Toplumlar Tarihinde Kadın

Toplumlar Tarihinde Kadın

1-TOPLUMLAR TARiHİNDE KADIN

İlk toplumsal örgütleniş aşamasında ideoloji esasitibariyle kadın eksenlidir.Topluluğu ilk oluşturan ve erkeği toplumsallaştıran kadmdır.”İnsanhk tarihindemilyonlarca yıl süren insanlaşmada kadınlar uzun süre yol almışlardır.Eksik değil tamamlayıcı konumdadırlar. yaşanda toplumsallaşma da eksik olan erkektir.”Değerlendirmesinden de anlaşılacağı üzere.Ozeilikle kadının do ve yavrusunu koruma ihtiyacı kadını hayvanlardan ve erkek cinsinden uzaklaşmaya götürmüştür.Doğal olarak bu durum kadın eksenli bir yaşamın kurallarının yaratılmasına kaynakhk etmiştir.Yine kendi bedeninden bir varlığı koruma güdüsü:kadmda sevgi,paylaşım gibi duyguları doğururken,besleme gerekliği de emeğe dayalı bir yaşamı geliştirmiştir.Kadın bitkilerden yaralanarak kendisinin ve yavrusunun besleme ihtiyacını gidermiş,toprakla bütünleşerek doğa ile uyrnlu olmayı ögrenmiştir.Gelişen süreçle birlikte topraktan en iyi şekilde yararlanma yollarını bulan kadın Neolitik dönem adını verdiğimiz ilk toprağın işlenmeye b etkinliklerinin ilkel dü de olsa geliştiridiği dönemde toprak üzerinde verlesik vasan geçişin temell atmıştır.Aym zamanda uygarlığa geçişin temellerinin atıltığı neolitik dönemde kadın hakimiyetinin devan ettirmiş;salt üretim faaliyetlerinde etkili olmakla kalmamış toplumsal ve normiarın oluşturulmasında da önemli bir rol oynamıştır.Tüm bu toplun yasaları kendi sistemi çerçevesinde örgüTtleyen kadın ana hukukunu geliştirerek erkeğide toplumsal yaşama çekmiştir.Kadını doğa ile olan uyumu ve bu dönemde oluşturduğu tüm değişiklikler onun barışçıl,eşitlikçi ve demokratik yönlerinin gelişmesini de sağlamıştır.

Üretim araçlarınınn gelişmesiyle birlikte kadın ve erkek arasında oluşan iş bölümünde erkek daha avantajlı bir konuma gelirken,kadın toplayıcıhk ve ev işleriyle sınırlı kalmışnr.erkeğin kaba gücünü kullanması ve üretim araçlarını geliştirerek ön plana çıkması,ata erkil sistemin temellerinin oluşmasına ,dolaysıyla kadının binlerce yıl süren belirleyiciliğinin arka plana atılmasına yol açmıştırXiretim araçlarının gelişimiyle oluşan artık ürünün miras yoluyla babadan oğula ğeçmesini sağlamak için;kadının cinselliğinin denetim altına alınması aileyi kurumlaştırnuşunaöylelikle pile ekonomisindeaktif rol oynayan kadının var olan avantajlı konumu ele geçiren erkek, hukukuna so, yçrerek erkeğin bakimivetine dayalı ataerkil sistemi geliştirmiştir

Köleci toplumun ilk oluşumunda üretim ilişkilerindeki gelişmeler kültürel ve düşünsel gelişmelerin yaşamı_masina neden olmuştur.Yeni sistem içerisin eski statüsünü yitiren kadını kölelik konumu iyice kurumlaştırılmış,emeği.cinseliği ve gücü - sınırsız sömürülmüş.in en alt tabakasında seyreden bir varlık konumuna ge dönemde üretim araçlarının sahipleri kendilerini yeryüzünde”Tanrının temsildileri.”o tanımlarken,diğer insanları ise tanrının kulları olarak ilan etmişlerdir. Egemenler,köleler,mülkler diye ayrılan yaşamda,kadın mülk konumuyla ifadelendiilmiştir.Uygarlığın ilkel ve vahşi dönemini ifade eden bu toplumsal aşamanın en flızla sömürülen kesimini kadınlar oluşturmuştur.Toplumsan gelişimde emeğiyle yer alan kadın bir güç olarak kendisini var edememiş,varlık nedenini erkeğin ihtiyaçları karşılamak olarak belirlenmiştir.Anaerkil dönemde kadının üretim sonocunda elde ettiği üretkenlik,doğurganlik özelliği ve yetenekleri tüm toplum ve kendisi için kabul edilirkenköleci toplumda üretkenli,k ve doğurganlik özellikleri kaba bir biçimde egemen sınıfın hizmetine sokulmuştur.bununlada yetinmeyen sistem kadını mııa bir şiddette

 

 

 

 

tabii tutarak sömürü ve egemenliğini daha da derinleştirmiştir.Emeğine ve bedenine sahip çı.kmayan kadın bu yönelinler karşısında ezik ve iradesiz bir karektere bürtinürken;erkek kişliği ataerkil sistemle başlayan bireyci,tüketici ve saldırgan özelliklerini sınıflaşmayla birlikte daha da sistemleştirmiştir.Erkekteki her şeyi sahiplenme duygusu toplu köleleştirerek muazzam bir emek sömürüsünün gelişmesine neden olmuştur.Söz konusu egemenlik salıiplenme anlayışı erkekte hırs otorite olma despotizm gibi karakteristik özellikleri geliştirmiştir.Bu özellikler giderek kendisini kurumlaştırarak yaşamın her alanına hakim kılınmıştır.

İnsansın. ters bir sistem olan kölelik sistemi zamanla ekonomik sosyal ve siyasal alanda kendini tüketmeye başladı.Artan köle nüfusu zaman zaman ayaklanmaya yol açarken Özgür insanların işsizlik oranının yüksekliği sistemi işlemez hale getirdi.Bu,kendi içersinde yeni bir sistemi zorunlu kılarken yerel beyliklerin kendi ihtiyaçların kapalı ekonomiyle sağladığı bir sistem olan feodalizm doğdu.

Feodal sistemde kapalı tarım ekonomisi benimsensede feodal toplumda sosyal, siyasaLhukuksal vb.kurumlaşmaya damgasını vuran dindir.her ne kadar feodal sistem yeni bir toplumsal aşama olarak yeni ve ilerici bir röle sahipse de sömürü inceltilerek ama daha da derinlertirilerek sömürülrnüştür.Tarihin başlangıcında kutsal ana büyük tanrıçanın cisimleşmiş hali olaarak büyük değer görmüş kadın,özel mülküyetin,smıfb toplumun ,ataerkliğin bünyesinde gelişmesiyle beraber toplumun en elt ve geri tabakasını oluşturan bir konuma geldiğinden,bu gerçeklik daha da yakıcı bir biçimde yaşanmıştır.

Aslında köleci toplumun temel dinlerinden biri olan yahudiliğin kadına kadına yaklaşımı sahip olduğu kavimci özellikler ve özel mülküyeti kutsayan yaklaşımları kendinden sonraki hiristiyanlık ve İslamiyete de damgasını vurmuş.Kadım bir özel mülk olarak gören anlayışıyla da olumsuz bir din olma sıfatını taşımıştır.Yahudiğin ortaya çıktığı dönem aynı zaman da anaerkil süreçten ataerkil sürece geçişin giderek tamamlandıgı ve kendisini kurulaştırdığı bir gerçekliğide ifhde eder.Yahudi erkekleri günümüzde bile tannya yakarırken beni kadın olarak yaratmayan rabbını o1sun başlarlar Kolecı donemın tum ekonomik,siyasl,sosyal alanlarda uğradığı topyekün değişime rağmen,kadınliğa yaklaşımda bir değişilik olmayan yahudilik kadını her zaman şeytanın yardı.rncısı,kötülüklerin kaynağı,ikincil derecedeki bir varlık olarak gören ataerkil mantığı sürdürmüştür.

