Fıkhın Gayesi

Fıkhın Gayesi Fıkhın gayesi, insanın kendisidir. İnsan sosyal bir varlıktır. Tabiatı gereği tek başına yaşaması mümkün değildir. Ta ilk insandan günümüze, insanlar hep toplum halinde yaşamışlardır. Sosyolojik bir kural olarak bu durum, günümüze kadar devam etmiş ve kıyamete kadar da böyle devam edecektir. Kur’an-ı Kerim, bu hususa birçok ayeti kerime ile değinmektedir. Hatta insanların kabile kabile, kavim kavim yaratılmasının amacı, tanışmaları ve bilişmeleri için olduğu açıklanmıştır. Sosyal bir varlık olan insanoğlu, elbette toplum halinde yaşamını sürdürecektir. Toplum içinde de, sınırsız olaylar, ilişkiler ve problemler yumağı ile karşı karşıya kalacaktır. İşte bu ilişkilerin yoğunluğu içerisinde, insanın başıboş olduğunu düşünmek imkansızdır. Yüce Rabbimiz de, birçok ayette insanın başıboş yaratılmadığını açıklamaktadır. O halde başıboş olmayan insan hayatı ve toplumlar için birtakım kurallar, kanunlar olacaktır. Bu kurallar dinin kuralları, örf ve adetler olarak belirlenmiştir. Hukuk, siyaset, ahlak ve benzeri kurallar, din kavramının içinde yer almıştır. Sonuç olarak, bu kurallarla insan hayatının düzen ve nizamı amaçlanmıştır. Bu nizamlılığı, İslâm dini şu şekilde formüle etmiştir. insanın kendisiyle, diğer insanla, toplumla ve ALLAH ile olan ilişkilerinden ibaret saymıştır. Böylece insanın dünya ve âhiret mutluluğu asıl amaç olmuştur. Erdemli ve iyi insan, erdemli insanların oluşturduğu erdemli bir toplum hayatı ve neticede iki cihan saadetinin kazanılmasıdır. İnsanın gerçek yaratılışı da, bu amaçta saklıdır. Gerçek kulluğu ALLAH’a teslim ederek, istenilen gayeye ulaşmaktır. Onun için hayatın hiçbir alanı fıkhın dışında bırakılmamıştır.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat