İyi kalpli bir sağır adam...

İyi kalpli bir sağır adam... İyi kalpli bir sağır adam, komşusunun hasta olduğunu öğrenir. Der ki; “- Ben sağır bir adamım O da hasta, sesi çıkmaz. Zaten hastaya malum şeyler sorulur, malum cevaplar alınır. Ben “nasılsınız” diyeceğim O “iyiyim, teşekkür ederim” diyecek… “Ne yiyorsun?” desem, elbet bir yemek ismi söyleyecek. Ben de “afiyet olsun” derim. Doktorunu sorsam, bir doktor adı verecek, ben de “iyi doktordur” derim. Olur biter, diye düşünür. Hastayı ziyaret eder. Başucuna oturur; “-Nasılsınız?” Diye hal hatır sorar . Hasta: “-Ölüyorum.” Diye cevap verince “-Oh, Oh! Çok memnun oldum” diye karşılık verir. Hasta: “-Bu ne demek, adam ölümüme memnun oluyor” diye kızar. Sağır sorar: “-Ne yiyorsunuz?” Hasta kızgın: “-Zehir!” der. Sağır: “-Afiyet olsun!” diye karşılık verir… “-Tedavi için doktorlardan kim geliyor?” “-Hadi be defol Azrail geliyor.” deyince, sağır: “-Çok bilgin, tecrübeli bir doktor. İnşallah yakında çaresini bulur” deyince hasta dayanamaz… “-Kahrol!...” diye bağırır. Sağır ise komşuluk hakkını yerine getirdiği için çok memnun ayrılır. Bu hikayenin bizzat Hz. Mevlânâ dahil, pek çok şarihce yorumu yapılmıştır. Der ki Mevlânâ: “-… Senin duygu kulağın sağırsa, gönül kulağın açık olmalı. Gönül kulağı her şeyi duyar, işitir.” “Ey murâîler! Gösteriş için iş yapanlar! Tutuşturduğunuz ateşten sakınınız. Siz onu günahlarınızla çoğalttınız. Günahınızla alevlendirdiniz.”

Döküman Arama

Başlık :

Kapat