Sınırsız Tebliğ

Tebliğde Sınır Yok! İslâmî ilimleri bilmeden tebliğ yapmak mümkün değildir, ama yalnızca İslâmî ilimleri bilmek de sağlıklı bir tebliğ için kâfi değildir. Aynı zamanda ‘kime’, ‘neyi’,’niçin’, ‘nasıl’ anlatılacağının da bilinmesi gerekir. Aksi halde bu alanda elde edilecek başarılar kısmî olmaktan öteye geçmez. Daha da kötüsü bazen yanlış hareketler kazanılacak insanların kaybedilmesine veya bir kısım insanların Müslümanlara ve İslâm’a soğumalarına sebep olabilir. Bu yüzden tebliğde başarılı olmak için ‘tebliğ usulü’nü bilmenin büyük ehemmiyeti vardır. Atalarımız buna işaret olarak, ‘’Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir’’ demişlerdir. Başarılı olma yollarından biri, başarılı insanları taklit etmektir. Bu cihetle, tebliğ usulünü öğrenmenin en kısa yolu bizden önce İslâm tebliğinde başarılı olmuş insanların hareket tarzını öğrenmek ve uygulamaktır. İslâm tebliğinde başarılı olmuş insanlar bize ne yapacağımızı, nelere dikkat edeceğimizi lisân-ı hâliyle gösteren birer rehber niteliğindedirler. İslâm tarihinde başarılı tebliğ (irşad) faaliyeti gerçekleştirmiş yüzlerce büyük şahsiyet vardır. Hiç şüphesiz onların başında Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gelir. Bundan 1400 sene önce Peygamberimiz (sav), şartlar tamamen aleyhinde olduğu halde, tarihin hiçbir devrinde görülmemiş ve hiçbir beşerinde de gerçekleşmemiş olduğu bir inkılâbı, çok kısa bir zamanda gerçekleştirdi. Cahiliye devrini ortadan tamamıyla kaldırıp, Kur’ân ve sünnete göre şekillenmiş, yepyeni bir toplum, (bir ümmet) oluşturdu. Bedîüzzaman Hazretleri bu fevkalade inkılâbı şöyle tasvir eder: ‘’Şu Cezîre-i vâsıada, vahşi ve âdetlerine mutaassıb ve inatçı muhtelif kavimleri, ne çabuk âdât ve ahlâk-ı seyyie-i vahşiyanelerini def’aten kal’ ve ref’ ederek bütün ahlâk-ı hasene ile techiz edip bütün âleme muallim ve medenî ümmetlere üstâd eyledi. Bak! Değil zahirî bir tasallut belki akılları, ruhları, kalpleri, nefisleri, fetih ve teshir ediyor. Mahbûbu kulûb muallim-i ukûl, mürebbi-i nüfus, sultan-ı ervah oldu.’’ Bir insanın yaptığı icraatların büyüklüğüne en büyük delil düşmanlarının bile bunu itiraf etmeleridir. Bu hususta Peygamberimiz (sav) emsal kabul etmez. Oryantalist Sir Muir şöyle der: ‘’Hiçbir zaman beşerin ıslâhı, Muhammed’in geldiği zamandan daha zor ve ulaşılmaz değildi. Fakat vefat ettiğinde, geride bıraktığı ıslah ve başarıdan, daha kâmil bir ıslah ve başarı da bilmiyoruz.’’ Meşhur Osmanlı dostu şair Lamartin’de şöyle der: ‘’İnsan dehası için; amacın büyüklüğü, araçların küçüklüğü ve muhteşem sonuçlar, üç kıstas ise tarihte, Muhammed ile mukayese edilebilecek birisini kim gösterebilir.’’ İşte Peygamberimiz (sav)’in Ceziretü’l Arap’ta harikulâde bir tarzda gerçekleştirdiği inkılâp, daha sonra onun sahabeleri tarafından devam ettirildi ve bu din milyonlarca insana ulaştırıldı. Ve İslâmiyet sonraki yüzyıllarda milyonlarca insana, şahsî ve sosyal hayatın her alanında rehberlik etti. 1400 seneye yakın bir zaman ümmet-i Muhammed de bu minval üzere geldi. Peygamberimiz (sav)’in muvaffakiyetinde en mühim unsurlar nelerdir? Onu modellerken nelere dikkat etmeliyiz? Peygamberimiz (sav)’in hayatını incelediğimizde, onun cahiliye dönemini asr-ı saadete dönüştürmesinde dört önemli unsur olduğunu görürüz... 1. Allah’ın yardımları: Peygamberimiz (sav)’in başarısında hiç şüphesiz, en mühim âmil Allah’ın inâyet ve yardımlarıdır. Allah onu doğumundan peygamberliğine kadar, peygamberliğinden vefatına kadar daimî gözetiminde bulundurmuştur. 2. Peygamberimiz(sav)’in iman ve ibadet yönü (ubûdiyet cîheti): Peygamberimiz (sav) her şeyden evvel, kendi tebliğ ettiği dine başta kendisi iman etmiş, dinindeki bütün ibadetlerin hepsinde en ileri olmuştur. Bu haliyle etrafındaki insanlara hem büyük bir emniyet hissi telkin etmiş, aynı zamanda onlara model olmuştur. 3. Güzel Ahlâk ciheti: Peygamberimiz (sav)’in ciddiyeti, güler yüzlülüğü, yumuşaklığı, nezaketi, tevazuu, zühdü, sabrı, affediciliği, velhasıl güzel ahlâkıyla insanların güven ve muhabbetlerini kazanması pek çoklarının ona iman etmesine, davasına bağlanmalarına vesile olmuştur. 4. Risâlet Ciheti: Peygamberimiz (sav)’în Allah’tan insanlık âlemine getirmiş olduğu Kur’an’ın ve ahkâmın muhtevası ve mükemmelliği akılları, kalpleri, ruhları celb, cezb ve ikna etmiştir. Madem Peygamberimiz (sav), bu üç vasfıyla etrafındaki insanları etkileyerek, toplumsal bir inkılâbı gerçekleştirdi. Ve madem başarılı insanları modellemek (taklit etmek) başarının bir yoludur. Öyle ise, biz de Peygamberimiz’in bu üç özelliğini kendi şahsımızda aksettirebilirsek, yani, îmanımızı tahkiki hale getirir, İslâm’ı samîmâne yaşar, lisan-ı halimizle örnek olur ve insanların güvenini kazanırsak, güzel ahlâkımız ve davranışlarımızla kendimizi insanlara sevdirirsek, İslâm’ı iyi öğrenip, muhataba sevdirerek ve ikna ederek anlatabilirsek, her halde Allah’ın inâyetine mazhar oluruz.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat