Suriye

Suriye Suriye       Geçtiğimiz Ramazan bayramında UNESCO tarafından dünya kültür mirası kabul edilen Eski Halep, verimli toprakları ile Humus, Antik Palmira, birçok kültüre ev sahipliği yapmış Şam şehri ve bir sahil şehri olan Lazkiye’yi kapsayan bir geziye katıldık. Bu gezi bizim için bir bakıma tanıma gezisi oldu. 21 Ekim 2006 saat 06:00’da Antakya Cilvegözü sınır kapısından hareket ettik. Bayram öncesi fazla yoğun olmayan Suriye gümrüğünden bir saatten az süren işlemler ve yaklaşık 45 dakika süren yolculuğun ardından Halep’e ulaştık. (1.GÜN) HALEP Halep, Suriye’nin en büyük ikinci şehridir. Nüfusunun üç milyona yaklaştığı tahmin edilmektedir. Halep Arapça’da ve diğer bazı Sami dillerinde taze süt demektir. Halep, Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli şehirleri arasında yer almış, Türkçe deyimlere ve Türk edebiyatına yerleşmiştir. “Halep ordaysa arşın burada!” deyimi, Âşık Ömer’in “İşte geldim gidiyorum şen olasın Halep şehri” beyiti bu meyanda sayılabilir. Pek çok tarihçi Halep için “Doğunun Kraliçesi” ifadesini kullanmıştır. Kebabın kökeni tartışmalarında da Adana ve Urfa’ya rakiptir.Büyük bölümü Osmanlı döneminden kalan çarşı, pazar ve bedestenler Türkiye’deki emsallerini aratmaz. Şehrin renkli dünyası, geçmiş dönemlerden kalan kültürel yapısını yansıtmaktadır. Arapçanın yanında Türkçe, Ermenice ve sömürge döneminden kalan Fransızca, kullanılan dillerdir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Bursa ve İstanbul’dan sonraki en önemli dokumacılık merkezi Halep olmuştur. (2.GÜN) HAMA VE HUMUSHalep şehrinin 40 km güneyinde yer alan, kökleri MÖ 2500 yıllara dayanan dünyanın ilk iki dilli sözlüğü ve 1700’den fazla tabletin çıkarıldığı Ebla Antik kentini ziyaret edip fotoğrafladıktan sonra günümüze kadar gelen ve halen çalışan su dolaplarıyla ün kazanmış Hama şehrine hareket ediyoruz. Bu şehrin içinden geçen Asi nehri üzerinde homurdanarak ağır ağır dönen büyük su dolapları, yerel adıyla ‘nûriye’ler (noria) kentin en özgün eserleridir. Eziyet çeken bir büyükbaş hayvanın homurdanmasına benzer sesler çıkararak, ağır ağır ekseni etrafında dönen bu devasa su dolapları insanı zaman tüneline götürüyor âdeta. Muhtelif büyüklüklerde, en büyüğünün çapı 20 metreye varan bu devasa su dolapları 14. yüzyılda büyük ahşap kalaslardan inşa edilmişler. Nehrin akıntısı ile dönerek, haznelerine aldıkları nehir suyunu hemen üzerlerindeki su kemerlerine aktararak şehre su taksimini sağlamışlar yüzyıllar boyunca. Sayıları toplamda otuzdan fazla olan su dolaplarından günümüze kadar ulaşan 17 tanesi bugün dönmeye devam etse de seyredenlere keyif verme dışında başka bir vazifeleri yok. Hama şehri, Suriye’nin en muhafazakâr şehri olarak kabul edilmektedir. Hama gezimizin ardından bu şehrin 55 km kuzey batısında bulunan Afamya antik kentine hareket ediyoruz. Geniş bir alana yayılmış olan bu antik şehrin devasa boyutlu sütunları ve Roma yolu hala dimdik ayakta. Zamanının en gösterişli kentlerinden biri olan Afamya’nın ardından, Humus kentine hareket ediyoruz. Humus, bereketli topraklarıyla ün salmış Suriye’nin üçüncü büyük şehridir. Halep-Şam karayolu üzerinde bulunan bu sanayi şehri turizm açısından pek câzip olmamakla birlikte geçiş noktasında olması sebebiyle her zaman önem arzetmiştir. Sabah erken saatte antik Palmira kentine gitmek üzere Humus’a veda ediyoruz… (3.GÜN) PALMİRAHumus’un 155 km doğusundaki antik çağlardan kalma Palmira şehri bulunmaktadır. Kervan yolları üzerinde olması nedeniyle Palmira çok zengin, görkemli ve parlak bir şehir haline gelmiştir. Yaklaşık 1.200 mt uzunluğundaki Roma yolu sütunlarının önemli bir kısmı hâlâ ayaktadır. Şehrin vahâya yaslanmış bölümündeki görkemli ‘Bal tapınağı’ kısmen ayakta. Ayrıca şehrin hemen dışında, çölün ortasında yer alan ‘mezarlar vadisi’ oldukça etkileyici. Burada bulunan mezar-binalar beş-altı kat yükseklikte, içlerinde onlarca, yüzlerce mezar var. Mezarların bir morg gibi üst üste sıralandığı yerde, ölüler için havalandırma tertibatına kadar her şey düşünülmüş. Bugün mezar kulelerinin bir kısmının içini gezmek mümkün. MS 273 yılında Roma’ya başkaldırması neticesi yerle bir edilerek bedeli ağır bir şekilde ödetilmiştir. Bundan sonra şehir bir daha toparlanamayıp eski ihtişamına dönememiş, özellikle 17. yüzyılda tamamen terk edilerek adeta bir hayalet şehir olmuştur. (4.GÜN) ŞAM4 milyonu aşan nüfûsuyla Suriye’nin başkenti Şam, aynı zamanda Arap dünyasının en eski ve en kalabalık şehirlerinden birisidir. Dımeşk ismiyle de anılır. Âdeta bir açık hava müzesini andıran Şam şehrinde görülmesi gereken yerlerden birisi Peygamber Efendimizin (sav) torunu, Hazreti Fâtıma vâlidemiz ve Hz. Ali efendimizin kızı, Hz. Hasan ve Hüseyin’in ablaları Hz. Zeyneb’in türbesidir. 705 yılında Emevi halifesi Velid bin Abdulmelik tarafından câmiye çevrilen binâ, 7000 m²’lik alana sahiptir. Câminin içinde Hz. Yahya (as)’ın kabri, Kerbela’da Yezid’in adamları tarafından şehid edilen Hz.Hüseyin’in mübarek başının defnedildiği ziyaret yeri bulunmaktadır. Ayrıca İslâm dünyasının yetiştirdiği, fakat düşmanları tarafından da takdir edilen büyük kahraman, İslâm’ın Kılıcı Selahattin Eyyubî’nin türbesi de Şam’dadır. Türbenin avlusunda 1914 yılında Filistin’de uçakları düşen ilk hava şehitlerimizden Sadık Bey, Fethi Bey ve Nuri Beyin kabirleri bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1554 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan Süleymaniye Camii ve Külliyesi de aynı bölgede yer almaktadır. Külliyenin bahçesinde son padişah Vahdeddin’in kabri bulunmaktadır. 1863 yılında Sultan Abdulhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Çarşısı, bu şehirdeki en hareketli mekânların ve önemli eserlerin başında gelmektedir. (5.GÜN) LAZKİYEAntik zamanlarda Laodicea olarak bilinen Al Ladhikiya, şimdiki adıyla Lazkiye, Suriye’nin en önemli limanıdır. Akdeniz sahillerinin kuzey kıyısında bulunan Lazkiye, küçük bir balıkçı köyüyken büyümüş ve günümüzün gelişmekte olan limanı haline gelmiştir. Burayı çevreleyen sâhiller ve kasaba dışında bulunan oteller, tatilciler tarafından tercih edilmektedir. Söylentiye göre, limanın tarihi İ.Ö 4500 yılına kadar uzanmaktadır. Geniş ve ağaçların sıralanmış olduğu sokaklar, şehre bir Avrupa havası vermektedir. Suriye’nin en büyük liman şehri olan Lazkiye, 1950’den sonra gelişme göstermiştir. Bunun üzerine çevrede bulunan Türkmen köylerinden çok sayıda Türk şehir merkezine göç etmiştir. Bu bölgede 265 Türk köyü bulunmaktadır. Bizim insanımıza bu kadar benzeyen sıcak, samimi, dost insanlar ülkesi kardeş Suriye… İnsanlarının yakınlığı bizi evimizde hissettirdi ve zannediyorum, bu hâlet-i rûhiyemiz, çektiğimiz fotoğraflara da aksetti. İnşâallah, yakın bir zamanda tekrar ziyaret imkânı olur diye temennî ediyorum. Sizlere de fırsat bulursanız, Suriye’mize gitmenizi tavsiye ediyorum efendim.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat