Çocuk ve Kur’ân Eğitimi

Çocuk ve Kur’ân Eğitimi Çocuk ve Kur’ân Eğitimi  

Yediden yetmişe herkesin rahatlıkla öğrenebilmesi ve öğüt alabilmesi için kolaylaştırılmış Kur’ân’ın çocuklarımıza öğretilmesinde gecikilmemelidir. Daha yaşı küçük düşüncesiyle geciktirilen din eğitimi ve Kur’ân öğretimi ilerleyen yaşlarda hem çocuklara zor gelmekte hem de ailelerin karşısına problemli çocuklar çıkarmaktadır.

Oysa kontrollü gözlemlere dayalı tespitler bebeklerin dünyaya gözlerini açtıkları ilk birkaç günden itibaren öğrenmeye ve alışkanlık kazanmaya başladıklarını göstermiştir. Bebeklerin gördükleri ve duydukları zihinlerinde izlenimler bırakmaktadır. Bu bilgilere dayanarak Kur’ân öğretimine ne kadar erken başlanırsa o derece iyi sonuç alınacaktır.

Birçok eğitimciye göre çocuk eğitimi daha çok bebek anne karnında iken başlamaktadır. Anne karnında iken dış dünyadan haberdar olan bebek, gerek anne-babasının sesinden gerekse farklı yollarla dinlediği Kur’ân-ı Kerîm’i dünyaya gözlerini açtığından itibaren de dinlemeye devam etmesi, Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenmesinde büyük bir kolaylık sağlayacaktır. Peki, çocuğun bu kadar erken Kur’ân’la tanışmasının ne gibi faydası var diye akla gelebilir. Amerika’nın Florida eyaletindeki Akbar kliniğinde 1984 yılında başlatılan bir çalışmanın neticesiyle bu soruya cevap verelim. Bu çalışmada Kur’ân-ı Kerîm’in insan bedeni üzerindeki tesirleri araştırılmıştır. 210 kişi üzerinde yapılan çalışmanın neticesi gerçekten dikkat çekicidir. Asrımızın devasız hastalığı diye bilinen ve birçok fiziksel hastalığında başı olan stresi %65 Kur’ân dinleterek tedavi eden araştırmacılar hayrete düşmüşlerdir. İşte Kur’ân’ın insanı huzura kavuşturan tesiri tartışılmaz bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu çalışma hiç Kur’ân bilmeyen hastalar üzerinde de denenmiş, yine aynı iyileştirici sonuç elde edilmiştir. Stresten kurtulmanın çok zor olduğu bir dünyaya gözlerini açan çocuklarımızın Kur’ân-ı Kerîm’le tanışması ve öğrenmesi aynı zamanda onları stresten de uzak tutacaktır. Anne karnındayken Kur’ân sesiyle tanışan bebek, ruh sağlığı bakımından kuvvetli olarak hayata başlayacaktır. Hayatının diğer safhalarında da Kur’ân-ı Kerîm’le dostluğu sayesinde ruhsal ve bedensel sağlığı (Allah’ın izniyle ve Kur’ân-ı Kerîm’in şifaî özelliğiyle) devam edecektir.HER ÇOCUK İSLÂM FITRATIYLA DOĞAR6 asır dünya tarihine damgasını vurmuş olan ve birçok hususta hayranlık duyduğumuz Osmanlı devrinde de din eğitimine ehemmiyet verilmiş ve çocuklar için sıbyan mektepleri kurulmuştur. Bu mekteplere alınan çocukların yaşları 4 ile 6 arasındadır. Yani 4 yaşında iken çocuklara Kur’ân-ı Kerîm eğitimi verilmeye başlanmıştır.Eğitim psikolojisi eğitim ve öğretim açısından çocukluk ve gençlik çağlarını, yaş gruplarına göre şöyle ele alıp incelemişler.1. Okul Öncesi Çağ: Bu çağ kendi içinde 2 dönem ayrılmıştır.a. Bebeklik çağı:Doğum öncesinden başlayarak 2 yaşının sonuna kadar (3 yaş) devam eden dönem.b. İlk çocukluk çağı: 3 ilâ 6 yaş arasıdır.2. Temel eğitim çağı: 6 ilâ 12 yaş arasıdır ki son çocukluk da denir.3. Gençlik veya ergenlik çağı: 13 ilâ 18 yaş arasıdır. Bebeklik çağı yani 0-3 yaş çocuğun bilinçsiz etkilenme çağıdır. Bu çağ konusunda yanlış olan yaygın bir kanaat vardır ki o da bu yılların sadece bakım ve beslenme yılları olarak görülmesidir. En başta da belirttiğimiz gibi bebek ilk günden itibaren öğrenmeye başlamaktadır. Kur’ân-ı Kerîm eğitim ve öğretimi hususunda Cenâb-ı Hakk’ın insana verdiği fıtrattan istifade edilmelidir. Peygamber efendimiz (asm)’ın şu hadîsi konuya ışık tutmaktadır: “Her doğan İslâm fıtratı üzerine doğar, sonra annesi babası Yahudi ise Yahudi Hıristiyan ise Hıristiyan Mecusi ise Mecusi yaparlar.” Demek ki Cenâb-ı Hak insanı İslâm’a göre yaratmıştır. Hak dine âit ne varsa gerek ibâdet, gerek ahlâk kuralları, gerekse Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenebilecek kabiliyette yaratılmıştır insan. Bu kabiliyet doğuştan olduğu için din eğitimi ve Kur’ân öğretimi çok erken yaşlarda başlayabilir.KUR’ÂN ÖĞRENME ÇAĞIÇocukluğun 3 ilâ 6 yaş arası ise Kur’ân harfleriyle tanışma çağıdır. Çünkü bu çağda çocuk 1,5 ilâ 2 yaşında başladığı konuşmayı, kelime hazinesini ve telaffuz yeteneğini geliştirmektedir. Ayrıca bu çağda çok soru sorması, öğrenmeye ne kadar elverişli ve hazır olduğunu göstermektedir. Bu yaşlar öğrenmeye adeta aç olan çocuğa Kur’ân öğretmeye başlamak için güzel bir zamandır. En önemlisi bu yaşlarda çocuklarda görsellik daha ön planda olduğu için Kur’ân harflerini çok daha çabuk öğrenip hafızasına yerleştirebilmektedir.Zaten şu anda dil bilimciler çocukların birden fazla dil öğrenebilmesi için 3 ilâ 6 yaş arasının iyi değerlendirilmesi gerektiğini bildirmektedirler.Son çocukluk çağı 6 ilâ 12 yaş ise Kur’ân-ı Kerîm eğitimi için okuma pratiği ve ezber yapmak için elverişli çağdır. 6 yaşına kadar namaz sûrelerinden kısa ve telaffuzu daha kolay olanların ezberlenmesine başlanmış olmalıdır. 6’ncı yaştan itibaren bu ezberlerin çoğaltılması ve ezberlenen sûrelerin anlamlarının da hafif bir şekilde öğretilmeye başlanma dönemidir. Kur’ân-ı Kerîm öğretimi derken sadece lafzını öğretmek değil anlamlarının da öğretilmesi her açıdan faydalı olacaktır.Tabî ki çocuğun yaş dönemlerine göre Kur’ân-ı Kerîm öğretilirken zorlama yoluna gitmeden Kur’ân-ı Kerîm sevgisini vermeyi de ihmal etmemek lazımdır.Netice olarak çocuk için en güzel örnek ve ilk öğretmen anne-babadır. Bu hususta Bedîüzzaman Said Nursî hazretleri, “İnsanın en birinci üstâdı ve tesirli muallimi onun vâlidesidir.” demiştir. Bu hakikatin ışığında Kur’ân-ı Kerîm’le iç içe olan bir atmosferde büyüyen, anne-babasının elinde her gün Kur’ân-ı Azîm’üş-şânı gören çocuk elbette Kur’ân-ı Kerîm’e karşı kayıtsız kalmayacaktır ve ebeveyninin Kur’ân-ı Kerîm’e verdiği ehemmiyeti hâl dili ile görüp aynı ehemmiyeti kendisi de gösterecektir. Nihayetinde de Kur’ân’a iyi bir talebe ve hizmetkâr olacaktır inşallah.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat