Gazali ve İbn Rüşd'e göre tevil

Gazali ve İbn Rüşd’e göre te’vil(2)

Prof. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı

Gazali ve İbn Rüşd, te"vilin sadece kelami-felsefi nitelikte bir mesele olmadığını, bunun çok ötesinde "şer"i" bir mesele olduğunu açıkça dile getirmektedir. Başka bir deyişle asıl mesele, şeriatın te"vile ruhsat verip vermediği meselesidir. Her ikisi de te"vilin zor olduğunu, hatta bu faaliyette "iktisad üzere" olmanın, yani orta yolu bulmanın daha da zor olduğunu, İslam dünyasındaki çeşitli meslek ve mezheplerin, önemli ölçüde, bu yüzden çıktığını gayet iyi bilmekte ve söylemektedir.

Gazali"ye göre te"vil karşısında aşırılığa (israf"a) kaçan iki ana tutum vardır: Lafzilik ve te"vilde kuralsızlık. İslam dünyasında lafzilik tutumunu sonuna kadar tutarlı bir şekilde götüren hiçbir akım yoktur. Hanbeliler dahi bazı ifadeleri te"vil etmek zorunda kalmışlardır.(16)

Sufilerin pek çoğu bu tutumun neredeyse karşısında yer almışlar ve yorumda aşırılığa kaçmışlardır. Fakat onlar, lafzi yaklaşımın önemini inkar etmemişlerdir. Yine onlar, yorumlarıyla başkalarını yanlış yola sevk etmek gibi bir niyet taşımamışlardır, diyor Gazali.

Bu konuda aşırılığa kaçan üç büyük zümre vardır:

a) Mutezile: İ"tizale kaçanlar, bir yandan cesetlerin haşrini, cennet ve cehennemin varlığını kabul etmiş; ama öte yandan Allah"ın görülebilirliği, O"nun semi", basar gibi sıfatlara sahip olduğu, kabir azabı vb. konuları te"vil ederek aşırılığa gitmişlerdir.(17)

b) Felasife: Mutezile"nin tutumu felasifeninkine nazaran çok daha ılımlı sayılır. Mesela, uhrevi hayatla ilgili Kur"an ifadelerini mecaz sayıp te"vile yönelmelerini, te"vil için gerekli kuralların ışığında bakıldığında, öne sürmek ve savunmak mümkün değildir. Böyle bir te"vil Kur"an metnini anlamsızlaştırır ve akla şu sonucu getirir: Kur"an halkın saadeti için hakikat olmayan şeyleri dile getiriyor.(18) Bu tutum, Gazali"ye göre insanı küfre götürür.

İbn Rüşd, işte tam bu noktada Gazali"ye önemli bir eleştiri yöneltir ve onun tutumunda gözle görülür bir tutarsızlığın olduğunu söyler. Şöyle ki: Gazali"ye göre, bir şeyin beş tarz var oluşu söz konusudur: Zati, hissi, hayali, akli ve şibhi. Eğer ortaya bir mes"ele çıkarsa, bu dört tarzdan hangisinin halk içinde daha çok ikna edici (akla yatkın) olduğu gündeme gelir. Önce bir şeyin asli var oluş tarzına, dolayısıyla asli manaya bakılır. O mümkün değilse sırayla ötekine veya bir ötekine geçilir.(19)

Bir şeyin varlığını inkar etmemek şartıyla bu yorum basamaklarından herhangi birini esas olarak açıklamak insanı küfre götürmez. Filozoflar, uhrevi durumların varlıklarını inkar etmiyor, onları mecazi (dördüncü var oluş basamağı ışığında) manada alıp te"vil ediyorlar. Gazali, Cuveyni gibi nazar sahasının imamları, nazari konulara ilişkin meselelerin yorumlarında icmaa ters düşenlerin küfürle itham edilmeyeceklerini söylemişlerdir. Kaldı ki nazariyat alanında, diyor İbn Rüşd, yakin tarikiyle elde ediliş bir icma da söz konusu olmaz.(19)

c) Batıniler: Gazali"ye göre te"vil konusunda en aşırı noktaya giden ve en tehlikeli olanlar, şüphe yok ki, Batınilerdir. Bunların amacı yeni ve daha derin anlamlar keşfetmek değil, manaları açık olan ifadelere bile afaki anlamlar vererek zihinleri bulandırmak, insanları yoldan çıkarmaktır. Onlara göre, mesela, Kur"an"da geçen "cünüb"ün anlamı "henüz hazır olmadan sırrı elde etmek", "savm"ın anlamı "sır tutmak"tır. Bu ve benzeri sözde yorumlarla onlar ayetleri te"vil değil, resmen tekzip ediyor ve toplumu son derece tehlikeli bir istikamete sevk ediyorlar. Daha da kötüsü böyle yorumları yapma hakkını da "yanılmaz" diye inandıkları imamlarına veriyorlar. Onlara göre, imamın söylediği mutlak manada doğru ve bağlayıcıdır. Bu tutum ise şer"i ve akli delilleri "hiç" meselesine indiriyor.(20)

Gazali, özellikle te"vilde aşırılığa gidenleri sadece ilmi bakımdan değil "te"vil sosyolojisi ve politikası" açısından eleştiriyor. Bu bakımdan yerine göre konuya hukuk açısından (mesela faysal ve mustasfa"da) bakıyor. Bazen (mesela; Mişkat, İhya vs."de) manevi ve tasavvufi yaklaşımları bir çerçeveye oturtmaya çalışıyor. Bazen de konuya ağırlık olarak (mesela; feda"ihu"l-batınıyye) sosyal ve siyasal açıdan ele alıyor.

İbn Rüşd bu yaklaşımı, büyük ölçüde, doğru buluyor; ama yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi, birkaç önemli noktada (burhan) metodunun ihmali, filozofların tekfiri, kime neyin açıklanacağı hususunda yeterli titizliği göstermeme vs.) Gazali"ye ciddi eleştiriler yöneltiyor.

Dipnotlar

(16) İhya, I, s. 141.

(17) A.e., s. 138.

(18) Gazali, The Incoherence of Philosophy, İng. Çev. S. A. Kamali, Lahore, 1963, s. 235-6.

(19) El-Keşf an Menahic el-Edille, s. 39, Gazali, Faysalu"t-Tefrika (Türkçe Çev. İstanbul, 1992) s. 165.

(20) Faslu"l-Makal, s. 15.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat