Gezimcilik

Gezimcilik (Aristoculuk) Gezimcilik (Aristoculuk)Antikçağ Yunan düşünürü Aristoteles"in öğretisi, Aristoteles"çilik, gezimcilik. Antikçağ Yunan düşüncesinde Aristoteles, çağdaş anlamıyla ilk bilgin"dir. Kendisinden önceki bütün bilgileri toplamış, iç içe geçmiş olanları birbirinden ayırmış, sınıflandırmış, eleştirmiş ve bütünlemeye çalışmıştır.Özellikle, sonradan Metafizik adı verilen Prote Filosofia (İlk Felsefe) adlı yapıtı Thales"ten kendisine kadar gelen felsefe tarihinin çok başarılı bir özetidir ve en güvenilir kaynağıdır. Topladığı bilgilerin doğruluklarını ölçmek için bilimsel bir düşünme yöntemi aramış ve doğru düşünmenin kurallarını bütün ayrıntılarıyla saptamaya çalışarak bunlara alet (doğru düşünmenin aletleri) anlamına gelen organon adını vermiştir.Aristoteles"in bu doğru düşünme kuralları"na sonradan mantık adı verilmiştir. Formel ya da biçimsel mantık adı verilen mantık, Aristoteles"in saptadığı bu kurallardır. Genç Aristoteles henüz Akademia"da bir Platon öğrencisiyken kendisine kadar gelen düşünme"de üç bakış bulunuyordu: İnsanın görünen"e bakışı (doğa), insanın kendisine bakışı (insan), insanın görünmeyen"e bakışı (doğaüstü). Düşünür Aristoteles yöntemsel aletler bularak bu ilkel bakış"ı doğru bakış"a çevirmek istedi: Görünmeyen"den görünen"e bakmak "(tümdengelim "doğrulma") ve görünen"den görünmeyen"e bakmak (tümevarım "araştırma").Ne var ki, bu doğru bakış"ı gerçekleştirmek için düşünme"nin bilim"dsn yararlanması, eşdeyişle düşünce-doğabilim diyalektiği, gerekiyordu. O çağın bilim"leriyse düşünme"nin pek gerisindeydiler. Bu yüzdendir ki düşünür Aristoteles, düşünme"sine, karşılık verecek bilim"i de kendisi yapmak zorundaydı. Fizik ve fizvoloji"den meteoroloji ve ekonomi"ye kadar çeşitli bilim alanlarındaki, çağının ölçülerine göre pek geniş, bilimsel çabalarının nedeni budur. Physika adı altında toplanan Fisike Akroasis, Peri Uranu, Peri Geneseos Khai Fthoras ve ayrıca Peri ta Zoa Historia, Peri Psikhes vb. adlı yapıtları bu çabanın ürünüdür.Bu bilimsel çalışmalardan ve bu çalışmalar sırasında İlk Felsefe doğdu. Artık, çağıyla sınırlı olanaklar içinde, geleneksel büyük soruya karşılık aranacaktır: İlk neden nedir?.. İlk neden, en son ve en gelişmiş düşünce olarak, Platon" un İdea"sı olamaz. Çünkü İdea, görünen sayısız gerçek biçim"lerinin —Platon"un sandığı gibi, dışında değil— içinde"dir ve o biçimlerden soyularak, eşdeyişle içlerinden çıkarılarak elde edilmiştir. Kaldı ki Platon, bu İdea"lara nesnelerin özü demektedir, öyleyse öz nasıl biçimsel nesne"den ayrı ve onun dışında olabilir? Öz"süz biçim ve biçim"siz öz olamaz. Platon"un yanılgısı gerçek varlık"ı, gerçek biçimsel varlıklardan ayırdığı öz"de görmesidir.Öyleyse görünen"den görünmeyen"e bakıp (tümevarım) araştırmalıyız ama bulduğumuzu da görünmeyen"den görünen"e bakıp (tümdengelim) doğrulamalıyız. Tümevarımla araştırıp İdea"yı buluyoruz, şimdi onu tümdengelimle doğru yerine oturtmalıyız. İdea (soyut kavram) bir töz (Cevher)"dür, oysa her töz içsel bir öz"dür. Böylesine bir öz elbette özdek (Madde) olamaz (antikçağ Yunan düşüncesinin zorunlu yanılması). Bu öz (Aristoteles bunu töz anlamında ve İdea terimi yerine kullanmaktadır), biçimlenerek gerçekleşiyor. Nesnenin görünümü olan biçim de özdek değildir.İlk özdek biçim"sizdir, sadece bir güçtür, onu edime geçirip gerçekleştiren biçim"dir. Öyleyse bu oluşu gerçekleştiren devim (Hareket)"in güdücüsü nedir? Aristoteles burada cağları aşan eşsiz bir sezişle çok parlak bir kavram ortaya atıyor: Entelekeia (nedeni kendisinde bulunan). Ne yazık ki bu kavramı olur olmaz yerlerde boşu boşuna —örneğin Demokritos"un dehasını gösteren tümüyle doğru "niceliklerle oluşan nitelikler" ilkesine karşı çıkmak için— harcıyor, tam derinleştirilmesi gereken yerde derinleştirmiyor ve gene o soyut eidos (biçim)"una dönüyor.Artık amacı tümüyle bir araştırma, tümevarım"dır. Öylesine bir tümevarım ki alabildiğine bomboş bir alanda göklere doğru yükselecek ve bir daha tümdengelime denetlenmeyecektir. Ne var ki, çağının bilimsel zorunluluğu içinde, Aristoteles"in hayranlık verici büyüklüğünü belirtmeye bu kadarı da yetmektedir. Son çözümlemede, Aristoteles"in elinde görünen gerçek"i açıklamak için iki kavram kalmıştır: Hyle (madde) ve eidos (biçim). Biçimsiz olan özdek, biçimle gerçekleşmektedir; eşdeyişle biçimsiz olan kumaş biçimlenerek pantolon, ceket, perde, masa örtüsü olacaktır.İlk neden bunlar mıdır?.. Bir bakıma bunlar İlk neden"e pek benzemektedirler; Bunlarsız oluş olamayacağı için zorunlu olarak oluştan önce vardırlar. Özdek, güç halinde biçim"dır. (Aristoteles, özdeğe zorunlu olarak öncelik tanıyan bu düşüncesiyle katıksız bir maddeci görünüşündedir). Ceket (biçim)"leşecek olan elbette kumaş (özdek)"tır. Biçim, özdeğin energeia (gerçek) haline geçmesidir. Buysa bir kinesis (hareket) işidir. Her özdek bir dynamis (imkan)"dir, onu energeiı (çercek) kılmak için bir kinesis gerekir.Öyleyse öyle bir devim olmalı ki kendi kendisinden önce bulunmasın ve ilk devindirici olsun. Bu ilk devindirici, biçimlerin biçimi olan bir nocsis noeseos (düşünmenin düşünmesi)’dir ve teksözle Tanrıdır.Aristoteles burada biçimler biciminin niteliklerini aşağı yukarı her Tanrıcı ya da Tanrılığa varan öğretideki deyimlerle sayıp döker: Salt edim"dir, salt tin"dir, bilincin bilinci"dir, kendi kendisine bakış"tır, kendi kendisini özleyiş"tir ve başkaları. Ancak burada, önemle belirtilmesi gereken, Aristoteles"in parlak bir görüşü daha gizlenmektedir: Son çözümlemede özdek"le biçim bir ve aynı şey olmaktadır.Aristoteles, ilk bakışta ,önce karşı çıktığı Platon düşünceciliğiyle sonunda birleşmiş göründüğü halde bu üstün ve şaşırtıcı düşünceye gene kendi doğru düşünme yöntemi"yle varıyor. Her varlık, özdeklikle biçimliliği birlikte taşır. Çünkü her biçim, kendisinden daha üstün aşamadaki biçimin özdeğidir. İplik, tarladaki pamuğa ya da koyunun sırtındaki pöstekiye göre biçim, kumaşa göre özdek"tir. Kumaş, dokunduğu ipliğe göre biçim, cekete göre özdek"tir.Bu mantığın zorunlu sonucu her varlık’ın ve bu arada elbette en üstün varlık"ın özdek ve biçim"i birlikte taşıdığıdır. Bundan da zorunlu olarak şu sonuç çıkmaktadır: En üstün varlık"ın da özdeksel bir yanı vardır. Aristoteles, Metafiziğinde, bizzat kendi mantığının zorunluluğuna uyarak e eskhate hyle kai e morfe tauto dedikten sonra cağının zorunluluğuna uyarak bu sonuçtan kaçınabilmek için en yüksek varlısın özdeksiz olduğunu ısrarla belirtmiştir. Böylesine bir spekülasyona girdikten sonra, nedenleri tanıtlanamayacak olan düşünsel varsayımlar sıralanmaktadır: Biçimler biçimi ya da salt biçim özdeksizdir.Böyle olunca da hiç bir şey istemez, hiç bir şey yapmaz, Özdeği devindiren o değildir, özdek ona özleminden ötürü devinir. Aslında etkileyen o değildir, etkileyen bu özlemdir. Özdek, onu özlediği için ondan etkilenir. O, kendisiyle yetinen, kendisine bakan, kendisi için düşünen"dir. Nesnelere ve insanlara karışmaz, onların kaderlerini çizmez. Kader, özdeğin ona olan özlemiyle çizilir. Öyleyse o, bir doğrudan neden değil, bir dolayısıyla neden"dir.Doğrudan nedenler, özdeğin bu dolayısıyla neden"e özleminden doğarlar. Her var olan"ın varolması için gerekli dört neden vardır. Örneğin bir masa varlığını meydana getirmek için tahta, yapıcı, nasıl yapılacağını gösteren plan (biçimsel neden) ve ne yanılacağı düşüncesi (ereksel neden) gerekir. Dikkat edilince görülür ki özdeksel neden"in dışındaki üç neden, düşünce, eşdeyişle ruh birliğinde tekleşmektedir. Öyleyse özdek ve ruh, dönün dolaşıp, Aristoteles sisteminde de karşı karşıya çelmektedirler. Aristoteles"de ruh, biçimli özdeştir. Özdek beden; birim ruh"tur.Ruh, üç basamaklıdır: Bitki ruhu, hayvan ruhu, insan ruhu. Her basamak bir üst tekinin özdeğidir. Bitkilerde sadece özümseme ve üreme ruhu vardır, hayvan ruhu devim-istek-duyumla belirir ve bitki ruhuna eklenir, us"la beliren insan ruhuysa kendinden önceki bütün ruhları içerir. Bitki ruhu hayvanlık biçimin özdeği, bitki ruhunu içeren hayvan ruhu insanlık biçimin özdeğidir. Bu basamakların tabanında biçimsiz özdek, tepesindeyse özdeksiz biçim vardır.Özdek ilk biçimlenişinde, ki bu biçimler biçimi"ne özlemiyle gerçekleşmiştir, dört ana biçimde belirir: Toprak, su, hava, ateş (dört ana öğe). Bu dört ana unsur yer değiştirme ve çarpışma’yla çeşitlenir ve sayısız biçimlere dönüşerek organik dünya"yı meydana getirirler. Organik dünyayı böylece kurduktan sonra, Aristoteles insansal değerleri işlemeye başlamaktadır: Politika, ethika, poetika, rhetorika.İnsan bir toplumsal varlıktır diyen Aristoteles artık onun toplum İçindeki yerini ve düzenini, törebilimi"ni belirtir. Bu törebilim"in amacı, antikçağ geleneğine uygun olarak, mutluluktur ve bu mutluluk da bilgelikle sağlanır. Bilgelik, düşünme ve tutumla gerçekleşir. Öyleyse düşünsel ve tutumsal erdemleri birbirinden ayırmak gerekir: Arete dianoethike ve arete ethike.Ne var ki tutum, düşünme"ye dayanmalıdır. İnsan toplumsal bir varlık olduğundan onun töresel kişiliği de devlet içinde oluşacaktır. Devlet şöyle ya da böyle olmuş, bunun önemi yoktur. Önemli olan, devlet"in yurttaşlardaki bu. töresel kişiliği gereği gibi geliştirip geliştiremediğidir. Yetkin devlet, bu ödevindeki başarısıyla ölçülür

Döküman Arama

Başlık :

Kapat