GELECEĞİ GÖRMEK DEĞİL, GELECEĞE BAKMAK ÖNEMLİDİR

GELECEĞİ GÖRMEK DEĞİL, GELECEĞE BAKMAK ÖNEMLİDİR

GELECEĞİ GÖRMEK DEĞİL, GELECEĞE BAKMAK ÖNEMLİ !

 

Türkiye’nin en tanınmış psikiyatrlarından Prof. Dr. Yankı Yazgan ile hayatın anlamını ‘psikolojik’ açıdan sorguladık. Yazgan, çoğumuzu zaman zaman esir alan umutsuzluk, güvensizlik, karamsarlık, mutsuz olma gibi durumlara daha olumlu yaklaşmanın yollarını anlattı. Yazgan’a göre kendine güvenmenin yolu ‘başlanan projeleri tamamlamaktan’ geçiyor. Mutluluğu arayanlar ise ‘kazanmaya değil, sahaya çıkıp oynamaya’ odaklanmalılar. Prof. Dr. Yankı Yazgan, Türkiye’nin en tanınmış psikiyatrlarından biri... Türkiye’de genel psikiyatri, ABD’de ise çocuk ve ergen psikiyatrisi üzerine uzmanlaştı. Türkiye onu özellikle 17 Ağustos depreminden sonra tanıdı. Adapazarı ve Yalova ağırlıklı üç yıl süren bir toplumsal psikolojik müdahale programını organize etti. 1959’da doğan Yazgan, 1995’te doçent, 2001’de profesör oldu. Bugün kendi alanında farklı çalışmalar yapıyor. Kendi deyimiyle ‘kişilik yapısının sonucu, tek alana konsantre olmakta zorluk çekiyor. Bir doktor olarak hastalarının psikolojik problemlerine çözüm arıyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde part-time öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Çocuk psikiyatrisi uzmanlarının yetişmesinde eğitimci şapkasıyla rol alıyor. Son iki yıldır ihtisasını yapmış olduğu Yale Tıp Fakültesi’nde genç doktorlara eğitimler veriyor. Beş yıldır büyük toplantılara, seminerlere konuşmacı olarak katılıyor. Kültür ve sanattan büyük zevk alan Yazgan, 25 yıldır karikatür çizerek ‘hayatını zenginleştiriyor’. Yazgan’la kendine güven, hayatın anlamı, mutluluğun tanımı, karamsarlık gibi ‘derin’ konuları konuştuk.Kendine güvenen, başarılı bir birey olmanın yolu nereden geçiyor?- Başarı, özgüven, kendini değerli bulma gibi özellikler ‘aman sen çok iyisin, aslansın’ gibi sözlerle olmuyor. Bunları başarmanın kalıcı yönteminin ‘bir şeyler yapmaktan’ geçtiğini biliyoruz. Bir şeylere başlayıp tamamlamış olmak önemli... Başlayıp da yarım bıraktığınız şeyler ise özgüveninizi parça parça eder. Yarım kalmış projeler insanda kendi ile ilgili şüphe uyandırır. ÖSS’den alacağı puan için kaygılanan öğrencilere ne tavsiye ediyorsunuz?- Sahaya çıkıp oynamak önemli. Bence asıl olan sınavı teslim etmek. Başaramamak, beklenen notu alamamak başka bir şey. Sınav hayatta elimize geçen son fırsat değil. Fakat biz bu sınavı bir ölüm kalım mücadelesi olarak görüyoruz. Biri sizi terk ettikten sonra bir daha kimseyi sevemeyeceğinizi düşünmekten bir farkı yok. Başarıyı eğer ‘sınavdaki en yüksek notu almak’ olarak tarif ederseniz, kendinizi başarısızlığa mahkum ediyorsunuz. Sınavların biteceğini ummak kadar büyük hata yok. Randevu verdiğiniz arkadaşınızın gelip gelmeyeceği bile bir sınavdır. Dolayısıyla her şeyi ‘ya hep ya hiç’ mantığı ile görme eğilimi olanlar umutsuzluğa daha kolay kapılırlar. MÜKEMMELİYETÇİLİKMükemmeliyetçiliği bir kenara mı bırakmak gerekir?- Mükemmeliyetçilik ilk başta çok güzel bir özellik gibi gözükebilir. Diğer yandan bazen mükemmelliyetçilik iş yapmamak için en büyük gerekçe haline gelir. Kendinize kimsenin yapamayacağı cinsten bir hedef koyuyorsunuz. Dolayısıyla ‘ben öyle yapamayacaksam yapmam’ diyorsunuz. Maçı kazanamayacaksam sahaya çıkmam demek gibi bir şey. Her şeyin kendi kontrolünüzde olması gibi gerçekçi olmayan bir yaklaşıma giriyorsunuz. Kendinizi daha yaşam bitmeden öldürmüş oluyorsunuz. Gençlerin kendileri ve gelecekleri ile ilgili karamsar olmasını neye bağlıyorsunuz?- Bu yaptıklarınızın ve elinizdekilerin değerini bilmekle ilgili. Kendinize dönüp ‘ben hayatta neleri yaptım?’ dediğinizde çoğumuzun aklına büyük şeyler geliyor. Kimse demiyor ki ben çok güzel köfte patates kızarttım, saçlarımı güzel kestirdim, temizim... Oysa bunları yapamayan birçok insan var. Yapabildiğimiz birçok şeyi yok sayıyoruz. Yapabildiklerinizi hiçe sayarsanız hayatta ilerleyemezsiniz. İş hayatında mutluluğun yolu nereden geçiyor?- Büyük hedeflere ve bu hedeflere nasıl ulaşacağımıza dair haritalara ihtiyacımız var. Büyük hedefin yolu küçük hedefleri gerçekleştirmekten geçiyor. Yaptığınızla ilgili tatmininiz varsa, tekrar ve daha fazla yapmak için daha çok güdüleniyorsunuz. Halbuki yapabildiklerinize doymadığınızda, tatmin olmadığınızda, adeta içinizdeki boşluğu doldurmak ister gibi bir arayış halinde oluyorsunuz ve mutluluğu bulmak zor oluyor.

 

Cevher68...

Döküman Arama

Başlık :

Kapat