Dindarlar neden cumhuriyet karşıtı gösterilemez?

Dindarlar neden cumhuriyet karşıtı gösterilemez? Cumhuriyet"imizin 83. yılını kutlamaktayız...

Biz bununla iftihar etmek istiyoruz. Çünkü cumhurî idare şekli bizim anlayışımızın aksine bir yönetim değildir.

Müslümanların ilk devlet yöneticileri raşit halifeler, cumhurî yönetim şeklinin başlangıcını yapmışlardır. Kur"an-ı Kerim"in istişareyi emreden ayeti cumhurî yönetimin uygunluğunu ifade eder.

Dört büyük halifeden hiçbiri tayinle ya da ihtilalle gelmemişlerdir.

Hiçbiri diğerinin akrabası değildir. Babadan oğula yönetim devir teslimi söz konusu olmamıştır.

Hepsi de kendileri istemeksizin halkın istek ve hatta ısrarı üzerine görev almışlardır. Oğlunu yerine tayin etmesi teklifleri üzerine Halife Hazret-i Ömer"in verdiği cevap tarihin şeref levhalarına geçecek örnekliktedir:

-Bir evden bir kurban yeter!

Sorumluluk duygusunu gösteren şaheser bir cevaptır bu. Devlet başkanlığını kendini kurban etmekle eşit tutan bir mesuliyet anlayışı... Şu örnek sözler hadislerden alınmadır:

- Yönetimim sırasında kimin malını almışsam işte malım, gelsin alsın. Kimin sırtına bir kamçı vurmuşsam işte sırtım, gelsin o da bana vursun. Kimi inciten bir söz söylemişsem, gelsin o da bana söylesin. Yönettiği halkına böylesine hesap veren örnek, cumhuriyete ters düşen bir örnek sayılabilir mi?.. Sırtına giydiği fazla kumaşın hesabını soran halkına, "Oğlum Abdurrahman"ın hissesine düşen kumaşı aldım." diyerek giydiği elbisenin dahi hesabını verme örneğine Cumhuriyet karşıtı diyebilir misiniz?.

Demek ki, dindar insanlar cumhuriyet karşıtı olamazlar. Çünkü onların cumhuriyet anlayışı "83" yıllık gibi kısa bir geçmişe değil, belki bin dört yüz yıl gibi uzun tarihî bir köke de sahiptir..

İlk dört büyük halifenin icraat ve uygulamalarını cumhurî yönetim şeklinin başlangıcı olarak yorumlayan insanları, nasıl cumhuriyet karşıtı olarak takdim edeceksiniz? İsterseniz onların bir de ihalelerde yakınlarını kayırmalarından örnek sunalım. Bakalım cumhuriyet anlayışına çok mu ters düşecek, fazla mı yanlış görülecek? Yoksa bizim hedefimizdeki de budur; ama henüz varamamış, aynını uygulamaya muvaffak olamamışız mı denecek?

Medine"de zeytinyağı sıkıntısı çekilmektedir. Bu yüzden devlet başkanı Hz. Ömer dışarıdan getirttiği zeytinyağını şehrin meydanında şeffaf bir şekilde halka dağıtmaktadır. Bu sırada yakınlarından biri yaklaşıp halifenin kulağına bir şeyler fısıldar. Belli ki bu dağıtımda özel bir muamele istemektedir. Bunun üzerine hiddetlenen halifenin cevabı herkesin duyacağı yüksekliktedir:

-Sana düşen, halktan biri gibi sıraya girmek, hissene düşen ne ise onu almaktır. Halifenin yakınlığına güvenerek herkesten farklı muamele isteyemezsin. Benden sonra gelecek yöneticilere, "akrabalarını kayırdı" diyecekleri bir kötü örnek veremem!..

Ve halifenin yakını doğruca kuyruğa girer, sırası gelince herkesin aldığını alır, bir kayırma örneği asla söz konusu olmaz.

Bu sırada boşaltılan küplerden birinin içine elini sokup zeytinyağıyla saçlarını yağlayan bir çocuğu gören halife, hemen çocuğun elinden tutarak oradaki birine teslim eder ve der ki:

-Derhal bu çocuğun saçlarını kestirin! Çünkü bu saçlarda devlet malı bulaşığı vardır. Şimdiden devlet malının bulaşığına alışan çocuk, yarın bunun tamamına göz koyacak bir anlayışa yönelebilir.

Ve çocuğun saçları kestirilip, devlet malının bulaşığına dahi yaklaşmaması konusunda unutulmaz bir örnek de böyle verilir.

Bunlar cumhuriyete çok mu zıt düşen örnekler? Fazla mı yanlış misaller? Mutlaka halkına hesap vermeyen sorumsuzluk örnekleri mi verilmeli cumhuriyette? Kimler kimleri cumhuriyet karşıtı gibi göstermeye çalışıyorlar?..31 Ekim 2006, SalıAHMED ŞAHİN

Döküman Arama

Başlık :

Kapat