Duyumculuk

Duyumculuk (Sansüalizm) Duyumculuk (Sansüalizm)Bütün bilgilerimizin duyumlardan geldiğini ileri süren felsefe sistemi.Gerçek duyumculuk, Condillac"ın ileri sürdüğü bilgi teorisidir. Bu teori, duyumların değişikliğe uğradığını ve çeşitli şekillere büründüğünü ileri sürer. Bu filozofa göre, iç deneyin olguları veya düşünme, duyumlardan ve duyumların işlenmesinden doğan bir sonuçtur. Nitekim, duygunluk haline gelmesi bakımından duyum, istek dediğimiz olguyu, iradeyi ve bütün iç yetilerimizi ortaya çıkarır: tasavvur haline gelmesi bakımından ise, dikkati, karşılaştırmayı, yargıyı; yani bütün fikri işlemlerimizi doğurur.Başka filozoflar da, duyumun, bütün ruhi hayatımızın ve bilgimizin temelinde yer aldığını ileri sürmüşlerdir. Ama, duyumu ele almaları bakımından iki grup teşkil ederler. Bu gruplardan birincisi, maddeci duyumcular adını alır. Bu görüşü benimseyen Holbach, Helvetius ve Feuerbach gibi filozoflara göre, duyum, dış dünyanın duyularımız üzerindeki etkisinden doğar. İkinci grupta yer alan Berkeley, Hume, Kant, Avenarius ve Mach gibi idealist duyumculara göre ise, duyum, dış dünyanın gerçekliğini göstermeyen öznel bir bilinç olgusudur. Eleştirel TeoriMax Horkheimer, Jürgen Habermas, Theodor Adorno ve Herbert Marcuse"nin en önemli temsilcileri olarak belirdiği bir 20. yüzyıl düşünce ekolü. Frankfurt Okulu olarak da bilinen ve Marksist tarihi analiz metodlarına sadakat ifade ederken, Marksizmin temel öneminin tarih teorisinde veya ekonomik değerin ve üretim sürecinin izahında değil, fakat, bilincin eleştirel analizi için sağladığı yanlış bilinç, yabancılaşma gibi kavramsal aletlerde yattığını söyleyen ve yukarıda adı verilen filozoflarla birlikte anılan teorik görüş.Eleştirel teori mensupları Marx"a kısmen analizleri Hegel"in spekülatif kültürel analizinin damgasını taşıdığı için, kısmen de kapitalist üretimin içerdiğine inandıkları çatışmaları bu çatışmaların kapitalist üretime katılanların bilincindeki etkileri yoluyla gösterdiği için değer verirler. "Sistem teorisi"nin veya sibernetikin (cybernetics) ve yorumsamacılığın (hermeneutics) da içinde bulunduğu daha birçok unsur (kaynak) eleştirel teoriye girer.Eleştirel teorinin temel görüşü şu şekilde ifade edilebilir: Bilinç yorumlanmak için orada durmaktadır, ve, onun yorumunda, bu bilincin içinde olduğu üretim ilişkileriyle olan ilişkisi yanında sosyal düzenlemelerin moral mahiyeti de ortaya çıkarılır. Bu teşhisçi bilinç analiziyle birlikte krizi ve katastrofu (catastrophe), bütün biçimlerinde ve açığa çıkartıldıkları bütün farkına varış seviyelerinde açıklama teşebbüsü de eleştirel teoride yer almaktadır. EntüisyonizmBu düşünüşün en önde gelen temsilcisi Fransız düşünür Henri Bergson"dur (1859-1941). Bergson"a göre yaşam, sürekli değişim gösteren bir süreçtir. Zaman da yaşamla birlikte değişim gösterir. Yaşamın bu değişimi yaratıcı bir atılımdır.Yaratıcı atılım (Hayat hamlesi), bütün canlı varlıklardaki iç kuvvettir. Bu kuvvet, yaratıcılık özelliğiyle sürekli yeni türler ve yeni cinsler meydana getirir. Yaratıcı atılım, her canlıya sıçramalı hayat veren tanrısal güçtür. Tanrı, bitip tükenmeyen bir hayattır, sonsuz eylem ve özgürlüktür.Zekâ, sürekli yaşam değişimini kavrayamaz. Zekâ, duruk ve eylemsiz maddeyi kavrayıp bilebilir. Sezgi, kavradığı madde bilgisinden ve pozitif bilimlerin sağladığı bilgiden farklı bir bilgidir. İnsan böyle bir bilgiye, varlığın iç gelişimini, iç dinamiğini sağlayarak ulaşabilir.Bergson"un sezgici görüşü, Ortaçağ"da İslam düşünürü Gazali tarafından da benzer biçimde dile getirilmiştir. Gazali"ye göre insan, "Kalp Gözü" ile her şeyi bilebilir. Bu ise ancak içsel temizlenme ve arınmayla mümkün olabilir. EvhemerosçulukKireneli Euhemeros"un tanrıtanımazlık öğretisi. Aristippos"un hazcılık okulundan yetişen Messeneli Euhemeros, Kirene okulunun dinsel alandaki tutumunun kuramcısıdır. Ona göre bilgeliğin ön koşulu, boşinançlardan sıyrılmaktır.Tanrılar, insanların yaratışıdırlar ve önçağın büyük adanılan olup kendilerine duyulan sevgi ve saygının gelişmesinden doğmuşlardır. İnsanlar, büyük kişilere duydukları saygıyı giderek Tanrılık kata çıkarmışlar ve çeşitli Tanrılar uydurmuşlardır. Euhemeros, bütün bunları romanımsı bir gezi yapıtında anlatır ve Hint Okyanusundaki Penkhaia adasında bir tapınakta bulduğu bir yazıtta okuduğunu söyler. Romalı ozan Ennius Euhemerus adlı yapıtıyla, İ.Ö. 300 yıllarında yaşamış olan Hellenistik romancı Euhemeros"un bu düşüncelerini Roma"da yaymıştır.Euhemeros hazcı ve usçudur, amacı kendi çağının tanrılarıyla savaşmaktır. Oysa Hıristiyanlığın ünlü kilise babası Augustinus, onun bu açık tanrıtanımazlığını, çoktanrıcılığın ve putataparlığın saçmalığını tanıtlayarak Hıristiyanlığı yüceltmek için kullanmıştır. Euhemeros"un böylesine bir üne kavuşmasının nedeni de budur. Euhemeros"un bu düşünceleri, çok daha sonra, İngiliz düşünürü Herbert Spencer tarafından savunulmuştur.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat