Ferdi Sabit Soyer

Ferdi Sabit Soyer 1952 yılında Lefkoşa’da doğdu. 1970 yılında, Lise tahsilini Lefkoşa’da tamamladı. Yüksek tahsiline ara vererek uzun süre Sendikacı olarak görev yaptı.1985 Genel Seçimlerinde ve 1993 Erken Genel Seçimlerinde Cumhuriyetçi Türk Partisinden Gazi Mağusa Milletvekili seçildi ve 11 Aralık 1995 tarihine kadar Tarım, Doğal Kaynaklar ve Enerji Bakanlığı yaptı. 1998 VE 2005 Genel Seçimlerinde Cumhuriyetçi Türk Partisinden Gazimağusa Milletvekili seçildi.Mehmet Ali Talat"ın cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra başbakan oldu. Evli ve iki çocuk babasıdır.HAKKINDA YAZILANLARDenktaş, dün TSK’ya ‘işgalci’ diyen Perinçek ile bugün kol kola girdi Zaman 08.03.2005Kuzey Kıbrıs’taki seçimlerden zaferle çıkan Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) genel sekreteri Ferdi Sabit Soyer, 1974 Barış Harekatı sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ‘işgalci’ diyen İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek’in bugün Denktaş ile kol kola gezmesini bir türlü anlayamadığını söylüyor. Başbakan Mehmet Ali Talat’ın cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda başbakan olmasına kesin gözüyle bakılan Soyer, Zaman’a verdiği mülakatta, gençlik yıllarında sol hareketler içinde bulunduğunu; ancak bugün adı ne olursa olsun insan merkezli siyaset izlemeyen hiçbir hareketin başarılı olamayacağını söyledi. CTP’nin başarısının buna bağlı olduğunu ifade eden Soyer, Türkiye’de solun özgürlükleri savunmaktan ziyade kendisini ‘ülkenin tek sahibi’ olarak gördüğünü belirtiyor. Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs’taki üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağına karşı olduğunu ifade ederek, 28 Şubat sürecinde takındığı tavırdan ötürü Cumhuriyet gazetesini okumayı bıraktığını da söylüyor. Seçim meydanlarında CTP’nin en ateşli konuşmalarını yapan Soyer, İP Genel Başkanı Perinçek’in Cumhurbaşkanı Denktaş ile olan ilişkilerini şaşkınlıkla izlediğini kaydediyor. Türkiye’deki öğrencilik yıllarında Kıbrıslı öğrenciler olarak sorunun çözümünü desteklediklerini ifade ederek, “Solcuyduk; ama 1974 Barış Harekatı’na hiçbir zaman işgal demedik. O dönemde Türkiye’de değişik sol kesimler vardı. Her eylemde Perinçek taraftarlarıyla çatışırdık. Eylemlerimizde bizim yanımıza gelip, ‘İşgale nihayet Kıbrıs’a hürriyet’ sloganı atar, pankart asarlardı. Biz ise Barış Harekatı’nı Türkiye’nin meşru müdafaa hakkı olarak görüyorduk.” diyor. O günlerde Rauf Denktaş’ın bütün sol oluşumları aynı kefede değerlendirdiğini anlatan Soyer, “Bu nedenle de adada bize saldırırlardı. Yıllar boyu Türk Silahlı Kuvvetleri’ne işgalci diyen Perinçek, bugün ne kadar ilginçtir ki Denktaş ile kol kola geziyor.” ifadelerini kullandı. Siyasette tapulu alan kalmadı ‘İnsanı merkez alan siyasi görüşün başarıyı yakalayacağına’ inandığını söyleyen CTP Genel Sekreteri, ‘insan yerine devleti koyan açılımların zaman içinde tutuculaşıp her türlü değişim ve gelişmenin önündeki statükoyu oluşturacağını’ ifade ediyor. CTP’nin merkezinde Kıbrıs Türk halkı bulunduğunu ifade eden Ferdi Sabit Soyer, seçimlerdeki başarının da bundan kaynaklandığını vurguluyor. Türk Mukavemet Teşkilatı’nın birçok önderinin şimdilerde CTP’ye oy attığına da dikkat çeken Soyer, Barış Harekatı sırasında en fazla direniş gösteren köylerde en çok oyu kendilerinin aldığını belirtiyor. Talat’ın halefi, devletin tek sahibi yaklaşımına sahip olan Türkiye solunun insan ve özgürlüğü geri plana attığını ve kendi dışındaki bütün eğilimleri bölücülük ya da gericilikle suçlayarak statükoyu temsil ettiğini savunuyor. Bu nedenle Türk solunun evrensel anlamda Türkiye halkının toplamının ihtiyaçlarına cevap vermediğini ifade eden Soyer, “Türkiye’nin büyük bir güç olarak 21. yüzyılda daha etkin ve yetkin şekilde konum alma ihtiyaçlarını değerlendiremiyorlar.” şeklinde konuşuyor. Türkiye’de solun yapması gereken düzenlemelerin sağcı AK Parti iktidarı tarafından gerçekleştirildiğini de söylüyor. Eski Cumhurbaşkanı Demirel’in “Tapulu araziye gecekondu kurulmaz.” sözünü hatırlatan Soyer, “Artık siyasette tapulu arazi yoktur. Günlük yaşama ve hayatın ihtiyaçlarına doğru politikalar üreten, kitlelerin taleplerine doğru cevaplar veren siyasi hareketler, etiketi ne olursa olsun kitlelerden destek alır.” şeklinde konuşuyor. Başörtüsü yasağına karşı mücadele ettik 28 Şubat sürecinin de rüzgarı ile Kuzey Kıbrıs’taki üniversitelerde başörtüsünün yasaklanmak istendiği dönemi anımsatan Soyer, bununla en çok kendilerinin mücadele ettiğini anlatıyor. “Bir insan eğer inancına bağlı olarak başını örtüyorsa hiç kimse onu herhangi bir toplumsal olaydan uzaklaştıramaz. Başını bağlamak isteyen bağlayabilir. Yeter ki kimsenin başını örtmeye bir başkası zorlamasın.” diyen Soyer, CTP’nin o dönemde hem mecliste hem de sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla yasağa karşı mücadele verdiğini söyledi. Türk solunda yaşanan tutuculuk nedeniyle altı yıldır Cumhuriyet gazetesi okumadığı bilgisini veren Soyer, “Babam İngiliz sömürge döneminden beri Cumhuriyet gazetesinin müdavimiydi. Ben de babamdan kalan miras olarak çocukluktan beri Cumhuriyet gazetesi okurdum. Ama artık bu mirası terk ettim. Özellikle 28 Şubat sürecindeki tutumunu gördükten sonra ben böyle bir gazete almamaya başladım.” diye konuştu.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat