Kapat

AİLE PLANLAMASI

1. AİLE PLANLAMASININ TANIMI, ÖNEMİ VE NEDENLERİ
1.1. Aile Planlamasının Tanımı
Ailelerin istedikleri ve bakabilecekleri sayıda ve en uygun zamanda çocuk sahibi
olmaları veya çiftlerin ekonomik olanaklarına, kişisel isteklerine göre çocuk sayısını tayin
etmeleri ve doğumlar arasında istedikleri aralığı sağlamalarıdır.
Her aile istediği kadar çocuk sahibi olmakta serbesttir.Bu onların doğal hakkıdır.Aile
planlamasındaki amaç; ailelerin kendi iradeleri ile istedikleri sayıda çocuk sahibi olmalarını
sağlamak,bireyleri ve aileleri üreme sağlığı konusunda eğitmek,anne ölümlerini önlemek ve
sağlığını korumak,yüksek riskli ve istenilmeyen gebelikleri önlemek,çocuk sahibi olmak
isteyenlere tıbbî yardım sağlamak ve bireyleri aile planlaması yöntemleri konusunda eğitmektir.
Aile planlamasını temel amacı; çok ve sık gebelik ve doğuma bağlı anne ve çocuk
sağlığına olabilecek olumsuz etkileri önlemek, oluşan olumsuz etkilerin giderilmesine
yardım etmek ve çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olmalarını sağlamaktır.
Çağlar boyunca insanlar istenmeyen gebelikleri ya da doğumları önlemek amacıyla
çeşitli yöntemlere başvurmuşlardır. Bunların birçoğu zaman zaman annenin ve çocuğun
yaşamına mal olmuştur. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında bilimsel çalışmalar sonucu
geliştirilen yöntemler, eski yöntemlerin yerini almaya başlamıştır. Günümüzde hem kadınlar
hem de erkekler için geliştirilmiş son derece güvenilir ve etkili metotlar mevcuttur.
Günümüzde dünya nüfusunun %75'i gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde
yaşamakta ve tüm doğumların %85'i, tüm anne ölümlerinin %99'u, tüm bebek ve çocuk
ölümlerinin %95'i bu bölgelerde olmaktadır. Ölüm oranlarının bu kadar yüksek olmasının
nedeni bu ülkelerde tıbbî yardımın yetersiz olması , korunma yöntemleri konusunda bilgi
sahibi olunmaması nedeniyle modern ve etkili yöntemleri kullanamama ve ihmaldir.
Ülkemizde ise hala çiftlerin büyük bir kısmı geleneksel, güvenirliliği düşük, sağlık
açısından sakıncalı doğum kontrolü yöntemlerini uygulamaya çalışmaktadır.
Bu duruma neden olan faktörler ise; çiftlerin doğum kontrolü yöntemleri hakkında
yetersiz ve yanlış bilgiye sahip olmaları, tıbbî destekten yeterince yararlanılmaması ve bu
konuda gerekli eğitimin sağlanamamasıdır.
1.2. Aile Planlamasının Önemi
1.2.1 Aile Planlamasının Sosyo-ekonomik Yönden Önemi
Nüfus, doğal kaynakları ve ekonomik olanakları zorlayan bir şekilde artıyorsa o
toplumda etkili ve yeterli aile planlamasını uygulama zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Sanayileşme ile birlikte kentlerde ailelerin daha iyi ekonomik fırsatlar yakalaması, sosyal
güvenceye sahip olmaları, yaşam şartlarının ağırlaşması ve kadınların iş hayatında daha fazla
rol alması çok çocuk sahibi olma isteklerini azaltmaktadır.Tarıma dayalı yerleşim
birimlerindeki ailelerde ise insan gücüne olan ihtiyaçtan dolayı çok çocuğa sahip olmak
isteği görülmektedir. Sosyal güvencesi olmayan ailelerde ise ileride aileye bakar düşüncesi
ile daha çok çocuğa sahip olunmaktadır. Ayrıca bazı aileler erkek çocuğa sahip olmayı bir
güç olarak algıladıkları için erkek çocuk buluncaya kadar doğuma devam edip aile
planlaması uygulamamaktadır. Hızlı nüfus artışının önlenmesinde ve sağlıklı bir toplumun
oluşmasında aile planlamasının önemi gün geçtikçe daha da artmaktadır.
1.2.2 Aile Planlamasının Duygusal Yönden Önemi
Bebeklerinin sağlıklı ve mutlu olmasını isteyen anne ve babaların kesinlikle
birbirlerini iyice tanıdıkları ve duygusal yönden hazır oldukları zamanda çocuk yapmaları gerekmektedir.
1.2.3 Aile Planlamasının Sağlık Açısından Önemi
Evli çiftlerin fiziksel ve psikolojik yönden sağlıklı olmaları, çocuk sahibi olmalarının
en temel koşuludur. Çiftlerin evlenmeden önce gerekli sağlık muayenelerinden geçmeleri
toplum sağlığı açısından son derece önemlidir. Genellikle kronik nefrit, tüberküloz, kalp
rahatsızlıkları, frengi ve AIDS gibi hastalıklar hamilelik öncesi ve sonrasında anne ile
bebeğin sağlığı açısından büyük tehlike oluşturmaktadır.
1.2.4 Aile Planlamasının Tıbbî Önemi
Birçok kadını ölüme sevk eden en önemli nedenlerden biri de fazla doğum yapmaktır
Kontrolsüz oluşan gebelikler sonucunda meydana gelebilen düşük, annenin hayatını ,
ve sağlığını tehdit etmektedir. Oysa aile planlamasında kullanılan yöntemlerin böyle bir
tehlikesi yoktur. Çünkü bu yöntemler bilimsel araştırma ve incelemelerin sonucu ortaya çıkmıştır.
Aileler bakabilecekleri, besleyebilecekleri ve sağlığını koruyabilecekleri kadar çocuk
sahibi olurlarsa bebek ölümleri azalacak, anneler sık gebelik ve doğumdan yıpranmayacaktır.
İstemedikleri halde doğum yapacak annelerin ilkel yöntemlerle çocuk düşürmelerini
önlemek; onlara gebelikten korunma yöntemlerini öğretmekle gerçekleşecektir.
1.2.5. Evlenmeden Önce Neler Yapılmalıdır?
 Evlenecek çiftin, sağlıklı bir cinsel yaşantısının olmasını engelleyebilecek
problemlerinin olup olmadığının anlaşılması ,eğer var ise çözüm bulunması
amacıyla muayene olması gerekmektedir.
 Erkeğin “cinsel anormalliği” ve sağlıklı cinsel yaşantıyı engelleyecek
problemi varsa bu durum tedavi edilmelidir.
 Herhangi bir bulaşıcı hastalık (sarılık, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, AIDS
gibi) varsa gerekli önlemlerin alınıp tedavi edilmesi gerekmektedir.
 Çiftin ileride sorun olabilecek sağlık probleminin (kalp hastalıkları,hormonal
bozukluk,gizli şeker gibi..)olup olmadığının araştırılması ve gerekli
önlemlerin alınması gerekmektedir.
 Erkeklerde bebek sahibi olmaya yetecek sperm sayısının olup olmadığı tesbit edilmelidir.
 Kadınlarda bebek sahibi olabilmek için yumurtalıkların ve hormonal durumun
kontrolü yapılmalıdır.
 Hamilelik sırasında sorun yaratabilecek kan uyuşmazlığı ve kadında toksa
plazma gibi durumların olup olmadığı tespit edilmelidir
 Çiftlerin ailelerinde ya da kendilerinde kalıtsal bir hastalık veya anormallik
olup olmadığı, var ise derecelerinin araştırılması, değerlendirilmesi ve
hamileliğin takip edilmesi gerekmektedir.
 Evlilik esnasında oluşabilecek cinsel isteksizlik, korku ve problemleri
önlemek için evlilik öncesi cinsel eğitim ve danışma alınmalıdır.
 Çiftler aktif cinsel yaşantılarına başlamadan önce uygun korunma
yöntemlerini uygulamaya başlamalı ve birbirlerini iyice tanıdıktan sonra
çocuk sahibi olmalıdırlar.
1.2.6. Aile Planlamasının Anne Açısından Yararları
 Gebelik, doğum ve düşük nedeniyle anne ölümleri azalır.
 Annenin üreme organlarına ait sağlık sorunları azalır.
 Doğuma yönelik komplikasyonlar azalır.
 Çiftler arasında gebe kalma korkusu ortadan kalktığı için sağlıklı bir cinsel yaşantı oluşur.
 Çiftlerin istenilmeyen gebelik,düşük ve kürtaj sorunları ortadan kalkar.
1.2.7. Çocuk Sağlığı Açısından Yararları
 Bebek ölüm oranları düşer.
 Prematüre doğumlar azalır
Bebeklere bulaşabilecek hastalıklar önlenir.
Çiftler bakabilecekleri sayıda çocuğa sahip olduklarında ,onların yeterli ve dengeli
beslenmelerini sağlayarak sağlıklı çocukların,nesillerin ve toplumun oluşmasını sağlarlar.
Çocuklarda oluşabilecek problemler en aza indirgenerek mutlu ve kişilikli büyümeleri sağlanır.
1.2.8. Toplum ağlığı Açısından Nedenleri
 Toplumdaki sağlıklı annelerin sayısı artar.
 Sağlıklı çocuklardan oluşan gençlik oluşur
 Toplumun beslenme, konut, eğitim, sağlık ve çevre koşullarının
iyileştirilmesi ile birlikte refah düzeyi artar.
 Sağlık harcamalarında düşüş olur.
1.3. Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, özellikle nüfusu kalabalık olan şehirlerde bir sorun
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar kısaca “CYBH” olarak gösterilir.
1.4.1. CYBH Genel Özellikleri
 Her iki cinste de, cinsel yönden en aktif olunan dönemde sık görülür.
 Genelde sessiz seyreder.
 Özellikle umursamaz davranışlı kişilerde daha sık seyreder.
 Lohusalık humması, serviks kanseri, fetüs ve yeni doğan enfeksiyonları gibi başka
hastalıklara zemin hazırlar.
1.4.2. CYBH Olasılığı Hangi Durumlarda Artar?
 Çok eşlilik
 Genel ev kadınları ve müşterileri
 Yakın zamanda cinsel eş değiştirmek
 CYBH belirtisi olanla ilişkiyi sürdürmek
 Eğitim ve prezervatif kullanımının az olması
1.4.3. CYBH Nelerdir?
Yirminin üzerinde bakteri, virüs, parazit ve mantarlara bağlı hastalıklar cinsel yolla bulaşmaktadır.
Frengi, genital, siğil, bit, uyuz, hepatit B virüsü, hepatit C virüsü, AIDS hastalığı bu
yolla bulaşan hastalıklardır.
Dünyada yirmi beş yaş altı gençleri etkileyen AIDS sosyal yaradır. AIDS mikrobu
cinsel yol dışında vericiden alınan kan ve kan ürünleri, sterilize edilmemiş iğne, enjektör,
kesici aletlerin kullanılmasıyla da geçer.
Hastalık virüsü taşıyan annede gebelikte doğumda ve emzirme sırasında virüs çocuğa geçer.
1.4.4. Nerelere Başvurulmalıdır?
CYBH ile ilgilenen uzmanlık alanı enfeksiyon hastalıklarıdır. Sağlık kuruluşlarının
dermatoloji ve üroloji bölümleri bu konuda yardım alınabilecek bölümlerdir.
En Fazla Karaciğerleri etkiler
2.AİLE PLANLAMASI YÖNTEMLERİ
2.1. Gebelikten Korunma Yöntemleri
Doğum kontrolü her ailenin istediği sayıda ve istediği zaman çocuk sahibi olması
amacıyla kadın ve erkekler tarafından kullanılan yöntemlerdir. İdeal korunma yöntemleri
gebeliği kesin olarak önlemeli, sağlığa zarar vermemeli, uygulaması kolay ,maliyeti düşük
olmalı ve çiftler tarafından benimsenmelidir.
Gebelikten korunma yöntemleri iki grupta toplanır.
2.1.1. Etkili Aile Planlaması Yöntemleri
 Ağızdan alınan kombine haplar
 Mini haplar
 Rahim içi araçları (RİA)
 Diyafram
 Deri altı kapsülleri (Norplant)
 Koruyucu enjeksiyonlar
 Prezervatif (Kaput-Kondom)
 Erkek ve kadında cerrahi sterilizasyon ‘’Tüp Ligasyonu,Vazektomi’’
2.1.2. Etkisi Sınırlı Geleneksel Yöntemler
 Takvim yöntemi
 Geri çekme
 Vaginal yıkama (Lavaj)
 Laktasyon
 Spermisitler (sperm öldürücüler)
2.1.3. Ağızdan Alınan Kombine Haplar
Doğum kontrol hapları kadının yumurtalıklarında üretilen östrojen ve progesteron
hormonlarının laboratuvar ortamında üretilmiş türevlerini içeren ve düzenli olarak
kullanıldıklarında gebeliği oldukça başarılı bir şekilde önleyen ilaçlardır.
Ağızdan alınan gebeliği önleyici haplar östrojen ve progestronu birlikte içeren
kombine haplar ve sadece progesteron içeren mini haplar olmak üzere iki şekilde
hazırlanmıştır.Gebeliği önleyici hapların gebelikten korumadaki başarı oranı
spiral,kondom,takvim yöntemi,geri çekme gibi yöntemlerle karşılaştırılamayacak kadar yüksektir.
Ağızdan alınan haplar içerdikleri hormonların etkisi ile kadındaki ovulasyonu
durdurur. Böylece gebelik yüzde yüz önlenmiş olur.
Mini haplar ise daha çok servikal müküsün spermlerin geçemeyeceği hale gelmesini
sağlar ,böylece spermler uterusa geçemez ve yumurta ile karşılaşamaz. Geçebilen spermlerin
ise hareketi yavaşladığından yumurtaya ulaşması gecikmektedir. Eğer yumurta döllenmiş ise
bu sefer döllenmiş yumurtanın endometrium tabakasına yerleşmesini engeller.
Doğum kontrol haplarına, komple bir jinekolojik değerlendirme sonrasında, doktor
önerisine göre başlanır. İlk kutunun ilk hapı adet kanaması başlangıcının tercihen birinci
günü, en geç beşinci günü alınmalıdır. Haplardan her gün bir tane ve hep aynı saatlerde
almak suretiyle yirmi birinci günün sonunda hap almaya yedi gün ara verilir. Daha sonra
sekizinci günde yeni kutuya başlanmalıdır. Bazı doğum kontrol hapları yirmi sekizlik
tabletler halinde hazırlanmıştır. Bu hapların yedi tanesi genellikle demir içermektedir. İlacın
günlük dozu unutulduğunda ertesi günü iki adet birden alınmalıdır. Bu durumda koruyuculuk oranı azalmaz.
İlacın iki günlük dozu birden unutulduğunda kullanımın ilk iki haftalık döneminde
bulunuluyorsa iki gün üst üste ikişer adet alınır ve bir hafta boyunca ek bir yöntemle korunulur.
İlacın iki günlük dozu birden unutulduğunda kullanımın sonuncu haftasında
bulunuluyorsa veya herhangi bir zamanda ilacın üç gün veya daha fazla dozu unutulmuşsa
doktordan yardım istenmelidir.
Doğum kontrol haplarının düzenli kullanımı halinde koruyuculuk oranı yüzde yüzdür.
2.1.3.1.Doğum Kontrol Haplarının Yararları
 Adet döngüsünün düzenli olmasını sağlar.
 Adet kanamasının miktarını azaltarak gereksiz kan kaybını önler.
 Adet öncesi gerginlik belirtilerini azaltır.
 Adet sancısı, doğum kontrol hapı kullananlarda daha az sıklıkla görülür.
 Hap kullanan kadınlarda akne (sivilce) ve tüylenme daha az sıklıkla görülür.
 Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda rahim kanseri ve
yumurtalık kanseri çok daha az sıklıkla görülür.
 Gebelik oluşma riskinin azalması, dış gebeliğin ortaya çıkma riskinin de
azalmasını sağlar.
 Yumurtlama süreci baskılandığından hap kullanan kadınlarda işlevsel
yumurtalık kistleri de daha az görülür.
 Hap kullanan kadınlarda fibrokistik meme sorunu daha az görülür.
 Doğum kontrol hapları pelvik enfeksiyon gelişme riskini azaltır.
 Hap kullanan kadınlarda kemik yoğunluğu daha yavaş azalır.
2.1.3.2.Doğum Kontrol Haplarının Olumsuz Etkileri
 Damar tıkanıklığı gelişme riskinin artması
 Bulantı ve kusma
 Hipertansiyon ortaya çıkması
 Adet düzeni değişiklikleri
 Adet kanamasının olmaması
 Adet kanamasının azalması
 Depresyonun ortaya çıkması
 Libido (cinsel istek) azalması
 Emzirme döneminde süt salgısı üzerine olan etkiler
 Kilo alımı
 Memelerde hassasiyet ortaya çıkması
 Rahim ağzı yarası gelişimi
 Vajinada mantar enfeksiyonu gelişimi
 Yüz cildinde lekelenmenin ortaya çıkması
 Sivilce (ve tüylenme) ortaya çıkması
 Baş ağrısı ortaya çıkması
 İlaç bırakıldıktan sonra gebe kalabilirliğin gecikmesi
 Karaciğerde selim tabiatlı tümör oluşumu görülebilmektedir.
2.1.4. Mini Haplar
Bu haplar sadece progesteron içermektedir.
Olumlu ve olumsuz yan etkileri kombine haplardaki gibidir. Östrojen içermediğinden,
emziklilikte ve yaşlı kadınlarda kullanılmasının zararı yoktur. Yirmi sekiz günlük olan bu
haplar bittiğinde ara verilmez hemen yeni pakete başlanır.
Gebelikten koruma oranı %98.5 dur.
2.1.5. Rahim İçi Haplar (Spiral) (RİA)
Rahim içi araç (RİA) veya halk arasında bilinen adıyla spiral polietilen (plastik)
yapıya sahip, rahim içine sığacak büyüklükte tasarlanmış T şeklinde bir alettir. Plastik
gövdenin etrafına bakır tel sarılıdır.
Resim 2. 3: Tüm RİA'larda plastik gövdenin alt ucunda tek lifli yapıda iki adet iplik bulunur.
İplik RİA rahim içinden çıkarılmak istendiğinde ucundan tutulup çekilmek için
takılma sonrası rahim ağzından 1-2 santimetre sarkacak şekilde kesilip bırakılır.
RİA'lar röntgen filmlerinde görünülebilirliği sağlamak için baryum sülfat adı verilen
bir kimyasal madde içerir.
RİA rahim içine yerleştirildiği andan itibaren burada yabancı bir madde olarak
algılanır ve bölgede iltihabi bir reaksiyon oluşturur. Bu iltihabi reaksiyon rahim içine ulaşan
spermlerin etkisiz hale gelmesini sağlar ve gebelik önlenir. Yumurtlama süreci devam eder.
RİA'nın koruyuculuğu takıldığı anda başlar ve çıkarıldığında kısa sürede biter.
Bazı RİA'larda bakır yerine progesteron hormonu eklenmiştir. Progesteron hormonu
içerikli RİA bakırlı RİA'nın adet kanaması miktarını ve adet sancısını artırıcı yan etkilerini
gidermek için tasarlanmıştır. Ülkemizde bakırlı RİA'lar hormonlu olanlardan çok daha sık
kullanılmaktadır.
Rahim boşluğuna yerleştirildikleri zaman gebeliği önleyici etki gösteren değişik
biçimlerdeki küçük aletlerdir.Spiraller en az beş yıl süreyle gebelik oluşumundan korur.
Koruma süresi içerdikleri bakır veya progesteron hormonunun zamanla tükenmesiyle
ilgilidir. Spiralin uygulanmasından sonra ilk üç veya dördüncü ayda kanama ya da kanama
miktarında fazlalık olursa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Rahim içi araç, kadının gebe olmadığı kesin olarak biliniyorsa adet kanamasının
olduğu günlerde uygulanır. RİA düşükten, kürtajdan veya doğumdan hemen sonra
uygulanabilir. Çıkarıldığında tekrar gebe kalınılabilir (Rahim dışına çıkıp vücutta
dolaşmaz,baş ağrısı yapmaz, kansere neden olmaz, zayıflama yapmaz, sinir yapmaz)
RİA’ların koruma oranı oldukça yüksektir.
Aplikatör tüp içinde bulunan spiral rahim, ağzından geçirilerek rahim içine yerleştirilir
ve rahimin tepe noktasına deyinceye kadar ittirilir.
2.1.5.1.Ria'nın Kimlere Uygulanması Sakıncalıdır?
Genital enfeksiyon geçirme açısından yüksek risk altında olan kadınlarda uygulanmaz.
Gebelik şüphesi olan kadınlarda kullanılamaz.
AIDS, uyuşturucu kullanımı ve kortizon tedavisi gibi vücut direncini düşüren
durumlarda RİA uygulanmaz.
Normal dışı kanaması olan kadınlarda neden belirlenip tedavi edildikten sonra RİA uygulanabilir.
Herhangi bir nedenle antikoagulan (kan pıhtılaşmasını azaltıcı) ilaç kullanan kadınlar
bakırlı RİA kullanamaz. Bu durumlarda adet kanaması miktarını azaltan hormonlu RİA'lar
kullanılabilir.
Rahim miyomları olan kadınlar arasından miyomları rahim iç tabakasının şeklini
bozacak nitelikte olan kadınlara RİA uygulanması önerilmez.
Bakıra allerjisi olduğu bilinen veya çok ender görülen bakır metabolizması bozukluğu
(Wilson Hastalığı) olan kadınlar RİA kullanamazlar.
Muayenede rahimin çok ufak veya çok büyük olduğunun belirlenmesi RİA
kullanımına engel teşkil edebilir.
2.1.6. Diyafram
Ülkemizde kullanımı az olan diyafram yarım küre biçiminde kauçuktan yapılmış bir
araçtır. Rahim ağzını kapatır ve spermlerin buraya geçmesini engelleyerek olası bir
hamileliği önler. Ancak diyafram sperm öldürücü bir krem veya fitille kullanıldığında
etkilidir. Diyafram cinsel temastan altı saat sonra çıkarılmalıdır. Koruyuculuk oranı diğer
yöntemlere göre daha düşüktür.
2.1.7. Deri Altı Kapsülleri (Norplant)
Kolda cilt altına yerleştirilir. Cinsel yaşantıyı olumsuz yönde etkilemez. Her yaştaki
kadına uygulanabilir. Adet sancılarını, kansızlığı ve kanser riskini önemli ölçüde azaltan
olumlu etkileri vardır. Bunun yanı sıra sivilce oluşumu, bulantı, kilo alma veya kilo verme,
baş dönmesi, kıllanma gibi olumsuz etkileri vardır.
2.1.7.1.Kimler Norplant Kullanamaz?
 Karaciğer bozukluğu olan kadınlar,
 Kalp krizi ya da beyin damarlarında tıkanıklık geçirmiş kadınlar,
 Daha önceden damar rahatsızlığı geçirmiş olan kadınlar,
 Adet kanaması dışında düzensiz kanamaları olan kadınlar kullanamaz.
2.1.8. Koruyucu Enjeksiyonlar
Dünya üzerinde yaklaşık 30 yıldır kullanımda olan doğum koruyucu iğneler üçer aylık
ve birer aylık enjeksiyon şeklinde uygulanmak üzere iki ayrı şekilde bulunur ve ülkemizde
ikisi de mevcuttur.
Bu iki yöntem de güvenilirlikleri doğum kontrol hapları ve tüplerin bağlanmasıyla
karşılaştırılacak kadar yüksektir ve aynen doğum kontrol hapları kullanımında olduğu gibi
geri dönüşümlü olan korunma yöntemleridir.
Üç aylık enjeksiyonlar içlerinde vücutta doğal bulunan progesteron hormonunun
medroksiprogesteron asetat adlı sentetik depo türevini içerirlerken aylık enjeksiyonlarda
progesterona ek olarak östrojen de bulunur.
Üç aylık iğneler on ikişer haftalık aralıklarla, aylık iğneler ise dörder haftalık
aralıklarla kalçadan veya koldan kas içine enjekte edilerek uygulanırlar.
Aylık iğnelerde bir enjeksiyondan diğerine geçen süre en fazla 33 gün, en az 23 gün
olmalıdır. Aylık iğneler arası süre 23 günden daha az olduğunda adet düzensizliği ortaya çıkabilmektedir.
Bir enjeksiyondan diğerine geçen süre yukarıdaki süreleri aştığında yeni uygulama
gebelik testi sonrası gerçekleştirilmelidir.
Koruyucu enjeksiyonlar overyumlarda oluşacak olan yumurtlamayı durdurarak
etkisini gösterir. Üç aylık iğneler ovulasyon (yumurtlama) sürecini devre dışı bırakarak etki
ederlerken, aylık iğnelere ek olarak bulunan östrojen ovulasyonu, devre dışı bırakmaya
katkısı yanında düzenli olarak adet görülmesini sağlar.
Koruyucu enjeksiyonların adet kanaması değişiklikleri,kilo ve psikolojik değişiklikler
gibi yan etkileri olabilir.
Doğum, kontrol iğnelerinin ayrıca; sancılı adet görmeyi engelleme, adet öncesi
gerginliğini azaltma, yumurtlama sancısını azaltma, anemi riskini azaltma,miyoma bağlı
kanamalarda azalma,yumurtalık kisti görülme sıklığının azalması, epilepsi hastalığı
olanlarda nöbet sıklığını azaltıcı,endometrium ve yumurtalık kanserinden koruma gibi
etkileri de bulunmaktadır.
2.1.9. Prezervatif ( Kaput-Kondom)
 Kadın Kondomu: Kadının kullandığı ince poliüretandan yapılmış esnek bir kılıftır.
Cinsel ilişkiden önce hazneye yerleştirilir. İlişki sırasında meni ve içindeki erkek
tohum hücrelerini hazneye dökülmesini engeller, gebelikten, cinsel yolla bulaşan
hastalıklardan korur.
 Erkek Kondomu: Erkekler tarafından kullanılan bir çeşit kauçuktan yapılan esnek
kılıftır. Cinsel ilişki sırasında erkekten atılan meni ve içindeki tohum hücrelerinin
hazneye dökülmesini önlemektedir. Hem gebelikten hem de cinsel yolla bulaşan
hastalıklardan korumaktadır. Kadının rahim ağzı kanserine yakalanma riskini
azaltmaktadır. Her ilişkide yeni bir kondom kullanılmalıdır.
Prezervatif kullanımında şunlar yapılmalıdır; Şüpheli kişilerle ilişkiye girmekten
kaçınılmalıdır ya da prezervatif kullanılmalıdır.Prezervatif bir kez kullanılmalı, ilişki sonrası
çıkarıldıktan sonra imha edilmeli, eller sabunlu su ile yıkanmalıdır.
2.1.10. Köpüren Tablet ve Fitiller
Cinsel ilişkiden önce hazne içine yerleştirilir. Yerleştirdikten sonra etkisi azalmaya
başladığından bu süre içinde ilişki gerçekleştirilmelidir. Jellerin özel uygulayıcısı vardır.
Uygulayıcı doluncaya kadar içine krem veya jel sıkılır. Uygulayıcının ucu rahim ağzına
kadar sokulur ve piston itilerek krem veya jel hazneye boşaltılır.
2.1.11. Sperm Öldürücüler
Spermlerin rahim ağzına ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için hazneye uygulanan
köpüren tablet, fitil, krem, jel ve köpük gibi kimyasal maddelerdir.
2.1.12. Kadın ve Erkekte Cerrahi Sterlizasyon (Tüplerin Bağlanması)
 Kadında tüplerin bağlanması
Çiftlerin ortak kararı ile kadında yumurtayı taşıyan tüplerin (kordonların) gönüllü
olarak bağlatılmasıdır.
Kadın yumurta hücresiyle erkek tohum hücresi birleşemez ve gebelik oluşamaz. Geri
dönüşü yoktur. Kadının cinsel hayatını ve adet düzenini olumsuz yönde etkilemez.
 Erkekte tüplerin bağlanması:
Çiftlerin ortak kararı ile erkekte tohum kanallarının gönüllü olarak bağlatılmasıdır.
Böylece erkek tohum hücresi meniye geçemez ve gebelik oluşmaz. Geri dönüşü yok
denecek kadar azdır. Erkeğin cinsel isteğini, sertleşmesini, boşalmasını yani cinsel hayatını
hiçbir şekilde olumsuz yönde etkilemez.
2.1.2. Etkisi Sınırlı Geleneksel Yöntemler
2.1.2.1.Takvim Yöntemi
Bir kadının yumurtlaması iki adet dönemin ortasındadır. Yani yirmi sekiz günde bir
adet gören kadının yumurtlaması on dört gün olur. Bünyeden bünyeye farklılık gösteren adet
dönemi arası bazen otuz iki gün olabilir
Yumurtanın ve spermlerin canlı kalmaları göz önüne alınarak on dört günün üç gün
öncesi ve üç gün sonrası tehlikeli dönemdir. İşte bu dönemde cinsel ilişkide bulunulmasına
takvim dönemi denir. Bu yöntem sıklıkla kullanılsa da çok emin değildir. Çünkü kadının
adetlerinin son derece düzenli olması gerekir. Yumurtlamanın önce ya da sonra olması
tehlikeli dönemin süresinin değişmesine neden olacağından istenmeyen gebelikler söz konusu olabilir.
Adet dönemlerinin uzunluğu çok değişkense ya da kişiler çok düzensiz adet görüyorsa
bu yöntem uygun değildir. Mutlaka doktor kontrolü gerektirir.
Yumurtlama anı ayrıca, kadının sabah her kalktığında herhangi bir fiziksel bir
aktivitede bulunmadan vücut sıcaklığını ölçmesi ya da her gün vajinadan gelen akıntının
kıvam ve miktarını değerlendirmesiyle de saptanabilir.
2.1.2.2. Geri Çekme
Gebeliği önlemede bilinen en eski yöntemlerden biri olan geri çekmedir. Erkeğin
ilişkisi sırasında cinsel organını meninin gelmesinden hemen önce hazneden geri çekmesi
demektir. Çok iyi kontrol ve dikkat gerektirdiğinden güvenilir bir yöntem değildir.
2.1.2.3. Vajinal Yıkama (Lavaj)
Cinsel ilişkiden sonra haznenin yıkanmasıdır. Yıkama ile spermlerin hepsinin dışarı
atılması ya da ölmesi beklenemez. Çünkü spermler, saniyelik bir hızla ilerler. Bu nedenle
korunma değeri en az olan yöntemlerden biridir.
2.1.2.4. Spermisitler (Sperm Öldürücüler)
Bunlar kimi yasal içerikli krem ya da köpük tabletlerdir. Cinsel ilişkiden on,-on beş
dakika önce konmalı ve ilişkiden en az altı saat sonra vajina yıkanmalıdır. Koruyuculuğu ve güvenirliği azdır.
Etkisi sınırlı geleneksel yöntemler, sıkça tercih edilen ancak güvenirliği sınırlı olan yöntemlerdir .
2.1.2.5. Laktasyon ( Süt Yapımı – Emzirme )
Emzirmenin gebelikten koruyucu etkisi bebeğin emmesinin refleks yolla hipofiz
bezinden yumurtlamayı baskılayıcı prolaktin hormonu salgısını artırmasından kaynaklanır
Emzirme doğumdan sonra ovulasyonu bir süre geciktirerek doğurganlığı
azaltmaktadır. Doğumdan sonra bebeklerini, çok az emzirebilen kadınların büyük bir bölümü
ilk dört ay içinde adet görürken, uzun süre emzirenler ise ilk altı ay içinde adet görmektedir.
Doğumdan sonra kadınların %50’ sinde adet görmeden ovulasyon olduğu kabul
edilmektedir.Bu da doğumdan hemen sonra istenmeyen gebelik için etkili aile planlama
yönteminin uygulanması gerektiğini göstermektedir.
Bir toplumda emzirme süresi genel olarak uzun sürdürülüyorsa o toplumun
kadınlarında doğum sonu amenore (adet görmeme) süresi de uzundur.
Bu nedenle, emzirmeye toplumsal açıdan bakıldığında gebeliği önleyici bir etkisi
görülmektedir ancak bu özellik bir aile planlama yöntemi değildir çünkü emziren bir kadında
adettin ne zaman başlayacağı bilinemez.
Bilinen tek şey emzirmenin sık ve uzun süreli olması doğum sonrası doğum sonu
amenoreyi uzatmakta ve ovulasyonu da aynı yönde etkilemektedir.
Ülkemizde emzirme doğal olarak kırsal kesimde fazladır. Eğitimin etkisiyle de şehir
yaşamında da artma gözlenmektedir. Bebeğin emzirilmesi anne ve çocuk sağlığı açısından
son derece önemlidir.
Doğum yapan bir anne doğum sonrası adet görmese bile ovulasyon olacağını ve aile
planlaması yapmazsa yeniden gebe kalınabileceğini öğrenmelidir.
2.2. Düşük (Abortus)
Gebeliğin ilk 20 haftası içinde, 500 gramdan az embriyo veya fetüs ve eklerinin
tamamının veya bir kısmının uterus haznesi dışına atılması olayına abortus denilmektedir
(1977 Dünya Sağlık Örgütünün tanımlaması). Diğer bir deyişle fetusun uterus dışında
bağımsız yaşama yeteneğini kazanacak kadar gelişmeden gebeliğin sonlanmasıdır. İlk 12
hafta içinde oluşan düşükler erken düşük, 13.-20. haftalar arası oluşanlar da geç düşük adını alır.
Bebeğin sağlıklı olması; genetik şifresinin normal olması, rahim içine düzgün bir
şekilde yerleşmesine bağlıdır. Genetik şifre bozukluğu (kromozomal anormallik), erken
gebelik kayıplarının önemli bir çoğunluğunun nedenidir. Bu durum, doğanın bir savunma
mekanizması olarak da yorumlanabilir. Zaten yaşamla bağdaşmayacak sağlıksız gebelik
ürünü, erken evrede kaybedilmektedir.
Geç gebelik kayıpları ise, genellikle, genetik bozukluktan ziyade rahim ve rahim
kanalının yapısal bozukluklarına bağlıdır. Bu yapısal bozuklukların başlıcaları; servikal
yetmezlik, rahim duvarı yapışıklıkları ve rahim içi anatomik bozukluklarıdır.
Yumurta ile spermin buluşması, tüplerde olur. Tüpte karşılaşan bu iki hücre birleşir ve
rahime doğru tüp boyunca hareket ederek ilerler. Bu iki hücre yolculuk sırasında çoğalmaya
devam eder. Yaklaşık 6 gün süren bu yolculuk kesintiye uğrarsa dış gebelik oluşabilir. Yine,
varılması gereken son nokta rahim içinde kendisine annenin hormonları ile hazırlanan
"yuvadır". Bu yuvanın dışında bir yere yerleşmesi sorun olabilir. Örneğin rahim ağzına
(servikal gebelik) veya rahim duvarına (intertisyel gebelik) yerleşmesi, nadir de olsa ciddi
riskler taşır. Bu bölgelere yerleşen bebek (embriyo) sağlıklı bir şekilde gelişimini sürdüremeyecektir.
Düşükler her zaman aynı belirtilerle olmaz. Bazen kanama veya ağrı henüz
başlamamışken teşhis edilebilen düşükler vardır. Gebelik kesesi görülmesine rağmen
embriyonun gelişmemesi veya çok erken dönemde gelişmesinin durması nedeniyle
görülmemesi (Boş kese - Anembriyonik gebelik) de bir tür düşüktür. Bir başka farklı düşük
tipi de "missed abortus" adı verilen, embriyonun oluştuktan sonra yaşamaya devam
etmemesidir. Bu durumda embriyonun kalp atışları görülmemektedir. Her iki tip düşük de
kürtaj ile sonlandırılmalıdır.
Klasik anlamda en çok bilinen, karşılaşılan şekliyle düşük (abortus), kanama ve / veya
ağrı ile başlar. Abortuslar, düşük tehdidi, kaçınılmaz düşük, tam olmayan düşük, tam düşük
şeklinde 4 gruba ayrılır:
2.2.1. Düşük Tehdidi
20 haftanın altındaki gebeliklerde, vaginal kanama olmasıdır. Anne adaylarının
yaklaşık %30-40'ı gebeliklerinde düşük tehdidi yaşamaktadır. Bu durumda kanama
genellikle şiddetli değildir. Rahim ağzı kapalıdır. Düşük tehdidine en sık 8 -10. gebelik
haftalarına kadar rastlanır.
Düşük tehdidi yaşayan anne adaylarına, fiziksel aktivitelerini kısıtlamaları, yatak
istirahati ve cinsel ilişkinin yasaklanması önerilir.
Tüm önlemlere rağmen düşük tehdidi, düşük ile sonlanabilir. Bu olayın bir sebebi de
düşüklerin önemli bir kısmının genetik anomalilerden kaynaklanmasıdır. Sağlıksız bir
gebeliğin devam etmemesi doğal seleksiyon mekanizmasının işlemesi olarak değerlendirilebilir.
KAYNAK: www.megep.meb.gov.tr

Döküman Arama

Başlık :