Dijital Fotoğrafçılık Terimleri 3

Dijital Fotoğrafçılık Terimleri 3

Enterpolasyon (Interpolation)

Fotoğrafın megapiksel bazında çözünürlüğünü, lojik olarak artıran sistemdir. Aslında daha düşük bir elektronik/optik çözünürlüğe sahip kameraların, görüntüyü kaydederken bazı algoritmalar kullanarak, onu daha yüksek çözünürlükmüş gibi kaydetmesi önceden sık kullanılan bir yöntemdi.

Günümüzde bu tip çalışmalar, görüntü editörleri tarafından da kolayca ve çok daha etkili olarak yapılabilmektedir. Bu sebeple enterpolasyon ile çözünürlük artırımı, pek de “hoş karşılanan” bir durum değildir.

Bu sebeple dijital kamera alırken, pazarlama tekniği ile “kutuların üzerine yazan” değerleri değil, efektif sensörlerini baz almak gerekir. Genelde Fuji, enterpolasyon yöntemlerini kullanarak, yüksek çözünürlüklü görüntü elde etmektedir. Bu şekilde elde edilen görüntü, özel teknolojiler yardımıyla geliştirdiğinden, efektif MP değerinden daha iyi sonuç verse de, vadettiği çözünürlüğün optik kalitesini sunamamaktadır.

Tercihlerde bu tip konulara dikkat etmek gerekir zira 6 MP diye aldığınız bir makinenin sadece 3 MP reel çözünürlüğü olması, pek de “hoş” bir durum olmaz. Hele ki o cihaza 6MP bandında bir fiyat ödemişseniz. Buna karşılık ikisi 3MP makinenin fiyat dahil tüm özellikleri benzer olurken, birisi enterpolasyonla 6MP’e çıkabiliyorsa, bu elbette bir avantaj olarak değerlendirilmelidir.

Sharpening (Keskinlik)

Bir görüntünün keskinliği tanımlamak/değiştirmek için kullanılır. Hemen tüm dijital fotoğraf makineleri, kullanıcıya bu konuda parametreler sunar ve bu parametrelerde yapacağınız değişikliklere göre, medyaya kaydedeceğiniz JPEG dosyası, daha da keskinleştirilir veya keskinleştirilmez.

Keskin görüntülerde objeler, birbirinden daha kolay ayrılır, sınırlar daha belirgindir. Fotoğrafı keskinleştirme işi, Photoshop gibi görüntü editörü yazılımlar tarafından da yapılabilir. Bu arada yeri gelmişken şunu belirtelim, Photoshop’ta keskinleştirme işi, en efektif olarak “unsharpen mask” ile yapılmaktadır.

Keskinlik biraz da tercih meselesidir ve kimi kullanıcı çok keskin görüntülerden hoşlanırken, kimisi de biraz daha yumuşatılmış hatları seviyor olabilir.

Keskinlik ile “out of focus” yani odaklanma sorunu birbirine karıştırılmamalıdır. Keskinlik parametresi ne kadar artırılırsa artırılsın, doğru odaklanma yapılmamış bir fotoğraf, boğuk ve flu görünecektir.

RAW kayıtlarda, sharpening uygulanmaz ve imaj, ham haliyle kullanıcıya sunulur. RAW editör yazılımlarıyla dilediğimiz sharpening uygulanıp, JPEG’e nihai şekli verilebilir.

Contrast (Kontrast)

Kontrast da, tıpkı Sharpening gibi bir parametredir ve oluşacak sonuç görüntüde renklerin birbirine zıtlığını belirlemek amacıyla, kullanıcı tarafından değiştirilir. Kontrastı artırılmış fotolarda objeler ve renkler birbirinden daha ayrı ve farklılığı gayet belirgin şekilde sunarken, düşük kontrastta renkler birbirine daha yakınca olur ve fotoğrafa soft (yumuşak) bir hava katar.

Kontrast parametresini de varsayılan ayarlarda tutup, bu tip çalışmaları foto editörü yazılımlarla yapmak daha doğru bir harekettir zira bu yazılımlarda kontrastı dilediğimiz gibi artırabilir veya azaltabiliriz.

RAW kayıtlarda, contrast parametresi değerlendirmeye alınmaz ve imaj, ham haliyle kullanıcıya sunulur. RAW editör yazılımlarıyla dilediğimiz kontrast uygulanıp, JPEG’e nihai şekli verilebilir.

Image Stabilisation

Yüksek optik zoom sağlayan “zoom” ve “telefoto” lenslerde, objeye iyice yakınlaşma durumunda, en ufak bir titreme bile, kadrajda (çerçevelenen alan) çok ciddi sapmalara yol açabilmektedir. Bu sebeple, yüksek zoom değerlerinde tripod kullanılması tavsiye edilir.

Günümüzün yüksek zoom sağlayan dijital kameralarının ve kimyasal SLR makine lenslerinin bazıları, bu ufak titreşimleri absorbe etmek için mekanizmalar içerir. Bu titreşim engelleyip, objeyi düzgün çekilde çekebilmemize yarayan mekanizmaya Image Stabilisation denir.

Eğer sahip olduğumuz lens, 3-4x’in üzerinde optik zoom sağlıyorsa, genellikle “image stabilisation” özelliğine de sahiptir ama böyle bir seçenek vermeyen makineler de vardır. Bu tip makinelerde, eldeki minör titremeler yani tripodsuz çekimler, bazen sıkıntıya yol açar ve objenin çekim sırasında titrediği, bozuk odaklandığı durumlarla karşılaşılabilir.

Eğer yüksek zoom yeteneğine sahip bir lens kullanmak istiyorsak, o lensin IS özelliğine sahip olmasını beklemeli, cihaz alırken bu olanağı sağlayıp sağlamadığını kontrol etmeliyiz. Aksi takdirde maksimum zoomda birçok çekimimiz “çöp” olarak kalabilir.. 

White Balance

Dijital kameralarla birlikte fotoğrafçılık gündemine giren kavramlardan birisidir. Ne olduğunu anlamak için, önce renkleri ve renk sıcaklıklarını anlamak gerekir. Biz bu kadar derine inmeden kısaca değineceğiz konuya.

Bir beyaz kartonu sabah gördüğümüzde farklı, öğlen gördüğümüzde farklı, bulutlu havada gördüğümüzde farklı, akşam gün batımında gördüğümüzde farklı tonlar aldığını görürüz. Biz onun beyaz olduğunu biliriz sürekli ama ortamdaki ışık kaynağının ona kattığı bir ekstra renk değeri vardır. Örneğin evin içinde yanan sarı bir lamba, dışarıdan bakıldığında hafif yeşilimtrak ya da buz beyazı havası barındırır. Ama aynı ortamda bildiğimiz ampul kullanılırsa, bu defa sarımtırak bir hava sunar.

İşte tüm bu “ışık kaynağı farklılıkları”, objelerin gerçek renklerini hayli değiştirir ve bu ortam sıcaklığı dikkate alınmadan yapılan çekimlerde, bazen insanların yüzlerinin ölü gibi bembeyaz/hafif yeşilimtrak, bazen de olduğundan çok daha sarı, sıcak, hatta kırmızıya çalan bir halde olduğunu görürüz.

Bu sebeple çekim yaptığımız ortamda, white balance denen bir ayar yapmamız gerekir. White balance (beyaz dengesi), ortamdaki beyazın gerçek beyaz, diğer renklerin de gerçek haline uygun çekim yapabilmemiz için, makineye “ortamdaki renk sıcaklığını” tanıtmak demektir.

Günümüzdeki bir çok makine, ortamdaki renk sıcaklığını kendisi tespit edebilmektedir. Bunu da, en beyaz kareyi baz alarak yapar ama eğer ortamda bunu sağlayacak bir renk dağılımı yoksa, otomatik beyaz dengesi doğru yapılamayabilir. Bu sebeple, renklerle uğraşıp, ışık kaynaklarına aşina oldukça, renk dengesini kendimizin kurması daha doğru bir tercih olacak ve beyaz dengesinin daha doğru yapılmasıyla, daha iyi renk tonları elde edeceğiz.