Feodalizmde kadınların en kötü koşullarda, az da olsa kişilikgelişiınine imkan sunan önemli bir gelişme Hıristiyanhğın ortaya çıkışı ve yayılışı olmuştur.Bir önceki tek tannlı eril bir din olan Yahudiiğin birkavim dini olması nedeniyle, kitlelerin beklentilerine cevap vermiyor oluşu, köleci Roma İmparatorluğunun halklar üzerinde olduğu gibi kadınlar üzerinde ki korkunç baskı ve sömürü, yaşam koşullarının zorluğu, yozlukların, fuhuşun en yoğun OldU bır donemde Hz Isa ve Hınstıyanhk, kısa surede ezılenlerın ve kolelerın kurtuluş umudu olmuştur. 0 dönemde en fazla düşürülen kesim kadın olduğundan enfazla destek ve ilgiyi göstermiştir. Hz.İsa “Ne ku] ne de azatlı vardır ne de erkek ve dişi vardır; çünkü Mesih İsa’da hepimiz birsiniz” biçiminde ki sözleriyle Hıristiyanliğın özünde ki eşitlikçi yönü koymuştur. Hıristiyanlık beraber zina, her iki cins içinde günah sayılirkerı, erkeğe tek evlilik kuralı getirilmiştj

Hıristiyanlık, Yahudiliğin ataerkil anlayışmıda alarak egemen sınıfın elinde kurumsallaştı.Hıristiyanlığın devlet dini olarak dayatılmaya başladığı dönemlerde, kadın neredeyse erkeğin insafına terk edilmiştir. Orta çağda gitgide kadına yönelik saldırılar katmerleşmiş, tanrı yoluyla kutsanmış erkek egemenliğine muhalif gördükleri kadınları

 

cadıhkla suçlayarak binlercesini yakmışlardır.Karanlık çağ olarak dünya tarihine geçen Orta Çağ,erkek eksenli vahşetin sistemli olarak kadına uygulandığı bir dönemdir.

İslamiyet’te,Hıristiyanlık gibi ortaya çıkışı sürecinde kadın açısından bazı olumlu özellikler taşısa da,özünde kadın ve erkek arasında ki eşitsizlik ve sömürtiye dayalı statüyü meşrulaştı.ran Yahudiliği esas almıştır.Cinsler arası ilişkiler erkeğin çıkarına göre düzenlenmiş ve bu durum tanrı ayetleriyle tartışılmaz dinsel kurallar haline getirilmiştir.Böylece erkeğin hakimiyeti bu dinsel tabulara dayalı olarak daha çok güçlenirken, kadının köleliği ve erkeğe bağımhlığı- bir tanrı yazgısı biçiminde yorumlanıp derinleşmiştir. İslamiyet’in çıkış döneminde kadının lehine olan bir çok düzerileme,daha sonraki süreçlerde kadının aleyhine dönüştürülmüş,kadınm cinsel şehveti arttığına ve bu yolla erkeği günaha soktuğuna inamlarak kadın örtülmüş. gizlenmiş. haremlerde kapatılmıştır.

Feodal geleneklerin kadına tanıdığı tek hak,erkeğe itaat etmek olrnuştur.Bu durumda kadın dinlerin ilk çıkış süreçlerinin etkisiyle bir soluklanma yaşarnışsa da, yaşamın ve geleceğin belirleme hakkma sahip olmayan kadının kölelik statüsü devam etmiştir.Özel mülkiyet anlayışıyla kadın bir mal olarak görülüp aile kurumuna ve dğrt duvar arasına hapsedilmiştir.Toplumsal yaşamın her alanından uzaklaştırılan kadın, potansiyelini toplumun yararına kullanamadığından,özünde olmayan bir çok olumsuz özellik edinmiştir. İslamiyet’te çok evliiğin,harem kültürünün kadında yarattığı, kendi cinsini hep kendine rakip görme,kabul etmeme,didişme.çekiştirme. cinselliğinin kullanarak erkeğidüşürme vb.yaklaşımlarıyla daha da küçal düşmüş,zamanla erkek egemenlikli sistemi en önemli uygulayıcısı haline gelmiştir.Osmanlı saraylarında türlü ayak oyunlarıyla,erkekten daha çirkin bir siyaset yürüten Safiye,Nur Banu gibi kadın kişilikleri örnek verilebilir.

Mezopotamya da İslamiyet öncesi Zerdüşlük.Mazdekçilik gibi dinler Mezopotamya’ya yeni bir ahlak ve yaşam anlayışı getiren,özlerinde eşitlikçi, barışçıl dinlerdir.Kadın bu dinlerde saygınlı hak eder ve cinsler arası eşitlik bu dinlerde temel bir ilkedir.Pers.Roma,Bizans gibi işgalcilerin saldırılarına karşı dağlara çekilen Kürtler kendi kültürlerini koruyabilmişken,ovalık kesimlerde kalanlar asimilasyona tabi kılınmışlardır.İslamiyet sonrası niteliksel bir değişime uğrayan Kürtlerde feodal beyler işbirlikçi ve ihanetçi bir misyon yüklenerek Mezopotamya’da ki kuklalar durumuna getirilmiş, tüm ulusal değerleri sömürgecilerce ayaklar altına alınan Kürt toplumu ve özelde kadın iradesizleştirilmiş ve düşürülmüştür..İslamiyet’in gelişiyle kadının konumu daha da kötüleşmiş, hiçbir hakkı olmayan,salt aile ile sınırlı bırakılan,özgüvenden yoksun kadın, salt erkeğin cinsel arzularını tatmin etme aracı haline getirilmiştir. Soy sürdürme anlayışının hakim kılındığı aile ilişkisi ulusal çıkarların önüne geçmiş, feodal geleneklerin ağır etkisi altında kadının köleliği daha da derinleşrniş ve en kötüsü bu durum kadın tarafından da kanıksannııştır.

Tüm yaşanmış toplumsal sistemlerde ikinci cins olmanın yada “eksik erkek” olmanın acı angaryasını s taşıyan kadın için;Kapitalist sistem çelişkilerinin giderek sornutlaştığı. derinleştiği aynı zamanda özgün örgütlenmenin başlangıcını temsil etmektedir.

Orta çağın ekonomi,sosyai ve siyasal yapısını kendi sınıf anlayışma göre düzenlerek,geniş yığmların,kitlelerin sorunlarına alternatif çözümler üretmeye çalışan kapitalizm ile sosyal ve siyasal uçurum;daralan ekonomi ve üzerinde şekillenen yaşam bir bütün olarak yeniden anlamlandırılmaya başlandLKadmın üretimdeki rolünü en iyi testip eden kapitalistler din,inanç ve feodal ilişkiler içersinde boğdurulmuş kadına el uzatınış onu yaşamda aktif bir konuma getirmeye çalışmışlardır.Bir takım hukuki ve yasal düzenlemelerle kadının siyasal,sosyal,yaşama aktif katılımını artırmaya çalışıldı.

18 saat çalışma.erkeğe oranla düşük ücret alma ve ağır çalışma koşullarında çahştırılmasına rağmen üretime dahil edilmesi kadın adına olunlu bir gelişmeyi ifade etmiştir.Böylece kadın elde ettiği ekonomik bağımsızlıkla, gerek geleneksel aile ilişkilerinde gerekse de erkek egemenliğine karşı bir güç ve irade olaya başladı.

Gelişen kapitalizmin içersinde atıl emek gücünü temsil eden kadının istihdamının gerçekleşmesi gerçekte bir dönüm noktasını iflıde eder.Emek gücünü ekonomik değerlerle ifade bulmaya başlası kadının kedni haklarıyla ilgili duyarlılığınıda artırmaya başladı.Külup,dernek birlik örgütlemelerinde boy göstermeye barikat,miting,ayaklanma ve devrinlerin vazgeçilmez öğesi olmaya başlar.Ekonomik katılım politik ve sosyal alanlara müdahale hakkını doğurur.

Oretime katılan kadını smıfsal ve cinsel kimliğini alabildiğine sömürü kadLnı hak arayışma ve toplunsal mücadelerde daha aktif hareket etmesine de yol açar.Evlenme,boşanma miras hukuku oy kullanma seçne ve seçilme gibikonularda zorlu mücadeleler sonucunda kimi haklar elde eder.

Burjuvazi kadını emek gücünü aşırı kar hırsıyla ucuz işgücü deposu olarak değeriendirir.Pek çok sektörde istihdam etmeye başlar.feodal toplumun kapattığı kadını önemliş bir emek gücü olarak açığa çıkaran kapitalist toplum aynı zamanda bir tüketim toplumudur.Uretim ihtiyacı gözetilerek değil,kar esası gözetilerek yaklaşılır.Böylece tüketim akıl almaz noktalara gelir.Aslında burada tüketilen sadece tüketim maddeleri değil insanlık değerleri ve bu değerlerinde içerisinde onların bulunduğu sosyal yaşamdır.Bu durum sağlıksız topluma sağlıksız insanlara yol açmaktadır.Tüketim amaç olmakta kadınlar neler giyeceği neler alacağı ne yiyeceği hangi makyaj malzemelerini kullanacağı gibi sorulan cevabıyla ilgilenrnektedir.

Bu tüketim sürecinde tükenen insanlık sürecinde en f tükene yine kadınıdır.Reklam tanıtım,pazarlamada çoğunlukla kadınlar kullanmaktadır.Toplumda insani değerlerin yitirilmesi bu anlamda çürümenin gelişmesi kadının da ilişkilerine insani olmaktan uzak,açık ve kapalı fuhuşun yaşanmasına koşullanmasıru getirmektedir.

Kapitalizmin çürümüş aşaması olan emperyalizm kadını durumunda da en geri düzeyin yaşandığı insanın en çok düşürüldüğü bir dönemdir.Kapitalizm insandan insanlıktan uzaklaşmayı kendine yabancılaşmayı getirir.Emperyeliz döneminde bu yabancılaşma daha da artar.Eşitsiz gelişim son derece artığı bu dönemde kadın emperyalist ülkelerde eğitim öğret ve her hangi bir çalışma alanında engellerle karşılaşmamaktadır.Çalıştığı sosyal güvencelerini eldeedebilmiştir.Karşılaştığı sorunlar nedeniyle yargı yoluna gidebilmiştir.Aile içi konumu kısmen değişmiş,boşanma baki tanınmış;ancak sistem ideolojik kuşatrnasıyiaıv kişililleri etkilemiş yanlış hedeflere yöneltilrniş,kadın kadınlığıyla toplumun düşürülmesinde en fazla bu dönemde kullanılmıştır.Medyada,sanatta,sinemada sınırsızca kullanıldığı halde b normal karşzlamakta,Özgürleşme,sosyalleşmĞ olarak algılamakta,cinsel özgürleşme en yanılgılı yaklaştığı alan olmuştur.Oysa emperyalist kültür yozluğun geliştirimesi kültürüdür.hem kadnı kullanır hemde kadınlara hitap eder.Kültür sanat etkinliklerinde kadına yer yerse de,bu etkinliklerde sisteme zararsız,içi boşaltılmış ya da nesneleşmiş bireyler yaratmak sonucuna ulaşabilmektir.Yozluk topluma sindirilmek istenmektedir.Cinsel sınırsızlık kadını tüketim maddesi haline getirmekte özellille medya ve reklam alanlarında kadını kullanma düzeyi ve sınırsızhğı daha da körüklemektedir.Emperyalizmin d politikaları kimi kadınların özgürleşme olarak algılaması gelilen noktayı gösterir.Emperyalist ülkelerde yanılgdı özgürlük yaklaşımlarıyla metalaşan kadın az gelişmiş toplumda derin istismarlara uğramaktadır.Ekonomik alandaki kadın açısından yaşamın angaryaları her geçen zaman dili,minde dahada artmaktadır. Aynı işe eşit ücret,vardiya sistemindeki adaletsizlik,fazla çahşma saatleri,sağlık ve sosyal güvencelerinden yoksun çalışma koşulları tüm bunların dışında kadın olmanın arzularırıa uygun davranma ZorUnlUIU kadını;emek,duygu fizik istismarına maruz bırakmıştır.

Kapitalizmle beraber ortaya çıkan ulusal nitelikli çelişkilerin derinliği giderek günmüz modem ör yol açmış,kadında bu örgütlenmeler içerisin önce genel sonra özgün ifade edilmeye başlanmıştır.Bu çağ birazda dünyaya emek gücünü satarak açılan kadim ,oluşan objektif zeminlerde mücadele tanımasmıda çağıdır.

 

 

Döküman Arama

Başlık :

Kapat