Vicdanla bir hasbihâl

Vicdanla bir hasbihâl Vicdanla bir hasbihâl   Oysa ben son bulmayacak ve beni terk etmeyecek bir sevgilim olsun istiyorum. Öyle bir sevgili ki, benim ve bütün irtibat kurduğum ve alâka duyduğum şeyleri bir daha elimden çıkmamak üzere verecek bir sevgilim olsun istiyorum. Kısaca kemâli, cemâli, ihsânı ve kudreti sonsuz olan bir sevgili istiyorum.Allahım! Bütün rûhumla ve canımla ve bütün his ve duygularımla idrak ile itiraf ediyorum ki; Sen varsın. Sen birsin. Vallâhi de varsın, billâhi de birsin. Ya Rabbi seni en önce vicdânımdan soruyorum.Vicdânım da bana diyor ki: Benim nihayetsiz ihtiyaçlarımı karşılayacak, bütün düşmanlarımın zararlarını üzerimden kaldıracak kadar kuvvetli ve kudretli bir zâta dayanıp bağlanmaya ihtiyacım var. Böyle bir zâtı bulmak ümîdiyle etrafa bakıyorum: Fakat araştırıp görüyorum ki, mahlûkatın içinde en kıymetli ve en üstün olan biz insanoğluyuz. Böyle iken kendimizden daha düşük ve kuvvetsiz olanların benim ihtiyaçlarımı karşılaması ve düşmanlarımın zararlarını benden gidermesi mümkün değil. Öyle ya, efendinin hizmetçisinden medet istemesi nerede görülmüş? Hem de mahlûkat, adı üstünde mahlûktur. Ve kendileri yardıma muhtaçtır. Kendine hayrı ve yardımı olmayanlar bana nasıl yardımcı olur. Demek benim ihtiyaçlarımı şu görünen mahlûklardan ve mevcutlardan hiç birisi göremez. Hem de bu mahlûkların hepsinin ortak bir özelliği var ki ölümlüler. Hiçbiri ebedî yaşamayıp bir gün mutlaka ölüyorlar. Ben hemen soruyorum: Kendisi ölümlü olan bir şey, benim ebedî ihtiyaçlarımı nasıl karşılayabilir ve kuvvetli düşmanlarıma nasıl güç yetirebilir? Demek öyle bir zâta bağlanmalıyım ki; Kuvveti her şeye yetmeli ve ebedî olmalı. Yani üç-beş gün sonra veya üç-beş sene sonra kaybolup gitmemeli. Hem öyle biri olmalı ki; Ben ölüp de kara toprağın altına tek başıma gömüldüğümde bile beni yalnız bırakmamalı ve gözetebilmeli. Kabir denilen o sırlı ve karanlık âleme dahi nüfûz edebilmeli. Hem yine vicdânım bana diyor ki; Benim en büyük arzu ve aşklarımdan birisi ebedî olarak yaşayabilmektir. Yani aslında hiçbir zaman ölmeyi istemiyorum. Ebedî yaşayabilmem için, ebedî olan, hiçbir şekilde sonu olmayan, fenânın yanaşamadığı, zevâlin ulaşamadığı, zamanın ilişemediği, bozulmayan, pörsümeyen, çürümeyen, zayıflamayan, ayakta durması yani kıyâmı sırf kendi zâtından olan ve başka hiç kimseye muhtaç olmayan birisini bulmalıyım ve ona bağlanmalıyım.Güçsüzlüğümü sonsuz gücüne dayanarak yenmeli, ihtiyaçlarımı sonsuz acımasına ve hadsiz servetlerine dayanarak görmeliyim. Ve tabii en büyük aşklarımdan biri olan ebedî yaşama arzumu ve çok uzun emellerimi elde edebilmem için o sonsuz zâtın rızâsını kazanmaya çalışmalıyım.Çünkü eğer sonsuz kudreti ve serveti olan bir zâtın rızâsını ve hoşnutluğunu kazanabilirsem, her ihtiyacımı görür ve beni bütün düşmanlarımdan korur. Oh ne kadar güzel bir hâl. Bütün bedenim hücrelerime kadar mutluluk ve huzurla doldu. Evet kesinlikle biri bulmalıyım ve bire dayanmalıyım. Hem işin kolayı varken zor olanıyla neden uğraşayım. Binlerce ihtiyâcımı kendi sermayem ile karşılamaya çalışsam birini bile alamam. Binlerce düşmanıma kendi kuvvetimle karşı koysam birini bile yenemem. Çünkü düşmanlarımdan sadece birisi olan ve gözümle göremeyeceğim kadar küçük olan hastalık mikrobuyla bile uğraşamıyorum. Ne zaman bana hücum etse sırtımı yere vurup beni harap ediyor. Durum böyle iken ve aklım başımda iken binlerce düşmana karşı tek başıma çıkar mıyım? Asla! Bir olan o zâta dayanır, ondan yardım dilerim. Rızâsını kazandım mı bu iş tamam demektir. Hiç kimseden korkum kalmaz ve ihtiyaçlarımı temin etmek için hiç kimseye dilencilik etmem. Kimsenin minnetini çekmem!.. Vicdan bu defa şöyle devam etti: Benim çok büyük bir yaram var. Devamlı kanıyor. Zamanla kapanacağına günden güne tazelenip beni perişan ediyor. Bu yara da şudur ki: Bütün sevdiklerim sırayla ölüp beni terk edip gidiyorlar. Her birinin gitmesi ise yaramı biraz daha deşip, beni acı içinde kıvrandırıyor. İşte kendisi kaim ve dâim olan bir zât bulup, rızâsını kazanabilirsem bütün sevdiklerime kavuşabilir, dâimî bir hayata mazhar olabilirim. Böylelikle firak adındaki her dakika kanayan yaram kapanır. İşte şimdi sevincim bir iken bin oldu. Biri buldum, bire bağlandım ve kanayan bütün yaralarımdan ve düşmanlarımdan kurtuldum. Bütün ihtiyaçlarımı temin edecek bir kapı buldum ve en büyük aşklarımdan biri olan ebedîyete, bire dayanarak kavuştum. O bir senden ayrılanları sana verebilmeli. Onları bakileştirmeli. Ebedi bir diyarda ebedi bir şekilde beraberce mesud ve bahtiyar kılmalı sizleri..Sonra vicdânım bana dedi ki: Bende kalp adında bir cihaz var. Ve bu kalpte öyle bir sevmek kabiliyeti var ki, fânî olan ve biten hiçbir şey onun karnını doyuramıyor. Vicdânım böyle söyleyince ben de meseleyi bizzat kalbin kendisinden öğrenmek için kalbi ziyarete gidip: “Vicdan, senin fânî olan ve biten sevgilerle tatmin olmadığını söylüyor, doğru mu?” dedim. Kalbim, derin bir âh çekip dedi ki: Evet vicdan çok doğru demiş, ama eksik söylemiş. Bende öyle bir sevmek kabiliyeti var ki, tâ sonsuza kadar gidiyor. Sonsuza kadar uzanan sevgime sonu olan şeyler yetişemiyorlar. Bu yüzden çoğu zamanlarım ağlamakla ve âhlar çekmekle geçiyor. Bazen gerçekten sevmem gereken şeyi şimdi buldum deyip birine bağlanıyor ve bütün sevgimi bir nehir gibi o şeye akıtıyorum. (Ne yapayım bu benim huyum. İyi olsun kötü olsun neye ilgi duyarsam bütün benliğimle beraber meylediyorum) Sonra bakıyorum elimden çıkıp gitmiş. Izdırabım bir kat daha artıyor. Oysa ben son bulmayacak ve beni terk etmeyecek bir sevgilim olsun istiyorum. Öyle bir sevgili ki, benim ve bütün irtibat kurduğum ve alâka duyduğum şeyleri bir daha elimden çıkmamak üzere verecek bir sevgilim olsun istiyorum. Kısaca kemâli, cemâli, ihsânı ve kudreti sonsuz olan bir sevgili istiyorum. Böylece kalbim gibi fıtratımda bulunan bütün hislerim, duygularım bir ve tek olanı bulup, kudretine dayanmamı istediklerini gördüm. Ve bütün benliğimle bağırdım:   “Ey bu yerlerin Hâkimi, senin bahtına düştüm. Sana dehâlet ediyorum, ve seni arıyorum.”   Fıtratımdan kopan bu nidaya cevap vicdanımdan geldi.  “O vardır ve birdir. Kudreti her şeye yeter. Zâtından olarak kâim ve dâimdir. O’nun sonu yoktur. Ne ölür ve ne de fenâ bulur. O’nun emir ve irâdesi olmadan hiçbir şey hiçbir şeye müdâhale edemez.” Ben de bütün benliğimle bağırdım: Sen varsın. Sen birsin. Kalpleri tatmin edecek ancak sensin…Kendisi ölümlü olan bir şey, benim ebedî ihtiyaçlarımı nasıl karşılayabilir.Oysa ben son bulmayacak ve beni terk etmeyecek bir sevgilim olsun istiyorum.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat