Kapat

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ - ÇOCUK HASTALIKLARI

1. HASTALIK
1.1. Tanımı ve Belirtileri
Dünya Sağlık Örgütü, sağlığı;”Yalnız sakatlık ve hastalığın olmayışı değil bedenen
ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinin bulunması” olarak tanımlamaktadır. Hastalık
ise sağlığın zıddı bir kavramdır. İnsan vücudunun çeşitli nedenlerle bedensel, sosyal ve
ruhsal yönden dengesinin bozulmasına hastalık denir. Hastalık; kişiyi rahatsız eden, normal
olmayan ve kendi bedeninden kaynaklanan uyarımların oluştuğu bir durumdur. Diğer bir
deyişle, sağlığın bozulmasıdır. Hastalık vücutta hücre ve organlarda yapısal ve fonksiyonel
değişimler yapar.
Hastalık Belirtileri; kendileri tek başlarına hastalık olmayan; ancak hastalık
durumunda birkaçı bir arada görülen, insanı rahatsız eden olumsuzluklardır .Bu belirtilerin
izlenmesi, hastalık teşhisinde önemli rol oynar.
Her hastalığın kendine özgü belirtileri vardır. Ancak genelde tüm hastalıklarda ortak görülen
belirtiler şunlardır:
1.1.1. Ateş
Hastalığa karşı vücudun göstermiş olduğu bir tepkidir. Normal kabul edilen 36-37,5
derece arasındaki vücut ısısının yükselmesine ateş denir.Vücut ısısının normalin üzerine
çıkması, genellikle bir enfeksiyonun oluşuna bağlıdır.Ateşi olan çocuğun vücudu sıcak,rengi
soluktur.Genellikle titrer.Çocuk ateşlendiği zaman alnı, koltuk altı ve kasıkları ıslak bezlerle
silinmeli ya da ılık suyla banyo yaptırılmalıdır.Gerekirse banyo işlemi, gün içinde birkaç kez
tekrarlanmalıdır.Ateşi olan çocuk üşüdüğü için üstü kalın örtülerle örtülmemelidir.Üzerine
de ince giysiler giydirilmelidir.Bol içecek ve sıvı gıdalar verilmelidir.Doktora götürülüp
ateşinin neden kaynaklandığının sebebi araştırılmalıdır.
Çocuklarda ateş (vücut ısısı) üç şekilde ölçülür:
Ø Ağızdan (dil altından)
Ø Koltuk altından
Ø Makattan
Vücut ısısı büyüklerde koltuk altı ve dilaltından, bebeklerde makattan veya koltuk
altından ölçülebilir. Makattan ve dilaltından ateş ölçümlerinde ısı, koltuk altı ısısından bir
derece yüksektir.
Ateş, derece ile ölçülür. Ateş ölçmeden önce derece iyice
sallanır. Derecenin cıvalı ucu koltuk altına yerleştirilir. Koltuk
altı kuru olmalıdır. Çocuğun kolu, derece yerinden düşmeyecek şekilde vücuduna bitişik
olarak 3-5 dakika tutulur. Sonra derece çıkartılıp okunur.
Dilaltından ölçülecekse aynı şekilde derecenin cıvalı ucu, dilaltına
konulup çocuğun ağzını 3 dakika kapalı tutması istenir.
Ateş, makattan ölçülecekse çocuk belden aşağısı çıplak olarak sırtüstü
yatırılır. İki bacağı, bir elle tutularak hafifçe yukarı kaldırılır. Derecenin
cıvalı ucu, makattan 1-2 cm içeri sokulur. 1-2 dakika beklenir. Sonra derece
çıkartılıp okunur. Bu ölçümler, belirli aralıklarla tekrarlanmalı ve not edilmelidir.
Çocuğun ateşi, 39 derecenin üstüne çıkıyorsa; yüksek ateş, havaleye sebep
olabileceğinden vakit geçirmeden doktora götürülmelidir.Cıvalı termometreler yerine son
yıllarda dijital termometreler yaygın olarak kullanılmaktadır.Kulaktan ölçen dereceler de
mevcuttur.Ancak pahalı olduğu için kullanımı çok yaygınlaşmamıştır.
1.1.2. Kusma
Mide içeriğinin, istek dışı olarak ağızdan gelmesidir. Bebek beslendikten kısa bir süre
sonra bu durum yenilenlerin geri gelmesidir, kusma olarak değerlendirilmez Gaz çıkarırken
yediklerinin bir kısmı ağızdan gelebilir, bu durum beslenirken hava yutması sonucu olur.
Kusma tek başına da hastalık belirtisi olabilir. Kusma devamlı ve kokulu ise ishal ve
ateş de beraberinde var ise bir hastalık olabileceği düşünülerek doktora başvurulmalıdır.
Bazı ateşli hastalıklar, fazla beslenme, boğmaca, mide ve solunum yolu
rahatsızlıkları,düşmeler sonucu beyin sarsıntıları ve psikolojik nedenlerle kusma görülebilir.
1.1.3. İshal
Dışkının sulu ve normalden daha sık olmasıdır. İshal; sindirim sistemi
hastalıkları,idrar yolu enfeksiyonları ,beslenme bozuklukları ve bulaşıcı hastalıkların bir
belirtisi olabilir.İshalde fazla beklemeden doktora başvurulmalıdır.
1.1.4. Karın Ağrısı
Fiziksel ya da psikolojik olabilir. Çoğu karın ağrıları, hiçbir tedavi gerektirmeden
kendiliğinden geçer.
Karın ağrısı, sindirim sistemi hastalıklarında görülen bir belirtidir. Kusma, ishal ve
ateşle birlikte olabileceği gibi tek başına da olabilir.
Karın ağrısına; bağırsak parazitleri, bağırsak düğümlenmesi, besin zehirlenmeleri,
mide hastalıkları ve apandisit sebep olabilir.
1.1.5. İştahsızlık
Alınması gereken besin miktarının az alınması durumudur. Çocuklarda iştah, vücudun
enerji gereksinimine bağlıdır. Çocuklar hareketli oldukları zamanda çok yerler; az enerji sarf
ettikleri zamanlarda ise iştahsız olurlar. Bazı çocuklar diğerlerine kıyasla yediklerini daha az
yakar. İştahsızlıkla birlikte çocukta sağlıksız bir görünüm gözleniyorsa ve yaşıtlarının
gelişim olarak gerisinde kalıyorsa bunun nedenleri araştırılmalıdır.
Ateşli hastalıklar, karaciğer enfeksiyonları, boğaz ağrısı, idrar yolu enfeksiyonları,
fazla şekerli gıdalar yeme, gereğinden fazla süt içme, ek besinlerine zamanında başlamama,
düzensiz yemek yedirme ve annenin fazla ısrarcı olması vb. durumlarda iştahsızlık gözlenir.
Nedeninin belirlenmesi ile sorun çözülebilir.
1.1.6. Öksürük
Vücudun bir tür savunma mekanizmasıdır. Solunum sitemi hastalıklarında görülen bir
belirtidir. Boğaz ve ciğerlerdeki bir tahriş ya da sıkışma sonucu görülen normal bir tepkidir.
Öksürük bir nezle belirtisi olduğu gibi boğmaca, kızamık, grip, verem, bronşit,
zatürree gibi hastalıkların belirtisi de olabilir. Sigara dumanı, boğaza yabancı cisim kaçması
durumlarında da görülebilir. Eğer öksürük, nefes almayı zorlaştırıyor ve dudak kenarlarında
morarmaya neden oluyorsa önemli bir sağlık sorunudur, hemen doktora başvurulmalıdır.
1.1.7. Döküntüler
Bazı hastalıklarda (kızıl, kızamık gibi) vücut üzerinde döküntüler görülebilir.
Döküntülerin oluş şekli, hastalığa göre değişiklik gösterir. Döküntü bazen de deriye temas
eden herhangi bir şeye alerjiyi ya da vücudun tahriş edici bir kimyasal maddeye tepkisi
gösterebilir.Bu belirtilerin dışında halsizlik, burun akıntısı, yorgunluk, durgunluk, renk
solukluğu ve çeşitli ağrılar da hastalıkların belirtileri olarak görülür.
1.2. Beden Sağlığını Bozan ve Hastalığa Neden Olan Etkenler
1.2.1. Kalıtımla ilgili nedenler
Kalıtım, kişinin anne-babasından genler yoluyla aldığı özelliklerdir. Kromozomları
oluşturan genler, organizmanın bütün özelliklerinin ve yapısının ortaya çıkışını düzenler: Saç
rengi, göz rengi gibi fiziki özellikler kadar genetik, metabolizma ve hormonal hastalıklar da
kalıtım yoluyla anne-babadan genler aracılığıyla çocuklara aktarılır.
Genetik hastalıklar; hemofili mongolizm vb.
Metabolizma hastalıkları; şeker hastalığı, hipertansiyon, fenilketenüri, bazı kan
hastalıkları (akdeniz anemisi) vb.
Hormonal hastalıklar; devlik, cücelik, hipertroidizm
Son yıllarda hastalıkların tedavisinde kalıcı olarak ilaç tedavisi yerine gen tedavisi
düşünülmektedir. Çünkü ilaçla geçici tedavi elde edilir. Ancak genlerde yapılacak
değişikliğin geri dönüşü yoktur. Böyle bir tedavi beklenmeyen, istenmeyen sonuçlar da doğurabilir.
1.2.2. Çevre ile İlgili Nedenler
İnsan, çevresi ile bir bütündür. Çevre koşullarının iyiliği ya da bozukluğu orada
yaşayan insanların sağlıklarını etkiler. Çevredeki olumsuzluklar (hava, su kirliliği, gürültü,
stres vb.)bireye ne kadar yakın ise bireyin sağlığı da o ölçüde bu olumsuzluklardan etkilenir.
Fiziki çevrenin bütün öğeleri insan sağlığını etkilemektedir. Çevredeki havalandırma,
ısınma, aydınlanma, temiz suyun temini, pis suyun ve çöplerin uzaklaştırılması, gürültü, iş
ortamı insan sağlığını ayrı ayrı etkileyen etmenlerdir.
İnsanların sağlığına çevrenin etkisi, döllenmeden itibaren başlar, ölünceye kadar devam eder.
Sağlığa etki eden çevresel etmenler şöyle sıralanabilir.
1.2.2.1. Mikrop ve Parazitler
Mikroplar; mikroskopla görülen, tek hücreli canlılardır. Virüs, bakteri, mantar gibi
çeşitleri vardır. Bazı bakteriler, yoğurdun yapılmasından ve bağırsaklarda bazı vitaminlerin
sentezinde etkendir. Bazıları da insan vücudunda çoğalarak tifo, kolera, kızamık, kabakulak
gibi bulaşıcı hastalıklara sebep olurlar. Hastalık nedeni olan mikroplar, vücuda solunum
(hava), sindirim ve deri yoluyla girer.
İnsan vücudunda çoğu kez bağırsaklarda yaşayan ve besinlerini insandan alan
organizmalara parazit denir. Mantarlar, kıl kurdu, şerit, solucan, tenya gibi parazitler
insanların besinlerine ortak olduğu için onların zayıflamalarına, halsizlik ve kansızlığa neden
olurlar. Parazitler vücuda ağızdan veya deri yoluyla girerek bağırsaklara yerleşirler.
Bir de hastalıkların insanlara bulaşmasında rol oynayan faktörler vardır. Bunlar
sivrisinek, tahtakurusu, pire, bit, kene gibi canlılardır. Sivrisinekler sıtma hastalığını, fare ve
sıçanlar vebayı, bitler tifüs hastalığını insanlara taşırlar ve olumsuz sağlık şartlarında
salgınlara ve ölümlere neden olurlar.
1.2.2.2.Yetersiz ve Dengesiz Beslenme
Sağlıklı olmanın ön koşulu yeterli ve dengeli beslenmedir. Beslenmenin yeterli ve
dengeli olabilmesi için ihtiyaç duyulan kalite ve miktarlarda, düzenli olarak besin
maddelerinin vücuda alınması gereklidir. Yetersiz ve dengesiz beslenme durumu; vücudun
günlük işlerini yerine getirememesi, büyüme ve gelişmede gerilik, mikroplara karşı
direncinin kırılması sonucu hastalık hâliyle sonuçlanır. Beriberi, marasmus, raşitizm,
kuvaşiorkor, skorbüt vb. yetersiz ve dengesiz beslenmenin neden olduğu hastalıklardır. İshal,
verem, kızamık gibi bazı hastalıkların yerleşmesinde ve iyileşmesinde beslenme önemli rol oynar.
1.2.2.3. Düzensiz Uyku ve Yorgunluk
Uyku, beslenme kadar önemlidir. Çocuğun sağlıklı gelişebilmesi için yeterice uyuması
gereklidir. Bazı hormonların salgısı uyurken artar, bazıları da uyurken azalır. Örneğin;
büyüme hormonunun salgılanması uykuda artar, bu nedenle uyku büyümede önemli rol
oynar. Çocuklarda uyku gereksinimi farklıdır. Yeni doğanlar, beslenme ve alt temizliği
zamanları dışında günün hepsini uyuyarak geçirirler.9. aydan 3 yaşına kadar ortalama 11-12
saat gece,2-3 saat de gündüz uyurlar. Yetişkinlerin ise günde 8 saat uyuması gerekir. Çocuk
büyüdükçe uyku süresi azalır. Böylece çocuğun doğal direnci artar, hastalıklara karşı güçlü
olur. Yeterince uyumayan çocuklar, huysuz, hırçın, neşesiz ve iştahsızdır. Hastalıklara daha
kolay yakalanır. Uyku, dinlenme için en iyi yoludur. Dinlenme ile vücut zindelik kazanır.
İnsanın sevdiği, hoşlandığı hobilerinin olması ve bu hobilere zaman ayırması dinlenmesini
sağlayabilir Örneğin zihinsel yorgunluk; hafif bedensel hareketleri gerektiren bahçede
çiçeklerle uğraşma, sportif koşu ya da yürüyüşlerle atılabilir.
Vücudun sürekli yoğun tempoda çalışması, düzensiz ve az uyku, sinir sisteminin ve
duyu organlarının fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Dikkati ve iş verimini azaltır, vücut
direncini düşürür.Sonuçta hastalıklara zemin hazırlar.
1.2.2.4. Duygusal Nedenler
Kişinin ailesi, eşi , çocukları,yakın çevresi ve kendisiyle ilgili duygusal problemleri
varsa bunlar beden sağlığına da olumsuz etki eder. Çocuklarda duygusal gelişim; güven
duygusu eksikliği, anne-baba ölümü, anne babanın ayrılması,kardeş kıskançlığı, yetişkinlerle
sağlıklı iletişimin kurulamaması gibi nedenlerden çok etkilenir.Bunların sonucu ortaya çıkan
iştahsızlık,huzursuzluk,isteksizlik,mutsuzluk gibi durumlar bağışıklık sistemini de
bozar.Hastalıkların oluşmasına sebep olabilir.Bu durumlar hastalığa yakalanmayı
kolaylaştırdığı gibi hastalığın uzun sürmesine de neden olur.
1.2.2.5. Mesleki Nedenler
Bireyin sahip olduğu meslek ve mesleğinin gerektirdiği şartlar, beden sağlığını olumlu
ya da olumsuz etkiler. Mesleğin gerektirdiği sağlıksız iş ortamı, iş arkadaşlarıyla olan
olumsuz ilişkiler, stres ve yorgunluklar insan sağlığını olumsuz etkilerken gelecek
güvencesi, işe göre tatmin edici ücret, ilgi ve yeteneklere uygun işte çalışma, insan sağlığını
özellikle ruhsal açıdan olumlu etkiler.
Çalıştığımız meslekler bazı hastalıklara neden olabilmektedir. Örneğin öğretmen ve
hemşirelerde fazla ayakta kalmaya bağlı olarak varis ve hemoroit oluşabilmektedir. Kömür
ocaklarında çalışanların büyük çoğunluğunda solunum sistemi hastalıkları görülebilmektedir.
Ya da çalışılan ortamlarda kullanılan çeşitli kesici makinelerin meydana getirdiği çeşitli
kazalar ve dolayısıyla ortaya çıkan hastalıklar, meslek hastalıkları olarak adlandırılmaktadır.
1.2.2.6. Kazalar
Kazalar, aniden ortaya çıkan ve organizmada hasarlara yol açan olaylardır. Bu olaylar
sonucunda bireyler hem bedensel hem de maddi manevi kayıplara (sakatlıklar, yaralanmalar
ve ölümler gibi) uğrayabilirler.
0–2 yaş çocuklarında görülen kazalar, genellikle ev içinde olan kazalardır. Çarpma,
düşme kesikler, yanmalar, prizlerden elektrik çarpmaları, zehirlenmeler vb.dir. Bu
kazalardan çocuklarımızı korumak için dikkatli ve duyarlı olmak, kurallara uygun
davranmak gerekir.İlk yardım tedbirlerinin bilinip uygulanması da özellikle insan sağlığı
açısından hasarların azalmasında önemli rol oynar.
1.2.2.7. Sigara, Alkol ve Uyuşturucular
Sigara, alkol ve uyuşturucular insan sağlığını bozan etmenlerin başında gelir. Bu
maddelerin kullanım miktarı, süresi ve sıklığı önemlidir.Miktar, sıklık ve süre arttıkça
vücutta oluşturduğu hasar da artar.Özellikle bazı hastalıkların (kalp-damar
hastalıkları,akciğer hastalıkları,kanser vb.)oluşmasına ve çabuk ilerlemesine yol açabilirler.
Yetişkinlerin sigarayı bebeklerin ve çocukların yanlarında içmeleri onların sağlığını
olumsuz etkiler. Pasif içici durumunda olanlar, en az içenler kadar zarar görürler.
2. 0 - 6 YAŞ ÇOCUKLARINDA SIK GÖRÜLEN ŞİKÂYETLER, NEDENLERİ, BELİRTİLERİ, BAKIM VE KORUNMA YOLLARI
2.1. Pamukçuk ve Ağız Yaraları
Pamukçuk; yeni doğanda ve süt çocukluğu döneminde dil, yanak içleri ve damakta
görülen bir mantar hastalığıdır. Ağız içinin her iki tarafında beyaz lekeler oluşur. Bu lekeler,
toplu iğne başı büyüklüğündedir ve ağızda süt pıhtısı görüntüsü verir. Prematürelerde, temiz
bakılmayan hastalıklı ve zayıf bebeklerde daha sık görülür. Bebek, ağzı acıdığı için emmede zorluk çeker.
Anne memesinin ılık suyla temizlenip bebeğe verilmesi, memelerin temiz tutulması,
biberon ve emziğin iyice kaynatılması, meme ve mamadan sonra bebeğe su içirilmesi
(ağızda kalan süt artıklarının temizlenmesi için) pamukçuk oluşmaması için alınacak
önlemlerdir. Önlemlere rağmen pamukçuk görülürse anne, işaret parmağına temiz bir tülbent
sararak parmağını karbonatlı suya batırmalı ve bebeğin ağzını, yanak içlerini parmağı ile
silmelidir.Gün içinde bu işlem birkaç kez tekrar edilmelidir.Yine de geçmezse doktorun
önerilerine uygun hareket edilmelidir.
Çocuklarda dilde, diş etlerinde ve ağız kenarlarında değişik türlerde ağız yaralarına da
sık rastlanır. Ağız mukozası kırmızı, şiş ve ağrılıdır. Bu yaralar yüzünden çocuk, özellikle
yemek yeme sırasında acı çeker. Vitamin eksikliği,çocuğun ruhsal durumundaki
olumsuzluklar,yanak içi ısırmaları,temizlik kurallarına dikkat etmeme bu yaraların
oluşmasına neden olabilir.
Çocuğa ağzını tahriş etmeyecek yumuşak kıvamlı besinler verilmeli, beslenme
sonrasında çocuğun ağzı karbonatlı suyla temizlenmelidir. Çocuğun kullandığı emzik, ağzına
götürdüğü oyuncaklar vb. kaynatılarak temizlenmelidir. İyileşme göstermeyen durumlarda
doktora başvurulmalıdır.
2.2. Gaz Sancıları ve Karın Ağrıları
Gaz sancısı olan bebek bacaklarını karnına doğru çeker, yüzü kızarır ve yüksek sesle bağırır.
Bebek emzirilirken sütle birlikte bir miktar da hava yutar. Anne her emzirmeden
sonra bebeğini, baş ve omuz hizasında dik tutarak sırtını sıvazlamalı, bebeğin gazını
çıkarmalıdır. Bu işlemden önce omzuna temiz bir tülbent koymayı da ihmal etmemelidir.
Çünkü bebek, gaz çıkarma esnasında yediklerinin bir kısmını da kusabilir. Gaz çıkarma
işlemi, bebeğin annenin dizleri üzerine yüzükoyun yatırılmasıyla da yapılabilir. Bebeğin
gazının çıktığı gark sesinin gelmesiyle anlaşılır. Gazı çıkartılmadan yatırılan bebekler
sancılanır ve sürekli ağlar. Karnı şişkindir. Ağlama sırasında yüzleri kızarır, bacaklarını
karnına doğru çeker ve yüksek sesle bağırırlar.
Gaz sancısı bebeğin büyüme ve gelişmesini engellemez, zamanla azalarak 3 aylıktan sonra kaybolur.
Daha büyük çocuklarda gaz, genellikle üşütme ve bazı yiyeceklerden olur. Çocuk
yardımsız olarak gazını çıkarabilir. Korunmak için anne, çocuğu mevsimine göre giydirmeli,
gaz yapan yiyecekler normalden fazla tüketilmemelidir.
Karın ağrıları çocukluk yıllarında daha çok görülür. Ağrı, şiddetli değilse ve çocuk
diğer uğraşlara daldığında karın ağrısını unutabiliyorsa ağrı psikolojik kökenli olabilir.
Ancak karın ağrısı çok şiddetli ve uzun süre devam ediyorsa, sık sık tekrarlıyorsa ,
ateş, kusma,ishal gibi diğer belirtilerle birlikte görülüyorsa hastalık belirtisi olarak
değerlendirilmeli ve mutlaka çocuğu doktora götürmelidir.
2.3. Kusma
Midedeki besinlerin, karın kaslarının kasılması sonucu ağız yoluyla boşalması kusma
olarak tanımlanır. Yeni doğanda, beslenmeden sonra bir miktar besinin ağız ve burundan
çıkması kusma ile karıştırılmamalıdır. Bu durum çoğu kez zararsızdır. Ancak sırtüstü yatan
bebeğin kustuklarının solunum yoluna kaçabilmesi nedeniyle boğulma tehlikesi söz konusu
olabilir.Onun için bebek beslendikten sonra yan yatırılmalıdır.Çocuk otururken kusarsa yüzü
hemen aşağıya çevrilmeli,solunum yolları serbest bırakılmalıdır.
Gerçek kusmada, alınan gıdanın büyük bir kısmı çıkartılır.
Kusmanın sebebi, mama ile yutulan havanın yaptığı bozukluktan olabileceği gibi;
soğuk algınlığı,ateşli hastalıklar,idrar yolu ve böbrek iltihapları, mide-bağırsak kanalı
hastalıkları ve korku gibi psikolojik etmenler de olabilir.Bu sebeple kusma, beraberinde
görülen ateş, ishal, karın ağrısı vb. belirtilerle beraber değerlendirilmelidir.Kusmalar ciddi su
ve kilo kaybına yol açabileceği için tedavide geç kalınmamalıdır.
Bebeklerde beslenme hatalarına bağlı kusmalar; bebeğin hava yutmadan
beslenmesiyle, beslenme sırasında yutulan havanın neden olduğu gazın çıkartılmasıyla,
temiz ve sağlıklı besinlerle önlenebilir. Kusma geçtikten sonra bebeğin bir süre dinlenmesi
sağlanmalıdır. Sulu ve hafif yiyeceklerden başlanarak az ve sık sık beslenmelidir.
Kusmanın yaşanmaması için alınması gereken önlemler şunlardır:
Ø Mama ve diğer gıdalar temiz ve taze hazırlanmalı, yeterli miktarda ve normal ısıda olmalıdır.
Ø Biberonun emzik deliğinin büyük ya da dar olmaması gerekir.
Ø Süt veren anne üşütmemeli ve kendi bakımına özen göstermelidir. Sigara, alkol
gibi çocuğa zararlı alışkanlıkları varsa bunları bırakmalı,doktora danışmadan ilaç kullanmamalıdır.
Ø Çocuklar yaşlarına uygun beslenmeli ve normalin üstüne çıkılmamalıdır.
Ø Katı besinlere erken ya da geç başlanmamalıdır.
Ø Beslenme ve gaz çıkartılmasından sonra çocuk, fazla hareket ettirilmeden sağ tarafına yatırılmalıdır.
Ø Tekrarlayan ve nedeni belli olmayan kusmalarda mutlaka doktora başvurulmalıdır.
2.4. İshal (Diare, Sürgün)
Çocuğun alışılmış sayıdan (üçten fazla) ve sulu kaka yapması durumuna ishal denir.
İshal, çocuğun vücudunda su ve tuz kaybına yol açar. Hatta ileri safhalarda ölüme neden olabilir.
Süt çağı çocuklarının bağırsakları çok duyarlı olduğundan kolaylıkla ishal olurlar.
Çocuklarda başlıca ishal nedenleri
Ø Beslenme hataları:
· Aşırı beslenme-özellikle süt çocuklarında görülür.
· Az beslenme-Uzun süre yetersiz beslenen süt çocuklarında açlık
ishalleri görülür.
Ø Mide bağırsak alerjisi: İnek sütü ve diğer besinler alerjiye neden olur.
Ø Enfeksiyon hastalıkları: Bakteri veya virüslere bağlı bağırsak
enfeksiyonlarında şiddetli ishaller görülebilir. Tifo ,dizanteri, kolera ,yaz ishali gibi.
Ø Bağırsak parazitleri : Çocukta görülen ishalin kaynağı olabilir.
Ø Zehirlenmeler: İlaç veya bazı zehirli maddelerin alınması sonucu çocuklarda
ishal ve kusma görülür.
İlk 4-6 ay anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal daha az görülür. İshal, çocuklarda
önemli beslenme bozukluklarına yol açar. İshal sırasında çocuktaki su ve tuz kaybı mutlaka
yerine konulmalıdır. Ağızdan verilen şeker, tuz, karbonat eriyiği hayat kurtarıcıdır.
Su kaybı belirtileri olan çocuklara ishal paketleri (ORS) verilmelidir. Bu paketler,
sağlık kuruluşları ve eczanelerden temin edilebilir. Hazır ishal paketi temin edilmediği
durumlarda bu paket evde hazırlanabilir:
Ø 5 su bardağı kaynatılıp soğutulmuş su
Ø 2 çorba kaşığı toz şeker
Ø 1 çay kaşığı tuz,1 çay kaşığı karbonat
İshali olan çocuklara her sulu kakadan sonra en az 1 çay bardağı bu karışımdan
verilmelidir. Çocuklar bunun tadından hoşlanmazlar, meyve suyu ile karıştırılabilir. Bu ishal
içeceği, çocuğu tedavi etmek için değil; sadece vücudundaki su ve tuz kaybını önlemek içindir.
İshalli çocuğun bağırsaklarında emilim az olacağından, eskisinden daha kuvvetli
yiyeceklerle beslenme ihtiyacı doğar. Bunun için çocuğun sulu, fakat besin değeri yüksek,
sindirimi kolay yiyeceklerle az az ve sık sık beslenmesine devam edilmelidir.
Bu yiyecekler:
Ø Emiyorsa anne sütü
Ø Bol miktarda kaynatılıp soğutulmuş su
Ø Elma, şeftali, havuç gibi meyve suları, muz
Ø Açık çay, ıhlamur,
Ø Ayran (büyük çocuklara kola)
Ø Yağsız çorbalar
Ø Pirinç lapası, yağsız yoğurt
Ø Havuç, patates püresi vb
Ø Pişmiş yağsız et
Anne sütü ile beslenen çocuk ishal olursa, emzirmeye devam etmelidir. Çocuk
emmiyorsa, inek sütü alıyorsa inek sütünü sulandırma iki misli fazla olmalıdır. Çocuğun
dışkısında kan varsa dışkı sayısı 8-10 defadan fazla ise yüksek ateşi ve kusması varsa, ishal
birkaç gündür devam ediyorsa, ağız ve dilde kuruluk, dalgınlık, idrar yapamama veya çok az
yapma, gözlerde ve bıngıldakta çökme ve karın derisinde gerginliği kaybetme gibi
belirtilerden biri ya da birkaçı görülürse çocuk vakit geçirmeden doktora götürülmelidir.
Bebeklerin ve küçük çocukların ishalden korunması için yeterli ve dengeli beslenmesi
gerekir. İlk 4-6 ay anne sütü çocuk için en ideal besindir. 6. aydan sonra ek besinler
verilmelidir. İçme suyu temizliğinden emin olunmayınca su kaynatılmalıdır. Çocuğa
verilecek tüm besinler taze, temiz olmalıdır. Sonra ek besinler verilmelidir. Sebze ve
meyveler bol su ile 3-4 kez yıkanmalıdır. Yiyeceklerin hazırlanması, pişirilmesi ve
saklanması sağlık kurallarına uygun şekilde, temiz ortamda yapılmalıdır. En önemlisi de;
anne çocuğun bezini değiştirdikten sonra, kendisi tuvaletten çıktıktan sonra, yiyecekleri
hazırlamadan ve bebeği beslemeye başlamadan önce ellerini sabunla iyice yıkamalıdır.
Tuvaletler temiz tutulmalıdır. Sinek ve böceklerle mücadele edilmelidir. Çöpler kapalı
torbalar içinde saklanmalıdır.
2.5. Kabızlık (Peklik-Konstipasyon)
Dışkının seyrek aralıklarla, geç ve güçlükle yapılmasına kabızlık denir. Kabızlıkta
kalın bağırsaklar düzenli aralıklarla boşaltılamaz.
Nedenleri:
Ø Yanlış beslenme; çok fazla et, ekmek, yumurta, kek, bisküvi ve pasta yemek
Ø Tek yönlü beslenme
Ø Yalnız inek sütü ile beslenme
Ø Yüksek proteinli posa bırakmayan besinlerle beslenme
Ø Bağırsak faaliyetlerinin tembel oluşu
Ø Kalın bağırsakta yapışıklıklar
Ø Makattaki çatlaklıklar
Ø Hareketsizlik
Ø Psikolojik nedenler(oyuna dalma, okula geç kalma korkusu, ilgisizlik vb.
nedenlerle tuvalete gitmeyi geciktirme)
Ø Su ve sulu gıdaların az tüketilmesi
Ø Erken tuvalet eğitimi
Kabızlığın belirtileri:
Kabızlık, karında şişlik yapar. Çocuk kakasını yaparken ağlar. Katılaşmış kaka,
makatın iç zarını zedeleyerek kanamaya neden olabilir. Kaka yaparken kanama olursa
çocuğu hemen doktora götürmelidir.
Kabızlığı önlemek için:
Ø Çocuk, yeterli ve dengeli beslenmelidir.
Ø Yeterli miktarda sıvı ve sulu gıdalar verilmelidir.
Ø Çocuğun yeterli hareket etmesi sağlanmalıdır.
Ø Taze meyve-sebze tüketimi artırılmalıdır.
Ø Neden, psikolojik ise sebebi araştırılıp çocuğun rahatlaması sağlanmalıdır.
Ø Düzenli kaka yapma alışkanlığı kazandırılmalıdır.
Ø Sabahları aç karnına bir bardak ılık su içmesi sağlanmalıdır.
2.6. Kulak Ağrıları:
Bebeklerde ve büyük çocuklarda kulak ağrılarına sık rastlanır. Çoğunlukla çocuklar
rüzgarda kaldıklarında ve soğuk havada iyi korunmadıklarında kulak ağrısı çekebilirler.
Yeni doğan bebekte ve süt çocuğunda olan kulak ağrılarının nedeni farklıdır. Yeni
doğanda kulak ağrısının nedeni amniyos sıvısının kulağa kaçmasıdır.Yüksek ateş, ishal,
sindirim sistemi bozukluğu ve kilo kaybı görülür.Meme emme sancıyı artırır.Kulak memesi
altına dokunulduğunda ağrı artar.
Genellikle kulak ağrıları, enfeksiyonlardan ileri gelir.Süt çocuğunda boğazdan östaki
borusu yoluyla orta kulağa giren mikroplar ağrılara neden olur.Düzensiz ateş,sindirim
bozukluğu baş gösterir,çocuk kilo alamaz.Kulağını çekiştirerek ani sancılarla bağırır.Bu
durumda doktora başvurulması gerekir.
2.7. Ateş ve Havale
Sinir sisteminin hastalığı ya da fonksiyon bozukluğu sonucu iskelet kaslarının
kasılmasıyla ortaya çıkan rahatsızlığa havale denir.
Çocuk hastalıkları arasında en acil ve korkutucu olanıdır. Yüzde el ve ayaklarda irade
dışı titremeler ile kendini gösterir. Havalenin uzaması beyin dokusunda kalıcı zedelenmelere
sebep olabilir.
Havale Sebepleri:
Ø Doğum travmaları (zor doğum nedeniyle beyinde zedelenme vb.)
Ø Metabolik bozukluklar (kan şekeri ve kandaki minerallerin düşüklüğü)
Ø Sinir sistemi hastalıkları (menenjit, beyin iltihabı)
Ø Ateşe bağlı havale (Bebeğin ateşi 39 ‘un üzerine çıkıyorsa yüksek ateşe bağlı
havale olabilir.)
Havale Durumunda:
Ø Çocuğun üzerindeki fazla giysiler çıkartılmalıdır.
Ø Ilık su ile yıkanmalıdır.
Ø Şuuru yerinde ise ağızdan sıvı verilmelidir.
Ø Çocuk vakit geçirilmeden hemen doktora götürülmelidir.
2.8. Pişik
Pişik, genellikle idrar ve dışkının bebeğin tenine temas ettiği hassas deri bölgesinde
görülür. Hafif kabartılı bir kızarıklık biçiminde ortaya çıkar. İlerlemiş pişiklerde deri yer yer
soyulup iltihaplanabilir.Pişiğe bebeğin dışkısındaki bakteriler ve idrarın bileşimindeki
amonyak sebep olur.Bebek bezlerini yıkamada kullanılan deterjanlardaki maddeler de pişik
yapabilir. Anne sütüyle beslenen çocuklarda pişik, mamayla beslenenlere göre daha az görülür.
Bebeklerde pişik oldukça rahatsız edici bir durumdur.
Pişikleri önlemek için:
Ø Bebeğin bezi 3-4 saatte bir değiştirilmelidir. Pişik olduğunda bu bölge ılık suyla
yıkanıp iyice kurulandıktan sonra doktorun önerdiği pişik kremleri kullanılmalıdır.
Ø Pamuklu bezler tercih edilmelidir. Bebeğin çamaşırları ve bezleri deterjan
yerine sabun tozu ile yıkanıp kaynatılmalı, çok iyi durulanmalıdır. Açık havada
kurutulduktan sonra ütülenmelidir.
Ø Kesinlikle pudra kullanılmamalıdır.
Ø Oda sıcaklığı uygunsa her gün 1-2 saat bebeğin altı açık tutularak bez tahrişi
önlenmelidir. Bu işlem tahriş olmuş derinin iyileşmesine de yardım eder.
Ø Bebeğin altını bağlamak için hazır bez kullanılmalıdır.
3. 0 - 12 YAŞ ÇOCUKLARINDA GÖRÜLEN HASTALIKLAR
3.1. Difteri ( Kuşpalazı )
Daha çok çocuklarda görülen, difteri basilinin neden olduğu öldürücü olabilen bir hastalıktır.
Kuluçka dönemi 1-7 gündür.
Bulaşma, difterili bir hastayla yakın temasta bulunma, difteri basillerinin bulaşmış
olduğu eşyaların, yiyecek ve içeceklerin kullanılmasıyla olur.
En duyarlı yaş 2-8 yaşlardır. Sonbahar, kış mevsiminde görülür.
Difteri basilinin yerleşme yerine göre ağız, boğaz, gırtlak, göz, göbek, deri ve orta
kulak difterisi görülür. Genelde boğaz ağrısı, yutma zorluğu, burun akıntısı, ses kısıklığı
görülür. Ateş olmayabilir.Boyundaki lenf bezleri şişer.Hastalık,kalp ve sinir sisteminde
hasara yol açar, geçici felçlere sebep olabilir.Tehlikeli bir hastalık olduğu için vakit
geçirilmeden doktora götürülmelidir.Yatak istirahatı gerekir.Bol su ve yumuşak gıdalar verilmelidir.
Difteri aşısı hastalığı önler.
3.2. Boğmaca
Çocukluk çağında sık görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Nedeni boğmaca
basilidir.Kuluçka dönemi 7-14 gündür.Doğrudan hasta kişiyle temas ve damlacıklar yoluyla
bulaşır.İlkbahar,kış aylarında sık görülür.Her yaşta görülebilmesine rağmen 6-7 yaşlarından
önce daha fazla görülür. Süt çocuklarında ağır seyreder.
Hastalık 3 dönemde izlenir:
Ø Nezle dönemi: Soğuk algınlığı şeklinde başlar. Hafif nezle, ateş, öksürük,
iştahsızlık, göz yaşarması görülür.1-2 hafta sürer.
Ø Öksürük dönemi: 3-6 hafta sürer. Üst üste boğulur gibi öksürük nöbetleri, derin
soluk alma, öksürükten sonra kusma görülür.Bu öksürüklerde yüzde
kızarma,morarma olur.Dil dışarı çıkar.Gözler dışarı fırlar gibidir ve
yaşarır.Soluk alırken ıslık çalar gibi ses çıkar.Öksürük sonrası balgam
vardır.Terleme, yorgunluk,halsizlik ortaya çıkar.
Ø İyileşme dönemi: 2-3 hafta sürer. Bazen iyileşme aylar da sürebilir. Zamanla
öksürük nöbetlerinin şiddeti ve sayısı azalır. Hasta rahatlar, iştahı
düzelmeye,neşesi yerine gelmeye başlar.
Bakım: Çocuk mutlaka doktora götürülmeli, doktorun önerdiği ilaç tedavisi
uygulanmalıdır. Dinlenme ve yatak istirahatı şarttır. Hastanın odasının sık sık
havalandırılması ve nemlendirilmesi gerekir. Bol proteinli ve vitaminli gıdalarla az az ve sık
sık beslenmelidir. Bol sıvı almalıdır.
Resim 16 :Hasta çocuk doktor kontrolünde ilaç kullanmalıdır.
Korunma: Hasta çocuklar, sağlıklı kişilerden uzak tutulmalıdır. Aşılama tam korunma
sağlar. Hastalığı geçirenler ömür boyu bağışıklık kazanır.
3.3. Kızamık
Kızamık virüsünün neden olduğu, döküntülü, bulaşıcı bir çocuk hastalığıdır.
Bulaşma : Hastanın ağzından çıkan damlacıklarla bulaşır.
Kuluçka dönemi : 10-14 gündür.
Her yaşta görülebilir. Genellikle 6 aydan büyük çocuklarda daha çok kış sonu, bahar
aylarında görülür.
Belirtileri :Yüksek ateş, halsizlik, iştahsızlık, nezle, öksürükle başlar. Gözler yaşarır,
kızarır, kirpik dipleri çapaklanır. Kızamığın en önemli özelliği ağızda koplik lekelerinin
çıkmasıdır. Bu lekeler, ağızda kırmızı zemin üzerinde tuz taneleri serpilmiş döküntüler
görünümündedir. Bu lekelerin görülmesinden 1-3 gün sonra kulak arkasından başlayan, yüz,
boyun, gövde bacaklarda yayılan deri döküntüleri görülür. Döküntüler, büyük lekeler hâlindedir.
Döküntü safhası 3-4 gün sürer. Döküntüler çıktıkları sırayla kaybolur. Daha sonra
deride kepeklenme görülür.
Bakım Ateş döneminde yatak istirahatı sağlanır. Doktor önerisine göre ilaç kullanılır.
Hasta; sindirimi kolay, yumuşak ve bol karbonhidratlı, proteinli-vitaminli yiyeceklerle
beslenir. Hastanın odası sık sık havalandırılmalıdır. Göz kapakları kaynatılmış soğutulmuş
su ile ağzı ise karbonatlı su ile temizlenmelidir. Hasta iyi bakılmazsa kızamık; orta kulak
iltihabı, zatürree ve beyin dokusu iltihabına sebep olabilir.
Korunma : Aşılanma ile korunma sağlanır.
3.4. Kabakulak
Virüslerin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır.
Bulaşma : Damlacık yoluyla olur.
Kuluçka dönemi :18-20 gündür. 5-15 yaş arası çocuklarda görülür. Kış sonuna doğru sık rastlanır.
Belirtileri : Çene altı ve kulak altı tükürük bezlerinin şişmesi sonucu boynun yan
tarafında yumru oluşur. Yutkunmada acıma hissi, ateş ve ağız kuruluğu görülür. Şiş kısım
dokunmaya karşı hassas ve ağrılıdır. Belirtiler ortaya çıkmadan 1-2 gün önce çocukta genel
bir kırgınlık gözlenir. Erkeklerde erbezleri (testisler) de etkilenir. Bu nedenle hastalık
süresince doktor kontrolünde olmalıdır. Ergenlik çağında ve daha sonra kabakulak geçiren
erkek çocuklarında testislerin iltihaplanması sonucu kısırlığa yol açabilir.
Bakım : Özel bir tedavisi yoktur. Yatak istirahatı sağlanmalıdır. Bol proteinli,
yumuşak, sıvı besinler verilmelidir. Doktorun önerdiği ilaçlar kullanılabilir.
Korunma : Aşılama yoluyla yapılır. Hasta çocuk iyileşene kadar okula gönderilmemelidir.
3.5. Kızamıkçık
Kızamıkçık virüsünün neden olduğu hafif ateşli ve döküntülü seyreden bir hastalıktır.
Gebelikte geçirilirse fetüste zekâ geriliği, mikrosefali ,kalp-damar bozukluğu, işitme ve
görme özürü, sarılık ve ölü doğum gibi ağır anomalilere yol açar.
Kuluçka süresi 14-21 gündür. Bulaşma hasta ile temasla olur. Genellikle 6 aydan
büyük çocuklarda görülür.
Belirtileri: Hafif ateş , nezle ve halsizlikle başlar.Kızamığın hafif şekline
benzer.Döküntü öncesi kulak arkasında lenf bezlerinde şişlik görülür.Ağızda toplu iğne başı
büyüklüğünde kırmızı döküntüler fark edilir.Deri döküntüleri önce yüzde başlar, sonra hızla
boyna kollara,gövde ve bacaklara yayılır.Döküntüler 2-3 gün sürer.Kızamıktan daha az
belirgin noktacıklar hâlinde,pembe renklidir.
Bakım: Kızamıkçık hafif bir hastalıktır. Hastanın birkaç gün dinlenmesi
gerekir.Hastanın iştah durumuna göre kolay sindirebileceği besinler verilir.Kendiliğinden iyileşir.
Korunma: Aşılama ile olur.
3.6. Kızıl
Bebeklik döneminde hemen hemen hiç görülmeyen, döküntülü ve bakterilerin neden
olduğu bir hastalıktır. 3-12 yaş arası çocuklarda, ilkbahar ve kış aylarında sık görülür.
Bulaşma, hastaların burun,boğaz salgıları ve deri döküntüleri ile olur.
Kuluçka süresi 2-4 gündür.
Belirtileri: Ani başlayan yüksek ateş, baş, boyun, karın ağrısı vardır.Hastanın
bademcikleri şişer ve kızarır.Dil,çilek görünümünde paslıdır. Daha sonra kıpkırmızı ahududu
görüntüsü alması kızılın tipik özelliğidir. Döküntüler, hastalığın başlangıç belirtilerinden 1-2
gün sonra yüzde başlar, vücuda yayılır. Önceleri sarımtırak kırmızı ve toplu iğne başı
büyüklüğündeki döküntüler birbiriyle birleşir ve bütün vücut derisi güneş yanığı görüntüsü
alır. Döküntüler dirsek içi, kasıklar, diz altı, koltuk altı gibi kıvrımlı yerlerde yoğunlaşır.
Bakım: Doktor önerisine göre ilaç tedavisi yapılır. Hasta çocuk 10-15 gün
dinlenmelidir. Erken tedavi edilmezse böbrek hastalığı, romatizma, orta kulak iltihabı ve
zatürreeye neden olur.
Korunma: Hastalığın aşısı yoktur. Hasta çocukla temastan kaçınılmalıdır. Hasta ile
temas edenlerin boğaz kültürü alınmalı, sonuç pozitif çıkarsa hemen tedaviye başlanmalıdır.
3.7. Su Çiçeği
Virüslerin neden olduğu çok kolay bulaşabilen, döküntülü ve özellikle kışın çok
görülen bulaşıcı bir hastalıktır.Her yaşta görülebilir.
Kuluçka süresi 2-3 haftadır.
Bulaşma, insandan insana , öksürme ve aksırmayla çevreye yayılan damlacıklarla ve
deri kabarcıklarına direk temasla olur.
Belirtileri: Bu hastalıkta hafif ateş, iştahsızlık, halsizlikle beraber deri döküntüleri
vardır. Döküntüler, önce göğüste başlar sonra tüm vücuda yayılır. Sulu kabarcıklar
şeklindedir. Bu kabarcıklar, açık pembe renkte önce sulu sonra kabuklu olup son derece
kaşıntılıdır. Döküntüler genelde iz bırakmaz. Ancak kabukları kaşıyarak kaldırılırsa iz kalabilir.
Bakım: Evde yatak istirahatı şarttır. Döküntülerin mikrop kapmaması için kaşıntıyı
gidermek gerekir. Kaşıntıyı azaltmak için doktorun önerdiği losyonlar kullanılmalıdır.
Karbonatlı suyla silmek de kaşıntıyı hafifletir. Çocuğun vücut direncini artırıcı besinler
verilmelidir. Vücudu sıkmayan bol giysiler giydirilmelidir.
Korunma; Hasta kişilerle temas edilmemelidir. Suçiçeğinin bir yaşın üstünde
yapılabilen aşısı vardır. Ancak kullanımı yaygın değildir. Zorunlu aşılar grubuna girmez.
2.8. Menenjit
Virüs ve bakterilerin neden olduğu beyin zarı iltihaplanmasıdır. Erken teşhis
edilmediği zaman ölümle sonuçlanır.
Belirtileri: Bebeklerde kusma, havale, düzensiz solunum, bıngıldakta kabarma görülür.
Büyük çocuklarda daha başlangıçta hastanın durumu ağırdır. Kusma, ateş, baş ağrısı,
dalgınlık ve ensede sertlik, vücutta mor lekeler vardır.
Bakımı: Hastalığın tam teşhisi beyin omurilik sıvısının incelenmesiyle olur. Hasta
çocuk mutlaka hastanede gözetim altında tutulmalıdır. Hasta, sessiz ve loş bir odada
yatırılmalı, kuvvetli ışıktan korunmalıdır. Tedavi, doktor kontrolünde yapılır. Menenjitli
çocuk zamanında hastaneye götürülmezse hasta kısa zamanda kaybedilebilir ya da daha ağır
hastalıkların oluşmasına sebep olabilir.
Korunma; Menenjit aşısı vardır. Ancak zorunlu aşılar grubunda değildir. İsteğe bağlı
olarak yapılabilir.
3.9. Çocuk Felci
Salgınlara da neden olabilen virüslerin (polio) sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır.
Dünyanın her yerinde özellikle yaz ve sonbahar başlangıcında görülür.
Kuluçka dönemi 1-3 haftadır.
Bulaşma, genellikle virüsün bulaştığı suların ve besinlerin ağız yoluyla alınması
sonucu olur. Hastalığı geçiren çocuğun dışkısının kontrol altına alınmaması, tuvalet
temizliğine dikkat edilmemesi hastalığın yayılmasında önemli kaynaktır.
Belirtileri: Ateş, baş ağrısı, kusma, karın ağrısı, ense sertliği ile kendini gösterir.
Başlangıçta daha çok üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer. Hastalık, hastaların bir
kısmında hafif geçirilse de bir kısmında hastanın iyileştiğinin düşünüldüğü dönemden 1-2
gün sonra ağrı ve ense sertliği ile daha şiddetli olarak ortaya çıkar. Hastaların büyük
kısmında felç görülmezken bazı tiplerinde birkaç gün süren yüksek ateşten sonra asimetrik
olarak sağ kol etkilendiğinde sol bacak etkilenir ve felç görülür. Çok şiddetli türleri ölüm ile sonuçlanabilir.
Bakım: Hastalığın özel bir tedavisi yoktur. Hastalık sonrasında zatürree, sürekli
yatmadan dolayı deri tahrişleri görülebilir. Ölümcül olabileceğinden hasta sürekli doktor
kontrolünde olmalıdır.
Korunma: Doğumdan sonra 3-4. aylarda yapılan aşılama ile sağlanır. Bir yıl sonra
polio aşısının tekrarı yapılarak tam bağışıklık elde edilir.
3.10. Zatürree: (Pnömoni)
Akciğerlerin iltihaplanmasıyla ortaya çıkan virüsler, bakteriler mantarlar veya hava
yollarına kaçan çeşitli yabancı maddelerin sebep olduğu bir hastalıktır.Genellikle kış
mevsiminde ve kızıl,kızamık gibi hastalıklardan sonra görülebilir.
Belirtileri: Ateş, öksürük,hızlı solunum,göğüste çekilme, dudak etrafında ve parmak
uçlarında morarmalar görülür.Virüslere bağlı zatürree ise yavaş gelişir.Bakterilere bağlı
zatürreeler,daha kısa sürede ve şiddetli ilerler.Doktor kontrolünde tedavi uygulanır.Ayrıca
beslenme bozukluğu olan ve vücut ısısı düşük çocuklarda,doğuştan bazı anomalileri olan ve
bağışıklık sistemi kusurlu doğanlarda oluşabilir.Yeni doğanda amniyon sıvısının hava
yollarına kaçması vb. durumlar sonucu da zatürree olabilir.
Bakım: Hastanın protein oranı yüksek yiyeceklerle beslenmesi ve yeterli sıvı alması
gerekir. Odası sık sık havalandırılmalı,belli oranda nemli tutulmalıdır.Burun ve kulak
temizliğine ve rahat nefes alabilmesine dikkat edilmelidir.Doktor tedavisi gerektirir.
3.11. Grip
Pek çok virüsün neden olduğu, çocukluk çağında sık sık
tekrarlayan bir solunum yolu enfeksiyonudur. Her yaşta
görülebilir.Bahar ve kış mevsiminde daha yoğundur.
Bulaşma öksürme sırasında etrafa sıçrayan damlacıklarla olur.
Kuluçka süresi 1-3 gündür.
Belirtileri: Ateş, kol, bacak ve baş ağrısı,üst solunum yollarında iltihap ve kuru öksürük vardır.
Bakımında; doktorun önerdiği ilaçlar kullanılarak yatak istirahatı yapılmalıdır. Bol
sıvı gıdalar ve C vitamini alınmalıdır.
Korunma gripli hastalarla yakın temastan kaçınılarak yapılmalıdır. Grip aşısı vardır;
ancak doktora danışılarak uygulanmalıdır.
3.12. Sarılık ( Hepatit )
Sarılığın değişik türleri vardır. Yeni doğanda fizyolojik sarılık yaşanır.Bir de patolojik
(mikrobik) sarılık vardır ki bu sarılık, karaciğerin iltihabi bir hastalığıdır.Bu sarılıkla ilgili 4
çeşit virüsten söz edilmektedir.Ancak yaygın olarak görüleni A ve B tipi sarılıktır.
İnsanlar, hepatit A virüsünü temiz olmayan su ve besinlerden alırlar. Hepatit A tipi
sarılıkta; ateş, halsizlik, karın ağrısı, göz akında ve deride sarılık görülür. Hastanın idrarı da
koyu sarı renklidir. Bu hastalara yatak istirahatı şarttır. Özel ilaç tedavisi yoktur. Hasta iyi beslenmelidir.
Hepatit B ise her mevsimde her yaşta kişilerde görülür. Uzunca ( birkaç ay ) bir
kuluçka süresi vardır. Kan nakli, enjektörler, akupunktur ve diş tedavileri,aşı
uygulamaları,hasta kanı emen sivrisinekler aracılığıyla bulaşır.Hafif ateşle başlar,midebağırsak
bozuklukları,sarılık,karaciğer bölgesinde hassasiyet ve koyu dışkı görülebilir.B tipi
sarılık daha ağır seyreder ve ölümle sonuçlanabilir.
Korunma, ülkemizde aşı uygulaması ile sağlanır. Yiyecek ve içeceklerin temizliğine
özen gösterilmeli, içme suları klorlanmalı, tuvaletler mikrop öldürücülerle temizlenmelidir.
Kan nakillerinde kan ,sarılık yönünden incelenmelidir.
3.13. Tüberküloz (Verem )
Tüberküloz basilinin neden olduğu başta akciğer olmak üzere bütün vücudu tutabilen
kronik bir enfeksiyon hastalığıdır. Her yaş ve mevsimde görülebilir.
Kuluçka dönemi 6-8 haftadır.
Bulaşma:
Ø Kan yolu ile (gebelikte anne hasta ise hastalık plasenta aracılığıyla bebeğe geçer)
Ø Deride açık yaralar, kesikler varsa deri yolu ile
Ø Solunum yolu ile(hastalarla direk temas, hastaların salgılarının bulaştığı eşyalar,
havaya karışan tozlara bulaşmış basillerle)
Ø Tüberkülozlu ineklerin sütünün kullanımı ile olur.
Belirtiler: Hafif, sürekli öksürük, ateş, halsizlik, iştahsızlık, yorgunluk, kilo kaybı,
nefes almada ağrı vardır. Hastalık ilerledikçe kanlı balgam görülebilir.
Bakım: Doktor kontrolünde ilaç kullanımı, kesinlikle yatak istirahatı, iyi beslenme ve
temiz hava iyileşmeyi sağlayacaktır.
Aşılanma (BCG) yoluyla korunma sağlanır.
4. AŞILAR VE SERUMLAR
4.1. Bağışıklık
Bulaşıcı hastalılardan korunmak için alınacak önlemler iki temel ilkeye dayanır. Biri
hastalık kaynağının çevreden uzaklaştırılması, diğeri kişisel direncin artırılmasıdır.
Canlıların çevrelerindeki mikroorganizmalara ve organların çıkardıkları ürünlere karşı
kendini koruyabilecek şekilde dirençli hâle gelmesine bağışıklık denir. Bağışıklığı sağlayan
maddelere de antikor adı verilir.
Bağışıklık iki şekilde sınıflandırılır:
Ø Doğal bağışıklık : Doğuştan sahip olunan bağışıklıktır. Örneğin kanda bulunan
bazı mikropların üremesini ter; mikropların vücuda gelişini de gözyaşı önler.
Ø Kazanılmış bağışıklık: Örneğin siyah ırka özgü sarıhumma hastalığı, başka ırkta görülmez.
· Aktif bağışıklık
o Hastalığı geçirerek
o Aşılarla
· Pasif bağışıklık
o Anneden plasenta ile bebeğe geçen antikorlar
o Serumlar
4.2. Aşılar
Ölü ya da hastalık yapma yeteneği azaltılmış canlı mikroorganizmaların deri altına ya
da kas içine enjekte edilmesi veya ağız yolu ile verilmesine AŞILAMA denir.
Aşılamada amaç: Canlılarda; mikroorganizmanın vücudunda bulunan antijen adı
verilen canlılar için yabancı bir proteine karşı, antikor denilen bağışıklık cisimciklerinin
oluşturulmasıdır. Yani antikorlar vücudumuzun enfeksiyon hastalıklarına karşı bir savunma
mekanizması olup kan ve diğer vücut sıvılarında bulunan özel yapıda proteinlerdir. Her
antikor tipinin kendi antijeni vardır. Onunla karşılaşınca tanır, bağlar ve zararsız hâle getirir.
Böylece gerek bir enfeksiyon hastalığını geçirmek, gerekse ona karşı aşılanmak ile canlı
vücudunda antikor oluştuğu zaman o hastalığa karşı dirençli hâle gelir, hastalık oluşmaz.
Aşılar 3 tip hazırlanır:
Ø Ölü aşılar: Hastalık etkeni mikroorganizmalar öldürülür. Bunlar antikor yapımı
için antijen olarak kullanılır. Örneğin tifo, boğmaca , kolera, kuduz, kabakulak
aşıları bu şekilde hazırlanır.
Ø Toksoid aşılar: Bazı mikroorganizmalar çoğalarak toksin denilen zararlı
ürünler çıkarırlar. Bu tip aşılarda antijen olarak toksinler kullanılır.
Ø Canlı aşılar: Hastalık yapmayacak kadar zayıflatılmış; fakat canlı olan
mikroorganizmalar aşı olarak kullanılır. Kızamık, çiçek, tüberküloz, çocuk
felci(sabin) aşılar bu tip aşılardır.
Çocuklarda salgınlar ve ölümlere yol açabilecek pek çok hastalığın aşısı günümüzde
mevcuttur. Doğumdan itibaren çocuk doktorunun kontrolünde aşıların yapılması gerekir. Aşı
yapılan çocuk, hastalık etkeni ile karşılaşınca ya hiç hastalanmaz ya da hastalığı hafif geçirir.
Her aşı için başlama yaşı ve tekrarlanma aralıkları farklıdır.
4.3. Serumlar
Damardan dışarı alınan kan, kısa bir süre sonra pıhtılaşır. Pıhtılaşan kısım çökünce
üstte sarımtırak bir sıvı kalır. Bu sıvıya kan serumu denir.
Ø Tedavi edici serumlar
Bağışıklık cisimlerini içerir. Hastalık etkenlerinin antijenlerin canlı vücuduna damar
yoluyla verilerek antikor oluşturulmasından belirli bir süre sonra o canlıdan alınan kandan
elde edilen serumlardır. Bunlar aşısız çocukların hastalığa yakalanması durumunda (örneğin
difteri) tedavi edici olarak ya da aşı olmamış bir çocuğun yaralanması durumunda hastalığa
karşı koruyucu olmak için (tetanos, kuduz gibi) acele olarak antikor transferi için kullanılır.
Pasif bağışıklık geçicidir. 3 hafta sonra derhal çocuk aşılanmalıdır.
Ø İnsan kökenli bağışıklık serumları (Bağışıklık globülinleri)
Mikroorganizmaların antijenlerine karşı insan vücudunda oluşan bağışıklık cisimleridir.
4.3.1. Aşı İlke ve Uygulamaları
Annelerin bebeklerini belli aralıklarla aşılatmaları, onların sağlığı açısından son derece
önemlidir. Anne-çocuk sağlığı merkezleri, bu konuda annelere yardımcı olarak çocukları için
aşı karnesi verir. Bu karne, aşıların zamanında ve kaç defa olması gerektiğini gösterir. Eksik
aşı, çocukları hastalıklardan korumaz.
Resim 29 : Bebekler belli aralıklarla aşılanmalıdır.
Önceden tetanos aşısı yapılmış gebe kadınlara doğumdan bir ay önce tetanos aşısı
tekrarı yapılır. Hiç aşılanmamış gebelere gebeliğin 5.ayından itibaren başlayarak iki kez
tetanos aşısı yapılmalıdır.
Son yıllarda ülkemizde, çocuk felcini ortadan kaldırabilmek için çocuk felci aşısı
kampanyaları yapılmaktadır. Aşıları tam olan bir çocuğun bu kampanyaya katılması
görevlilerin kayıtları açısından önemlidir. Fazladan aşı yapılmasının bir sakıncası yoktur.
Ülkelere göre aşı takviminde farklılıklar vardır. Aşı takvimini, ülkelerdeki çocukların
öncelikli ihtiyaçları ile ülkelerin ekonomik düzeyleri belirlemektedir. Normal aşı takviminde
belirlenen aşılar dışında; salgınlar hâlinde görülüp insan sağlığını tehdit eder duruma
geldiğinde de tifo, tifüs, kolera, veba, kuduz aşıları yapılmalıdır.
Aşılamada Temel ilkeler
Ø Anne sütünün bebeğin ilk aşısı olduğu unutulmamalıdır.
Ø Sağlık kuruluşuna herhangi bir nedenle getirilen her çocuğun aşı kartı
incelenmeli, önemli bir rahatsızlığı olmayan her çocuğa aşı yapılmalıdır.
Ø Hastaneye yatmayı gerektiren hastalığı olmayan herkese aşı yapılabilir. Hafif
ateş, soğuk algınlığı, nezle gibi rahatsızlıklarda çocuğun aşılanması tehlikeli değildir.
Ø Bazı aşılar tek bir seferde, bazıları ise aralıklarla uygulandığında bağışıklık
sağlar. Bu nedenle aşılanmaya zamanında başlanmalı, aşı takvimine uygun
olarak aşılanma sürdürülmelidir. Aşılama tarihi, mutlaka aşı kartına işlenmelidir.
Ø Birden fazla aşı bir arada yapılabilir. Ancak her birinin farklı kol ve bacağa yapılması önerilir.
Ø Anne-babaların bilmesi gereken en önemli nokta şudur: Bir çocuğun tam aşılı
olması için ilk yaş içinde en az beş kez aşıya götürülmelidir.
Ø Aşı yapıldıktan sonra çocuk ağlayabilir, huzursuz olabilir, ateş ya da döküntüsü
olabilir. Aşı yapılan bölgede şişme, kızarıklık ve hassasiyet olunca o bölgeye
alkol ya da soğuk su pansumanı uygulanmalıdır. Ateş varsa düşürmek için
çocuk soyulmalı, ılık su ile banyo yaptırılmalı veya eklem yerlerine ıslak bezler
koyulmalıdır. Ateş düşürücü şurup, bol içecek ve sıvı gıdalar verilmelidir.
Şikâyetler üç günden uzun sürerse ya da başka yakınmalar olursa doktora danışılmalıdır.
Ø Ağır ilerleyici sinir sistemi hastalığı olanlara, havale geçirenlere, kan ve lenf
kanseri gibi kötü huylu hastalığı olanlara aşı yapılması gerektiğinde doktora danışılmalıdır.
Ø Aşı uygulanırken kullanılan araçlar steril olmalıdır. Aşılanacak bölgenin
temizliği aseton, alkol veya mersol ile yapılabilir.
Ø Sağlıklı çocuklara grip aşısına gerek yoktur. Bazı özel durumu olan çocuklarda
(astım vs.) doktorun önerisi ile yapılabilir.
4.3.2. Aşı Takvimi
Yeni doğan Hepatit B (1.doz)
1.ay Hepatit B (2.doz)
2.ay BCG (verem)+dbt(1) (difteri boğmaca tetanos)+Polio 1(çocuk
felci)+ HIB (1-menenjit)
3.veya 4.ay DBT(2)+ Polio 2 + HIB(2)
5.veya 6.ay DBT(3)+Polio 3 + Hepatit B (3.doz)
9.ay Kızamık
13.ay Suçiçeği
15.ay KKK (1-kızamık kızamıkçık kabakulak)
18.ay DBT (4) + Polio 4 + HIB (3)
24.ay Hepatit A 1
30.ay Hepatit A 2
İlkokul 1.sınıf DT (difteri, tetanos) + Polio + Kızamık
İlkokul 5 sınıf Tetanos ve BCG (verem)
Lise 1. Sınıf Tetanos
Gebelikte Tetanos

KAYNAK:www.megep.meb.gov.tr

Döküman Arama

Başlık :