Vahdet kavramı

Vahdet kavramı Yasadışı çağda İslam ümmetini vahdete çağıran bir kimsenin tutum ve anlayışını tespit edip, tanımlamak, büyük önem taşımaktadır. Nitekim İmam Humeyni İslam beldelerinden birinde bu temel ilke uyarınca Yasadışı çağda İslam ümmetini vahdete çağıran bir kimsenin tutum ve anlayışını tespit edip, tanımlamak, büyük önem taşımaktadır. Nitekim İmam Humeyni İslam beldelerinden birinde bu temel ilke uyarınca ilahi bir düzen kurup, bu yolun yolcularına güvenli bir çığır açtı. Beşeriyetin ilahi fıtratı, tevhide dayalıdır. Ard niyetlere, Nefsaniyete ve şeytani eğilimlere yakalanmamış insanda bütün hayat devrelerinde aklı olarak bu ilahi fıtrat üzerine durum değerlendirmesi yapıp, ilerlemiştir. Nitekim sağlam ve fıtri insan daima çekişme ve çatışmaları, tefrika ve dağınıklığı insan topluluklarını tehdit eden, kendi kendini gelişimden alıkoyan ve süflileştiren bir kaynak olarak nitelendirmiştir. İlahi enbiya Ademden Hatem"ul Enbiya sav’a kadar bütün peygamberler daima insanları tevhide çağırıp, onları şirk, ikilim ve üçleme nifak ve çekişmeden sakındırmışlardır. Tevhid anlayışı, İslam"la küfr’ün nihai sınırı sayılıyor. İslam’ın bütün felsefi, irfani, ahlaki, kelami, terbiyevi ekol ve yönelişlerinde varlık alemindeki vahdetçi anlayışı vurgulayıp, Tevhid ve vahdet anlayışını kendi düşünce yapılarının ayrılmaz parçası olarak nitelendirmiş bulunuyorlar. Alim ve bilginlerin de vurguladıkları gibi, beşeri toplumda hakiki vahdete yöneliş, Tevhid inancının cilveleri ve yansımalarından biridir. Buna karşılık, çoğulcu anlayış, maddecilik ve şirk’in bariz özelliğidir. Kur’an’ı Kerim’de “Ümmeti-Vahide”yi oluşturmak, “Seyri İllAllah”ın gerçek çığırında ilerleme anlamındadır. “Gerçek şu ki; sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse bana ibadet ediniz.” (Enbiya-92)

Döküman Arama

Başlık :

Kapat