İmânî ilimle bütünleşen hayat

İmânî ilimle bütünleşen hayat İmânî ilimle bütünleşen hayat  

Dinlemek ya da Mp3 olarak indirmek için TIKLAYIN İnsan, hayatı boyunca dünyasını daha güzel hale getirmek için uğraşmakta. Fakat ne gariptir ki peşine düşerek hayatını tükettiği o lezzetleri, asla tam olarak elde edemiyor ve arzusuna kavuşamıyor. Oysa insan, ebed için yaratılmıştır. İnsanın hakîki lezzetleri ancak Allah’ı tanımak ve sevmektedir.

İlk insan ve ilk peygamber olan Adem (as)’a Allah, yeryüzündeki, bütün ilimlerin fihristini yani kendi isim ve sıfatlarını öğretti ve sonra dünyaya gönderdi. Allah, insanı ilimle, marifetle bütünleştirmişti. Artık insan ilimsiz yarımdı. Çünkü insanoğlu zamanla olgunlaşacak, bu da ilimle ve terbiye ile gerçekleşecekti.

Efendimiz (asm), “İlmi arayıp öğrenmek bütün Müslümanlara farzdır” buyuruyor. Bu cümleye muhatap alınan bizler, farz olan ve mükemmelleşmesi adına hayatımıza anlam ve değer kazandıran ilme ne kadar önem veriyoruz acaba? Ve ilme, ömrümüzde ne kadar yer ayırıyoruz? Şöyle bir düşünsek, hayatımızda fuzulî şeylerin ne denli büyük bir yer teşkil ettiğini görürüz. Televizyon ve filmler, boş konuşmalar, zihnimize doldurduğumuz ıvır-zıvır malûmât bunlardan sadece birkaçı. Boş şeylerle günlerimizi senelerimizi tüketmişizdir acımadan! Zaman tüketiminde bu kadar cömert olan bizler, faydalı bir şeyler öğrenmek söz konusu olduğunda ise birden düşünmeden tüketmekte olduğumuz zamanımızın kıymetini anlar ve cimrileşiveririz. “Vaktim yok, yetiştiremiyorum!” cümlelerini sıralayarak çok yoğun insanlar oluveririz birden! İlim önemli. Çünkü ilim insanın olmasına, pişmesine anahtardır ve beşeri mükemmele yaklaştırır. Peki beşer hangi mükemmele hangi ilimle ulaşacak? Îmânî ilimler özellikle günümüzde her fert için bütün ilimlerden önde gelmektedir. En başta yaratılış gayesi olan kulluğunu îfâ edebilmek, sonra toplumda huzuru yayan bir fert olabilmek ve daha dünyadayken kalpteki tûbâ ağacının çekirdeği olan îman ile cennet lezzetlerini yaşayabilmek îmânî ilimler ile mümkündür. ‘Îman’ ilmiyle meşgul olanlar “Dünya hayatındaki sıkıntılar, ilimle meşgul olduğumuz sürece âdeta bize dokunmuyor” derler. Bu ifade, yaşamın getirdiği sıkıntı ve acıları en aza indiren belki de zamanla ortadan kalkmasına sebep olan yegâne ilmin, Allah’ı tanıttıran ve sevdiren ilimler olduğunu idrak tecrübesiyle söylenen cümlelerdir. İnsan, hayatı boyunca dünyasını daha güzel hale getirmek için uğraşmakta. Fakat ne gariptir ki peşine düşerek hayatını tükettiği o lezzetleri, asla tam olarak elde edemiyor ve arzusuna kavuşamıyor. Oysa insan, ebed için yaratılmıştır. İnsanın hakîki lezzetleri ancak Allah’ı tanımak ve sevmektedir. Asrımızda toplumsal ve ruhsal hastalıkların fazlalığı gösteriyor ki hakîkat ilimlerinin eksikliği başka ilimlerle hiçbir şekilde doldurulamamaktadır. Hastalığı hayâtî bir risk taşıyan kişi her gün titizlikle ilacını aksatmadan almalıdır. Günümüzde de îman ilminin eksikliğinden rûhî hastalıkları artmış ve son anında ise îmânını kaybetme riski taşıyan bizler için ilâç hükmündeki ‘Allah’ı bilmek ve tanımak ilmi’ ne ciddi zaman ayırmamız gerekiyor. Bu ömür tükenmeden uygulanacak en güzel karar, hayat içerisindeki fuzulî şeylerin yerlerini faydalı şeylerle değiştirmektir. En önemlisi de O’nu tanımak ve sevmek olan îmânî ilimlerle hayatımızı bütünleştirerek bunu bir yaşam tarzı haline getirebilmektir.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat