İsmet Özelden Şiirler 2

İsmet Özel’den Şiirler 2 Bir Yusuf Masali

baskalarinin askiyla basliyor hayatimiz bakip baskasinin baskayla kurdugu baglantiya aska dair diyoruz ilk ani bu olmali ilk önce damarlarimizda duyuyor çagiltisini uzak iklimlerin kokusu gitmedigimiz sehirlerin önceden bir bas dönmesiyle kabariyor hafizamizda sonra ayriliklar düsüne daliyoruz bize ait olan ne kadar uzakta!

  Çözülmüs Bir Sirrin Üzüntüsü Yasamaktan öte özür bulamayinca aska sonuçlari bir bir gözden geçiriyorum pulluklarla devrilen topragin islakligindaki can madenlerin buharindan elde edilen büyü bazi yasak kitaplarin verdigi dinç duygular nelerse ki yasamak sözünü asi kilan nelerse ki lekesiz, umutlu ve budala. Denedim. Soguk sular dökünüp firladim sokaklara sorular sordum nice kara sifatlari üstüme alaraktan iste boynum, agzim sehvet yalaklarinda çarpistim, and içip ayna kirdim dogadan bir vahiy bekledimse bosuna baktim aksam herkesin kabul ettigi kadar aksamdi hiç bir mesru yani kalmamisti hayatimin. Sözlerimin anlami beni ürkütüyor böylesine hazirlikli degilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yagmurun açtigi yaralar çocuklarda. .   Démangeaison Hayatsiz kalmistim. Birden Dürin Chopin"in yedi mumarali valsiyle balkonda belirdi cildi çürüyen Istanbul"un üstünden korkulu göz sonbahar üssüne çöktü. Süsünden öldü sehir hüznünden oldu. Bir de o gün Sevki bey biraz çekil kardesim demesin mi Chopin"e ravii meçhul ama inanmak serbest ben kimseye yetim oldugumu söylemedim üstelik vesayet altinda falan degilim. Sadece hayatsiz kalmistim. Büyüyünce geçti. .   Dibece Oradaydik hepimiz,müheyya bekliyorduk salasti mukadderat,bozulmus bir nisandi gebe rüzgar,ihanete ugramis deniz,kerrat cetveli dünyaya sokunmustuk,dünya hamdi külsüzdü ocak,tellal çarsisiz agzimiz noksandi. Rimbaud"nun haberi yoktu Menelik"ten Nijinski delirmisti Mahler"in bes yasindaki kizi ölmemisti daha nehre Hasim annesiyle karanlik geceler bazi çikardi zonklardi öpülmek için kavlamis dudaklarimiz bekliyorduk;alnimizin çatinda hepimizin bir çarpi. Kopmamis birer çiglik diyesilerdi bize verilmemis birer söz daha hiç çikilmamis birer iskeleydi bedenlerimiz alnimiz birer sayilti azalarimiz yerli yerine çakilmamisti bir çift göz,bir yumruk yürek arasinda darma dumandik küsümle kapanirdi yüzümüz çünkü kazinmisti oraya yekten baskalarina ait bir çarpi. Yasamak çarpisi derlerdi buna,yasamak çarpintisi. Ne acelemiz vardi? Kime kavusacaktik? Yokusu göze almak mi? Niçin? Bir geçit nereye açilmak için gerekti bize? Susmak bilmiyordu tepemizde ses,sakli ve açik: Tamamla çabuk! Çabuk bitir! Hadisene! Sese bühtan etmedi aramizdan hiçbiri degil mi ki hepimizin isaretli ve yarim dünyaya sarkik.   Dislerimiz Arasindaki Ceset Biz sehir ahalisi,kara semsiyeliler! Kapçiklar! Evraklilar! Örtü severler! Çigliklardan çadir yapmak sani bizdedir Bizimdir yerlere tükürülmeyen yerler Nezaketten,haklilardan yanayizdir hepimiz Sevinmemiz çapkincadir,aglatir bizi küpesteler Yasamak deriz-Oh,dear-ne kadar tekdüze Katliamlar ne kötü be birader Günes neredeysek orada bulur bizi Ya cünup ve yalanci veya miskin ve ülser Falimiz neyse çiksin diye açariz indeksleri Sayilar bizi bulur,o ayip isaretler Saframizla kesemizi birlestiren anatomi bilgisi Hadim tarih,kundakçi matematik,geri kafali gramer Evet bunlar gizlice örgütlenerek alnimiza Verem Olmak Üretimi Düsürür ibaresini çizer Biz sehir ahalisi,üstü çizilmis kisiler Kaliriz orda senetler,ahizeler ve tren tarifesiyle Kimbilir kimden umariz emr-i b"il-ma"ruf Kimbilir kimden umariz neyh-i ani"l-münker Bize yalniz ogullari asilmis bir kadinin Memeleri ve boynu itimat telkin eder.   Esenlik bildirisi Bir sehrin urgan satilan çarsilari kenevir kandil geceleri bir sehrin buhur kokmuyorsa yagmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmiyorsa o sehirden öcalmanin vakti gelmis demektir Duygular paketlenmis, tecime elverisli gövdede gökyüzünü kiskirtan siir sahtedir gazeteler tutuklamis dünya kelimesini o dünyadan, o siirden öcalmali demektir Ölüm gelir, ölüm duygusuna karsi saygisiz ve zekâ babacan tavriyla tiksinti verir söz yavan, kardeslik sarkilari gayetle tikiz öcalinmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir Yargi kesin: Aci duymak ruhun fiyakasidir kin, susturur insani; adina çidam denir susulunca tutulan çetele simsiyahtir o siyah öcalmakcasina gür ve bereketlidir Vandal yürek! Görün ki alkislanasin ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir haksizlik et, haksiz oldugun anlasilsin yasamak bir sanri degilse öcalinmak gerektir. (1973). Evet Isyan

Demirden sagnaklar altinda uyur sevdigim gögsünde hazin ayak izleri eski subatlarin onu yaralar kipirdatiyor ve o sertelmektedir yaralardan kasiklarina bosalmaktadir nal sesleri. Keserle yontulmus bir agzi var sabahiin varinca bayraklari, marslari duyuyorum basim çilginca sarsilan dallarla ugrasiyor durup dineliyorum bütün taframla bütün taframla, bütün yumruklarim, bütün hantal yüreklerin oldugu orda. Kesik kollari var askin döl ve inat barindiran. Hirpani bir oksayisla aksam yanasinca çocuklara ben karakavruk yüzümün arkasinda kirbaçlayarak büyüttügüm agriyi birakiyorum bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan halksa kal"am onu kal"a kilan benim bosanir damarlarima yillarin kahraman gürültüsü çünkü kavganin göbegidir benim yerim. Ay vurunca çatlatir gögsümdeki mahseri çünkü kavganin göbegidir benim yerim canlarim, kollarinda Parti pazubentleri dik baslar, erkek haykirislarla göndere, en yukarlara çekiyorlar en yukarlara çatliycak kadar aski yüreklerini. yillardir çocuk baslari akiyor yamacimizdan yillardir balçikli bir hayvan çeperlerimizde kentlimiz cebinde cinayet fotograflariyla sofraya oturuyor köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime? Asfalt yakiyor genzimi asfalt adamlarini topluyor aramizdan yikilip omuzdaslarinin seslerine yikilip bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi. Ben merd-i meydan yani topragin ve kanin gürzü güllerin bin yillik mezari bendedir yukardan bakarim efendilerin pusatlarina insanlarin bütün sabahlarini merak ederim gök hirpalanmaktadir merakimdan itir kokan benim yumruklarimdir benim kavgamdir o, ask diye taninan. Alanlara çok bilenmis yüregim alanlara vurulsun kösleri su gavur sevdamizin vursun isyanin bacisi olan kanim karanliga Zülkf de vursun. Yüzüne ay kiriklari çarpip uyansin sevdigim. .

Gececil Kuslarin Ürkmedigi Aydinlik

Günlerimize o ilkel sesleri karisir ya gemileri annelerinden çok seven çocuklarin bir adam gelir ya devinen bir sancidir artik gelir eski günlerden ve uzar sanki uzar irzina geçilmis bir kahramanlik. Sinsi gülüslerimizdir simdi pis bir suda yikanan korkulardir katar katar inenler gökyüzünden. Ay sürekli yükselirse içimizde çirkin ama güçlü bir tanriya taptigimizdandir ondan ki sikiciyiz bu eski ayaklarla ondan ki ulu bir tiksintiye hazirlanmisiz, Kemerlerimizdeki en güzel geyik ölüm. Ama kim? Ben miyim burda bir esrime mi nedir bu kuslarin uçusunda gördügüm? Aptalca beklerim o hiç sökmeyecek safagi. Oysa yüregimden akan o derin suda kirmizilar öylesine yirtilir ki siner kan, huysuz kemanlar dolar sahdamarima, yansir kin savasçilari, gürül gürül ordular utancin köpürttügü yanaklarimdan. Köz komamis atesinden bize o adam simdi gülüslerimiz yirtici, gülüslerimiz korkunç agir, kara bir zirh tasidigimizdan. (1963)

Ils sont Eux

Agir ceza reisi durusmaya girerken safir bir göz yapisiyor kirmizi yakasina kirmizi yakalari var yargiç cübbelerinin Fransiz ihtilalelinden kalma. Burslu okudugu yillardan kalma ceza reisinin garip bir tarafi var kaslarini çatinca bir çocukluk dolduruyor yüzünü ürkünç bir ugursuzluk gülümsedigi sira. Garip bir tarafi var valinin makam arabasina binerken her seferinde bakir bir dudak karisiyor kirmizi saçlarina saçlarini parmaklariyla taradigi zamanlar bu dudak öpüyor onu hain bir yumusaklikla. Safir göz görünmüyor yargica kendini valiye vermiyor bakir dudak görmüyor alay komutani tekmil alirken gömlegine bir damla civanin sizdigini bir gözyasi, bir ukde anlami kazanarak. Kimse görmüyor burusuk pardesüsüyle bir babanin kirilgan bir yelpaze oldugunu aksam eve girince karisi katlanmis kilimlerle uyum içinde kolunu büküyor, dayiyor elini yanagina büyük kiz kanepede bu ara bir göl gezintisine çikmistir kelebek ölülerinden bir irmakta sürüklenmektedir lisebirdeki oglan. Kiz için sirlara karismaktir bir gölün ortasinda olmak erkek kardesi bir türlü varamaz herhangi bir sirra… Iki yaninda neden akar binlerce bu kelebek? Binlerce kanatli çekirge neden uçar beyninin yukarsinda? Evde soba yaniyor önce çalilar geçiyor çocuklarin bogazindan sonra agaç kökleri yirtiyor damarlarini bütün ailenin. Disarda soguk safirden, bakirdan, civadan bir gece uçuyor gece uçarken kulaklarina dokunuyor bekçinin bekçi mavi zehir siddetinde düdük çalarak bir soru soruyor karanliga bütün cevaplar sendedir, saklama diyor karanlik ona bekçi en sakli yerinden bir banka brosürü bir piyango bileti çikarip gösteriyor copunu gösteriyor lisebirdeki oglana sonra acili oldugu açikça anlasilan bir kadina biyik buruyor buruk bir sabah basliyor acili oldugu açikça anlasilmayan dünyada. Agir ceza reisi santa luçia söylüyor tras olurken maiyet memurlugundan beri aksatmadan yaptigi gibi vali sabah sabah parlatiyor zaten piril piril olan siyah kunduralarini. Kislada alay komutani barakalarin kar altinda öksüz duruslarina bakarak susuyor, söylemiyor bildigi tek siiri "güzel olan hiçbir sey hülasa edilemez" demis çünkü Valéry. Çünkü serbest düsünme zamani geçti artik simdi mesai saati disiplin kurulunun toplantisi var arsivde sicil belgeleri damgalanacak tayinler imzaya girecek teftise gidecek generaller rüya, oksayis, Tevrat gibi kelimeler gündemin disinda. Yurttaslar uygunadim çalismalariyla söktüler kariha yarimküresini yerinden bir pusula koydular açtiklari bosluga titreyen, korkak ibresiyle bu pusula kuzeyi gösteriyor serbest düsünme zamanlarinda ; safir bir göz görünce karistiriyor yönü tirnaklarini yiyor bakir bir dudak ona yaklasinca ; civadan bir gözyasi bari olsun istiyor bütün mesai boyunca. Burusuk pardesülü adam dalgin gittikçe daha dalgin, elinde cetvel masada hesap makinesi, pusula yetmiyor dibe dalmasina bagliyor kalin bir urganla beline agir bir sandik saliyor kendini yesil yosunlarin kirmizi baliklarin uçan kabarciklarin derinliklerine orada bir sandik buluyor yakutlar, altinlar, pirlantalar adam dibe inmek için beline bagladigi sandigini kesfediyor dibe ulastiginda. Öyleyse adamin eyvah isidi yüregi eve dönmesine gerekçe bulamiyacak bir daha. Eyvah çatti kaslarini, ayaga kalkti yargiç elindeki kalemi gülümsüyor, kiracak! Atildi öne, denize dogru lisebirdeki oglan denize, yakuta, entegral hesaplarina. Kardesim! diye haykirdi ablasi arkasindan firladi kanepeden kopardi kafasini bekçinin safirden bir baltayla. Anneleri mutfakta kalan son bakir sahani alüminyum olaniyla degistirdi. Mesainin bitimine on kala istifa etti vali çamurlu bir yoldan yayan yürüdü sinif arkadasi olan nalbantin dükkanina. Alay komutani oglu için otomobil satin aldi Mercury marka. Kis geçti, öksürük haplariyla geçti cumartesi hiçbirsey söylemeyen sözlere varmak için herseyin sonuna kadar söylenmesi gerekti incir… yarpuz… karamela… la havle ve la kuvvete illa billah. (1981)

Iki Kanat M.K.ya- Bizim ahsap evimizin kapisi Kastamonu"da iki kanatliydi. Biri hep kapali dururdu kanatlarin ardinda demir dayak. Gece olur karanligin hasyetinden kapanirdi tek kanat. Boyasizdi tahta kapi bu yaniyla güvenirdim ona. Yil elli üç. Üçteyim. Dövüsmek üzereyken bir yasitimla Malenkof! diye bagirmisim öfkeden patlayarak zavalli arkadasim hiç bir sey anlasilmayan bu telaffuz karsisinda sasirip kaçti bagira aglaya. Sonra kizlar geldi bir kanadi açilmayan boyasiz kapinin önündeki betonda rond yaptilar ve raspa oynadilar: Raspa raspa ras Kore"ye mektup yas Ince Sizi Var midir nalçalari sevincin gün tene degince kanatlari uzar mi derin bir secde gibi rüzgara asilanmak dostlari düsünmenin çarpintisindan mi Yokum arkadas düsünmekle varilan tada hayata yalnizca kafani banmak gövdende namusluca güdebilmek sevinci elbet burkulup kalmaktan iyi. Kara gözlerimde uguldayan bu degil ancak elde tüfek, elde alet, yürekte kor cebellesmek yalanla, kirle, tahvilatlarla damarlarina papatyalar doldurarak bir serinlik olup dünyaya sokulmak ben bir deli fiskin degil miyim sahibim Köroglu"nun da sahibi degil mi ve çocuklarin ezbere bildigi gömlegimin kendirini kendim ekmedim mi Öyleyse arkadasim sinem kanayadursun ta ki sürgün ya da mahpus kirisiklar yerine yüzümüz köylü ve gurbetçi yanikliga dursun sevmekle dogrulanmiyor madem kalbimiz girelim yarimizin avlusuna tam tekmil ve mürdüm erikleri ve dopdolgun elmalariyla o bahçede o genis kalçali yarimizi dört kere. (1968) . Jazz Bu vapuru kaçirirsam beni belki de cinnet basar belki kanser olurum bu yil sinifta kalirsam nöbette uyursam eger kitaplarimi yakarlar etimde sirpençe çikar bu kizi alamazsam bu isi bitiremezsem sehirden beni kovarlar izin kagidim yanar konusacak olursam bu senet bankalar kapanmadan ruhumun rengini kapatmayacak olursa ölür kuyuya düsen çocuk çocugun mercan saati çatlar mutlaka kosup haber vermeliyim yetkili memura bahar geliyor, ilerliyor yeminler alnimi kapip getirmeliyim denizi karsilamaya kirlangicin kanadindaki kezzap leylakta sikisan buhar için nabzimi bulmaliyim nerede bulacaksam nabzimi çünkü ben kasadan fis alarak yagmuru, selvileri zor durumda biraktim benim yongalarimdan yapildi bu çelenkler ben papatyalari simartmadim diye oldu Mata Hari"ler casus, Al Capone"lar gangster inmem gerek gözbebeklerimin altina beynimin ortasina büzülmeliyim genseyip kimildayabilirim oradan sonra dum di dum duridum dubida kendi kalbimle zamanim arasindaki sarkaç püskürtüyor beni dünyaya birakiyorum zerreciklerime kadar emsin beni Atlantik ve Pasifik ve bes kita kosmam gerek yetismem gerek yazgima tutmam gerek, sormam gerek, bilmem gerek esenlemem, kargislamam, irkitmem gerek niçin niçin, niçin, niçin kuyuya düsen çocuk niçin ölmesin 1981) Kaçy? Serin karanligima bir çingene düserdi gökyüzüne birikirdi hazineleri kisin daglarin daglarda birikirdi gölgeleri ürkütülmüs gölgeler kapimda çogaldikça yüregime o tedirgin çocuklarda düserdi kar yürürdü gözlerime tüyden ayaklariyla kar yürürdü çünkü kar o temiz eldiveni gökyüzünün tüfengimin issizligini büyütürdü bir dönülmez kaçisa uzanirdi çocuklar ve o üzünç bitkisi çocuklarda ölürdü artik üsümek çince bir çiçektir oralarda yolcularin tasiyamadigi bir çiçektir çünkü kardan yorulunca biz sicak sulara inip sepet öreriz ve "gecenin uzun agzi sulardi saksilari" ve hala ay daginik saçlara benzer oralarda serçelerin ayaklarina bagladigi karanlik kimseyi çagiramaz kendi adiyla. (1963) . Kalk Dügüne Gidelim Sarardin üzüntüden, üç gün agladin baktim gözlerine siçramis halkin gözleri incesin bardakta bir karanfile benzemiyor inceligin serçeler sekmiyor hayir, dudaklarinda ham demirden bir çanakta dövülmüs otlar olur isinmis taslar olur yazlari geceleyin sazlar kanimda Çiçek Dagi"ni vurur doldurur öylece göz yerlerimi inceligin Tenimde iz birakmis kar kokusu terli, muglak adamlarin hevesleriyle harman edilmis tenim sevinçler artirmisim çiçekli ve çiçeksiz bütün daglardan. Sarhosken bagrima akitilan yildizlar özümü çekip ayirmis avuntulardan. Simdi sana bakiyorum, kalabalik gözlerin aglamasan bizi utandiracak sanki dünya Valentina Tereskova ve çekik gözlü kadin komandolar çünkü üç gün beslendiler senin gözyaslarinla. Sen aglarken azigimiz çogaldi elledik halkin agrilarini cesurca aglamasan kök inatla kavramiyor topragi bos umutlar içinde pervasiz büyüyor kir agliyorsun ihanete karsi savkiyor piçak bir piçak ki sevgilim, Sürmene isidir. Bir sehrin uzak semtleri gibi gözlerin üzgün, kara, ayaklanmaya hazir ben yaralar kusanip katilirim onlara onlara katilirim yedek mermi ve sarkilar alarak seni alirim sonra her bir yanim çagildar bir oyuna kalkariz sikilmis yumruklarla yazariz duvarlara firtinali yazilar. Bir gün burda, bu kalktigimiz yerde kendini yasamakla tasiran bir günes kabarcigi zonklayan bir atardamar oldugu anlasilir el tutusmus çocuklar ki o zaman senin gözyaslarini heyecanla kapisir. (1969) Kan Kalasi Elbet bir hinlik vardim seni sevisimde ey kanima çakillar karistiran isyan saçlarima bin küsur yalnizligi takip girdigim sehre insan varligimizdan tuhaf tohumlar biraksin günü geçmis bir gazete, toprak bir çanak bir daha gelmem belki diye bir not bakir masrapanin yaninda seytanlar da yürür benimle herhal islik çaldigim için bir sahan tüylerini döker arimsira artik birakilmaktan yapilma bir adam sayilirim bögrümde kambur çocuklardan bir payanda. Gizemli bir dehliz gibi sehri dolasiyorum sikica tutuyorum kendimi sehre karismaktan alikoymaya her yerimde urlar çikiyor, biraz kürt, biraz köylü, biraz makina kangren oluyorum bahar geldigi için urlarimi kesiyorum kör bir usturayla ama kopmuyor onlar ve bana sehri dolastiriyor birakabilecegim herseyi biraktiriyor bana kizlardan geçilmiyor köprüler, ayak bileklerime dek yükseliyor kiz tortulari tülbentlerden kani süzülürken körpe yavrularin bir bazi seyler bulmali yüzümüze tebelles olan bu korkuya - Avluya çik - Avluya kara bir sey birakilmis (bir bomba) Kulaklarimiz alismisti tipirtisina yagmurun sehre sikintinin rahatligi basmadan giriyorduk filimler üç günde bir degisiyordu bense ikircikliydim ama korkmuyordum polis olan babamla tatil arasinda uçusup duruyordum durmadan urlarim yoktu, suçum yoktu ve beyaz kuslar kalkardi anamin hirkasindan sehre karismayan bir dehliz degildim sevinçle kovaliyordum kendimi bunlari ansimak basimi döndürüyor bazan elbet bir hinlik vardir seni sevisimde ey kanima çakillar karistiran isyan. Azan bir hevestir artik tanyeri söküp gövdesinde bir cehennem parçalamak ister insan sehrin defterini dürüp uzanmak ister yanina üstümüzü kus sesinden bir lekeyle örtmeli umudumuzu kapamaya gelen makinalari bütün çirkefini sehrin çarptirip askimiza solumak gece terlemek gece gece çarsaflara... Açiklanacak, belletilecek olan belki milat öncesi ve sonrasi lakirdilari karisik banka hesaplari, navlun yani öylesine açik degil pek hatta - sehir mi, degil mi burasi - kötürüm bir kurt çantami karistiriyor neden karistiriyor, ne hakla direnmeler, erzurumlar, kalfalar gecenin ipini koparan gece safalari - Var misin yok yere aglamaya… Ki bir sis yanik birakilmis bir fisilti sehri sariyor, bir dehliz olan bana ulasamiyor ama herkesin içinde igdis bir bahar bacaklari eriyor memurlarin, evkizlarinin ve saat 24 vardiyasinin isçileri inmiyorlar ocaklarina. Yufka midir yufka midir benim bakisim dünyaya ki acilariyla baslatirim insanlari derimi yalayarak geçen mevsim beni alir sehirden yipranmis bakislarla her askere gidenin, her tören yorgunun kondurur kemerinin kasina. Böylece ben, o küskün, o karismayan dehliz koca bir tomrugu yüklenirim arkadaslarla koca bir tomrugu kaldirip kaldirip kümbetlere, bitkinligin bordasina... Kanin çigrindan çiktigi saattir bu memelerini bana sikica bastirdigin hercai bir yürek somurtkan kepenklerin ardinda sehri acitan çocuklugumuza degdikçe biz sevistikçe bizi acitan kukumav kuslari, manilerle dolu bir yatak zaç yagi siseleri kocaman. Sen simdi sevincimin akranisin ey kanima çakillar karistiran isyan dogrusu seni topragi eller gibi sevdim yaralarimi onduranimsin yatagimi hiç bos birakmayan... Yüzümü ellerimle yine kapayayim mi? bekçi karisinin belaltini mi anlatayim insanlara yoksa onlara bilinmez bir toprak mi adayayim degil partizanligim dalasmak istiyor anla bu sarsak hirgürüyle dünyanin dalasmak dalasmak dalasmak böylece ask akranim oluyor benim ey bayirdan ve yokustan uzaklara ey çirpinan bir geyiktir memelerin kanin isirgan otlari gibi aklimda.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat