Elifin Günlüğünden: Melekleri tanıyorum!

Elifin Günlüğünden: Melekleri tanıyorum! Elifin Günlüğünden: Melekleri tanıyorum!  

    Günlerden cumaydı. Haftanın son günü olduğu için içimde bir mutluluk vardı. Eve gitmek için son dersi iple çekiyordum. Son dersimiz din dersiydi. Öğretmenimiz sınıfa girdi. Güler yüzüyle bizi selâmladı ve hiç beklemediğimiz bir soruyla derse başladı.

— Çocuklar dünyada insanların yaşadığı gibi Ay’da, Güneş’te, Merkür’de, Mars’ta, uzayda ve uzaydaki bütün gezegen ve yıldızlarda da yaşayanlar var mıdır? (Sınıfta derin bir sessizlik olmuştu. Her zamanki gibi Ömer ortaya öyle bir laf attı ki herkes kahkahaya boğulmuştu.)

— Teletabiler öğretmenim…

(Aslında öğretmenimize de komik gelmişti ama dersin ciddiyetini bozmak istemedi.)Sınıfın en zeki öğrencisi olan Merve parmak kaldırdı ve:—Ufolar olabilir mi öğretmenim? dedi.Öğretmenimiz:— Hayır, Merveciğim, maalesef bilemedin.(Ben ise bu sorunun din dersiyle ne alakası olduğunu düşünürken, öğretmenimiz merakla beklediğimiz cevabı verdi:— Oralarda yaşayanlar meleklerdir. Ahmed:— Öğretmenim melekler sadece gökyüzünde mi yaşarlar?— Hayır, sadece gökyüzünde yaşamazlar. Yeryüzünün de her tarafında melekler ibâdet ve başka vazifelerle meşguldürler. Oralar yani yıldızlar, gezegenler onların bir nevi mescitleri sayılır. Peki, çocuklar sizin bildiğiniz kaç tane melek var? Ben söz alarak: — Dört büyük meleği biliyorum. Bunlar Cebrâil, Azrâil, Mikâil, İsrâfil (as)’lardır, dedim. Öğretmenimiz:— Aferin Elif. Peki, bu meleklerin görevlerini biliyor musun?— ıııııııııı evet öğretmenim! Cebrâil (as) peygamberlere vahiy getiren melektir, Azrâil (as) canları alan melektir, Mikâil (as) tabiat olaylarıyla görevli melektir ve İsrâfil (as) da kıyamet günü sura üfleyecek olan melektir.Bu sırada Ahmed söze atıldı:— Öğretmenim, ağabeyim bana demişti ki: bir de sağ ve sol omzumuzda sürekli bizimle beraber olan melekler varmış. Onlara Kirâmen Katibîn melekleri deniyormuş ve bizim yaptıklarımızı yazıyorlarmış. Ama iyilikleri hemen yazarlar, günahları hemen yazmazlarmış. Bizi çok sevdikleri için pişman olup, hatalarımızdan vazgeçmemizi beklerlermiş.— Aferin! Evet, zannediyorum, bu söylediklerin doğru. Fakat çocuklar, bu saydıklarınız sadece büyük vazifeleri olan meleklerdir. Bilmelisiniz ki melekler sayamayacağımız kadar çoktur, bunların sayısını ancak Allah bilir.Evet, çocuklar, kâinata baktığımız zaman, Allah’ın yarattığı her mahlûkun mükemmel ve güzel vazifeler yaptıklarını görüyoruz. Mesela, arının bir kilo bal yapabilmesi için otuz bin çiçeği gezmesi gerekir. Ağaçlara baktığımızda, kuru bir dal parçasının rengiyle, kokusuyla, tadıyla çeşitli meyveler verdiğini görüyoruz. Kar taneleri ise yeryüzüne birbirine hiç dokunmadan tane tane inerler. Güneş odunsuz, kömürsüz, kâinatı ısıtırken koskocaman bir lamba gibi de her yeri aydınlatmaktadır.(Aslında öğretmenimiz daha çok misaller vermişti ama benim aklımda bu kadarı kaldı.) ve dedi ki:— Bu varlıklar, bu güzel ve büyük işleri kendi kendilerine yapmayı akıl edemezler. Zaten bunları yapmaya güçleri de yoktur. Peki, nasıl yapıyorlar dersiniz?(Herkes düşünüyordu fakat kimseden ses çıkmıyordu) Öğretmenimiz şöyle devam etti:— İşte Allah, bu mükemmel işleri melekler vasıtasıyla o varlıklara yaptırıyor. Mesela, arıya bal yapma san’atını melekler ilham ederler. Her bir kar tanesini bir melek indirir. Böylece kar taneleri birleşerek çığ gibi kafamıza inebilecekken, tane tane yeryüzüne inerler. Bu sefer Emine:— Öğretmenim, benim kafam çok karıştı! Allah’ın her şeye gücü yetmiyor mu ki bu işleri meleklere yaptırıyor?