzar, hem de formları korunmuş olur.
Budama yapıldıktan sonra bitki hemen sulanmalıdır. Sulama yapılırken gübre verilmesi de
unutulmamalıdır. Sabah ve akşam saatleri budama için uygun saatlerdir.
Resim 4.10: Güllerde budama
4.7. Karbondioksit Gübrelemesi
Bitkilerin fotosentez yaparken kullandıkları maddeden biri karbondioksittir. Havadaki
karbondioksit oranı 300 ppm’dir. Seradaki bitkiler sera içindeki havayı kullanarak fotosentez
yapar. Sera içindeki karbondioksit miktarı artarsa fotosentez hızıda artar. Fotosentezin
hızlanması bitkinin büyüme ve gelişmesini de artırır. Güllerde saplar uzar, goncalar daha iri
olur ve ağır olur. Ürün miktarı % 7 - 60 arasında artabilir.
Seralarda fotosentez ile azalan karbondioksit seraların havalandırılması ile artırılabilir.
Bu nedenle iyi havalandırma çok önemlidir. Ayrıca seralara ilave olarak karbondioksit
verilebilir. Seralarda kullanılacak karbondioksit kaynağı sıvı gaz, kuru buz, sıkıştırılmış gaz
ve sera içinde alkol ve propan yakılması şeklinde sıralanabilir.

5.HASAT İŞLEMLERİ
5.1. Hasat
Gül yetiştiriciliğinde son aşama çiçek kesimi ve pazara hazırlamadır. Gül bitkisi
üzerindeki çiçeklerin hangi noktadan kesileceği ve kesilme zamanı çok önemlidir.
Resim 5.1: Hasada gelmiş gül serası
Gül çalılarında dallar her zaman aynı gelişmeyi göstermez. Bu nedenle dalların
durumuna bakılarak gül kesimi yapılmalıdır.
Buna göre;
. İnce bir dal üzerinde ince bir sürgün meydana gelmişse, çiçek sapının dala
birleştiği yerden 1-2 cm alttan kesim yapılmalıdır.
. Kalın bir dal üzerinden ince bir sürgün çıkmışsa sürgünün dala birleştiği yerin
hemen üzerinden kesim yapılmalıdır.
. Uzun saplı bir gonca aynı çaptaki bir daldan çıkıyorsa iki dalın birleştiği yerden
itibaren birkaç beş yaprakçıklı yaprak bırakarak kesim yapılmalıdır.
Güllerde kesim zamanı da çok önemlidir. Güllerin pazara hazırlanması, taşınması ve
depolanması güllerin vazo ömrünü uzatır. Bu nedenle güllerin toplanma saati bile önemlidir.
Resim 5.2: Hasada gelmiş güller
Sera güllerinde kesim zamanı çanak yaprakların durumuna bakılarak yapılabilir.
Çanak yapraklar dışarıya doğru kıvrılmaya başladığında kesim zamanı gelmiş demektir. Gül
kesim zamanı taç yapraklara bakılarak da yapılabilir. Taç yaprakların en dışta kalan iki
yaprağın açılmaya başlaması kesim zamanını belirler.
Güllerin kesim zamanı geldiğinde sera içi sıcaklık 2- 3 derece düşürülmelidir. Güller
öğleden sonra kesilmelidir. Bu şekilde vazo ömrü uzatılabilir.
5.2. Tasnif
Sera gülcülüğünde uygun saatte ve doğru noktadan kesilen güllerin pazara ve
tüketiciye ulaşmadan önce bir takım işlemlerden geçmesi gerekmektedir.
Serada kesilen güller hemen, içi su dolu, derinliği 20 cm olan, geniş ağızlı, plastik
veya galvanizli saçtan yapılmış kovalara konur. Dinlendirme, oda sıcaklığı veya soğuk hava
depolarında 3 - 12 saat arasında olur.
Güllerin dinlenme süresinde içine konuldukları çözeltinin bakteri öldürücü, zayıf asit
ve şeker içermesi gerekmektedir. Kullanılacak su ise saf su veya yağmur suyu olmalıdır.
Çeşme suyunda koruyucu maddelerin etkinliği azalır. Su içine konulan koruyucu maddeler
bakterilerin üremesini önlerken aynı zamanda bitki saplarındaki iletim borularını açarak
bitkinin su emmesini de kolaylaştırır.
5.3. Pazara Hazırlama
Dinlendirilmiş goncalar pazara hazırlamak için boylama odalarına getirilir. Boylama,
düzgün, uzun ve çalışma yüksekliği 100-120 cm olan ahşap masalarda yapılır. Masa
genişliği 80 cm ’den dar olmamalıdır. Masa üzerinin yağlı boya ile renklendirilmesi
boylamayı kolaylaştırır. Boylama genellikle elle yapılır. Ancak büyük işletmelerde iş gücü
ve zamandan kazanmak amacıyla makinelerde kullanılır.
Belirli sap uzunluğu ve aynı gelişme döneminde olan goncalar 20’si bir arada olacak
şekilde demetlenir. Bir demetteki gonca sayısı ülkelere göre değişir. Bir demetteki
goncaların benzer gelişmişlikte, düz saplı, benzer renkli, yaprakları ve goncaları düzgün
olmalıdır. Ayrıca sap üzerinde o çeşide özgü sayıda gonca bulunmalıdır.
Resim 5.3: Hasat yapılmış güller
Demetler dip kısımlardan 10 cm yukarıdan, baş kısımdan ise gonca boynunun 5 cm
altından iple bağlanmalıdır. Boylanmış uygun sayıda gonca içeren demetler dip kısmından
makas ya da makinelerle düzgün olarak kesilmelidir.
Demetler ya tek olarak, ya da bir kaçı bir arada parşömen kâğıtlarına veya çok ince
plastik ile sarılarak paketlenir. Bu hâldeki demetler karton kutular içine yerleştirilir. Karton
kutuların boyutları 100 x 50 x 30 cm olmalıdır. Ülkemizde karton kutu dışında sepet ve
sandıklarda kullanılmalıdır.
Demetlenmiş güller içine koruyucu kılıf serilmiş kutulara yerleştirilirse havanın
olumsuz etkilerinden korunabilir. Paketleme serin odada yapılmalıdır.
5.4. Depolama
Kesim yapılan gül goncaları hemen pazarlanmayacaksa depolarda saklanabilir.
Saklama kısa süreli olacaksa güller ılık suya konarak 4 – 5 0C hava sıcaklığındaki ortamda bekletilebilir.
Güller uzun süreli depolanacaksa hava sıcaklığı -1 0C ile1 0C arasında olmalıdır.
Güller su içine konmamalıdır. Nem ve hava geçirmez kaplarda saklanmalıdır.
Güller depodan çıkarılıp satışa gönderilecek ise sapların ucu biraz kesilerek 27 0C - 30
0C’ deki sıcak suya batırılmalıdır. Bu işlem esnasında ortamın sıcaklığı 4 – 5 0C olmalıdır.

KAYNAK:www.megep.meb.gov.tr

Döküman Arama

Başlık :