Örneğin aşağıdaki fotoğraflara bakalım.

Işık Kaynağı  Kelvin Karşılığı

  Akkor  2500K - 3500K

  Alacakaranlık  4000K

  Florasan  4000K - 4800K

  Güneş Işığı  4800K - 5400K

  Bulutlu Gün Işığı  5400K - 6200K

  Gölgelik Bölge  6200K - 7800K

Soldaki fotoğrafta renkler, sağdakine göre biraz daha sıcak duruyor. Oysa sağdaki fotoğraftaki renkler, daha doğru renkler. Çünkü sağdaki fotoğraf, doğru “white balance” ayarıyla çekilmiştir. Oysa soldaki fotoğrafta renkler biraz daha sıcak çıksın diye, white balance ayarı yani ortam ışığı bildirimi, bilerek daha farklı ayarlanmıştır.

Işık değeri Calvin (kelvin) ile ölçülür. Aşağıda muhtelif ışık sıcaklık değerlerinin kelvin cinsinden karşılığı ve günlük hayattaki ışık kaynakları karşılığı yer almaktadır.

Artifacts

Dijital fotoğraftaki bozukluklara verilen genel isimdir. Kimi bozukluklar optik sistemden, kimisi CCD’den, kimisi makinenin JPEG oluşturma algoritmasından kaynaklanabilir.

Bu tip bozulmaların nereden kaynaklandığı çok önemlidir. Buna göre çözüm bulunması mümkünleşir veya kolaylaşır.

Örneğin CCD veya optik sistemden kaynaklanan bozulmalara çözüm bulmak pek mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda, genelde bu sorunla yaşama ya da cihaz değişikliği/tamiratı gibi seçenekler gündeme gelir.

Makinenin kendi algoritmalarından oluşan artifaktların çözümlenmesi ise nispeten daha kolaydır ve makinenin “firmware” denen işletim sistemini değiştirmek, çoğu zaman sorunu giderir. Kimi üreticiler, raporlanan sorunlara göre firmware üretirler. Bazıları bunu kendisi günceller, kimisi ise kullanıcının güncellemesine olanak tanıyacak şekilde dizayn ederler makineleri. Örneğin Sony 717, kullanıcı tarafından firmware güncellemesi yapılamayan bir cihazdır. Ama Canon’un birçok modeli, kullanıcı tarafından güncellenebilir. Firmware güncelleme, BIOS versiyonu yenilemeye çok benzeyen bir işlemdir. Makine alırken, firmware’ı kullanıcı tarafından güncellenebilenleri tercih etmekte fayda var zira firmware sadece bozulmaları (artifacts) değil, diğer birçok elektronik yeteneği de sağlar.

Üçüncü tip bozulmalar, kullanıcı tarafından fazla sıkıştırılan dosyalarda yaşanır. Örneğin JPEG sıkıştırma modunda, kalite düşürüldükçe, fotoğrafta bozulmalar oluşur.

AF Assist Lamp

Günümüzdeki hemen tüm makineler AF yani auto focus (otomatik fokuslama) özelliğine sahiptir. Deklanşöre yarım basınca, fokuslama yapılır. Bazı durumlarda (özellikle ışığın az olduğu ortamlarda) odaklamanın tam yapılıp yapılmadığını anlamak zordur.

Bu sebeple bazı dijital kameralarda, fokuslamanın tamam olduğuna dair bir ışık yanar. Buna AF assist lamp adı verilir ve fokuslamanın yapıldığını belirtir.

Bazı makinelerde fokuslamanın yapıldığı sesli bir uyarı ile de belirtilebilir. Gerek ışık ve gerekse sesli uyarı, gerçekten fotoğrafçıya yardımcı olan unsurlardır zira ışığın az olduğu ortamlarda fokuslama zordur

Döküman Arama

Başlık :

Kapat