Nübüvvet makamının varisleri: “Âlimler”

Nübüvvet makamının varisleri: “Âlimler” Nübüvvet makamının varisleri: “Âlimler” Dinlemek ya da Mp3 olarak indirmek için TIKLAYIN Herkesin kabul edeceği bir gerçek vardır ki, ictimaî hayatın muktezasınca herkes ilim sahasında faaliyet gösterememektedir. İlim sahasında yer almaya çalışanlar da sınırlı bir dalda çaba gösterebilmektedir. Günümüzde birçok insan, içinde yaşadığı hayatın şartlarını öne sürerek ilim öğrenmeye zaman ayıramadığından yakınmakta ve bilmesi gerekli olan malûmattan mahrum kalmaktadır. Bu sebeple bu mahrumiyet, ancak ilim sahasında gayret gösteren ilim adamları sayesinde giderilmeye çalışılmaktadır. Şu da bir vakıadır ki, toplumlar her konuda kendilerine güzel örnek olacak, doğruyu öğretecek ve aydınlatma vazifesini yerine getirecek “hakîkî ilim adamlarına” muhtaçtır. İlim adamı, topluma her alanda rehberlik eden kişidir. Allah Resûlü (am)’ın, “Âlimler, peygamberlerin varisleridir” (Buhârî, İlim, 10) şeklinde ifade ettiği üzere ilim adamları, nübüvvet makamının aziz temsilcileri olup o kutlu elçilerin yaptıkları vazifeleri kıyamete kadar îfâ edecek muhterem şahsiyetlerdir.İlim adamı, araştırmaları sonucu elde ettiği bilgileri, “İlmiyle amel etmenin gerekliliği” ilkesiyle toplumla birlikte paylaşıp, onları ictimaî hayatında tatbik eden bir aksiyon adamıdır. İlim adamı, “Âlimin bir insana üstünlüğü benim sizden birine olan üstünlüğüm gibidir” (Tirmizî, İlim, 9) beyanından anlaşıldığı üzere insanlar içerisinde hem bu dünyada hem de âhirette herkesin elde etmeyi arzuladığı şerefli makama sahip olan yüce şahsiyettir. İlim adamı, “İnsanların efendisi, onlara hizmet edendir” ve “İnsanların en hayırlısı, onlara en çok yardımcı olandır” anlayışında olarak aynı dünyayı paylaştığı bütün insanlara dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin hizmet etme yolunda hayatını vakfetmiş bir hizmet eridir.İlim adamı, elde ettiği hakîkatları her zaman ve zeminde –karşısında zâlim bir sultan da olsa- insanlara duyurmayı “nebevî bir emir” telakkî eden cesur bir mübelliğdir. İlim adamı, mesaisini makam, mevki, para ve şöhret gibi dünyevi arzular için harcayan değil, “Hakk’ın hatırı âlîdir” düşüncesiyle hakîkatın yolunda sarf eden hakîkat sevdalısı ve fedâisi bir kahramandır.Toplumların kalkınmasını sağlayan sahip oldukları ilmî birikim ve ilim adamlarıdır. Nitekim, insanlık tarihine bakıldığında toplumlar ne zaman ki yukarıda işaret edilen ulvî vasıflara sahip hakîkî ilim adamlarını yetiştirmişler, işte o zaman felâha ermişler ve huzurlu bir hayat süregelmişlerdir.Bu bağlamda Abbasî, Endülüs Emevî ve Osmanlı Devletleri döneminde ortaya çıkarak yaptıkları ilmî çalışmalarla hem kendi dönemlerine hem de günümüz dünyasına ışık olmuş nice münevver ilim adamlarını hatırlayabiliriz. O değerli şahsiyetler, fikirleriyle ve amelleriyle insanlara rehberlik ederek vazifelerini yapmışlardır. Çünkü insanoğlu her zaman uyarılmaya ve eğitilmeye muhtaç durumdadır. Yoksa Allah u Teala tarafından Hz.Adem (as)’la başlayan ve Hz.Muhammed (sav)’le nihayete eren peygamber silsilesinin tavzif edilmesini ne ile izah edebiliriz. İşte Cenâb-ı Hakk’ın peygamberlerinden yerine getirmelerini istediği o kutlu vazifeyi o ilim aşıkları yapagelmişlerdir.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat