Onlar bize bir şey yapmamıştı ki!

Onlar bize bir şey yapmamıştı ki! “Onlar bize bir şey yapmamıştı ki!”

Helen Thomas: 85 yaşında, ABD’nin en tecrübeli gazetecisi. Beyaz Saray muhabirliğine JFK döneminde başlamış bir emektar; 62 yıldır bu meslekte... Thomas’ın bir unvanı daha var: Irak Savaşı’na gitme kararını en ağır şekilde eleştiren Amerikan gazetecisi...

Dabılyu Bush’u da “Tarihin en kötü başkanı” olarak niteliyor... Kennedy’den bu yana Başkan’larla yakın ilişki kuran Helen Thomas’ın Baba Bush’la da arası iyi idi... Ne var ki, Oğul Bush’la sürekli papaz oldular... Basın toplantılarında hep ön sırada yer alan Thomas, Bush döneminde arka sıralara mahkum edildi; zorunlu yaylacılık yaptı... Bush uzun bir süre Thomas’a söz hakkı vermedi... “Soğuk Savaş” üç gün önce Bush’un Thomas’a “Konferansın çok iyiydi” diyerek attığı pasla sona erdi... Thomas, rakip defanstan gelen bu ikramı affetmeyince, bu defa da “Sıcak Savaş” çıkmış oldu! Beyaz Saray’daki basın toplantısında Thomas’la Bush arasında geçen harp gibi diyaloglara kulak verelim... Thomas: Irak’ı işgal emriniz binlerce Iraklı ve Amerikalı’nın ölümüne neden oldu. Savaş için öne sürdüğünüz bütün gerekçeler yalan çıktı! Neden savaşa gittiniz? Petrol değil, İsrail değil diyorsunuz, peki neden söyler misiniz? Bush: Helen, sorduğun bu soruya ve gazeteciliğine büyük saygı duyuyorum. Ama ben kesinlikle savaş istemedim... Thomas: Ama her şey... Bush: Bir dakika müsaade et, hiçbir başkan savaş istemez. Fakat, 11 Eylül dış politikamızı tamamen değiştirdi. İşte, bu yüzden Irak’a girdik... Thomas: Onlar bize bir şey yapmamıştı ki... Bush: Bir saniye bekle. Tabii ki, yaptılar! Taliban teröristlerine ev sahipliği yaptılar... Thomas: Ne Taliban’ı, biz Irak’tan bahsediyoruz burada! Bush: Helen, özür dilerim. Müsaade et. Afganistan, El Kaide’ye ev sahipliği kararı verdim...u003cbr />u003cbr />Thomas: Teşekkür ederim, Sayın Rumsfeld!u003cbr />u003cbr />Bush: Sana söz verdiğime çok pişman değilim ama yarı pişman oldum!u003cbr />u003cbr />* * *u003cbr />u003cbr />Gördüğünüz gibi, Bush kendi saha ve seyircisi önünde ağır bir yenilgiu003cbr />almış...u003cbr />u003cbr />Bush Afganistan gerekçelerini Irak’a yamayınca ‘Ne alaka?’ durumuna düşmüş:u003cbr />Kurt gazeteci Helen Thomas’ın Bush’a “Sayın Rumsfeld” demesi bundan!u003cbr />u003cbr />Thomas’ın alay ettiği Bush’un gardı düşmüş durumda...u003cbr />u003cbr />Irak Savaşı’nı savunmaya çabalarken gerekçeleri kelimenin tam anlamı ileu003cbr />dökülüyor...u003cbr />u003cbr />Irak’ı Taliban’la izah etmeye kalkıyor!u003cbr />u003cbr />Afaki “Aynı tehdidi Irak için de gördüm” cümlesiyle aradan sıyrılmayau003cbr />çalışıyor: Fakat, nafile...u003cbr />u003cbr />ABD’nin Savaş Yalanları, Savaş Günahları ile iç içe öylesine kemikleşti ki;u003cbr />bugün Amerikan Başkanı’nın savaşın arkasında duracak tek bir sözcüğü dahiu003cbr />kalmamış...u003cbr />u003cbr />Helen Thomas suretinde bir ‘Molla Kasım’ çıkıyor; sigaya çekiyor, Bush’u:u003cbr />İlzam ediyor...u003cbr />u003cbr />Çünkü, Irak Savaşı “savunulamayacak” bir savaş: Mızrak çuvala sığmaz ki...u003cbr />u003cbr />Bush’un bir cümlesi var ki, onun için ayrıca bir “soruşturma” açmak lazım.u003cbr />Diyor ki, Bush: “Hiçbir başkan savaş istemez!”u003cbr />u003cbr />Öyle mi, acaba? Kennedy Suikastı’nı müteakip uçakta yemin edip başkan olanu003cbr />Lyndon Johnson, JFK’in Vietnam’dan çekilme kararını hiç vakit kaybetmedenu003cbr />çöpe atmıştı! Vietnam ateşinin üzerine benzin döken başkan olarak tariheu003cbr />geçti, Johnson...u003cbr />u003cbr />Bush ve adamları da Irak Savaşı’nı çok arzuladılar: 11 Eylül’den önceu003cbr />kurgulanmış bir savaştı, bu...u003cbr />u003cbr />Gayrımeşru savaşlarını dil cambazlığı yaparak bile savunamıyorlar, artık...u003cbr />u003cbr />u003cbr />u003cbr />24.03.2006u003cbr />u003c/div>",1] ); //--> yaptı. Irak’ta da benzer bir tehdit gördüm. O yüzden zor da olsa savaş kararı verdim... Thomas: Teşekkür ederim, Sayın Rumsfeld! Bush: Sana söz verdiğime çok pişman değilim ama yarı pişman oldum! * * * Gördüğünüz gibi, Bush kendi saha ve seyircisi önünde ağır bir yenilgi almış... Bush Afganistan gerekçelerini Irak’a yamayınca ‘Ne alaka?’ durumuna düşmüş: Kurt gazeteci Helen Thomas’ın Bush’a “Sayın Rumsfeld” demesi bundan! Thomas’ın alay ettiği Bush’un gardı düşmüş durumda... Irak Savaşı’nı savunmaya çabalarken gerekçeleri kelimenin tam anlamı ile dökülüyor... Irak’ı Taliban’la izah etmeye kalkıyor! Afaki “Aynı tehdidi Irak için de gördüm” cümlesiyle aradan sıyrılmaya çalışıyor: Fakat, nafile... ABD’nin Savaş Yalanları, Savaş Günahları ile iç içe öylesine kemikleşti ki; bugün Amerikan Başkanı’nın savaşın arkasında duracak tek bir sözcüğü dahi kalmamış... Helen Thomas suretinde bir ‘Molla Kasım’ çıkıyor; sigaya çekiyor, Bush’u: İlzam ediyor... Çünkü, Irak Savaşı “savunulamayacak” bir savaş: Mızrak çuvala sığmaz ki... Bush’un bir cümlesi var ki, onun için ayrıca bir “soruşturma” açmak lazım. Diyor ki, Bush: “Hiçbir başkan savaş istemez!” Öyle mi, acaba? Kennedy Suikastı’nı müteakip uçakta yemin edip başkan olan Lyndon Johnson, JFK’in Vietnam’dan çekilme kararını hiç vakit kaybetmeden çöpe atmıştı! Vietnam ateşinin üzerine benzin döken başkan olarak tarihe geçti, Johnson... Bush ve adamları da Irak Savaşı’nı çok arzuladılar: 11 Eylül’den önce kurgulanmış bir savaştı, bu... Gayrımeşru savaşlarını dil cambazlığı yaparak bile savunamıyorlar, artık...

TAMER KORKMAZ 24.03.2006  CUMA

Döküman Arama

Başlık :

Kapat