Sıkıntılara Karşı Koymanın Yolu

Sıkıntılara iman kuvvetiyle karşı konur Sıkıntılara iman kuvvetiyle karşı konur   Yaşadığımız hayata baktığımızda görüyoruz ki, bu âleme ayak basmış cennet adayı her insan, bazen sıkıntı ve musibetlerle imtihana çekilir, bu imtihanda göstereceği sabır ve tahammülle de talip olduğu cennetin faturasını ödemiş olur... Ne var ki, imtihan kazandıran sabır ve tahammül, kendiliğinden oluşmamaktadır insanda. Kuvvetli bir iman, şuurlu bir tefekkürle elde edilmektedir imtihan kazandıran sabır ve tahammüller... Bundan dolayı Resulullah (sas) Efendimiz, yaptığı örnek duasında şöyle niyazda bulunmuştur: - Yâ Rab, Senden dünya musibetlerini kolayca karşılayacak iman kuvveti diliyorum. Sıkıntı ve zorluklara mukabele edecek iman kuvveti ihsan eyle! Demek ki, sıkıntı ve musibetlerin tazyikini azaltmak, ancak sahip olduğumuz iman kuvvetiyle mümkün olur... İmanı kuvvetli insanlarda zorlukların, musibetlerin baskısı azalıyor, tahammül gelişiyor, şekva değil şükür duygularıyla imtihânı kazanması söz konusu olabiliyor. İman bakımından inkişaf etmeyenlerde ise, küçük bir sıkıntı, dünyayı başına çökmüş gibi büyük görünüyor, geçici imtihanların tazyikine dayanamayan bu zayıf insan hemen şikâyete başlıyor, bu da geçer yahu! deyip de imtihanı kazanmaya yönelemiyor... Maruz kaldıkları sıkıntılara iman kuvvetiyle mukabele edenlerin tutumları dikkatimizi çekiyor. Bunlardan ikisini arz etmek istiyorum takdirlerinize... Devrin yönetimi, siyasetine uygun fetva alamadığı büyük müctehid Ahmed bin Hanbel"i zindana atmıştı. Hapishanenin rutubetli bodrumunda bir hayli zayıflamış olan Ahmed bin Hanbel Hazretleri, nihayet mahkemeye götürülürken yolda sevenlerinden birinin sızlanmasını duyar: - Eyvah, böylesine zayıflamış bir bedenle bu musibete nasıl karşı koyacak hocamız?.. Sesin geldiği yana dönen Ahmed bin Hanbel, şöyle ikazda bulunur sızlanan adama: - Dikkat et! der, Hayatta eksik olmayan musibet ve sıkıntılara, beden kuvvetiyle değil iman kuvvetiyle karşı konur. İnsanın bedeni zayıf olabilir, yeter ki imanı kuvvetli olsun... Kuvvetli iman, sahibine karşılaşacağı her türlü zorluğu yenme ümidi verir, zorluk çektirmez... Evet, "büyük müctehid"in sıkıntılara beden kuvvetiyle değil iman kuvvetiyle karşı konacağı konusundaki ikazı, hep hatırda tutulacak bir hatırlatmadır. İmam-ı Gazali Hazretleri"nin dikkate verdiği iman kuvveti örneği de şöyle yaşanır: Sahabeden Hazret-i Huzeyfe"nin azatlı kölesi Salim, savaşta derin yara almış, uzandığı kızgın kumların üzerinde susuzluktan dudakları kurumuş halde yatıyordu. Arkadaşlarından biri kıvranışını görünce hemen kırbasını uzattı: - Şurada birazcık suyum kaldı, içiver de ağzındaki kuruma azalsın... Dudaklarını hareket ettirmeye mecali kalmamış Salim, eliyle ağzını kapıyor, kaş-göz işaretiyle; "Ben oruçluyum, uzattığın suyu içemem!" diyordu... Israr ettiler: - Sen bu halde iken orucuna devam edemezsin, şu suyu içiver... Bu defa da şöyle cevap verdi: - Şu kalkanımın içine dökün. İftar vaktine kadar yaşarsam o zaman içerim. Yaşamazsam Rabb"imin huzuruna oruçlu olarak gitmeyi tercih ederim. Bu benim için dünyanın en büyük mutluluğu olur... Salim, son anlarını yaşama derecesinde yaralı. Ama bu yaralar bedendedir, ruhta, kalpte değil... Kalpte ve gönülde öyle bir iman kuvveti var ki, bu imanı onu maruz kaldığı zorluğun tazyikinden de, tesirinden de kurtarıyor, Rabb"inin huzuruna oruçlu olarak varmayı, dünyanın en büyük mutluluğu olarak hissedebiliyor, uzatılan suyu içme gereği dahi duymayabiliyor... Bana maruz kaldığı şu geçici sıkıntıların zorluğunu anlatan dostlarıma diyorum ki, gelin biz de duamızı hadisin işaret ettiği şekilde birlikte yapalım: - Rabb"imiz, biz aciz, zayıf kullarız, aczimizi, zaafımızı açıkça itiraf ediyoruz... Bizi zorlanacağımız sıkıntılarla imtihan etme. İmtihan edeceğin sıkıntıları da kolayca karşılayacak iman kuvveti nasip eyle!..

Döküman Arama

Başlık :

Kapat