Kapat

TEKSTİL TEKNOLOJİLERİ - BİTKİSEL LİFLER

ŞEKİL VE RESİMLERİ GÖREMİYORSANIZ www.megep.meb.gov.tr ADRESİNDEN İLGİLİ MODÜLÜ AÇARAK İNCELEYEBİLİRSİNİZ.

 1. TEKSTİL LİFLERİ
1.1. Tekstilin Liflerinin Tanımı ve Yapısı
Giyim ihtiyacı insanların temel ihtiyaçlarından birisidir. Yaşamın her alanında çeşitli
tekstil materyalleri kullanılır. Tekstilde kullanılan ham maddeye elyaf adı verilir.
Tekstil sözcüğü ise; Latince bir kavram olan ‘texere’ kelimesinden türetilmiştir.
Tekstil elyafın elde edilmesinden tüketicinin istediği özelliklere sahip bir materyal haline
gelinceye kadar geçirdiği aşamalarla ilgili bir terimdir.
Tekstilin ham maddesi olan elyaf terimi daha geniş bir ifade ile lif kelimesinin çoğulu
olup, gerilebilme ve kopma mukavemeti ile bükülebilme (eğrilebilme), birbiri üzerine
yapışabilme yeteneği olan ve boyu enine göre çok uzun olan renkli veya renksiz materyaller için kullanılır.
1.2. Tekstil Liflerinin Sınıflandırılması Doğal Lifler
 Bitkisel Lifler
 Bitki tohumundan elde edilen elyaf, (pamuk, kapok)
 Bitki gövdesinden elde edilen elyaf, (keten, kenevir, jüt, rami, bambu)
 Bitki yaprağından elde edilen elyaf, (sisal, Manila keneviri (Abaca))
 Bitkinin meyvesinden elde edilen elyaf, (Hindistan cevizi)
 Hayvansal Lifler
 Kıl kökenli (deri ürünü) elyaf, (koyundan, keçiden, tavşandan, deveden)
 Salgı kökenli elyaf, (ipek böceği)
 Doğal Anorganik Lifler
Asbest ve amyant adı verilen bu materyal bu sınıftandır. Kimyasal Lifler
 Rejenere Lifler
 Selüloz esaslı suni lifler
o Viskoz rayonu
o Asetat rayonu
 Protein esaslı suni lifler
o Bitkisel protein esaslı suni lifler
o Zein
o Soya fasulyesi
o Yer fıstığı
o Hayvansal protein esaslı suni lifler ( Kazein)
 Sentetik Lifler
 Poliamid Lifleri ( Nylon PA)
o Nylon 6.6.
o Nylon 6
 PET Poliester lifleri
 Polivinil lifleri
o Poliakrilonitril lifleri (PAN)
o Akrilik lifleri
o Modakrilik lifleri
o Diğer polivinil lifleri
 Poliolefin lifleri
o Polipropilen lifleri
o Diğer poliolefin lifleri
 Poliüretan lifleri
1.3. Tekstil Liflerinin Temel Özellikleri
Bir tekstil lifinin ticari değeri, sahip olduğu bazı özelliklere geniş ölçüde bağlıdır. Bu özellikler:
 Gerilme mukavemeti,
 İncelik,
 Esneklik,
 Boyanabilme yeteneği gibi özelliklerdir.
 Uzunluk
 Parlaklık
Bu özelliklerin hepsi iyi bir kumaş elde etmek için gereklidir. Tüketici ayrıca alacağı
tekstil materyalinin yararlılığı, kullanışlılığı, saklanabilme kolaylığı ile de ilgilenir. Bu yüzden;
 Nem çekme,
 Temizlik,
 Yıkanabilme,
 Ağartın maddelerin etkisi,
 Isı ve tere karşı dayanıklılık gibi faktörler de göz önüne alınmalıdır. Kumaşın
kullanılacağı yer ve amaca göre hangi elyaftan yapılacağı, bu bakımdan çözümü
gereken ilk sorundur. Bu sorunun çözümü için liflerin temel özelliklerini ve
bunlardan hangilerine sahip olduklarını bilmek gerekir.
1.3.1. Uzunluk
Uzunlukları bakımından tekstil lifleri ikiye ayrılır
 Kesikli Elyaf
Kesikli liflerin her bir boyu birkaç santimetre büyüklüğündedir. Kesikli elyafa her
birine "stapel" denir. Bu tip elyafa örnek olarak pamuk ve yünü verebiliriz. Bu liflerde
ortalama uzunluk 6-15 cm kadardır. Kimyasal elyafa pamuk ve yün gibi doğal görünüm
verebilmek için belli boyda kesilir. Bunlara da "yapay kesikli elyaf” denir.
Kesikli liflerde uzunluk göz önüne alınması gereken bir değerdir. Pek çok doğal lifin
kalitesi stapellerinin uzunluğu ile orantılıdır.
 Kesiksiz Elyaf
Kontinü elyaf da denilen kesiksiz elyafla liflerin boyu sonsuz uzunluktadır. Böyle
ürünler için "filament" terimi kullanılır. Doğal ipekte kozadan elde edilen filamentin
uzunluğu 3000 m ye kadar çıkabilir. Yapay liflerde ise, uzunluk üretime bağlı olarak değişir.
Doğal ipek ve tüm kimyasal elyaf filament halindedir.
1.3.2. İncelik
Elyafın bir diğer özelliği de enine kesitinin büyüklüğü ve biçimidir. Bu büyüklük,
elyafın inceliği olarak da belirtilir. Tekstil teknolojisinde lifin enine kesitinin boyutu, yani
çapı, doğrudan doğruya ölçülemez; dolaylı olarak verilir. Çünkü çok az lifin enine kesiti
yuvarlaktır ve standart bir çapa sahiptir. Bu nedenle, tekstilde lif inceliğinden çok, şerit, fitil
veya ipliğin inceliği ile ilgilenilir. Pratikte, bir tekstil lifinin inceliği denildiğinde, birim
uzunluğunun kütlesi düşünülür
Lifin veya filamentin 10 μm’ den ince olanları ile 50 μm’ den fazla olanları iplik
yapımı için uygun değildir, ince olanlar çok çabuk kopabilir. Kalınlar ise çok kaba iplikler
meydana getirir. Lifin incelik ve uzunluğu, onun temel karakteristiğidir.
1.3.3. Parlaklık
Parlaklık düzgün bir yüzeyden ışığın yansıması ile oluşur. Kumaşta parlaklık, çeşitli
yollardan elde edilir. Uzun kesiksiz elyafın kullanılması veya saten dokuma şeklinin seçimi
gibi yöntemlerle ve özel apre maddeleri ile parlaklık sağlanabilir. Parlak olarak elde edilmiş
kimyasal elyaf, rejenere selülozik elyaf, poliamidler, poliesterler ve ipek, parlak lif özelliğine
sahiptir.
Lifin parlaklığı, üzerine düşen ışığı yansıtmasına bağlıdır. Gelen ışığı doğrusal düzgün
olarak yansıtmayıp, saçılarak yansıtan lifler az parlak veya donuktur. Pamuk ve yün gelen
ışığı saçarak yansıttıklarından daha az parlak, keten, merserize pamuk ve ipek ise gelen ışığı
düzgün bir şekilde yansıttıklarından parlak görünümlüdür.
Teorik olarak enine kesiti dairesel olan yapay lifler, gelen ışığı düzgün olarak
yansıtmadığı için ancak hafif bir parlaklığa sahiptir. Bu yapıdaki bir lif veya filamentin iplik
oluşumu sırasında nasıl bükülmüş olduğu da, parlaklığına etki etmez. Dairesel yapı daima
aynı miktarda bir ışık yansımasına sebep olur. Enine kesiti dairesel olan lifler en katı ve en
az bükülebilir liflerdir. Çapındaki muntazamlıktan dolayı mumumsu, kaygan bir tuşe sağlar
ve deri ile maksimum temas, oluşturduğundan hoş olmayan bir tutum verir.
Enine kesiti oval, fasulye veya üçgen biçiminde olan yapay lifler, gelen ışığı, en fazla
ve en düzgün bir şekilde yansıttığından en parlak liflerdir. Bu yapıdaki lifler, iplik veya
kumaş yapımında kendi üzerine bükülürse, gelen ışığı düzgün olarak yansıtamayacağından,
daha az bir parlaklık elde edilir. Bunlar en az bükülme güçlüğüne sahip, kolayca eğilebilen
liflerdir; gevşektirler ve kolayca kısa yarıçapı boyunca deforme olur. Bu düzgün yüzey ona
mumumsu ve kaygan bir tuşe sağlar. Ayrıca elyafın deri ile maksimum temasına sebep olur.
Kesiti üçgen olanlarda ise kesitin her bir yüzü, liflerin birbiri ile sürtünmesini sağladığından
daha az kaygan ve daha gevrek bir tutum gösterir.
Trilobal ve multilobal kesitler ise gelen ışığı tamamıyla düzgün olmayan bir şekilde
yansıtır. Teorik olarak bu tür liflerin donuk bir görünüm vermesi beklenirken, bunlardan
yapılan ipliklerin, belirgin ve çok parlak bir görünümde olması şaşırtıcıdır. Çünkü lif veya
filamentin kendi üzerine bükülmesi ile, gelen ışığın dağınık olarak yansıması etkisi azalır;
buna karşılık yalnız düzgün yansıyan ışık birdenbire ortaya çıkar. Trilobal enine kesit ile en
fazla parlaklık sağlanır. Enine kesitteki loblann sayısı arttıkça, gelen ışığın saçılması da fazla
olacağından parlaklık azalır. Bunlar kolayca bükülebilen ve yumuşak tutumlu liflerdir.
Loblann sayısı arttıkça lifler arasındaki sürtünme de artacağından, bir miktar sertleşme hissedilebilir.
1.3.4. Eğirme Yeteneği
Her lifin iplik haline gelebilmesi için eğirme yeteneğine sahip olması gerekir. Bu
özellik, liflerin birbirine biraz yapışıcı olması yanında kütle halinde iken birleşik halde
bulunmasından ileri gelir. Bir lif demetinde lifçikler arasındaki gizli temas uçları bu
yapışkanlığa sebep olur. Lif inceliği, lif yüzeyinin yapısı, uygulanan basınç ve lif uzunluğu,
bu özelliğe etki eden faktörlerdir.
1.3.5. Dayanıklılık
Elyafın iplik veya kumaş haline gelinceye kadar birçok gerilimlere maruz kalması
nedeniyle, bunlara karşı yeter derecede dayanıklı olması gerekir. Bir lif veya ipliğin
dayanıklılığı, gerilme mukavemeti terimi ile verilir. Gerilme mukavemeti, onu koparmak
için gerekli olan germe kuvvetinin ölçüsüdür. Koparma kuvveti, iplik veya lifin kalınlığı ile
orantılı olduğundan g/tex veya kg/denier gibi birimlerle verilir. Lifin gerilmeye karşı
mukavemeti, uzama ve esneklik konulan ile ilgili olduğundan, esneklik ve uzama
konularında etraflıca incelenecektir.
Tekstil liflerinin mukavemeti, ölçme yapılan yerin atmosfer neminden etkilenir.
Genellikle doğal bitkisel lifler ıslandıklarında veya nemli halde daha sağlam olurlar. Bunun
dışındakilerin ise dayanıklılığı azalır. En sağlamı cam lifidir. Bundan sonra sırasıyla
poliamid, poliester, ipek, keten, pamuk, akrilik, rayonlar ve yün gelir.
1.3.6. Uzama ve Esneklik
Herhangi bir maddeye bir kuvvet etki ettiği zaman, bu cisimde bir gerilim meydana
gelir ve bunun sonucu olarak bazı değişimler olur. Eğer kuvvet cismi sıkıştırmakta ise,
cisimde bir kısalma, çekmekte ise bir uzama meydana gelir ve bunun sonucu olarak bazı
değişimler olur. Cisimdeki uzamanın miktarı başlangıçta çok küçüktür ve uygulanan
kuvvetle orantılıdır. Bu durum belli bir değere kadar devam eder. Kuvvet, arttırılmaya
devam edilirse, uzama artık kuvvetle orantılı olarak gerçekleşmez. Bu noktaya kadar olan
uzamalar geçicidir; kuvvet ortadan kalktıktan sonra cisim eski boyutuna döner. Bu noktaya
esneklik sınırı denir. Esneklik sınırına kadar meydana gelen uzamalar elastik uzamalardır.
Bu değerden daha büyük kuvvetlerle yapılan uzamalarda kuvvet kaldırıldığı halde cisim eski
boyutlarına dönmez. Kalıcı uzama denilen bu uzamanın sonunda, kuvvet belli bir değere
eriştiğinde cisimde kopma görülür.
Materyaldeki uzama miktarı % uzama terimi ile belirlenir. Malzemenin ilk boyutu ile
koptuktan sonraki veya kopma anındaki boyutu arasındaki farkın ilk boyutuna bölümünün
100 ile çarpımı % uzama değeridir.
Lifteki uzama miktarı uygulanan kuvvetin süresine de bağlı olarak değişir. Sabit bir
kuvvet altında kalan lif, ani bir uzamanın sonunda yavaş yavaş uzamaya devam eder.
Kuvvetin, kopmaya sebep olacak büyüklükte olması durumunda, bu uzamanın sonunda lif
kopar. Kopmaya sebep olacak kuvvetin, denemenin kısa sürede, yani hızlı yapılması
durumunda yavaş yapılandan daha büyük olduğu bulunmuştur.
Gerildiğinde çok fazla miktarda uzayabilen ve kuvvet kaldırıldığında eski boyutlarını
yeniden alabilen liflere, “elastomer elyaf” denir. Kauçuk ve yapay olarak elde edilmiş
elastomer elyaf, esnekliği en fazla olan liflerdir. Esneklik özelliği olan diğer lifler yün,
poliamid, ipek, triasetat, akrilik ve poliesterdir. Keten, esnekliği çok az olduğundan kolay buruşması ile bilinir.
elyaf türü % 1’lik uzamada % 5’lik uzamada
Pamuk 91 52
Viskoz ipeği 67 60
Asetat ipeği 96 46
Yün 99 69
İpek 84 52
Nylon 90 89
Dacron 98 65
Orlon 92 50
Tablo 1.2 Çeşitli elyaf türlerinin elastikiyeti (% geri dönme)
1.3.7. Yoğunluk
Tekstil liflerinde yoğunluk iki şekilde tanımlanır.
Hacimsel yoğunluk; Bir cismin kütlesinin, aynı hacimdeki suyun kütlesine oranıdır.
Tekstil liflerinin hacimsel yoğunlukları genellikle 1 den büyüktür.
Lineer yoğunluk; Lifin birim uzunluğunun ağırlığı, lineer yoğunluk olarak verir.
Tekstil liflerinde ve ipliklerinde birim uzunluğun ağırlığı, numaralandırma sistemi ile verilir.
İpliğin veya lifin inceliği arttıkça numarası (lineer yoğunluğu) küçülür; kalınlaştıkça artar.
Lifin Cinsi Yoğunluğu (g / cm³)
Pamuk 1,55
Yün 1,30
Viskoz ipeği 1,52
İpek 1,34
Nylon 1,14
Orlon 1,19
Terilen 1,39
Asetat ipeği 1,31
Cam elyafı 2,5
Tablo 1.3 Lif yoğunlukları g/cm3
1.3.8. Nem Çekme Özelliği
Tekstil liflerinin önemli özelliklerinden biri de belli sıcaklık ve bağıl rutubette su
absorplama ( içine çekme) yeteneğidir. Absorplanan nem miktarı, elyafın türüne ve
bulunduğu ortamın rutubetine göre değişir.
Rutubetli havaya bırakılan bir kumaş, üzerine su toplar; buna karşılık nemli veya ıslak
bir kumaş kuru havada üzerinde bulunan suyu kaybeder. Su absorpsiyonu veya kaybı, bir
denge kuruluncaya kadar devam eder, Bir elyaf ne kadar çabuk su absorbluyorsa o kadar
çabuk kurur. Fakat nem absorplama veya salıverme hızını, nem çekme miktarı ile karıştırmamak gerekir.
Tekstil materyalindeki nem miktarı, % nem ve mutlak nem olmak üzere iki şekilde belirlenir.
% Nem: Tekstil materyalinin absorpladığı su miktarının, nemli materyal ağırlığına oranıdır.
Mutlak nem: Tekstil materyalindeki su miktarının kuru materyal ağırlığına oranıdır.
Aynı bağıl rutubete sahip bir ortama konulan lifler içinde, en fazla nem çeken yündür.
Bundan sonra sırasıyla ipek, rayonlar, keten, pamuk, asetat ipeği, poliamid ve diğer sentetik
elyaf gelir. Cam elyafın nem çekme miktarı sıfırdır. Doğal lifler oldukça fazla miktarda nem
çektiği halde elle tutulduğunda kuru hissedilebilir. Bu nedenle ticarette lif üzerinde
bulunabilecek nem miktarı sınırlandırılmıştır.
1.3.9. Isıdan Etkilenme Özelliği
Bir organik maddenin ısı enerjisi aldığında, bu enerjiden etkileşimi belli bir değere
kadar fizikseldir. Belli bir sıcaklık derecesinden sonra kimyasal etkileşim meydana gelmeye
başlar. Isının organik bileşiği kimyasal olarak etkilemesi olayına "yanma" denir.
1.3.10. Işıktan Etkilenme Özelliği
Işık bir enerji türüdür. Bu nedenle organik bir bileşik olan lifler, uzun zaman içinde
ışık enerjisinden etkilenir. Bu etkilenme, polimerleşme derecesinin düşmesi ve buna bağlı
olarak dayanıklılığın azalması şeklinde ortaya çıkar.
Özellikle güneş ışığının kuvvetli radyasyonlarından hemen hemen her elyaf etkilenir.
Ancak etki süresi bazıları için kısa sürelidir; bazıları ise uzun yıllar alabilir.
1.3.11. Kimyasal Reaktiflerden Etkilenme
Lif, kendisini oluşturan polimerin yapısına bağlı olarak, asit, baz, yükseltgen maddeler
gibi kimyasal reaktiflerden etkilenir. Bu etkilenme her lif türü için farklı olduğundan
konuları içinde incelenecektir.
1.3.12. Elektriksel Özellikler
Tekstil materyali elektrik endüstrisinde yalıtma amacı ile kullanılacaksa, bu özellik
önem kazanır. Ayrıca dokuma ve diğer işlemler sırasında, iplik ve kumaş üzerinde birikecek
statik elektrik de bir dereceye kadar etkilidir.
Statik elektrik, mekanik yüzeyler ile kumaş ve ipliklerin arasındaki sürtünmeden ileri
gelebilir. Statik elektrik dokuma ve diğer mekanik işlemlerde zorluklar doğurur. Bir elyafın
elektrik direnci, özellikli kütle direnci yardımıyla tanımlanabilir. Spesifik kütle direnci, 1 cm
uzunlukta, 1 gram materyalin elektrik direncidir. Statik elektriğin oluşumu, büyük ölçüde
nem absorplama özelliği ile ilgilidir. Nemli materyal, elektriği oluşurken ileteceğinden, elyaf
üzerinde birikmeler olmayacaktır.

2. BİTKİSEL LİFLER
Bitkilerin yapı taşının selüloz olması nedeni ile bitkisel liflere selülozik lifler de denir.
Bitkilerden elde edilen ve doğrudan tekstil ham maddesi olarak kullanılabilen lifler bu sınıfa girer.
2.1. Tohum Lifleri
2.1.1. Pamuk
Pamuk; keten ve yün ile birlikte kullanılan en eski elyaftır. Ana vatanı Hindistan’dır.
M.Ö. 3000 yıllarına ait Hint mezarlarında pamuklu materyal örneklerine rastlanmıştır. M.S.
800 yıllarında Hindistan’dan Japonya ve Çin’e geçmiş, 13. yy.’ da Marco Polo tarafından
Avrupa’ya getirilmiştir. Kristof Kolomb, Amerika kıtasını keşfettiğinde orada da pamuk
bitkisi vardı ve tekstil malzemesi olarak kullanılmakta idi. Peru’nun keşfinde, mezarlarda
pamuklu dokumalar bulunmuştur.
Resim 2.1 Pamuk tarlasından görüntü
Pamuk bitkisi, Antarktika dışında dünyanın her yerinde yetişir. Ancak bitki daha çok
nemli ve sıcak iklimi sever. Dünyanın en fazla pamuk üreten 10 ülke arasında Türkiye de
vardır. Bunlar üretim miktarına göre; ABD, Özbekistan, Kazakistan, Çin, Hindistan,
Meksika, Pakistan, Brezilya, Türkiye, Mısır ve Sudan’dır.
Türkiye’deki üretim Ege, Çukurova ve Antalya başta olmak üzere, Güney Doğu
Anadolu Bölgesi, Trakya, Iğdır Ovası ve Orta Anadolu’da yetiştirilmektedir. Üretilen pamuk
türleri; Coker, Deltapine, Carolina Oveen ve yerli Maydos pamuklarıdır.
2.1.1.1. Elde Edilmesi
Pamuk bir yıllık bitkidir. İlkbaharda ekilen tohumdan, üretim şartlarına göre boyu en
fazla bir metreye varan bir bitki elde edilir. Ekiminden 80-100 gün sonra en yüksek boyuna
eriştiğinde açık pembeden kırmızıya giden renklerde çiçek açar. Bu çiçekler kuruyup
döküldüğünde, küçük koyu yeşil, piramit şeklinde ve ceviz büyüklüğünde bir tohum zarfı
oluşur. Bunun içinde 4-20 kadar tohum bulunur. Koza adı verilen bu tohum zarfının
olgunluğa erişme süresi içinde, tohumlar üzerinde uzun ve ince lifler oluşur.
Pamuk liflerinin hasadı ağustos ve ekim ayları arasında yapılır. Olgunlaşan pamuklar
zaman zaman toplanır. Tarlalardan elle veya makinelerle toplan pamuklara, kütlü pamuk
denir. Toplanan pamuklar, koza kabukları ve tohumlarından ayırmak üzere çırçır makinesine
yollanır. Pamuğun tohumdan ayrılması işlemine çırçırlama denir. Çırçırlanmış pamuklar
balyalar haline getirilerek iplik fabrikalarına yollanır. Geriye kalan tohumların üzerindeki
linterler ( tohum üzerindeki küçük kısa tüycüklere denir) ayrılarak, yapay ipek yapımında
kullanılır. Pamuk tohumları yağ bakımından da çok zengindir. Pamuk yağı üretilerek yağı
alınmış tohumlar, hayvan yemi olarak kullanılır.
Resim 2.2: Olgunlaşmış pamuk kozası
2.1.1.2. Fiziksel Yapısı ve Özellikleri
Pamuk lifi kremimsi beyaz renktedir. Bu renk iklim ve yetişme şartları yanında
bitkinin türüne göre de değişebilir. Pamuk lifinin boyu 1cm’den 7,5cm’ye kadar değişir.
Çapı ise 6-25μμ’dir. ( μμ=10-6m ) yoğunluğu 1,50–1,55 arasındadır. Pamuk kolaylıkla
havadan nem absorbar. Standart şartlarda (20°C sıcaklıklarda ve %65 reaktif nemde) %8,5
nem adsorplar. Buna rağmen elle tutulduğunda kuru hissedilebilir. Ticarette izin verilen
maksimum nem miktarı %8,5’dir. %100 reaktif nemde, pamuklu materyal %25–27 su
adsorplar.
Lifin ortalama uzama miktarı ortalama %7-8’dir. Elastik özellikleri yoktur. % 2’lik
elastik uzamadan sonra geri dönme %74, %5’lik uzamadan sonra ise %45’tir.
Bütün selülozik materyallerde görülen ıslandığında boyca ve ence kısalma, pamuklu
materyalde de gözlenir. Bu kısalma pamuk elyafında meydana gelen şişmeden dolayıdır.
Bütün selülozik liflerde olduğu gibi, pamukta da ıslandığı zaman dayanıklılığında
artma görülür. Dayanıklılık artması %30 civarındadır.
Pamuklu materyaller ıslandığı zaman ağırlığının %70’i kadar su çeker.
Şekil 1.1:.Primer duvar, 2.3.4. Sekonder duvar, 5. Lümen
Şekil 1.2: Pamuk lifinin yapısı
2.1.1.3. Kimyasal Yapısı Özellikleri
Pamuk lifi %100’e yakın oranda selüloz içerdiğinden selülozun tüm kimyasal
özelliklerini gösterir. Derişik ve kuvvetli asitlerle sıcakta ve soğukta bozunur. Derişik
sülfürik asitte tamamen çözünür.
Seyreltik bazlar pamuğa çok az etki eder. Fakat derişik bazlarda özel etkiler görülür
(merserizasyon).
Uzun süre sıcak havada kalan pamuklu materyal fazla etkilenmez. Non-termoplastik
yapıdaki pamuk 150°C’nin üstündeki sıcaklıklarda bozunmaya başlar, 170°C de kısa
zamanda kavrulur.
Güneş ışığındaki UV ışınları, hava oksijeni, nem ve kirli hava koşulları altında kalan
pamukta polimer bozulur. Doğrudan güneş ışığı özellikle sıcak ve çok nemli havada,
pamuklu materyali etkileyerek, dayanıklılığını azaltır.
2.1.1.4. Kullanım Alanları
Giyim sektöründe; özellikle iç giyimde, t-shirt, swith-shirt, ceket, yelek, gömlek,
pantolon, vs. Ev tekstilinde; perdelik, döşemelik, havlu, bornoz, süs eşyaları, masa-sehpa
örtüleri, vs. olduğu gibi, tıbbi ve endüstriyel amaçlı olarak da geniş kullanım alanlarına
sahiptir. Örneğin; sargı bezi, bandaj, tampon, pamuk gibi.
2.1.2. Kapok Lifleri
Kapok ağacı, tropik iklimlerde (Hindistan, Afrika,..) yetişir. Ağacın kapsül şeklindeki
meyvesi içinde tohumu ile birlikte bulunan lifler elle veya makinelerle kapsüllerden ayrılır.
Tohumlar liflerden pamuğa nazaran çok daha kolay ayrılır. Sarı renkli, yumuşak elastik ve
dayanıksız bir elyaftır. Lifler tek hücrelidir. Lif uzunluğu 1-3,5 cm dir. Yapısında % 63
selüloz, % 13 linyin bulunur. Pamuğun altıda biri kadar ağırlıktadır. Hafif olduğundan, dolgu
maddesi olarak kullanılır; yatak ve yastık yapılır. Lifin yapısındaki gözenekler yüzünden iyi
bir hava ve ısı izolasyonu sağlanır. Aynca bilinen en iyi ses tutucudur. Hafifliği ve ses
izolatörü olması nedeniyle uçaklarda bu özelliklerinden yararlanılmaktadır. Suda uzun süre
ıslanmaz, ıslandığında çabuk kurur. Çabuk ıslanmaması, elyafın yüzeyinin vaks ile kaplı
olmasındandır. Nem ve su çekme özelliği çok az olduğundan, can yeleklerinde ve can
simitlerinde kullanılır. 1 kg kapok, 35 kg’hk bir ağırlığı su üzerinde rahatça tutar.
Resim 2.3: Kapok elyafı Resim 2.4: Kapok ağacı
Resim 2.5: Olgunlaşmış kapok
2.2. Gövde Lifleri
Bitkilerin saplarından elde edilen selülozik liflere gövde lifleri denir. En önemli gövde
lifleri keten, kenevir, jüt ve ramidir. Bunların yanında son yıllarda bambu bitkisinden elde
edilen, bambu lifleri de gövde lifleri arasında yer almıştır.
Gövde lifleri, lif demetlerinin dayanıklılık düşük esneklik ve farklı uzunluklarda
olması ile belirgin bir özelliğe sahiptir. Aynı zamanda gövde liflerine sak lifleri de denilmektedir.
2.2.1. Keten Lifi
Keten bitkisi; bitki gövdesinden (sapından) elde edilen liflerin başında gelir. Başlıca
tohumu ve lifi için yetiştirilir. %40–45 oranında yağ içeren tohumundan, kuruyan yağ
türünden yağ elde edilir. Bezir yağı olarak bilinen bu yağ, boyacılıkta kullanılır. Yağı alınan
tohumlardan geriye kalan küspe, hayvan yemi olarak değerlendirilir.
Tarih öncesi devirlere ait ketenden yapılmış materyallere, İsviçre’nin göl kıyılarındaki
yerleşim bölgelerinde ve eski Mısır mezarlarında rastlanmıştır.
Dünya üretiminde %70 ile Rusya başta olmak üzere, bu ülkeyi %20 ile Polonya izler.
Daha sonra Fransa, Belçika, Kuzey İrlanda ve Romanya gelir. Türkiye’de de keten ekilir.
Ancak düşük kalitededir. Fransız keteni, parlaklığı ile İrlanda keteni ise beyazlığı ile ünlüdür.
Resim 2.7: Keten tohumu Resim 2.7: Keten bitkisi
2.2.1.1. Elde Edilmesi
Olgunluğa erişen keten bitkisi hasadı, kesilmeden topraktan elle yolunarak yapılır.
Kökler bir tarafa, saplar bir tarafa gelmek üzere demetler halinde tarlada kurumaya bırakılır.
Üzerindeki yapraklar kuruyup döküldükten sonra kendi sapları ile bağlanarak demet haline
getirilir. Kurutulmuş bitkiden lifin elde edilmesi üç aşamada gerçekleşir. Bunlar; çürütme,
dövme ve taraklamadır.
 Çürütme
Keten liflerini, yapışık olduğu diğer dokulardan ayırt etmek için çürütme işlemi
yapılır. Çürütme işlemi üç değişik yöntemle yapılmaktadır. Bunlar; çiğ ile çürütme, su ile
çürütme ve kimyasal çürütmedir.
 Çiğ ile çürütme
Nem oranı yüksek bölgelerde, keten sapları çayırlar üzerine serilerek nemli havaya
bırakılır. Keten saplarının çürümesi mikro organizmalar yardımı ile olur. Nem etkisi ile
üreyen mikroorganizmalar, bu üreme sırasında lif demetlerini odunsu hücrelere bağlayan
pektin maddesini bozundururlar. İşlem 1–1,5 ayda tamamlanır. Bu yöntemle çok yumuşak
lifler elde edilir.
 Su ile çürütme
Kurak bölgelerde keten sapları su ile ıslatılarak çürütülür. Islatma işlemi, ya havuzlar
içinde durgun suda veya akarsularda yapılır. Havuzda durgun suda, mikro
organizmalarınfaaliyetlerinden dolayı sıcaklık yükselir ve çürüme süresi kısalır. Bu şekilde
çürütme 4–7 günde biter. Bu yöntemde dikkat edilecek husus havuzlamayı ve sıcaklığı
kontrol altında tutmaktır. Aksi halde mikro organizmalar, dış pektini parçaladıktan sonra iç
pektini de bozundurmaya başlar, lif demetini de parçalar ve tek tek hücrelere ayrılırlar. Buna
ketenin pamuklaşması veya kotonize olması denir. Bu takdirde ketenin kalitesini düşürür.
Akarsularda çürütme işleminde ise su devamlı olarak değiştiği için sıcaklık yükselmesi
görülmez. Akarsuyun sıcaklığına bağlı olarak işlem; 1 hafta ile 6 hafta arası sürer.
 Kimyasal çürütme
Keten sapları %3’lük HCl ile havuzlarda 2–3 gün süre ile bekletilir. Daha sonra
yıkanıp nötralize edilir. Diğer çürütme yöntemlerinden daha çabuk fakat daha düşük kalitede lifler elde edilir.
 Dövme
Çürütme işlemi bittikten sonra, demetler dikine sıralanarak açık havada veya güneşsiz
yerde kurutulur. Kurumuş saplar önce tokmakla dövülür. Sonra mengenezlerde kırılır.
Mengenezler bu iş için yapılmış küt ağızlı bir bıçaktan ibarettir. Mengenezde odunsu
hücrelerin bulunduğu sap kısımları parçalanarak dökülür. Geriye lif demeti kalır.
 Taraklama
Keten lifleri üzerinde kalmış olan odunsu parçaları uzaklaştırmak için önce çırpılır.
Daha sonra uzun ve kısa lifleri birbirinden ayırmak için taraklanır.
Düşük kaliteli lifler, asit, baz veya sabun çözeltileri kullanılarak katolize edilir.
Katolize edilmiş lifler genellikle pamukla karıştırılarak kullanılır.
Resim 2.8 Keten elyafı
2.2.1.2. Fiziksel Yapısı ve Özellikleri
 Keten bitkisinin gövdesi incelendiğinde, kabuğun altında demetler halinde,
gövdeye sağlamlık veren lifler bulunduğu görülür.
 Keten lifi, mikroskop altında görünüşü, köşeli lif hücrelerinin odacıklar halinde gövdeyi çevirdiği görülür.
 En dışta ince bir tabaka halinde yağ ve vakslar bulunur.
 Lif kalınlığı 0,014- 0,025 mm arasındadır.
 Lif demetinin uzunluğu 30–90 cm arasındadır. Tek lifin uzunluğu ise 7–8 cm arasındadır.
 Keten sarımtırak beyaz renkte, hafif mavimsidir.
 Ketenin, uzun ve ince olanı tercih edilir.
 Kopma anında uzaması; kuru iken %1,8’dir. Yaş iken ise %2,2’dir.
 Islakken dayanıklılığı %20 daha fazladır.
 Özgül ağırlığı 1,5 g/cm³ tür.
2.2.1.3. Kimyasal Yapısı ve Özellikleri
 Keten lifleri, kimyasal reaktiflere karşı pamuk lifinin göstermiş olduğu özellikleri gösterir.
 Kaynar su, güneş ve deterjandan fazla etkilenmez.
 Nem çekme özelliği pamuktan iyidir. Bu nedenle ticarette en fazla %18 nem
kabul edilir. Bu nemi taşıdığı halde bile kuru hissi verir.
 120 ºC ‘nin üstündeki sıcaklıklarda bozulur.
 Uzun süre güneş ışığında maruz kaldığında dayanıklılığında azalma görülür.
2.2.1.4. Kullanım Alanları
Genellikle serin tutması açısından yazlık dış giyimde kullanılır. Gömlek, ceket,
pantolon vs. ev tekstilinde; sofra takımı, süs eşyaları, yatak takımları vs. bunların yanı sıra su
tesisatlarında lif olarak, halat yapımı ve kaliteli kâğıt yapımında kullanılır.
2.2.2. Kenevir
Kendir adı da verilen bir tekstil bitkisidir. Ekiminden 120-140 gün sonra hasadı
yapılır. Ketende olduğu gibi lif hücreleri, kabuk kısmında demetler halindedir. Lif üretimi
ketende olduğu gibi çürütme, dövme ve taraklama işlemleri ile gerçekleştirilir. Lif uzunluğu
40-45mm’ dir. Parlak sarı veya esmer renklidir. Kenevir devlet kontrolünde üretilir; çünkü
dişi kenevirde esrar adı verilen uyuşturucu bir madde salgısı vardır. Genellikle halat, urgan,
yelken, çadır bezi, çuval yapımında ve halının çözgü ipliğinde kullanılır.
Resim 2.10 Kenevir yaprağı Resim 2.11 Kenevir bitkisi
2.2.3. Jüt
Jütün gövdesinde lif hücreleri demetler halinde bulunur. Jüt lifinin üretimi, çürütme
yöntemi ile yapılır. Çürütme sonunda lif demetleri gövdeden elle soyularak ayrılır. Elde
edilen liflerin boyu 18–25 cm’dir. İlk elde edildiğinde açık sarı olan lifler zaman geçtikçe
açık kahverengiye döner. Esnekliği azdır. Dayanıklılığı keten ve kenevirden daha düşüktür.
Jüt lifinin büyük bir kısmı çuval, ip, sicim ve örtü kumaşları, yapımında kullanılır.
Resim 2.12 Jüt saplarının balyaları Resim 2.13 Jüt bitkisi
Resim 2.14: Jüt lifi Resim 2.15: Jüt dokuma
2.2.4. Rami
Lif hücreleri, bitkinin gövdesinde, kabuk kısmının hemen altında yer alır. Hücreler
demet halinde değil, tek tek dizilmiş şekildedir.
Bitkilerin yaprakları sararmaya başladığında hasadı yapılır. Bitki henüz yaşken kabuk
kısımları bir bıçak yardımıyla sıyrılarak elle veya makinelerle temizlenir. Üzerindeki zamksı
maddenin uzaklaştırılması için çürütme işlemi uygulanır. Kimyasal maddelerle veya
mikroorganizmalarla yapılan zamk giderme işlemi yapılır. Lifler yumuşayarak daha iyi
eğrilebilir hale gelir. Çeşitli yerel giyim eşyaları, döşemelik kumaşlar, ip ve halat yapımında kullanılır.
2.2.5. Bambu Lifi
Bambu 21. yüzyılın elyafıdır. Uzakdoğu'nun bambu ormanlarından toplanan bambu
kamışları hamur haline getirilip, daha sonra liflere ayrıştırılır ve kasarlanır. Elde edilen lif,
başka hiçbir selülozik elyafın veremediği doğallığı, yumuşaklığı ve serinliği vermektedir. Bu
özellikler bambu lifinin ipek ve kaşmir ile mukayese edilmesine neden olmaktadır.
Kendiliğinden antibakteriyel, doğa dostu olan bambu elyafından yapılan kumaşlar
merserize işlemi gerektirmez. Tüm bitkisel ve selülozik elyaflarla aynı boyayı alır. Yazın
terleme ve koku yapmaz.
Resim 2.16: Bambu elyafı Resim 2.17: Bambu bitkisi
 Bambu elyafının kullanım alanları
 Erkek, bayan iç ve dış giyim
 Çorap
 Battaniye
 Havlu
 Tıbbi giyim
 Gıda ambalajları
 Yatak çarşafları, nevresim, perde vs.
Resim 2.18: Bambu kullanım alanları elyafından yapılmış ürünler
2.3. Yaprak Lifleri
2.3.1. Sisal Lifi
Resim 2.19 Sisal Bitkisi Resim 2.20 Sisal bitkisinin hasadı
Resim 2.21 Sisal elyafı Resim 2.22 Sisal lifi Harman dairesinde işlenirken
Sisal bitkisi sıcak ve nemli iklimde yetişir. Yapraktan elde edilen lif sınıfında en fazla
sisalden lif üretilir. Brezilya, Afrika ve Endonezya'da yetiştirilen sisal bitkisi, 7–8 yaşına
geldiğinde lif üretimi için kullanılabilir. Uzun, etli ve kın şeklindeki yaprakların % 80-85'i
sudur. Taze yapraktan çürütme yöntemi ile % 3–4 kadar lif elde edilebilir. Bir bitkiden 15-20
yıl boyunca ürün alınabilir.
Sisal lifleri birbirleri ile yapışık halde bulunan hücre demetleri şeklindedir. Liflerin
boyu 100 cm'e kadar ulaşır. Rengi beyazdan sarı, kahveye kadar gider. Yapısı % 65–72
selüloz içerir. Lifte küçük gözenekler olduğundan nem çekme özelliği fazladır.
Sağlamlığı ve tuzlu suya karşı dayanıklılığı oldukça fazladır. Aynı zamanda diğer
kaba liflere göre esnekliği iyidir. Bu nedenle; örme işlerinde, gemi halatlarında, tarımda ve
denizcilikte bağlama malzemesi olarak da kullanılır.
2.3.2. Manila Keneviri (Abaca)
Hurma ağacına benzeyen ve 8–20 yıl yaşayan bir tropikal bitkidir. Dünya üretiminin
% 94’ ünü Filipindedir. Yaprak kınları içinde lifler, demetler halinde bulunur. Yapraklar,
bitki çiçeklenmeye başladığında hasad edilir. Yaprak kınından lifli kısımlar sıyırma ile
ayrılır. Daha sonra güneşte kurutulur. Beyazdan kahverengine kadar giden renklerde, parlak
ve sağlam lifler elde edilir. Yapısında % 63–64 selüloz, % 10 kadar da nem bulunur.
Abaca lifleri sağlamlığı ve nem çekici özelliğinin azlığından dolayı yelken bezleri,
gemi halatları yapımında kullanılır. Aynca kaba dokuma kumaşlar ve yastık dolgu maddesi yapılır.
Resim 2.23: Manila keneviri bitkisi
2.4. Meyve Lifleri
2.4.1. Koko Lifi
Hindistan cevizi meyvesinin üstünü örten lifli tabakadan elde edilir. Seylan, Hindistan
ve Pakistan' da yetiştirilir. Üretimi için hindistancevizi kabukları nehirlerde 6-12 ay
bekletilir. Bu süre içinde kabuklardaki çamurlar gider; odunsu hücreleri liflere bağlayan
yapışkan madde bozunur ve lifler birbirinden ayrılacak hale gelir. Bu kabuklar kurutulur ve
odun tokmaklarla dövülür. Sonra temizlenerek kaba, uzun, ince ve kısa lifler sınıflandırılarak
ayrılır. Açıktan koyu kahveye giden renklerde, sert fakat esnekliği fazla olan lifler elde
edilir. Suya karşı dayanıklıdır.
Resim 2.24: Hindistan cevizi ağacı Resim 2.25 :Hindistan cevizi meyvesi
Koko lifleri, iplik haline getirilip; parlak renkli koko hasırlarının yapımında, çuval ve
gemi halatı imalinde kullanılır. Sert olanları paspas ve fırça olarak üretilir.
1 Pamuk Pamuk bitkisinin (Gossypium ) tohum kabuğundan
(çiğitten ) elden edilen lif
2 Kapok Kapok meyvesinin (Ceiba pentandra) içinden elde edilen lif
3 Keten Keten bitkisinin (Linum usitatissimum) sak kabuğundan elde edilen lif
4 Kenevir Kenevirin (Cannabis sativa) sak kabuğundan elde edilen lif
5 Jüt Corchorus capsularis veya Corchorus olitorius’un sak
kabuğundan elde edilen lif. Bu yönetmelik amaçları için:
Hibiscus cannabinus, Hibiscus sabdariffa, Abultilon
avicennae, Urena lobata, Urena sinuata türlerinden elde
edilen sak lifleri de jüt gibi işlem görecektir.
6 Abaca (Manila Kendiri) Musa textilisin yaprak kınından elde edilen lif
7 Alfa Stipa tenacissimanın yaprağından elde edilen lif
8 Hindistan Cevizi (Kokos) Cocos nucifera’nın meyvesinden elde edilen lif
9 Broom Cytisus scoporius ve/veya Spartium junceumun sak kabuğundan elde edilen lif
10 Rami Boehmeria nivea ve Boehmeria tenacissimanın sak kabuğundan elde edilen lif
11 Sisal Agave sisalananın yapraklarından elde edilen lif
12 Sunn (Günet Keneviri) Crotalaria junceanın sak kabuğundan elde edilen lif
13 Henequen Agave Fourcroydesin yapraklarından elde edilen lif
14 Maquey Agave Contalanın yapraklarından elde edilen lif
Tablo 2.1: T.C.Sanayi ve ticaret bakanlığı bitkisel liflerin isimlendirilmesi ve
etiketlendirilmesine ilişkin yönetmelik

3. YAKMA TESTİ
3.1. Yakma Testinin Amacı
Tekstil elyafı karmaşık kimyasal maddelerdir. Bu nedenle yakıldığında çeşitli
davranışlar gösterir. Yakma testi elyafın tanınması için en kolay yoldur. Test sadece
materyal yandığı sürece devam ettiği için hızlı bir testtir. Yakma testi lifin, ipliğin veya
kumaşın hangi materyalden oluştuğu, hakkında basitçe fikir verebilir, fakat karışımlarda ise
bu testle o materyalin hangi liflerden oluştuğunu ya da hangi oranlarda karışım yapıldığını
söylememiz mümkün değildir. Örneğin pamuk ile keten lifi karıştırılmışsa her ikisinin de
çıkardığı koku aynıdır (yanık kâğıt kokusu).
Tekstil liflerinin yanma olayından önce ısı enerjisine karşı gösterdiği tepki iki
şekildedir. Farklı fiziksel tepki gösteren lifler, bu özellikleri bakımından iki sınıfa ayrılır.
Bunlara termoplastik ve non-termoplastik lifler adı verilir. Plastik kelimesi, herhangi bir etki
altında şekil verilebilen ve biçim değiştiren anlamındadır.
Termoplastik lifler, sıcaklığın belli bir miktarda yükselmesi ile biçim değiştirir.
Bunlarda, önce yumuşama, daha yüksek sıcaklıklarda ise erime gözlenir. Belirli bir sıcaklığa
erişildiğin de, bozunma ve yanma gözlemlenir. Bütün sentetik lifler ile rejenere asetat ipeği
termoplastik yapıdadır. Yanan termoplastik materyal söndürüdüğünde, geriye boncuk
şeklinde bir kalıntı bırakır. Termoplastik liflerin ilk yumuşama gösterdiği sıcaklık derecesine
camlaşma sıcaklığı (cam geçiş sıcaklığı) denir ve Tg ile gösterilir. Erimenin meydana geldiği
sıcaklık derecesi olan erime noktası ise Tm olarak gösterilir.
Non-termoplastik liflerde, sıcaklık yükselmesi sırasında yanma noktasına kadar
herhangi bir biçim değişikliği görülmez; yumuşama ve erime yoktur. Tüm doğal liflerle
rejenere lifler nontermoplastik yapıdadır. Bu tür lifler de yanma noktası sıcaklığına
eriştiklerinde yanar ve geriye bir miktar kül bırakır.
Lifler, organik yapıda bileşikler olduğundan, belli bir sıcaklık derecesine eriştiklerinde
yanar. Bu sıcaklık derecesine de yanma noktası denir.
Yakma testinde;
 Elyaf yanarken çıkardığı koku,
 Elyaf yanarken çıkan duman rengi,
 Elyaf ateşe yaklaştığında gösterdiği reaksiyon,
 Elyafın yanış şekli,
 Yanma sonunda kalıntıların özellikleri, değerlendirilir.
3.2. Yakma Testinin Yapılışı
Yakma testi için gereken malzemeler hazırlandıktan sonra, test yapılacak numuneden
bir parça alınır. Alınan parça cımbız veya maşa ile düzgün bir şekilde tutulur. Cımbız veya
maşaya tutturulan numune yavaş bir şekilde ateşe yaklaştırılır.
Elyafın tepkisini incelemek amacıyla numuneyi ateşe yavaşca yaklaştırmak gereklidir.
Ateşe yaklaşımı incelenen numune ateş içerine iyice sokulur ve buradaki tepki de dikkatlice
gözlemlenir ve diğer liflerle yanma şekli, kokusu, dumanı ve yanma zamanı gibi
karşılaştırmalar yapılır. Alevden çıkan lif numunesi alevden çıktıktan sonrada gözlemlenerek:
 Yanmaya devam edip etmediği,
 Nasıl duman çıkardığı,
 Kalıntının özelliği (sert veya gevşek)
 Kalıntının görüntüsü gibi önemli noktalar incelenir.

4. MİKROSKOP TESTİ
4.1. Mikroskobun Tanıtılması
Mikroskop, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük cisimlerin birkaç mercek
yardımıyla büyütülerek görüntüsünün incelenmesini sağlayan bir alettir. Öncelikle isminden
de anlaşılacağı üzere, mikropların incelenmesi akla geliyorsa da aslında sanayi, metalürji,
genetik, jeoloji, arkeoloji ve kriminoloji alanında da büyük hizmetler görmektedir.
4.2. Mikroskobun Kısımları
Genel olarak mikroskop iki büyük kısma ayrılarak incelenir mekanik kısım ve optik kısım.
4.2.1. Mekanik Kısım
Mikroskobun mekanik kısmı ayak, gövde, tabla ve tüpten ibarettir.
 Mikroskop Ayağı
Genellikle fonttan yapılmış ağır ve iyi denge sağlayacak nal şeklinde olup,
mikroskobun bütün ağırlığını taşıyan kısmıdır.
 Mikroskop Gövdesi
Mikroskobun diğer parçalarının tespit edildiği oynaklı madeni kısmıdır. Özel bir vida
ile görmede istenilen rahatlığı temin edecek şekilde tespit edilebilir.
 Mikroskop Tablası
Daire veya kare şeklinde olabilen sabit ve bazen hareket edebilecek şekilde, ortasında
aynadan (ışık kaynağından) yansıyan ışığın geçmesine yarayan bir deliği bulunan kısımdır.
Tabla, preparatı koymaya yarar. Üzerinde ekseriya, kendisini hareket ettiren vidalar ve
preparatı tespitte kullanılan maşalar bulunur.
 Mikroskop Tüpü
İç içe geçmiş iki madeni borudan ibarettir. Dış tüpü, düz bir dişliyle gövdeye tespit
edilmiştir. Bu kısım büyük ve küçük ayar vidalarıyla aşağı ve yukarı hareket edebilir. Bu
sayede göze göre nesnenin (objenin) net görülmesi ayarlanmış olur.
4.2.2. Optik Kısım
Mikroskobun ikinci ve en önemli kısmı optik kısmıdır. Optik kısmı okülerle
objektifleri taşıyan ve dairesel dönebilen rovelver denilen kısımdan ibarettir.
Oküler: Farklı büyütmelere sahip, göze gelen tarafta bulunan yakınsak bir mercekten
ibarettir. Objektifin meydana getirdiği gerçek görüntüyü büyüterek zahiri bir görüntü verir.
Objektif ise cisme yakındır, cismin büyütülmüş ters görüntüsünü verir. Büyütme dereceleri
her ikisinde farklı büyüklüklerde olabilir. Mesela, bir ışık mikroskobunda objektif
büyütmesi, 100x,40x,10x olabildiği gibi, oküler büyütmesi de 5x, 10x, 20x olabilir.
(Büyütmeler x işaretiyle belirtilir)
Rovelver: Bir, iki, üç veya daha fazla objektif takılmasına yarayan ve mikroskop
tüpünün alt ucunda bulunan kısımdır. Rovelvere takılan mercekler de yakınsak merceklerdir.
Nesneyi aydınlatma sistemi ayna veya ışık kaynağı, kondansör ve diyaframdan ibarettir.
Ayna gelen ışığı alır. Ayna yerine bir ışık kaynağı da olabilir. Kondansör ise bir mercek
sistemidir. Aynadan veya ışık kaynağından gelen ışınları preparat üzerlerinde toplayıp,
objenin aydınlanmasını sağlar. Diyafram, kondansörün altında bir kol aracılığıyla ortasındaki
delik kısmı istendiği kadar daraltıp genişletmek suretiyle nesneye gelen ışık miktarını
ayarlar.
Mikroskopta incelenecek olan madde, mikroskobun tipine göre lam ve lamel adı
verilen farklı kalınlıklarda iki ince cam kısım arasında veya doğrudan mikroskobik olarak
gözlenir. (Lam: 75 mm boyunda 25 mm eninde ince camdan yapılmış bir plaktır. Lamel: 14,
18, 20 veya 22 mm en ve boyunda çok ince (0,2 mm kalınlıkta) bir cam karedir.)
Mikroskopların çoğu, 4x ile 15x arasında değişen büyütme özelliğini sahip üç
objektiften oluşur. Bunların odak noktaları, üzerlerinden ayarlanabilir özelliktedir. Her bir
objektifte iki veya daha fazla mercek bulunur. Oküler, objektife nazaran daha basittir. Yine
merceklerden meydana gelmiştir. Büyütme oranı 10x ile 20x arasında değişir. Mikroskobun
büyütme oranını, objektifle oküler büyütme oranı tayin eder. Mesela objektifi 100x; oküleri
20x büyütme oranına sahip mikroskobun büyütmesi 2000x olarak tarif edilir.
Objektif ve okülerin, görevlerini yapabilmesi için yeterli ışığa ihtiyaç vardır. Işığı
toplayıp incelenecek cisimden geçirerek objektife ulaştıran optik kondansör kısmı da yine
birkaç mercekten meydana gelmiştir. Kondansöre ışık ayna ile veya gelişmiş mikroskoplarda
halojen lamba ile gönderilir. Objektife giden ışık miktarı ise, fotoğraf makinelerinde olduğu
gibi diyaframla sağlanır. İncelenecek cismin ışığı geçirme özelliğine göre diyafram açıklığı
değiştirilerek objektife gidecek ışık miktarı ayarlanır.
Görüntünün meydana gelmesi; Ayna veya ışık kaynağından gelen ışınlar, optik
kondansörden bir ışık huzmesi halinde çıkarak incelenecek cisimden geçip objektife ulaşır.
Objektif, kuvvetli bir projeksiyon makinesinde olduğu gibi, mikroskop tüpünün üst
kısmından 11 mm aşağıda birinci görüntüyü meydana getirir. Burada bir prizma aracılığı ile
okülerden çıkan görüntü, gözün retinasına ulaşır. Oküler mercekleri, objektiften gelen
görüntüyü gözden 25 cm uzakta tekrar büyüterek gösterir. Aslında göz retinasına düşen
görüntü bu son görüntünün, görüntüsüdür. Objektifte 150x mertebesinde büyüyen ilk
görüntü, okülerle 20x kadar daha büyütülünce; göz, cismi 150x20= 3000x misli büyük görmüş olur.
4.3. Mikroskobun Kullanımı
4.3.1. Mikroskop Kullanımında Öneriler
 Mikroskobu kolu size dönük olacak şekilde sert ve düzgün bir zemine
yerleştiriniz. Iris diyaframını açılabildiği kadar açınız. Işık kaynağını çalıştırınız.
 Döner burun parçasını döndürerek düşük güçlü objektifin, tüpün altına
gelmesini sağlayınız. Objektifin ‘tik’ sesiyle yerine oturduğundan emin olunuz.
 Örneğin bulunduğu lamı tablaya yerleştirerek tabla üzerinde ortalayınız. Lamı
tabla kıskaçları yardımıyla sabit hale getiriniz.
 Kaba odak ayarı düğmesini, çalışma uzaklığını mümkün olduğunca azaltacak
şekilde döndürünüz. Objektif lama değmemelidir.
Resim 4.1: Mikroskop
 Daha sonra görme objektifinden (oküler) bakınız. Mikroskobunuzun bir adet
görme oküleri varsa gözlem sırasında sadece bir gözünüzü kullanacaksınız.
Kullanılmayan gözün kısılması yolunda bir eğilim olacaktır. Bunun sonucunda
baş veya göz ağrısı olabilir. Bu nedenle her iki gözünüz açık olarak çalışmaya
alışmalısınız. Gözlem sırasında gözlük kullanımına ihtiyacınız olmayacaktır.
 Kaba ayar düğmesi ile numune görülebilir hale gelene kadar çalışma uzaklığını arttırınız.
 Numuneyi görüş alanı içine alınız ve ortalayınız (şekildeki gibi).
 Doğru miktarda ışık geçmiyorsa örneğin görülmesi zor olacaktır. Aynanın
ayarlanması ve diyaframın açılması ile doğru aydınlatma sağlanabilir.
 İnce ayar düğmesini kullanınız. Mümkün olan en keskin görüntüyü elde edene kadar odaklayınız.
 Daha sonra lamı yerinden oynatmadan ve odaklama düğmelerine dokunmadan
burun parçasını döndürünüz ve yüksek güçlü objektife getiriniz. Çalışma uzaklığı çok kısa olacaktır.
 Mikroskoba bakınız ve sadece ince odak ayarı düğmesini kullanarak ayar yapınız.
4.3.2. Mikroskop Kullanımında Uyarılar
Mikroskop hassas ve pahalı bir aygıttır. Bu nedenle çok dikkatli kullanılmalıdır.
Mikroskobun uygun kullanımı için aşağıda belirtilen önlemler alınmalıdır.
 Mikroskobu lütfen başka bir yere taşımayınız. Taşımanız gerekiyorsa, daima
kolundan tutarak ve tabanını diğer elinizle destekleyerek dik durumda
taşımalısınız. Mikroskobu asla baş aşağı döndürmeyiniz.
 Merceklere asla elinizle dokunmayınız.
 Mercek temizliği için sadece özel mercek temizleme kâğıdı kullanınız.
 Mikroskobu kullanmadığınızda en düşük güçlü objektifi seçili konumda bırakınız.
 Sulu örnekler ile çalışırken daima lamel kullanınız. Sıvıların objektiflerle
temasını engelleyiniz. Temas ettiği takdirde derhal laboratuar öğretmenine bildiriniz.
 Yağ daldırma objektifi ile yapılan incelemelerde özel bilgi gerekmektedir.
 Söylenmediği takdirde yağ objektifini kullanmayınız.
4.4. Mikroskopta Boyuna Görünümün İncelenmesi
Liflerin uzunlamasına görünümlerinin incelenebilmesi için uygun bir preparat
hazırlanması gerekir. Bunun için alkolle iyice temizlenmiş olan lam’a, gliserin (veya başka
bir bağlayıcı) damlatılır ve üzerine yeteri kadar lif konulur. Bu hazırlanmış liflerin üzerine
lamel kapatılır. Preparata konan gliserin lam üzerine aşağıdan gelen ışığın lifler arasında
muntazam bir şekilde yayılmasını sağlar.
Lameli kapatma sırasında, hava kabarcıkları meydana gelmemesi için lamel lam
üzerine yatay olarak bırakılmalıdır. Aksi halde lam ile lamel arasında kalan hava kabarcıkları
görünümün iyi belirlenmesine engel olur. Bunu önlemek için lamel iki tarafından tutulur, bir
kenarı sıvı damlasının yanında, lam ile açı oluşturacak tarzda lam’a deymesi sağlanır.
Lamelin lama değen kenarını sıvı kapayınca, karşı taraf yavaşça bırakılır. Bu suretle lam ile
lamel arasına bir tabaka halinde girmiş olur.
Lama konulan sıvı damlası ne çok nede az olmamalıdır. Bu şekilde hazırlanan
preparatla liflerin mikroskop altında uzunluğuna görünüşleri elde edilebilir.
4.5. Mikroskopta Enine Görünümün İncelenmesi
Bütün lifleri boyuna görünüşleri ile tanımamız her zaman mümkün değildir. Bu
nedenle bazen liflerin enine kesitlerini almak gerekir. Bunun için çeşitli araç ve gereçlerden
faydalanılır. Enine kesit almak için, daha iyi sonuç almak nedeni ile lifler önce elle mümkün
olduğu kadar paralel hale getirilir. Liflerin enine kesitleri aşağıdaki yöntemlerle elde edilir.
4.5.1. Kesit Alma Yöntemleri
Enine kesit alma da bazı yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemler den başlıcaları, en
basitinden gelişmişine doğru: Mantar, metal plaka, el mikrotomu, kızaklı ve döner mikrotom,
ultra mikrotomdur.
Enine kesit almada en önemli husus, liflerin önceden çok iyi paralel duruma getirilmiş
olmalarıdır. Çünkü karışık ve düğümlenmiş liflerden alınan kesit, enine kesit olmaz.
4.5.1. Mantarla Enine Kesit Alma
Bu metotla, uygun bir şişe mantarına (çok sert veya çok yumuşak olmayan) Şekil 4.3
‘te görüldüğü gibi lifler geçirilir ve mümkün olduğunca ince kesit alınır. Ancak kesit
almadan önce mantar yüzeyine clodion sürülmesi liflerin dağılmasını önler. Mantarla ince
lift kesitli tam üzerine konulan bağlayıcı sıvı içi yerleştirilir, lamel kapatılarak incelenir.
Şekil 4.3: Mantarla enine kesit alma
4.5.2. Metal Plaka ile Enine Kesit Alma
Metal plaka, üzerin de 0.5 / 0.25mm çapında delikleri bulunan yaklaşık 0.5mm
kalınlığın da olan paslanmaz ve sert bir metalden yaklaşmış, lama benzeyen boyutlara sahip
plakadır. Şekil 4.4‘de görüldüğü gibi, ince ve sağlam bir iplikten geçirilmiş olan lifler,
ipliğin iki ucu birlikte deliğe geçirilir. Liflerin deliği kapatacak miktar da olması gereklidir.
Liflerin deliği iki tarafın da kalan kısımları, keskin bir biletle plaka yüzeyinden keskin bir
jiletle kesilir. Plaka yüzeyinden bir defadan kesilir. Kesit bu şekilde veya üzerinde bağlayıcı
bir sıvı konup, lamelle kapatılarak, mikroskopta incelenir.
Bu metot, enine kesitli fazla girintili çıkıntılı kimyasal lifle kaba ve karışık hayvansal
liflerin enine kesitin de gayet iyi sonu veren, pratik ve hızlı bur metot dur. Fakat
pamuk gibi ince kesitli lifler ile yoğun renkli hayvansal lifler için uygun değildir. Bu metotla
alınan enine kesit fotoğrafların da zemin koyu görünür.
Şekil 4.4.: Liflerin metal plaka geçirilerek kesit alma
4.5.3. El Mikrotomu ile Enine Kesit Alma
El mikrotomu, istenilen kalınlıkta kesit almaya imkân veren basit bir alettir.
El mikrotomu ile kesit alabilmek için, mantar mürver özü ve bir blok materyali
üzerine blok edilen lifler, aletin özel yerine tespit edilir ve bir mikovida yardımı ile yukarı
itilerek jilet veya özel keskin aletlerle kesilirler. Lifler mikovidanın hareketi kadar yukarı
itilir ona göre istenilen kalınlıkta kesit alınabilir.
4.5.4. Hardy Mikrotomu ile Kesit Alma
Hardy mikrotomu, bir birinin içine gecen, iki metal plakalı rettir. Plakalar dan birin de
kesitli alınacak olan liflerin konumuna yarayan bir yarık bulunur. Lifler diğer madeni
levhadaki dil vasıtası ile yerlerine sıkıştırılır.
Kesit alabilmek için, yarığa iyice sıkıştırılmış olan lifler her taraftan keskin bir jiletle
kesilir. İyi bir kesim yapılıp yapılmadığını anlamak için, lif demetinin kesim yeri kontrol edilir.
4.6. Diğer Mikrotom Cihazları
Bu mikrotomlarla kesit alabilmek için, liflerin uygun bir gömme materyali içinde
bloke edilmesi gerekir. Gömme materyali olarak parafin ile geçirim elektron mikroskobunda
atıldığı gibi metarilaklar polyester ve epoksi reçineler kullanılır.
Resim 4.2: Rotary (döner) mikrotom
4.7. Liflerin Mikroskopta Boyuna ve Enine Görünümleri
Liflerin mikroskobik yapılarını incelenmesi, onlarının tanınmasında önemli bir yoldur.
İplik, dokuma, örgü ve yüzeylerinin hangi lif veya liflerde yapıldığını anlamak için
mikroskoptaki görünüşlerini inceleyerek kimyasal işleme gerek kalmadan tespit mümkündür.
Diğer yandan, mikronla ifade edilen kalınlıkta olan lifleri meydana getiren tabakalar
ve bunlar yerleşim düzeni ancak mikroskopta incelenebilir. Liflerin uzunluğuna ve enine
kesit görünüşündeki tabakalarının farklılıkları veya benzerliklerini ancak mikroskopta
incelenerek anlaşılabilir. Çoğu zaman benzer lifler için mikrokimya işlemler gerekebilir.
Aşağıda bitkisel liflere ait boyuna ve enine kesit görünüşleri verilmiştir.

5. KİMYASAL ÇÖZÜNÜRLÜK TESTİ
5.1. Kimyasal Çözünürlük Testinin Amacı
Liflerin morfolojilerindeki ve kimyasal yapılarındaki farklılıklar nedeniyle çeşitli
çözücülerdeki çözünürlükleri farklılıklar göstermektedir. Bu özellikten faydalanarak liflerin
cinslerini doğru olarak saptayabilmek mümkündür.
Özellikle sentetik liflerde, aynı cins liflerin çözünürlükleri, lifin polimerizasyon
derecesine ve gerdirme oranına bağımlı olarak farklılık gösterebilir. Bu nedenle deney
şartlarına, yani sıcaklık ve işlem süresine kesinlikle uymak gerekir.
5.2. Çeşitli Tekstil Liflerinin Çözücülerdeki Tepkimeleri
5.2.1. Kalitatif analiz
Bir maddenin içinde nelerin var olduğunun araştırılması işlemine kalitatif analiz denir.
Çözünme özelliklerinden faydalanarak, liflerin kalitatif analizlerinin yapılmasında doğal ve
rejenere lifleri bir grupta, Sentetik ve Asetat liflerini diğer bir grupta incelemek daha iyi
sonuçlar vermektedir.
Önce herhangi bir lifin bu iki gruptan hangisine girdiğini saptayabilmek için genellikle
yakma testi uygulanır. Ayrıca numune kaynar – Butirolaktan veya O-Diklorbenzen ile işleme
sokulursa, selüloz ve hayvansal lifler, politetrafloretilen ve polivinilalkol çözünmez iken,
diğer bütün sentetik lifler çözünür. Bu şekilde de liflerin hangi gruba girdiğini saptayabilmek mümkündür.
Bitkisel liflerin, çeşitli çözücüler ile olan reaksiyonları ve çözünürlüklerini gösteren
tablo 5.1’de verilmiştir.
Materyaller Doğal Selülozik Lifler Çözücüler
Pamuk Keten Kenevir Jüt Rami
Derişik H2SO4 Soğuk Yavaş çözünür
%5'lik NaOH ile 5 dakika
kaynatma Çözünmez
Bazik Kurşunasetat (plombit)
çözeltisi Değişmez
Sodyumnitrosrussiad Değişmez
Formikasit/ZnCl2 10 dakika 70
ºC Çözünmez
Alkali Bakır Gliserin Çözünmez
Floroglusin/HCl Boyanmaz Açık
pembe Kırmızı Boyanmaz
Tablo 5.1: Bitkisel liflerin çeşitli çözücüler ile olan reaksiyonlari ve çözünürlükleri
5.3. Çözünürlük Testinde Kullanılan Kimyasal Maddeler ve Uygun Çözücü Hazırlama
Lifin belirli bir çözücü içerisinde çözünüp çözünmediğinin anlaşılması esasına
dayanır. Aşağıdaki tabloda çözücü olarak kullanılan kimyasallar ve kullanılan kimyasal
analiz yöntemleri verilmiştir.
Kimyasallar ve Yöntemin Adı Çözünenler Çözünmeyip Geride Kalanlar
Potasyum Hidroksit Yöntemi Yün ve İpek
Pamuk,Rejenere Selüloz, Poliamid,
Poliester ve Poliakrilonitril
Hipoklorit Yöntemi
Yün, İpek, Rejenere ve
Protein Lifleri
Pamuk,Rejenere Selüloz, Poliamid,
Poliester Polivinilklorür ve
Poliakrilonitril
Sülfürikasit Yöntemi
Pamuk, Rejenere
Selülozik, İpek, Asetat Ve
Poliamid Poliester ve Yün
Formikasit/Çinkoklorür
Yöntemi
Rejenere Selüloz, Asetat
Ve İpek
Pamuk, Yün, Polivinilklorür ve
Poliester
Aseton Yöntemi 2,5 Asetat
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün, İpek,
Poliamid, Poliakrilnitril ve Poliester
Metilenklorür Yöntemi Triasetat
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün, İpek,
Poliamid, Poliakrilnitril ve Poliester
Derişik Asetikasit Yöntemi 2,5 Asetat ve Triasetat
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün, İpek,
Poliakrilnitril ve Poliester
Formikasit Yöntemi
Poliamid 6 ve 6.6,
Polivinilasetat
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün,
Poliakrilnitril ve Poliester
Hidroklorikasit Yöntemi
Poliamid 6 ve 6.6,
Polivinilasetat
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün,
Poliakrilnitril ve Poliester
Dimetilformamid Yöntemi Poliakrilnitril
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün,
Poliamid ve Poliester
Karbonsülfür/Aseton Yöntemi Polivinilklorür
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün, İpek,
Poliakrilonitril, Poliamid ve Poliester
Tripsin Yöntemi ve Pepsin
Yöntemi Kazein Lifleri
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün,
Poliakrilonitril, Poliamid ve Poliester
Bakır/Gliserin/Naoh Yöntemi İpek
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün,
Rejenere Protein, Polivinilklorür,
Poliakrilonitril, Poliamid ve Poliester
Ksilen Yöntemi Polipropilen
Pamuk, Rejenere Selüloz, Yün, İpek,
Asetat, Cam Lifleri, Poliakrilonitril,
Poliamid ve Poliester
Kül Yöntemi
Organik Asıllı Lifler
Parçalanır Cam ve Asbest Lifleri
Tablo 5.2: Kimyasal kantitatif analiz yöntemleri
Doğal selüloz liflerinin birbirinden ayrılması:
Formikasit/çinkoklorür çözeltisinde 70 °C de 10 dakika işleme sokulduğunda numune
çözünmüyorsa doğal selüloz lifidir. Doğal selülozik liflerin birbirinden ayrılması;
 Mikroskop test: Mikroskop altında doğal selüloz liflerini ayırabilmek mümkündür.
 Floroglusin/HCL testi: Doğal selüloz liflerinden özellikle sap liflerinin (keten,
kenevir, rami ve jüt) birbirinden ayrılması mikroskop yardımıyla veya boyama
testi ile zordur. Bu nedenle floroglusin/HCL testi uygulanır. Lifin yapısındaki
lignin miktarı arttıkça, test sonucunda boyanma koyuluğu da artar.
Floroglusin/HCL çözeltisi: Alkol içerisinde floroglusinin % 10 luk çözeltisi
hazırlanır ve buna aynı hacimde derişik HCL ilave edilir. Bu çözelti ile keten, pamuk ve rami
lifleri boyanmaz iken, kenevir açık pembe, jüt ise kırmızı-mor renge boyanır.
Rami diğer liflerden çok uzun olması (60–270 mm) yönünden de diğer liflerden ayırt edilebilir.
Pamuk ve ketenin birbirinden ayrılması;
 Bakır testi: Apresi giderilmiş numune 10 dakika %10’ luk bakır sülfat çözeltisi
içerisinde bırakılır, sonra iyice durulanır. Sonra %10’ luk potasyum ferrosiyanür
çözeltisi ile işleme sokulur. Bu işlem sonucunda çöken bakırferro siyanür
nedeniyle keten Kırmızı-kahve bir renk alırken, pamuk ise boyanmadan kalır.
 Kinolin mavisi testi: Lif numunesi, boyarmaddenin alkalik çözeltisinde, ılık
şartlarda 5 dakika boyandıktan sonra soğutulur ve su ile durulanır. Sonra
seyreltik H2SO4 ile işleme sokulur. Bu işlem sonunda pamuk boyanmaz iken,
keten mavi bir renk alır.
Karışım liflerde ise: Kalitatif analizinden önce numunenin çeşitli yerlerinden 1
gramlık gerekli sayıda deney numunesi alınmalıdır. Ancak tekstil malzemesi üzerinde
yabancı malzemeler bulunabilir. Hassas bir tayin için önce bunların giderilmesi gerekir.
Uygulanacak kalitatif analiz yöntemlerini seçebilmek için karışımın hangi liflerden
oluştuğunu, kalitatif lif analizi ile saptamak gerekir. Eğer mümkünse tahmini karışım
oranlarına göre yöntem seçilir. Genellikle karışımda bulunan liflerden çok olanının
çözündüğü, az olanının çözünmediği yöntem seçilir. (Tablo 5.2: kimyasal kantitatif analiz yöntemlerine bakınız)
Buna göre önceden hazırlanmış (10 mm’lik parçalar halinde ve temizlenmiş) numune
bir tartım kabı içerisinde 6 saat 105 ± 3 ºC’de etüvde kurutulup desikatörde soğutulduktan
sonra tartılır ve analize başlanır. Tartımlar 0,001 gram hassasiyetinde olmalıdır.
Çözünmeyip geride kalan kısım G – 2 nordan krozesinde filtre edilir ve tartılır.
Buradan da karışım oranları hesaplanır.

6. KURU DESTİLASYON TESTİ
6.1. Destilasyonun Amacı
Liflerin ısıtılıp yakılmasıyla çıkan gazların PH’sının tespit edilmesi esasına dayanan bir yöntemdir.
Bir miktar lif numunesi kuru bir deney tüpü içerisine konarak yavaş yavaş ısıtılır.
Isıtma sonunda çıkan gazlara ıslak kırmızı ve mavi turnusol kâğıdı veya üniversal indikatör
kâğıdı tutularak gazların asidik veya bazik veyahut PH ‘ın kaç olduğu saptanır.
Asidik gazlar; mavi turnusol kâğıdını kırmızıya döndürürken, bazik gazlar; kırmızı
turnusol kâğıdını maviye döndürür.
Hayvansal lifler (yün,kıl ve rejenere protein lifleri ) veya kükürt boyarmaddeleri ile
boyanmış lifler kuru destilasyon sonucu hidrojen sülfür gazı çıkartılır.Bu gaz ıslak kurşun
asetat kâğıdını siyah renge boyar.
Sentetik lifler, kuru destilasyona tabi tutulduğunda, başlangıçta nötr gazı çıkartılar.
Fakat ısıtmaya uzun süre devam edilirse asidik ve bazik özelliğe sahip gazlar da oluşur.
6.2. Deneyin Yapılışı
Lif demeti (örneğin pamuk) bir tüp içerisine yerleştirilir. Deney tüpü alttan ısıtılır. Lif
demeti ısıtılırken deney tüpünün ağzına ıslatılmış bir PH kâğıdı veya turnusol kâğıdı
yaklaştırılırsa çıkan gazların PH değerleri tespit edilebilir. Pamuk lifi için kuru destilasyon
sonucunda asidik turnusol kâğıdı kırmızılaşır. PH 5–6’ yı gösterir.

KAYNAK:www.megep.meb.gov.tr

Döküman Arama

Başlık :