Nefse Hakİmİyet

Nefse HÂkİmİyet NEFSE HÂKİMİYET* Şuurlu çalışmalı ve düşünerek okumalıdır. Böyle zihnî egzersizler, idmanlar, münazaralar yapmalı... Zihni inkişaf ettirmeli, hafızayı kuvvetlendirmek.* Takip edilecek gaye ise, kesif ve devamlı dikkat cehtleri temin etmekten ibarettir. Zihnî terbiyede esas; hergün bu kabil zor ve devamlı cehtleri kemal-i cesaretle tekrar etmeye alışmaktır.v Cehtlerimizin aynı gaye ve istikamete doğru teveccüh etmiş olması lâzımdır.* Zihnî faaliyet için takip edeceğim gaye iradî dikkat cehtlerinden ibarettir.* İmanı kurtarmak, Kur"an"a ve Nura hizmet gibi mukaddes ve asîl bir dâvâ uğrunda hayatımı fedadan çekinmeyeceğim..* Yeknesak dünyevî meşguliyetler, insanın mahiyetindeki ulvî melekeleri köreltir. Manevî terakkiyata medar olacak yüksek istidatları söndürür Kabiliyetler verimsiz kalır. * İrade kudreti; çok ceht sarfından ziyade, zihnin bütün kuvvetlerinin aynı gayeye ve aynı istikamete doğru sevk edilmesi ile izah edilebilir.* Zihnen çalışmak, dikkatli olmaktır. Tefekkür etmek, dikkatin bir noktaya teksif ve temerküzünden başka bir şey değildir. Görülüyor ki; zihnî faaliyetin her ikisinde de dikkat mevzuubahistir.* Tembelliğe, basit ve mânâsız zevklerime karşı, müsaade etmeyeceğim.*Fikirler kuvvetlerini hislerden, teessürî hallerden alırlar.* Fikirler hisler ile beslenir, kuvvet bulur.* Fikir kendi başına bir kuvvet değildir. His ve heyecan onun mücadele için, muvaffak olabilmesi için muhtaç olduğu kuvvet menbaıdır.* Fikrin mücadelede muvaffak olması için iki kuvvete ihtiyacı vardır. O da his ve heyecandır.* Fikirlerin tertip ve silsilesi kuvvetli olmalıdır.* Fikir ve gayeler, tahkikî imandan gelen aşk ve kuvvetle, kuvveden fiile çıkarlar.* Fikrin, hareketlerimiz üzerindeki tesiri zayıf olabilir. Fakat his ve heyecanın kuvvet ve tesiri büyüktür.* Terbiyenin en makbul olanı kendi kendimizi terbiye etmektir.* Yüksek bir gaye, ebedî canlı ve cazip bir maksat! İşte bütün sıcak heyecan, bütün fikirlerimizi bunun üzerine çevirebilmeliyiz. Böylece hedefe varabiliriz.* Gayr-i meşru veya lüzumsuz arzularıma mukavemet ve muhalefet etmeliyim.* Maksat ve gayelerimize muvafık hislerimizden hemen istifade etmeliyiz.* İşimizin kudsiyetine ve yüksekliğine karşı bir his mi husule geldi? Hemen iş başına. İşi hoş ve cazip kılan zihnî ve bedenî bîr kuvvet mi hissettik? Çabuk kitap başına; derhal iş başına...* Tembel bir hayat seyrinin vicdan azabından azade kalması kabil değildir.* Nur-u Kur"an"la meşguliyet insanda yüksek hazlara, ebedî saadete ve baki şereflere karşı, yüksek hisler husule getirir.* Zihnen çalışan insanlar, yalnız arzu ettikleri şeyleri hatırda tutmaya muvaffak olurlar. * Biz dikkatimize büyük mikyasta hâkim olabiliriz, Mevzumuzu tekrarlamak suretiyle...* Şehevî temayülleri uyandıran, tahrik eden ve bizi müphem hayallere müstait kılan, tembelliğe teşvik eden kitapları okumamalıyız. Bunlardan nefret etmeliyiz. Kur"anî ve imanî hakikatlarla, saadet anahtarları veren eserleri okumalıyız.* Fikirleri ve hareketleri hoş ve meşru olmayan, hayat tarzları İslâmiyet"e muvafık gitmeyen ve vaki sebeblerle tembelliği mâkul ve meşru gösteren arkadaşlardan büyük bir soğuklukla uzaklaşmalıyım.* Tabiatımızın, manevî bünyemizin ilmi, teferruatına varıncaya kadar bize yabanî olmamalıdır. Zihnî ve nefsî hasselerimizin ve arzularımızın sebepleri bizce malûm olmalıdır.* Tahkiki imân dersleriyle tenevvür eden bîr kimsede sefil hisler, yerlerini âlî duygulara terk ederler.* Nazarlarımı haricî âlemden kendi nefsime iradî bir surette çevirmeliyim. Haricî vak"a ve hâdiselere tâbi olmadan, kudsî hizmetime ve ulvî meşguliyetime devam etmeliyim.* İrademi kuvvetlendirmekten ibaret olan gayem, bîr defa vâzıh bir surette meş"ur oldu mu, bilhassa çalışmak hususunda iradem şuurlaştı mı, bütün haricî âlemden, ahvalden ve bütün intihalardan his ve fikrimi çekip kurtarmalıyım.* Gaye ve maksatta muvaffak olmanın sırrı şudur: Maksat ve gayeye faydalı olan bir şeyden istifade etmektir. Onun haricindeki şeylerle meşguliyeti malâyani addetmektir. Lüzumsuzluğuna inanmaktır.

Döküman Arama

Başlık :

Kapat