MÜSLÜMANLARIN VAHDETİ İÇİN GAYRET EDELİM

MÜSLÜMANLARIN VAHDETİ İÇİN GAYRET EDELİM MÜSLÜMANLARIN VAHDETİ İÇİN GAYRET EDELİM“Allah"ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın…”Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla“Allah"ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah"ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O"nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.”(1)Resulullah (Selatu Selam Üzerine Olsun.) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve Celil olan Allahın kitabı, onun gökten yeryüzüne doğru uzanan ipidir. Kim ona uyacak olursa doğru yolda olur. Kim de onu terk edecek olursa sapıklığa düşmüş olur.(2)(Müminin) “Hayattaki düsturu, cidal ve kıtal yerine, düstur-u teavündür. O düsturun şe"nidir ittihad ve tesanüd (ile) hayatlanır cemaat.(3)  Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Selat ve selam, hidayet önderi, pak Resulü Ekrem (Selatu Selam Üzerine Olsun)’e, aline, ashabına ve tevhid sancağını yüceltmek için mücadele veren tüm müminlerin üzerine olsun.İslam coğrafyalarında çok büyük gelişmeler olmaktadır. Emperyalist güçler çeşitli bahanelerle Müslüman ülkelere ve İslami cemaatlere saldırmakta, haçlı seferlerini aratmayacak katliamlara imza atmaktadırlar. Onlar çeşitli bahaneler öne sürseler de tek gayeleri İslami değerleri ortadan kaldırmak ve Müslümanları zayıf düşürmektir. Bu durum günümüze has değildir. Tarih boyunca hak-batıl mücadelesi devam etmiş ve kafirler sürekli olarak Allah’ın nurunu söndürmeye çalışmışlardır. Ama bizler için acı olan, onların saldırganlıklarından çok Müslümanların içinde bulunduğu vahim durumdur. Kafirler yek vücut İslam’a saldırırken Müslümanlar birbirleriyle uğraşmaktadır. Kafirlerin planlı ve programlı oyunları sonucu Müslümanlar, taife, kavim, milliyetçilik, mezhepçilik ve gurupçuluk yapmakta, bunun yanında beşeri ideolojilerin batıl düşünceleriyle de İslam toplumları ifsat edilmektedir.Tarih boyunca ümmet bir çok sıkıntı yaşamış olsa da durum hiçbir zaman bugünkü kadar vahim bir hal almamıştır. Bundan kurtulmanın yegane yolu Müslümanların birlik ve beraberliğinin sağlanması, İslami vahdetin oluşmasıdır. Vahdetin, birlik ve beraberliğin oluşması, illaki tüm İslami yapıların fiziki olarak, birleşmeleri anlamında değildir. Önemli olan İslam’a hizmet eden tüm yapıların bir birleriyle çekişmeden ortak paydalarını ön plana çıkararak birlikte hareket etmeleri ve birbirlerine yardımcı olabilmeleridir. Müminler, güç ve kuvvetlerini birbirlerine harcamak yerine birbirlerinden maddi ve manevi destek alarak tüm enerjilerini İslam düşmanlarına karşı sarf etmelidir. Her mümin bunun gereklerini yerine getirmek ve üzerine düşenleri yapmakla mükelleftir. Allah’ın kitabına sımsıkı sarılan, O’nun emir ve yasaklarına uyan ve her işinde Resulullah (Selatu Selam Üzerine Olsun.)’ı takip eden kimse hidayeti elde etmiş olur.Yüce Allah, bizlere, toplu halde yüce kitabına sarılmamızı ve ayrılığa düşmememizi emretmektedir. Bunun anlamı; Allah’ın müminler için belirlediği yola bağlı olmak, toplu olarak İslam için çalışmak, İslam için hizmet eden müminlerle işbirliğini esas edinmektir. Eğer müminler bu ipi gevşetir, yani yüce kitabımızın gereklerini yerine getirmez ve tüm yaşamlarını sünnete göre bina etmezlerse, elbette ki önceki kavimlerde olduğu gibi -Allah muhafaza-dağılmaları ve ayrılığa düşmeleri, bunun akabinde dünya ve ahirette hüsrana uğramaları kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle en önemli icraatımız, tüm hayatımızda Kur"an ve