Filler Zıplarken

Filler Tepinirken

11 Eylül ile başlayan süreçle beraber, küresel istikbari güçlerin oluşturduğu hendekler her geçen gün belirginleşmektedir. Halihazırda hendekler kazılmakta, saflar netleştirilmektedir. Ülkeler ve halklar taraf olmaya çağırılmakta aksi tavırlarda ekonomik  ve askeri operasyonlarla susturulmaktadır. Tarih tekrar tekerrür etmekte, fillerle donanımlı ebrehe’nin orduları tekrar sahneye çıkarak varlığını hissettirmektedir. Özünde zulüm,işgal, terör olan fillerle donanımlı olan bu ordunun ayak sesleri her geçen gün daha bir netleşmekte, fillerin tepinmesiyle esen ses dalgaları artık daha bir belirginleşmektedir. Çağdaş ebrehe ve askerleri bugün Irak’ta, Filistin’de, Lübnan’da, Çeçenistan’da ve nihayetinde Suriye ve İran halklarının karşısına dikilmiş bulunmaktadır.

Bugünlerde küresel iblis olan Siyonist İsrail’in Suriye ve İran üzerinde estirdiği işgalci söylemler, her geçen gün dozajını artırmakta sıcak temasa doğru ilerlemektedir.1979 İslam devriminden buyana bu işgalci Siyonist güçler  İslam ümmeti üzerinde gerçekleştirdikleri soğuk savaş politikaları neticesinde, şii-sünni ayırımını telkin etmekte, bu sinsi uğraşılarını neticelendirmek istercesine İran ve Suriye’yi tehdit edip, bir kısım arap ülkelerini de yanlarına almak istemekte yada bu ülkelerdeki üslerini de kullanma noktasında müeyyideler uygulamakta; bu noktada politikalar üretmektedirler. Hamd olsun ki bugün İslam dünyasının düşünce ve eylemleriyle taktir ettiği Yusuf el-Kardavi son olarak verdiği “İran’ı savunmak her müslüman’a farzdır” fetvası bir hançer gibi yüreklerine saplanmakta bu fetva İslam dünyasını bir defa daha düşünmeye sevketmektedir. Hendeklerin kazıldığı ve tarafların belirginleştiği böylesi bir zaman diliminde bu fetva taktire şayandır. Aynı zamanda birlik ve beraberliğin ifadesiyken; siyonizmin yıllardır ektiği mezhebi kriterlerinde iflasıdır. Siyonist güçler vurduk, vuracağız naralarını atadursun, bugün İslam ümmeti her zamankinden daha çok öfke doludur. Yönetimleri,elebaşlarını asimile edebilirler, satın alabilirler yada kirli politikaları doğrultusunda kullanabilirler  ama halkların, koskoca bir ümmetin tepkisini önleyemezler. Aslında İsrail ve ABD kendisini hedef alan ümmetin öfke fitilini ateşleyecek kendi sonlarını  hazırlamaktadırlar. Bugün İsrail ve ABD’nin aptalca yapacağı bir operasyon, islami İran’ın kilitlediği ve İsrail’in hemen her bir km’sini yerle bir edecek füzelerinin tetiklenmesine sebep olacaktır. Öfkelerini yıllardır yutan bir ümmet kenetlenecek ve “Her bir Müslüman tükürse İsrail bu tükrüklerle boğulur, yok olur” nidaları realitede yerini bulacaktır.

Bugün İsrail ve ABD artık asimile edebileceği, sindirebileceği bir halkla değil, bilakis top yekün ümmetle kenetlenmiş bir toplulukla karşı karşıyadır. Artık güç dengeleri eşitlenmiştir. Yıllardır korku salma, gözdağı verme mesajları anında karşılık bulmakta ve daha şiddetli ve her bir beyanla ümmeti uyandıran söylemlere yerini bırakmaktadır. Küresel filler ABD ve İsrail tehdit mesajlarıyla tepindikçe ekonomik anlamda sarsılmakta, bir anda tüm Avrupa hatta Uzakdoğu borsaları allak bullak olmakta, satış baskısıyla yatırımcılar nakitte kalmayı tercih etmekte, Altın ve petrol fiyatları bir anda yükselmektedir. Bu durum ise top yekün mustazaf halkları etkilemekte küresel ekonomi altüst olmaktadır. Allah’ın taktiridir ki, ekonomilerindeki bu girdap saldırı politikalarına yansımakta, beklide bu söylemlerle ekonomide bu noktada nabız yoklamaktadırlar. ABD Irak’ı işgaliyle hala belini doğrultamamakta madden ve manen bitik bir şekilde askerlerinin sayısını her geçen gün azaltmakta, işbirlikçisi İngiltere artık bu girdaba dayanamayıp bölgedeki tüm askerlerini çekmekte, ABD’yi bölgede yalnız bırakmaktadır.

İslam ümmetinin bugün Kardavi gibi nitelikli ve cesur ulemaya ihtiyacı vardır. Ümmetin ABD ve İsrail karşısındaki bu öfkesini yönlendirecek olan yine bu ulemadır. Tıpkı bugün Filistin,Lübnan’daki Fadlullah, Nasrullah gibi. Ahmedinejad’ın başarımızın sırrı dik durmaktır sözü özümsenmeli, hayatta yerini bulmalıdır ki bu vahyin ifadesidir. Başarının sırrı silahlanmak değil, ekonomi ve teknolojideki kazanımlar değil, kalbin derinliklerine nüfuz edip kökleşmiş bir iman ve bilincin hayata yansıması olan dik durmaktır. Çünkü Allah,Rasulü ve Müminler izzet sahibidirler. Yıllardır asimilasyonlarla duyarsızlaşan, duyarsızlaştırılan mustazaf halklar her türlü ihtilaflarını öteleyerek zilleti değil tekrar izzeti kazanmaktadır. Ümmetin üzerindeki ABD ve İsrail korku putunu yıkılmakta artık meydan okurcasına öfkenin ifadesi olan söylemlere yerini bırakmaktadır. Bireysel ve toplumsal anlamdaki bu aziz ve izzetli tavırlar her geçen gün büyümekte dalga dalga ümmeti kuşatmaktadır. Yıllardır bir kara bulut gibi mustazaf halklar üzerindeki ABD ve İsrail’in korku imparatorluğu yıkılmakta, yerini vahyin ortaya koyduğu tevhidi bir bilince yerini bırakmaktadır.

“İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir".(3/173)

Çağdaş ebreheler filleriyle donanımlı olarak tepinip savaş naraları estiriken, unutmamalı ki zamanın ebabilleri de hazırlanmakta, taşlar yerini modern, donanımlı ve öfkelerini tutmakta her geçen gün zorlanan tevhidi bilincin pekiştirildiği halk kitlelerine yerini bırakmaktadır. Korku imparatorluğu da en çok bundan çekiniyor  olmalı ne dersiniz?

Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun…

Döküman Arama

Başlık :

Kapat