Kapat

ÇOCUK GELİŞİMİ - OYUN ETKİNLİĞİ 1

1.OYUN
1.1.Oyunun Tanımı
Oyunun ne olduğu konusunda eski zamanlardan beri çok değişik görüşler ileri
sürülmüştür. Bu görüşlerin tamamındaki ortak nokta ise oyunun çocuk için çok önemli bir uğraş olduğudur.
Oyun için yapılan birçok tanım vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
Ø Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları, kendi deneyimleriyle öğrenmesi yoludur.
Ø Oyun, sonucu düşünülmeden eğlenmek amacıyla yapılan hareketlerdir. Oyun
‘iş’ in karşıtı olarak düşünülmektedir. Çünkü ‘iş’te belli bir sonuç söz konusudur.”
Ø Oyun, içsel olarak güdülenen belirli bir amacı olmayan, yetişkinler tarafından
değil, çocuğun koyduğu kurallara bağlı olarak kendiliğinden gelişen ve zevk
unsuru taşıyan davranışlarda oluşan bir etkinliktir.
Ø Oyun, çocukların kendi seçtikleri ya da gruptaki diğer çocukların seçtikleri ve
kendilerine göre sağlam kuralları olan eylemlerdir.
Ø Piaget’e göre oyun, bir uyumdur.
Ø Gross’a göre (1896), oyun bir pratiktir. İleride karşılaşılabilecek davranış
biçimleri oyunla elde edilir.
Ø Caillois ‘ e göre (1958) oyun, serbestçe kabul edilmiş, fakat bağlayıcı olan
kurallara göre belli bir alan ve zaman süreci içinde sürdürülen gerilim ve
eğlence duygularını içeren, gerçek hayattan farklı olduğu bilinci ile yapılan
gönüllü bir hareket ya da faaliyettir.
Ø Montaigne (1533–1592) oyunu çocukların en gerçek uğraşıları olarak tanımlamıştır.
Ø Montessori (1870–1952) de oyunu çocuğun işi olarak nitelendirmiştir.
Ø Lazarus ise oyunu, kendiliğinden ortaya çıkan, hedefi olmayan, mutluluk
getiren bir aktivite olarak tanımlamıştır.
Genel tanımıyla oyun, belli bir amaca yönelik olan ya da olmayan, kurallı ya da
kuralsız gerçekleştirilebilen; fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı
fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan gerçek hayatın bir parçası ve
çocuk için en etkin öğrenme sürecidir.
Resim 1: Oyun canlıların var olmasıyla başlamıştır.
1.2. Oyunun Tarihçesi
Oyun, canlıların var olmasıyla başlamıştır. Hayvanların da oyun oynadıklarını
düşünmek garip gelebilir. Ama etrafımızdaki hayvanları izlediğimizde onların oynadıkları
oyunları görebiliriz. İki köpeğin birbirini kovalaması, birinin diğerini yakalayınca yere
yatırması ve bütün bunları yaparken de değişik sesler çıkarmaları, yaptıkları eylemin oyun
olduğunu ve bu işten zevk aldıklarını gösterir.
İnsanoğlunun ataları, çevrelerinde gördüklerini taklit ederek, yaptıklarını hareketlerle
birbirlerine anlatarak farkında olmadan oyunu yaratmışlardır. Avını avlayan insan, avını
nasıl avladığını taklitlerle diğer insanlara anlatmıştır. Bu hareketler, zamanla bilinçli yapılan
büyüsel, dinsel törenlere dönüşmüş ve oyun bu aşamada kültürel bir özellik kazanmıştır.
Büyüklerin avlarını nasıl avladıklarını anlatırken onları izleyen çocuklar, büyüklerin
yaptıklarını günlük yaşamlarında taklit etmişler ve büyüklerine özenerek benzer hareketleri
yapmaya başlamışlardır. Bu tür oyunlar, çocuklar tarafından nesilden nesile geliştirilerek
aktarılmış ve bugünkü oyunları oluşturmuştur. Sopalarla ve taşlarla yere konan bir hedefi
vurmak, çeliğe vurup uzağa götürmek, saklambaç oyunlarında saklanan oyuncuyu arayan
ebenin, sakladığı yerden ebeden önce kaleye gelmeye çalışan oyuncunun hal ve hareketleri
ilkel insanların avcılık sırasında yaptığı hareketlerin benzeri gibidir.
Çocuk oyunları içerisinde taşla ve aşıkla ( koyun ve keçi gibi hayvanların arka ayak
diz bölgesinden çıkan kemiklerle) oynanan oyunları genelde en eski oyunlar olarak kabul edilmektedir.
Resim 2: Âşık oyununda kullanılan kemikler
Arkeologlar, yaptıkları kazı ve araştırmalarda bu oyunları anlatan kabartmalar ve
mağara resimleri bulmuşlardır. British Museum’da bulunan ve İ.Ö. 800 yıllarında topraktan
yapılmış bir heykel, iki kızı aşık oynarken göstermektedir. Eski Mısır’da bulunan Orta
Krallık dönemi duvar resimlerinde ise oyun tahtası üzerinde oynanan oyunlar, sıçrama
oyunları, yine İ.Ö. 2600 yılında Mısır’da Ak-hor mezarında bulunan duvar resminde bir kız,
el vuruşma oyunu oynarken gösterilmektedir. Yunan çömlek resimlerinde tavlaya benzer bir
oyuna rastlanmıştır. Ayrıca aşık, sopayla çember sürme, topaç ve top oyunları oynandığına
dair resimler bulunmuştur. Girit Uygarlığı’nın kalıntılarında da bebeklere, minyatür ev
eşyalarına rastlanmıştır. Komşu uygarlıklardaki bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Anadolu’da yaşayan uygarlıklara ait birçok mezar taşında da çocuk yaşantısıyla ilgili
bilgiler bulunmaktadır. Maraş’ta Genç Hitit Dönemi’ne ait aşık kemiği ve kırbaçla oynayan
çocuk resimlerine rastlanmaktadır.
Türklerdeki oyunlarla ilgili yazılı bilgileri Dede Korkut Hikâyeleri’nde bulmak
mümkündür. Diğer önemli bir kaynak ise Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eseridir.
Resim 3: Eski Türklerde çevgen oyununu gösteren minyatür
Daha sonraki yıllarda çocuk oyunları nesilden nesile aktarılarak ve zenginleşerek
günümüze kadar gelmiştir. Doğal olarak çocukların ilk dönemlerinden sonraki oyunları
zihinsel gelişimle paralel olarak biçim değiştirmekte, zekânın ürünü olmaktadır. Uygarlık
gelişiminin bilim, sanat, mimari gibi pek çok alanda gelişme göstermesi çocuk oyunları ve
oyuncaklarına da yansımıştır.
“Çocukların oyunu oyun değil, onların en ciddi uğraşıdır.” Montaigne
1.3.Oyunun Özellikleri
Oyunda oynayanları zorlayan bazı kurallar ve özellikler bulunur. Oyunu ilginç ve
önemli yapan, bu kurallar ve özelliklerdir. Oyunun özellikleri şöyle sıralanabilir:
Ø Oyuncunun oyunda yer alması için herhangi bir zorunluluk yoktur. Oyun bu
özelliğini kaybettiğinde çekici ve keyif verici olmaktan çıkar.
Ø Oyun kendiliğinden ortaya çıkar, mutluluk ve rahatlık verir.
Ø Oyunun zaman sınırları ve kuralları vardır.
Ø Gerçek yaşamdaki kuralların oyunda hiçbir geçerliliği yoktur, sadece oyunun kuralları vardır.
Ø Oyunda deneyimler tekrarlanır, çevre taklit edilir ve yeni şeyler denenir.
Ø Kurallı bir oyunda yeni bir şey üretilmez.
Ø Oyunun nasıl gelişeceği ve nasıl sonuçlanacağı önceden belli değildir.
Ø Oyunda yaşamdan farklı bir konumda bulunma durumu söz konusudur.
Ø Oyun dinamik bir süreçtir.
Oyun özgürce ve kendiliğinden yapılır. Oyun, büyükleri rahatsız etmeden bir köşede
çocuğun oyalandığı, sadece eğlendirici boş bir faaliyet değildir.
1.4.Eğitimde Oyunun Yeri ve Önemi
Hangi çağda ve hangi kültürde olursa olsun çocuğun olduğu her yerde oyun vardır. Bir
çocuğun sevgiden sonra gelen en önemli ruhsal ihtiyacı oyundur. Oyun, çocuğun hayatı anlama yoludur.
Oyun, çocuğu gerçek hayata hazırladığı gibi iç dünyasının dışa vurumunda da etkin
bir araçtır. Yaşadıklarını, isteklerini, duygularını oyunla dışa vurur. Oyun sırasında
üstlendiği rollerle dünyayı algılamaya çalışır, özdeşim kurar ve böylece kişiliği oluşmaya ve
gelişmeye başlar. Oynarken edindiği bilgiler daha kalıcı ve etkilidir. Oyun, çocuğun deney
yolu ile düşünmesidir ve çoçuk deneyimlerini oyun yoluyla kazanır. Hayatı için gerekli
bilgi, beceri ve deneyimleri oyun içinde kendiliğinden öğrenir. Bu nedenle çocukların
eğitiminde en etkin yol oyundur. Oyunlar, çocuğun eğlenerek öğrenmesinde ilk basamağı
oluşturur. Oyunlar, çocukları pasif durumdan aktif duruma geçirmeleri nedeniyle diğer
öğrenme tekniklerine göre daha etkilidir.
Günümüzde çocukların oyun ihtiyaçlarının en iyi karşılandığı yerler, erken çocukluk
eğitimi kurumlarıdır. Kentleşmenin hızla artması, anne babaların yoğun iş temposu içinde
çocuklarıyla yeterince ilgilenecek ve oynayacak vakit bulamaması, bilgisayarın çocukları
esir etmesi gibi pek çok sebepten ötürü çocuklar diledikleri gibi oynayabilecekleri ortam
bulamamaktadırlar. Çocuklar, evlerinde ve yakın çevrelerinde bulamadıkları oyun ortamını
erken çocukluk eğitimi kurumlarında bulabilmektedirler. Yine de unutulmamalıdır ki bir
çocuk için her şey oyuncak, her yer oyun alanı olarak kullanılabilir.
Oyunla eğitimde çocuk, yaparak ve yaşayarak öğrenir. Dokunur, görür, koklar, dinler,
tadına bakar ve hisseder. Bütün duyularını kullanır. Böylece daha kalıcı ve doğal bir
öğrenme gerçekleşir. Çocukların sürekli oynadığı ve oyun oynamayı ne kadar çok sevdikleri
düşünülürse oyunun eğitimde kullanılmasının ne kadar etkili ve kolay olacağı anlaşılabilir.
1.5.Oyunun Çocuğun Gelişimine Olan Etkileri
Oyun, çocuğun eğlenmesinde ve eğitiminde olduğu kadar onun gelişmesinde de
önemli rol oynar. Çocuğun tüm gelişim alanlarına etkisi olan oyun, çocuğun bedenini
tanımasını da sağlar. Oyun oynayan çocuklar, oynamayan çocuklardan daha sağlıklıdır ve daha çabuk gelişir.
“Oyun; bebeklerde ve küçük çocuklarda hayal gücü, akıl, dil, sosyal yetenekler ve
motor yeteneklerin gelişmesinde ana etmendir.” Fromberg
1.5.1.Oyunun Çocuğun Fiziksel ve Psikomotor Gelişimine Olan Etkileri
Oyun sırasında çocuğun bütün bedeni hareket eder. Oyun sırasında çocuğun büyük ve
küçük kasları kasılma, gevşeme ve esnemelerle sürekli çalışma halindedir. Özellikle
hareketli oyunlarda kalp atışı, kan dolaşım hızı ve solunum normalin üzerine çıkar. Bu
sayede kana bol oksijen geçer ve kan akışı yoluyla dokulara daha çok oksijen ve besin
taşınır. Vücut, oyunda terler. Böylece bedendeki zehirli atıklar dışarı atılır.
Oyun yoluyla enerjisini boşaltan çocuğun uykusu düzene girer ve iştahı açılır. Ayrıca
açık havada oynan oyunlar, güneşten ve temiz havadan yararlanmasını sağlayarak bedensel
gelişimini hızlandırır.
Resim 4: Oyun sırasında çocuğun büyük ve küçük kasları kasılma, gevşeme ve esnemelerle
sürekli çalışma halindedir.
Çocuktaki psikomotor gelişim, öğrenmesi, büyümesi ve gelişmesiyle ilgilidir. Oyun,
başlıca psikomotor yetenekler olan güç, hız, dikkat, eş güdüm (koordinasyon) ve esnekliğin
gelişmesi için ideal bir ortamdır.
Resim 5: Oyun, çocuğun dikkat gelişiminde yardımcıdır.
Oyun yoluyla çocuğun hareketlerini kontrol altına alma becerisi geliştirir. Oyunda
hareketlerin ardı ardına sıralanması ve tekrarı, vücut performansını artırır. Kaslar,
tekrarlanan hareketleri ezberler. Bu da günlük hayatta çocuğun hareketlerine serilik ve
çeviklik katar. Oyunlarında farklı birçok araç, gereç ve eşyayı kullanarak becerilerini
geliştirir ve gücü artar. Yoğurma maddeleri ile oynayarak el-göz koordinasyonunu geliştirir.
Atlama, koşma, yürüme hareketlerini yaparak denge ve hız kazanır, organları arasında uyum
gelişir. Dikkat süresi uzar. Sürekli yaptığı hareketler de vücuduna esneklik kazandırır.
1.5.2.Oyunun Çocuğun Duygusal ve Sosyal Gelişimine Olan Etkileri
Çocuğun yaşantısında bir de iç dünyası vardır. Çocuğun duyguları ile oyun arasındaki
ilişkiyi “Çocuk oyunlarında bilinç dışı istek ve zorluklarını yaşar” sözleriyle ilk kez Freud ortaya koymuştur.
Çocuk, oyunla duygusal açıdan güvenli bir çevrede hayal etmenin zevkini yaşar ve
duygularını bu ortamda özgürce ifade eder.
Mutluluk, sevinç, acı, üzüntü, güven duyma gibi birçok duygusal tepkiyi oyun yoluyla
öğrenebilir. Duygusal tepkilerin dramatize edilmesi, oyunlaştırılması çocuğun kendini
tanımasına yardımcı olur. Çocuk, oynadığı oyun yoluyla benmerkezcilikten ayrılır. Kendine
olan güveni gelişir. Başkalarının duygularını anlar.
Çocuğun duygularındaki olumlu ya da olumsuz tüm gelişmeleri oyun esnasında
öğrenip onu doğru yönlendirebilmemiz oyunla mümkün olur.
Çocuk; doğru-yanlış, haklı-haksız, uyulması gerekli kurallar gibi birçok toplumsal ve
ahlaki kavramları oyun sırasında öğrenir ve benimser.
Resim 6: Çocuk oyun yolu ile cinsel kimliğini kazanır.
Bir gruba ait olma ihtiyacını karşıladığı oyun sayesinde saldırganlıklarını kontrol
etme, başkalarının hakkına saygı gösterme, paylaşma, kendi hak ve özgürlüklerini koruma,
iletişim kurma becerileri geliştirir. Ayrıca oyun yolu ile kendi cinsel kimliğini kazanır ve
benimser. Çevresindeki nesne ve canlıları korumayı ve onlara zarar vermemeyi, iş birliği
yaparak çalışmayı öğrenir. Arkadaşlık kurarak toplumsallaşır.
Etkinlik- 1
Kartondan hazırlayacağınız A4 kâğıdın yarısı büyüklüğündeki kartlara, çeşitli duygu
ifadesi gösteren yüz şekilleri ( gülen, ağlayan, üzgün, şaşkın vb. ) çiziniz. Kartlardan birini
seçerek diğer arkadaşlarınız görmeden sınıftaki arkadaşlarınızdan birine gösteriniz ve ondan
bu ifadeyi sözsüz olarak, sadece mimiklerini kullanarak canlandırmasını isteyiniz. Sınıftaki
arkadaşlarınıza bu ifadenin hangi duyguyu anlattığını sorunuz. Daha sonra arkadaşlarınızdan
bu duyguyu en yoğun yaşadıkları anlarını anlatmasını isteyiniz ( örneğin şaşkın bir yüz
ifadesi ise en çok şaşırdıkları olayı anlatmasını isteyiniz).
Şekil 1: Duyguların yüz ifadesi ile anlatımı
1.5.3.Oyunun Çocuğun Zihinsel Gelişimine Olan Etkileri
Çocuk, kendisini ve çevresini oyun yoluyla tanır. Sürekli sorular sorarak bilgiler elde
eder ve bilgilerini de çevresindekilere aktarır. Oyun, keşfederek öğrenmeyi içerir. Çocuk
birçok kavramı, olayı ve deneyimi oyun içinde öğrenir. Oyun:
Ø Nesneleri tanıyıp, isimlendirmeyi, onların işlevlerini,
Ø Mantık yürütmeyi, sebep-sonuç ilişkisi kurmayı, seçim yapmayı, dikkatini
toplamayı, kendini bir amaca yöneltmeyi,
Ø Düşünme, algılama, sıralama, sınıflama, analiz yapma, sentez yapma,
değerlendirme, problem çözme gibi zihinsel süreçlerin işleyişinin hızlanmasını,
Ø Ağırlık, renk, şekil, boyut, hacim, zaman, mekân, soğuk, sıcak gibi birçok
kavramların kazanılmasını sağlar.
Ayrıca oyun yoluyla kazandığı bu deneyim ve bilgiler arasında ilişkiler kurarak, bu
bilgileri daha sonra karşılaştığı problemleri çözmede kullanabilme becerisi kazanır.
1.5.4. Oyunun Çocuğun Dil Gelişimine Olan Etkileri
İletişimin en önemli sembollerinden biri olan dil; çocukta önce alıcı, sonra da ifade edici şekilde gelişir.
Oyun çocuğun hayatının büyük bir bölümünü kaplar ve gerçek yaşamda olduğu gibi
oyun içinde de diğer insanlarla iletişim kurabilmek için dili kullanmak zorundadır.
Çocuk oyunlarının büyük kısmı dil gelişimini destekler. Özelikle sembolik oyunlar,
evcilik oyunları ve diğer dramatik oyunlar düzgün cümleler kurma, sesleri ve tonlamaları
doğru kullanma becerisi kazanmalarına yardım eder. Oyun yoluyla kelime hazinesi genişler,
anlatılanı daha iyi ve çabuk anlar, kendini daha iyi ifade eder.
Etkinlik–2
Sınıf içinde iki gruba ayrılınız. Birinci grup, diğer gruptan bir kişiyi belirlesin(ancak
bu kişinin kim olduğunu diğer gruba söylemeden gizlice seçiniz).
Seçim işlemi tamamlandığında ikinci gruptakiler çeşitli sorular sorarak seçilen kişinin
kim olduğunu bulmaya çalışsın. Fakat sorulacak sorular saç rengi, boy ve kilo özelliklerini
öğrenmeye yönelik olmamalıdır. Örneğin “bu kişi bir mevsim olsaydı hangi mevsim
olurdu?”, “bir içecek olsaydı ne olurdu?”, “bir renk olsaydı hangi renk olurdu?” gibi sorular
seçilmeli, seçici olan birinci grup ise cevaplarını seçilen kişinin fiziksel ve duygusal
özelliklerini yansıtacak şekilde vermelidir. Örneğin neşeli, canlı bir kişi için mevsim
sorusuna ilkbahar cevabı; duygusal, içe kapanık bir kişi için içecek sorusuna süt ya da su cevabı verilebilir.
Önceden belirlenen soru sorma süresi tamamlandığında ikinci grup, 3 hak kullanarak
belirlenen kişiyi bulmaya çalışsın. Sonuç açıklandığında ikinci gruptan belirlenen kişi,
kendisi için verilen cevapların sebebini sorabilir. Örneğin “neden beni siyah renk olarak
değerlendirdiniz?” gibi.
Oyunun sonunda bu oyun ve size kazandırdıklarını sınıf içinde ( dil, zihinsel,sosyal ve
duygusal açıdan) tartışınız.
1.6. Oyunla İlgili Kuramlar
Oyunla ilgili kuramları klasik kuramlar, dinamik kuramlar ve diğer kuramlar olarak üç
başlıkta incelemek mümkündür.
1.6.1. Klasik Oyun Kuramları
Klasik oyun kuramları, oyunun içeriğini ve anlamını anlamaya yöneliktir. Dört grupta incelenir.
1.6.1.1. Fazla Enerji Tüketimi Kuramı
Bu kurama göre oyun, vücutta bulunan fazla enerjinin harcanmasıdır. Oyun, vücudun
çalışması için gerekli olan enerjiden daha fazlasına sahip olduğunda oynanır.
Çocuk,gerginlik yaratan fazla enerjiyi atabildiği zaman sağlıklı bir dengeye kavuşur. Çok
oynayan çocuk bu nedenle sağlıklıdır. Bu kuramda oyunun içeriği önemli değildir. Bu
kuramın temsilcileri Friedrich Schiller ve Herbert Spencer’dir.
Şekil.2: Çocuk, gerginlik yaratan fazla enerjiyi atabildiği zaman sağlıklı bir dengeye kavuşur.
1.6.1.2. Rahatlama ve Dinlenme Kuramı
Resim 7: Rahatlama ve dinlenme kuramına göre oyunun şekli ve içeriği önemli değildir.
Bu kurama göre günlük hayattaki zorlayıcı etkinlikler, insanı bedenen ve zihnen
yıpratmaktadır. Bunun sonucunda ise dinlenme ve uyku ihtiyacı hissedilir. Gerçek dinlenme
ise insanın normal hayattaki yaşamsal görevleri dışında başka etkinliklerle uğraşmasıyla
olur. Kişi, kendini bu şekilde yeniler. Bu kuramın savunucusu olan Moritz Lazarus, yorucu
bir çalışmanın ardından vücudun belli bir dinlenme etkinliğine ihtiyacı olduğunda oyun
oynandığını belirtmiştir.
Bu kurama göre, fazla enerji kullanımı kuramının tersine, organizmanın az enerjiye
sahip olduğunda enerjiyi artırmak için oynanır. Fazla enerji kullanımı kuramında olduğu gibi
rahatlama ve dinlenme kuramında da oyunun şekli ve içeriği önemli değildir.
1.6.1.3.Öncül Deneme ( Yetişkin Hayatına Hazırlık, Alıştırma) Kuramı
Bu kuramın kurucusu olan Karl Gross, çocukların neden oyun oynadıkları konusunda
varsayımlar geliştirmiştir. Gross’ a göre geçmişte edinilen içgüdüsel alışkanlıklar,
gelecekteki içgüdüsel alışkanlıkların oluşmasında rol oynar. Oyunun bunun oluşmasında
önemli rolü vardır. Oyun, gelecekteki çalışma ve yaşantıların bir ön hazırlığıdır. Ayrıca
Gross, oyununanti sosyal eğilimlerden arındırma özelliğinin de olduğunu ileri sürer.
1.6.1.4. Tekrarlama (Rekapitülasyon) Kuramı
Bu kurama göre çocuk, kendi ırkına özgü yaşam deneyimlerini tekrarlamaktadır.
Stanley Hall’ a ait olan tekrarlama kuramına göre birey; hayatı boyunca daha önce kendi
türünün, ırkının geçirmiş olduğu gelişme seyrinin aynısını geçirir. Bu kuram, öncül deneme
kuramına karşı bir kuramdır. Tekrarlama kuramına göre oyunla gelecekteki davranışlar
arasında hiçbir ilişki kurulamaz. Oyun yoluyla, ırkın geçmişindeki davranışlar arasında ilişki
söz konusudur. Hall, bu kuramında evrim kuramından yola çıkmıştır. Çocuk, oyunda insan
ırkının evrim sürecinde geçirdiği devinimsel ve ruhsal aşamaları tekrar yaşar.
1.6.2. Dinamik Oyun Kuramları
Klasik oyun kuramlarında, çocuğun oyunu neden oynadığı anlaşılmaya çalışılırken
dinamik oyun kuramlarında oyunun neden oynandığı değil, çocuğun oyununun içeriği
anlaşılmaya çalışılmıştır. Dinamik oyun kuramcıları Sigmund Freud ve Jean Piaget’ dir.
1.6.2.1. Sigmund Freud’ Un Oyun Kuramı
Freud’ a göre çocukları, oyunları rastgele veya şans eseri değildir. Bireyin farkında
olduğu ya da olmadığı duygularını belirtir. İnsanların duyguları, istek ve arzuları oyunda, düş
ve fantezilerde ortaya çıkar. Çünkü oyun sırasında bir denetim ya da eleştiri yoktur. Freud’a
göre benliğin gelişmesiyle ilişkili olarak mantıksal düşünmenin başlaması ile oyun son bulur.
Akılcılık ve eleştirel düşünce gelişimi sonucunda çocuk oyundan uzaklaşır. Çocuk, oyunda
yetişkin rolünü üstlenerek hayal içinde kazandığı duygularını gelecekte kullanmak üzere saklar.
1.6.2.2. Jean Piaget’ nin Oyun Kuramı
Piaget’nin oyun kuramı, bilişsel gelişime dayanır. Oyunu yapısal olarak ele alan
Piaget’e göre oyun, insan davranışında bulunan ve çocuğun bilişsel gelişimini destekleyen
bir unsurdur. Piaget, oyunu 3 evrede inceler. Bu evreler; alıştırmalı oyun, sembolik oyun ve kurallı oyundur.
Ø Alıştırmalı Oyun ( 0–2 yaş )
Bu evrede motor faaliyetler, en belirgin özelliklerdir. Emme, elleri açıp kapatma ve
diğer bedensel hareketler motor faaliyetlerdir. Bu faaliyetler, çocuk için adeta bir oyundur ve
bu bedensel faaliyetlerin doyurulması tekrarlanmasına neden olur. 4 aylıkken yakınında
bulunan objeleri yakalar, sallar, atar. Alıştırma oyunlarında çocuk neler yapabildiğini
ispatlar. Yaptıklarından zevk alır ve bu hareketleri tekrarlar.
Ø Sembolik Oyun ( 2–7 yaş )
Sembolik oyun, temsili düşünmenin temelini oluşturmaktadır. Bu dönemde gerçekte
olan önemli olayları oyunda kullanır. Ancak oyunda gerçeğe uyma zorunluluğu
olmadığından olaylar değişikliğe uğrayarak oyuna yansıyabilir. Çocuk oyunlarındaki
sembolleştirme iki şekilde görülmektedir:
a) Bir faaliyetin bir nesneden diğerine aktarılması. Örneğin yeme faaliyetini
bebeğine mama vermekte uygulaması, sopayı at yerine kullanması, tencere
kapağını direksiyon olarak kullanması, telefon kullanıyor gibi yapması.
b) Çocuğun başka birinin rolünü üstlenmesi. Örneğin otobüs şoförü, doktor,
anne, baba gibi rolleri üstlenmesi.
Resim 8:Sembolik oyu, temsili düşünmenin temelini oluşturmaktadır.
Sembolik oyun döneminde, özellikle de 2–4 yaş civarında hayali kişileri kattıkları
oyunlar oynandığı da görülmektedir. Örneğin kardeş istediği için hayali kardeşle oyun
oynama, yaramazlıkları onun yerine yapan hayali bir arkadaşla oynama vb.
Sembolleştirme yeteneği yaşla birlikte gelişir. Çocuğun oyunda bilişsel faaliyetlerde
bulunması sonucu zihin mantıklı düşünmeye geçer.
Ø Kurallı Oyun ( 7–12 yaş )
Bu evrenin daha ileri bir bilişsel düzeyi gerektirdiğini düşünen Piaget’ ye göre
mantıklı düşünme, çocukların sadece nesnelerle ilgilenmeleri ile olmaz. Mantıklı düşünme,
çocukların diğer çocuklarla oynamaları ile gelişir.
Kurallı oyun evresinde devam etmekte olan dramatik oyunlarda kurallar vardır.
Gerçekçi ayrıntılara dikkat edilmektedir. Bu evrede, oyunun kuralları ve kurallara
uymayanlara verilecek ceza önem taşır. Oyunda kurallara uyarak sosyal normlara uygun
davranmaya da başlar.11–12 yaş döneminden sonra ergenlik ve yetişkinlikte de kurallı oyun
özellikleri görülür.
1.6.3. Diğer Oyun Kuramları
Bu grupta oyunun nedenlerinin önemini destekleyen Vygotsky, Bateson, Sutton-
Simith, Helanko ve Berlyne yer almaktadır.
1.6.3.1.Vygotsky’ Nin Oyun Kuramı
Resim 9: Oyun çocuk için yeni bir keşiftir.
Bu kuram, oyunun kökeni ve rolüne ilişkin analizlere dayanır. Vygotsky’e göre oyun,
bilişsel mekanizmaların işlemesine en uygun ortamı sağlar ve çocuğun hayali bir çözüm
yaratmasıdır. Oyun, keşiftir ve yeni bir oluşumdur. Oyun ve iletişim arasında bir ilişki vardır.
Çocuk oyunda gerçek yaşam deneyimlerinden hatırladığı sebep –sonuç ilişkilerini kullanarak
yeni davranışlar üretir. Böylece olumsuz dürtülerinden arınır.
Oyunun önemi istekleri doyurma değil, daha çok düş gücünün ortaya çıkarılmasıdır.
Oyun, somut nesne ve eylemlere bağlı değildir. Ancak nesnelerin çocukta anlam kazanması
için eksen görevi görür. Örneğin bir dal parçasını at olarak kullanması aynı zamanda bir ağaç
dikmeyi düşlemesi için de fırsat sağlar.
1.6.3.2. Bateson Oyun Kuramı
Bateson, Vygotsky gibi oyun ve iletişim arasında bir ilişki olduğunu savunur. Ancak
oyundaki iletişimin tam iletişim değil, yarı iletişim olduğu görüşündedir. Sosyal oyunlarda
kişiler, davranışlarının gerçek olmadığını, sadece oyun olduğunu iletmek zorundadır. Bu
iletimdeki başarısızlık, oyunun amacının yanlış anlaşılmasına ve sosyal uyumsuzluğa neden olur.
Resim 10: Vygotsky, oyun ve iletişim arasında bir ilişki olduğunu savunur.
1.6.3.3. Sutton-Simith Oyun Kuramı
Oyun ile ilgili birkaç kuram ortaya koyan Sutton- Simith, kurallı oyunlarda kültürün
etkisini inceleyen ilk kuramcılardandır. Oyunlarda tarihsel faktörlerin önemini vurgulamıştır.
Daha sonra ise oyuncaklara dikkati çekerek, oyuncakların oyun malzemeleri olmalarının
yanı sıra kültürel ürünler olduklarını da vurgulamıştır. Piaget’nin oyunda yenilik üretmenin
bozucu olduğu görüşüne karşı çıkan Sutton-Simith, yenilik üretmenin, uyumu sağlamak için
yönelmelere kaynak olduğunu savunur.
1.6.3.4. Helanko Sistem Kuramı
Helanko’ya göre birey, oyun ortamı oluşturarak dışarıdan gelen olumsuz etkileri
ortadan kaldırabilir. Çocuk, kendi kendine bir oyun ortamından diğerine geçerek olumsuz
etkileri ortadan kaldırır. Oyun oynamak, kişi ile çevresi arasındaki ilişkidir. Oyunda nesne,
kişi tarafından serbest olarak seçilmektedir.
1.6.3.5. Berylne Modeli (İçten Uyarılma)
Bu yaklaşıma göre oyun, keşfetme davranışlarına bağlıdır ve uyarılma durumlarının
dengelenmesidir. Berlyne’ e göre hareketsiz durmak, organizmanın doğal durumu değildir.
Oyunda görülen uyarılma mekanizması, organizma tarafından kontrol edilir ve işlem
sonunda haz duygusu yaşanır. Bu kuram, bize oyun süreci içinde çocuk davranışlarının
nedenini açıklar. Örneğin çocuk bisiklete binmekten tedirgin olabilir. Fakat buna rağmen
bisiklete binmeyi ister ve bu davranışı tekrarlar. Bu durum, çocuğun içten gelen uyarılması durumudur.
1.7. Oyun Evreleri
Çocukların, yaşlarına ve gelişim özelliklerine göre farklılık gösteren oyun evreleri
birçok araştırmacı tarafından incelenerek farklı şekillerde açıklanmıştır.
Piaget, oyun ile bilişsel gelişim arasında bir bağ olduğunu düşünerek oyunun bilişsel
gelişime dayalı evrelerini incelemiştir. Ericson, oyunu psikososyal açıdan değerlendirmiştir.
Freud ise oyunun ruhsal, kişilik ve cinsiyet gelişimi üzerindeki etkilerine değinerek oyunu bu
açıdan değerlendirmiştir.
Bütün bu araştırmacıların bilgileri ışığında oyunu üç evrede incelemek mümkündür.
Bunlar tek başına oyun, paralel oyun ve kurallı oyundur.
1.7.1. Tek Başına Oyun ( 0–2 Yaş)
Resim 11: İlk aylarda çıngırağın sesini dinlemek çocuk için bir oyundur.
İlk aylarda kendi organlarıyla ilgilenen çocuk, tek başına oynamaktan hoşlanır. Kas
gelişimi, denge, bilişsel ve dil gelişimi alanlarında yeterli olgunluğa ulaşmadığından başka
çocuklarla ilişki kurmaz.
Nesneleri yakalamak, ağzına götürmek, çıngırağın sesini dinlemek onun için bir
oyundur. Bu dönemde canlı renkli, ses çıkaran, yumuşak ve dikkat çekici oyuncaklar onun
ilgisini çeker. Genellikle çevresindeki oyuncaklarla tek başına oynayan bu dönem çocuğu
için sosyal iletişim ve oyuncak paylaşımı söz konusu değildir.
Resim 12: Canlı renkli, ses çıkaran, dikkat çekici oyuncaklar, çocuk için ilgi çekicidir.
Resim 13: Çocuk tek başına oyun döneminde çevresindeki hiçbir şeyden etkilenmeden oyununa devam eder.
Tek başına oyun dönemindeki en büyük özellik, çocuğun çevresindeki hiçbir şeyden
etkilenmeden kendi oyununa devam etmesidir. Toplarını yuvarlayıp küplerden kuleler yapar.
Yaptıklarına bakarak sevinir, kızar ve kendi kendine söylenir.
1.7.2. Paralel Oyun ( 2–4 Yaş)
Artık tek başına oynamaktan vazgeçmiştir. Aralarında çok iyi bir iletişim olmasa da
aynı ortamda birkaç çocuk birlikte oynarlar. Ancak bu oyunda çoğunlukla birbirlerinden
bağımsızdırlar. Aynı oyun malzemelerini kullanan çocuklar, yan yana oynamalarına rağmen
aktivitelerini birbirlerinden bağımsız sürdürürler. Hareket ve konuşma düzeyi ilerlemiştir.
Paralel oyunda, sosyal iletişim çok azdır.
Resim 14- Paralel oyunda sosyal iletişim çok azdır.
Bu dönemde çocuğun oyuncağının gerçeğine tam benzemesi şart değildir. Elindeki
nesneleri oyuncak olarak kullanabilir ( tencereler, sandalyeler vb) ya da kendisini oyuncak
olarak kullanabilir (araba rolüne girebilir). Hayal gücü çok geniştir ve oyunlarında bunu özgürce sergiler.
1.7.3. Kurallı Oyun ( 4–12 Yaş)
Çevreye olan ilgisi artmıştır. Diğer çocuklarla birlikte oynar, gruba katılır, aynı
oyunda yer alır. Ancak yine kendi oyununu oynar. Piaget’e göre erken çocukluk döneminde
kural kavramı yoktur. Bu nedenle bu dönemin 12 yaşa kadar olan kısmını, birlikte oyun
dönemi olarak adlandırmak mümkündür.
2–6 yaşlar arasındaki çocuklar kuralları bilirler. Fakat kuralların neden konduğunu ve
neden uyulması gerektiğini anlayamazlar. 6–12 yaşlar arasındaki çocuklar kuralları bilirler
ve yüksek bir otorite tarafından konulduğunu düşündükleri kuralların değişemeyeceğine
inanırlar. Kurallara uymayanın cezalandırılacağını düşünürler.
10–12 yaşlarından itibaren artık kurallı oyuna tam olarak yönelirler. Kuralların oyuna
yön vermek, oyunda karşılaşılabilecek sorunları en aza indirmek için konulduğunu
anlayabilirler. Bireylerin, aralarında anlaşarak kuralları değiştirebileceğini kavrarlar.
Resim 15: Çocuklar 10–12 yaşlarından itibaren kurallı oyuna tam olarak yönelirler.
Kurallar, oyuna başlamadan önce belirlenir ve oyunun ortasında değiştirilemez.
Kurallara uymayana ya da oyunda yenilene verilecek ceza, oyuna katılanların ortak kararı ile belirlenir.
Etkinlik-3
Kurallarını ve verilecek cezayı sınıfça belirleyerek sınıf içinde “Aç Kapıyı Bezirgan
Başı” oyununu oynayınız. Oyunu sınıf arkadaşlarınızla değerlendiriniz.
1.8. Oyun Çeşitleri
Oyun çeşitlerini üç grupta incelemek mümkündür. Bunlar;
Ø Karakterlerine göre oyun çeşitleri
· Fonksiyon oyunları
· Hayal oyunları
· Grup oyunları
Ø Oynandığı yere göre oyun çeşitleri
· Açıkhava oyunları
· Salon- sınıf oyunları
Ø Kullanılan araca göre oyun çeşitleri
· Araçta yapılan oyunlar
· Araçla yapılan oyunlar
· Araçsız yapılan oyunlardır.
1.8.1. Karakterlerine Göre Oyun Çeşitleri
1.8.1.1. Fonksiyon Oyunları
Resim16: Çocuğun ilk hareketler, gerçek bir oyun karakteri taşımaz.
Çocuğun ilk hareketleri, bilinçsiz ve kontrolsüz hareketlerdir. Kollarını ve bacaklarını
sallar, kıpırdanıp sağa sola döner. Çocuğun bilinçsiz yaptığı bu hareketler, onun ileride
yapacağı yürüme, koşma, atlama, tutma gibi doğal ve bilinçli hareketleri yapabilmesi ve
organlarını kontrol altına alabilmesi için alıştırma niteliğindedir. Çocuğun bu ilk bilinçsiz ve
basit hareketleri onun için oyundur. İşte onun bu ilk hareketlerine, ilk alıştırmalar ve
fonksiyon oyunları denir. Bu hareketler, gerçek bir oyun karakteri taşımaz.
Resim 17: Çocuğun ilk bilinçsiz ve basit hareketleri onun için oyundur.
1.8.1.2. Hayal Oyunları
Fonksiyon oyunları devresi kısa sürer. Üç yaşından sonra, hayal gücüne dayanan
oyunları oynamaktan hoşlanır. Oyuncakları ile konuşur, onlara canlı muamelesi yapar. Kız
çocuklar, bebeklerini uyutur, mama yedirir, yaramazlık yaptığı için kızar. Erkek çocuklar ise
sopadan atına biner, polis olup suçluları yakalar, bloklardan yollar, köprüler yapar.
Resim 18: Çocuk, üç yaşından sonra hayal gücüne dayanan oyunları oynamaktan hoşlanır.
Çocuk, bu tür oyunlarla kendini bir başkasının yerine koyar ve gizli duygu ve
düşüncelerini açığa vurur. Küçüklüğünü ve güçsüzlüğünü bu oyunları oynarken aşar. Çünkü
bu oyunlarda güçlü kişi kendisidir.
Resim 19: Çocuğun hayal gücü, oyun yoluyla yaratıcı hayal gücüne dönüştürülebilir.
Yaratıcılığın etkisinin büyük olduğu bu oyunlar sayesinde çocuk becerilerini geliştirir.
Çocuğun hayal gücü, oyun yoluyla yaratıcı hayal gücüne dönüştürülebilir. Örneğin çocuğa
anlatılan masallar dramatize edilebilir. Çeşitli renk, şekil ve ebattaki blok oyuncaklar,
bebekler, kumaş parçaları, bitmiş makaralar, boş kutular hayal gücünü geliştirebilecek
oyuncaklar olarak kullanılıp, çocuğun yaratıcılığını geliştirmesi sağlanabilir.
Oyuncağın, aslına tam olarak benzemesi şart değildir. Çocuk, arka arkaya dizilen
sandalyeleri tren gibi düşünerek, hayalinde bu trenle istediği yere gidebilir. Tahta blokları üst
üste, yan yana dizerek evler, arabalar, köprüler ve yollar oluşturabilir.
1.8.1.3. Grup Oyunları
Resim 20: Çocukların grup oyunlarına yönelmeleri 5–6 yaşlarda başlar.
Çocukların birlikte oynadıkları oyunlara grup oyunları denir. Çocukların grup
oyunlarına yönelmeleri 5–6 yaşlarda başlar. Artık oyuncaklarıyla tek başına oynamaktan
sıkılan çocuk, evini ve çevresini tanımaya başlar. Komşu ve mahallesinde bulunan yaşıtı
çocuklarla arkadaşlık kurar. Eğer bu dönemde anne- babalar çeşitli nedenlerle çocuğun bu
isteğine karşı çıkıp komşu çocuklarla oynamasına, arkadaşlık kurmasına izin vermez ve evde
tek başına oynaması konusunda baskı yaparlarsa çocukta olumsuzluklar görülmesine neden
olurlar. Bu tür yasaklarla büyüyen çocuklar; ileride içe dönük, korkak, bazen de hırçın ya da
aşırı yaramaz olurlar.
Grup oyunlarının çekirdeğini mahalleler oluşturur. Yaş ve güç açısından üstün
çocuklar daima lider durumundadır. Onun kurallarına baş eğilir. Bu, grup oyunlarının
yaratmış olduğu bir otoritedir.
Grup oyunlarında ilginin dağılmaması için oyunun süresi çok uzun tutulmamalıdır.
Erken çocukluk eğitimi kurumlarında grup oyunları, özel oyun salonları, grup oyun odası,
spor salonu gibi kapalı alanlarda ya da açık havada oynanabilir.
Resim 21: Grup oyunlarında ilginin dağılmaması için oyunun süresi çok uzun tutulmamalıdır.
1.8.2. Oynandığı Yerlere Göre Oyun Çeşitleri
1.8.2.1. Açık Hava Oyunları
Bahçe, kır, orman, sokak gibi açık ve geniş alanlarda oynanan oyunlardır. Açık havada
oynanan oyunlarda daha geniş bir alan kullanılır ve doğa ile daha yakın olunur. Çocuklar,
kapalı alanlarda oynamaktan zaman zaman sıkılabilirler. Ayrıca iç mekânlarda oynanamayan
birçok oyun, açık havada rahatlıkla oynanabilmektedir. Örneğin top oyunları, saklambaç,
kovalamaca gibi birçok oyun açık havada daha rahat oynanır. Bu nedenle de çocuklar açık
havada oyun oynamaktan daha çok zevk alırlar.
Resim 22: Çocuk; açık havada atlar, zıplar, koşar.
Açık hava oyunlarının çocuğun sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel gelişimlerine
olumlu etkileri çok fazladır. Çocuk; açık havada atlar, zıplar, koşar. Çim, toprak ve kumla
oynayarak doğayı tanır.
Açık havada oynanan oyunlar; koşmaca oyunları, taklit oyunları ve halka oyunlarıdır.
Bu oyunların bir kısmı kapalı alanlarda oynanabilir. Ancak bu tür oyunların daha geniş
alanlar gerektirdiği düşünülürse açık havada oynanması çocuklara daha büyük haz verecektir.
Ø Koşmaca Oyunları
Açık havada koşarak oynanan oyunlardır. Bu tür oyunlarda çocuklar koşar, kovalar,
kaçar, yakalamaya çalışır. Sürekli bir hareketlilik söz konusudur. Saklambaç, köşe kapmaca,
kovalamaca, çömel kurtul gibi oyunlar koşmaca oyunlarına örnektir.
Resim 23: Koşmaca oyunlarında sürekli bir hareketlilik vardır.
Etkinlik-4
Aranızdan bir ebe seçiniz. Ebe, ayakta gördüğü kişiyi kovalayarak yakalamaya
çalışmalıdır. Oyuncular, ebe yanlarına geldiğinde yere çömelerek ebeden kurtulabilirler. Bu
oyun “ Çömel Kurtul” oyunudur. Oyunun kuralı gereği, yere çömelen kişiyi ebe
yakalayamaz. Ebenin ayakta yakaladığı ve dokunduğu kişi ebe olacaktır. Bu oyunu bir
müddet açık havada oynadıktan sonra sınıf arkadaşlarınızla, oyun esnasında vücudunuzda
gözlemlediğiniz fiziksel farklılıkları ( soluk alıp verme, kalp atım hızı vb.) ve oyun anında
yaşadığınız heyecanı tartışınız.
Ø Taklit Oyunları
İnsan, bitki, hayvan, doğa olayları ya da taşıta öykünerek yapılan oyunlardır. Taklit
oyunları, bireysel ya da grupça yapılabilir. Örneğin aslan avı oyunu grupça oynanan bir
oyundur. Ancak leylek yürüyüşü taklidi, cüce yürüyüşü taklidi grupça oynanabilen taklit oyunlarıdır.
Etkinlik-5
Şekil 3: Aslan av, çocukların sevdiği eğlenceli bir oyundur.
Aslan Avı oyununu oynamak için aranızdan bir ebe bir de avcı lideri seçiniz. Ebe,
aslan rolünü üstlenecektir.
Aslan bir köşeye çömelip oturur. Diğerleri ise arka arkaya geçip sıra olurlar. Grup
lideri, önce grubuna “Aslan avına çıkalım mı?” diye sorar. Gruptan evet cevabını alınca
çeşitli yönergelerle grubu ava hazırlar. “ Önce tulumumuzu giyelim ( bütün grup üyeleri
tulum giyme taklidi yapar), silahımızı omzumuza asalım ( silah omuza asma taklidi yapılır),
Hadi şimdi yola çıkma zamanı ( sınıf içinde yürümeye başlanır). Karşımıza bir dere çıktı
üzerinden atlayalım ( grup üyeleri o noktaya geldiklerinde dereden atlar gibi zıplama
hareketi yaparlar). Karşımıza çalılar çıktı ellerimizle iterek geçecek yer açalım ( ellerle
çalıları kenara açma hareketi yapılırken haşır huşur sesleri çıkarılır). Taşlık yola geldik
dikkatli yürüyelim ( parmak uçlarında yürünürken tık tık tık sesleri çıkarılır). Aslanın inine
yaklaştık sessiz olun ( bu sözü kısık sesle söyleyen grup lideri, gizlenerek yürümeye devam
eder ve gruptan da öyle yürümesini ister)”. Aslana yaklaşıldığında aslan avcılara kükreyerek
saldırır ve kovalar. Avcılar yakalanmamak için kaçarlar. Aslanın yakaladığı kişi ebe olur. Bu
oyunu, öykünmeleri çeşitlendirerek tekrar oynayabilirsiniz.
Ø Halka Oyunları
Çocukların otururken ya da ayaktayken halka şeklinde durarak oynadıkları oyunlardır.
Bu oyunlar şarkılı ve danslı olabileceği gibi, araç kullanılarak da oynanabilen oyunlardandır.
Yağ satarım- bal satarım, bülbül kafeste, kutu kutu pense gibi oyunlar halka oyunlarına örnektir.
Resim 24:Halka oyunlar, çocukların otururken ya da ayaktayken halka şeklinde durarak oynadıkları oyunlardır.
Ø Salon-Sınıf Oyunları
Kurallı ya da kuralsız serbest oyun şeklinde oynanabilirler. Çocuklar, oyuncaklarıyla
ya da oyuncaksız serbestçe, tek başına ya da grupça oynayabilirler. Ayrıca kuralları önceden
belirleniş oyunları da salon ya da sınıflarda oynayabilirler. Erken çocukluk eğitimi
kurumlarında oyun saatinde oynanan kurallı oyunlar üç aşamada uygulanır. Bunlar,ısındırıcı,
hareketli ve dinlendirici oyunlardır. Çocukları hareketli ve düzenlemeli oyunlara hazırlamak
için oynanan oyunlar ısındırıcı oyunlardır. Basit beden hareketleri, insan- hayvan ya da taşıt
taklitleri, parmak oyunları ısındırıcı oyunlara örnektir.
Resim 25: Salon oyunları; sınıf, ev, oyun odası, spor salonu gibi kapalı mekânlarda oynanabilen oyunlardır.
Kurallı oyunların bir kısmının kuralları ya da süresi kesin olarak belirlenmiştir ve
değiştirilemez. Bu tür oyunlara Yapılandırılmış Oyun denir. Örneğin, satranç ve kart oyunları gibi.
Resim 26: Satranç ve kart oyunları gibi oyunlar kurallı oyunlara örnektir.
1.8.3. Kullanılan Araca Göre Oyun Çeşitleri
1.8.3.1. Araçta Yapılan Oyunları
Bir oyun aracının üzerinde ya da içinde oynanan oyunlardır. Jimnastik sırası, denge
aleti, tahterevalli salıncak, jimnastik minderi, atlama kasaları ile oynanan oyunlar araçta yapılan oyunlardır.
Resim 27: Oyunun aracın üzerinde ya da içinde oynandığı oyunlardır.
1.8.3.2. Araçla Yapılan Oyunları
Bir oyun aracı kullanılarak oynanan oyunlardır. Top oyunları, iple oynanan oyunlar,
labut devirme, hulahop oyunları ve diğer oyuncaklarla oynanan oyunlar, araçla oynanan oyunlardır.
Resim 27 Resim 28
Resim 29: Oyun aracı kullanarak oynanan oyunlar araçla yapılan oyunlardır.
1.8.3.3. Araçsız Yapılan Oyunları
Hiçbir araç kullanılmadan oynanan oyunlardır. Saklambaç, kovalamaca, kimdir bu,
taklit yürüyüşleri, ayak yere basmaz gibi pek çok oyun araçsız oynanan oyunlardır.
2. OYUN ETKİNLİĞİ PLANLAMA
Erken çocukluk eğitimi kurumlarında, oyun saatinde doğru zamanlama yapabilmek,
çocukların yaş, gelişim düzeyi ve ilgilerine göre en doğru oyun tipini, oyun grubunu,
mekânı, oyunda kullanılabilecek en doğru araç gereci seçebilmek için oyun etkinliğinin
planlanması çok önemlidir. Yukarıda belirtilen sebeplerin herhangi birinde oluşabilecek bir
hata ya da eksikliğin olmaması için bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir.
2.1. Oyun Etkinliği Planlarken Dikkat Edilecek Noktalar
Ø Eğitici, sınıfında bulunan çocukların hepsini çok iyi tanımalı; onların bireysel
özelliklerini, farklılıklarını bilmeli ve çocukları oyuna ona göre
yönlendirmelidir. Kronik kalp yetmezliği ya da solunum rahatsızlığı olan
çocukları hareketli oyunlara katılması için zorlamamalı, daha pasif roller vermelidir.
Ø Eğitici, sınıfında bulunan çocukların yaşlarına göre gelişim özelliklerini bilmeli
ve buna göre oyun seçmelidir. Yaş ve gelişim seviyesinin üzerinde oyunlar
oynatıldığında çocuk başarısız olacaktır. Bu da oyuna ve gruba ilgisini
azaltacaktır. Tırmanma, basamak inip çıkma, atma, tutma, tek ayak üzerinde
durma hareketlerini gerektiren beceriler ancak bu hareketleri yapabilecek
olgunluğa ve gelişim düzeyine erişen çocuklar tarafından yapılabilir. Örneğin
2–3 yaşlarındaki çocuklara grup oyunları oynatmaya çalışmak yanlış olacaktır.
Ø Eğitici, belirlenen oyun için uygun grup ya da gruplar oluşturmalıdır. Liderlik
özelliği olan birkaç çocuk aynı grupta olursa oyunda sorun yaşanabilir. Ayrıca
her çocuğa oyunda lider olma fırsatı tanımalı ve gruplarda her iki cinsiyetten
çocuk olmasına özen göstermelidir.
Ø Oyun için zaman doğru seçilmelidir. Çocukların uykulu, aç ya da yorgun
olduğu zamanlar oyun için elverişli değildir. Mümkün olduğunca durağan, sakin
etkinliklerin ardından oyuna geçilmelidir. Oyunun ne kadar süreceğine, başka
bir oyuna geçilip geçilmeyeceğine çocuklar karar vermelidir. Çocukların ilgisini
çekmeyen bir oyuna devam edilmesi için ısrar edilmemelidir. Ayrıca oyun
henüz bitmeden yarıda kesmek ya da çocuklar oyuna devam etmek için çok
istekliyken başka bir faaliyete geçmeleri için zorlamak da doğru değildir.
Ø Oyun oynanacak mekân güvenli olmalıdır. Salon ya da sınıfta çocuklara zarar
verebilecek araç gereçler bulunmamalı, oynarken takılıp düşebilecekleri ya da
çarpabilecekleri eşyalar sınıf düzenlenirken ayrı bir köşeye yerleştirilmelidir.
Ayrıca açık havada oyun oynanacak mekânlarda da düzenlemeler yapılmalı,
bahçe çitle çevrilmeli, çukur, kuyu ve benzeri alanlar kapatılarak emniyetli bir
ortam sağlanmalıdır. Bu tür tehlikeler olduğunda bahçenin diğer bölümlerinin
de kullanılması sakıncalı olabilir.
Ø Mekân, seçilen oyun için uygun olmalıdır. Örneğin geniş alanda oynanabilecek
oyunların küçük bir sınıfta oynanması kazalara ya da çocukların oyundan zevk
almamalarına neden olabilir. Oyun için seçilen ortamın normalden sıcak ya da
soğuk olması, fazla aydınlık ya da karanlık olması, yeterince havalandırılmamış
olması da çocukların oyuna ilgilerinin azalmasına neden olabilir.
Resim 30: Oyun oynanacak mekân güvenli olmalıdır.
Ø Oyun için gerekli olan araç-gereç ve oyuncaklar sağlam, eksiksiz ve çocuk
sayısı için yeterli olarak temin edilmelidir.
Ø Eğitici, planladığı oyunun kurallarını ve oynanışını öncelikle kendisi çok iyi
bilmelidir. Aksi takdirde oyun sırasında aksilikler yaşanabilir.
Ø Eğitici, oyun sırasında mümkün olduğunca az müdahale etmelidir. Eğiticinin
oyundaki görevi çocukları oyun oynamaya teşvik etmek, oyun sırasında
çocuklar ihtiyaç duyarlarsa yardımcı olmak, çocukların oyunla ilgili sorularını
cevaplamak ve oyun için gereken oyun araç-gerecini eksiksiz ve tam olarak
temin etmektir. Eğitici oyunu denetimi altında tutmaya çalışmamalı; fazlaca
oyunun içinde ya da tamamen ilgisiz olmamalıdır. Ayrıca oyuna katı kurallarla yaklaşmamalıdır.
Ø Eğitici, oyunda çocukların yaratıcılıklarını engelleyecek tavırlardan uzak
durmalı, çocuğun nesneleri kullanarak yeni şeyler ortaya çıkarmaları ve
geliştirmeleri için uygun ortam hazırlamalıdır.
Ø Eğitici, yeni bir oyun öğreteceğinde önce çocuğun bildiği oyunlardan ve
yabancı olmadığı oyun araçlarını kullanarak başlamalıdır. Yeni oyunun belirli
kuralları varsa bunları çocuklara açık, anlaşılır ve sade bir dille anlatmalı,
örneklerle açıklamalıdır. Yeni oyun, çocuklar tarafından iyice kavrandığında
oynanmalıdır. Gerekirse çocukların kavraması için bir sefer deneme oyunu oynanmalıdır.
Ø Eğitici, oyunu planlarken hangi oyunun oynanmasını istedikleri, oyunda hangi
rolü kimin alacağı, oyun mekânı, araç-gereç seçimi konularında çocukların
önerilerini almalıdır. Oyuna çocuklarla birlikte karar vermeye özen göstermelidir.
Ø Oyun seçiminde, o gün uygulanacak olan günlük planda yer alan gelişimsel
hedefler ve hedef davranışlar göz önünde tutulmalıdır. Oyunun o günkü plana
göre çocukta geliştirilmesi düşünülen hedef ve hedef davranışlara yönelik
olması oyunu daha anlamlı kılacak ve belirlenmiş olan hedeflere ulaşılmasına yardımcı olacaktır.
2.2. Oyun Etkinliği Planlama
Oyun etkinliğinin planlanması belli aşamalarda olmaktadır. Bu aşamalar daha çok bazı
koşulların yerine getirilmesidir.
Ø Gerçekleştirilmesi düşünülen hedef ve hedef davranışların belirlenmesi ve
uygun oyunun seçilmesi
Ø Oyun saatinde yer alacak etkinliklerin ve mekânın seçilmesi
Ø Oyun saatinde yer alan etkinliklerin sıralanması ve süresinin belirlenmesi
Ø Oyun saatinde kullanılacak araç-gereç ve oyuncakların sıralanması
Oyun etkinliği planlanırken, gün içinde çocuklara kazandırılması düşünülen hedefler
ve hedef davranışlar göz önünde bulundurulursa hem çocuklara kavram ve davranışların
kazandırılması daha kolay olacaktır hem de oyun daha anlamlı olacaktır. Örneğin hareketli
oyunların çoğunluğu ( koşma, atlama, tırmanma gibi hareketleri içeren oyunlar), çocukların
büyük kas gelişimini destekleyici oyunlardır. Boncukları ipe dizme, yoğurma maddeleri ile
yapılan oyunlar ise öncelikle küçük kas gelişimini, eş güdüm ve koordinasyon becerisi
gelişimini destekleyici oyunlardır. Ayrıca dramatizasyon içerikli oyunlar da hayal güçlerinin
gelişiminde etkilidir.
Seçilecek oyunun, günlük planda yer alan hedef ve hedef davranışların
kazandırılmasına yardımcı olacak nitelikte olması eğitsel açıdan ve çocukların gelişim
düzeylerine uygun oyun seçebilmeye yardım etmesi açısından oldukça faydalıdır. Ayrıca
unutulmamalıdır ki bir oyun çocuğun birkaç gelişim alanını destekleyici özellikte olabilir.
Resim 31: Oyu, çocuğun birkaç gelişim alanını destekleyici özellikte olabilir.
Gelişimsel hedef ve hedef davranışlar belirlenip, buna göre uygun oyun seçildikten
sonra mekân belirlenmelidir. Oyunun özelliğine göre, salonda ya da açık hava da mı, geniş
ya da dar mekânda mı oynanacağına karar verilmelidir. Oyun eğer sınıfta oynanacaksa hangi
köşede (evcilik köşesi, kukla köşesi, blok köşesi vb.) oynanacağı, açık havada oynanacaksa
çim, ağaçlık ya da beton alanda mı oynanacağı belirlenmelidir.
Oyunda yer alacak etkinliklerin sıralanmasında ve süresinde katı tutumlu
olunmamalıdır. Sıralamada, aktif oyunları pasif oyunların izlemesine dikkat edilmelidir.
Etkinlikler arası geçiş süresi çocukların ilgisine göre, yaratıcılıklarına göre kısaltılıp
uzatılabilir. Tam gün eğitim veren bir eğitim kurumunda en az 30 dakika, en fazla ise 40
dakika oyuna zaman ayrılmalıdır.
Kurallı oyunların; ısındırıcı oyun, hareketli oyun ve dinlendirici oyun olarak
ayrılmasına ve bunlara verilecek sürenin belirlenmesine dikkat edilmelidir. Isındırıcı oyunlar
için yaklaşık 5 dakika, hareketli oyunlar için yaklaşık 15 dakika ve dinlendirici oyunlar için
yaklaşık 10 dakika süre tanınmalıdır. Ayrıca belirlenen bu sürelere ek olarak, bilinen
oyunların tekrarlanması, yeni oyunun tanıtılması, kuralların açıklanması ve oyun sonunda
değerlendirmenin yapılması için yaklaşık 10 dakika kadar bir süre daha ayrılması gerekmektedir.
Oyun etkinliği planlarken özen gösterilmesi gereken bir diğer unsur da oyun için
gereken araç-gereçlerin belirlenmesidir. Planlamada erken çocukluk eğitimi verilen kurumun
araç-gereç imkânlarının iyi bilinmesi gerekmektedir. Oyun için gerekli araç gereçlerin
belirlenmesinde oyunun çeşidi etkilidir. Gereken araç gereçler oyunun oynanacağı mekânda
her gün hazır durumda olsalar bile öğretmen tarafından yeterli sayıda ve sağlam olup
olmadıkları önceden kontrol edilmelidir. Eğer gereken araç ve gereçler oyunun oynanacağı
mekândan farklı bir yerde bulunuyorsa ( depo vb.), daha önceden hazırlanması ve oyunun
oynanacağı yere getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle oyunda hangi araçların kullanılacağı
önceden belirlenerek oyun planında belirtilmelidir.
2.3. Oyun Etkinliğinin Uygulanması
Erken çocukluk eğitimi kurumlarında oyun etkinliği uygulamada belli bir düzen izlenmesi gerekmektedir.
Ø Oyun oynanacak yeri hazırlama
Ø Oyun araç gereçlerini hazırlama
Ø Grubu hazırlama
Ø Isınma hareketleri yapma
Ø Bilinen oyunları tekrarlama
Ø Yeni oyun öğretimi
Ø Değerlendirme
2.3.1. Oyun Oynanacak Yeri Hazırlama
Eğitimcinin oyun için gereken planlamayı yaptıktan sonra oyun etkinliğini
uygulamaya geçmesindeki ilk adım oyun oynanacak yerin hazırlanmasıdır. Seçilen oyunun
planda belirlenen mekânı önceden gözden geçirilmelidir. Oyunda çocuk için tehlike
yaratabilecek nesne ya da durum olup olmadığına dikkat edilmelidir. Bu durumların önceden
belirlenerek düzenlenmesi, çocukların güvenliği ve oyunun kesintisiz bir şekilde devam
edebilmesi için önemlidir.
Açık havada oyun oynanan mekânda kontrol altına alınmamış, ya da etrafı güvenli
şekilde çevrilmemiş çukur, kuyu ve benzer yerlerin olması çocukların can güvenliği
açısından oldukça sakıncalıdır.
2.3.2. Oyun Araç-Gereçlerini Hazırlama
Oyunun özelliğine göre önceden belirlenmiş, eksiklikleri ve aksaklıkları giderilmiş
olan oyun araç-gereçleri önceden oyun oynanacak mekânda hazır bulundurulmalıdır.
Bahçede ve özel oyun odalarında tırmanma araç gereçleri, denge tahtası, salıncaklar, çekme
halatları, üç tekerlekli bisikletler ve oyunun özelliğine göre belirlenmiş araç gereçler
bulunmalıdır. Oyuncakların eksiksiz ve kullanıma hazır olması gereklidir.
Şekil 4-5: Oyuncakların eksiksiz ve kullanıma hazır olması gereklidir.
Resim 32: Bahçe oyun araç ve gereçlerinin güvenliği öğretmen tarafından önceden kontrol edilmelidir.
2.3.3. Grubu Hazırlama
Oyun oynanacak yer ve araç-gereçler hazırlandıktan sonra çocuk grubunu oyuna
hazırlamak gereklidir. Örneğin oyunun özelliğine göre, basit tekerleme ya da hareketlerle
çocukların oyuna ilgisini çekmek, grubun oyun oynamaya motive olmasını sağlayacaktır.
2.3.4. Isınma Hareketleri Yapma
Oyuna hazırlanan grupla birlikte oyuna hazırlayıcı ısınma hareketleri yapmak oyuna
geçişi kolaylaştıracaktır. Isınma hareketleri, çocuğun psikolojik ve fiziksel olarak
rahatlamasını sağlamasının yanı sıra çocukların zevkle ve tam olarak oyuna katılımlarını da
sağlayacaktır. Parmak oyunları, basit beden hareketleri, nefes çalışmaları, taklit, yürüyüş ve
taklit koşuları ısınma hareketlerine örnektir. Bu çalışma, yaklaşık olarak 5 dakika sürdürülmelidir.
Resim 33: Isınma hareketleri, oyuna geçişi kolaylaştırır.
2.3.5. Bilinen Oyunları Tekrarlama
Isınma hareketlerinden sonra grup bir araya toplanarak bildikleri oyunlar ve kuralları
tekrarlanır. Tekrarlama, fazla ayrıntıya girmeden, sade ve açık bir dille yapılmalıdır. Bu
tekrarlar, çocukların yeni oyunun kurallarını daha kolay kavramalarına yardımcı olacaktır.
Eğer çocuklar çok arzu ederse bu oyunlar arasında çocukların istekleri doğrultusunda seçilen
bir oyun oynanmalıdır.
2.3.6. Yeni Oyun Öğretimi
Yeni bir oyun öğretirken bazı aşamaları izlemek gerekmektedir. Eğitici bu aşamalara
ne kadar çok dikkat ederse çocukların oyunu daha iyi öğrenmelerini ve istekle katılmalarını
sağlamış olur. Bu aşamalar; oyunu tanıtma, oyunun kurallarını açıklayıp rol dağıtımı yapma
ve oyunu kurallarına göre oynamadır.
2.3.6.1. Oyunu Tanıtma
Oyunun adının açıklanması ve oyunla ilgili genel bilgilerin verilmesi, oyunun
çocuklara tanıtılmasıdır.
Çocuklara sade bir dille ve onların oyunu oynamak istemelerini sağlayacak bir ifade
ile oyunun adı açıklanmalıdır. Bu şekilde çocuklar, psikolojik olarak oyunu oynamaya hazır
hale getirilmiş olur. Eğitimci, çocuğa oyun hakkında bilgi verirken oyunla ilgili kitaplar,
resimler, fotoğraflar kullanabilir.
Eğitimci, oyunu çocuğa genel hatlarıyla tanıtırken çocukları sıkmadan kısa bir tanıtım
yolunu seçmelidir. Oyunda kullanılacak araç gereç de bu aşamada çocuklara tanıtılmalıdır.
Bu tanıtım ve açıklamalar ne kadar açık ve anlaşılır dille olursa çocukların oyunu
kavramaları da o kadar kolay olur.
2.3.6.2. Oyunun Kurallarını Açıklama ve Rol Dağılımı Yapma
Oyunun kurallarının açıklanması iki aşamada gerçekleşir. Bunlardan ilki, kuralların
sözel olarak çocuklara anlatılmasıdır. İkinci aşama ise kuralların uygulanmasıdır.
Ø Kuralların Sözel Olarak Çocuklara Anlatılması
Bu aşamada eğitici, oyunun kurallarını çocuklara anlaşılır bir dille açıklar. Eğer
oyunda sıfatlar, çocukların bilmediği kelimeler varsa onların anlayabileceği şekilde
açıklanmalıdır. Oyunda kişilere verilen ebe, başkan gibi sıfatları ve bunların görevlerini tek
tek açıklamalıdır. Oyunun sonunda bir ceza verilmesi gerekecekse, bu cezanın ne olacağına
da çocuklarla birlikte karar verilmelidir. Eğitimci çocukların kuralları iyice kavradığından
emin olduktan sonra kuralların uygulanması aşamasına geçebilir.
Ø Kuralların Uygulanması
Bu aşamada ise çocuklara açıklanan kurallar uygulatılarak pekiştirilir. Oyundaki görev
dağılımı da bu aşamada gerçekleştirilir. Ebe, başkan ve diğer oyun görevlileri eğitimci ya da
çocuklar tarafından seçilir. Görev dağılımı, sayışma ya da kura yöntemiyle de yapılabilir.
Eğitici, her oyunda bütün çocukların görev almasını sağlamaya özen göstermelidir. Böylece
isteksiz olan çocuklar da dahil olmak üzere çocukların hepsinin oyuna katılmalarını sağlamış olur.
Resim 34: Sandalye kapmaca oyununun uygulamalı anlatımı
2.3.6.3.Oyunu Kurallarına Göre Oynama
Kuralları öğrenen çocuklar, rollerini gerçekleştirmek amacıyla yapabildiklerinin en
iyisini yapmaya çalışarak oyunu oynayabilirler. Oyuna katılmak istemeyen çocuk olması
durumunda eğitimci hoş görülü olmalı, onu zorlamadan oyuna katılımını sağlamak için fırsatlar tanımalıdır.
Resim 36: Oyuna katılmak istemeyen çocuk zorlanmamalıdır.
2.3.7. Oyunun Değerlendirilmesi
Yapılan eğitimin çocuk üzerindeki etkileri hakkında bilinçli bir yargıya varılması
değerlendirmedir. Değerlendirme tarafsız bir gözle yapılmalıdır. Eksiklikler, hatalar,
yanlışlıklar, aksamalar, başarılı ve olumlu yönler değerlendirme sonucunda belirlenir.
Böylece öğretmen, bir sonraki oyunlarda olumsuzlukları ortadan kaldırma ve başarılı yönleri
geliştirebilme olanağı bulur.
Oyunun sonunda 3 türlü değerlendirme yapılması söz konusudur:
Ø Eğitimcinin, kendini değerlendirmesi
Ø Eğitimcinin, çocukları bireysel ve grup olarak değerlendirmesi
Ø Eğitimciyle çocukların birlikte değerlendirme yapması
2.4. Örnek Oyun Etkinliği Planı Hazırlama
Eğitici oyun planını ( oynanacak oyunları, sürelerini, araç-gereçleri ve oynanışını)bir
çizelge ile belirtebilir.
2.4.1.2. Basit Beden Hareketleri Örnekleri
Ø Ayakta durarak bacaklar iki yana açılır, kollar dirsekten bükülerek göğüs
hizasında birleştirilir. Bu pozisyonda beden sağa sola çevrilir.
Ø Bacaklar hafifçe aralanır ve kolları aşağı doğru sarkıtarak ayakta dik durulur.
Beli esneterek kollar önden yukarı doğru uzatılır. Bedenin üst kısmını kollarla
birlikte aşağı doğru sarkıtıp ellerle ayak parmak uçlarına dokunmaya çalışılır.
Şekil-7 Şekil-8 Şekil 9: Basit beden hareketleri örnekleri
Ø Bağdaş kurarak oturup, avuç içleri yukarı bakacak şekilde kollar iki yana açılır
ve kollar gergin olarak geriye doğru esnetilir.
Ø Sırt sırta itişme
Çocuklar ikişerli eşler halinde ayrılır. Sırt sırta dönen eşler birbirlerine dayanarak
sadece sırtları ile birbirlerini itmeye çalışır.
2.4.1.3.Taklit Oyunu Örnekleri
Resim 38:Taklit çocuğun yaratıcılığını geliştirir.
Ø YAŞLI ADAM YÜRÜYÜŞÜ
Sırt kamburlaştırılır, baş öne eğilir, elde baston varmış gibi yavaş yavaş yürünür.
Ø DEV ADAM YÜRÜYÜŞÜ
Omuzlar dikleştirilir, kollar yukarı kaldırılarak parmak ucunda yükselerek yürünür.
Ø AĞAÇTAN ELMA TOPLAMA
Kollar yukarı kaldırılır, parmak uçlarında yükselerek ağaca uzanma ve meyve toplama
taklidi yapılır. Yüksek dallardan meyve toplamak için yukarı doğru sıçranır. Arada öne
eğilerek toplanan meyveleri sepete koyma hareketi yapılır. Bu çalışmada eğitici çocuklara “
Meyvelerimizi toplayalım, yukarıdaki elmaları nasıl alacağız? Zıplayalım mı? Şimdi
topladıklarımızı sepete koyalım” gibi direktifler verebilir.
Ø KAZ YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülerek çömelme hareketi yapılır. Kollar yana açılır ve kanat gibi çırpılır.
Sağa sola yalpalayarak yürünür.
Ø RÜZGÂR ESİYOR
Kollar yukarı kaldırılır. Gövde sağa sola sallanırken “vuuuv, buvvv” sesleri çıkarılır.
Ø HOROZ DÖĞÜŞÜ
Çocuklar ikişerli eşler halinde ayrılır. Eşler karşılıklı çömelirler. Kollarını birbirlerine
uzatırlar. Avuçlarından birbirlerini iterek eşinin dengesini bozmaya çalışırlar.
2.4.1.4. Hareketli Oyun Örnekleri
Ø DOKUN KURTAR
Çocuklar arasında iki ebe seçilir. Ebeler, diğer çocukları kovalar ve dokunmaya
çalışırlar. Ebenin dokunduğu çocuklar, bulundukları yerde çömelip kımıldamadan dururlar.
Ancak diğer arkadaşları yakalananlara dokunabilirlerse, o zaman kurtulabilirler. İki ebe, belli
süre içinde arkadaşlarının hepsini yakalayıp çömelmelerini sağlayabilirlerse başarılı
sayılırlar. Bu sefer yeni ebelerle oyuna yeniden başlanabilir.
Ø EL SIK SELAM VER
Çocuklar arasında bir ebe seçilir. Diğer çocuklar el ele tutuşurlar ve halka olurlar. Ebe,
halka dışında dolaşırken istediği bir arkadaşının sırtına hafifçe dokunur ve halkanın dışında
koşmaya başlar. Sırtına dokunulan çocuk da ebenin gittiği yönün tersine koşar.
Karşılaştıkları noktada el sıkışır ve “Günaydın” derler. Koşma yönünü değiştirmeden
halkada boş olan yeri kapmaya çalışırlar. Çocuklardan biri boş olan yere geçince açıkta kalan
çocuk ebe olur. Oyuna yeniden başlanır.
Resim 39: Öğretme, her oyunda bütün çocukların görev almasını sağlamaya özen göstermelidir.
Ø HEDEFLERİ DEVİRELİM
Bu oyunu oynamak için hedef oluşturmak için labut ya da plastik oyuncaklar ve skoru
yazmak için yazı tahtası gerekmektedir.
Çocuklar iki gruba ayrılır. Grupların bulunduğu yerden belli mesafe uzaklığa hedefler
yerleştirilir. Her çocuk, sırası geldiğinde topu atarak hedefteki labutları devirmeye çalışır.
Skor tahtasına birinci gruptaki ilk çocuğun devirdiği hedef sayısı kadar çizgi çekilir.
Hedefler tekrar düzeltilerek ikinci grubun ilk çocuğunun topu atması istenir ve onun da
devirdiği hedef sayısı skor tahtasına işaretlenir. Bütün çocuklar atışını tamamlayana kadar
oyun sürdürülür. Oyunun sonunda her iki grubun da skorları toplanır. En çok hedef deviren
grup başarılı olmuş sayılır.
Resim 40: Oyunun kurallar,ı çocuklara anlaşılır bir dille açıklanmalıdır.
3. ÖZEL EĞİTİM GEREKTİREN
ÇOCUKLAR VE OYUN ETKİNLİĞİ
3.1. Farklı Gelişen Çocuklara Oyun Yoluyla Eğitim
Bireyin; hayatı boyunca yaş, cinsiyet, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak yerine
getirmesi gereken rolleri vardır. Bireyin, çeşitli sebeplerden ötürü yetersiz olması ve bu
rolleri gerektiği gibi yerine getirememesi gibi bir durum varsa buna özür-engel denir.
Örneğin işitemeyen ve işitmesinden dolayı yetersiz duruma düşen çocuk; okulda, sınıfta ve
sosyal hayatında sözlü iletişime dayalı rolleri istendiği gibi yerine getiremez. İşitme
yetersizliği engel olarak önüne çıkar. Ya da üstün yeteneği olan bir çocuğun uygun ortam ve
eğitim sağlanamamasından ötürü, gerçekleştirmek istediği rolleri yerine getirememesi
durumu onun için bir engel teşkil eder. Bu tür engelleri olan çocuklar, diğer çocuklardan
farklı gelişim gösterirler ve özel bir eğitim almaları gerekir.
Resim 41: Engeli olsun olmasın bütün çocuklar oyun oynamaktan büyük haz alırlar.
Ancak unutulmamalıdır ki herhangi bir engeli olsun olmasın bütün çocuklar, oyun
oynamaktan büyük haz alırlar. Bu nedenle farklı gelişen çocuklara da oyunla eğitim vermek
ve gelişimlerini desteklemek mümkündür.
Engelli çocukların gelişiminde oyunun yararlı olabilmesi için öncelikle çevrenin
zenginleştirilmesi ve iyi düzenlenmesine özen gösterilmelidir. Bunun yapılmasındaki amaç
ise farklı gelişen çocukların oyuna başlayabilmesini, oyunu sürdürmesini ve tekrar oynama
isteği duymasını sağlayacak bir çevre yaratabilmektir. Kum havuzu, top havuzu, kuklalar,
oyun hamuru, bloklar, çeşitli büyüklük ve renkteki toplar ve bunlar gibi uyaranların
zenginleştirilmesinin faydası olacaktır.
Resim 42: Engelli çocukların gelişiminde, oyunun yararlı olabilmesi içi çevrenin iyi
düzenlenmesine özen gösterilmelidir.
Engelli çocuklar için oyun ve oyun araçları seçerken, özellikle duyu gelişimlerine
(görme, işitme, dokunma, koku ve tat alma duyularının gelişimine) olumlu etki edecek
nitelikte olmasına özen gösterilmelidir.
Tüm çocukların gelişiminde müziğin oldukça büyük etkisi vardır. Engelli çocukların
eğitiminde ise müziğe daha fazla yer verilmelidir. Oyunların çoğunluğuna müzik ve ritim
çalışmaları eklenebilir. Çünkü engelli çocukların eğitiminde genel olarak ilk iletişim müzik
ve ritim çalışmalarıyla kurulmaktadır. Engelli çocukların oyunlarında, onların kendi öz
bakımlarını yapmalarını kolaylaştırıcı ve sosyal kuralları öğrenmelerini sağlayıcı oyunlar
seçmeye özen gösterilmelidir.
Resim 43: Engelli çocukların oyunlarında, sosyal kuralları öğrenmelerini sağlayıcı oyunlar
seçmeye özen gösterilmelidir.
Farklı gelişim gösteren çocukların dikkat sürelerinin diğer çocuklara göre daha az
olduğu unutulmamalı ve oyun seçiminde bu nokta göz önünde bulundurularak fazla uzun
sürecek ve dikkat gerektiren oyunlar seçilmemelidir. Onların zihinsel gelişimlerini
destekleyici oyun ve oyun araçlarının günlük yaşamla ilgili deneyimler olmasına özen
gösterilmelidir. Örneğin küçük topların küçük delikten, büyük topların ise büyük delikten
geçirilmesi oyunu ona büyük- küçük kavramını kazandırmamıza; bardaklara çeşitli
miktarlarda su konulması ve bu sırada fazla suyun taşması hacim kavramını kazandırmamıza
yardımcı olacaktır. Ayrıca elindeki su dolu bardağı belli mesafeye dökmeden taşıması, basit
top oyunları gibi oyun çalışmaları da onun gelişimine oldukça fayda sağlayacaktır.
Engelli çocuklarla çalışacak olan eğitimci, çocukların özür tipini ve özelliklerini çok
iyi bilmeli, grubundaki çocukları çok iyi tanımalıdır. Tıpkı diğer çocuklarda olduğu gibi bu
çocuklara oyun seçerken de basitten karmaşığa, onların ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verecek
nitelikte olmasına özen göstermelidir.
3.2. Farklı Gelişen Çocuklara Normal Çocuklarla Birlikte Oyun Yoluyla Eğitim
Herhangi bir özür- engel durumu olan çocuklar, aldıkları özel eğitimin yanı sıra belli
sürelerde bazı etkinliklere normal çocuklarla birlikte katılmaları için erken çocukluk eğitimi
veren kurumlara gelebilirler. İlk başlarda kısa tutulan bu süre, zamanla artırılarak tam gün
eğitime dönüştürülebilir. Bu çocukların katılacakları etkinlikler ve süreleri uzman kişilerce belirlenir.
Resim 44: Öğretme; sınıfındaki çocukları, engeli bulunan öğrenciye karşı hazırlamalıdır.
Sınıfında bu tür engeli bulunan eğitimcinin dikkat etmesi gereken noktalar vardır.
Öncelikle çocuğun eğitiminden sorumlu olan kişi ve kurumla, aynı zamanda da aile ile iş
birliği içinde bulunmalıdır. Dikkat etmesi gereken bir diğer husus ise sınıfındaki çocukları bu duruma hazırlamaktır.
Herhangi bir engeli bulunan çocuklar; diğer çocuklar tarafından kabul görmemesi,
alay edilmesi, oyuna dahil edilmemeleri gibi durumlardan çok etkilenirler. Böyle bir durumla
karşılaştıklarında içe kapanıp uzak dururlar ya da hırçınlaşıp sert tepkiler verebilirler.
Eğer diğer çocukların onları anlamaları ve kabullenmeleri sağlanabilirse oluşabilecek
problemler çözülebilir. Bu çocukların yakın çevreleri, toplum ve özellikle de akran grupları
tarafından kabul görmeleri ve anlaşılmaları çok önemli bir noktadır.
“ Öğretimin sırrı, öğrenciye saygı duymadadır.” Ralph Waldo EMERSON
3.2.1. Grupla Görüşme
Grubuna engelli bir öğrenci katılacak olan eğitici, öncelikle sınıfında bulunan diğer
öğrencileri bu duruma hazırlamalıdır.
Çocukları bu duruma hazırlamak ve sınıfa katılacak çocuğun özel problemi, engeli
konusunda bilgilendirmek için oyun etkinliklerinden faydalanabilir. Çocukları
bilgilendirmek ve yeni duruma uyum sağlamalarına yardımcı olabilmek için onlara bazı
sorular sorarak başlayabilir.
Resim 45: Bazı çocukların diğer çocuklar gibi koşamadıklarını, yürüyemediklerini biliyor musunuz?
Bu sorular şu şekilde olabilir:
Ø Bazı çocukların diğer çocuklar gibi koşamadıklarını, yürüyemediklerini,
konuşamadıklarını, göremediklerini, oynayamadıklarını biliyor musunuz?
Ø Sizce bu çocuklar, sizlerin kolayca yapabildikleriniz şeyleri neden yapamazlar?
Ø Bu çocuklar bu tür hareketleri yapamadıkları için kötü çocuk mudur?
Ø Sizin gibi her şeyi yapabilen çocuklar, bu çocuklara nasıl davranmalı? Kaba mı,
nazik mi olmalı? Onları oyunlarına almalı mı?
Ø Sizin böyle bir probleminiz olsaydı ne hissederdiniz? Diğer çocukların size nasıl
davranmasını isterdiniz? Size gülmeleri, alay etmeleri hoşunuza gider miydi?
Sizinle ilgilenmeleri, oyunlarına almaları hoşunuza gider miydi?
3.2.2. Grubu Farklı Gelişen Çocukla Birlikte Oyuna Hazırlama
Grupla görüşme yapıldıktan sonra çocuklarla bazı özür gruplarını anlamaya ve
engellilere yardım etmelerine yönelik bazı oyun etkinlikleri yapılabilir.
DOKUN TANI-KOKLA TANI
Masanın üzerine çeşitli şekil, koku ve büyüklükteki nesneler yerleştirilir. Gruptan bir
öğrenci seçilerek gözleri bağlanır. Masadaki nesnelerden birini eline vererek bu nesneyi
tanıması istenir. Bu çalışma, diğer çocuklarla da yapılarak neler hissettikleri sorulur.
Şekil 12:Dokun, tanı oyunu Şekil 13: Körebe
Ø KÖREBE
Çocuklardan biri ebe olarak seçilir ve gözleri bağlanır. Diğer çocuklar ebenin etrafında
dolaşarak çeşitli sesler çıkarırlar. Gözleri bağlı olan ebe, sesin geldiği yöndeki oyunculardan
birini yakalamaya çalışır. Yakaladığında başarılı sayılır ve yakalanan kişinin ebe olmasıyla
oyun devam ettirilir.
Ø HAYDİ, ŞİMDİ YAKALA
Çocuklardan biri ebe seçilir ve bacağına plastik bir sopa, çok sıkı olmamasına dikkat
edilerek bacağın arka kısmında kalacak şekilde bağlanır. Ebe, bu şekilde gruptaki
arkadaşlarını yakalamaya çalışır. Yakalanan grup elemanı ebe olur. Oyun bu şekilde
sürdürülür. Oyunun sonunda, oyun değerlendirilirken çocuklara ebe olduklarında
bacaklarındaki sopa nedeniyle ne gibi engellerle karşılaştıkları, koşamadıkları, hatta
yürümekte zorlandıklarında neler hissettikleri sorulur.
Şekil 14: Yakalama oyunu
Ayıca gruptaki diğer çocukların, engelli çocuğa yardım etmelerini sağlayan oyunlar da
geliştirilebilir. Örneğin sınıfta tekerlekli sandalye kullanan bir çocuk varsa, önce çocuklar iki
gruba ayrılır. Tekerlekli sandalyedeki çocuk da gruplardan birine dahil edilir. Diğer gruptaki
çocuklardan biri, oyuncak el arabası ya da üç tekerlekli bisiklete bindirilir. Böylelikle her iki
grupta da tekerlekli sandalyeli grup elemanı olması sağlanır. Gruplardan belli uzaklığa iki
oyuncak sepeti konur. Her iki gruba da eşit sayıda top ya da küçük oyuncaklar verilir. Grup
elemanları, kendilerine verilen bu oyuncakları sırayla tekerlekli sandalyedeki arkadaşını
iterek kendi grubuna ait oyuncak kovasına belli sürede taşımaya çalışacaktır. Bu oyunda
tekerlekli sandalyedeki grup elemanları, gruba ait oyuncağı taşıma ve kovaya atma görevini
üstlenir. Süre dolduğunda hangi grubun kovasında daha çok oyuncak varsa o grup galip sayılır.
Şekil 15: Gruptaki çocukların, engelli çocuğa yardım etmelerini sağlayan oyunlar geliştirilebilir.
Bütün çocuklarla yapılabilecek bir diğer oyun etkinliğinde ise çocuklardan gözlerini
kapatarak 3 dakika süre ile etraftaki sesleri dinlemeleri istenir. Daha sonra duydukları
seslerin ne sesi olduğu, sesin şiddeti hakkında konuşulur. Farklı sesler duyan çocuklardan
duydukları sesleri tanımlamaları istenir.
Bu tür oyun çalışmaları, çeşitlendirilerek çoğaltılabilir. Unutulmaması gereken şey ise
bu çocukların diğer çocuklardan farklı oldukları, özür gruplarına ve özür derecelerine göre
yaklaşılması gerektiği ve bütün etkinliklerde sınıftaki diğer çocukların da bu çocuklara
eğitim verilmesinde etkin rol almalarının sağlanmasının çok büyük yarar sağlayacağıdır.
Resim 46:Oyun çalışmaları, çeşitlendirilerek çoğaltılabilir.

KAYNAK:www.megep.meb.gov.tr

Döküman Arama

Başlık :