İlk olarak

İlk önce lazım olan Sual: Yeni Müslüman olan bir yabancı arkadaş var. Buna ilk önce neyi öğretmeliyiz?CEVAPİlk önce imanı, yani Allahü teâlâyı, Onun sıfatlarını, Resulullah efendimizin Allah’ın Peygamberi olduğunu, Amentü’de bildirilen altı esası, sonra da İslam’ın beş şartını öğretip namaz kılmasını sağlamalıdır. Çünkü bir hadis-i şerif meali şöyledir:(Kitab ehli olan bir kavme görevle gidince, önce, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet et. Bunu kabul ederlerse, günde beş vakit namazın farz olduğunu bildir. Bunu da kabul ederlerse, Allah’ın Müslümanların zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen zekatı farz kıldığını söyle.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]Bu hadis-i şerifte ilk önce, Allah’a imanla birlikte Resulünü de tasdik bildirilmiştir. Resulullahı tasdik etmeyen mümin ve Müslüman olamazZerre imanSual: Hiçbir iyilik ve ibadeti olmayan günahlar içinde yüzen bir kimse, ihlasla kelime-i şehadeti söylese ve o hâl üzere ölse cennete gider mi?CEVAPGünahlar içinde yüzüp ibadetten uzak kimsenin imanla ölmesi çok zordur. Ancak imanla ölebilirse, günahlarının cezasını çektikten sonra elbette Cennete gider. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:(Kalbinde zerre kadar imanı olan kişi ateşten çıkar.) [Buhari, Müslim, Tirmizi]İbadeti ve iyiliği küçük görmemelidir. Basit sandığımız bir iyilik kurtuluşumuza sebep olabilir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:(Ömründe hiç hayır yapmayan bir Müslüman, [başka Müslümanların ayağına batmasın diye] bir dikeni yoldan kaldırdı. Onun bu işi, Allah indinde makbul oldu ve Cennete gitti.) [Ebu Davud]Hakiki iman nedir?Sual: Hakiki imana kavuşmak için ne yapmak gerekir?CEVAPİslamiyet"in emirlerini yapmak nefsin tezkiyesi yani küfürden temizlenmesi ve kalbin tasfiyesi yani günahlardan temizlenmesi içindir. Nefis temizlenmedikçe ve kalb selamet bulmadıkça, hakiki iman hasıl olmaz. Felaketlerden, azaplardan kurtulmak için, hakiki imana kavuşmak lazımdır.İman, üç kısımdır:1- Dinin hükümlerini bilmeyen, ana babasından gördüğü gibi ibadet eden, inanan kimselerin imanına Taklid-i iman denir. Böyle kimselerin imanının gitmesinden korkulur.2- Dinin hükümlerini yani farz, vacip, sünnet, müstehap, mubah, haram, mekruh ve müfsidi ilmihalden öğrenip amel eden kimselerin imanına iman-ı istidlali yani delil ile anlayarak bilmek demektir. Böyle kimselerin imanı kuvvetlidir.3- Ariflerin imanıdır. Herkes dinsiz olsa, onun kalbine asla şüphe gelmez. Onun imanı peygamber imanı gibidir. Buna iman-ı hakiki denir.Akıl yolu ile kalbde hasıl olan iman, imanın suretidir. Çünkü nefis, bu imanın tersini istemekte, küfründe inat ve ısrar etmektedir. Böyle iman, safra hastasının, şekerin tatlı olduğuna iman etmesi gibidir. Her ne kadar inandım dese de, vicdanı, şekeri acı bilmektedir. Safrası düzeldikten sonra, şekerin tatlı olduğuna hakiki iman hasıl olur. İmanın hakikati de, nefsin tezkiyesinden ve kalbin itminanından [hakiki imana kavuştuktan] sonra kalbde hasıl olur. İşte böyle hakiki iman yalnız Evliyada bulunur ve elden gitmez. Şu âyet meali bu müjdeyi göstermektedir:(Biliniz ki, Allah’ın Evliyası için, azap korkusu, nimetlere kavuşmamak üzüntüsü yoktur.) [Yunus 62]Said bin Cübeyr hazretleri diyor ki: Üç türlü kalb vardır: 1- Müminin kalbidir. Temiz ve sevgi ile Allahü teâlâya bağlıdır. 2- Katı, ölü kalbdir. Kimseye acımaz. 3- Hasta kalbdir. Hastalık, münafıklık hastalığıdır.İlki kurtulucu, son ikisi ise azaptadır. Müminin kalbi selimdir. Kalbi selim övülüyor. Bir âyet meali:(Kalbi selim ile gelen hariç, o gün, mal ve çocuklar fayda vermez.) [Şuara 88-89]Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:Allahü teâlâyı tanımak iki türlüdür: 1- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi tanımak, 2- Tasavvuf büyüklerinin tanımaları. Birinci şekildeki imanda nefs azgınlığından vazgeçmemiştir, iman hakiki değil, mecazidir. Bu iman gidebilir. İkincisinde nefs de imana geldiği için iman yok olmaktan korunmuştur. (Ya Rabbi, senden sonu küfür olmayan iman istiyorum) hadis-i şerifi ve Nisa suresinin (Ey iman sahipleri, iman edin) mealindeki 136. âyet-i kerimesi de hakiki imanı bildirmektedir. Bu âyet, (Hakiki imana kavuşun) manasındadır. İmam-ı Ahmed hazretleri ilim ve ictihadda çok yüksek dereceye sahip olduğu hâlde, hakiki imana kavuşmak için Bişr-i Hafi [ve Zünnun-i Mısri] hazretleri gibi evliyanın sohbetinde bulundu. İmam-ı a"zam hazretleri de, ömrünün son yıllarında Cafer-i Sadık hazretlerinin sohbetinde bulunduktan sonra, (Bu iki sene olmasaydı, Numan helak olurdu), yani (Hakiki imana kavuşamazdım) buyurdu. Her iki imam da ilimde ve ibadette son derece ileri oldukları halde, tasavvuf büyüklerinin sohbetinde bulunarak marifeti ve bunun meyvesi olan hakiki imanı elde ettiler. (2/10) Senaullah-i Dehlevi hazretleri buyuruyor ki: Tasavvufta fena makamına kavuşan, muhakkak imanla ölür. Bekara suresinin (Allahü teâlâ imanınızı zayi etmez) mealindeki 143. âyeti ve (Allahü teâlâ, kullarının imanlarını geri almaz. Fakat âlimleri yok ederek ilmi geri alır) hadis-i şerifi, hakiki imanın ve batın ilminin geri alınmayacağını göstermektedir. (İrşad-üt-talibin)Hubbi fillah buğdi fillah olmadıkça da hakiki imana kavuşulamaz. İki hadis-i şerif meali:(Allah’ı sevmeyen ve Onun düşmanlarını düşman bilmeyen, hakiki iman etmiş olmaz. Müminleri Allah için seven ve kâfirleri düşman bilen, Allah’ın sevgisine kavuşur.) [İ.Ahmed] (Allah’ın dostunu seven, düşmanını düşman bilen kâmil iman sahibi olur.) [Ebu Davud]

Döküman Arama

Başlık :

Kapat