Sünneti yaşamak ve yaşatmak olmalıdır ki gerçek anlamda vahdet ve birlik için çalışmış olabilelim. Rabbimiz, Allah Resulü (Selatu Selam Üzerine Olsun.)’nü hidayet kaynağı olarak göndermekle bizlere büyük bir nimet vermiş ve O’nun sayesinde kardeşler olmamızı sağlamıştır. Bu hidayetin ve kardeşliğin asli üzere ihya olup devam etmesi için toplu halde hareket etmemiz ve cemaat olmamız kaçınılmazdır. Aksi takdirde birliğimiz elden gidince, güç ve kuvvetimiz dağılacak ve musibetlere maruz kalacağız. "Şüphesiz cemaat Hablullah’tır. Ona yapışın, Onun sapasağlam kulpuna yapışarak korunun." Sözü bizlere düstur olmalı ve gereklerini yerine getirmeliyiz.Vahdetin oluşabilmesi, İslam dininin gereklerini hakkıyla yerine getirebilmek ile mümkün olur. İslam’dan önce Arap kabilelerinin içinde bulunduğu vahşeti, aralarındaki çekişme ve savaşları hepiniz siyer kitaplarında okumuşsunuzdur. Ama İslam’ın gelmesiyle, medeniyetten uzak kavimler kardeşlik bağıyla birbirlerine bağlanmış ve örnek İslam toplumu oluşturulmuştur. Bu dönemde dahi İslam düşmanı Yahudiler boş durmamış, Müslümanların birliğini bozmak için Evs ve Hazrec kabilelerini birbirlerine karşı kışkırtmışlardır. Ama mezkur ayetin nüzulü ve Peygamberin tavsiyeleriyle müminler bu fitneden uzaklaşmışlardır. Allah Resulü (Selatu Selam Üzerine Olsun.)’nün bulunduğu bir ortamda dahi fitneden kaçınmayan İslam düşmanları bu emellerinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerdir. Onların gayesi, yaptıkları ve icraatları ortadadır. Peki buna karşı müminlere ne tür görevler düşmektedir:Her hangi bir durumla karşılaşır veya bir sıkıntıya maruz kalırsak birbirimizle muamelemiz Kur"an ve sünnet-i seniyye ekseninde olmalı, adaletten ayrılmamalıyız ki hataya düşmeyelim. Vahdetin, birlik ve beraberliğin, dünya ve ahiret kurtuluşunun Kur"an ve sünneti seniyyede olduğunu iyice idrak etmeliyiz. “Allah’a ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra zayıflarsınız ve kuvvetiniz kalmaz ve sabredin, şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.”(4) ayeti bizler için temel esas olmalı, tüm muamelelerimizi bu eksende bina etmeliyiz ki, zayıflayıp dağılanlardan olmayalım.Dava hizmetinde sadece ilahi rıza esas alınmalı, nefsi amaçlardan ve dünyevi hedeflerden şiddetle kaçınılmalı ve İslam için mücadele eden tüm müminlere hüsnü zan ile bakılmalıdır ki, yanlış yapılmasın. Hz. Ali (ALLAHIN rahmeti üzerine olsun) şöyle buyuruyor: ”Gerçekten Allah’ın dininde birbirinizin kardeşisiniz. Aranızda hiçbir şey tefrika oluşturmaz. Aranızda ihtilaf ve tefrika, makamperestlik ve kalbinizin kötü olmasından kaynaklanır”. Evet, makamperestlik, yani ilahi rızadan çok bir yerlere gelme veya bir makam elde etme çabası, kişinin kendisine yönelmesi, hesabının bozulduğu yerde bozgunculuk yapmasının en büyük sebeplerinden biridir. Yine İslami şahsiyet ve gruplara karşı su-i zanda bulunmak, onlara iyi niyetle yaklaşmayıp kusurlarını aramak da araya mesafe bırakacak ve müminlerin birbirlerinden uzaklaşmasına neden olacaktır. Vazifemiz hüsnü zandır. "Hüsnü zan, iman gereğidir."(5) hadisi şerifleri bizlere düstur olmalı, hem teşriki mesaide olduğumuz kardeşlere hem de İslam için hizmet eden tüm müminlere bu şekilde yaklaşmalı, kalbimize şeytani lümmelerin  yerleşmesine engel olmalıyız.İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık yapan mülhitlerin, şirretlikleri ve menfaatleri için yaptıkları ittifak, tüm müminler için ders ve ibret olmalıdır. Onlar İslam’a zarar vermek ve dünyevi emellerine ulaşmak için bu ittifakı yaparken, Müslümanların dünyevi ve uhrevi saadet ile ilahi rızaya kavuşmak yolunda ittifak etmemeleri ve birlikte hareket etmekten kaçınmaları zül olur. Bu nedenle Müslümanların ittifakı için yoğun çaba göstermeliyiz. Bu da Allah için sevmek, Allah için buğzetmek, enaniyetten vazgeçerek ihlaslı bir şekilde çalışmakla mümkün olur. Müminlerin hata ve kusurlarını ön plana çıkarmaktan ziyade güzelliklerini görüp istifade etmek esas olmalıdır.  Dinimize saldıran, İslam beldelerine savaş açan kafirlere hiçbir şekilde prim vermemeli, onların ve sözde Müslüman geçinen kuklalarının propagandalarına kanmamalıyız, çünkü onların yaptığı, İslami cemaatleri birbirine kırdırmak için tefrikaya düşürmek ve bölmekten başka bir şey değildir. Onların propagandalarına kanarak hiçbir İslami gurup veya çevreyi dışlamamalı ve buğz etmemeliyiz. Birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmek için sürekli çaba göstermeli, ayrılığı sebep olacak icraatlardan kaçınmalı ve buna müsaade etmemeliyiz. Günümüzde kafirlerin en büyük silahı olan mezhebi taassuplara kapılmamalıyız. Ne acıdır ki kafirlerin bu hain planı işlemekte, birçok İslam beldesinde Müslümanlar şia-sünni çekişmesi adı altında birbirlerini katletmektedir. Kafirlerin günde yüzlerce çocuğu öksüz bıraktığı, Müslümanların namuslarını kirlettiği ve İslami değerleri yok ettiği Irak’ta, Müslümanların mezhep savaşı vermesi İslam alemi için büyük bir utançtır. Irak ve Pakistan da yaşananlar bizler için ders olmalıdır. Bizim için mezhep ve meşrepler İslam’ın birer zenginliğidir. Üstad Bediüzzaman’ın “Ey ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat! ve ey Âl-i Beytin muhabbetini meslek ittihaz eden Alevîler! Çabuk bu manasız ve hakikatsiz, haksız, zararlı olan nizaı aranızdan kaldırınız. Yoksa şimdiki kuvvetli bir surette hükmeyleyen zındıka cereyanı, birinizi diğeri aleyhinde alet edip ezmesinde isti’mal edecek. Bunu mağlup ettikten sonra, o aleti de kıracak. Siz ehli tevhid olduğunuzdan uhuvveti ve ittihadı emreden yüzer esaslı rabıta-i kutsiye mabeyninizde varken, iftirakı iktiza eden cüzî meseleleri bırakmak elzemdir.”(6) prensibi bizlere düstur olmalı, ayrı yaklaşım gösterdiğimiz cüzi meseleler yerine, ortak paydalarımızda birleşmeli ve birlikte hareket etmeliyiz. Vakit, Müslümanların birbirleriyle uğraşarak, kusur ve zaaflarının peşine düşerek birbirlerini zayıflatma vakti değildir. Emperyalist güçlerin topyekun İslam’a saldırdığı bu asırda güç ve kuvvet olmak için birlikte hareket etmekten başka yol yoktur. Tüm müminler, kafirlerin saldırılana karşı hazırlık yapmalı, güç ve kuvvet olmalı, Allah’ın dinini korumak için fiili cihattan tutun basın yayına kadar her alanda kafirlere karşı mücadele etmeli ve Yüce Allah’ın: “Doğrusu Allah, kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, saf halinde savaşanları sever.”(7)  buyruğuna layık olmak için çabalamalıdır. Müminlerin saf halinde savaşmaları onların cemaat olabilmeleri ve birlikleriyle mümkün olur.Müslümanların birlik ve vahdeti için bizler üzerimize düşeni yapmalı ve bu konuda sürekli dua etmeliyiz. Rabbimiz, İslam için mücadele eden tüm müminlerin kalplerini birbirlerine ısındırarak düşmana karşı birlikte hareket etmelerini nasip etsin. Rabbimiz! İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık yapanları kahr-u perişan et, onların tuzaklarını akamete uğrat….Allah’a emanet olunuz.                    1-Ali İmran S: 103, 2-Müslim, 3-Sözler 712, 4-Enfal S: 47  5-Ebû Dâvûd, 6-Lem"alar – 26, 7-Saff S: 4

Döküman Arama

Başlık :

Kapat