Bilim Adamlarının Bilgiye Ulaşma, Felsefi Bakış ve Etik Yönden Değerlendirilmesi

Bilim Adamlarının Bilgiye Ulaşma, Felsefi Bakış ve Etik Yönden Değerlendirilmesi

Bilim Adamlarının Bilgiye Ulaşma, Felsefi Bakış ve Ettik Yönünden Değerlendirilmesi

Son yılara dünyada olduğu gibi ülkemizde de felsefi boyuta bilim damlarının bilgiye ulaşama yöntemi, bilimsel üretmede çalışma metotları, felsefi bakış açıları ve bilim ettiği yönünden değişik şekillerden sınıflandırılmaktadır.Bilimsel bilgiye ulaşma yöntemi yönünden sınıflandırıldığında bilim adamları arasında derin görüş ayrılığı olduğu görülmektedir. Bilim adamları arsındaki bakış farklıklıları sınıflandırılmadan önce Bilimsel Yöntem tartışmaları genel ilkeleri ve bunların felsefi sunumları aşağıda belertildiği şekli ile sunulmaktadır. Bu ilkeler aşağıda sıralandığı gibidir. - Objektiflik ilkesi. Olay ve olgular arasındaki interaksiyonların kişilerin arzu ve isteklerine göre değil, gözlenen olgulara, test edilen ve doğrulama yoluyla elde edilen bilgilere itibar etmek zorunluluğu vardır.-Somutluk ilkesi. Olguya-bağlı, olgu-özekli olmak. -Nesnellik İlkesi. Eleştirel olmak. Ele aldığı olguyu olduğu gibi -olabildiğince kendi görüşlerinden bağımsız veya değişik açılardan görebilmek. Bilimsel düşünme belirli bir dünya görüşüne dayanır. Bilimsel düşünce rasyoneldir, her türlü mistik ve doğaötesi görüşlerden kaçınır ve ona karşı kendi metotlarına başvurur. Doğal olayların kaynağını mistik ve doğaüstü kuvvetlerden değil, gözlem ve denemelerden elde edilmiş verilere dayanarak açıklar. -Seçicilik ilkesi. -Kurallı olmak. Argümanları, gerekçeleri verme.-Parçalarına ayırma. Sınırlandırma. Bir olguyu inceleyebilmek için çalışacağı konunun sınırlarını ortaya koyabilme. Öğrenmenin kolaylaştırılmasında, ve hipotez oluşturmada etkin kullanılan bir yöntemdir. -Tarihilik. Her bir durumun tarihi bir sürekliliği olduğunu görebilme -süreç analizi. Tarih bilinci. -Bütünle ilişkilerini göstermek. Mikro-makro (parça ile bütün) arasında yeniden ilişki kurmak. Yani genelin bilgisi. Çalıştığı konunun bütün ile -genel kuramsal tartışmalar ile ilişkilerini kurabilme.-Yasa değil kural bilgisi. Sürekli değişme içinde olguyu zaman-mekandan bağımsız zorunlu yasalar içine yerleştirme yerine, olgunun işleyişini kavrayabilme ve genelleştirebilme. Belirlenmiş bilimsel yasalar tabii ret edilmediği müddetçe yerini koruyacaktır.Yani bir varsayım için zorunlu olgu ve kuram bilgisi, mikronun kavranabilmesi için makro içindeki yerinin tanınması, böyle bir bağlamda olguyu sınayabilmek için parçaların çalışılması; bilimsel bir katkı için parçanın kuramla, bütünle yeniden bağlarının kurulması veya genelleme. -Evrensellik ilkesi. Bilim geniş kitleler tarafından bilinmek zorundadır.Bilimsel bakış açısı ve metotları bu şekilde özetlenerek verdiktan sonra bilim yuvalarında saflaşmış kişilerin bilimsel ilkelere uygun hareket etmesi ve etmemesi şimdilik keyfiyeti bağlı durumdadır. Belirlenmiş bir bilim politikası ve buna bağlı olarak kalite kavramı ilkeleri belirlenmediği için kişiler kendi sorumluluk bilinci ölçütleri içerisinde ulusal ve uluslar arası ölçütlerde çalışmaktadırlar. Bilgiye Ulaşmada ve Felsefi Bakış Açısı Yönünden Bilim Adamlarının Sınıflandırılması Bilgiye tümevarım ve tümdengelim ilkelerinden hangisinin uygulanması bazı çalışma disiplinlerde sonuca ulaşmada son derece önem taşımaktadır. Bazı alanlar tek tek olguları derinlemesine incelenmesini gerektirdiği gibi aynı zamanda genelden özele yönelmeyi gerekmektedir. İşte bu noktada bilimcinin yaşam biçimi ile işindeki metodu arasında bir benzerlik olduğu görülmektedir. Bireysel çalışan, başkası ile çalışamayan bir diğer değişle başaksı ile anlaşamayan kişilerin çoğunlukla belirli konuları kendi başlarına çalıştıkları görülmektedir. Aynı zamanda derin bilgisi olan değişik disiplinlerle işbirliği yapabilen ve olaylara tümdengelim ilkesi ile yaklaşan kişilerin ise daha çok gurup çalışması yürüttükleri görülmektedir. Tekçi ve genelci çalışma disiplini şeklinde çalışan ve hiçbir şey yapamayan kişilerin eğilimleri alfabetik harflerle işaret edildiğinde aşağıdaki şekilde sınıflanmaktadırlar. 1. I Bilim adamı tipi: Belirli konuda derinlemesine çalışan bilim adamı. Belirli konularda başarılı olunduğu ve bilme önemli katkıda bulunduğu bilinilmektedir. I tipi çalışma disiplini bazı konularda bencil, bazen de kıskançlığın ağır bastığı durumlarda ortaya çıkmakta olup, bu da evrensel üniversite anlayışına ters düşebilmektedir.2. T tipi bilim adamı: Bu tür bilim insanları daha geniş bir alanda bilgi sahibi oldukları gibi gereksinim olduğu zaman alanda derinlemesine çalışabilmektedirler. Daha çok felsefi bakış açısına sahip bilim adamaları T tipi bilimsel çalışmayı tercih ettikleri için T tipi bilim adamı olarak adlandırılmaktadır. Tümdengelim ilkesine uygun bir çalışma stilli izlediği için günümüzde, çoğunlukla T tipli bilim adamalarının tercih ettiği gözlenmektedir. Japon eğitim ve bilim modelinde önemli bir yer tutmaktadır.Bu tür bilim adamaları değişik disiplinlerle birlikte çalışabilmekte ve olayları daha iyi gördüğü için sentezleme yeteneği daha yüksektir.3. Z tipi bilim adamı: Tabii batı toplumlarında olmayan fakat bizim gibi toplumlarda sık karşılaşılan bilim adamı tipi ise Z tipi olarak adlandırılmaktadır. Bilindiği gibi Türkçüde zik-zak yapan tiplere benzetilen bu yaklaşıma sahip akademisyenler daldan dala atlayan popüler olan her konuya yönelenlerin oluşturduğu bir görüntü. Bu tür akademisyenlerin genel bir bilimsel felsefeleri olmadığı için derinlemesine bir bilgi birikimleri olmadığı gibi herhangi bir konuda ciddi bir kazanım da sağlanmamaktadır. Bu guruba girenler proje üretme ve yönetme riski almazlar. Tabiri caiz ise kuyrukçuluk yaparlar. Genelde projelerde geri planda yer alarak bilim yuvasında yaşamını ikame etmeye çalışır. 4. Birde hiç bir şey yapmayan ve herhangi bir bilgi birikimi olmayan ve hiçbir ciddi araştırmaya girmemiş tipler var bu da ayrı bir değerlendirme konusu. Bu tiplerin çoğunluğu bilgiye nasıl ulaşılması konusunda bilgi sahibi bile değildirler. Bir diğer sınıflandırma ise üniversite öğretim üyelerinin üniversiteye bakış açıları ve bilimsel üretim işleyişi şeklindedir. 1. Belirli bir hedefi ve projesi olmayan ve yalnızca ders veren öğretim elemanı tipi (Müderris). Bu tip öğretim üyeleri üniversiteyi bir yüksek lise gibi düşünmektedirler. Yalnızca birilerinin klasik ders kitaplarındaki bilgiyi öğrenciye aktararak asli görevini yapmış olduğunu düşünenlerdir. Çoğunluğu yabancı dil bilmez ve yurt içi ve yurtdışı kongrelere katılma cesareti göstermeyenlerin oluşturduğu grup olup üniversitelilik bilinci oluşmamıştır. 2. Üniversiteye bir şekilde kapağı atmış, ortamı sıradan iş yeri gibi algılayıp kendisini devlet memuru gibi görmektedir. Bu gruba giren öğretim üyeleri analiz ve sentez etme yeteneği olmadığı için üniversitede kendilerine verilen görevi yaparak sorumluluğunu yerine getirmektedirler. Bu guruba giren öğretim elemanları her tür göreve koşturuldukları için bilimsel yayınların arkasında ismi bol olarak geçmektedir. Eğitim-öğretime pek katılmaz, yabancı dil bilmez, literatür takip etmez, ve proje üretemezler. Bu gruba giren bilim adamları ortamın sunduğu bütün nimetlerden yararlanmayı denemektedirler. Bazı bilim adamlarına göre bu gruba giren öğretim elemanlarının üniversitelerde ağırlıkta olduğu belirtilmektedir. 3. Ülkesinin sorunlarından uzak, yalnızca dışa dönük öğretim elemanı tipi. Bu gruba girenlerin sayısı sınırlı olmakla beraber ülke sorunlarından çok bilimsel literatüre katkıda bulunmak, başkasına kendisini beğendirmek için sürekli gelişmiş ülke bilim adamlarının isteğine göre çalışanlardır. Bu gruba giren öğretim elemanları ulusal dilde yayın yapmayıp çoğunlukla yabancı dilde yazmayı yeğlemektedir. 4. Ülkesinin sorunlarını dikkate alıp çözen ve çözümlerini de uluslararası boyuta taşıyan gruptur. Bu gruptaki bilim insanları daha çok ayakları yere basan, ülke sorunlarını proje olarak seçen, evrensel yöntemleri ülkesinin koşullarına uyarlayan, fakat sonuçları yine evrensel düzeye taşıyan bilim adamlarıdır. Bu tip bilim adamları yürüttükleri uluslararası projelerde yine kendi gerçeklerini dikkate almaktadırlar. Bilim adamlarının bilim üretme ve bilimsel üretim farklılığı yanından bilim ettiği yönünden belirli farklılıkların olduğu görülmektedir. Bilim insanlarını bir diğer bakış açısı ile değerlendirdiğimizde ise bilim ettiği bakımından yine üç grupta sınıflandırabiliriz. 1. Gerçek bilim adamı, 2. pseudo (sahte, veya Şarlatan) bilim adamı ve 3. politize olmuş ve olaylara kendi ideolojik perspektifinden bakan bilim adamı tipi olmak üzere üç tip bilim adamı tarif edilebilir. 1.Gerçeği olduğu gibi kabul eden ve saptırmayan gruptaki bilim adamı tipidir. Örneğin Fransa’da Ermeni soykırım iddialarına cesaretle karşı çıkan bilim adamları vardır. Aynı şekilde Filistinlilerin bazı haklarını savunan Yahudi bilim adamları bilinmektedir. 2. Yalancı bilim adamı tipi bilerek veya bilmeyerek bazen de çıkar uğruna bilimsel gerçekleri saptırır veya yanlış anlaşılmasını sağlar. Bu grup bilim adamları çoğu zaman resmi otoritelerin isteği doğrultusunda sık sık görüş belirttikleri bilinmektedir. Geçmişte, radyasyonlu çay ve fındık, Nükleer santraller ve Bergama’daki Eurogold firması olayında bazı bilim adamları gerçeği saptırarak tabiri caizse kafa karıştırıp kendilerine destekçi bulmaya çalışmaktadırlar. Gerçekler bir tane olduğu için onun saptırması ve çıkarına uygun olarak belirtilmesi bilim ve etik yönünden sık sık tartışma konusu olmaktadır. 3. Şartlanmış, belirli ideolojik saplantısı olan ve olayları yalnızca kendi bakış açısı perspektifinden değerlendirenler. Bu tür öğretim üyeleri çoğunlukla yetiştikleri çevrenin öğretisi üzerine şekillendikleri için etkilendikleri literatürü dikkate alarak fikir yürütmektedirler. Bu gruba daha çok ideolojik, inanç ve diğer akımların etkisinde kalan öğretim üyeleri girmektedir. Bu grupta objektivizm ile sübjektivizm bazen birbirine karıştırılmaktadır. Temel bilimlerde objektif davranışlar sergileyen bilim adamı tiplerinin sosyal konularda çoğu kez sübjektif davrandıkları görülmektedir. Bu duruma çoğunlukla yalancı (pseudo) bilim adamları teşebbüs etmektedirler. Bu tür sınıflandırmalar genel bir bakış açısı içerisinde gözlemlerden ve bilim adamları arasında yaptığım görüşmelerde edinilen bilgiden çıkarılmıştır. Fakat kimin hangi sınıfa girdiğini belirlemek zor olup kişiler kendi eğilimlerini kendileri analiz edebilirler. Burada yapılan tespit yalnızca benim görüşlerimdir, anca sosyal bilimci öğretim üyelerinin bilimsel bakış açılarının belirlemesine yönelik yapacakları bir bilimsel çalışma bir çok yönden yararlı olacaktır. Burada çıkarılacak sonuçlardan yararlanılarak ülkenin bilim adamı yetiştirme politikası şekillendirilebilir diye düşünüyorum. Bilimsel eğitimin yapıldığı üniversite kurumlarını geleceği yaratmada dünyadaki gelişmelere paralel olarak eğitim be bilimsel profillerini belirlemek zorundadır.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat