Uyku

Uyku

Selam Olsun Dogru Yolda Yürüyenlere

Sizinle Güzel Bir Konu"yu Paylaşacam.

Uyku ; Ona küçük ölüm demişler. Bilmem ki ölüm, başka nasıl olur?

Ölen insanın dünyayla irtibatı kesilmez mi? Uyuyan insan da öyle değil mi?

Uykuya dalan yatakta olup, olmadığını bilmez. Otobüste uyuyan, uyanınca otobüste olduğunu anlar, uyku sırasında otobüste değil, kendinden geçmiş, belki başka âlemdedir.

Bazan uyanınca etrafımıza bakarız: Nerdeyim?

Evet, uyku ile dünyadan ayrılır, parayla, işle, arabayla, akrabayla ilişiğimiz kalmaz. Ölüm de öyle değil mi?

Uyku ile ölüm arasında fark, biri uzun diğeri kısadır.

Bir de rüyalar var. O zaman iki insan oluruz, biri yatakta yatıyor; öbürü, bir başka âlemde yürüyor, koşuyor, bir şeyler yapıyor. Hiç tanımadığımız insanlarla görüşüp, konuşuruz, hiç düşünmediğimiz olayları yaşarız. Bazı rüyalara günlerce, haftalarca yapılacak işler sığar. Ordaki zaman da, hayat da farklı...

Orası neresi?

Dünyada iken, bir başka âlemde yaşamak...

Alışkanlıklar, çok büyük olayları, yokmuş gibi gösterir. Devamlı ölü gıdalar yiyoruz, diri diri yaşıyoruz. Analar, babalar her zaman ölü gıda yer, bu ölü gıdalardan dipdiri, bir çocuk dünyaya gelir. İnsan, düşünmeden yine sorar: “Ölen insan dirilir mi?”

Ölmüş gıdaları midemizde dirilten Allah ölmüş insanları diriltemez mi?

Ölü gıdalardan çocuğu yaratan Allah, ölen insanı bir başka âleme alıp, bir başka hayat yaşatamaz mı?

Her şey ölüp, ölüp dirilirken her gece insan ölür. Uyku ile dünyadan ayrılır, rüyayla bir başka âlemde yaşar ve uyanarak dünyaya döner.

Uyanmasaydı, uykudaki ölümün zamanı uzatılmış olacaktı...

Bazıları: “Uyuyor zannettim, uyanmayınca elimi vurdum ki buz kesilmiş...” diye bir vak’ayı anlatır.

“Uyuyor zannettim” çünkü uykuyla ölüm, kardeş, eş mânâya da gelir, biri kısa, diğeri uzun.

Uyumamak mümkün değil, ölmek de öyle... Nasıl ki uykuda zaman çabuk geçiyor... Nasıl ki uyuyanın saatle, takvimle ilişiği yoksa, ölüler de öyle...

“Cennette canım sıkılır” diyen ahiretle dünyayı aynı zannediyor. “Bu rüya uzun oldu” diyen var mı?

Korkulu rüyalar, bir saniyede bir aylık çileyi tattırıyor.

Nasıl ki rüya görenin yatakla irtibatı kalmazsa, ölenin de mezarla irtibatı yok. Mezarlığı ziyaret, ibret içindir, eğer alınırsa...

Kabir azabı, ölenin kıyamete kadar çekeceği azaptır, korkulu rüyalar gibi.

Allah’ın Adalet (Adl) sıfatı her zaman, her yerde, ezeli ve ebedi olarak tecelli eder. Kötülerin kabir azabı çekmesi, mahkeme–i kübradan sonra da cehenneme gitmesi, iyilere mükafattır.

Adalet mutlaka tecelli etmeli, zalimle masum eşit olmamalı!

Güzel rüyalar, ne kadar güzel! Uykuyla güzel rüyaların başlaması bizi memnun etmez mi? Ölümle de güzel bir âleme çıksak ne kadar güzel!

Hiç şüphe yok ki imanın gücüyle iyi olanlar, dünya hayatından daha iyisini ahirette yaşar.

Türbelere gitseniz bile, kendi mezarınızı türbe etmenin çaresini arayınız. Yoksa, orda bir şey bulamazsınız.

Mezarını türbe edenler, çok güzel bir hayat yaşamıştır.

Baki olan Allah, kullarına beka vermiştir. Yüz sene evvel hiçbirimiz bu dünyada yoktuk. Yüz sene sonra da hiçbirimiz bu dünyada olmayacağız.

Nerde olacağız?

Yüz sene evvel nerdeydikse, yüz sene sonra da orda olacağız!

Dünya oteline geldik tüzüklere uyduk uymadık, gidiyoruz. İyiler de kötüler de beraber gittiğine göre demek ki mahkemeye gidiyorlar, muhakeme edilecekler.

Uyku ölümün, rüyalar ahiretin talimidir. Kabul edip, etmemek sonucu değiştirmez!

Hekimoglu İsmail

Döküman Arama

Başlık :

Kapat