Çerkes Ethem

Çerkes Ethem

Çerkes Ethem21 Eylül’de Çerkes Ethem’in ölüm yıldönümü münasebetiyle bir yazı yazmıştım. Millî Mücadele’de önemli hizmetleri olan bu gerilla önderinin, iktidar mücadelesini kaybettiği için, galipler tarafından yazılan tarihin mağdurları arasında yer aldığından bahsetmiştim.Yakın tarihimizin bu sembol isminin üstündeki gölgenin kadirşinaslık gereği kaldırılmasını ve mezarının Ürdün’den doğup yetiştiği memleketi Bandırma’ya nakledilmesini ve oraya bir heykelinin dikilmesini önermiştim. Oğuz Berk’in inisiyatifi ile ’www.uzunyayla.com’da Çerkes Ethem’in mezarının nakli için bir imza kampanyası başlatılmış ve imza sayısı 3.500 civarına ulaşmış. Bu teşebbüs canlı reflekslere sahip olduğumuzu gösteriyor. Çerkes Ethem’e yapılan haksızlığın düzeltilmesi, tarihe ve hakikate saygının gereği. Tarihini imar edenlere, kendisine hizmet edenlere haksızlık eden bir toplum hiçbir yere varamaz.Cumhuriyet’i doğru ve yerinde bir kararla, büyük çabalarla kurduk; ancak gözlerini tarihe Cumhuriyet’le açmış bir toplum değiliz. Cumhuriyet öncesini, özellikle Osmanlı mirasını Türk tarihinin saflığını bozan karanlık bir dönem olarak görmek; bu dünyada ve bu çağda yaşamayı reddetmek, çocukluk evresini yaşayan bir toplum olmaya kendi kendimizi mahkûm etmek demektir. Bugün, bir imparatorluğun vârisi olduğumuzu bilmek, imparatorluk kültürünü ve adabını hatırlamak, karşı karşıya olduğumuz sorunları daha kolay çözebilmek demektir. Cumhuriyetle sınırlı bir tecrübeyle yetinerek hiçbir sorunumuzu çözemediğimizi anlamalı, tarihle barışmalıyız.Millî Mücadele’nin gerçekte nasıl başarıldığını anlamamız için, Çerkes Ethem’in mezarının Bandırma’da olması, Bandırma meydanına bir heykelinin dikilmesi ve heykelin altında da, Büyük Millet Meclisi’nin "Kuvva-yı Seyyare ve Kuvva-yı Tedibiye Kumandanı"nı "münci-i millet" olarak alkışlayan cümlesinin yer alması gerekir. Millî Mücadele ortak bir çabanın ürünüdür. Dağılan imparatorluğun ayakta kalan "gayr-ı nizamî harp" örgütü olan Teşkilat-ı Mahsusa, Yunan işgaline karşı bir gerilla savaşı planlamıştır. Direnişin başına Çerkes Ethem geçmiştir. Asıl savaş cephenin içinde verilmiştir. Millî Mücadele bir yönüyle bir iç savaştır. Ankara Hükümeti’ne karşı İstanbul Hükümeti’nin safında yer alanlar ve otorite boşluğundan yararlanarak ortalığı haraca kesenler, Ankara için Yunan ordusundan daha büyük bir tehdit oluşturmuştur. Ethem Bey’in komutasındaki Kuvva-yı Milliye birlikleri, Düzce’de, Yozgat’ta bu isyanları bastıran güçtür. Gerçek ortada: Çerkes Ethem’in Salihli Hattı’nda Yunanlılara, Düzce ve Yozgat’ta İstanbul Hükümeti yanlılarına karşı kazandığı başarılar olmasaydı, Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin toplanması bile muhal olurdu. Bu hükmü veren ben değilim; o gün Ankara’da Ulus’taki Meclis binasında Çerkes Ethem’i "münci-i millet" olarak ayakta alkışlayan Büyük Millet Meclisi üyeleridir.Mustafa Armağan, "Küller Arasında Yakın Tarih"te, Cumhuriyet tarihini, birbiriyle çekişen kliklerin tarihi olarak okumamız gerektiğini ima ediyor. Atatürk’ü bile etkisiz hale getiren ekiplerden bahsediyor. Yeni bir devletin kuruluşu aynı zamanda bir iktidar mücadelesidir. Birlikte aynı davaya baş koyanlar, sıra iktidarı paylaşmaya gelince düşman olmuşlardır. Çerkes Ethem’in 1920’nin sonlarında başına gelenler, 1925’te harbi yöneten paşaların başına gelmiştir. İzmir suikastı sonrasında tasfiye edilenler, iktidar kliğinin içine giremeyen İttihatçılardır.Çoğu zaman karşımıza Atatürkçülük veya Kemalizm adıyla çıkan şey gerçekte İnönücülükten ibaret. Çerkes Ethem’in iktidar savaşını kaybettiği kişi ise Cumhuriyet’e giden trene en geç binen kişilerden biri olan İsmet İnönü’den başkası değil.Çerkes Ethem, bir gerilla lideriydi. O zamanın Kuvva-yı Milliye’sine özenen bugünün çetecilerinin de, Çerkes Ethem’i doğru tanımaları gerekir. Gücü, elinde tuttuğu silahla sınırlı gerilla romantizmi ile; sabır ve öngörü gerektiren, uzun vadeli düşünebilen devlet aklı arasındaki fark dün olduğu gibi bugün de önemli.Bandırma’da Çerkes Ethem’in mezarı önünde bir fatiha okuyabilenlerin, heykelinin altındaki kitabede "münci-i millet" ibaresini görenlerin daha sağlıklı, güçlü ve dirayetli bir toplumun mensupları olacakları aşikar. Kanatlarımızı açıp yükseklere çıkabilmek için tarihle barışmak ve itibarımızda payı olanların itibarını iade etmek zorundayız.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat