Rabbânî Eğitimin Zorunluluğu

Rabbânî Eğitimin Zorunluluğu Yeryüzünde Allah’ın halifesi olabilme nimetine erişmek, Allah’ın hidayetine tabi olmakta, Allah (c.c.)’ın eğitiminden geçmekte ve eyleme dökmekte yatmaktadır.           "Âdem’e bütün isimleri öğretmişti…." (1)           "(Allah): "Ey Âdem! Onları adlarıyla kendilerine haber ver" deyip de o da onları isimleriyle söyleyiverince…" (2)            Hz. Âdem (a.s.) çamurdan yaratıldığında, önemli bir yaratık değildi, verimsiz bir toprak misaliydi… Vaktaki Allah (c.c.) kendi ruhundan üfledi ve eşyanın ismini öğretti, yani bir eğitimden geçirdi ve ilim sahibi kıldı, işte o zaman, yeryüzünün itaat edilmesi gereken önemli bir şahsiyeti oldu. Kendisine verilen eşyanın ismiyle, yani ilim sahibi olmasıyla birlikte ona secde edilmesi istenmiştir. Rabbani eğitimden geçmemiş, cahil insanların (Cahiliye üzere yaşıyor olmanın) hiçbir değerinin olmadığını anlamaktayız. Kul Ahmet, Kul Mehmet, kul Ayşe vs… olmak kişiyi üstün kılmaz, kişiyi üstün kılan, şahsiyetli ve değerli olmasını sağlayan, elde edeceği hayırlı ilim ve amel ile gerçekleşir. Nasıl ki, Hz. Âdem (a.s.)’e eşyanın ismi öğretildi, yani bilgi yüklendi de, diğer yaratıklara karşı üstün kılındı, aynı şey bizler içinde geçerli olmaktadır. Bilgi sahibi olunduğunda ve ihlâsla amel edildiğinde, diğer insanlardan üstün hale gelmektedir.          Allah (c.c.)’ın eğitiminden geçirilerek diğer insanların başına getirilmek, önemli görev ile vazifelendirilmek, bütün Peygamberlere uygulanmıştı. Efendimiz (s.a.s.) e de verilen ilim ile vazifelendirilmesini en bariz şekilde görmekteyiz. Emin Muhammed olarak girdiği Hira’sından (okulundan) Resul Muhammed olarak çıkarıldı. Yani kendisine kitap ve Peygamberlik verilmiş olarak cahil insanlardan arınmış üstün bir hale geliverdi. İlk ayetin, ilk eğitimin "Oku" olması, insanı önemli derecede düşünmeye sevk etmektedir. Yeryüzünde hiçbir dinin, hiçbir ideolojinin hiçbir anayasanın ilk maddesini "Oku" olarak görmemekteyiz.          Bu İslam dininin üstünlüğünün birinci gerçeğidir. Müteakiben ikinci ayetin "yaratan Rabbinin adıyla oku" oluşu, irdelememiz gereken önemli bir ayettir. Neyi, nerede, nasıl ve ne şekilde okursan oku, öğrenirsen öğren, yaradan Rabbin ile yani Allah (c.c.) ile birlikte, Allah (c.c.)’ı devreden çıkarmadan, Allah (c.c.)’ın istediği şekilde, O’nun koyduğu helal, haram sınırlarına riayet ederek olunup öğrenilmesi ve fiiliyata dökülmesi demektir.          Okumayı, öğrenmeyi, iyi bir eğitimden geçerek, iyi bir öğretici (muallim) olmayı emreden yaratıcı  Allah (c.c.), devre dışı bırakılırsa, yani kalbimizde ve hayatımı da varlığı, birliği girmezlikten, bilmezlikten gelinirse, o şekilde elde edilecek eğitim bu dünyada yetersiz kalacak, ahiretinde de kaybedenlerden olmaya vesile olacaktır. Beşeri sistemlerde okumanın sadece okul sıralarıyla sınırlı olduğu bilinmektedir. Oysa İslâmiyet’te beşikten mezara kadar okuyup öğrenilecek olan bilgiler insanı hem dünyasında, hem ahiretinde kurtaracak ve Hz. Âdem (a.s.) gibi yüceltecektir.          Ahiret âleminin, yani ceza, hesap ve muhasebe gününün unutturulması, insanoğlunu ölüm sonrası dirilişi hatırlatmaksızın, sadece dünyasını kurtarma gayesiyle eğitime ve öğretime sevk edilmesi, insanları önce fert fert, sonra toplum olarak bozulmaya, mahvolmaya itmiştir. Allah (c.c.), eğitiminde, öğretiminde ve bütün hayatında tamamen devre dışı bırakanların, cahil şeytan İblis’ten bir farkları kalmaksızın üstünlük tasladıklarını, hem kendi nefislerine, hem diğer insanlara zulmeder hale geldiklerini görmekteyiz. Yaradan Allah (c.c.) ile, O’nun ilmiyle okumayan ateistlerin vs… ne kendilerine ne de diğer insanlara bir faydası olmamaktadır ve olamaz da…          "Ki O, kalemle yazı yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini O öğretti." (3)          Kalemle yazmak, kalemi kullanmak, kalemi değerlendirmek, fakat Allah (c.c.)’ın tekliflerine riayet etmek koşuluyla değerlendirmek, bizden sonraki nesillere hayırlı ilimler, gerekli bilgiler bırakmak üzere kalemi kullanmak, bilgi sahibi olan eğitimcinin asli vazifesidir. Nefsi hevasını ilah edinerek kalemi değerlendirmek, kalemi Allah’a ve dinine karşı muhalefet etmek üzere kullanmak, Allah (c.c.)’ın ayeti olan kalemle, yüce yaratıcı Allah (c.c.)’a karşı savaş açmak insanı, şeytan tarafından kullanılan kalem haline getirir. Şeytanın kalemi, şeytanın aracı haline dönüşmüş eğitimcinin körpecik beyinlere, gencecik insanlara en doğru olanı öğretmesi mümkün olamaz. Eğittiği kişileri öncelikle Allah’a şirk koşmaya, sonra bütün haram sınırlarını çiğnemeye iter.          Eğitim; Allah (c.c.)’ın büyük bir lütfu, büyük bir nimeti olan kalemi, ilahi rızaya uygun şekilde kullanmakla, insanoğlunu en doğru yola, adalete ve kurtuluşa götürecektir.          Gayri İslami eğitimlerin sonucu, gençleri hırsızlığa, arsızlığa, fuhşuyata, katil olmaya, esrarkeş eroinman olmaya zorlamaktadır. Yanlış eğitimin faturası yine gençlere   çıkarılmakta ve onlar suçlanmaktadırlar. Gençler suçlanmadan önce, onları, o suçlara iten sebepleri ve sebep olan eğitim sistemini araştırmak, eğitimi ve eğitimciyi sorgulamak gerekir…           "Oku" emrinin bir diğer anlamı, "düşün" şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Örnek eğitimci olan Peygamberlerden Hz. Ibrahim (a.s.)’i kavmini düşünmeye, düşünerek Allah’ı bulmaya, inanmaya dolayısıyla yücelmeye sevk ettiğini müşahede ediyoruz. Insan düşünmeli, içinde yaşadığı toplumu, eğitim şeklini, yaşam ve inanç tarzlarını, düşünmeli, doğruları bulmak için özgürce düşünebilmeli ve korkusuzca söyleyebilmelidir, bu sesli düşünmektir. Oysa bunun imkânsızlığı eğitimi değersiz hale getirmiştir. Son nefesimizi verinceye dek öğrenci konumunda olduğumuzu unutmamalı ve "her bilenin üzerinde bir bilen vardır." Ayetinin mahiyetini iyi idrak ederek daima en iyi bileni, daha çok bilenleri araştırıp bulmalı ve ilminden, derin bilgisinden faydalanmalıyız.           İlmiyle amil, takva ehli Islam davetçileri yetiştirmeli ve yetiştirmeliyiz. Yeryüzünü saran misyoner ve Siyonist zihniyetin fitnesinden, eğitiminden, kültüründen, aşağılık düşüncelerinden kurtulmanın yegâne yolu, Allah (c.c.)’a ve kitabına sımsıkı sarılmak, çocuklarımızı, gelecek nesli Islam ilmiyle, kültürüyle yetiştirmek, Rabbini eğitim metoduyla kurtuluşa sevk etmek olmalıdır.          Eğitimi özgürleştirmenin, dürüst, seviyeli, erdemli hale getirmenin yolu Kur’andaki ilahi mesajları almaya ve yaşamaya çalışmaktan geçecektir.           "Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmetini hatırlayın…" (4)          Okul haline getirilecek evlerimizde, ayetleri ve hikmetini incelemeye başlayarak iyi bir eğitimci olabiliriz. Bu da büyük bir sabır ister. Sabrın sonu selamettir, Allah’ın izniyle.           Dipnotlar:          1) Bakara, 2/31.           2) Bakara, 2/33.           3) Alak, 96/45.           4) Ahzab, 33/34

Döküman Arama

Başlık :

Kapat