Gericilik

Gericilik GericilikGerici olanın niteliği. Tarihin tekerleğini gerisin geriye döndürmeye çalışmakla tanımlanır. Gericilik, her şeyin kendi kendisiyle aynı kaldığını ve hiç değişmediğini içeren metafizik düşüncenin ürünüdür. Metafizik düşüncenin birçok ürünlerinde olduğu gibi kendi kendisiyle de çelişiktir, gerçekleşmeyeceğini kesin saydığı değişmeye direnmek çelişkisini taşır.Doğasal ve toplumsal bütün olaylar her an değişerek ve yenileşerek sürüp giderler, gericilik bu bilimsel gerçeğin bilincine varamamayı da içermekle zorunlu olarak bilgisizlikle anlamdaştır. Bilgili olup da çıkarlarına uygun bulunduğundan ötürü gericilikse töredışı bir olgudur. GizlicilikGizli bir yöntemle nesnelerin bilgisine varmak isteyen öğretilerin genel adı. Gizliciliğin kökü, dinsel inançlarla çarpışan bilimsel bilgi tutkusundadır. Bomboş bir alanda büyük düşlere varmış olan inanç gücü, yavaş yavaş ilerleyen bilimsel bilgiyle her adımda yalanlandığı için insan zekasının sürekli olarak karşısına dikilmiş ve onu gizlenmek zorunda bırakmıştır. Gizliciliğin bu temel yapısı, zaman zaman, kendisini gizlenmeye iten inançları da kötüye kullanmış ve onların düşlerine yeni düşler eklemiştir.Bu demektir ki bilimsel gizlicilik, karşıtı olan bilimdışı gizlicilikle birlikte gelişmiştir. Gizlicilik, terim olarak, bu bilimdışı gizliciliği dile getirir ve insanların gereken yeteneği kazanarak gizli güçlerle bağ kurabilecekleri inancına dayanır. Gizemsel yapılı olan ve teosofiyle de bağlantısı bulunan gizlicilik, esrarlı formüller ve işlemlerle doğaya egemen olunabileceği inancını güder.Özellikle XV. yüzyıl Avrupa"sında yaygınlaşan gizli bilimler tutkusu gizliciliği bir çeşit sihirciliğe ve teürjiye dönüştürmüştür. Ünlü bir felsefeci gizliciliği "astrolojik boş inançlarla şarlatanlık karışımı" olarak niteler, bununla beraber "bilimsel reformun müjdecileri" olduklarını da ekler. Gizliciliğe ve özellikle teosofiye bu bilimsel niteliği veren Reuchlin, Pico della Mirandola, Agrippa von Nettesheim, Hieronymus Cardanus, Teophrastus von Hohenheim (Paracelsus) gibi gizlici düşünürlerin skolastik bilgiye karşı aşırı tepki göstermeleri ve boş inançsal yollardan da olsa doğaya egemen olma yolundaki tükenmez tutkularıdır.Dilimizde Türkçe yazımıyla okültizm deyimiyle de dilegetirilen gizlicilik deyimi, Fransız düşünürü Auguste Comte tarafından "henüz bilim niteliği kazanmadıkları halde bir gün bilimselleşebilecek olan olaylar" anlamında kullanılmıştır. GnostisizmHıristiyanlıkta bir akım. Bilinircilik de denir. Yunanca gnostikos (bilgiye sahip insan) sözcüğünden türetilmiştir. Tanrısal, mutlak bilgiye bir anlık aydınlanmayla, sezgiyle ulaşılabileceğini ileri süren bir dinsel akım. İlk çağ Yunan felsefesi ile Hıristiyan dininin görüşlerini kaynaştırmaya çalışan, felsefeciler tarafından milatttan sonra I. ve II. Y.y" larda oluşturulmuştur. Bu akımın savunucuları, dinlerin mutlak bilgiyi sağlamada yetersiz oldukları görüşündedirler. Bu nedenle de Hıristiyanlar tarafından sapık bir tarikat olarak görülürler. Çünkü onlar için saltık bilgi, dinsel bilgilerin çok üstünde bulunan kurgusal bilgilerdir. İsa" nın Tanrı" nın oğlu olduğu, doğduğu ve büyüdüğü, çarmıha gerildiği ve bunun gibi Hıristiyan inaklarını (dogmalarını) yadsırlar. Onlar için İsa düpedüz insandır. Gnostisizmi savunan felsefeciler gerçekte de dar bir tarikat yaşamı sürdürürler ve çileciliği savunurlar. Temel inanç esasları ve ibadet şekillerinde gnostizmin hakim olduğu dinlerde bulunmaktadır. Bunlar; Sabiilik, Manihezim ve Hermetisizm" dir. Gnostismin başlangıcı konusunda bir çok görüş ileri sürülür. Başta çeşitli kilise babaları olmak üzere, bir çok Hıristiyan yazar gnostisizmi Hıristiyanlık içerisinden kaynaklanan bir heretic olarak değerlendirmiş ve Simon Magus"u bütün sapkınların babası olarak görmüşlerdir. Ancak gnostisizm hıristiyanlık öncesi dönemlerden itibaren var olan bir gelenek olması gerçeği görülerek, bu görüş bir çok bilim adamı tarafından eleştirilmiştir. Gnostisizmin İran, Eski Yunan, Eski Mısır, Babil ya da Yahudilik kaynaklı olabileceği çeşitli teoriler bulunmaktadır. Gnostisizmin temel öğretileri arasında ışık ve karanlık ya da iyilik ve kötülük arasındaki düalizm (ikicilik), maddi evrenin -ve bedenin- kötülüğü, demiurg düşüncesi (bkz sözlük), ruhun ilahi evrene ait olup süfli (bayağı, aşağılık) yeryüzünde beden içerisinde hapishane hayatı sürdüğü kurtuluş için dünyevi olan her şeyden uzaklaşmak ve bunun neticesinde gnosis"e ulaşmaktır. GörevcilikToplumbilim ve ruhbilim olaylarını gördükleri görev bakımından değerlendiren öğreti. Ruhbilim alanında görevcilik, William James ve John Dewey taraflarından geliştirilmiş pragmacılığın ruhbilime uygulanmasıdır. Organizmanın çevreye uyma görevi incelenir, bundan ötürü de gerçekliğin görevi işe yaramak ve yararlı olmaktır. Ama bu görev, nesnel değil, öznel ve keyfe bağlı bir görevdir; birey olarak sizin işinize yaradığı, işinizi gördüğü ölçüde değerlidir.Toplumbilimsel görevcilikse, çeşitli görevlerin birbirlerini gerekli kıldıklarını ve böylelikle de bütün çelişmeleri kolaylıkla çözdüklerini ilerisürer. Toplumbilim alanında görevcilik toplumsal kurumları, evrimlerine göre değil, toplumdaki görevlerine göre inceleyen anlayışı dile getirir. Örneğin Malinowski"ye göre her dinsel inanç, gördüğü bir görev yüzünden yerleşmiştir. Dua"nın görevi kimi yerde bol av sağlamak, kimi yerde bir hastayı iyileştirmektir.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat