Atilla İlhandan Şiirler 5

Attilla İlhan’dan Şiirler 4

MÜJGAN A AŞK ŞARKILARI 1dinlerdim telâşlı kanûnlardan sarışın türkçeyi nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi ürkek bir çilenti usulca yoklardı bahçeyi nerde tâvus kuşları nerde müjgân"ın gençliği nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi okşamak kumrallığını içimden uysal lambaların beyhude ıslıklarını yakınlaşan sonbaharın akşam tenhalığında birlikte duygulanmaların saklı mutluluğuyla dalgından çok daha fazla dalgın nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi bir parça son yalnızlığa öncekiler hazırlıktır insan bırakmaz sevdiğini sevmek insanı bırakır kalırsa gözlerinin elinde yaldızı belki kalır ney üşür kanûn pırıldar udlar oldukça karanlıktır nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi

    NASIL BİR SEVDAYSA ay çok mu gecikti neredeyse çıkar sen yanlızlığıma varır varmaz az sonra yağmuru durduracaklar rüzgarı değiştirdim ustura ağzı poyraz yok canım yıldızları unutmadık mutlaka yerlerinde bulunacaklar kenarı yaldızlı mavi bir karanlık sütlü çıplaklığını örtecek kadar senin için olduğu asla bilinmeyecek yapraklarını birden dökecek dutlar şafak sökerken sekiz on kadar şimşek balkonda işlemeli müstesna bulutlar ayak bastığın an şehir de değişebilir yoksa Moskova mı belki berlin belki dakar belki 30"lardan mehtap yorgunu izmir körfez"de şerefine donatılmış vapurlar nerede ne zaman kaç kere yaşadık nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar bitirdiğimiz herşeye yeniden başladık dudaklarımızda birbirimizden mısralar       NASIL OLDUYSA nasıl olduysa birden adımı unuttum adını unuttuğum o sıcak şehirde yıldız alacası yüzen bir zakkum yanımda o hayal kız ikide birde yolumu gözlerine bakıp bulduğum sahi ben ne hırçın bir çocuktum ele avuca sığmaz aklı fikri şiirde mısra mısra başımı belaya soktum İzmir cezaevi dokuzyüz kırk bir"de kaşla göz arası liseden kovuldum inanmakta geç sevmekte çabuktum bazen yaşadıklarım aklıma gelir de kaç kere umutsuzluğun yolunu tuttum istenmeyen adam hemen her devirde hemen her devirde ateşten bir buluttum binlerce umuttan belki bir umuttum     NEFESLER-4 su dinlerim gök anlarımalevi tenime sığmazteni canla bütünlerimbüyür bedenime sığmazdemiri tavında dövmeliemekten ürünü sağlamalıyarını bugünden giymeliyarıyolda durmak olmazdeğiştir ki değişesinkarşıtınla çelişesinbileşim yollar uğrağıgelişim sınır tanımaz       NEYDİ O BİR ZAMANLAR istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar sanki gençliğime doğru yaşlanıyordum çengelköy"de yaz unutulmaz erguvanlar hangi yanıma dönsem seni bulurdum içimdeki lambanın kırıldığı anlar istanbul ve sen / sırılsıklam yaşananlar yanardöner bir ayna yeniden ruhum çengelköy"de yaz unutulmaz erguvanlar gözlerinin sisinde sevdalı bir yolcuyum hayal meyal gemiler dumanlı ilkbahar istanbul ve sen / ikinizden kalanlar tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum çengelköy"de yaz unutulmaz erguvanlar rüya mıdır gerçek mi kendi kendime sorduğum istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar   NÖBET DEĞİŞİMİ istediğim yağmur hazır mı bakalımyerlerine konuldu mu soğuk katillerkaranlığı ya gevşek dokudularsaöldürüleceğimden emin olmalıyımşimşekler gecikti herhalde unutulmuşacı yeşil keseceklerdi birden yolumuhani viraj ıslıklarıyla hain otomobillersarı sarı göz kırpan trafik ışığıyeryüzünde çok fazla bir yalnızlığımbaşka yalnızlıklara hak tanımayanbiliyorum kuralları bozduğumuyerimi uysal birine bırakmalıyım   O SÖZLER Kİ o sözler ki acıdırmapusane avlularındademirli kırbaçlar gibi şaklaro sözler ki sırasındaçiçek açmış bir nar ağacıdırdağ ufkuna vuran deniz aydınlığısırasında gizemli bıçaklaro sözler kiimgelem sonsuzluğununateşten gülüdürlerkelebek çarpıntılarıyla doğarlar ölürlero sözler ki kalbimizin üstündedolu bir tabanca gibiölüp ölesiye taşırızo sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdanuğrunda asılırız   ONSEKİZ (13793 Hit)alnında satır gibi indirmiş kaşlarını ağzı yüzü kan revan içindedir içinde birşeye baktığı belli kimbilir nedir belki tortulu kalın bir nehir belki bir şehir / bir nehir gibi uğultulu elektrik bilemiş kaldırım taşlarını belki hiç olmayan sevgilisidir o filmden çaldığı genç kız hayali saçları yalnızlığına dağılmış belli belirsiz tutukluluk hali tenhalara kaçırır bakışlarını iki gecedir yerinden kıpırdamadı çenesi kilitki dudakları şiş karanlıkta gizlice sakal büyütüyor içindeki başka bir kata inmiş belki arka bahçeye uzak çocukluğundan morsalkım kokuları böğürtlen tadı yukarda haşarı uçurtmalar annesi içerde çamaşır ütülüyor akşama yatılı misafirleri var erzurum"dan koşma oğlum bu nasıl çember çeviriş az önce düştü de burnu kanadı belki bıyıklarında yaladığı kan birini çağırıyorlar onu olabilir mi adını hatırlasa bilmece çözülecek adını hatırlamıyor kaç yaşında olduğunu hatırladığı içindeki bir gemi yıllardan ilkokul belki 23 nisan heybeli"ye geziye gidilecek yol boyunca aralıksız kuş yağmuru gemiyle yarışan yunuslar maviliğin gözlerine sığmayan sonsuzluğu o ilk hürriyet sarhoşluğu korkudan ihtiyarlayabilir mi yirmi yaşında insan

Döküman Arama

Başlık :

Kapat