Öğretmenimiz:— Allah, insanları ibâdet etmeleri için yarattığı gibi melekleri de yine kendisine ibâdet etmeleri için yaratmıştır. Mesela bizden namaz, oruç gibi ibâdetler istiyor. Aynı bunun gibi meleklerden de bir ibâdet istiyor. Çünkü biraz önce dediğimiz gibi onlar da Allah’ın ibâdetle emrolunmuş kullarıdır. İşte bazı meleklerin ibâdetleri de yapmış oldukları bu işlerdir.Ömer dedi ki:— Demek ki Allah, melekleri ibâdet etsinler diye yaratmış, değil mi Öğretmenim?Bu kez ben:— Meleklerin arıya, kara yardım etmekten başka ne tür ibâdetleri var acaba? Dedim.Öğretmenimiz:— Onların ibâdetleri farklı farklıdır. Allah’ın yarattıkları, bizim gördüklerimizle sınırlı değildir. Mesela, denizlerin dibinde, dağların zirvelerinde, uzayın derinliklerinde bizim görmediğimiz ve bilmediğimiz çeşit çeşit güzellikler vardır. Bu güzellikleri seyretmeleri ve Allah’ı düşünüp zikretmeleri için birçok melek yaratılmıştır. Yani meleklerin bir kısmının ibâdeti de budur. Merve dedi ki:— Öğretmenim, melekler neyden yaratılmışlar ki insanların göremediği, bilemediği yerleri gezip dolaşabiliyorlar, hem biz onları neden göremiyoruz?Öğretmenimiz:— Melekler gözle görülmeyen manevî bir nurdan yaratıldıkları için çok yerleri süratle gezip her yere rahatlıkla ulaşabiliyorlar. Çocuklar, Merve’nin son sorusuna siz cevap verin bakalım! Biz melekleri neden göremiyoruz? Ben:— Öğretmenim, biraz önce sizin de söylediğiniz gibi melekler gözle görülmeyen manevî bir nurdan yaratıldıkları için onları göremiyoruz, dedim.Ahmed: — Benim aklıma takılan bir soru var. Melekler kız mı yoksa erkek mi? diyerek söze karıştı.Öğretmenimiz:— Meleklerde cinsiyet yoktur. Ayrıca yiyip içmezler. Onların gıdası zikirdir, tefekkürdür ve ibâdettir. Uyumazlar, evlenip çoğalmazlar. Allah’ın emirlerine zıt hareket etmezler, ne emrolunursa onu yaparlar, dedi ve şöyle devam etti:“Evet, çocuklar meleklere inanan bir Müslüman gizli yerlerde beni kimse görmüyor, istediğimi yaparım diyemez. Fenalık yapamaz. Çünkü nerede olursa olsun meleklerin kendilerini gözetlediğini, iyilik ve kötülüklerinin yazıldığını bilir. Böylece meleklere olan îmânımız, nefsimize uymamıza engel olur. Hem yalnız kalıp korktuğumuz zaman, meleklerin arkadaşlığıyla tesellî bulabiliriz. Hattâ çocuklar, biliyor musunuz, en yalnız kaldığımız anda, yani mezara konduğumuzda yanımıza gelecek olan iki melek var. Bunlar Münker ve Nekir ismindeki iki melektir. Melekler orada da bizi yalnız bırakmayacaklar, bize arkadaş olacaklar, dedi. Ayrıca melekler sevdiğimiz hâtıraları ve yaptığımız güzel işleri bir kamera gibi kaydedip, Cennette bize seyrettirmek üzere saklıyorlar” diye ilâve etti.Öğretmenimiz sözünü tamamladığında, artık dersimizin sonuna gelmiştik. Zil çaldığında hepimiz melekleri tanımanın sevinciyle okuldan ayrıldık.Eve dönerken içimden diyordum ki; madem melekler her zaman yanımızda olacaklar, o zaman Cennette de bizimle olsunlar, orada da bize arkadaşlık yapsınlar.Eve girdiğim gibi:— Anne! Anne! Melekler de Cennete girecek mi? diye bağırdım. Annem şaşkınlıkla: — Kızım bu da nereden çıktı, dedi. Ben derste öğrendiklerimi anlatınca:— Evet, Elifçiğim elbette onlar Cennette de bizimle olacaklar.Meleklerle arkadaş olmak gerçekten çok güzel… Artık yalnız kaldığımda bile korkmuyorum. Sana hadsiz şükürler olsun Allah’ım, melekleri yarattın.Teşekkürler öğretmenim, bana melekleri anlattın.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat