Atilla İlhandan Şiirler 3

Atilla İlhan’dan Şiirler 3 EMPERYAL OTELİ ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var sımsıcak bir merhaba diyecektim başımı usulca dizine koyacaktım dört gün dört gece susacaktım yağmur sönecekti yanacaktı sameland seferden dönecekti duvardaki saat duracaktı kalbim kendiliğinden duracaktı ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var emperyal otelinde bu sonbahar bu camların nokta nokta hüznü bu bizim berheva olmuşluğumuz bir nokta bir hat kalmışlığımız bu rezil bu çarşamba günü intihar etmiş kötümser yapraklar öksürüklü aksırıklı bu takvim ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var sesleri liman sislerinde boğulur gemiler yorgun ve uykuludur sabahtır saat beş buçuktur sen kollarımın arasındasın onlar gibi değilsin sen başkasın bu senin gözlerin gibisi yoktur adamın rüyasına rüyasına sokulur aklının içinde siyah bir vapur kıvranır insaf nedir bilmez otelin penceresinde duracaktın şehri karanlıkta görecektin karanlıkta yağmuru görecektin saçların ıslanacak ıslanacaktı kış geceleri gibi uzun uzun tek damla gözyaşı dökmeksizin maria dolores ağlayacaktı istanbul"u yağmur tutacaktı bütün bir gün iş arayacaktım sana bir türkü getirecektim kulaklarımız çınlayacaktı emperyal oteli"nin resmini çektim akşam saçaklarından damlıyordu kapısında durmanı söylemiştim yüzün zambaklara benziyordu cumhuriyet bahçesi"nde insanlar geziyordu tepebaşı"ndaki küçük yahudiler asmalımesçit"teki rum kemancı böyle rüzgarsız kalmışlığımız bu bizim çektiğimiz sancı el ele tutuşmuş geziyordu gazeteler cinayeti yazıyordu haliç"e bir avuç kan dökülmüştü emperyal oteli"nde üç gece kaldık fazlasına paramız yetmiyordu gözlerin gözlerimden gitmiyordu dördüncü gece sokakta kaldık karanlık bir türlü bitmiyordu sirkeci garı"nda sabahladık bilen bilmeyen bizi ayıpladı halbuki kimlere kimlere başvurmadık hiçbiri yüzümüze bakmıyordu hiç kimse elimizden tutmuyordu ben hiç böylesini görmemiştim vurdun .... kanıma girdin ..... kabulümsün       GECE BULUŞMASI Sen İstinye"de bekle ben buradayım İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git Çünkü ben buradayım karanlıktayım Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor Şarabım bütün ekşi suyum soğuk Yanımda olmadınmı seni seviyorum Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git Yüzünü ıslatmadan ağlıyabilir misin Gece yarıları telefon ettin mi hiç Karanlık adamlar hüviyetini sordu mu Ben senin olmadığını arıyorum Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git Yabancı gibisin miyop gözlerin kısık Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil Belki ölmek hakkımı kullanıyorum Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git     GECENİN KAPILARI Bütün kapılar kapandı, dışardayımBirden karşıma çıkmayın korkuyorumUykusuzum fena halde, sokaktayımKaranlık bastırdı mı bozuluyorumFena bir yerimden koptuğum doğruKendimden çok fazla yaşamaktayımNereye bağlanacak bu işin sonuAslında ben kimim meraktayımBütün kapılar kapandı, sokaktayım...     GEÇERDİ HEP Geçerdi hepPırıltılı kanunlarNeves gecelerdenİhtimal buhranlı gecelerdi hepYüreğinde yalnızlığın tortusuVazoda yaseminlerUfukta yağmur kuşlarıÇözülmez bilmecelerdi hepAnsızın dalarBir yorgunluğa uyanırdınGüneş çekilmiştir bahçelerdenLambalar çok erken yanmışAldatılmak korkusuSık sık bozulan yeminlerEnfarktüs kuşkularıSinsi bir kederdi hepZaman zaman düşündüğünAklına geldikçe güldüğünŞan şeref ve ünBeyhude şeylerdi hep     GİBİ REDİFLİ GAZEL yorgun kadınlar içtik yalnızlıktan uğuldayan tuzlu kan gibi nice akşamlar devirdik çengi kıyamet "kızıl sultan" gibi vurdukça mızrap öyle yoğun bir melâl dağılır ki tamburdan bastırır eski sevdalar göz gözü görmez duman gibi su karanlıktır ve kadehler boşalmış leylaklar darmadağan kıvılcımlar savurup narçiçeği çöker bir daha başımıza gökyüzü tutuşmuş tavan gibi kanlı hesapları vardır kıyamete kadar sürecek ölümlü şairlerin kim bilir nerden bilecek ne çığlıklar geçer daha dünyadan attilâ ilhan gibi       HACI MURAD IN ÖLÜMÜ hacı murad"la olduk eski kafkasya"da ihtiyar çuvaşgili santur çalıyordu ne çaldığı zaten anlaşılmıyordu oğlu belki o saat asılıyordu şarap patlak vermişti isyan masada atlas gömlekleri boyundan ilikli sabahlara kadar hançer dokuyanlar mezmur okuyarak duvar duvar dudaklarında karanlık ilkbahar gözbebekleri çelik çekirdekli çalarak getirdiği korkak tatarların bakunin yazması kitaplarından dinamitler yürür bakü sokaklarından siyah bir toz olur doru kısraklarından öfkeli kazakları II"nci nikola"nın ölmek fısıldadıkça son semaveri bulutlanır çay kristal fincanda ıslıklar gizlice bilenir zindanda bir ustura çizgisi azerbeycan"da hacı murad"ın üzengileri     HANNELISE yağmurda çıkıp geleceksin hannelise yağmur gözlerinden çıkıp gelecek bir öğle sonu paris"te hannelise bir kahvede grands boulevards türküsünü çalacaklar paris ve yapraklar sararmış etrafımda seine"e kanat vurup bir rüzgar geçiyor gare d"orleans"da saat şimdi üç diyecek yağmurdan çıkıp geleceksin hannelise gözlerine bakıp sanki mavi diyeceğim sanki çocuk diyeceğim aydınlanacaklar balığa çıkmış bir ihtiyar rıhtımda suya atıp söndürecek cigarasınıbir öğle sonu paris"te hannelise bir kahvede grands boulevards türküsünü çalacaklar insan kendisine rağmen yaşayamaz kalbimiz beyaz derken biz siyah diyemeyiz diyemeyiz hannelise sen mutlaka lichtenstein dükalığından bahsedersin yapraklarını döker ıhlamur ağaçları katedralin önünde ben içimde müstesna bir ateş bahçesi donatırım bembeyaz bembeyaz hannelise

Döküman Arama

Başlık :

Kapat